Adı:
Mahrem
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
300
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051114675
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Öyle güzel ki uçmak... Öyle güzel ki tüyden hafif, uçurtmadan serseri, buhardan oynak, toz zerresinden kıvrak, kar tanesinden savruk olabilmek gökkubbede. Niyetim daha, daha da yükseklere çıkmak. (...) Niyetim gökyüzünde fersah fersah yükselip güneşin gölgesine değerek, bembeyaz bulutların üzerine çıkıp bağdaş kurmak ve bir de oradan bakmak dünyaya. Çünkü bilmek istiyorum aşağıda olup biten her şey görülüyor mu buradan bakıldığında? Merak ediyorum arka bahçelerde sırlanmış sırlar, işlenmiş kabahatler, yarım kalmış oyunlar kaydediliyor mu satır satır, kelime kelime? Bilmek istiyorum bir mahremiyeti var mı insanoğlu-insankızının, insan olmanın?"

Şafak, Isabel Allende ekolü büyülü gerçekliğin önemli bir mirasçısı olmaktan öte bir yazar. Romanın görkemli gerçeküstücülüğü kayda değer bir zekâyla desteklenmiş.
-The Independent-

Uyumsuzluklara ve toplumun bunlara nasıl baktığına dair çok
katmanlı bir metin. Sıradışı, sanrılı bir roman...
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)
GÖZE YASAK ,GÖZDEN IRAK OLANLARA...

Bildiğiniz ve gördüğünüz üzere grup üyelerinin çocuğunun kendi profil fotosu var.
Peki en çok kimleri merak ediyorsunuz? Fotoları görünür olanları mı yoksa
Tuco’yu mu?Herkesin profiline bakmadığım için sayıyı artıramayacağım-aramızda artıracak olanlar illaki mevcuttur.- Neden Tuco ?Çünkü tek tanıdığım o burda :))
Kitapla ne ilgisi var demeyin, çok ilgisi var çünkü kitaba göre bu mahremiyetin, saklamak istedikleri fiziksel kusurlarla ilgili olduğu iddia ediliyor. Gerçi Tuco son derece yakışıklı ve karizmatik bir adamdır vesselam.

Tek derdimiz görünmezi görünür kılmak...
Her şey görmek üzerine..
Tüm roman kocaman bir “göz” den ibaret..
Her şeye bakan, her şeyi gören, mahremiyeti ilk ihlal eden göz...
Peki mahremi çözünce insan ne yapar?
Yeni mahrem arar...
Romanın mahremiyeti çözme yöntemi ise çok kolay aslında: Elinize bir hançer alacaksınız ve merak ettiğiniz zat- ı şahaneyi portakal soyar gibi soyacaksınız.
Ve göreceksiniz o rengârenk yaldızlı ambalajlara gizlenmiş saçları parlak, güzel/ yakışıklı,kibar, entelektüel görünen ama aslında aciz, zavallı, sefil insanı :((

FANTASTİK ROMAN
“Var oldukları halde var olmayan, seyirlik oldukları halde ortalıkta görünmeyen insanlar vardı bu şehirde: cüceler, engelliler, şişmanlar... Göze tuhaf görünen bütün insanlar... Dışarının gözlerinden sakınan, evlerinin mahremiyetine sığınan, varlıkları mahrem olan insanlar...”
Saklanmak istedikçe elalemin dikkatini çekmek var tabi bir de... O organize örgütün gözü, komşu kadınların pencereleridir ve illüminatiden bile daha hızlı ve fütursuzdurlar. Saklamak, saklanmak nafiledir çoğu zaman...Çünkü onlar için mahrem nâmahremdir.

MİLATTAN ÖNCEKİ AŞKLARLA 2000’İ DEŞMEYELİM
VEEEE
İNSAN TERK ETTİĞİ ŞEYE NEDEN DÖNÜP BAKAR SON BİR DEFA
Aşk bir hayal taciridir. Kıyıda köşede kartlaşmış hayalleri çekip çıkartır, yıkayıp paklar, allayıp pullar ve terütaze sıfatıyla sahibine kakalar.
Kakalamak fiilinin aşkla aynı cümlede geçiyor olmasından zinhar ben sorumlu değilim ama laf aramızda çok yakışmış. :))
Aşk için ilk gereken şey nedir?
Güzel bir kadın ve yakışıklı bir erkek mi?
Bir Mecnun bir Leyla...
Bir Tahir bir Zühre...
Romandaki aşk 130 kilo olan şişman ve depresif bir kadınla 80 cm boyunda bir cüce arasında yaşanmakta...
Şimdi siz okuyanların kafalarından geçen soruyu şişman kadın da tahmin etmekte bilesiniz.. :)))
Kimsenin mezar taşında “Aşktan öldü.” yazmaz lakin bizim Be- Ce’ ye aşık şişman kadınımız intihara teşebbüs eder kendi ironisiyle havagazı çekerek bir uçan balon olaraktan bu dünyadan ervah-ı âleme intikal etmek ister. Merak buyurmayınız hepsi üstkurmaca taktiğidir ve herkes yaşamaktadır - bir kedi hariç-
Özetsiz fragmanlarla idare edeceğinizi biliyorum, zaten uzun sürdü okumam biliyorsunuz, alıntılarla oyalayıp durdum sizi...

YAN YATIP ÇAMURA BATIYORSA MEVZU....
O KULVARDA GÖRÜNMEM

“Arkasından gelecek karalanmaktan, alay, nefret ve stigma konusu olmaktan çok korktuğum için hiçbir zaman kendimin biseksüel olduğumu kamuya açık alanda konuşma cesaretini göstermediğimin farkına vardım. Fakat birisi hiç kimse durumun karmaşıklığı nedeniyle sessiz kalmamalıdır."

“Zamanı, yaralarla ölçen kadın
Geçmişiyle kavgalı
Gündüz isyankar
Geceleri Tanrı’ya sığınan kız çocuğu
Kırdığı kalpleri dizmiş ipe
Gene en büyük zararı kendine “
Uçurtmalar şiirinden bir bölüm bu , çalkantılı halini anlamamak için kör ve sağır olmak gerek...

Eşi terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan hakkında gözaltı kararı çıkarılmış biri...
Karalanmaktan korktuğu için biseksüel olduğunu çok sonra açıklayan, eşinden ayrılan, yurtdışına yerleşen , 14 eser veren, eserleri 40 yabancı dile çevrilen,2000 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü'nü kazanan Mahrem romanı ile geniş okur kesimi tarafından tanınan son dönem Türk edebiyatının - kim ne derse desin- en güçlü yazarlarındandır.
Kendi deyimiyle kemikleşen bir okur kitlesi vardır ve bu kitle her şeyi kolay kolay beğenmez...
O kitlenin naçizane bir üyesi de benim...

KONULAR HEP AYNI,
GEÇELİM ...
Kamu spotu görevimi yapmadan gitmek bana yakışmaz:
Mahremiyete saygı gösterin...
Gözünüze sahip olun...
Nazar etmeyin...
Seviyorsanız söyleyin...
En güzel kadına aşık olun ama eğer en güzeline olmadıysanız bunu o kadının yüzüne söylemeyin... :))
Aşıksanız, aşkınıza sahip çıkın...
Şişmansanız diyete girin...
Anlaşılması zor bir kitap.Yazar, alışılmış üslubunun dışında farklı bir roman denemesi yapmış.Yarım bırakmak çok istesem de başladığım kitabı bitirmeden bırakmadığım için okumuştum.
Mahremiyet üzerine farklı dönemlerden fantastik hikayelere flasback yaparak kafa karıştırıcı bir anlatım yolunu seçmiş. Kitaba kötü diyemem ancak beklentimi karşılamadı.
"Gidince gördü ki, uzak denilen mesafe tipik bir serap gibi sahteydi; insan ne kadar açılırsa açılsın, hep yerinde kaliyordu orayı buradan ayıran ufuk çizgisi..."
Fantastik tarzda yazılmış bir roman. Başlangıçta sıkıcı buldum zorlanarak okudum ancak ilerledikçe kitap kendini açtı ve karakter-olay örgüsü yerini buldu.Masalsı tarzdan hoşlananların beğenebileceği bir kitap.
Çok beğendim kitabı.Bir günde bitti.İçindeki yarı efsane yarı mitolojik hikayeler bana Aytmatov'un kitaplarını hatırlattı.Yazarın en güzel kitaplarından bence.Diğer kitapları gibi paralel hayatları anlatmış.
Mükemmel bir üslup. Bu tadı diğer kitaplarında da bulmuştum.Hikaye çok hoşuma gitti. Nedenini bilmediğim bir içtenlik sardı beni.Bence unutulmaz kitaplardan biri.
Ilk defa bir Elif Şafak kitabında hayal kırıklığına uğradım. Kendisine ve kitaplarına hala hayranım fakat bu kitabı Elif Şafağın yazdığına inanamıyorum. Konular arasındaki bağlantıyı cok zayıf buldum ve fazla uzatılmıs betimlemeler ve anlatımlar beni fazlasıyla yordu. Kitabı bitirdiginde yine insanı bi sekilde etkiliyor ama illa okunması gerek diyemem bu kitaba.
"Mahrem" bana göre kesinlikle ilginç bir kitap.. Bana göre gerçekliğin iki üç adım ötesinde gerçekleşen bir kurgu ve beni tuhaf bir hissiyata iteledi.. Hayata dair; fiziki anlamda herkes gibi olmayan çok zayıf , çok şişman, kısa, uzun yahut fiziksel engelleri olan insanların bir gününü nasıl yaşadığını düşünmeye sevketti.. Bunu yaşamak çokta hoştu diyemem ama yine de edinilesi bir deneyim Mahrem i okumak..
Görmek ve görülmeye dair bir roman.
Eğer seyirlik bir insanız,ya da değilseniz de insanların gözlerinin size dokunmasını engellemek,yılan bacağı görebilmek gibidir.Ancak bilmeliyiz ki bir şeyleri görmemek çoğu zaman görmekten daha iyidir.Bir de,kitabın bütününde bölüm başlıklarına dikkat etmek lazım.
Bu kitabi defalarca yarım bırakmaya niyetlensem de sonunda bitirdim. Bitmesine bitti de yazar bu kitapta ne yapmak istemiş inanın anlamak zor. Yine her kitabında olduğu gibi alıntı yapılacak cok güzel bölümler var ama kitabın sonuna kadar o kadar çok tekrar ve konular arası kopukluk var ki; her defasında farkli bir kitap okuyor hissi yaşıyorsunuz. Örnek vermek gerekirse; çadırda geçen bir olaydan bahsederken ansızın bir apartmana geçip size ne oluyor yahu hissini yaşatıyor. Keza gereksiz uzatılmış betimlemeler de mevcut. Kitabın ortasında güzel bir kitap hissi yaşasam da bu fikrim çok uzun sürmedi malesef. Kitaptaki / işareti ile ayıra ayıra yazdığı bölümlere ise hiçbir anlam veremedim. Yazarı hala sevmekle birlikte bu kitabını üzülerek hiç ama hiç beğenmediğimi belirtmek isterim.
Gerçekten çok garip hissettim okurken,çok da sıkışmış. Karakterler o kadar iyi anlatılmış ki onların psikozu sizi de sarıyor. Elif Şafak psikiyatrinin içinden çıkarıyor sanki romanlarını ve her karakter bi şekilde hastalıklı (toplumdaki herkes gibi) ,üstelik harika bi anlatımla sizi de içine alıyor. E.Şafak çok iyi yazar.Ama keşke bu kitabı hiç okumasaydım.Kötü etkiledi beni, kötü, ürkütücü...
Mahremiyet üzerine birbiri içine geçmiş hikayelerin yeraldığı oldukça farklı kurgulanmış bir kitap.

Toplum dışına itilmişlik o kadar gerçekçi anlatılmış, dışlanmışlık öyle samimi aktarılmış ki; Okurken göze batan bütün kusurlarınızla çırılçıplak kalıyorsunuz bir anda! ...

Başarılı bir Elif Şafak kitabı.
Bu kitaptan sonra bir kez daha anladım ki:
Bırakalım da insanlar ihtiyaç duydukları eksikleri ile ve gereksiz gördükleri fazlalıkları ile yaşasın. Onları yadırgamak onları daha da çok incitmek demektir.
Kitap ile ilgili ise:
Bence Elif Şafak çok önemli bir toplumsal mesaja yönelmiş lakin o her paragraf arasına sıkıştırdığı tanımları biraz daha ilgi çekici kılabilirdi, onlar beni baya bunalttı onun dışında güzeldi. İyi okumalar...
Kaç kitap okuyunca alim,kaç diyar görünce gezgin,kaç hezimetten sonra bezgin olurdu insan?
Çocukluğun arka bahçesi vişne ekşisi tadındadır. Hatırlamak, bayramlık elbiselerde leke bırakır. Oysa herşeyi unutmak kabildir. İyidir unutmak, göz temizliğidir. İnsan unuttunca ve unuttukça, bir kedi gibi kendi kabahatinin üstünü örtebilir. Yeter ki hafıza üşüsün....
Baktın ki kem söz işiteceksin, evvela kendin dalga geç kendinle; hatta en çok sen dalga geç ki, başkalarına fırsat kalmasın.
Elif Şafak
Sayfa 27 - Doğan Kitap
Ayçiçeği güneşe âşık olunca, gülmekten kırılmış bütün bitkiler. “Güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile ayrılmaz. Kudretli ve ulaşılmazdır. Sen kim, o kim. Vazgeç bu sevdadan” demişler hep bir ağızdan. Ayçiçeği sesini çıkarmamış. Sevdalı gözlerini dikmiş güneşe; bakmış bakmış bakmış. Uzun müddet hiçbir şeyin farkına varmayan güneş, nihayet bir gün, ayçiçeğinin bakışlarını hissetmiş üzerinde. Önce geçici bir heves sanmış ama zamanla yanıldığını anlamış. Ayçiçeği öyle inatçıymış ki, güneş tahtını nereye taşıdıysa, yılmadan usanmadan o yöne çevirmiş başını. Derken bir öğleden sonra, artık bu takipten bıkan güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ayçiçeğini. Daha ayçiçeğinin üzerinde simsiyah duman tüterken, insanlar akın etmişler olay mahalline. “Yaşasın!” demiş içlerinden biri. “Şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı.”
Öyle güzel ki uçmak ...
Öyle güzelki tüyden hafif, uçurtmadan serseri, buhardan oynak, tuz zerresinden kıvrak kar tanesinden savruk olabilmek gök kubbede. Niyetim daha, daha da yükseklere uçmak. (...)
..bir de bakardım ki saçılmışım oraya buraya. Eğilip tek tek toplardım parçalarımı ama her zaman dağılanlar topladıklarımdan fazla çıkardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mahrem
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
300
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051114675
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Öyle güzel ki uçmak... Öyle güzel ki tüyden hafif, uçurtmadan serseri, buhardan oynak, toz zerresinden kıvrak, kar tanesinden savruk olabilmek gökkubbede. Niyetim daha, daha da yükseklere çıkmak. (...) Niyetim gökyüzünde fersah fersah yükselip güneşin gölgesine değerek, bembeyaz bulutların üzerine çıkıp bağdaş kurmak ve bir de oradan bakmak dünyaya. Çünkü bilmek istiyorum aşağıda olup biten her şey görülüyor mu buradan bakıldığında? Merak ediyorum arka bahçelerde sırlanmış sırlar, işlenmiş kabahatler, yarım kalmış oyunlar kaydediliyor mu satır satır, kelime kelime? Bilmek istiyorum bir mahremiyeti var mı insanoğlu-insankızının, insan olmanın?"

Şafak, Isabel Allende ekolü büyülü gerçekliğin önemli bir mirasçısı olmaktan öte bir yazar. Romanın görkemli gerçeküstücülüğü kayda değer bir zekâyla desteklenmiş.
-The Independent-

Uyumsuzluklara ve toplumun bunlara nasıl baktığına dair çok
katmanlı bir metin. Sıradışı, sanrılı bir roman...
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.016 okur

  • Yasin Ertan
  • Serap türksoy
  • Pınar Kuş
  • Çiğdem
  • Aysedkocak
  • Deniz
  • Taha Küçük
  • Ecrin Alev Aslan
  • Ayşenur Kök
  • Gülçin Aşkın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%14
25-34 Yaş
%34.7
35-44 Yaş
%33.6
45-54 Yaş
%8.7
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.1
Erkek
%23.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.1 (36)
9
%15.2 (32)
8
%19 (40)
7
%13.8 (29)
6
%11 (23)
5
%9 (19)
4
%4.8 (10)
3
%4.3 (9)
2
%1.4 (3)
1
%4.3 (9)

Kitabın sıralamaları