İsyan Günlerinde AşkAhmet Altan

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.088
Gösterim
Adı:
İsyan Günlerinde Aşk
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416199
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Aldatanlar aldatmakla yetinmezler; onlar, ihanete uğrayandan bunun için üzülmemesini, kahırlanmamasını, dertlenmemesini, sevdiğinin bir başkasıyla yaşadığı hazzın üstüne kendi acılarının gölgesinin vurmasına izin vermemesini de isteyecek kadar bencilleşirler. İhanetin yarattığı ve hem aldatanın hem aldatılanın hayatına yayılan kederli gölgeyi, isterler ki aldatılan temizlesin, aldatanı vicdan azabından, suçluluktan, bir başkasını haksız yere üzmüş olmanın utancından kurtarsın; bunu elde edebilmek için aldattıklarının önünde alçalmayı, kendilerine acındırmayı, gülünç şaklabanlıklarla bir gülücük koparmaya uğraşmayı mubah sayarlar ama ne yaparlarsa yapsınlar bu armağanı aldattıklarından alamazlar; aldatılan, elinde kalan son silahı asla kendini aldatana gönül rızasıyla teslim etmez. Ragıp Bey de, şehrin bir isyanla sarsıldığı o akşam, akıbeti meçhul bir yolculuğa çıkarken, istediği armağanı alabilmek için farkına varmadan kendisini acındırmaya uğraştı; eğer yaptığı şeyin farkına varabilseydi bunu asla yapmazdı ama o anda, kendi kederiyle soğumuş kadının bir tebessümüne, yarı karanlık odada tek başına Kuran okuyan yalnız kadının kendisine bağışlayacağı bir vicdan rahatlığına öylesine muhtaçtı ki kendisine hâkim olamadı. "Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin." Hatice Hanım'ın verdiği cevabı hiçbir zaman unutmadı: "Benim sizde bir hakkım yok."
"Bir keresinde Osman'a, 'Eğer hayatım, kırılacak bir eşya, bir bardak ya da bir vazo, ne bileyim öyle bir şey olsaydı eğer, bunu tutması için Hediye'ye verirdim,' demişti, 'ondan başka herkes, bir dalgınlık anında onu bir yerde bırakabilir, düşürebilir, bir acı duyduğunda elinden atabilirdi ama o, hiçbir zaman, hiçbir şartta onu elinden bırakmazdı."

Ne hoş satırlar değil mi? :)
Ahmet Altan okuyucusunu edebiyatın zirvelerinde gezintiye çıkarıyor bunun gibi nice satırlarla. Kılıç Yarası Gibi eserinden sonra devam niteliğindeki İsyan Günlerinde Aşk kitabı da bir solukta bitti. Serinin ilk kitabını okurken hissettiğim heyecan, merak ve edebi doygunluğu ikinci kitapta da hissedebilecek miyim yoksa ilk kitabın oluşturduğu ışıltıyı ikinci kitap yerle bir mi edecek diye çokça düşündüm. Zira yeni bir insanı tanıdığımda ya da yeni duygularla karşılaştığımda duyduğum o heyecan ve hissettiğim güzellikler yerini ilerleyen zamanda hayal kırıklığına bırakır mı diye düşünmeden edemem. İşte Kılıç Yarası Gibi kitabı da binbir güzellikle önüme açılınca, devamı da en azından aynı tesiri bıraksın istedim ve İsyan Günlerinde Aşk'ta bu tesirin kat be kat fazlasıyla tanıştım.

İlk kitapta II. Abdülhamid döneminde yaşanan siyasi olaylar ve o dönemde yaşayan birtakım insanların çalkantılı aşk hayatlarını okumuştum. İsyan Günlerinde Aşk'ta ise bu hayatların yeni mecralara doğru yol alması, yeni heyecanların sahneye çıkmasının yanı sıra koskocaman bir imparatorluğun ve imparatorun yaşadıklarına tanıklık ettim. Yönetime el koyan İttihat ve Terakki'nin ardından herhangi bir yönetim politikasının benimsenmemesi üzerine şehirde çıkan isyancı gruplar ve bu sürecin sonunda Sultan Abdülhamid'in hal' edilerek sürgüne gönderilmesi ele alınıyor. Tüm bu siyasi gelişmelerin yanı sıra Osman'ın geçmişteki ölülerle konuşmaları devam ediyor. İlk kitapta tanıyıp hayatlarına ortak olduğumuz Hikmet Bey, Mehpare Hanım, Mihrişah Sultan, Reşit Paşa, Ragıp Bey, Şeyh Yusuf Efendi, Rukiye, Nizam ve daha nice karakterin hayatlarının bir akıntıya kapılan ağaç dalları gibi sürüklenip farklı noktalarda takıldığını görüyoruz. Kimisi evlenirken, kimisi hayata veda ediyor; bazıları kederlenirken bazıları mutluluğun doruklarında geziniyor, bir kısmı yalnızlıkla mücadele ederken diğer bir kısmı kalabalıktan kaçıyor. İlk kitaptan gelen pek çok karakter ve ikinci kitapta tanıdığımız şahsına münhasır yeni karakterler...

II. Abdülhamid döneminin siyasi yönüne bakarken aynı zamanda şahısların ruh tahlillerini de okuyoruz. Ki bana kalırsa Ahmet Altan'ın insanların iç dünyalarını, duygu ve düşüncelerini, hayallerini, kırgınlıklarını, sevinçlerini, heveslerini, tutkularını, aşklarını ve daha nicesini yansıtmadaki başarısı asla küçümsenemez. Yine dopdolu, kaliteli, edebi değeri yüksek, harika bir kitap. :) Hâlâ okumadınız mı? Çok şey kaçırıyorsunuz Sevgili Okur. :)
Ölüleriyle konuşan Osman :) Benim diğer Olric’im oldu. Aynı zamanda da en sevdiğim romanlardan. Kitabın daha başında birden fazla karakterle tanıştırdığı için önce bir kargaşa yaşamanız çok normal, ama karakter analizi ve olay kurgusu o kadar mükemmel ki bu kargaşaya rağmen bırakmak mümkün değil. Aksine kısacık zaman diliminde bitirmek daha mümkün. O kadar karakter arasında en etkileyen de Hediye.. Adının bu kadar az geçtiği bir romanda bu kadar derinden etkileyebileceğini hiç düşünmemiştim. Sürükleyici, dili anlaşılır ve kurgusu müthiş.
İsyan Günlerinde Aşk, tarihimizdeki 31 Mart Vakası'nın bulunduğu dönemde yaşanan askeri olayları, sarayın, padişahın durumunu analiz ederken yaşanan aşkları da konu alıyor. Tarihi sürükleyici bir şekilde anlatması güzel ama üzücü durumlar yaşanmış ve ne yazık ki yaşanıyor. Tarih geçmişte yaşananları anlatsa da gelecek hakkında fikir sahibi olmamızı sağlar. Okumanızı tavsiye ederim
Ahmet Altan bence önemli bir romancıdır.Ancak gazeteci kimliği baskın olduğundan romancılığı yeterince farkedilememiştir. İsyan Günlerinde Aşk ve Kılıç Yarası gibi romanları harikadır. Karakter tahlili, olay kurgusu ve dil kullanımı açısından dünya standartlarında pek çok romancıdan farkı yoktur.Okunmalıdır.
Ahmet Altan ve kitapları ve dili böyle ,alışacaksınız ,seveceksiniz,merak edeceksiniz,tarihi olayları içeren kitapta aşkın ,arzunun ,korkunun,cesaretin,isteğine karşı gelememenin hissiyatını yaşayacaksınız,üzüleceğiniz anlar olacak ,Özlem yaşayacaksınız,bitince kitap içinizde buruk veda ile bırakacaksınız,Ahmet Altan'ın ilk okuduğum kitabı belki en iyisi değil ama yine çok beğendim
Kitap tarihi bir olayı, 31 Mart vakasını anlatıyor. Nedense okurken aklıma hep Abdülhamit Düşerken filminden sahneler geldi durdu. 1908 yılında
meşrutiyet ilan edilmiştir ve Son Sultan tahtında son yılını yaşamaktadır. Kitap tarihi olaylardan oldukça sık yararlanıyor
ama amaç kesinlikle tarihi bir olayı irdelemek değil. Amaç, kitabından adından da anlaşılacağı üzere, meşrutiyetin belirsiz ortamında yaşanan
bir aşk hikayesi.
Meşrutiyeti ilan etmeden önce padişahın sürekli insanların özgürlüklerini kısıtladığını, onlara baskı yaptığını söyleyen İttihatçıların düzenleri
yavaş yavaş çürümeye başlamış, kendi aralarında da, halkla da, ulema takımıyla da kavgalı duruma gelmişlerdir. İleride bu sofu geçinen gerici
takım isyan çıkaracak ve imparatorluğun sonunu da hazırlayan binlerce olayın kapısını aralayacaklardır.
Aşk hikayesi gibi görünüyor ama aslında Ahmet Altan aşktan çok aşk oyunlarından bahsetmiş bu kitapta. Bütün kitap boyunca karakterler, aşkın
bütüm kıvrımlarına girip çıkarken asla aşkın kendisine dair bir şeyler söylenmez. Daha çok kişilerin duygularını hangi yoğunluklarda, ne düzeyde,
neden ve nasıl yaşadıkları anlatılıyor. Üstelik kimin aşkının, hang aşkın anlatıldığı da oldukça belirsiz.
Uzun zamandır duygusal açıdan bu kadar derin ve zengin bir kitap
okumamıştım. Yazar insan ruhunun, insanın kendisinin
bile farkında olmadığı derinlerine kadar inmiş ve duyguları, aklı başında bir insanın
olabileceği en yoğun seviyede işlemiş. Bütün karakterleri ve neler hissettiklerini tek tek anlatmaya çalışırdım ama sayfalarca inceleme yapmam gerekir.
Sonuç olarak biraz ağır biraz yoğun ama çok da anlaşılır ve kendini okutturan bir kitap olmuş.
Her sayfasını okudukça "İnsan bu kadar çok şey hissetmemeli. Hayat bundan çok daha basit olmalı." demekten kendimi alamadım.
Ben Kılıç Yarası Gibi'yi okudum ve şuan İsyan Günlerinde Aşkı okumaya başladım. Sizlerde okumayı düşünürseniz bu sıralamayla okuyun. İsyan Günlerinde Aşk Kılıç Yarası Gibi'nin devamı. Ve harika kitaplar.
Tarihi olayları farklı bir bakış açısından ele alması çok dikkatimi çekti. Tarihi hep tarih kitaplarından öğrenerek oluşturduğum tek yönlü bilgilere, farklılık kattı.
Mukemmel olan nedir biliyormusun eksikli yaratilmis olanlarin tevekkulle sabirla aciyla tekamul edip mukemmele dogru inkisaf etmesidir.bizim tekamul etmek icin attigimiz her adim bir taksirden kurtulmak icin yuruttugumuz her fikir rabbimizin kudretinin ispatidir
Okurken farkına varabildiğim , tam olarak bu dediğim , düşüncelerimi yansıtan cümleler buldum ancak kitabı okumaya her başladığımda kursağımda kaldı bir türlü ilerleyemedim, isteğimi kaçıracak derece sıkıcı ve gereksiz bulmaya başladım ve ne yazıkki yarım bıraktığım kitaplar arasında yerini aldı.
Kimseyi kendi ölçütlerinle yargılama, herkesi kendi ölçüleriyle yargıla gibi bir felsefeyi bu kitaptan öğrendim. Ayrıca şöyle müthiş bir cümlesi var bu kitabın: "Tanrı, hayatı şeytanla paylaşsa da ölümü hiç kimseyle paylaşmıyor."
İsyan günlerinde aşk kitabını okurken tarihin tozlu sayfaları arasında kalmış açılmamış kapıları açtığını, okullarda kabullenilsin diye dikte edilen düşüncelere bambaşka bir açıdan bakmanızı sağlıyor. Kitap da fazla karakterin olması bir süre isimleri kafanızda oturtmanızda sorun oluşturabilir fakat her birinin bambaşka bir yanının olması akıcılık kazandırmıştır kitaba.
İçinde harika cümleleri ve tespitleri barındıran kitap. ahmet altan' ın benzetmeleri, tavırları ve üslubu takdire şayan.  Hediye'ye değinmeden geçemiycem, sonu gerçekten can acıtıcı oldu. Bence klasikler arasında yer alacak harika bir kitap, kesinlikle öneririm...
Sevebilmenin son sınırına kadar yürümüştü; bu duyguların daha ötesi yoktu, daha ötesi ölümdü; zaten o da sevilmediği anda ölümün sınırını geçmeyi denemiş ama kendi deyimiyle 'maalesef bunu becerememişti.
Sana hep söylüyorum Doktor, kalabalıklara güvenme, onlara sakın güvenme...
Bundan sonra hayat sadece bir mecburiyet benim için, hatta inanır mısınız, bir mahkûmiyet..
Âşık olduğu kadını bir daha geri alamayacağını açıkça anlamanın teselli kabul etmez acısı, sevdiği kadının bir başka erkeği tercih etmesinin örselediği gururu ve yaşadığı hayal kırıklığıyla kendini öldürmek istemiş ama bütün bu acılara ölmeyi becerememenin utancı da eklenmişti.
İhanete uğramış her erkek gibi, bu ihanete ne kadar öfkelenirse öfkelensin, gizliden gizliye, onu çektiği acıdan ancak acıyı yaratanın kurtarabileceğine inanmış, hayaller kurmuştu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İsyan Günlerinde Aşk
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416199
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Aldatanlar aldatmakla yetinmezler; onlar, ihanete uğrayandan bunun için üzülmemesini, kahırlanmamasını, dertlenmemesini, sevdiğinin bir başkasıyla yaşadığı hazzın üstüne kendi acılarının gölgesinin vurmasına izin vermemesini de isteyecek kadar bencilleşirler. İhanetin yarattığı ve hem aldatanın hem aldatılanın hayatına yayılan kederli gölgeyi, isterler ki aldatılan temizlesin, aldatanı vicdan azabından, suçluluktan, bir başkasını haksız yere üzmüş olmanın utancından kurtarsın; bunu elde edebilmek için aldattıklarının önünde alçalmayı, kendilerine acındırmayı, gülünç şaklabanlıklarla bir gülücük koparmaya uğraşmayı mubah sayarlar ama ne yaparlarsa yapsınlar bu armağanı aldattıklarından alamazlar; aldatılan, elinde kalan son silahı asla kendini aldatana gönül rızasıyla teslim etmez. Ragıp Bey de, şehrin bir isyanla sarsıldığı o akşam, akıbeti meçhul bir yolculuğa çıkarken, istediği armağanı alabilmek için farkına varmadan kendisini acındırmaya uğraştı; eğer yaptığı şeyin farkına varabilseydi bunu asla yapmazdı ama o anda, kendi kederiyle soğumuş kadının bir tebessümüne, yarı karanlık odada tek başına Kuran okuyan yalnız kadının kendisine bağışlayacağı bir vicdan rahatlığına öylesine muhtaçtı ki kendisine hâkim olamadı. "Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin." Hatice Hanım'ın verdiği cevabı hiçbir zaman unutmadı: "Benim sizde bir hakkım yok."

Kitabı okuyanlar 670 okur

  • Muhtesim Yiğit
  • Abdulmecid DOĞAN
  • Seyide Yaman
  • Halime Özkan
  • BÜLENT TÜRK
  • evren karabey
  • TUBA GÜZEL AKTAŞ
  • Leylim Ley
  • Zemheri
  • Hande

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%0.5
18-24 Yaş
%5.7
25-34 Yaş
%21.7
35-44 Yaş
%53.5
45-54 Yaş
%13.4
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.8
Erkek
%28.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.4 (41)
9
%22.2 (30)
8
%21.5 (29)
7
%15.6 (21)
6
%5.9 (8)
5
%2.2 (3)
4
%1.5 (2)
3
%0
2
%0
1
%0.7 (1)

Kitabın sıralamaları