1000Kitap Logosu
Ahmet Altan

Ahmet Altan

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
23,8bin
Okunma
1.399
Beğeni
43,6bin
Gösterim
Tam adı
Ahmet Hüsrev Altan
Unvan
Yazar, Şair, Gazeteci
Doğum
Ankara, Türkiye, 2 Mart 1950
Yaşamı
1950 yılında Ankara'da doğdu. Annesi Kerime Altan, babası gazeteci Çetin Altan'dır. 1959 yılında ailecek İstanbul'a geldiler. Altan, ortaöğrenimini değişik okullarda devam etti. Bir süre Robert Kolej'e devam ettikten sonra Ankara Koleji'nde yatılı olarak okudu. Lise öğrenimini 1970 yılında İstanbul Kültür Koleji'nde tamamladı. 18 yaşında, lise öğrencisi iken evlendi. 1972 yılında bir kızı, 1980 yılında bir oğlu oldu. Bir süre Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ne devam etti. 1981 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu ve gazeteciliğe başladı. Gazetecilik yaşamı Gazeteciliğe Hürriyet gazetesinde gece muhabiri olarak başladı. Aynı gazetede şef muhabirliği, şeflik, dış haberler editörlüğü, köşe yazarlığı yaptı. Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet gazetesinde çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir “Kürdiye” ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle gazetedeki işine son verildi. 2007 yılında Taraf gazetesinin kurucusu olan Altan, Alev Er ile birlikte Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra Er'in ayrılmasıyla gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği görevini tek başına yürütmeye devam etti. Gazetenin "Kum Saati" adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazdı. Eylül 2008'de Ermeni Kırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı. Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü'ne, 2011'de e Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere verilen Hrant Dink Barış Ödülü'ne layık görüldü. Altan, Aralık 2012'de Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etti. Taraf'taki yazılarına son vermesinin ardından 2015'e dek roman yazdı. 7 Ekim 2015'te gazeteciliğe geri döndü ve Haberdar'da yazmaya başladı. TV programcılığı Doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV'de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırladı ve sundu. Romancılığı İlk edebî eseri "Paltolu Donkişot" adlı iki kişilik piyes idi. 1982 yılından itibaren romanlar ve deneme kitapları yayımladı. İlk romanı Dört Mevsim Sonbahar'da post modernist ögeleri kullandı ve romanın kendisini romanın konusu haline getiren üstkurmaca tarzı ile kaleme aldı. Bu romanı ile Akademi Kitabevi Roman Büyük Ödülü'ne değer görüldü. 1985 yılında ikinci romanı Sudaki İz yayımlandı. Çok satan ve çok eleştirilen bu roman, yayımlanmasından dokuz ay sonra müstehcenlikle suçlanarak toplatıldı. İki yıl süren yargılamadan sonra içindeki iki buçuk sayfalık bir bölümün müstehcen içerik olduğuna ve imhasına karar verildi. Kitap, müstehcen olduğuna karar verilen kısımları siyah bantla kapatılıp, mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararı da kitabın başına eklenerek yeniden yayımlandı. 1991'de üçüncü romanı Yalnızlığın Özel Tarihi yayımlandı. İlk romanında kullandığı üstkurmacanın çeşitli alt tekniklerini dördüncü romanı Tehlikeli Masallar'da uyguladı.[9] Bir türlü vazgeçilmeyen eski sevgilisiyle yeni bir sevgili arasında duyguları gidip gelen yalnız bir ini anlattığı bu roman, yılın en çok okunan romanlarından biri oldu. 1998 yılında yayımlanan beşinci romanı Kılıç Yarası Gibi, Yunus Nadi Roman Ödülü'ne değer görüldü. Kılıç Yarası Gibi'nin devamı sayılabilecek altıncı romanı İsyan Günlerinde Aşk, 2001 yılında yayımlandı. Bu iki romanda II. Abdülhamid dönemindeki yönetim anlayışına, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin faaliyetlerine geniş yer verdi. Bu romandan sonra "Kristal Denizaltı", "Ve Kırar Göğsüne Bastırırken" adlı deneme kitaplarını "Aldatmak" ve "En Uzun Gece" romanlarını yayımladı. Bir kadının kocasını aldatırken, neredeyse an be an hissettiklerini anlattığı Aldatmak, beş günde yüz bin adet satıldı. Ara verdiği romancılığa 2012'de Taraf gazetesindeki görevinden istifa ettikten sonra yeniden döndü. Son romanı En Uzun Gece'den sekiz yıl sonra 2015 yılında Son Oyun adlı romanını yayımladı. Bu romanın kahramanı da uzun süredir roman yazamamış bir romancı idi. İki yıl sonra yayımladığı Ölmek Kolaydır Sevmekten adlı romanda 1912-1913 yıllarında toplam altı aylık bir sürede Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan olayları bir ailenin fertlerinin hatırladıklarına dayanarak anlattı. Kılıç Yarası Gibi ve İsyan Günlerinde Aşk romanlarındaki ailenin bireyleri bu romanda günümüzde yaşayan torunları Osman’la konuşarak tekrar okuyucuyla buluştular. Davalar Altan, 17 Nisan 1995'te Milliyet gazetesinde yayımlanan “Atakürt” başlıklı köşe yazısı nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanıp 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı, gazetedeki işinden de kovuldu. 4 Ocak 2012'de Roboski katliamı ile ilgili kaleme aldığı “Devlet Yardakçılığı ve Ahlak” başlıklı yazısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a basın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme hapis cezasını 7 bin lira adli para cezasına çevirdi. 2 Eylül 2015'te Samanyolu Haber kanalında katıldığı bir programdaki konuşmalarından dolayı Altan hakkında ‘Cumhurbaşkanı’na, hükûmete, kamu görevlilerine hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. 2016 Türkiye askerî darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında Ahmet Altan ile kardeşi Mehmet Altan, 10 Eylül 2016 sabahında gözaltına alındı. Altan kardeşlerin, Nazlı Ilıcak ile beraber 14 Temmuz 2016'da (darbeden bir gün önce) çıktıkları TV programında “sübliminal darbe mesajı” verdikleri nedeniyle haklarında gözaltı işlemi uyguladığı belirtildi. Bu bağlamda Ahmet Altan, aynı zamanda darbeyi önceden bilmekle de suçlandı. Gözaltına alındıktan 12 gün sonra ifadesi alındı ancak savcılıkta açıklama yapacağını belirterek Emniyet'te yöneltilen hiçbir soruyu yanıtlamadı. Bu sırada Altan kardeşlerin avukatlarıyla Adliyede beraber bulunan HDP Milletvekili Garo Paylan, Altanlar hakkında verilen kararın daha avukatlara bile bildirilmeden önce, Sabah gazetesinin internet sayfasında yayınlanmasına tepki gösterdi. Kararın ardından Ahmet Altan tutuksuz yargılanmak üzere adlî kontrol şartıyla serbest bırakıldı ancak kardeşi Mehmet Altan tutuklandı. Serbest bırakılmasının üstünden 24 saat geçmeden Başsavcılığın itirazı üzerine nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince hakkında yakalama kararı çıkartıldı. ‘FETÖ üyesi olmak’ ve ‘hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ suçlamasıyla tutuklandı. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 4 Kasım 2019 tarihli kararıyla “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. 12 Kasım 2019 tarihinde tekrar tutuklandı. 14 Nisan 2021 tarihinde 4 yıl 7 ay kaldığı Silivri Cezaevi'nden tahliye edildi.
144 syf.
·
Beğendi
·
6/10 puan
"Bir gün yeniden kendim olmak istediğimde ya olamazsam" Ahmet Altan
Bu ve Tehlikeli Masallar 2009 yılında hediye verilmişti, kitaplığımı temizlerken gözüme ilişti aldım ve bir cümle okudum " Tanrı'nın yarattığını yaşayacaktık yalnızca. Ne yaşadığımızı anlamadan." çok derin bir cümle içime işledi ve okumalısın diye iç sesim benle konuştu, yaptığımın kitaba mı, hediye edene mi bir ihanet olduğunu hissettim. Gerçek hikâyeler her zaman daha etkili izler bırakır bende, bu kitapta bunlardan. Her hikâye, bir başka hayat yaşamanın zevkini yaşattı. Hikayelerin karakter ve kahramanları hüzne sürüklerken gercekleride öğrenmek bilgi boşluğunu doldurdu. Özür dilerim erteleyip umursamadığım için. Ahmet Altan'ı seven de var sevmeyen de ben geç kaldım siz de benim gibiyseniz eksik ve geç kalmayın.
Karanlıkta Sabah Kuşları
Okuyacaklarıma Ekle
218 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
Ah Hayat Hanım
Bir insanın hayatına girmenin, büyülerle dolu bir yeraltı labirentine girmeye benzediğini, birisinin hayatına girdiğinde oradan girdiğin insan olarak çıkamayacağını henüz bilmiyordum. Bu kitap elime ulaştığında hemen okumak gibi bir planım yoktu. Kaldırmadan önce sayfalarına bir göz atmak istedim, ayaktaydım ve farkına varmadan beş koca sayfayı okumuşum Yani anlayacağınız Ahmet Altan' ın yeni çıkan bu romanı, akıcı bir dille okuru hikayenin içine çeken, orada gözlemci edasıyla dolaştıran, sonunu da aşırı merak ettiren bir kitap. Hayat Hanım... Zengin bir ailede dünyaya gelen ana karakter Fazıl, babasının işlerinin batması ve sonrasında yaşananlardan dolayı hayatta kalma mücadelesi vermeye başlar. Hiç tanımadığı bu koşullar onu başlangıçta zorlar ancak edebiyat öğrencisi olması bir yandan insan gözlemlemeyi de dinamik bir hale getirdiği için bu durumdan fazla yakınmaz. Ekstra para kazanmak için yolu bir programa düşer ve orada karşısına Hayat Hanım çıkar. Kendisinden yaşça büyük ama hayatı bir oyun tadında yaşayan, geçmişine dair hiçbir şey anlatmayan bu gizemli kadının büyüsüne kapılır. Öte yandan bölüm arkadaşı ve tıpkı kendi ailesi gibi ailesi iflas etmiş olan Sıla ile tanışır. O andan itibaren iki hayat yaşamaya başlar, iki kadın da birbirinden çok farklıdır. Yazdıklarıma bakmayın aslında bu salt bir aşk hikayesi değil. Karmaşık ilişkiler yumağı değil. Hayatta kalma, kendini bulma, var olma kitabı. Tüm ana karakterleri, mekanlarda geçen karakterleri ve onların hayat hikayelerini çok sevdim. Betimlemelerin canlılığı bana oradaymışım hissi verdi. Ve evet, ben de Hayat Hanım ile tanışmak, bir yemek yemek isterdim... Bence anlatacak çok şeyi var. Kitap bende bana başka bir kitabı hatırlattı ama asla öykünme değil. Sadece o yarım kalmışlık duygusu bakımından... Bence Hayat Hanım'ı okuyup siz karar verin, bence edebiyatta diğer önemli kadın karakterlerin arasında yer alacak... XoXo ️
Hayat Hanım
8.6/10 · 792 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
160 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Seviyorum Ahmet Altan okumayı:) Denemelerden oluşan bu kitabı da yine çok keyifliydi. Hele kitapta "ilk düğme" diye bir bölüm var bir kadın olarak ben bile hissettiklerimi o kadar anlaşılır,net ve doğru ifade edemezdim herhalde. Bazen bir bilge ,bazen yaramaz bir çocuk, bazen de iflah olmaz bir romantik...Kadın ruhundan anladığı kesin:) Kitapta ilişkiler ve duygular üzerine düşündüren, sorgulatan harika tespitler var.Kesinlikle okunmalı sevgili okur.
Kristal Denizaltı
7.9/10 · 1.442 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
220 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Ahmet Altan okumayı özlemişim.. Su gibi akıp giden bir kitap oldu benim için, alıntılarımdan anlaşılacağı üzere çok sevdim️. Ahmet Altan ile tanışıklığım Yeni Yüzyıl gazetesindeki haftasonu yazılarıyla olmuştu, şahane kısa öyküleri yayınlanırdı ve ben onları keser, biriktirirdim :) Sonra kitaplarını keşfettim. Yayımlanmış roman ve deneme kitaplarının bir kaç kitap eksikle tamamını okudum, İsyan Günlerinde Aşk ve Kılıç Yarası Gibi en sevdiklerimdi, (tarihi romanları seviyorsanız mutlaka okumalısınız) şimdi aralarına Hayat Hanım da eklendi.. Eksik olan kitaplarıyla külliyatını tamamlamak niyetindeyim. Tüm kitap severlere keyifli okumalar diliyorum..
Hayat Hanım
8.6/10 · 792 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
220 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
Hayat Hanım hakkında ne yazsam eksik kalacakmış gibi hissediyorum. O istediği her şeyi büyük bir tutkuyla isteyen, ama gerektiğinde aynı güçle de vazgeçip arkasına bakmadan çekip gidebilen bir kadın. Bütün haklara sahip. En büyük kuralı kuralsızlık. Hem her şeyini ortaya döküyor hem de bütün sırrı içinde saklı. Adı gibi bir kadın anlayacağınız... Ve onun yaşamının bir dönemine eşlik etmiş genç bir edebiyat öğrencisi. İyi bir yaşam sürerken kendini bir pansiyonda türlü türlü insanların arasında buluyor. Yoksulluğu, devrimciliği, dostluğu, aşkı, edebiyatı tanıyor. Hayat'ı öğreniyor.
Hayat Hanım
8.6/10 · 792 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
220 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Bazen aşk kavuşmamaktır yada kaçmaktır.
'' Niye bu kadar kısa yazılmış ki sanki?'' dedim kitap bittiğinde. İlk kez okudum Ahmet Altan. Bilindiği gibi Ahmet Altan hapiste sebebini bilen bilir. Ama ben onun edebi yönünü begendim. Kitabın konusu basit aslında. İki kadın arasında kalan bir üniversite öğrencisi. İkisi ile de mutlu ve kendinde bir parça buluyor Fazıl. Kitabın konusu : Ana karakter Fazıl. İstanbul 'da bir edebiyat öğrencisi. Geçinme derdi ile başa çıkarken karşısına çıkan kendinden yaşça büyük olan Hayat hanım. Televizyon programında figüran işi bulan Fazıl ile Hayat hanımın aşkı. Bir de Fazıl' ın kendi ile denk gördüğü, mutlu olduğu,sınıf arkadaşı hatta hayalindeki kadın, aynı zamanda sevgilisi Sıla. İşte roman bundan ibaret. Yer yer siyaset serpiștirilmiș aynı zamanda. Hoştu. Hiçbir eleştirim yok sadece kısa diye puan kırdım. Aşk romanı seven okusun. Benim kalbime dokundu bu roman. Okunması gereken bir zamanda okuduğum için şanslıyım. Kaçmak zorunda kalmadığımız aşkların bizi bulması dileğimle...
Hayat Hanım
8.6/10 · 792 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
144 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Karanlıkta Sabah Kuşları
Karanlıkta Sabah Kuşları
........
Ahmet Altan
Ahmet Altan
......SPOILERRR "aşktan kaçarak aşkı yakalamak ister herkes ve herkes yakalamaktan korkarak aşkı kovalar"......................... “bazen, bir ömür bir uçurum taşırız içimizde ve fark etmeyiz.bizi biz yapan her şeyin ve adına hayat dediğimiz serüvenimizin kökünde bazen büyük bir boşluk vardır ve biz bu boşluğu, onun orada olduğunu bilmeden, hissetmeden taşır dururuz....
Unutmak
Unutmak
....sığınak.hayatımıza girenleri ya da girmek için kapılarımız zorlayanları silmek aklımızdan, onlar yokmuş gibi davranıp onlar yokmuş gibi yaşamak. geçmişi, o geçmişi yaşayan parçamızla birlikte çıkarıp atmak içimizden, atılan her parçayla birlikte içimizde bir boşluk kalacağını bilerek yapmak bunu. geçmişimizde en çok özlediğimiz mi en çok unutmaya çalıştığımız? EN UNUTULMAZ OLAN MI EN UNUTULMAK ISTENEN????!!! bir başkasının hayatı gibi yaşasaydık kendi hayatımızı,'istiyorsan yap' diye rahatça öğütler verip yapılacak olanı hiç tereddütsüz söyleyebileceğimiz yabancı bir hayat gibi yaşasaydık eğer, acaba daha doğru ve daha mutlu bir hayat mı yaşardık ? bana hayatınızı anlatsaydınız, size kimi çağıracağınızı söyleyebilirdim belki. size hayatımı anlatsam, siz bana kimi çağıracağımı söyleyebilirdiniz belki..... MUTLULUKLA ARAMIZDA KENDIMIZ MI DURUYORUZ??? eğer hayatımız kaybetmeye pek de aldırmadığımız bir oyun olsaydı, zarımızı attıktan sonra, istediğimiz yola sapar mıydık? niye yapmadık peki? hayatımız bir oyun olmadığı için mi? mutluluk yalnızca oyunlarda mı var? gerçek hayatta mutluluğa doğru yürünmez mi? o mutluluk kavşaklarında ne engelledi bizi? niye bir mutluluğu kendi ellerimizle öldürdük? yaşanabilecekken yaşanmamış kaç mutluluk var hayatınızda? yaşanmışlardan fazla mı? yaşanmamış olanlar yaşanmışlardan fazla değil mi? bir başkasının hayatı olsaydı eğer kendi hayatımız, neyin gerektiğini nasıl da tereddütsüz söylerdik, 'bunu yaşamalısın' derdik. ama bir başkasının hayatı değil hayatımız ve biz kendimize 'bunu yapmalısın' diyemiyoruz. tam tersini yapıyoruz. korkuyor muyuz mutluluktan? yoksa yaşanmamış olanları yaşanmış olanlardan daha mı fazla seviyoruz? 'ona sevdiğimi söylemeliydim' yada 'onunla gitmeliydim' dediğiniz anlar yok mu hayatınızda? niye demediniz, niye gitmediniz ? korktuk değil mi? korktuk, çünkü bir oyun değil hayat. yada bir oyun gibi yaşayacak gücümüz yok bizim......... başkasının hayatını yaşar gibi de yaşamadık. kendi hayatımızı yaşadık ve mutlulukla aramıza kendimiz girdik. hayatı hafifçe yaşamak ağır geldi bize. hayatı ağır yaşadık..........................
Ahmet Altan
Ahmet Altan
Karanlıkta Sabah Kuşları
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.