İsyan Günlerinde Aşk

·
Okunma
·
Beğeni
·
7053
Gösterim
Adı:
İsyan Günlerinde Aşk
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416199
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
İsyan Günlerinde Aşk
İsyan Günlerinde Aşk
İsyan Günlerinde Aşk
Aldatanlar aldatmakla yetinmezler; onlar, ihanete uğrayandan bunun için üzülmemesini, kahırlanmamasını, dertlenmemesini, sevdiğinin bir başkasıyla yaşadığı hazzın üstüne kendi acılarının gölgesinin vurmasına izin vermemesini de isteyecek kadar bencilleşirler. İhanetin yarattığı ve hem aldatanın hem aldatılanın hayatına yayılan kederli gölgeyi, isterler ki aldatılan temizlesin, aldatanı vicdan azabından, suçluluktan, bir başkasını haksız yere üzmüş olmanın utancından kurtarsın; bunu elde edebilmek için aldattıklarının önünde alçalmayı, kendilerine acındırmayı, gülünç şaklabanlıklarla bir gülücük koparmaya uğraşmayı mubah sayarlar ama ne yaparlarsa yapsınlar bu armağanı aldattıklarından alamazlar; aldatılan, elinde kalan son silahı asla kendini aldatana gönül rızasıyla teslim etmez. Ragıp Bey de, şehrin bir isyanla sarsıldığı o akşam, akıbeti meçhul bir yolculuğa çıkarken, istediği armağanı alabilmek için farkına varmadan kendisini acındırmaya uğraştı; eğer yaptığı şeyin farkına varabilseydi bunu asla yapmazdı ama o anda, kendi kederiyle soğumuş kadının bir tebessümüne, yarı karanlık odada tek başına Kuran okuyan yalnız kadının kendisine bağışlayacağı bir vicdan rahatlığına öylesine muhtaçtı ki kendisine hâkim olamadı. "Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin." Hatice Hanım'ın verdiği cevabı hiçbir zaman unutmadı: "Benim sizde bir hakkım yok."
504 syf.
·12 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bazı kitapların devamını okumayınca ben de hep bir yarım kalmışlık olur. Aklımda kalan soruların cevabını bulmak için mutlaka okumalıyım. Bu kitap da benim için öyle olanlardan. Serinin birinci kitabı olan Kılıç Yarası'nı okumamış olsaydım bunu da hiç merak etmeyecektim. Ama bir kere Kılıç Yarası'nı okumuş bulundum. İkincisinden kaçış yoktu benim için. Hem de en kısa zamanda okumalıydım. Şimdiden söyleyeyim bana önereceğiniz kitap olursa lütfen seri olmasın. Gereksiz bir kitap da olsa mutlaka serisini okurum. Sonrasında okumasaydım da olurdu derim, ama okumadan da duramam. Okuduktan sonra boşa geçen zaman gibi gelse de mutlaka okumalıyım.

Herkes gibi benim de okuduğum yazarlarla ilgili kıstaslarım var. Bazı yazarların kitabını okumam. Ahmet Altan da, okumayacağım dediğim kişilerdendi. Ama sevdiğim bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okuduğum Kılıç Yarası ve İsyan Günlerinde Aşk kitabı ile üçüncü kitabını da okumuş oldum. Hiç okumam dediğim yazarın üçüncü kitabı. Evet gerçekten de ilginç. Ama hayat tesadüflerle dolu.

Ben burada yazarı değil kitabı konuşmak istiyorum. Her ne kadar kendisini sevmesem de edebi dili ve tasvir yeteneğini beğendim tıpkı birinci kitapta olduğu gibi. Karakterlerin iç dünyasını çok güzel yansıtmış. Öyleki karakterlerle kendinizi adete özdeşleştiriyorsunuz. Hatta o derece özdeşleştiriyorsunuz ki, bir sonraki adımını tahmin edebiliyorsunuz. Karakterler hakkında kafanızda soru kalmıyor. Bazen kurduğu cümleler bir paragrafı buluyor. Cümlenin sonuna geldiğiniz de başını unutmuş oluyorsunuz. Ama bu sizi sinirlendirmiyor, çünkü anlatımı o kadar güzel ki cümlenin başını umursamıyorsunuz. Kendinizi okuduğunuz satırlara kaptırıyorsunuz. Birinci kitapta insanı merakta bırakan karakterlerin çoğu olsa da yeni karakterler de ekleniyor. Yeni karakterlerden beni en çok etkileyen Hediye. O bir köle. Onun sesini kimse duymuyor. Her duygusunu içinde yaşıyor. Var ama yok. İnsanı etkileyen kendi içinde yaşadığı aşk ve sessiz gidişi. Gidişine göz yaşı dökmemek elde değil. Hayır ağlamadım(!!!)

Kitap, tarihteki kanlı 31 Mart ayaklanmasını anlatıyor. Olayların gerçek olması insanı daha bir etkiliyor. Bazı kitapları okurken, bunlar sadece hayal ürünü diyerek kendimizi avuturuz ya, bu öyle bir kitap değil. Yaşananların gerçek olduğunu düşünmek insanın canını yakıyor. Öldürülen bir gazetecinin cenazesi, İttihat ve Terakki Cemiyetine karşı olan kesimi harekete geçiriyor. Ülkeyi savunmak için Selanik'ten getirilen alaylı askerlerin arasına giren sarıklı, cübbeli kişilerin din elden gidiyor söylemleri sonunda işe yarıyor ve ayaklanma başlıyor. Şeriat isteyen isyancılar, milletvekili veya İttihatçı subayları yakaladıkları yerde öldürüyorlar. Onlar için kimi öldürdükleri önemli değil, önemli olan din adına öldürmek. Halk sokağa çıkamaz hale geliyor.

"Bu halk cahildir Ragıp, sen de biliyorsun, bunlara biri, din elden gidiyor, dedi miydi bunlar sokağa dökülür."

Maalesef tarih boyunca dini kendi kötü emellerine alet etmek isteyen kişiler, iktidarlar, düşünürler olmuştur ve olacaktır. Her defasında da sonu kanlı bitmiştir.

Selanik'ten gelen ve adını Mustafa Kemal'in verdiği Hareket Ordusu sonunda İstanbul'a gelerek ayaklanmayı bastırıyor. Selanik'ten çıkarken başında Mustafa Kemal'in olmasına rağmen, İstanbul'a girerken Mustafa Kemal'i saf dışı bırakmaları, Enver Bey'in onu gizli gizli kıskandığını açıkca gösteriyor. Kitapta Enver Bey'in cesaretine sık sık vurgu yapılıyor. Ama tarihin bize gösterdiği gibi Enver Bey'in cesareti değil, Mustafa Kemal'in tutkusu yıkılan bir ülkeyi yeniden kuruyor.

Bütün bu karmaşanın içinde yaşanan aşklar da güzel bir şekilde işlenmiş. Kitabın basımından mıdır, yoksa gerçekten mi hatalar var bilemeyeceğim ama yazım hatalarına çok rastladım. Yazarın mı, editörün mü hatası onu bilemeyiz.

Meraklısına iyi okumalar dilerim.
504 syf.
·Beğendi·10/10
Hakikaten de aşk isyan günlerinde ancak bu kadar güzel anlatılabilir. inanılmaz akıcı ve sürükleyici bir üslup kullanılmış. .Yazıldığı dönemi samimiyetle yansıttığını düşünüyorum.İnsanı, aşkı ve vatani duyguları çok iyi işlemiş, insanı alıp götüren sürükleyici bir roman. Birçok kişiyi etkisi altına alan aşk, gurur ve milliyetçilik duygularını işleyerek tarihi ve yaşananları etkileyci bir şekilde anlatan bir eser.Uzun bölümler, uzun cümleler kullanılmış olsada öyle sürükleyici ki nasıl bittiğini bile anlamayacaksınız! Bir de dopdolu, tarih kitabı okuduğunu sanabilirsin..Okudukça tarihin tekerrürden ibaret olduğunu görebiliyorsunuz.. Ayrıca işlenen aşk teması kitabı sıkıcı tarih kalıplarından çıkartıp sürükleyici bir hava katıyor..Ahmet Altanın en iyi romanı diyebilirim kitabın arka sayfasında da yazdığı gibi bu kitabı okuyunca bir daha unutamayacaksınız,arkasından da mutlaka kılıç yarası kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Arka Kapak:

Aldatanlar aldatmakla yetinmezler; onlar, ihanete uğrayandan bunun için üzülmemesini, kahırlanmamasını, dertlenmemesini, sevdiğinin bir başkasıyla yaşadığı hazzın üstüne kendi acılarının gölgesinin vurmasına izin vermemesini de isteyecek kadar bencilleşirler. İhanetin yarattığı ve hem aldatanın hem aldatılanın hayatına yayılan kederli gölgeyi, isterler ki aldatılan temizlesin, aldatanı vicdan azabından, suçluluktan, bir başkasını haksız yere üzmüş olmanın utancından kurtarsın; bunu elde edebilmek için aldattıklarının önünde alçalmayı, kendilerine acındırmayı, gülünç şaklabanlıklarla bir gülücük koparmaya uğraşmayı mubah sayarlar ama ne yaparlarsa yapsınlar bu armağanı aldattıklarından alamazlar; aldatılan, elinde kalan son silahı asla kendini aldatana gönül rızasıyla teslim etmez. Ragıp Bey de, şehrin bir isyanla sarsıldığı o akşam, akıbeti meçhul bir yolculuğa çıkarken, istediği armağanı alabilmek için farkına varmadan kendisini acındırmaya uğraştı; eğer yaptığı şeyin farkına varabilseydi bunu asla yapmazdı ama o anda, kendi kederiyle soğumuş kadının bir tebessümüne, yarı karanlık odada tek başına Kuran okuyan yalnız kadının kendisine bağışlayacağı bir vicdan rahatlığına öylesine muhtaçtı ki kendisine hâkim olamadı. "Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin." Hatice Hanım'ın verdiği cevabı hiçbir zaman unutmadı: "Benim sizde bir hakkım yok."
495 syf.
·3 günde·10/10
"Bir keresinde Osman'a, 'Eğer hayatım, kırılacak bir eşya, bir bardak ya da bir vazo, ne bileyim öyle bir şey olsaydı eğer, bunu tutması için Hediye'ye verirdim,' demişti, 'ondan başka herkes, bir dalgınlık anında onu bir yerde bırakabilir, düşürebilir, bir acı duyduğunda elinden atabilirdi ama o, hiçbir zaman, hiçbir şartta onu elinden bırakmazdı."

Ne hoş satırlar değil mi? :)
Ahmet Altan okuyucusunu edebiyatın zirvelerinde gezintiye çıkarıyor bunun gibi nice satırlarla. Kılıç Yarası Gibi eserinden sonra devam niteliğindeki İsyan Günlerinde Aşk kitabı da bir solukta bitti. Serinin ilk kitabını okurken hissettiğim heyecan, merak ve edebi doygunluğu ikinci kitapta da hissedebilecek miyim yoksa ilk kitabın oluşturduğu ışıltıyı ikinci kitap yerle bir mi edecek diye çokça düşündüm. Zira yeni bir insanı tanıdığımda ya da yeni duygularla karşılaştığımda duyduğum o heyecan ve hissettiğim güzellikler yerini ilerleyen zamanda hayal kırıklığına bırakır mı diye düşünmeden edemem. İşte Kılıç Yarası Gibi kitabı da binbir güzellikle önüme açılınca, devamı da en azından aynı tesiri bıraksın istedim ve İsyan Günlerinde Aşk'ta bu tesirin kat be kat fazlasıyla tanıştım.

İlk kitapta II. Abdülhamid döneminde yaşanan siyasi olaylar ve o dönemde yaşayan birtakım insanların çalkantılı aşk hayatlarını okumuştum. İsyan Günlerinde Aşk'ta ise bu hayatların yeni mecralara doğru yol alması, yeni heyecanların sahneye çıkmasının yanı sıra koskocaman bir imparatorluğun ve imparatorun yaşadıklarına tanıklık ettim. Yönetime el koyan İttihat ve Terakki'nin ardından herhangi bir yönetim politikasının benimsenmemesi üzerine şehirde çıkan isyancı gruplar ve bu sürecin sonunda Sultan Abdülhamid'in hal' edilerek sürgüne gönderilmesi ele alınıyor. Tüm bu siyasi gelişmelerin yanı sıra Osman'ın geçmişteki ölülerle konuşmaları devam ediyor. İlk kitapta tanıyıp hayatlarına ortak olduğumuz Hikmet Bey, Mehpare Hanım, Mihrişah Sultan, Reşit Paşa, Ragıp Bey, Şeyh Yusuf Efendi, Rukiye, Nizam ve daha nice karakterin hayatlarının bir akıntıya kapılan ağaç dalları gibi sürüklenip farklı noktalarda takıldığını görüyoruz. Kimisi evlenirken, kimisi hayata veda ediyor; bazıları kederlenirken bazıları mutluluğun doruklarında geziniyor, bir kısmı yalnızlıkla mücadele ederken diğer bir kısmı kalabalıktan kaçıyor. İlk kitaptan gelen pek çok karakter ve ikinci kitapta tanıdığımız şahsına münhasır yeni karakterler...

II. Abdülhamid döneminin siyasi yönüne bakarken aynı zamanda şahısların ruh tahlillerini de okuyoruz. Ki bana kalırsa Ahmet Altan'ın insanların iç dünyalarını, duygu ve düşüncelerini, hayallerini, kırgınlıklarını, sevinçlerini, heveslerini, tutkularını, aşklarını ve daha nicesini yansıtmadaki başarısı asla küçümsenemez. Yine dopdolu, kaliteli, edebi değeri yüksek, harika bir kitap. :) Hâlâ okumadınız mı? Çok şey kaçırıyorsunuz Sevgili Okur. :)
504 syf.
·35 günde·Beğendi·10/10
"Osmanlı'nın karanlık ve ihanetlerle çevrili dönemine kapı aralarken, aşkı ve ihaneti de çok farklı kimlikler üzerinden tasvir etmiş.
Farklı kimliklerin her türlü ruh hâlini kusursuzca çizmiş. İnsan duygu tahlili çok çarpıcı şekilde yapılmış.Kadın erkek ilişkilerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş.
Çok uzun cümleler olması dışında, okuduğum kitapları içinde en çok etkilendiğim kitap oldu."
468 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
İstanbul, II. Abdülhamid, 31 Mart Vakası ve İttihat ve Terakki harmanında kavrulurken karakterler aşkı kovalıyor. Siyasi tartışmaların, ayaklanmaların, cinayetlerin, suikastlerin, imparatorluğun geleceğine dair kaygıların gölgesinde bir çıkış yolu aranıyor. Elinizde silah dar sokaklarda isyancıları kovalarken diğer taraftan konaklarda yaşananları merak edeceksiniz. Ne pahasına olursa olsun kendini aşkına adayan da, dönmemecesine çıkıp giden de, askeri ve siyasi yönden yaşananları ağır şekilde eleştiren de yanınızda olacak.
468 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
İsyan Günlerinde Aşk, tarihimizdeki 31 Mart Vakası'nın bulunduğu dönemde yaşanan askeri olayları, sarayın, padişahın durumunu analiz ederken yaşanan aşkları da konu alıyor. Tarihi sürükleyici bir şekilde anlatması güzel ama üzücü durumlar yaşanmış ve ne yazık ki yaşanıyor. Tarih geçmişte yaşananları anlatsa da gelecek hakkında fikir sahibi olmamızı sağlar. Okumanızı tavsiye ederim
504 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Ahmet Altan bence önemli bir romancıdır.Ancak gazeteci kimliği baskın olduğundan romancılığı yeterince farkedilememiştir. İsyan Günlerinde Aşk ve Kılıç Yarası gibi romanları harikadır. Karakter tahlili, olay kurgusu ve dil kullanımı açısından dünya standartlarında pek çok romancıdan farkı yoktur.Okunmalıdır.
504 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Ahmet ALTAN ... Kitaplarındaki karakterleri okuyucularından seçen ender bir yazar. Kitaplarındaki aşkı , hüznü , sevinci , kararsizliklari vb diğer tüm duyguları sanki okuyucunun kendi duygusuymuş gibi hissettiren bir romancı.

Ve bu eserinde de , yine diğer tüm kitaplarında olduğu gibi , okuru esere bağlayip zaman kavramını unutturuyor.

O dönemin insanlarının da aşkını , aşkın verdiği hüznü bizim dönemimizden daha yoğun yaşadığını akıcı bir dille anlatıyor.

Kısacası aşk , yalnızca bizim dönemimize ait degildir. Ve her dönemin imkansız ve ulaşılması güç olan aşkları , yarim kalan hesapları , hüzünleri , pişmanlıkları vardır.

Ve yine herkesin konuştuğu ölüleri ...
504 syf.
Okurken hiç bitmesin istedim. Her karakterin tahlilleri öyle güzel yapılmış ki... Okurken aynı zamanda o dönemin olayların yaşam tarzına da tanık oluyorsunuz. Kitap ta beni en çok etkileyen karakter Hediye oldu... Gerçek olamayacak kadar saf ve beklentisiz yaşadığı aşkına hayran kaldım... Çok akıcı ve iz bırakan bir roman. Okumanızı mutlaka tavsiye ederim.
504 syf.
·Beğendi·8/10
Ahmet Altan ve kitapları ve dili böyle ,alışacaksınız ,seveceksiniz,merak edeceksiniz,tarihi olayları içeren kitapta aşkın ,arzunun ,korkunun,cesaretin,isteğine karşı gelememenin hissiyatını yaşayacaksınız,üzüleceğiniz anlar olacak ,Özlem yaşayacaksınız,bitince kitap içinizde buruk veda ile bırakacaksınız,Ahmet Altan'ın ilk okuduğum kitabı belki en iyisi değil ama yine çok beğendim
504 syf.
·9 günde·8/10
Tarihi olayları farklı bir bakış açısından ele alması çok dikkatimi çekti. Tarihi hep tarih kitaplarından öğrenerek oluşturduğum tek yönlü bilgilere, farklılık kattı.
sobadaki ateşin hırıltısı, çatının saçaklarına vuran rüzgârın uğultusu, uzaktan uzağa çalan bir vapur düdüğü, avludaki taşlara çarpan yağmurun, kırılan camları andıran şakırtısı tek tek duyuluyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İsyan Günlerinde Aşk
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416199
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
İsyan Günlerinde Aşk
İsyan Günlerinde Aşk
İsyan Günlerinde Aşk
Aldatanlar aldatmakla yetinmezler; onlar, ihanete uğrayandan bunun için üzülmemesini, kahırlanmamasını, dertlenmemesini, sevdiğinin bir başkasıyla yaşadığı hazzın üstüne kendi acılarının gölgesinin vurmasına izin vermemesini de isteyecek kadar bencilleşirler. İhanetin yarattığı ve hem aldatanın hem aldatılanın hayatına yayılan kederli gölgeyi, isterler ki aldatılan temizlesin, aldatanı vicdan azabından, suçluluktan, bir başkasını haksız yere üzmüş olmanın utancından kurtarsın; bunu elde edebilmek için aldattıklarının önünde alçalmayı, kendilerine acındırmayı, gülünç şaklabanlıklarla bir gülücük koparmaya uğraşmayı mubah sayarlar ama ne yaparlarsa yapsınlar bu armağanı aldattıklarından alamazlar; aldatılan, elinde kalan son silahı asla kendini aldatana gönül rızasıyla teslim etmez. Ragıp Bey de, şehrin bir isyanla sarsıldığı o akşam, akıbeti meçhul bir yolculuğa çıkarken, istediği armağanı alabilmek için farkına varmadan kendisini acındırmaya uğraştı; eğer yaptığı şeyin farkına varabilseydi bunu asla yapmazdı ama o anda, kendi kederiyle soğumuş kadının bir tebessümüne, yarı karanlık odada tek başına Kuran okuyan yalnız kadının kendisine bağışlayacağı bir vicdan rahatlığına öylesine muhtaçtı ki kendisine hâkim olamadı. "Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin." Hatice Hanım'ın verdiği cevabı hiçbir zaman unutmadı: "Benim sizde bir hakkım yok."

Kitabı okuyanlar 1.572 okur

  • Glhnhe
  • Mustafa KIRAN
  • Ayşenur Çatal
  • pervin seymen
  • Ütopya
  • Şermin Evcin
  • Erkan Altuğ
  • Hatice Taştimur
  • Şenay karaarslan Şen
  • Nurcan Bağ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%0.5
18-24 Yaş
%5.7
25-34 Yaş
%21.7
35-44 Yaş
%53.5
45-54 Yaş
%13.4
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.8
Erkek
%28.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.7 (77)
9
%18.3 (57)
8
%18.3 (57)
7
%11.2 (35)
6
%6.1 (19)
5
%1.9 (6)
4
%0.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.3 (1)