Adı:
Çarklar Arasında
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
250
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732911
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Undern Rad
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Çarklar Arasında
Çarklar Arasında
Hermann Hesse'nin kendi yaşamöyküsüyle de paralellikler taşıyan "Çarklar Arasında"nın kahramanı Hans Giebenrath, Almanya'nın küçük bir kasabasında yaşamaktadır. İçedönük ama çok yetenekli bir genç olan Hans, devletin açtığı yatılı okul sınavına kasabadan gösterilebilecek tek adaydır. Snavda başarılı olmasının ardından Hans'ı sıkı çalışma günleri bekler. Tek hedefi, başarılı olmak, küçük düşmemek, ailesini ve çevresindekileri hayal kırıklığına uğratmamaktır. Oysa okulda tanıştığı Hermann, yaşamını ders çalışma üzerine kurmayan birisidir; Hans'ın bütün planlarını, yaşam felsefesini değiştirir. Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından, 'Nobel Edebiyat Ödülü' sahibi Hermann Hesse'nin, yaşadığı yüzyılın ilk yarısında geçerli eğitim sistemini eleştirdiği "Çarklar Arasında", insanın, doğanın yarattığı haliyle hiçbir düzenin hüküm sürmediği bir cangıla benzediği düşüncesinden yola çıkıyor, okullarda verilen eğitimin gençleri toplumun yararlı bir üyesi yapma ve bireye hiçbir özgürlük alanı tanımama çabasını eleştirirken doğal insanın belli sınırlar içinde zorla tutulmaya çalışmasına karşı çıkıyor. Hesse'nin insancıl ve barışsever felsefesi, tüm yapıtlarında olduğu gibi "Çarklar Arasında"da ön sırada yer alıyor. 
212 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Okuyucuya not: Detaylı sayılabilecek, sürpriz kaçıran tarzda olduğunu belirtmeliyim.

Kitabın ismi neden Çarklar Arasında?
Dönüp duran bir çark sistemi var ve siz, arada sıkışıp kalmamak için tüm düzene sorgusuz sualsiz ayak uydurmak zorundasınız. Bu genel olarak bu şekilde giden bir olgu ama Hesse roman itibariyle küçük bir çocuğun baştan beri okul serüveninin, kendisinin düşünceleri sorulmadan, etkinlik ve hobi olarak sevdiği şeylerin kısıtlanmasıyla, önemli manastır sınavına hazırlanması ile başlar. Tüm sene boyunca sınava hazırlanan, özel dersler ek çalışmalar yaparak, tabiri caizse nefes almadan çalışılır ve sınav zamanı gelir. Sınava girmek için kente gelen Hans ve babasının arasındaki diyaloglar çok çarpıcı şekilde anlatılır. Hans'ın sınav telaşı, yaşadığı stres ve kaygılar, çok sıkı çalışmış olmasına rağmen kendine olan güvensizliğin içini kemirmesi... Hesse'nin yansıtmaya çalıştığı tema o kadar güncelliğini koruyan bir tema ki... Asla da güncelliğini yitirmeyecek olan. Hangi seneye gidilirse gidilsin bu, bu şekildeymiş düşüncesini filizlendiriyor aklımda. Hep kullanılan bir tabir vardır; öğrenciye yarış atı muamelesi yapmak. Gerek aile tarafından, gerek çevre ve öğretmenler tarafından olsun, Çarklar Arasında da çok net şekilde anlaşılıyor durum. Bu kadar strese rağmen manastır okuluna kabul görülen Hans, O yaz tatilini, daha huzurla geçiriyor. Bir nevi hayatı, yaşamak tabiri ile tanışıyor diyebiliriz. Balık tutmaya gidiyor yeniden, ormanda dilediği gibi dolaşıyor, ırmakta vakit geçiriyor... Bu farketmeden sevdiği özgürlük, yeniden çevre baskısı ile kısa sürüyor tabii. Manastır okulu sınavını kazanan bir öğrenci, geri kalmamak için yaz tatilinden çalışmaya başlamalıymış, bu zamanlarını boş geçirmemeliymiş vs. Bu durumda hep yarış atı modunda olmaya alıştırılmış olan Hans'ın, bir miktar büründüğü vicdan azabıyla, yaz tatilini kendi elleriyle yeniden çalışmalara ayırıyor, bundan büyük bir pişmanlık duya duya hemde. Manastır Okuluna başlama günü geliyor. Herkesi belli sayılara bölerek odalara dağıtıyorlar, Hans belli bir çalışma şekliyle başarısını koruyor, ta ki Hermann isminde bir öğrenciyle dost olana kadar. Çarçabuk dost olmuyorlar tabiki. Kaçan kovalanır hesabı başta Hermann soğuk ve asi biri gibi görünse de sonrasında Hans ile sıkı ve aşılmaz bir dostluk sağlanıyor aralarında. Hermann hayatı sürekli derslere bağlı yaşayan bir öğrenci olmadığı için, Hans belli bir süre sonra koruduğu başarılı öğrenci profilini bozmaya başlıyor. Öğretmenler ve müdür Hans'ı uyarsa da, bu durum düzelmiyor ve önce Hermann daha sonra Hans okuldan atılıyor. Hans bu süreçte ruhsal açıdan ciddi sayılabilecek sıkıntılar yaşıyor, babası bu ruhsal sıkıntıların artmaması için Hans'ın üzerine gitmemeye çalışıyor. Kitabın bundan sonraki belli bölümlerinde, Hans'ın bu tarz geçirdiği problemlerden bahsediyor. Intihar girişimleri, hayal görmeler, anlamsız kişilerin birarada bulunduğu rüyalar vs. Bu şekilde devam ederken, kalabalık bir ortamda elma şırası yapılıyor. Hans tanıştığı bir kıza aşık oluyor ve karanlık dünyası biraz da olsa aydınlanıyor. Emma ile buluşmalar, konuşmalar Hans'a belli bir süre iyi geliyor. Hans Emma'nın bulundukları yerde misafir olduğunu bile bile kendini Emma'ya kaptırmaktan alıkoyamıyor ve beklenen üzere Emma gidiyor. Hans yeniden yıkılıyor bu sırada tamircilikte çırak olarak işe başlıyor. Kendini işe vermeye gayret gösteriyor. Iş arkadaşlarıyla gayet iyi münasebette olan Hans, bir gün onların davetiyle birlikte eğlenceye katılıyor. Zil zurna sarhoş olup gecenin sonunda eve gitmesi gerektiğini söyleyip arkadaşlarından ayrılıyor. Kendinde bile değilken nasıl olduğu anlaşılmadan bir zamanlar sevdiği ırmakta boğuluyor. Ertesi gün cenaze törenine manastır okulundan bir sürü öğretmen ve müdür katılıyor. Yapılması gereken baş sağlığı, tüm kurallara uyularak yapılıyor ve Hans'ın babası da dahil olmak üzere kısa bir üzüntüden sonra normal yaşamını sürdürmeye koyuluyor.

Incelememin başında kitabın ismi neden Çarklar Arasında diye sormuştum ve kendimce bir açıklık getirmiştim. Incelememin sonuna da başka bir açıklık getiriyorum, kısaca toparlayaraktan. Istenilen düzeyde dönen bir çarka ayak uyduramayan Hans, kendini araya sıkışmış vaziyette buldu. Tamircilikte çırak olarak başlayıp, bu sefer kendini demir çarklar içinde buldu. Iki farklı çark sisteminin bir çocuğun hayatına etkisi diyelim en iyisi.


Öyle ki, kitabın gidişatı ile ilgili değinmek istediğim bir husus var. Bence manastır okulundaki dostu Hermann ile ilgili olan ilişkileri, atıldıktan sonra da ara ara devam edebilirdi. Aynı benim incelememde kestiğim gibi, Hermann Hesse kitapta keskin şekilde Hans ile Hermann'ın anlatılan dostluğunu kesmiş. Sonuna doğru dostluklarına değinilebilirdi diyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
212 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Okul döneminde inek mesabesinde görülen ancak manastır öğreniminde tanıştığı arkadaşı sayesinde tamamen hayatı değişen Hans'ın romanını Herman Hessenin akıcı uslubuyla okudum. İyi okumalar...
250 syf.
Kitapta küçük bir çocuğun yaşamının duygusal, bedensel gelişimini destekleyen uğraşlarına fırsat verilmeden sadece ders başarısına yönlendirilmesi üzerine yaşadıkları, hem babası hem de öğretmenlerin katı, acımasız eğitim ilkelerini uygulamasının Hans’ı nasıl bir ruhsal çöküşe, bunalıma soktuğu, yok oluşa sürüklediği anlatılıyor.

Hans’ın son durumunda bile babasının, öğretmenlerin kendi yanlışlarını görmemesi hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmelerini kabullenmek güç. Burada eğitim sisteminin katı ilkeleri insan olgusunun önüne geçiyor, kaybedilme pahasına da olsa kurallar işliyor, çok acımasız ve insafsız.

Çarkları kendi lehine döndürerek çocukları ve gençleri yok eden hiçbir sistem doğru değil, yok edilen hayatların telafisi yok. İnsana değer vermek, gülen gözlerin arkasına gizlenmiş çığlıklara kulak vermek gerekiyor. Bunları duyamadığımız zaman sonuçlarını çok acı bir şekilde duymak zorunda kalıyoruz. O zaman da yapılacak bir şey kalmamış oluyor.

Hermann Hesse konuyu çok güzel işlemiş, ilgiyle, duygulanarak okudum, iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri.

Anne babaların ve eğitimcilerin birçok çıkarım yapabileceği bu kitap kesinlikle okunmalı.
250 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
"Sistem değişikliği" adı altında her sene değişen sınavlar...
Bölümünü seçtiğin hâlde her şeyi bilmenin gerektiği sınavlar...
Okuduğun onca senenin hiçkimsenin umrunda olmadığı, dakikaların geleceğini belirlediği sınavlar...
Eğitim ve öğretimin dört duvar arasında sığdıralabildiği okullar...
Yıllarını, hayatını dört duvar eğitimle geçirip işsiz kalan "çocuk"lar...
İnsana mekanizma gözüyle bakan anlayış, değersizleştirilen öğretmenler...
Hans'ın yaşadıkları arasında bu saydıklarım var, ya da yok. Ama o da boğuluyor çarklar arasında...
250 syf.
"Aşırı zorlanmış olan bu küçük at,
şimdi yolun kıyısına uzanmıştı
ve kendisi dahil hiç kimseye artık bir yararı da yoktu..." (Çarklar Arasında, sayfa108)

Nasıl bir hikayeydi bu Hesse, yine kendini mi yazmıştın yoksa!
Okuduğum kitaplarında hep yaralı karakterin adı H. ile başlıyor.
Sanırım hepsinde de kendinden bir şeyler var.
Kesinlikle bu kitaptan çok etkilenmiştim.
Evet abartmıyorum parlak zekalı bir çocuk Hans,başarılı iken herkes tarafından seviliyordu, sonrasında ise...
Hans'ın babası o ders çalışsın, okul giriş sınavlarında başarılı olsun
diye onu , en sevdiği uğraş olan , balık tutmaktan ve
kırlarda koşup oynamaktan alıkoymuştu.
Hans, büyürken çocukluğunu yaşayamadı, yarış atları gibi koşturuldu, onun da bir çocuk olduğu unutuldu, ruhsal ihtiyaçları yok sayıldı.
Bir anne babaysanız fırsatınız olduğunda mutlaka Hans ile tanışın.

“Küçük Prens “ filminden fırlamış bir çocuk Hans zira...
Bir de “Her Çocuk Özeldir” filmini yazan kişi, kesinlikle bu kitabın bazı can alıcı bölümlerinden etkilenmiştir diyorum ben...
250 syf.
Hüzünlü ve çok yabancısı olmadığımız bir öyküsü vardı aslında. Sınavdan sınava koşturulduğumuz, bu koşuşturma içinde öğütülmemek için tatillerde dahi koşmaya devam ettiğimiz ''sınav'' ve ''eğitim'' adlı sistemlerin/çarkların çocuklar üzerinde bıraktığı etkiyi konu alıyor. Bir oda dolusu çocuk düşünün. Bu çocuklar eğitim denen bu odaya ve başkalarının kendi iradelerine hapsediliyor. Önlerine atlamaları gereken çeşitli engellerle donatılmış parkurlar döşeniyor. Sonra birbirinden farklı insanların kalıplarına bürünmek zorunda kalmış bu çocuklar engelleri kıyasıya aşmaya ve o virajları dönmeye çalışıyorlar. Döndükçe bir çarkın dişlileri arasına sıkıştıklarını fark etmeksizin. Okurken Hermann Hesse'nin hayatından izler de mi taşıyor acaba diye irdelemedim değil. Eğitimcilere ve bilhassa ailelere ders niteliğinde... Hedeflenen amaç her ne kadar topluma faydalı bireyler yetiştirme üzerine kurulu olsa da aslında öte yandan gençlerin yeteneklerini ve ilgilerini göz ardı edip onları ezilmeye mahkûm etmekten, yaratıcı ve özgür sistemden uzak tutmaktan öteye geçememenin sancısı diyebiliriz. Baskıcı ve gerici sistemde kazanma kavramının verdiği heyecanla üzerine gelen çarkın dişlerinin farkında olamıyor Hans da başlangıçta ama sonrasında onların direttiği kalıpların şeklini alabilmek için gün geçtikçe ilerlemek zorunda kaldığı yol kadar çalışmasını artırmak zorunda ve buna engel olan her şeyin, yapmaktan keyif aldığı balık tutmak gibi aktivitelerin azalarak tükendiğini anladıkça çarkın dişlileri arasından kurtulmanın başkaldırıyla mümkün olduğunu sorguluyor. Sonunda çıkış yolunu bulamayan her çocuk gibi kendimi nasıl öldürsem acaba diye binbir çeşit intihar yöntemini kafasında canlandırıyor ve gerçekleştireceği olay yerini dahi incelemeye gidiyor. Sonra şuna benzer bir cümle kuruyor ve hiçbir çocuk bu cümleyi kurmak zorunda bırakılmasın diyerek sadede geleyim: ''Ölmeyi seçmenin en güzel yanı da bunu kendi istediğin bir zamanda yapacak olman. Her şey hazır, canım istediği zaman öleceğim ve buna ben karar vereceğim.'' Yazardan okuyacağım ilk kitabın böyle bir kitap olmasını beklemiyordum bu yüzden bir süre Hans'ın yaşadığı baskıları ve sıkıntıları içselleştirdim.
250 syf.
·Puan vermedi
Her eğitmenin okuması gereken bir kitap.Hep öğrencilerin başarı için zorlanmasını yerine onların ilgi ve zevklerine zaman ayırma fırsat tanınmaması o öğrencinin yavaş yavaş kaybedilmesini anlatan çok iyi bir kitap.
250 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Hans Giebenrath, küçük sıradan bir kasabada yaşayan zeki ve çalışkan bir çocuktur. Kendine tek kurtuluş yolu olarak yatılı manastırda okumayı hedef çizmiştir. Kesinlikle başarılı olup küçük düşmemek için terini son damlasına kadar akıtan bir yarış atına dönen bu çocuğun gelişimiyle birlikte, ibretlik eğitim sistemine inen eleştiri balyozlarını da okuyacaksınız bu eserde.

Daha önce Demian kitabını okurken de dikkatimi çekmişti , bay Hesse çocuk psikolojisini çok iyi biliyor.Çocuklarla ve gençlerle empatisi çok yüksek bir yazar.Tüm okuma deneyimi boyunca fark edeceğiniz gibi , duyguları verirken çok başarılı ama asla realizimden kopuk bir trajediye de çevirmiyor olayları.

Düşünün bir kez eğer çocuksanız koşmak oynamak ister bütün gün boyunca hayatı derin derin içinize çekmenin tadına varmak istersiniz oysa; eğitim sisteminin kadife eldiveninin altındaki çelikten el sizi sürekli sıkıp bükerek kendi istediği kalıba sokmaya çalışır.Ve bir zaman sonra sadece oyun isteğinizi değil sizi insan yapan o coşkunuzu da tıpkı bizim Hans gibi kaybedersiniz.

Çarklar Arasında’nın anlatımdan bahsetmek gerekirse oldukça kolay ve rahat okunabiliyordu ayrıca çevirisi de harikaydı. Hans’ın duygusal gelgitleri harika bir anlatımla verildiği için taa derinizin altında hissedebiliyorsunuz.
Aşk,kıskançlık,hayal kırıklığı,intihar fikri,depresyon gibi insana ait her hissiyat ve düşünce mükemmel ve çok gerçekçi bir şekilde aktarılmış.

Sonuç olarak,bu kadar derin bir problemi ,bu kadar basit bir dille anlatmayı ancak Hesse başarabilirdi diyorum ve herkese özellikle de eğitimcilere ve ebeveynlere Çarklar Arasında romanını özellikle tavsiye ediyorum.İyi okumalar.
250 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Hermann Hesse'nin kendi yaşamöyküsüyle de paralellikler taşıyan "Çarklar Arasında anna babalar ile eğitimcilere bir ders niteliğindedir.Ülkemizde sınavdan sınava koşturulan çocukların ruh dünyası kitapta yer almıştır.
250 syf.
·Beğendi·9/10
Yazar Hermann Hesse' nin özyaşam öyküsü ile paralellikler taşıyan Nobel Ödüllü roman, Almanya'nın küçük bir kasabasında geçiyor.
..
Milyonlarcasından sadece birisi Hans.
Gelecek kaygısıyla şimdisi elinden alınan, çarklar arasında ezilen küçük Hans.
Gördüğü baskıyla, hayatının tek amacının ailesini ve çevresindekileri gururlandırmak olduğunu sanıyor. Kolay mı bir çocuğa bu? Kolay mı balık tutmaktan bile soğumak.

Bu bizim de çocuklarımızın hikayesi.
212 syf.
·5 günde·7/10
Hermann Hesse "yarış atı gibi yetiştirilen çocuk" hikayesi kurmuş ve bunun üzerinden hem insanların tutumunu hem de dönemin eğitim sistemini eleştiriyor.
Çocukların içindeki gelgitleri çok iyi yansıtmış, onunla birlikte siz de sıkılıyor ve sanki yeniden össye hazırlanıyormuş gibi boğulacağınızı hissedebiliyorsunuz (En azından bende o etkiyi yarattı)

Anlatımda betimlemeler çok fazla bu bazen konudan kopmaya sebep olabiliyor. ara ara sıkıldığımı itiraf etmeliyim.
Bir de sonunun daha vurucu olmasını bekledim. ancak kısacıktı ve geçiştirilmiş gibi geldi açıkçası.

Çok derin etkiler bıraktı diyemem ama okuduğum sürede keyif aldığım da bir gerçek.
Öyle bir dünya ki, bu dünyada notlara, sınavlara, sınavlarda elde edilen başarılara değil, insanın vicdanının temizliğine önem veriliyordu yalnızca.
Öğretmenler, ölü bir öğrenciye hayattaki bir öğrenciden bambaşka bir gözle bakar her zaman, ölü bir öğrenci karşısında yaşayan her varlığın ve her gencin değerine, biricikliğine ve yerine konmazlığına bir an olsun inanırlar; oysa başka vakit genç öğrencilere karşı çokluk kötü davranır, günaha girerler de hiç umursamazlar.
Zaten genel olarak bir zamanlar her şey bambaşkaydı, şimdikinden çok daha güzel, çok daha güler yüzlü, çok daha canlıydı!
Ama çocukluk anıları birden yeniden aklına gelmişti işte; çok çok uzaklardan kopup gelmişlerdi, öyle canlı renkleri ve insanın içinde öyle tuhaf duygular uyandıran kokuları vardı ki, o zamandan bu yana yaşanmış hiçbir şeyle kıyaslanacak gibi değillerdi.
Şu anda dinlenmekten, doya doya ağlamaktan, doya doya düşler görmekten, gerilerde kalan bütün çilelerden ve kahırlardan sonra şöyle yine bir oh deyip rahat bir nefes almaktan başka bir şey istemiyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çarklar Arasında
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
250
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732911
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Undern Rad
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Çarklar Arasında
Çarklar Arasında
Hermann Hesse'nin kendi yaşamöyküsüyle de paralellikler taşıyan "Çarklar Arasında"nın kahramanı Hans Giebenrath, Almanya'nın küçük bir kasabasında yaşamaktadır. İçedönük ama çok yetenekli bir genç olan Hans, devletin açtığı yatılı okul sınavına kasabadan gösterilebilecek tek adaydır. Snavda başarılı olmasının ardından Hans'ı sıkı çalışma günleri bekler. Tek hedefi, başarılı olmak, küçük düşmemek, ailesini ve çevresindekileri hayal kırıklığına uğratmamaktır. Oysa okulda tanıştığı Hermann, yaşamını ders çalışma üzerine kurmayan birisidir; Hans'ın bütün planlarını, yaşam felsefesini değiştirir. Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından, 'Nobel Edebiyat Ödülü' sahibi Hermann Hesse'nin, yaşadığı yüzyılın ilk yarısında geçerli eğitim sistemini eleştirdiği "Çarklar Arasında", insanın, doğanın yarattığı haliyle hiçbir düzenin hüküm sürmediği bir cangıla benzediği düşüncesinden yola çıkıyor, okullarda verilen eğitimin gençleri toplumun yararlı bir üyesi yapma ve bireye hiçbir özgürlük alanı tanımama çabasını eleştirirken doğal insanın belli sınırlar içinde zorla tutulmaya çalışmasına karşı çıkıyor. Hesse'nin insancıl ve barışsever felsefesi, tüm yapıtlarında olduğu gibi "Çarklar Arasında"da ön sırada yer alıyor. 

Kitabı okuyanlar 414 okur

  • Süleyman
  • Tuğba
  • KİNYAS
  • Gökçe
  • Mahmut Divan
  • Şevval Altuncu
  • Mesut Güneş
  • İrem Koç
  • Yusuf kelen
  • Ahmet han

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.6
14-17 Yaş
%2.3
18-24 Yaş
%23
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%26.4
45-54 Yaş
%10.3
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.3
Erkek
%49.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22 (33)
9
%22.7 (34)
8
%28.7 (43)
7
%17.3 (26)
6
%4 (6)
5
%4 (6)
4
%0
3
%0.7 (1)
2
%0.7 (1)
1
%0