Son Oyun

Ahmet Altan
Tasarımcı:
Bülent Erkmen
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 47 dk.
Sayfa Sayısı:
416
Basım Tarihi:
Nisan 2013
Yayınevi:
Everest Yayınları
ISBN:
9786051416427
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·408 syf.··
2023 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 00:46
İlk kez bir kitap beni bu kadar arada bıraktı. Ahmet Altan 'ı ilk kez okuduğum için genel kalemi hakkında yorum yapamayacağım ama kitap beni etkilemedi desem yalan olur. Bir yandan Tanrı ile konuşması, hesaplaşması, cürretkâr soruları ve ona olan sevgisi. Diğer yandan da yaşadığı ama kabul etmediği aşkı. Bu iki konu beni çok etkilemesine rağmen zaman zaman sıkmışlığı da oldu. Sanki konuyu, konuşmaları gereksiz uzatıyor gibiydi. Aşk yaşadığı baş kadın karakterin psikolojisi beni aşırı rahatsız etti. Ben şahsen o halde olan insanla bırakın aşk yaşamayı muhabbet bile kurmazdım ya neyse. Bir taraftan da sadece köfte yemek için durduğu kasaba. Cinayet kitabı yazmak için seçtiği bu yerde, kendi işleyeceği cinayete adım adım nasıl gideceğinden bi haber. Bu kasaba hakkında söylenecek çok şey var ama hepsi spoilere girer o yüzden susuyorum. Sadece şunu söyleyebilirim ki yılllaarrr yılllaaarr önce anlatılmış bir efsane kasabanın temellerini oluşturmuş gibi. Olaylarda bu yüzden karışıyor ya.
1000Kitap
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma
5/10
·416 syf.·
2022 69. kitabı
Hızlı okunan, içinde nadiren düşünce barındıran bir kitaptı. Bu da Tanrı ile hesaplaşma kısımları için geçerli. Tanrı ile konuşmalarında özgür irade ve kader arasında gidip geliyordu genel olarak ama daha çok sorgulama şeklindeydi. İçinde birçok duygu ve içsel çatışma da mevcut. Rastgele ve öylesine okuduğum bir kitap oldu. Okuyacağım kitap kafamı yormasın, hızlı okuyayım diyorsanız tercih edebilirsiniz.
1K
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma
son oyun
9/10
·416 syf.··
2022 18. kitabı
Daha önce hiç, yazarı çok duyup ama kimseye danışmadan kitabın ismine bakarak alıp okuduğunuz oldu mu? “ Son Oyun “ bu isme bakıp cinayet romanı olacağını düşünemedim. Ama açık konuşmak gerekirse, cinayet romanları bana kişisel gelişim kitaplarından daha çok şey katmıştır. Katilin ruh hali, karakteri, cinayeti işleyiş tarzı, sonrası… Maktülün hayatı, öldürülmesi…. Bu tür romanların bana göre, arka planı farkında olalım yada olmayalım bize çok şey katar. Çok farklı hayatları, farklı düşünceleri ve olayları aktarır. Etkisi altına alır. Tabii cinayete özendirmediği müddetçe. Kitaba gelecek olursak, cinayet romanı yazmak isteyen bir yazarın, gittiği kasabada cinayet işlemesi. Oldukça ironik bir durum. Kitap, kadınların şehvetini, iktidar kavgalarını, toplumun alıştığı tabuları, din karmaşasını, cinselliği farklı tarzlarda anlatıyor. Roman karakterinin Tanrı ile yaptığı konuşmalar, sorgulamalar hatta suçlamalar kitaba hava katmış diyebilirim. Lâkin sonlara doğru bu kısımlar hesaplaşmaya, meydan okumaya gittiği için beni rahatsız etti. Özellikle “ insanları yarattın, karakteri neden ekledin ? “ kısmı çok düşündürücüydü ama bir o kadar da can sıkıcıydı. Din hassasiyeti olan, sorgulamayı yanlış bulan kişilerin bunları göz önünde bulundurarak okuması gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar.
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma
7/10
·416 syf.··
2017 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2017 21:15
Hayatı kimi zaman çok mu ciddiye alıyoruz bilinmez ama alelade bir oyun olmadığı da kesin. Yaşamda var olduğumuz süre boyunca pek çok tevafukla ya da kimine göre tesadüfle karşılaşıyoruz. İşte kitabımızın baş kahramanı da bir tesadüfler silsilesi içinde sıkışıp kaldığını ve doğduğu andan itibaren sergilediği oyunun artık sonuna geldiğini düşünen bir yazar. Hayatında ilk kez katil olan bu yazarımız, gecenin bir vakti bir bankta oturmuş henüz işlediği cinayetin arka plânını anlatmaya başlayarak bir hikâyenin içerisine çekiyor bizleri. Katilin bilindiği ama maktulün bilinmediği esrarengiz bir hikâye... Bir cinayetin romanını okurken pek çok farklı hayata ve olguya da dahil oluyoruz aslında. Kitapta sıkça vurgulanan iktidar ve güç olgusu bunlardan biri olarak söylenebilir. Altında hazine olduğuna inanılan bir kilise uğruna yapılan iktidar mücadeleleri yer alıyor eserde. Bu mücadelenin yanı sıra kitaba hakim olan şehvet olgusu da var. Şehvet duygusunun bir insana neler yaptırabileceği, bir insanı nelere sürükleyebileceği karşımıza çıkıyor bu satırlarda. Her zamanki gibi bu eserinde de Ahmet Altan kadın ve erkek ikilisini, özellikle de kadınları, ne kadar iyi tanıdığını bir kez daha kanıtlamak istercesine kullanmış kalemini. Bu anlamda güzel tespitler mevcut. Tüm bunların yanı sıra yazar olan kahramanımız hikâyesini anlatırken çoğu zaman kendine engel olamayarak Tanrı ile hesaplaşmaktadır. Kimi zaman yaşadığı tüm bu olayların sebebini yaratıcıya bağlarken, kimi zaman kendi suçu olup olmadığını düşünmeden edemez. Yeri gelir o kadar öfke ile dolar ki içi Tanrı'ya meydan okur, O'nu öfkelendirmeye, kışkırtmaya çalışır ama her seferinde çaresiz kalıp hikâyesini anlatmaya devam eder. Çaresiz kalan bir insan ile Tanrı arasındaki bu çekişme bazı kısımlarını aşırı bulsam da her
Siyaset
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2021 61. kitabı
Ahmet Altan kimliği ne olursa olsun bir edebiyatçı, romancı. Son Oyun Ahmet Altan'ın en başarılı ikinci romanı bence. Tanrı ile iç hesaplaşma, kadın-erkek ilişkileri ve elbette çatışmalar..
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2024 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2024 09:03
Bir cinayet işlendiğini bize bildirdiği ilk sayfadan taa son sayfaya kadar o maktulün kim olduğunu asla tahmin edemediğiniz, fazlasıyla sürükleyici ve sizi yormayan bir roman. Yaradanla konuşma kısımlarında birçok kişinin aslında aklından geçirdiği ama düşüncelerinden bile apartopar kovduğu cevapsız soruların çoğu da gayet isabetliydi bence. Güzel bir romandı, ben beğendim
Edebiyat
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2020 23:59
Kitap 410 sayfa, özel durumlar ve hasta babamda olunca okumak uzun sürdü.. Tabi yılmadan okumaya devam etttim.. Kitap bir yazarın bir kasabaya gelmesi ve oraya yerleşmesiyle ve kasaba halkı ile belediye başkanı arasında devam eden bir takım sorunları anlatıyor... Ve yazarında (romanda adı geçen yazar) "Bilmediğim Yolları severim. Kaybolma ihtimali yüksektir. Her maceraya açıktır. Sonunda yolu bulursun. Bazen de bulamazsın, macera sandığından uzun sürer." bu sözleriyle macerayı sevmesi sonucu oldukça sürükleyici bir duruma geliyor olaylar. Bu arada biraz cinsellik içeriyor...
İlişkiler
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2024 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2024 02:38
Yıllar önce almışım, kitaplıkta kalmış. Okuyayım dedim, aman allahım… Her seferinde “kadınlardan çok iyi anladığını” vurgulayan bir yazarımız var hikayede. Olayın geçtiği kasabada erkekler kaba kuvvet, kadınlarsa marjinal yazarımızla sevişmek harici bir şey düşünemiyor. Karşılaştığı tüm kadınlar çıldırıyor yazarla sevişmek için. Bir de tanrıyla konuşmaları var ki ergenliğe yeni giren çocuğun tanrı sorgulamalarından geçiyor yazarımız. Sabredip bitirebilir miyim bilmiyorum. Ahmet Altan oedipus mu artık hangi dönemi atlatamadıysa yazık olmuş.
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma
3/10
·416 syf.··
2023 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2023 03:00
Konusuna, anlatımına ve akışına çok ayak uyduramadım. Anlatımında çok kopukluklar vardı. Özellikle bir bölümde kurguda olaylara devam edilirken, öteki bölümde karakter kendisiyle iç hesaplaşma içerisindeydi. Çok anlam veremedim. Bence okuyucuyu dinamik tutmak için fazlasıyla cinsellik öğesi kullanılmış. Bitirmek için okuduğum bir eser oldu.
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2016 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2016 00:00
Ahmet Altan’ın En Güzel Romanı “SPOT: Ahmet Altan “Son Oyun” kitabında bir yandan derin bir aşka, bir şehvette yer verirken diğer yandan da bir topluluğun sarhoşça davranışlarını, sorumsuzluklarını ve bu sorumsuzluğun doğurduğu iktidar ve güç kavgasına yer vermektedir”. Semih Gümüş 13.06.2016 tarihinde Radikal Kitapta yazdığı “Edebiyatın Üstüne Bas Geç” yazısında son zamanlarda popüler olan Edebiyat dergilerini eleştirirken popüler kültürün kurbanların arasında Ahmet Altan’ın da ismini de dille getirmişti. Ahmet Altan popüler kültürün kurbanlarından biri olup olmayacağını kestirmek zor olacağını düşünenlerdenim özellikle bu kitabıyla. Okuyucu, hiç olmadık zamanda hiç olmadık yerde hiç olmadık kitapları ve yazarları zirveye taşırken, zirveyi hak eden kitap ve yazarları da çok sonradan keşfedebilmektedir. Sabahattin Ali buna iyi bir örnektir. Gerçi Sabahattin Ali de artık okunmaktan çok sosyal alemde bir fotoğraf malzemesi haline geldi. O da ayrı bir hüzün edebiyat açısından. “Son Oyun” kitabı popüler kültürün kurbanı olacağını düşünmüyorum. Zira popüler kültürde eriyip kaybolmayacak kadar kaliteli bir kitap olduğunu, günceliğini koruyacağını, hakkettiği ilgiyi bulacağını düşünüyorum. En azından böyle umut ediyorum. Kitaba gelecek olursak; bugüne kadar okuduğum Ahmet Altan’ın en güzel kitabı olduğunu söyleyebilirim. Ahmet Altan’ın son romanı olan “Ölmek Kolaydır Sevmekten” kitabını kendi adıma beğenmediğimi de söylemek istiyorum. Yazar bu kitabını bir yazar kahramanın ağzıyla anlatmaktadır. Yazar kahramanımız yeni bir kitap yazmak için yolu bir kasabaya düşer. Kasaba deniz gören, yeşil bir yer olan kendi havaalanı da bulunan sakin bir yerdir. Yazarımız çıktığı bu yolda yeni tanıştığı Zuhal adından bir kadına da daha ilk karşılaşmada aşık olmaktadır. Belki romanın
Edebiyat
Son OyunAhmet Altan · Everest Yayınları · 20131,651 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet AltanYazar · 23 kitap
1950 yılında Ankara'da doğdu. Annesi Kerime Altan, babası gazeteci Çetin Altan'dır. 1959 yılında ailecek İstanbul'a geldiler. Altan, ortaöğrenimini değişik okullarda devam etti. Bir süre Robert Kolej'e devam ettikten sonra Ankara Koleji'nde yatılı olarak okudu. Lise öğrenimini 1970 yılında İstanbul Kültür Koleji'nde tamamladı. 18 yaşında, lise öğrencisi iken evlendi. 1972 yılında bir kızı, 1980 yılında bir oğlu oldu. Bir süre Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ne devam etti. 1981 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu ve gazeteciliğe başladı. Gazetecilik yaşamı Gazeteciliğe Hürriyet gazetesinde gece muhabiri olarak başladı. Aynı gazetede şef muhabirliği, şeflik, dış haberler editörlüğü, köşe yazarlığı yaptı. Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet gazetesinde çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir “Kürdiye” ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle gazetedeki işine son verildi. 2007 yılında Taraf gazetesinin kurucusu olan Altan, Alev Er ile birlikte Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra Er'in ayrılmasıyla gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği görevini tek başına yürütmeye devam etti. Gazetenin "Kum Saati" adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazdı. Eylül 2008'de Ermeni Kırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı. Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü'ne, 2011'de e Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere verilen Hrant Dink Barış Ödülü'ne layık görüldü. Altan, Aralık 2012'de Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etti. Taraf'taki yazılarına son vermesinin ardından 2015'e dek roman yazdı. 7 Ekim 2015'te gazeteciliğe geri döndü ve Haberdar'da yazmaya başladı. TV programcılığı Doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV'de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırladı ve sundu. Romancılığı İlk edebî eseri "Paltolu Donkişot" adlı iki kişilik piyes idi. 1982 yılından itibaren romanlar ve deneme kitapları yayımladı. İlk romanı Dört Mevsim Sonbahar'da post modernist ögeleri kullandı ve romanın kendisini romanın konusu haline getiren üstkurmaca tarzı ile kaleme aldı. Bu romanı ile Akademi Kitabevi Roman Büyük Ödülü'ne değer görüldü. 1985 yılında ikinci romanı Sudaki İz yayımlandı. Çok satan ve çok eleştirilen bu roman, yayımlanmasından dokuz ay sonra müstehcenlikle suçlanarak toplatıldı. İki yıl süren yargılamadan sonra içindeki iki buçuk sayfalık bir bölümün müstehcen içerik olduğuna ve imhasına karar verildi. Kitap, müstehcen olduğuna karar verilen kısımları siyah bantla kapatılıp, mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararı da kitabın başına eklenerek yeniden yayımlandı. 1991'de üçüncü romanı Yalnızlığın Özel Tarihi yayımlandı. İlk romanında kullandığı üstkurmacanın çeşitli alt tekniklerini dördüncü romanı Tehlikeli Masallar'da uyguladı.[9] Bir türlü vazgeçilmeyen eski sevgilisiyle yeni bir sevgili arasında duyguları gidip gelen yalnız bir ini anlattığı bu roman, yılın en çok okunan romanlarından biri oldu. 1998 yılında yayımlanan beşinci romanı Kılıç Yarası Gibi, Yunus Nadi Roman Ödülü'ne değer görüldü. Kılıç Yarası Gibi'nin devamı sayılabilecek altıncı romanı İsyan Günlerinde Aşk, 2001 yılında yayımlandı. Bu iki romanda II. Abdülhamid dönemindeki yönetim anlayışına, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin faaliyetlerine geniş yer verdi. Bu romandan sonra "Kristal Denizaltı", "Ve Kırar Göğsüne Bastırırken" adlı deneme kitaplarını "Aldatmak" ve "En Uzun Gece" romanlarını yayımladı. Bir kadının kocasını aldatırken, neredeyse an be an hissettiklerini anlattığı Aldatmak, beş günde yüz bin adet satıldı. Ara verdiği romancılığa 2012'de Taraf gazetesindeki görevinden istifa ettikten sonra yeniden döndü. Son romanı En Uzun Gece'den sekiz yıl sonra 2015 yılında Son Oyun adlı romanını yayımladı. Bu romanın kahramanı da uzun süredir roman yazamamış bir romancı idi. İki yıl sonra yayımladığı Ölmek Kolaydır Sevmekten adlı romanda 1912-1913 yıllarında toplam altı aylık bir sürede Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan olayları bir ailenin fertlerinin hatırladıklarına dayanarak anlattı. Kılıç Yarası Gibi ve İsyan Günlerinde Aşk romanlarındaki ailenin bireyleri bu romanda günümüzde yaşayan torunları Osman’la konuşarak tekrar okuyucuyla buluştular. Davalar Altan, 17 Nisan 1995'te Milliyet gazetesinde yayımlanan “Atakürt” başlıklı köşe yazısı nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanıp 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı, gazetedeki işinden de kovuldu. 4 Ocak 2012'de Roboski katliamı ile ilgili kaleme aldığı “Devlet Yardakçılığı ve Ahlak” başlıklı yazısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a basın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme hapis cezasını 7 bin lira adli para cezasına çevirdi. 2 Eylül 2015'te Samanyolu Haber kanalında katıldığı bir programdaki konuşmalarından dolayı Altan hakkında ‘Cumhurbaşkanı’na, hükûmete, kamu görevlilerine hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. 2016 Türkiye askerî darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında Ahmet Altan ile kardeşi Mehmet Altan, 10 Eylül 2016 sabahında gözaltına alındı. Altan kardeşlerin, Nazlı Ilıcak ile beraber 14 Temmuz 2016'da (darbeden bir gün önce) çıktıkları TV programında “sübliminal darbe mesajı” verdikleri nedeniyle haklarında gözaltı işlemi uyguladığı belirtildi. Bu bağlamda Ahmet Altan, aynı zamanda darbeyi önceden bilmekle de suçlandı. Gözaltına alındıktan 12 gün sonra ifadesi alındı ancak savcılıkta açıklama yapacağını belirterek Emniyet'te yöneltilen hiçbir soruyu yanıtlamadı. Bu sırada Altan kardeşlerin avukatlarıyla Adliyede beraber bulunan HDP Milletvekili Garo Paylan, Altanlar hakkında verilen kararın daha avukatlara bile bildirilmeden önce, Sabah gazetesinin internet sayfasında yayınlanmasına tepki gösterdi. Kararın ardından Ahmet Altan tutuksuz yargılanmak üzere adlî kontrol şartıyla serbest bırakıldı ancak kardeşi Mehmet Altan tutuklandı. Serbest bırakılmasının üstünden 24 saat geçmeden Başsavcılığın itirazı üzerine nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince hakkında yakalama kararı çıkartıldı. ‘FETÖ üyesi olmak’ ve ‘hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ suçlamasıyla tutuklandı. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 4 Kasım 2019 tarihli kararıyla “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. 12 Kasım 2019 tarihinde tekrar tutuklandı. 14 Nisan 2021 tarihinde 4 yıl 7 ay kaldığı Silivri Cezaevi'nden tahliye edildi.