Adı:
En Uzun Gece
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416212
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
En Uzun Gece
En Uzun Gece
Birbirini seven iki insanın düşebileceği en kötü duruma düştüklerinin farkındaydı, sevgi asla kaybolmayacak bir biçimde canlıydı ama aralarındaki ilişki çürüyüp eski bir köprü gibi yıkılmıştı. Bir nehrin iki kıyısında kalmışlardı. Birbirlerini görüyorlar, rüzgârın kelimelerin çoğunu uğultusuyla boğduğunu bile bile birbirlerine sesleniyorlar ama birbirlerine ulaşamıyorlardı. Bütün hissettiklerine rağmen o köprünün bir daha kurulamayacağına inanıyordu, bunu denemeye bile gücü kalmamıştı, o kavgalar, kıskançlıklar, dinmeyen kuşkular, iyileşmesi imkânsız biçimde ilişkilerini de ruhlarını da hastalandırmıştı. Arabanın içinde yaşadığı o korkunç özlem krizini, arabayı nasıl kenara çektiğini, özlemenin şiddetinden nasıl soluğunun kesildiğini Yelda'ya hiçbir zaman anlatmadı, Yelda o kadar özlendiğini hiç bilmedi.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitapta hep masalı yaşamak isteyen bir kadın var , bazen tanıdık simaları hatırlatan ama sonra Kitapta da gerçek hayatta olduğu gibi gerçekler aslında yasanilanin masal olmadığının aslında gerçeklerin bizim zorlamalarimizla masal olmasını istedigimiz yaşantıdan ibaret olduğu ortaya çıkıyor. belki kitabın sonunu okuyana sanki bir dizi izlemiş havası kayabilir fakat realiteye bakarsak hepsi yasanilabilir olaylar... ençok ta "erkek kuzu kesimliktir" sözü kitaba farklı bakmamı sağladı.
Okumaya başlar başlamaz içine çekebilen akıcı bir anlatımla sürükleyici bir kitap. Aşk hikayesi adı altında psikososyal zenginliğe sahip. Hem kadın hem erkek için çok etkileyici psikolojik tanımlamaları var. Kadının sosyolojik sorunlarına da değinmesi de zenginlik katmış. Keyifli okumalar...
Sayfaları çevirdikçe Ahmet Altan'a çok yanlış bir kitapla başladığımı fark ettim. Bir ilişkinin gelgitlerini anlattığını biliyordum ama o ilişkinin böyle (beni ilgilendirmeyen) bir ilişki olduğunu bilmiyordum tabii ki.

Beklediğimden çok farklı bir kitap olmaya başladığını gördüm ilerledikçe. Kendime eziyet çektirmenin bir anlamı yok dedim ve yarım bırakmaya karar verdim. Yelda hanımın, evli olan Taner beyle bir ilişkisi olacaksa bunu okumak istemiyordum çünkü.

Genel olarak beğenmediğim ve bana katabileceği bir şey olmadığını düşündüğüm için devam etmeyeceğim.

Beğenmedim ama bazı şeylerin farkına varmamı sağlamadı da diyemeyeceğim. Belki okumaya devam edersem işime yarayacak şeyler öğrenebilirim. Buna rağmen devam etmek istemiyorum, sonunda ne olacağını da merak etmiyorum. Ahmet Altan'ın kitaplarını iyice araştırıp okumalıyım diye düşünüyorum.
Birbirlerini seven iki insan. Selim ve Yelda. Geri dönüşü olmayan bir yol. Kadının aldatmasının bir ilişkiyi nasıl bitirdiginin geri dönüşün olmadığının hikayesi.
Herkesten herşeyden kaçıp Güneydoğu'da kendisi ile yüzleşen gen bir kadının maceralı ve dramatik hikayesi. Ahmet Altan'ın en beğendiğim kitabı. Gerçekten güzel.
Eğer insan bir matematik formülü olsaydı Selim' in ruhunu, kişiliğini oluşturan, düşüncelerini, davranışlarını, tepkilerini alt alta yazıp topladığınızda ortaya olumsuz bir sonuç, kötü ve itici bir insan çıkardı. Ama insan matematik bir formül olmadığından, varlığını oluşturan mayaya esrarengiz bir mucize katıldığından, onun kötü denilebilecek bütün özellikleri bir araya geldiğinde ortaya ıyi ve çekici bir insan çıkıyordu.
Edebi değeri olmayan boş bir kitap. Vasat...
Okuduğum kitapları yarım bırakmayı sevmem o yüzden yarım kalan kitaplarım bir elin parmağını geçmez. Kendisini en azından o sayılı kitapların arasına koydurabildiği için sevinsin.
Birbirinden kopamayan ama nefreti, öfkeyi içinde barındıran bir aşk hikayesi..

Ayrılığın da önüne geçemediği duygular, karmaşalar... En yanlış görünen durumların anlamsızca yarattığı bir boşluk...

Terör belasının içindeki tertemiz insanlar ve Heja...

Yelda ve Selim'i kuzucuk Heja'yı unutmak çok zor...

En uzun gece bitmesini istediğin halde bitmeyendir...
Erkek adam ağlamaz değil mi Heja...
içini kemiren bir acı yaşamak hiç bilmediğin bir coğrafyada... aşkın binbir türlü halini hissediyorsun.. kurtulmak için kaçtıkça daha sıkı sarılan bir acı.
Yelda ve Selim'in inatlaşarak yaşadığı aşk hikayesi. Kitapta sadece aşk değil aynı zamanda doğuda yaşanan töre cinayetlerinede vurgu yapılıyor. İki birbirini seven insanın sırf egoları yüzünden yaşadıkları acılar var. Benim herzaman savunduğum gibi acı olmadan aşk ta olmuyor. Ahmet Altan bu kitabında da acı ile yaşanan bir aşk hikayesi anlatıyor. Ben herzamanki gibi zevkle ve heyecanla okudum. Sizede gözü kapalı tavsiye ediyorum. Yazarın kadınların gözünden duyguları bu kadar güzel anlatabilmesi muhteşem. Kitabı tek cümle ile özetlemek gerekirse çok geç olmadan duygularınıza sahip çıkın
Garip bir şekilde bu kitapta kendimi buldum. Her kitapta bunu hisseder, kendinden bir parça bulursun ama bunda daha fazlasını hissettim. Yelda; hırçınlıkları, inadı, sevinci, kendine söz geciremeyişi, herşeyiyle tıpkı ben. O yüzden özel bi yeri olacak bende. Okunmaya değer, akıcı ve güzel. Listenizde bulunmalı.
Birbirini seven iki insanın cektiği acılar yelda için cektiği zorluklar ve cektiği bütün zorluklarn hiç birinden yeldanın haberi olmayışı. Araya giren ayrılıklar herseye rağmen tüm engelleri aşıp yeldaya kavusması..
"Gördüğüm güzel bir şeyi sana gösteremediğimde bana o güzellikte bir eksiklik varmış gibi geliyor,"
Ahmet Altan
Sayfa 57 - Alkım Yayınevi
"Bir mikroskoptan bakar gibiyim,kimsenin bakmadığı bir yerde kimsenin görmediği şeyler göruyorum."
Ahmet Altan
Sayfa 134 - Alkım Yayınevi
"Evvel yarin sevdiği ben idim
Şimdi uzaklardan bakan ben oldum."
Ahmet Altan
Sayfa 288 - Alkım Yayınevi
"Bazen beklediğimiz şeyler gerçekleştiğinde,beklemediğimiz bir şeyle karşılaşmış gibi şaşırırız."
Ahmet Altan
Sayfa 257 - Alkım Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
En Uzun Gece
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416212
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
En Uzun Gece
En Uzun Gece
Birbirini seven iki insanın düşebileceği en kötü duruma düştüklerinin farkındaydı, sevgi asla kaybolmayacak bir biçimde canlıydı ama aralarındaki ilişki çürüyüp eski bir köprü gibi yıkılmıştı. Bir nehrin iki kıyısında kalmışlardı. Birbirlerini görüyorlar, rüzgârın kelimelerin çoğunu uğultusuyla boğduğunu bile bile birbirlerine sesleniyorlar ama birbirlerine ulaşamıyorlardı. Bütün hissettiklerine rağmen o köprünün bir daha kurulamayacağına inanıyordu, bunu denemeye bile gücü kalmamıştı, o kavgalar, kıskançlıklar, dinmeyen kuşkular, iyileşmesi imkânsız biçimde ilişkilerini de ruhlarını da hastalandırmıştı. Arabanın içinde yaşadığı o korkunç özlem krizini, arabayı nasıl kenara çektiğini, özlemenin şiddetinden nasıl soluğunun kesildiğini Yelda'ya hiçbir zaman anlatmadı, Yelda o kadar özlendiğini hiç bilmedi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 851 okur

  • esra alkurt
  • ildem altaytaş
  • Aysel şahin
  • Gülçin Aşkın
  • Gülsüm KARACA
  • adnan bala
  • Mine
  • Leylim Ley
  • Withsevdee
  • Ruken Al

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.4
14-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%10.4
25-34 Yaş
%34.2
35-44 Yaş
%34.2
45-54 Yaş
%12.3
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.1
Erkek
%22.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.1 (35)
9
%12.7 (21)
8
%24.1 (40)
7
%18.7 (31)
6
%10.8 (18)
5
%7.8 (13)
4
%1.2 (2)
3
%1.2 (2)
2
%0.6 (1)
1
%1.8 (3)

Kitabın sıralamaları