Çarklar Arasında

8,2/10  (38 Oy) · 
82 okunma  · 
34 beğeni  · 
1.198 gösterim
Hermann Hesse'nin kendi yaşamöyküsüyle de paralellikler taşıyan "Çarklar Arasında"nın kahramanı Hans Giebenrath, Almanya'nın küçük bir kasabasında yaşamaktadır. İçedönük ama çok yetenekli bir genç olan Hans, devletin açtığı yatılı okul sınavına kasabadan gösterilebilecek tek adaydır. Snavda başarılı olmasının ardından Hans'ı sıkı çalışma günleri bekler. Tek hedefi, başarılı olmak, küçük düşmemek, ailesini ve çevresindekileri hayal kırıklığına uğratmamaktır. Oysa okulda tanıştığı Hermann, yaşamını ders çalışma üzerine kurmayan birisidir; Hans'ın bütün planlarını, yaşam felsefesini değiştirir. Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından, 'Nobel Edebiyat Ödülü' sahibi Hermann Hesse'nin, yaşadığı yüzyılın ilk yarısında geçerli eğitim sistemini eleştirdiği "Çarklar Arasında", insanın, doğanın yarattığı haliyle hiçbir düzenin hüküm sürmediği bir cangıla benzediği düşüncesinden yola çıkıyor, okullarda verilen eğitimin gençleri toplumun yararlı bir üyesi yapma ve bireye hiçbir özgürlük alanı tanımama çabasını eleştirirken doğal insanın belli sınırlar içinde zorla tutulmaya çalışmasına karşı çıkıyor. Hesse'nin insancıl ve barışsever felsefesi, tüm yapıtlarında olduğu gibi "Çarklar Arasında"da ön sırada yer alıyor. 
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    250
  • ISBN:
    9789750732911
  • Orijinal Adı:
    Undern Rad
  • Çeviri:
    Kamuran Şipal
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet pak 
01 May 23:25 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Bu yıl benim için Herman Hesse , Stefan Zweig ,Franz Kafka okumalarının ağırlıkta olduğu bir yıl oluyor. Bu üç yazarın bir çok kitabını kütüphaneme kazandırmama rağmen , ayda sadece birer kitaplarını okumakla yetiniyorum. Normalde çok sevdiğim yazarların bir kitabını okuyup beğendiğimde seri bir şekilde aynı yazarın bütün kitaplarını aralıksız okurum . Ama bu üç yazar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim . Bu çok sevgiden de öte bir şey olmalı . Sanki kitaplarının hepsini okuyup bitirdiğimde hayatımın geri kalan yıllarında bir şeyler eksik kalacakmış gibi hissediyorum. Belkide hayatım da eksik kalan bir çok şeyi bu üç yazarla tamamlıyorum . O yüzdendir ki okumaya kıyamıyorum .O yüzdendir ki ayda sadece birer kitaplarını okuyorum .Kütüphanemin tozlu raflarında onlar bana, ben onlara bakarken yıllardır uzakta olan bir sevgiliye kavuşmanın heyecanıyla incitmeden raflardan bir kitap indirir , ilk sayfasından son sayfasına kadar dış dünya ile bağımı kesip soluksuz okurum. Tabi bu kadarıyla kalmaz günlerce etkisinden kurtulamam.

Eğitim sistemine derinlemesine olmasa da yüzeysel bir eleştiri getirmiştir Hesse. Sistem, istediği insan modelini ta ilk okul sıralarından başlayarak üniversiteye ve sonraki sürece kadar kendi belirlemiş olduğu kurallar çerçevesinde eğitimcileri kullanarak gencecik pırıl pırıl beyinleri , topluma ,devlete ve millete faydalı birer birey olarak yetiştirmeyi görev bilmiştir. Oku oku eşek oğlu eşek bizim gibi olma adam olun adam sözünü babasından annesinden duymayan kalmamıştır. Nereden bilebilirdik ki adam olmaktan kastın ,kör , sağır , dilsiz olmak ile eşdeğer tutulduğunu. '' Azıcık aşım kaygısız başım '' demek olduğunu . On beş yirmi yıllık bir eğitim sürecinde topluma ve en önemlisi kendi değerlerimize yabancılaşmayı nereden bilebilirdik . İlk okul , orta okul ,lise ,üniversite derken çürümüş sistemin çarkları arasında Hans Giebenrath 'ler kaybolup giderken, kendini kurtarabilenler , sisteme hizmet eden birer birey olarak kalmanın ötesine gidememiştir. Nede olsa okumuşuz adam olmuşuz. Üniversite bitirmiş sabah sekizde işe gidip , akşam beşte işten çıkıp ,ayın on beşinde banka kuyruğunda maaşımızı almaya hak kazanmış ( sus payıdır bu ) kafamızı kuma gömmüş,kulağımızı sağır , gözümüzü kör etmişiz. Ha birde evlenmek vardı değil mi ? Daha iyi yaşayabilmek için maddi değerler üzerine kurulu birde yuva kurduk mu olay bitmiştir. Aslı Erdoğan 'ın Kabuk Adam kitabıyla bir çok benzer yan buldum kitapta. Ne demişti Aslı Erdoğan '' Sen yıllardır Amerika 'da yaşayan , Amerikalaşmış bir fizikçisin. Ülkendeki acılara sırtını dönüp gittiğini için bunca parayı veriyorlar sana ,o kanın üzerine sıçramasına bile izin vermezsin. Bir fizikçi olduğun sürece senden istenen ,insanın kendisine de sırt çevirmendir zaten . Çözümleyici bir zekadan başka değeri yoktur insanın ;hedefi de ,doğayı üç - beş formüle indirip denetim altında tutmaktır. ''

Birde eğitimdeki fırsat eşitsizliği var tabi. Görünüşte eşit sorularla sınava giren öğrenciler , eşit şartlarda sınava hazırlanabiliyorlar mı ? Bir burjuvazi ailesinin öğrencisi , bir kaç özel hoca ,dershaneler, bir eli yağda bir eli balda eşit sorular ile girilen sınava hazırlanırken , bir emekçi ailesinin öğrencisi ise bunların hiç birinden faydalanamadan , eşit sorular ile girilen sınava hazırlanmaktadır. Bir yandan ailesinin bütçesine katkıda bulunmak için çalışmak zorunda kalan bir öğrenci ile burjuvazi ailesinin öğrencisini eşit sorular ile sınava sokmak ve buna göz yumup sessiz kalmak kadar ahmakça bir şey olamaz. Göz yummak ve sessiz kalmak zorundayız sistemin istediği insan modeliyiz ne de olsa !

1877 yılında doğup 1962 yılında vefat eden Herman Hesse bu kitabı yazıp eğitim sistemini o günün şartlarında analiz ederken , üstünden yıllar geçmesine rağmen değişen hiç bir şey olmadığını görebilseydi ne hissederdi acaba çok merak ediyorum . Ne sistem değişti , ne de sistemin istediği insan modeli. Değişenler de bir şekilde sistemin acımasız çarkları arasında kaybolup gitti.

TOUJOURS 
 24 Ağu 06:01 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

DEH HA DEH!

Öğretmenler, veliler, öğrenciler başta olmak üzere toplumun neredeyse tamamı tarafından büyük titizlikle okunması, incelenmesi ve anlaşılması gereken bir eser: Çarklar Arasında…

Bu eserde anlatılanlar ve eserin vermeye çalıştığı mesajlar özellikle veliler ve öğretmenler tarafından dikkatle okunmalı, irdelenmeli ki eğitim-öğretim dediğimiz şey ad değiştirip büyük bir faciaya dönüşmesin!

Hermann Hesse’nin bu kitabı sanatsal bir metin ama bence bu eser öğretici metinlere taş çıkarır nitelikte… Peki, Hesse, akıcı üslubuyla ve kendi öz yaşam öyküsüyle paralellik gösteren bu romanında ne anlatıyor? Ünlü yazar, eserinde yarış atlarının(!) yaşadığı sıkıntıları, fiziksel ve duygusal çöküşleri; baskıların doğuracağı felaketleri; eğitim sisteminin ve bu sisteme dahil olan unsurların katılıklarını, eksikliklerini, yanlışlarını düşüncesizliklerini ve bu çarkların un ufak ettiği körpe ruhları ve bedenleri ince ince ince anlatmış, gayet de başarılı olmuş...

Bunca yıldır eğitim camiasının içerisinde yer alan biri olarak, kitabı okuyup bitirdikten sonra şöyle geriye dönüp, geçmiş yıllara bir bakma gereksinimi duydum. Ve en başta kendimi yokladım. Öğrencileri birtakım zorlamalarla, günümüz gerçeklerini göz önünde bulundurarak sevmediği, hayalini kurmadığı, mutlu olamayacağı, istemediği bir alana yönlendirmiş miydim? Bunu enikonu düşündüm ve cevabım: HAYIR! Seneleri tek tek gözden geçirdiğimde bunu yapmamıştım. O yıllarda bu kitabı okumamıştım. Bu kitap benim yol göstericim olduğu için bu tür eylemlerden kaçınmış değildim. Peki, neydi beni bu yanlışa sürüklemeyen, vicdanen rahatsızlık duymamı engelleyen neden? Neden ben de öğrencilerimi birtakım zorlamalarla roman kahramanımız Hans gibi mutsuz bir hayata, umutsuz bir sona itmemiştim? Bunun cevabı yine bende saklıydı, geçmiş yaşantımda… Çünkü ben, bir zamanların Hans’ıyım. Çünkü birileri vakti zamanında kendi idealleri uğruna benim de hayallerimi çalmıştı. Ve ben bunun acısını zaten senelerce içimde yaşıyordum. Mesleğe başlarken de bana yapılanları ben öğrencilerime yapmayacağım diye karar almıştım. Ve hiç yapmadım, cevabım bu yüzden HAYIR… Ama bu yıkıcı plan, bu sonu mutsuzluk, karanlık hatta ölüm olabilecek olumsuz eylem veliler başta olmak üzere öğretmenler hatta akrabalar tarafından yapılıyor mu sonuna kadar EVET! Çok küçük yaşlarda ağızlarına taktıkları gemlerle çocuklarına ya da öğrencilerine eyeri vuruyorlar mı? Evet, vuruyorlar! Ellerinde bir kırbaç biniyorlar mı sırtlarına? Evet, biniyorlar!... Sonra ne mi yapıyorlar? Elbette, deh ha deh!… Komşunun atı (pardon çocuğu) seni geçiyor bak! Deh ha deh… El alem ne der düşündün mü hiç? Deh ha deh… Ne istedin de almadık, senin neyin eksik? Deh çocuğum, deh ha deh… O yasak, bu olmaz, sus atlar konuşmaz… Bir boy öndeyiz ha gayret, nallarını daha yeni yeniledik, koş babam koş, koş annem koş, koş öğretmenim koş… Ata(özür dilerim çocuğa) ne istediğini, ne ideali olduğunu, onu hayat boyu neyin mutlu edeceğini soran yok, onun çığlıklarını duyan yok!... Onun hayallerinin, onun su gibi akıp giden çocukluğunun gençliğinin önemi yok! Neden? ÇÜNKÜ O BİR ÇOCUK DEĞİL, O BİR AT! Dersler, sınavlar, sınavlar, dersler, gece yarıları, kurslar, suni teneffüs saatleri ve buuuum. Sonra “Ben nerede yanlış yaptım? Teraneleri. Sen baştan beri yanlış yaptın da fark bile edemedin. Bakmasına izin vermediğin bir hayvanı çocuğun elinden alırken yanlış yaptın, kendi ideallerini dayatarak yanlış yaptın, dersle, sınavla boğarken yanlış yaptın, eğlencelerini elinden alırken yanlış yaptın. Tiyatro oyuncusu olmak için yanıp tutuşan bir çocuğu zorla mimar yaparken yanlış yaptın, radyo televizyon okumak isteyen çocuğa “Hukuk kazanırsan okuturum, başka bir bölüme göndermem” diyerek sonucunda da göndererek ya da göndermeyerek yanlış yaptın!... Sen yanlış kere yanlış yaptın da iş işten geçti, geç anladın belki de hâlâ anlayamadın taşın sertliğini, suyun insanı boğabileceğini, ateşinse yakabileceğini… O yüzden bu kitap tam sizlik sayın anneler, babalar, öğretmenler, akrabalar, komşular, öğrenciler… Henüz başka canlar yanmasın diye lütfen bu kitabı okuyun, okutturun lütfen…

Sanatsal kaygısı bir yana, toplumların ortak kanayan yarası olan evrensel bir sorunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren bu eseri kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Ve lütfen zamanınız varsa aşağıdaki linke tıklayarak “Ölü Ozanlar Derneği” adındaki filmi de izleyiniz. Bence kitapla muazzam bir ikili olacaklardır.

Keyifli okumalar, bol filmli saatler dilerim.

( Sürç-i lisan ettiysem de beni affedin gitsin. Affetmezseniz de canınız sağ olsun.)

https://www.izlesene.com/...-128-dk-1989/8819077

Kübra E. 
 16 Haz 00:29 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Hesse...
Belki de benim en hassas noktamdan vurdu beni.
Yıllarını sınavlara hazırlanmakla geçiren ben, birçok sevdiğim şeyden ideallerim uğruna vazgeçtim.
Hani insan bazen ne kadar zor durumda da olsa etrafında aynı sıkıntıları yaşayan birileri olduğunu bilir ve pervasızca rahatlar ya, bunu bilmek bile rahatlatmıyor. Hatta beni daha da karamsarlığa itiyor.
Dönüp geçmişe bakıyorum, en çok sevdiğim şey kitap okumakken bundan bile feragat edişimi hatırlayıp üzülüyorum.
Şimdi mi? Şimdi de değişen pek bir şey yok. Sorumluluklar, görevler, idealler yine peşimi bırakmıyor.


"Çarklar Arasında" ile bunların ne ilgisi var ki şimdi diyebilirsiniz.
Hesse tam da benim en hassas noktam dediğim noktaya parmak basmış kitabında.
Öyle ya, yaşamda hep soylu amaçlarımız olmalıdır, iyi bir konumda olmalıyızdır, hep daha iyi olanı amaçlamalı ve de bu uğurda ufak tefek şeylerden de feragat etmeliyizdir(!)
Peki bunun ölçüsünü kim belirleyecek? Feda edilenler ile kazanılan edimler birbirini dengeleyebilecek mi? Kim bilebilir ki...
Çarkların dişlileri arasında sıkışıp kalırsanız vay hâlinize!
Bunun sorumlusu mu? Tabii ki de sizsiniz! Etrafta soylu amaçlarına ulaşan pek çok insan varken bunu becerememek tamamen sizin basiretsizliğinizdendir!..


Peki, bu kadar eleştiriyoruz sistemi. Şimdi eteğindeki taşları dökme sırası bende.
Geçmişimi ve bugünümü sorgulattı bu kitap bana. Hayatta nelerin önceliğim olduğunu, bunların beni gerçekten mutlu edip etmediğini sordum kendime sürekli.
Sonra eğitimcileri düşündüm, tıpkı çocukları gibi bu bitmek bilmeyen sınav maratonunda yorgun düşen ebeveynleri, arkadaşlarımı...
Yine de büsbütün karamsarlığa kapılmıyorum.
Bilinçli eğitimcilerin olduğunu görmek beni mutlu ediyor ya da bütün yanlışlıklara rağmen kendi doğrusundan şaşmayanları, yığınlar içinde kendi kalabilen bireyleri görüp mutlu oluyorum.
Güneşli günler görebilecek miyiz? Biz yine de umudu elden bırakmayalım...


Keyifli okumalar dilerim.
Kadim dostlarımız olan kitaplarla kalın...

Fatih KABACI 
 13 Nis 22:13 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 7/10 puan

Okul döneminde inek mesabesinde görülen ancak manastır öğreniminde tanıştığı arkadaşı sayesinde tamamen hayatı değişen Hans'ın romanını Herman Hessenin akıcı uslubuyla okudum. İyi okumalar...

mısra 
02 Tem 23:48 · Kitabı okudu

Kitapta küçük bir çocuğun yaşamının duygusal, bedensel gelişimini destekleyen uğraşlarına fırsat verilmeden sadece ders başarısına yönlendirilmesi üzerine yaşadıkları, hem babası hem de öğretmenlerin katı, acımasız eğitim ilkelerini uygulamasının Hans’ı nasıl bir ruhsal çöküşe, bunalıma soktuğu, yok oluşa sürüklediği anlatılıyor.

Hans’ın son durumunda bile babasının, öğretmenlerin kendi yanlışlarını görmemesi hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmelerini kabullenmek güç. Burada eğitim sisteminin katı ilkeleri insan olgusunun önüne geçiyor, kaybedilme pahasına da olsa kurallar işliyor, çok acımasız ve insafsız.

Çarkları kendi lehine döndürerek çocukları ve gençleri yok eden hiçbir sistem doğru değil, yok edilen hayatların telafisi yok. İnsana değer vermek, gülen gözlerin arkasına gizlenmiş çığlıklara kulak vermek gerekiyor. Bunları duyamadığımız zaman sonuçlarını çok acı bir şekilde duymak zorunda kalıyoruz. O zaman da yapılacak bir şey kalmamış oluyor.

Hermann Hesse konuyu çok güzel işlemiş, ilgiyle, duygulanarak okudum, iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri.

Anne babaların ve eğitimcilerin birçok çıkarım yapabileceği bu kitap kesinlikle okunmalı.

"Aşırı zorlanmış olan bu küçük at,
şimdi yolun kıyısına uzanmıştı
ve kendisi dahil hiç kimseye artık bir yararı da yoktu..." (Çarklar Arasında, sayfa108)

Nasıl bir hikayeydi bu Hesse, yoksa yine kendini mi yazmıştın yoksa!
Okuduğum kitaplarında hep yaralı karakterin adı H. ile başlıyor.
Sanırım hepsinde de kendinden bir şeyler var.
Bir anne olarak bu kitaptan çok etkilenmiştim.
Evet abartmıyorum parlak zekalı bir çocuk Hans,başarılı iken herkes tarafından seviliyordu, sonrasında ise...
Hans'ın babası o ders çalışsın, okul giriş sınavlarında başarılı olsun
diye onu , en sevdiği uğraş olan , balık tutmaktan ve
kırlarda koşup oynamaktan alıkoymuştu.
Hans, büyürken çocukluğunu yaşayamadı, yarış atları gibi koşturuldu, onun da bir çocuk olduğu unutuldu, ruhsal ihtiyaçları yok sayıldı.
Bir anne babaysanız fırsatınız olduğunda mutlaka Hans ile tanışın.

Küçük Prens filminden fırlamış bir çocuk Hans zira...
Bir de Her Çocuk Özeldir filmini yazan kesinlikle bu kitabın bazı can alıcı bölümlerinden etkilenmiştir diyorum ben...

Burak Koca 
11 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Her eğitmenin okuması gereken bir kitap.Hep öğrencilerin başarı için zorlanmasını yerine onların ilgi ve zevklerine zaman ayırma fırsat tanınmaması o öğrencinin yavaş yavaş kaybedilmesini anlatan çok iyi bir kitap.

seher 
16 Kas 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Hermann Hesse'nin kendi yaşamöyküsüyle de paralellikler taşıyan "Çarklar Arasında anna babalar ile eğitimcilere bir ders niteliğindedir.Ülkemizde sınavdan sınava koşturulan çocukların ruh dünyası kitapta yer almıştır.

Dila. 
16 Şub 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Hermann Hesse "yarış atı gibi yetiştirilen çocuk" hikayesi kurmuş ve bunun üzerinden hem insanların tutumunu hem de dönemin eğitim sistemini eleştiriyor.
Çocukların içindeki gelgitleri çok iyi yansıtmış, onunla birlikte siz de sıkılıyor ve sanki yeniden össye hazırlanıyormuş gibi boğulacağınızı hissedebiliyorsunuz (En azından bende o etkiyi yarattı)

Anlatımda betimlemeler çok fazla bu bazen konudan kopmaya sebep olabiliyor. ara ara sıkıldığımı itiraf etmeliyim.
Bir de sonunun daha vurucu olmasını bekledim. ancak kısacıktı ve geçiştirilmiş gibi geldi açıkçası.

Çok derin etkiler bıraktı diyemem ama okuduğum sürede keyif aldığım da bir gerçek.

Osman Çağrı Oğuz 
 27 Ara 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Biz gençlerin yaşadığı sıkıntılar, bize yapılan baskılar ve eğitim sisteminin eksileri çok güzel bir şekilde anlatılmış...Yaşı kaç olursa olsun herkesin okuması gereken, herkesin kendi eğitim hayatı ve gençliğiyle bağlantı kurabileceği bir kitap...

2 /

Kitaptan 64 Alıntı

TOUJOURS 
21 Ağu 16:49 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

... Ama hepsinden önemlisi, cesaretini hiç kaybetmeyeceksin!

Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 15 - Can Yayınları)Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 15 - Can Yayınları)
Mehmet Aldemir 
06 Ağu 23:34 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Öyle bir dünya ki, bu dünyada notlara, sınavlara, sınavlarda elde edilen başarılara değil, insanın vicdanının temizliğine önem veriliyordu yalnızca.

Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 109)Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 109)
TOUJOURS 
23 Ağu 18:08 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

...İşin uzmanıymış gibi laflar ederek kendilerinin de konuya yabancı olmadıklarını belli etmek istiyorlardı.

Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 164 - Can Yayınları)Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 164 - Can Yayınları)
mehmet pak 
27 Nis 23:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İnsanın ruhuna bir tek zarar geleceğine bedenine bin zarar gelsin daha iyi.

Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 66 - Can Yayınları)Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 66 - Can Yayınları)
Mehmet Aldemir 
07 Ağu 00:39 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Öğretmenler, ölü bir öğrenciye hayattaki bir öğrenciden bambaşka bir gözle bakar her zaman, ölü bir öğrenci karşısında yaşayan her varlığın ve her gencin değerine, biricikliğine ve yerine konmazlığına bir an olsun inanırlar; oysa başka vakit genç öğrencilere karşı çokluk kötü davranır, günaha girerler de hiç umursamazlar.

Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 109)Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 109)
mısra 
26 Haz 16:35 · Kitabı okudu · İnceledi

Zaten genel olarak bir zamanlar her şey bambaşkaydı, şimdikinden çok daha güzel, çok daha güler yüzlü, çok daha canlıydı!

Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 150)Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 150)
TOUJOURS 
22 Ağu 03:56 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Kim diyormuş öğretmenlerde kalp yok? Kim öğretmenlerin kılı kırk yaran fosilleşmiş, ruhsuz kimseler olduklarını söylüyormuş? Yalan, yalan! Bir çocukta hayli zaman çalışıp ortaya çıkarılamamış yeteneğin bir an gelip ansızın uç verdiğini...gören bir öğretmen sevincinden deliye döner, gururundan içi içine sığmaz...

Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 59 - Can Yayınları)Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 59 - Can Yayınları)
mısra 
02 Tem 23:47 · Kitabı okudu · İnceledi

Ama çocukluk anıları birden yeniden aklına gelmişti işte; çok çok uzaklardan kopup gelmişlerdi, öyle canlı renkleri ve insanın içinde öyle tuhaf duygular uyandıran kokuları vardı ki, o zamandan bu yana yaşanmış hiçbir şeyle kıyaslanacak gibi değillerdi.

Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 34)Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 34)
TOUJOURS 
22 Ağu 16:29 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Keşke biz de bir bulut olsaydık!"
"Ne yapardık o zaman?
"Gökyüzünde yelken açıp dolaşırdık, ormanların, köylerin, kentlerin ve çeşitli ülkelerin üzerinden geçerdik, güzelim gemiler gibi tıpkı..."

Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 87 - Can Yayınları)Çarklar Arasında, Hermann Hesse (Sayfa 87 - Can Yayınları)