En Uzun Gece

Ahmet Altan

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2025 19:17
En Uzun Gece, hayatın kırılma anlarında bir araya gelen, birbirine hem ayna tutan hem de birbirini yaralayan karakterlerin hikâyesini anlatır. Romanda, bir gecelik bir zaman dilimi içinde geçen olaylar aracılığıyla bireysel ve toplumsal karanlıklar, baskılar ve tutkular gün yüzüne çıkar. Kitap, dar bir zaman diliminde geçse de karakterlerin geçmişine yaptığı geri dönüşlerle derinleşir. Yazar, bir geceyi hem fiziksel hem de metaforik bir “en uzun gece”ye dönüştürür. Her karakterin o gecede kendi iç karanlığıyla yüzleşmesi gerekir. Romanda aşk, genellikle kurtarıcı değil yıkıcı bir güç olarak karşımıza çıkar. Karakterler tutkularıyla baş etmeye çalışırken kendilerini yok olmanın eşiğinde bulurlar. Roman, bir geceye sıkışmış gibi görünse de karakterlerin geçmişe yaptıkları zihinsel yolculuklarla zaman dağarcığını esnetir. Hafıza, karakterlerin kimliklerinin ayrılmaz bir parçası olmuştur çoktan. Ahmet Altan’ın kalemi her zamanki gibi şiirseldir. Cümleleri zarif, yoğun ve çoğu zaman felsefi bir derinlik taşır. Anlatım dili sade ama etkileyicidir; duyguların yoğunluğu satırlara yansımıştır. Ahmet Altan’ın En Uzun Gecesi, karanlığın içinde bile anlam ve güzellik arayanlara yazılmış bir roman. Zihinsel ve duygusal olarak okuru zorlayan, ama sonunda ona derin bir içgörü kazandıran güçlü bir metin. Hem bireysel hem de toplumsal bir hesaplaşmanın romanı... Keyifli okumalar, kitapla kalın...
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2024 18. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2024 19:41
bir solukta okunacak klasik bir ahmet altan romanı. ahmet altan kadın ruhunda anlıyor dedirten bir kitap. iki insan arasındaki tutkuyu, aşkı iyi tasvir ediyor.
Alıntı
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2023 65. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2023 09:39
Cep boy olduğu için yirmidört saatte bitti,öyle sekiz saatte bir kitap bitirmemin imkanı yok,mümkünatı yok .Zaten bir kitap sekiz saatte bitmemeli arkadaşlar. İnsanlar garip bir telaşın içine girmişler ne kadar kısa zamanda okursak o kadar çok kitap okuruz. Ama ne kadar yavaş ve anlayarak okursak o kitaptan daha çok verim alırız.
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2017 00:00
Kitapta hep masalı yaşamak isteyen bir kadın var , bazen tanıdık simaları hatırlatan ama sonra Kitapta da gerçek hayatta olduğu gibi gerçekler aslında yasanilanin masal olmadığının aslında gerçeklerin bizim zorlamalarimizla masal olmasını istedigimiz yaşantıdan ibaret olduğu ortaya çıkıyor. belki kitabın sonunu okuyana sanki bir dizi izlemiş havası kayabilir fakat realiteye bakarsak hepsi yasanilabilir olaylar... ençok ta "erkek kuzu kesimliktir" sözü kitaba farklı bakmamı sağladı.
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
Ahmet Altan'ın Kaleminden Payımıza Düşenler
Puan vermedi·352 syf.··
2025 23. kitabı
Ahmet Altan okuru bilir; kelimelerin tırnaklarıyla kazınmış, ruhun en kuytu köşelerine sızan o keskin rüzgarı. "En Uzun Gece"ye adım attığınızda da başka bir şey beklemezsiniz. Bu roman, Altan’ın o kendine has, bir yandan buz gibi bir gerçekliği diğer yandan ateşli bir lirizmi harmanlayan üslubuyla, insan ruhunun derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Okurken zihninizde dönen sorular, kelimelerin altında yatan katmanlı anlamlar, bir süre sonra sadece bir roman okumadığınızı, Altan’ın zihninin labirentlerinde kaybolduğunuzu hissettiriyor. Altan, yine bildiğimiz gibi, sıradan olanın ardındaki olağanüstü acıyı, sıradışı olanın içindeki insani çaresizliği öyle bir ustalıkla işliyor ki, karakterlerinin her biri canlı kanlı karşınızda duruyor sanki. Onların acıları sizin oluyor, umutsuzlukları ruhunuza siniyor. Hikaye, her ne kadar belirli bir zaman ve mekan içinde geçse de, anlattığı evrensel meseleler sayesinde zamanın ve mekanın ötesine geçiyor. Aşk, ihanet, arayış, kayıp… Bu tanıdık temalar, Altan’ın kaleminde hiç de tanıdık gelmeyen bir derinlikle yeniden şekilleniyor. Dil, her zamanki gibi, Altan’ın en güçlü silahı. Cümleler öylesine akıcı, öylesine yoğun ki, her bir kelime sanki özenle seçilmiş bir mücevher gibi parlıyor. Bu sadece estetik bir kaygı değil; Altan’ın dili, anlattığı hikayenin ta kendisi. Her virgül, her noktalama işareti, karakterlerin iç dünyasındaki fırtınaları, sessizlikleri ve çığlıkları yansıtıyor. Bazen bir cümleyle bütün bir tarihi özetlerken, bazen bir kelimeyle bin yıllık bir acıyı hissettiriyor. Okurken, kelimelerin büyüsüne kapılıp gitmemek elde değil. "En Uzun Gece", sadece bir hikaye değil; bir düşünce, bir sorgulama. Altan, okurunu pasif bir alıcı olmaya zorlamıyor; aksine, onu aktif bir katılımcı haline getiriyor. Sayfalar
1000Kitap
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
7/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2021 20:59
Son zamanlarda izlediğim bir dizide "birbirlerine karşı kötü olan iki insan hala iki iyi insan mıdır" gibi bir replik geçiyordu. Tam böyle olmayabilir. Roman bana bunu hatırlattı. Sözün özü birbirlerine bu kadar acı çektiren, öfkelendiren, nefret duyan iki insan gerçekten birbirini seviyor mudur? Aşkın içinde gerçekten bu kadar acı var mıdır? Fikrimce Yelda ve Selim'in yaşadığı aşktan çok hastalıklı bir duygu. Belki de geçmiş travmalarını, anne babayla olan sorunlarını tetikledikleri için bunca şeye rağmen birbirlerinden kopamıyorlar. Ahmet Altan'ın karakterlerin bu hastalıklı duygularını anlatış biçimini, kurduğu cümleleri çok sevdim. Bazı hissettiğim duyguları çok başka cümlelerle okudum onun kaleminden. Bu açıdan kitap beni etkiledi. Ancak kuru bir aşk hikayesi olarak kalmasın bu roman işin içine biraz güneydoğu , terör, efendim Kürt meselesi de sıkıştıralım tadında bir hikaye koymuş araya. Kadın cinayetleri gibi hassas bir konuyu işlerken Yelda gibi itici bir karakterin araştırma yapan uzman olarak burada bulunması olmamış. Buralar tam bir fiyaskoydu kısacası ve gram kalbime dokunamadı. Çok uzun oldu yazdıklarım. Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 19:09
Birbirini seven ama kavuşmamak için sanki bilinçsizce direnen, vazgeçemeyen ama aynı zamanda birbirine acı çektiren iki insanın hikayesi bu. Okurken defalarca “artık olsun” diyorsunuz, defalarca umutlanıyor, sonra yine hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Yazar öyle bir anlatıyor ki, bazen ona, bazen buna hak veriyor; ama en çok da ikisine birden kızıyorsunuz. Bu roman sadece bir aşk hikayesi değil. Aynı zamanda kadının hissetmesinin bile suç sayıldığı, törelerin insan hayatından daha değerli görüldüğü bir düzenin sessiz çığlığı. Töre cinayetlerinin nasıl normalleştirildiğini, bir toplumun vicdanını nasıl susturduğunu okumak insanın içini acıtıyor. En son ne zaman bir kitap için ağladığımı hatırlamıyorum. Küçük Heja’nın ölümünü öğrendiğim an boğazım düğümlendi, gözlerim doldu. Sonuna kadar umutla tutunduğum hikâyede, aslında en uzun gecenin yeni başladığını o anda anladım. Bitmesine kıyamadığım, bittiğinde içimde koca bir boşluk bırakan, sayfaları kapatırken canımı acıtan bir romandı. Yazarla bu kitap sayesinde tanıştığım için mutluyum. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım, kalbimde iz bırakan bir okuma oldu.
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2020 21:18
Yazarın ilk kitabını okuyacaksanız bu kitabı seçmeniz bana göre biraz sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Kitapta ilk başta Yelda ve Selim’in zehirli ilişkisinin ne kadar da hayatımız dahilinde olduğunu görmemiz ilgimizi çekse de sonrasında yaşananlar, kitabın onca olaylar silsilesinden sonra basitçe bir şekilde sona ermesi benim beklentimi karşılamadı. Ayrıca romanın içinde ülkenin güneydoğusunda yaşananlar, terör olayları, kadınlara insanların bakışı anlatılsa da yüzeysel geçildiğini, daha çok Yelda’nın ve Selim’in birbirlerine karşı sevgilerinden daha güçlü olan egolarının savaşını, bu savaşla beraber egolarının altında ezilen asıl benliklerini görüyoruz. Romanın sonunda da ne hikmetse bütün karakterler adeta toz olup uçuyor ve sanki onlarla hiç karşılaşılmamış, asla diğer kahramanlar olaya dahil olmamış gibi bir hava seziliyor. Dil ve anlatım yönündense anlam yoğunluğu fazla ve bazı cümleler çok uzatılmış,fazlasıyla komplike. Böyle olmasına rağmen anlatılanlardan kendinize ait bir şeyler illaki buluyorsunuz.
1000Kitap
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2017 29. kitabı
Eğer insan bir matematik formülü olsaydı Selim' in ruhunu, kişiliğini oluşturan, düşüncelerini, davranışlarını, tepkilerini alt alta yazıp topladığınızda ortaya olumsuz bir sonuç, kötü ve itici bir insan çıkardı. Ama insan matematik bir formül olmadığından, varlığını oluşturan mayaya esrarengiz bir mucize katıldığından, onun kötü denilebilecek bütün özellikleri bir araya geldiğinde ortaya ıyi ve çekici bir insan çıkıyordu.
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
Puan vermedi
Ahmet Altan'ın okuduğum ilk kitabıydı ve galiba yazarla tanışmam için çok da doğru bir tercih olmadı beklentimin çok altında bir kitap oldu çok beğenerek okuyamadım maalesef kitap da yüreğime dokunan ve beni çok derinden sarsan (özellikle annelik iç güdüsüyle) heja (12 yaşında bir kuzu) oldu yine de okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum...
1000k
En Uzun GeceAhmet Altan · Everest Yayınları · 20174,161 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Ahmet AltanYazar · 23 kitap
1950 yılında Ankara'da doğdu. Annesi Kerime Altan, babası gazeteci Çetin Altan'dır. 1959 yılında ailecek İstanbul'a geldiler. Altan, ortaöğrenimini değişik okullarda devam etti. Bir süre Robert Kolej'e devam ettikten sonra Ankara Koleji'nde yatılı olarak okudu. Lise öğrenimini 1970 yılında İstanbul Kültür Koleji'nde tamamladı. 18 yaşında, lise öğrencisi iken evlendi. 1972 yılında bir kızı, 1980 yılında bir oğlu oldu. Bir süre Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ne devam etti. 1981 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu ve gazeteciliğe başladı. Gazetecilik yaşamı Gazeteciliğe Hürriyet gazetesinde gece muhabiri olarak başladı. Aynı gazetede şef muhabirliği, şeflik, dış haberler editörlüğü, köşe yazarlığı yaptı. Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet gazetesinde çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir “Kürdiye” ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle gazetedeki işine son verildi. 2007 yılında Taraf gazetesinin kurucusu olan Altan, Alev Er ile birlikte Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra Er'in ayrılmasıyla gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği görevini tek başına yürütmeye devam etti. Gazetenin "Kum Saati" adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazdı. Eylül 2008'de Ermeni Kırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı. Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü'ne, 2011'de e Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere verilen Hrant Dink Barış Ödülü'ne layık görüldü. Altan, Aralık 2012'de Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etti. Taraf'taki yazılarına son vermesinin ardından 2015'e dek roman yazdı. 7 Ekim 2015'te gazeteciliğe geri döndü ve Haberdar'da yazmaya başladı. TV programcılığı Doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV'de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırladı ve sundu. Romancılığı İlk edebî eseri "Paltolu Donkişot" adlı iki kişilik piyes idi. 1982 yılından itibaren romanlar ve deneme kitapları yayımladı. İlk romanı Dört Mevsim Sonbahar'da post modernist ögeleri kullandı ve romanın kendisini romanın konusu haline getiren üstkurmaca tarzı ile kaleme aldı. Bu romanı ile Akademi Kitabevi Roman Büyük Ödülü'ne değer görüldü. 1985 yılında ikinci romanı Sudaki İz yayımlandı. Çok satan ve çok eleştirilen bu roman, yayımlanmasından dokuz ay sonra müstehcenlikle suçlanarak toplatıldı. İki yıl süren yargılamadan sonra içindeki iki buçuk sayfalık bir bölümün müstehcen içerik olduğuna ve imhasına karar verildi. Kitap, müstehcen olduğuna karar verilen kısımları siyah bantla kapatılıp, mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararı da kitabın başına eklenerek yeniden yayımlandı. 1991'de üçüncü romanı Yalnızlığın Özel Tarihi yayımlandı. İlk romanında kullandığı üstkurmacanın çeşitli alt tekniklerini dördüncü romanı Tehlikeli Masallar'da uyguladı.[9] Bir türlü vazgeçilmeyen eski sevgilisiyle yeni bir sevgili arasında duyguları gidip gelen yalnız bir ini anlattığı bu roman, yılın en çok okunan romanlarından biri oldu. 1998 yılında yayımlanan beşinci romanı Kılıç Yarası Gibi, Yunus Nadi Roman Ödülü'ne değer görüldü. Kılıç Yarası Gibi'nin devamı sayılabilecek altıncı romanı İsyan Günlerinde Aşk, 2001 yılında yayımlandı. Bu iki romanda II. Abdülhamid dönemindeki yönetim anlayışına, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin faaliyetlerine geniş yer verdi. Bu romandan sonra "Kristal Denizaltı", "Ve Kırar Göğsüne Bastırırken" adlı deneme kitaplarını "Aldatmak" ve "En Uzun Gece" romanlarını yayımladı. Bir kadının kocasını aldatırken, neredeyse an be an hissettiklerini anlattığı Aldatmak, beş günde yüz bin adet satıldı. Ara verdiği romancılığa 2012'de Taraf gazetesindeki görevinden istifa ettikten sonra yeniden döndü. Son romanı En Uzun Gece'den sekiz yıl sonra 2015 yılında Son Oyun adlı romanını yayımladı. Bu romanın kahramanı da uzun süredir roman yazamamış bir romancı idi. İki yıl sonra yayımladığı Ölmek Kolaydır Sevmekten adlı romanda 1912-1913 yıllarında toplam altı aylık bir sürede Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan olayları bir ailenin fertlerinin hatırladıklarına dayanarak anlattı. Kılıç Yarası Gibi ve İsyan Günlerinde Aşk romanlarındaki ailenin bireyleri bu romanda günümüzde yaşayan torunları Osman’la konuşarak tekrar okuyucuyla buluştular. Davalar Altan, 17 Nisan 1995'te Milliyet gazetesinde yayımlanan “Atakürt” başlıklı köşe yazısı nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanıp 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı, gazetedeki işinden de kovuldu. 4 Ocak 2012'de Roboski katliamı ile ilgili kaleme aldığı “Devlet Yardakçılığı ve Ahlak” başlıklı yazısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a basın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme hapis cezasını 7 bin lira adli para cezasına çevirdi. 2 Eylül 2015'te Samanyolu Haber kanalında katıldığı bir programdaki konuşmalarından dolayı Altan hakkında ‘Cumhurbaşkanı’na, hükûmete, kamu görevlilerine hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. 2016 Türkiye askerî darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında Ahmet Altan ile kardeşi Mehmet Altan, 10 Eylül 2016 sabahında gözaltına alındı. Altan kardeşlerin, Nazlı Ilıcak ile beraber 14 Temmuz 2016'da (darbeden bir gün önce) çıktıkları TV programında “sübliminal darbe mesajı” verdikleri nedeniyle haklarında gözaltı işlemi uyguladığı belirtildi. Bu bağlamda Ahmet Altan, aynı zamanda darbeyi önceden bilmekle de suçlandı. Gözaltına alındıktan 12 gün sonra ifadesi alındı ancak savcılıkta açıklama yapacağını belirterek Emniyet'te yöneltilen hiçbir soruyu yanıtlamadı. Bu sırada Altan kardeşlerin avukatlarıyla Adliyede beraber bulunan HDP Milletvekili Garo Paylan, Altanlar hakkında verilen kararın daha avukatlara bile bildirilmeden önce, Sabah gazetesinin internet sayfasında yayınlanmasına tepki gösterdi. Kararın ardından Ahmet Altan tutuksuz yargılanmak üzere adlî kontrol şartıyla serbest bırakıldı ancak kardeşi Mehmet Altan tutuklandı. Serbest bırakılmasının üstünden 24 saat geçmeden Başsavcılığın itirazı üzerine nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince hakkında yakalama kararı çıkartıldı. ‘FETÖ üyesi olmak’ ve ‘hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ suçlamasıyla tutuklandı. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 4 Kasım 2019 tarihli kararıyla “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. 12 Kasım 2019 tarihinde tekrar tutuklandı. 14 Nisan 2021 tarihinde 4 yıl 7 ay kaldığı Silivri Cezaevi'nden tahliye edildi.