Siyah Süt (Yeni Başlayanlar İçin Postpartum Depresyon)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.803
Gösterim
Adı:
Siyah Süt
Alt başlık:
Yeni Başlayanlar İçin Postpartum Depresyon
Baskı tarihi:
Mayıs 2007
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759915315
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Bu kitap okunur okunmaz unutulmak için yazıldı. Suya yazı yazar gibi...

Siyah Süt kadınlığın, kadınların hayatının kasvetli ve karanlık ama son tahlilde geçici bir dönemiyle ilgili. Birdenbire gelen ve geldiği gibi hızla dalgalar halinde çekile çekile giden bir haletiruhiye bu arada incelenen. Bu haliyle elinizde tutuğunuz kitap bir nevi tanıklık. Otobiyografik bir roman.

(...) Annelik dünyanın en yaşanılası, en muhteşem lütuflarından biri; güzel ki hem de nasıl. Aldığı tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor.

Öylesine benzersiz, öylesine kıymetli... aynı zamanda çetrefil, karmaşık ve kimi zaman hayli ağır.

"Siyah Süt, cesur, şaşırtıcı, tılsımlı bir roman: Bunca kötülüğün ortasında, bize umut veriyor Elif Şafak, dayanabilmek, direnebilmek ve sonra hayata, bir mucize gibi, yeniden başlayabilmek için."
Selim İleri
(Arka Kapak)

Yatak odasındaki komodinin üzerinde yuvarlak bir ayna var. Kenarları gümüşten. Aynanın ortasında bir kadın duruyor. Bedeni patiskadan bez bebek; bir tek bakışları etten ve kemikten. Bakıyor kendine dinmeyen bir merakla. Ayırmıyor gözlerini suretinden.

Oysa bilmez mi ki "bakmak" masum bir şey değildir ya da aynalar basit birer obje? Bilmez mi ki aynaların yüzeyleri ya bir kumaş parçasıyla örtülmeli ya da duvara doğru çevrilmeli? Bu kadar mı kayıtsız geleneklere? Yoksa bile bile mi çiğniyor kaideleri? Asırlık öğretilerle inatlaşmak istercesine?

"Her ayna anahtarını kaybetmiş bir kapıdır. Açılır Diyar-ı Esrar'a. Olur da fazla bakarsan aynaya, aralanıverir kapı, kaybolursun sonsuzlukta."

Kadının saçları gelişigüzel bir şekilde toplanmış, sağdan soldan çalı gibi saç tutamları fırlamış. O tutamlardaki her bir saç teli dile gelmiş, isyana gelmiş. Bas bas bağırıyor:
"Ne olur artık bizi yıka, bizi tara, bizi topla!"
Saç dipleri daha da beter haykırıyor, feryat figan.
"Ne olur artık bizi boya. İnsan içine çıkamaz olduk utancımızdan. İstersen civciv sarısına boya. Hatta seneler evvel bir keresinde kızıl yapmaya kalkmıştın da korkunç olmuştuk hani. Ona bile razıyız. Yeter ki boya bizi, unutma!"
(Önsöz'den)
Annelik hakkında en ufak bir fikrim ve hayalim olmadan başladım kitaba. Bitirince anneniz ve tüm anneler gözünüze ilahi bi kudretle donatılmış birçok level atlamış savaşçılar gibi gelecek. Edebiyatın kadın hayatındaki yerine de değinmiş. En hoşuma giden yanıda kendimden alışkın olduğum iç sesler korosuydu. Kitabın yan etkileri; her durum ve olayda içinizdeki hangi kadının ayaklandığını hangisini memnun ederken hangisine kafa tuttuğunuzu düşünmeden edememek olacaktır :)
Elif Şafak baya eleştirilen,çok okunmasına rağmen aynı oranda da itici bulunabilen bir yazar.Ben genel olarak her kitabına hakim olan tasavvuf yönünü ve kaleminden de açıkça belli olan feministliğini beğeniyorum.Sürekli okumak biraz sıkıntı olabilir ama belirli aralıklarla okumak bana baya iyi hissettiriyor.
Siyah Süt bir kadının hamileliğinin öncesi ve sonrası yaşadığı ruh halini anlatan bir otobiyografik roman.
Yazarın dili her zamanki gibi gayet akıcı kitap okuyormuşsunuz gibi değil,sohbet havasında.

Bu kitapta parmak kadın olarak adlandırılan altı ayrı kadına yer verilmiş. Yazar kitap boyunca ‘benistan memleketi’ dediği kendi içerisinde kurduğu bir yerde yaşayan bu parmak kadınlarla diyalog halinde. Hepsinin birbirinden farklı kendine has özellikleri olması gibi hepsi kendisine ait.Hepsinin hayatında ki rolleri ve yerleri tamamen başka,farklı zamanlarda ortaya çıkıyor. Yaşı ilerledikçe ve eksiklik hissedince daha önce hiç tanışmadığı kadınlarla bile tanışabiliyor hatta şaşırıyor kendisinde böyle bir ben bulduğu için.Bir tanesinin tasavvufi yönü çok ağırken bir tanesi işveli,cilveli görüntüsüne çok önem veriyor. Bir tanesi herşeyi mantık süzgecinden geçirirken bir tanesi evde sütlaç yapmaktan zevk alıyor.Kitabın en ve tek sevdiğim kısmı bu parmak kadınlar bölümü oldu. Onun haricinde tek sıkıldığım ve tavsiye etmeyi hiç düşünmediğim Elif Şafak kitabı oldu. Annelik ancak bu kadar duygusuz anlatılıp bu kadar basite indirgenebilirdi. Konu baya kopuk kopuk ilerliyor zaten bazı bölümlerde ‘ne alaka ya şimdi ‘felan diyorsunuz.Bölüm aralarında farklı kadın yazarlara veya bazı yazarların vefakar eşlerine yer verilmiş onların hayatlarından bölümler aktarılmış. Kitabın sonlarına doğru Doğum sonrası depresyona yakalanıp yakalanmadığınızı anlayabileceğiniz(böyle savunuluyor)bir test var. Sonra depresyonla nasıl başa çıkılıra bağlanmış bir bölüm de mevcut. Depresyonu bir cin(??)olarak gösteriyor ve farklı benzetmeler yapıyor çok taşlar yerine oturmamış bana kalırsa. İçinde bir çok güzel mesaj olmasına rağmen okumasanız bir şey kaybetmeyeceğiniz tuhaf bir roman.
Bir erkek olarak, keşke eşimin doğumundan önce okusaydım dediğim, kadınların o dönemlerdeki hallerinde bana bir çok fikir veren güzel bir çalışma. Bana göre kadınlardan çok erkekler okumalı.Teşekkürler Elif Şafak.
Okudugum ilk Elif Safak eseri... Baska bir eserini okurmuyum bilemiyorum su an icin...

200. sayfada "hamileyim" diyene dek tekduze , kopuk kopuk gidiyor ... bir turlu toparlanamayan surekli ic seslerle , ic hesaplasmalarla gecmis.... sonrasinda hic tadına varilmamis bir hamilelik donemi hissettirdi bana....
sonrasinda anne olunmus ama hic bir ozel an paylasilmiyor okuyucuyla .... sanki hersey zoraki hissi veriyor.... Arka sayfada Selim ileri yorumunda "bunca kotulugun ortasinda ,bize umut veriyor Elif Safak" denmis olsa da ben o umudu hissedemedim....

Sanki sadece yazarlar , edebiyatcilar ......vb bir kesim icin yazilmiscasina cok fazla yazar ve kitap isimlerine , ayni zamanda onlarin mini mini biyografilerine yer verilmis... konu dagilmis bana gore ....

Sayfa 288'de " on ay boyunca ne yeni bir romana baslamak, ne bir oyku kaleme almak...Edebiyat icin tek bir satir uretmedim.Bu kadar uzun bir donem boyunca hicbir sey kaleme almamak zincirleme bir reaksiyona yol acti bende.Yazmadikca dunyaya ilgimi kaybettim,dünyaya ilgimi kaybettikce pasiflestim,pasiflestik
ce ozguvenim eridi,ozguvenimi kaybettikce hayal gucum zedelendi,hayal gücüm zedelenince ....yazamaz oldum..." diyor yazar....

Sanirim tum bu sebeplerden dolayi bir turlu icine giremedim bir okuma oldu benim icin....

Uzuuuunca bir Elif Safak arasi veriyorum... Umarim bir gun keske baska bir eserinden baslasaymisim derim.
Elif Şafak kendinden çıkmış yola, bir kadının annelik mi yoksa kariyeri mi gitgellerini çok güzel tasvirlerle anlatmış. Herkesin sadece kendi yaşadığını düşündüğü hamilelik, doğum korkuları ve lahusalık sıkıntılarından bahsetmiş.

Benistan dediği kendinde, içinde, bilincinde barındırdığı 6 minik kadın yaratmış her biri farklı yönünü temsil eden. Ben en çok Can Derviş Hanım'dan etkilendim, bu minik bilge kadınımızın tasavvufi yönü ağır basıyor. Anaç Sütlaç Hanım tam da annelik tarafımız, ev hanımı yanımız. Hırs Nefs Hanım, Pratik Akıl Hanım, Saten Şehvet Hanım ve Sinik Entel Hanım da diğer küçük kadınlarımız.

Dünya yazarları ve Türk yazarların hayatlarından, görüşlerinden ve temsil ettikleri akınlarını o kadar güzel anlatmış ki, tabii bu kişilerin kitaplarından da önerilerde bulunmayı es geçmemiş yazarımız.

İyi okumalar dilerim.
Yazarın kendi iç yolculuğunu anlatıyor kitap. Iç yolculuğu esnasında hayata dair nasıl yalpaladığını sonrasında ise bu bocalamalardan nasıl kurtulduğunu anlatıyor. Tek bir cümleyle söyle anlatabilirim. Insan denen varlık tüm yanlarıyla kendini fark edip kabul ettiğinde mutluluğu yakalayabilir.
Siyah süt elif şafak in kendisini ele alarak yazdığı bir roman türü ve özellikle erkeklerin yani sıra tüm annelerin okuması ve faydalanacağı bir tür kitap
"Annelik dünyanın en yaşanılası, en muhteşem lütuflarından biri; güzel ki hem de nasıl. Aldığı tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor."

Yazarın annelik ve yazarlık arasındaki düşüncelerinin, anne olunca yaşadığı bunalımların kitabı, otobiyografik bir roman. Anne olmadığım, bu depresyonlara yakalanmadığım için anlatılan duyguları anladım ama hissedemedim. Eminim evli hanımlar çok daha iyi hissedip anlarlar. Romanda hoşuma giden kısım yazarın iç sesimiz dediğimiz düşünceleri kişileştirmesi, onların karikatürlerini sayfa aralarına serpiştirmesiydi. Feministliğini açıkça ifade etmekten çekinmeyen yazar her fırsatta bu konulara değiniyor, fazla hoşlanmadığım kısım ise burası.Edebiyat dünyasından kadın yazarların hayatlarına uğramamazlık yapmıyor.
Pek tavsiye edebileceğim bir kitap değil maalesef. Yazarın kendi ifadesiyle okunup unutulmak için bu kitap. İlgisini çekenlere göz atabilirsiniz diyebilirim.
Elif Şafak'ın doğumdan sonra çoğu kadının yakalandığı ama bunu anlamlandıramadığı, bebeğini kucağına almanın mutluluğunu yaşayamadan aniden kendini karanlıklar içinde bulan kimine göre "nazar" olarak adlandırılan ama bir kadın doğumcunun çıkıp bırakın bu hurafeleri, "postpartum depresyon bu" dediği durumu eşsiz şekilde tanımlayan ve en yakından tecrübelerini okurla paylaştığı harika bir eser.
Bunun yanında edebiyat ve annelik kavramı birlikte sürdürülebilir mi ? Bunun getirisi anneye ne olur ? sorularına naçizane cevap bulabileceğiniz bir kitap. Kadın tiplemeleriyse oldukça kaliteli. Bitirdiğinizde annenize bir kat daha saygı - sevgi duyacağınıza eminim. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Çok genç bir yaşta çok eğlenerek okudum. O zaman annelik, evlilik gibi konularda düşünmem için bir sebep yoktu tabi. Buna rağmen beni gerçekten düşündürmüştü. Benim için başarılı bir kitabın en büyük kriteri de budur.
Her ne kadar Elif Şafak sevmesem de yıllar önce okumuş olduğum Siyah Süt'ü kadın yazarlar ile ilgili bilgiler verdiği için ve verirken sıkmadığı için sevmiştim.
Kitabın otobiyografi-anı-deneme karışımı bir tarzı var. İlk sayfalardan itibaren yazarın iç hesaplaşmalarını okuyoruz. Yazar bir yandan bebek sahibi olmak isterken bir yandan da bunun kariyerini ve hayatını olumsuz etkilemesinden korkuyor. Karar verebilmek için geçmişte yaşamış ve günümüzde yaşayan kadın yazarları gözden geçiriyor. Kimler çocuk doğurmuş, kimler çocuğa karşı, kimler iyi annelik yapmış, kimler çocuğunun nefretine sebep olmuş vb. Bu bölümlerde birçok kadın yazar hakkında ilginç bilgiler öğreniyoruz. Kitapta benim en sevdiğim kısım da bu bölümler oldu.

Kitabın kapağında “Yeni başlayanlar için postpartum depresyon” diyor. Postpartum depresyon bizim lohusalık sendromu dediğimiz olay. Yani yeni anne olmuş kadınların yaşadığı bunalım hali. Elif Şafak da bu bunalımı yaşamış ve kitapta o hali anlattığını söylemiş ama kitapta bu konuyla ilgili pek bir şey yok. 300 sayfalık kitapta ilk 200 sayfa yazarın “Çocuk yapsam mı yapmasam mı?” ikilemini okuyoruz. Kalan sayfalarda hamileliğinden ve depresyonundan bahsediyor. Bu da bana yetersiz geldi. Mesela yazar bebeğin ismini yazmamış ve bebeğiyle ilişkisini, anneliğin ona ne hissettirdiğini yazmamış. Sadece bu halin 10 ay sürdüğünü, sonra normale döndüğünü biliyoruz. Bu konuda daha fazla yazmasını isterdim.

Kitapta karikatürlere de yer verilmiş. Fikir olarak güzel bir düşünce ama çizimlerin daha iyi olmasını isterdim.

Kitabı severek okudum. Elif Şafak hayranlarının, anneliği düşünen kadınların ve kadın yazarlar hakkında ilginç bilgiler öğrenmek isteyen herkesin severek okuyacağını düşünüyorum.

Daha ayrıntılı yorum için bloguma bakabilirsiniz. http://suleuzundere.blogspot.com.tr
''Yalnızlık Allah’a mahsustur diyerek her insanı evliliğe mecbur bırakmak, insanoğlunun geliştirdiği en büyük aldatmacalardan biridir. Nuh’un Gemisi’ne çiftler halinde bindik diye tüm yolculuğu çiftler halinde yapmak zorunda değiliz.''
Ve nasıl oluyor da evlilik bir kadın ve bir erkek gerektirdiği halde, “Evde kalmak” tabiri sadece kadınlar için kullanılıyor.
Senin yolun okumak ve yazmak, yazmak ve okumak... Kitaplar, kitaplar, kitaplar! Bunun dışında bir yolun olamaz! Olmamalı!
Erkekler yorulunca evlenirler. Kadınlar ise sırf meraktan evlenirler. Sonunda her iki taraf da hayal kırıklığına uğrar.

Oscar Wilde
Elif Şafak
Sayfa 194 - Doğan Kitap
Tebeşirle çizilmiş bir seksek oyunu kadar uçucu bir çizgisi var hayatın. Farkında olmadan basıyorsun çizgiye. Kızıyorlar anında. "Yandın!" diye atılıyorsun oyun dışına.
"Hani insan evvela düşünür taşınır,sonra oturur yazar. Bense tam tersine.Yazmadan
bilemem bir konuda ne düşündüğümü.Zihnimden geçenleri anlayabilmek için onları kâğıt üzerinde görmem şart evvela. Şimdi de bir fikir var aklımda ama ne olduğunu
anlayabilmek için yazmaya ihtiyacım var.Yazabilmek için de bir adet kâğıda."
Elif Şafak
Doğan Kitap Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Siyah Süt
Alt başlık:
Yeni Başlayanlar İçin Postpartum Depresyon
Baskı tarihi:
Mayıs 2007
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759915315
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Bu kitap okunur okunmaz unutulmak için yazıldı. Suya yazı yazar gibi...

Siyah Süt kadınlığın, kadınların hayatının kasvetli ve karanlık ama son tahlilde geçici bir dönemiyle ilgili. Birdenbire gelen ve geldiği gibi hızla dalgalar halinde çekile çekile giden bir haletiruhiye bu arada incelenen. Bu haliyle elinizde tutuğunuz kitap bir nevi tanıklık. Otobiyografik bir roman.

(...) Annelik dünyanın en yaşanılası, en muhteşem lütuflarından biri; güzel ki hem de nasıl. Aldığı tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor.

Öylesine benzersiz, öylesine kıymetli... aynı zamanda çetrefil, karmaşık ve kimi zaman hayli ağır.

"Siyah Süt, cesur, şaşırtıcı, tılsımlı bir roman: Bunca kötülüğün ortasında, bize umut veriyor Elif Şafak, dayanabilmek, direnebilmek ve sonra hayata, bir mucize gibi, yeniden başlayabilmek için."
Selim İleri
(Arka Kapak)

Yatak odasındaki komodinin üzerinde yuvarlak bir ayna var. Kenarları gümüşten. Aynanın ortasında bir kadın duruyor. Bedeni patiskadan bez bebek; bir tek bakışları etten ve kemikten. Bakıyor kendine dinmeyen bir merakla. Ayırmıyor gözlerini suretinden.

Oysa bilmez mi ki "bakmak" masum bir şey değildir ya da aynalar basit birer obje? Bilmez mi ki aynaların yüzeyleri ya bir kumaş parçasıyla örtülmeli ya da duvara doğru çevrilmeli? Bu kadar mı kayıtsız geleneklere? Yoksa bile bile mi çiğniyor kaideleri? Asırlık öğretilerle inatlaşmak istercesine?

"Her ayna anahtarını kaybetmiş bir kapıdır. Açılır Diyar-ı Esrar'a. Olur da fazla bakarsan aynaya, aralanıverir kapı, kaybolursun sonsuzlukta."

Kadının saçları gelişigüzel bir şekilde toplanmış, sağdan soldan çalı gibi saç tutamları fırlamış. O tutamlardaki her bir saç teli dile gelmiş, isyana gelmiş. Bas bas bağırıyor:
"Ne olur artık bizi yıka, bizi tara, bizi topla!"
Saç dipleri daha da beter haykırıyor, feryat figan.
"Ne olur artık bizi boya. İnsan içine çıkamaz olduk utancımızdan. İstersen civciv sarısına boya. Hatta seneler evvel bir keresinde kızıl yapmaya kalkmıştın da korkunç olmuştuk hani. Ona bile razıyız. Yeter ki boya bizi, unutma!"
(Önsöz'den)

Kitabı okuyanlar 2.445 okur

  • Nunu
  • Sıla Kavri
  • Ayşe Ağbayrak
  • Finduşi
  • Serap Erol
  • Nalan S.
  • Nihal Demirel
  • Sevgi Yeter
  • Ebru bas
  • Ayşegül Gül

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.2
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%17
25-34 Yaş
%30.6
35-44 Yaş
%30.2
45-54 Yaş
%10.1
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%88.4
Erkek
%11.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.2 (71)
9
%10.7 (50)
8
%17 (79)
7
%18.2 (85)
6
%10.5 (49)
5
%11.8 (55)
4
%4.7 (22)
3
%3.9 (18)
2
%3.2 (15)
1
%4.7 (22)

Kitabın sıralamaları