Geri Bildirim
Adı:
Aldatmak
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
216
ISBN:
9786051416205
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Biraz önce konuştuğu adamın şımarık aldırmazlığından, hayatla alay eden kibirli boş vermişliğinden sonra kocasının bir mevki peşinde koşusunda kendisini hem utandıran hem de öfkelendiren zavallı bir sıradanlık, daha kötüsü rahatsız edici bir başarısızlık görüyordu. Kocasının bir başka erkekle kıyaslandığında böylesine güçsüz ve önemsiz görünmesinden içi acıyordu; Haluk o sıradan ihtirası ve tekdüze yakınmalarıyla onu sıkıyor, hiç tanımadığı bir başka erkeği neredeyse hastalıklı bir şekilde özlemesine neden oluyordu.

"Bir başka erkeği özlemesine neden olduğu için kocasını hiç affetmeyecekti ve affetmedi. Haluk'un belki bir daha hiç hatırlamadığı o kısa ve önemsiz konuşma, aralarındaki ilişkiyi onarılması çok zor bir biçimde sarsıyor, yıllar içinde inşa edilmiş birçok duygusal bağı koparmasa da önemli ölçüde zedeliyordu. Bu duygularının arasında, bir yandan da kocasına nasıl haksızlık yaptığını fark ediyor, utancına bir de haksızlık yaptığını düşünmenin huzursuzluğu ekleniyordu.

"Kocası belki de Cem'in asla sahip olamayacağı olağanüstü bir yeteneğe sahipti, hayatın içinde, çalışarak, dövüşe dövüşe yükselmişti; hiç kimseye kötülük etmezdi, karısını kıracak bir hareketi bilerek hiçbir zaman yapmamış, her zaman onu hoş tutmaya uğraşmıştı. Şimdi kendi kazanmadığı zenginliğine güvenen, bu güvenle şımaran, hiçbir şeyi kazanmadığı için hiçbir şeyi kaybetmekten korkmayan küstah ve kibirli bir adamın hercai serseriliğinin hayali karşısında eziliyor, karısının gözünde değersizleşiyordu."
Ahmet Altan'ı ilk defa okuyorum ve nedense farklı bir kurgu bekliyordum ama beklediğimin aksine şaşırtıcıydı. Okumaya gerek duymadığım yerler oldu ama genel olarak insanların duygularını çok iyi analiz ettiğini belirtmeliyim. Psikolojik tahlilleri çok başarılıydı. Kitabı anlatmayacağım sadece kitaptan çıkardığım sonucu yazacağım.
Her insanın içinde hayvani dürtüler vardır ve bu inkar edilemez ama önemli olan o dürtüyü ortaya çıkaran sebep ve o sebebin nelere mal olacağı. Akıl yerini nefse bırakınca duygular özünü kaybediyor ve arzular devreye giriyor. Düşünmekten aciz, arzularının esiri olan insan sorunu, suçluyu hep dışarı da arar, yaptığı ahlaksızlığa hep bir kılıf bulur. Çünkü yaptığı yanlışın farkındadır ama vicdan mahkemesinden kaçmak için kılıf uydurmayı seçer...Evliliğin kutsal olduğunu söyleyip aslında o kutsallığı hiç önemsemeden yeryüzünde doyumsuz nefisleriyle yalandan bir cennet yaratmaya çalışan insanlarla dolu bir kürede yaşıyoruz. "Şimdi kitaptan yola çıkarak bütün insanları mı suçluyorsun?" diyeceksiniz. Tabiki de hayır! Ama genel manada bakınca o tip insanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Kitabın içeriği isminin hakkını vermiş ama beklediğim son olmadı. Ana karaktere acıdım çünkü asıl cahillik kendini bilmemektir. Ve böyle insanlar evlenmesin. Üç beş kuruşluk hazlar evlenmeden yaşanabiliyor. Bir insanın hayatını karartmaya gerek yok.
Yorumlarda okuduğum izlenimlerden daha bi ayrı yorum yapacağım ben. İlk kitap okumaya başladığımda önce evdeki kitaplardan başlamalıyım diye düşündüm ve gördüğüm tüm kitapları odama taşıdım. Bu kitap ilgimi çekti ve elime aldım. Oturdum bir kenara ve sessizce okumaya başladım. İlk kitap okuma zamanlarımda oldukça yavaştım ve Ahmet Altan'ın cümleleri çok anlamlı, çok uzun ve anlaması güç, düşünülmesi gereken cümlelerdi. Bu yüzden bu kitap da elimde çok süründü. Arkadaşlarım dahi elimde bu kitabı görmekten bıkmıştı. Ama ben uzun süreli okumaktan oldukça hoşnuttum ve hala da hoşnutum. Bir kitabı sindire sindire, tane tane, anlaya anlaya okuma taraftarıyım. Öyle hissetmişim ki kitabı hala sahnelerini, repliklerini, altını çizdiğim yerleri unutamıyorum. Tabi bu kitabı okurken önyargılarınızdan arınıp sadece olay örgüsüne dikkat etmekten kaçınmanız gerekiyor. Ahmet Altan bu kitabında sevginin ne kadar önemli olduğunu vurgulamış. Ruha ve duygulara önem veren bir kadının beyne ve düz yaşama, işine önem veren bir kocasının olması ve bu kadının, kocasının bu hallerinden sıkıldığı bir dönemde onu daha iyi hissettiren, ilişkilerde nasıl davranması gerektiğini bilen birinin kollarına atılması anlatılmıştır. Aslında kollarına atılmak biraz yanlış olacaktır. İlişkilerdeki mükemmelliğiyle birçok kadın tarafından rağbet gören bir adamın kollarıyla kadını sarması demek daha doğrudur. Kitabı okumamın üzerinden bilmem kaç ay geçti hala aklıma geldikçe oturur bu kitap hakkında fikirler üretirim. Eğer okursanız kendiniz daha iyi anlayacaksınız zaten. Ayrıca ders çıkarılması gereken kitaplardan biri. Kestirip atmayın.

Benzer kitaplar

Kitabın ismini Çocuklar Duymasin'da duymuştum. Lise zamanlarında okuma fırsatım oldu. Hikaye olarak etkileyici ve sürükleyici bir kitaptı. Yazarın su an bulunduğu durumu gozardi edersek edebi olarak başarılı bir eser.
Bu kitaba yazmak istediğim istediğim aslında çokca şey var. Öncelikle okurken sonunu merak ederek ve kesinlikle sinir olarak okuduğumu belirtmeliyim. Aydan, Aydan'ın kocası ve Cem ve tabi birde dünyadan Bihaber minik karakter Aydan'ın kızı. Kitap bir insanın iç dünyasını barındırıyor. Okurken onu anlamaya haklı ve haksız yönlerini bulmaya çalışıyorsunuz. Ben herşeyden çok Aydan'ın haksız yönlerini ve saçmalamalarını gördüğümü söyleyebilirim. Herşeyi bi anda çok kolay hiçe sayabiliyor. Kocasını kızını dünyayı unutup kendini çok kolay Cem'e teslim ediyor ve bu olayın neticesinde birçok ayrı olaylar yaşanıyor. Kitabı beğenmediğimi söyleyebilirim sanırım çünkü Aydan'ı anlayabileceğim herhangi bir durum ortaya konamamış yazar tarafımdan. İncelemem bu şekildeydi okuduğunuz için teşekkürler! :)
Bir yanda başarili, zeki, herkes tarafindan elle gosterilen bir kadin ve onu seven kocasi. Diger yandan rahat bir kisilik, bir kadinin ne dusundugunu hamgi durumlarda ne yaptigini anlayabilen, kurnaz, zeki denir mi bilmem ama tum duygulardan yoksun hastalikli bir kisilik.

Bir oyun oynamaya basliyor Cem ve sonunu dusunmeden bir ailenin hayatini mahvediyor mahvettigini gec farkediyor ama is isten geciyor.

Bu oyuna hazirliksiz yakalanan Aydan. Ne kadar yanlis yaptigini bilsede ici heyecan ariyor ve bn buradan soyle bir sonuc cikartiyorum:
"Bir insan karsisindakini asla taniyamaz. Tanimaya calissa da karsisindankinin kendini gosterdigi kadariyla bilir ve tanir."
Ahmet Altan'ın klasik her kitabında gördüğümüz tarzda yazdiği kitaplarından biri daha. Psikolojik duyguları çok güzel aktarmış. Aldatilmanin ve aldatmanin nasıl hissettirdiğini okuyucuya çok iyi açıklamış. Şahsen ben Ahmet Altan'ı beğeniyorum ama çok fazla erotizm kullanıyor kitaplarında bunu göze alarak başlamanız lazim. Puanım 6/10
Beğenmediğim kitaplardan biri. Fazla erotik. Okumasaydım daha iyiydi.Bana faydası olmadı.Konusu ve anlatımı gereğiyle bu kitabı okumadan önce 2 defa düşünün derim.
Liseye giderken okumuştum bu kitabı ve tahmin edersiniz ki ergen aklımda sırf ismi için almıştım. Işın açıkçası kitap kısa ve öz. Konusu zaten adında saklı. Lakin yazarın betimlemelere ve bir erkek olarak aldatan bir kadının yaşadığı pişmanlık-heyecan hattindaki dalgalanmalarını yansitisina tam puan. Onun haricinde ahlak dersi verme niyeti yok yazarın, bol miktarda da konunun gereği cinsel öğe barındırıyor. Bununla ilgili hassasiyeti olanlar okumasa daha iyi olur sanki.
Yazarın kadın ve ilişki tahlilleri konusundaki “ben biliyorum” tavırlarının üstüne kurulu olan bu eserde aldatan kadın, aldatılan adam ve ilişkinin 3. Kişisinin karakter özellikleri ve beklentileri ustaca işlenmiş. Zengin ve kariyerli iki kişinin kurduğu aile kurumunun orta ve alt kesim aile yapısından ne kadar farklı olduğu, bir kadının ne istediğini bilmemesi sonucu yeni heyecan arayışları ve bir kadını baştan çıkartan 3. Şahısda ne gibi özellikler olması gerektiği ve bu şahsın evli bir kadını etkileme yollarındaki ustaca taktikleri, psikolojik bilgilendirmelerle okuyucuya sunulmuş. Bu eser genelde her kadın tarafından mutlak okunması gereken bir eser olarak kabul görse de kesinlikle ilişki konusunda tecrübeli sayılamayacak olan erkeklere de tavsiye edilmeli.
Aldatmak ile yaşanan bu ihanetin iki suçlusu vardır. Sadece bu ihaneti gerçekleştiren değil, aynı zamanda bu pençeye onu iten de ihanet etmiş sayılır. Aydan'ın kendine, kendi güzelliğine, beğenilme arzusuna saplantısı da bütün bunları yaptırdı. Fakat kitapta 'Bence bütün kadınlar teşhircidir' diye bir cümle geçiyor. Buna katılmıyorum. Tüm insanlar teşhircidir olacak o. Bazı insanlar bedenleri üzerinden yapar bu teşhirciliği, bazıları zekası üzerinden, bazıları arzuları, bazıları ise yapabildikleri üzerinden yapar. Peki insanların bu teşhirciliği yapmaya neden bu kadar ihtiyaçları vardır? Bu noktada, bu insanların hayatındaki tek önemli durum odur da ondan diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Başka hiçbir şey önem arz etmez kendisinde. Yaşam, ölüm, insanlık yahut vicdan. Bunlardan bihaber sadece kendini, bedenini, zekasını beğendirme derdine düşer. Bu beğeniyi göremeyince de ben yalnızım deyip melankoliye başvurur bazıları. Bazıları ise ihanete.. Aydan da bunlardan birisi idi. Tabi bu ihanete ortak olan Halûk'u da unutmamak gerek...
Kendi başına durduğunda sanki kim olduğuna karar veremiyordu. Belki de o yüzden kendi başına kalmamak için, hep başkaları tarafından beğenilmiş markaların elbiselerini alır, başkalarının iyi olduğuna karar verdiği gösterişli arabalara biner, başkalarının 'moda' olduğunu söylediği barlara, lokantalara giderdi. Hayatı öylesine başkaları ile doluydu ki bir gün hayatından başkalarını ve başkalarının beğendiklerini çıkarsalar, geriye kalanı, Hasan'ın kendisi bile belki tanımayacaktı.
Asansöre binerken yüzünde, masallarda dinlediği denizkızına rastlayıp onunla konuşmuş saf bir denizcinin şaşkınlığı ve sevinci vardı.
Bazı şeylerin yokluğu varlığından daha etkili olabiliyordu kimi zaman.
Hepimiz çekiciliğimizi bize benzemeyen insanların varlığına borçluyuz biraz...
Hep güçlü, sert, yaralanmaz gibi görünmeye çabalayan erkeklerin birden hayatlarının önünde tuttukları kalkanı bıraktıklarında ortaya çıkan yorgun ve mahzun yüz, bütün kadınlarda aynı acımayı ve şefkati uyandırabilirdi.
Buyuk, genis bir deniz gibi yasiyordu. Herkes suyun ustunu goruyordu ama asil hayati derinlerde, kimsenin gormedigi, bazen kendisinin bile izlemekte zorlandigi diplerde yasaniyordu, ...
Ahmet Altan
Sayfa 148 - Can yayinlari

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aldatmak
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
216
ISBN:
9786051416205
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Biraz önce konuştuğu adamın şımarık aldırmazlığından, hayatla alay eden kibirli boş vermişliğinden sonra kocasının bir mevki peşinde koşusunda kendisini hem utandıran hem de öfkelendiren zavallı bir sıradanlık, daha kötüsü rahatsız edici bir başarısızlık görüyordu. Kocasının bir başka erkekle kıyaslandığında böylesine güçsüz ve önemsiz görünmesinden içi acıyordu; Haluk o sıradan ihtirası ve tekdüze yakınmalarıyla onu sıkıyor, hiç tanımadığı bir başka erkeği neredeyse hastalıklı bir şekilde özlemesine neden oluyordu.

"Bir başka erkeği özlemesine neden olduğu için kocasını hiç affetmeyecekti ve affetmedi. Haluk'un belki bir daha hiç hatırlamadığı o kısa ve önemsiz konuşma, aralarındaki ilişkiyi onarılması çok zor bir biçimde sarsıyor, yıllar içinde inşa edilmiş birçok duygusal bağı koparmasa da önemli ölçüde zedeliyordu. Bu duygularının arasında, bir yandan da kocasına nasıl haksızlık yaptığını fark ediyor, utancına bir de haksızlık yaptığını düşünmenin huzursuzluğu ekleniyordu.

"Kocası belki de Cem'in asla sahip olamayacağı olağanüstü bir yeteneğe sahipti, hayatın içinde, çalışarak, dövüşe dövüşe yükselmişti; hiç kimseye kötülük etmezdi, karısını kıracak bir hareketi bilerek hiçbir zaman yapmamış, her zaman onu hoş tutmaya uğraşmıştı. Şimdi kendi kazanmadığı zenginliğine güvenen, bu güvenle şımaran, hiçbir şeyi kazanmadığı için hiçbir şeyi kaybetmekten korkmayan küstah ve kibirli bir adamın hercai serseriliğinin hayali karşısında eziliyor, karısının gözünde değersizleşiyordu."

Kitabı okuyanlar 1.441 okur

  • Elife Deniz
  • lalalalilili
  • Veli Altinkaya
  • Ada AZ
  • Sibel akay
  • Merve ve Kitap
  • Özgür Coşkun
  • Swn
  • Onur Kukuk
  • Kıymet Akdemir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%0.4
18-24 Yaş
%7.3
25-34 Yaş
%29.6
35-44 Yaş
%42.5
45-54 Yaş
%15.4
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78
Erkek
%22

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (31)
9
%9.3 (23)
8
%16.5 (41)
7
%22.2 (55)
6
%16.5 (41)
5
%10.9 (27)
4
%6 (15)
3
%2 (5)
2
%2 (5)
1
%2 (5)

Kitabın sıralamaları