Adı:
Hallac-ı Mansur
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
ISBN:
9757076279
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tod İn Bagadad Oder Leben Und Sterben
Çeviri:
Atilla Dirim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yurt Kitap Yayın
İnancın ve Direnişin, "Dar"da Hallac-ı Mansur'un Romanı

Adamın çaresiz bir şekilde oynattığı kolunun ucundaki korkunç yarının çürümeye başladığı açıkça belliydi. Fakat bu kanlı et yığını tüm işkencelere rağmen insanlığından bir şey yitirmemişti. Çarmıhın önünde duran bir cellat, işkence gören adamın vücuduna iki çivi daha çakmakla meşguldü. Çekici indirdiği anda adamın vücudundan fışkıran kan sütunu geniş bir kavis çizerek meydanı kaplayan tozların arasına karışıyordu. Fakat kurban kahkahalar atarak öyle bir gülüyordu ki, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyordu. Bunun sebebi çektiği şiddetli acı olabilir miydi? Rüstem Efendi'nin sesi duyuldu: "Bu adam el-Hallac."
(Arka Kapak)
238 syf.
·7/10
Hiç de tarzım olmayan bir kitap dı şöyleki dinler tarihi ,din üzerinden yapılan siyasetleri ve özellikle de arapların yaptıkları yobazlıklarla ilgili kitapları okuyamıyorum..kitabın yazarı Wolfgang Günter Lerch (Frankfurt Allgemeine gazetesinin Ortadağoğu editörüymüş kitabı yazdığında ama şimdilerde Avrupa konseyinin genişlemeden sorumlu bakan üyesi)aslında tamamen yüz kızartıcı böyle bir dini yobazlık olmaz olsun denilebilecek Hallac ı mansur isimli bir adamın ve tek suçu da tanrıyla olan özel ilişkisini halka açıklamaya cüret etmek olup,devrin mollaları tarafından devlet düşmanı ilan edilmesi ve bunu izleyen süreçte 922 yılında Bağdat ta fetva ile çarmıha gerilip işkencelerle idam edilmesi ni anlatıyor.Başlarda güzel akıcı ilerledi ama ortaları çok sıkıcıydı..Ta ki Hallac-ı mansur un ölmeden önce idam sehbasında onu izlemeye gelen halka söylediği son sözleri ni okudaktan sonra fikrim tamen değişti çünkü şu anda da geçirliliğini sürdüren cümleler ben ce en az 2-3 kere okunmalık cinsden...üzerinden binlerce yıl geçmiş ama insanlar yobazlık yapmaya devam ediyor..
238 syf.
·7 günde·9/10
Kitap İran'da söylediği sözler sonucu yanlış anlaşılma ve biraz da halkın otoriteye karşı çıkaracağı isyandan korkulması sonucu işkence ile hayatına son verilen Hallac ile ilgili bazı bilgiler sunuyor. Kitap içerisinde Hallac'ın söylediği bu sözlere yer verilmiş. Bu sözler ki islam felsefesi yönünden incelendiğinde birkaç cilt kitap yazılacak türden bu sebeple bu kitap kaynak kitap olarak görülmemeli fikrimce. Kurgu hoşuma gitti,Hallac'ın hikayesi kitapta yer alan Prof. ve arkadaşlarının zamanda yolculuk yaparak 1000 öncesine gitmeleri ile aktarılıyor. Yalnız sonu çok havada kalmış, yazar daha fazla uzatmak istemediğinden kitabı bitirmek istemiş gibi duruyor. Okumak hoşuma gitti,Hallac'ın neden idam edildiğini öğrenmek isteyenler için okunabilir bir kitap.
238 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Tasavvuf tarihinin devrim yaratan, efsane ismi Hallac-ı Mansur'un İlahi Aşkı uğruna yaşadığı çileli hayatı, mücadelesi; zamanının gerici müslümanlarının ihaneti ile İmam Azam Hz.'lerinin de katline sepep Abbasi Hilafet makamının fermanıyla iskence edilerek öldürülmesini mistik olaylarla süsleyip anlatan güzel bir kitap. Tavsiye ediyorum!
238 syf.
·10/10
Kitabı aslında başlarda çok okumak istememiştim ama karar verdin ve okudum ve gerçekten bu kadar iyi mi anlatılır inanın bir solukta okudum bir günde elimde bitti ama keşke iki cildi olsaydı yazarın anlatımı çok acık ve herkese tavsiye ederim normalde biyografi ler çok sıkıcı gelir bana ama yazarın yüreğine sağlık ben böyle bir giriş anlatış görmedim ilk 40 sayfada Bi anlayamalirsinşz olayı daha sonra çözüyorsunuz tavsiye ederim ilk defe bir kitap böyle etkiledi sevdiğin birine hediye edicem
238 syf.
·7/10
Alman profesör Klapprothun Irana gitmesi ve orda kaybolması üzerine bölgeye giden gazeteci Eigenbrod şans eseri profesörün günlüğüne ulaşır. Günlükte profesörün bir zaman yolculuğu yaptığı ve Hallacın hikayesini oğlu Hamidin dilinden anlatılıyor. Okurken dönemin ilişkilerini sufiliğin kişiler için anlamını maniheizm hinduizm ve zerdüştlüğe dair bilgiler ediniyorsunuz. Ilgimi çeken şey ise kitaptaki bir Türk karakterin adının Atsız olmadıydı neyden esinlenerek bu ad verilmiş doğrusu merak ettim ve etkilendim. Roman tadında biyografi okumak isterseniz tavsiye ederim.
238 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Merhaba İnsanlar..
Öncelikle belirtmek isterim ki kitap anlatım açısından bana Vladimir Bartol un Alamut kitabını hatırlattı.Bunu söylememin nedeni de iki kitapta da yazarlar kendi dini siyasi kültürel fikirlerini okuyucuya bir kahraman üzerinden anlatması.Bunda yadırganılıcak bir tarafa yok , ki tarihi roman yazıyorsanız kurgu olması şart.
Kitap diğer tarihi romanlara nazaran içinde bir miktar bilim kurguya da yer vermiş olması beni şaşırttı.Tarihi bir romanda bilim kurgu fikrine açıkçası çok da sıcak baktığım söylenemez.Ama tabi yazarın tercihidir ayrıca kitabın bütünselliğini de hiç bozmandan yapması okumamı zorlaştırmadı.
Kitap bence bir miktar eksik bırakılmış gibi geldi bana.Belli noktalardaki ana kahramanlara ne oldu ne bitti neler yaptılar hiç bilmiyoruz.Yazar bunu okuyucuya bırakmış.Buda kısmen de olsa bir eksiklik hissiyatı yarattı bende.-Spoiler!-Özellikle modern hayattaki ana karakterimiz gazeteci Eigenbrod a ne oldu hiç bilmiyoruz yarım kaldı resmen en son bulduğu günlüğü elçilik vasıtasıyla memleketi Almanya'ya götürmeyi planlıyordu ve devamı yok yarım resmen.
Neyse kitap bir miktar eksik kalmış olsa da benim nazarımda iyi bir kitap olduğu gerçeğini değiştirmiyor.Bir çok bilmediğim duymadığım dinler felsefeler düşünceler hakkında çok fazla şey öğrendim özellikle kendi dinimiz İslam hakkında düşündürücü bilgiler yorumlar var.Felsefi olarak insana bambaşka düşünme yorumlama sorgulama katkısı sağlıyor kitap.Bana bu konu da bir çok şey kattığını düşünüyorum kitabın.Tavsiyedir...
Görüşmek üzere :)
238 syf.
·Beğendi·8/10
Ortadoğu'da araştırma yapan Alman bir profesörün kaybolması üzerine İran'a gelen bir gazeteci.Zamanda yolculuk maceraları.Bu yolculukla keşfedilen Hallac-ı Mansur,onun kimlerle temas ettiği,sözleri yüzünden başına gelenler,Abbasiler,Zerdüştler vs. konularında detaylar var.Tavsiye edilir.
238 syf.
·4 günde·6/10
Kitabin arkasinda yazdigi gibi tam bir inancin ve direnisin oykusu.Hallac-i Mansur un hayatini anlatiyor.Acikcasi ben bu adami hic duymamistim. Bu kitap sayesinde araştirdim kendisini, 'Enel hak' diyen ilk insanmis. Ayrica mevlana'nın aşağıdaki sözüne mevzu bahismiş:
"Onun söyledikleri bizim söylediklerimiz yanında çok hafif kalır; fakat biz sır tutmasını bildik ve kurtulduk."Kitabı okurken Hallac’ın yolculuk tutkusu, onun “kendinden önce çevreni tanı, sonra kendini tanırsın” fikri beni çok etkiledi. Boyle bir mutasavvifin kaderinin carmihta son bulmasi beni cok üzdü.Ama kendisinin de dediği gibi o ancak böyle ölurse yaşayacaktı.
238 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İran’a araştırma yapmak için giden Alman profesörünün iki İranlı dostu ile beraber kutsal olarak bilinen bir dağda zaman yolculuğuna çıkmasını ve bu yolculukta Hallac-ı Mansur olarak bilinen Hüseyin İbni Mansur’un idamına denk gelmesini konu almıştır. Bin yıl önceye dayanan bu yolculuk sayesinde tüm yaşamı boyunca şehir şehir gezen Hallac’ın yaratıcıya olan aşkını, kendi mensup olduğu dinin diğer dinler ile ortak ve farklı yönlerini sorgulayarak görmemizi sağlıyor. Kitap çok akıcı giderken sonu erken final olan dizilere benzemiş. Alman profesör ve dostlarına ne oldu? Alman profesörün akibeti için gelen gazeteciye ne oldu? Gözaltına alınan “Kafa Yoranlar”a ne oldu? Eksik kalmış sonu.Tamam biliyorum amaç kitaptaki kurgu ile Hallac’ı öğrenmemizdi fakat bence bu kişiler de kurgunun birer parçası oldukları için onlar içinde bir son yazılsaydı daha güzel olurdu.Hallac’ın idam öncesi yaptığı konuşma çok etkileyiciydi. Kitabın eksik gelen sonuna rağmen dinlere, yaratıcıya körü körüne bağlı insanların bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum.
Herkese iyi okumalar.
238 syf.
·3 günde·5/10
tarih tekerrürden ibarettir o dönem islam ve müslüman ne ise bu dönemdede değişim göstermediklerini açıkça görebiliyoruz cehaletin dinle savunulduğu dönemlerde gerçeği söyleyenin cezalandırıldığını açıkça görmekteyiz
238 syf.
·Beğendi·9/10
Hallac-ı Mansur( İbni Mansur ) kitabı bitirdiğim anda aklıma Sokrates,Cicero, İbni Haldun ve Molla Lütfi gibi her dönemin sorgulayan, iyiliği ve mutlak gerçeği arayan düşünürlerin yaptıkları felsefelerin otorite tarafından idamları ve katledilişleri aynı senaryodaki farklı başroller gibi geldi. İnandıkları uğruna susmayan bu karakterler bağnazlıktan, tekdüzelikten ve salt inanışlardan sıyrılıp din ve ahlak kavramlarına farklı boyutlar kazandırıyor. Mani dini, zerdüştlük , islamiyet ve hristiyanlık gibi dinlerin aynı din geleneğinin farklı yorumları olduğunu aynı altyapıdan beslendiklerini gayet anlaşılır bir biçimde anlatan yazarı ve eseri kesinlikle okumanızı tavsiye ederim..
238 syf.
Ene’l-Hakk” sözüyle tasavvuf tarihine geçen Hallacı Mansûr, edebiyatta Tanrı yoluna kendini kurban etmenin simgesi olarak görülmüştür.

Hallaç önce kırbaçlandı; ardından kolları ve bacakları kesildi, asılarak halka teşhir edildi. Başı kesildikten sonra yakılarak külleri savruldu.

Bu kitabı okuduktan sonra, bu bilgiler size yetmeyecek daha fazla araştırma yapma ihtiyacı duyacaksınız.
Ve araştırdıkça şaşıracaksınız.

İyi okumalar...
"İşte daima sözünü ettiğim tanrıdan uzaklaşma bu " dedi Hallac cevap olarak."Tüm bu çapulcular kendilerini gerçek müslümanlar olarak nitelendiriyor, çünkü namaz kılıyor ve oruç tutuyorlar.Fakat yasanın emrettiği davranış biçimleri tanrıdan uzak olarak yerine getirildiği takdirde, göstermelik olmaktan başka bir işe yaramaz."
Wolfgang Günter Lerch
Sayfa 197 - Yurt Kitap Yayın 2. Baskı 2004
...ülkedeki bütün hukuk sistemi siyasal yaşamın huzuru üzerine kurulmuştu. Bu huzur bozulduğu anda devreye başka güçler giriyordu.
Görünüşe göre şeytan bile belli bir seçme özgürlüğüne sahip. Bu konudaki düşüncelerimi biliyorsun. Adem`in önünde diz çökmeyi reddettiği için onu bugün bile bir ölçüde yüceltiyorum. Sadece efendisi olan Allah `ın önünde eğilmek istiyordu, bir insan olan Adem`in değil. Iblis bu şekilde tanrısal iradeye bile karşı çıkan bir özgürlük semboli olmamış mıdır ?
"Dünyadaki karanlık, ya da başka bir deyişle kötülük, yaratılış gerçeğinden değil,insanın içinde bulunmaktadır."
Wolfgang Günter Lerch
Sayfa 128 - Yurt Yayın-Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hallac-ı Mansur
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
ISBN:
9757076279
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tod İn Bagadad Oder Leben Und Sterben
Çeviri:
Atilla Dirim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yurt Kitap Yayın
İnancın ve Direnişin, "Dar"da Hallac-ı Mansur'un Romanı

Adamın çaresiz bir şekilde oynattığı kolunun ucundaki korkunç yarının çürümeye başladığı açıkça belliydi. Fakat bu kanlı et yığını tüm işkencelere rağmen insanlığından bir şey yitirmemişti. Çarmıhın önünde duran bir cellat, işkence gören adamın vücuduna iki çivi daha çakmakla meşguldü. Çekici indirdiği anda adamın vücudundan fışkıran kan sütunu geniş bir kavis çizerek meydanı kaplayan tozların arasına karışıyordu. Fakat kurban kahkahalar atarak öyle bir gülüyordu ki, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyordu. Bunun sebebi çektiği şiddetli acı olabilir miydi? Rüstem Efendi'nin sesi duyuldu: "Bu adam el-Hallac."
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 725 okur

  • Murat Taş
  • Mehmet uzan
  • Ali Sarı
  • Fatoş eryılmaz
  • Nejwan ışık
  • Adrian
  • Cihan
  • Adem Görkan
  • Banu Baltacı
  • Ali Rıza Özkeles

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%1
18-24 Yaş
%16.8
25-34 Yaş
%39.6
35-44 Yaş
%27.7
45-54 Yaş
%8.9
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.2
Erkek
%57.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.6 (53)
9
%23.4 (45)
8
%28.1 (54)
7
%12 (23)
6
%3.6 (7)
5
%3.6 (7)
4
%1 (2)
3
%0
2
%0
1
%0.5 (1)