Aldatmak (Cep Boy)

·
Okunma
·
Beğeni
·
10443
Gösterim
Adı:
Aldatmak
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
7 Mart 2013
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416298
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Aldatmak
Aldatmak
Aldatmak
Aldatmak
Biraz önce konuştuğu adamın şımarık aldırmazlığından, hayatla alay eden kibirli boş vermişliğinden sonra kocasının bir mevki peşinde koşusunda kendisini hem utandıran hem de öfkelendiren zavallı bir sıradanlık, daha kötüsü rahatsız edici bir başarısızlık görüyordu. Kocasının bir başka erkekle kıyaslandığında böylesine güçsüz ve önemsiz görünmesinden içi acıyordu; Haluk o sıradan ihtirası ve tekdüze yakınmalarıyla onu sıkıyor, hiç tanımadığı bir başka erkeği neredeyse hastalıklı bir şekilde özlemesine neden oluyordu.

Bir başka erkeği özlemesine neden olduğu için kocasını hiç affetmeyecekti ve affetmedi. Haluk'un belki bir daha hiç hatırlamadığı o kısa ve önemsiz konuşma, aralarındaki ilişkiyi onarılması çok zor bir biçimde sarsıyor, yıllar içinde inşa edilmiş birçok duygusal bağı koparmasa da önemli ölçüde zedeliyordu. Bu duygularının arasında, bir yandan da kocasına nasıl haksızlık yaptığını fark ediyor, utancına bir de haksızlık yaptığını düşünmenin huzursuzluğu ekleniyordu.

Kocası belki de Cem'in asla sahip olamayacağı olağanüstü bir yeteneğe sahipti, hayatın içinde, çalışarak, dövüşe dövüşe yükselmişti; hiç kimseye kötülük etmezdi, karısını kıracak bir hareketi bilerek hiçbir zaman yapmamış, her zaman onu hoş tutmaya uğraşmıştı. Şimdi kendi kazanmadığı zenginliğine güvenen, bu güvenle şımaran, hiçbir şeyi kazanmadığı için hiçbir şeyi kaybetmekten korkmayan küstah ve kibirli bir adamın hercai serseriliğinin hayali karşısında eziliyor, karısının gözünde değersizleşiyordu.
216 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Ahmet Altan'ı ilk defa okuyorum ve nedense farklı bir kurgu bekliyordum ama beklediğimin aksine şaşırtıcıydı. Okumaya gerek duymadığım yerler oldu ama genel olarak insanların duygularını çok iyi analiz ettiğini belirtmeliyim. Psikolojik tahlilleri çok başarılıydı. Kitabı anlatmayacağım sadece kitaptan çıkardığım sonucu yazacağım.
Her insanın içinde hayvani dürtüler vardır ve bu inkar edilemez ama önemli olan o dürtüyü ortaya çıkaran sebep ve o sebebin nelere mal olacağı. Akıl yerini nefse bırakınca duygular özünü kaybediyor ve arzular devreye giriyor. Düşünmekten aciz, arzularının esiri olan insan sorunu, suçluyu hep dışarı da arar, yaptığı ahlaksızlığa hep bir kılıf bulur. Çünkü yaptığı yanlışın farkındadır ama vicdan mahkemesinden kaçmak için kılıf uydurmayı seçer...Evliliğin kutsal olduğunu söyleyip aslında o kutsallığı hiç önemsemeden yeryüzünde doyumsuz nefisleriyle yalandan bir cennet yaratmaya çalışan insanlarla dolu bir kürede yaşıyoruz. "Şimdi kitaptan yola çıkarak bütün insanları mı suçluyorsun?" diyeceksiniz. Tabiki de hayır! Ama genel manada bakınca o tip insanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Kitabın içeriği isminin hakkını vermiş ama beklediğim son olmadı. Ana karaktere acıdım çünkü asıl cahillik kendini bilmemektir. Ve böyle insanlar evlenmesin. Üç beş kuruşluk hazlar evlenmeden yaşanabiliyor. Bir insanın hayatını karartmaya gerek yok.
216 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın ismini Çocuklar Duymasin'da duymuştum. Lise zamanlarında okuma fırsatım oldu. Hikaye olarak etkileyici ve sürükleyici bir kitaptı. Yazarın su an bulunduğu durumu gozardi edersek edebi olarak başarılı bir eser.
216 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yorumlarda okuduğum izlenimlerden daha bi ayrı yorum yapacağım ben. İlk kitap okumaya başladığımda önce evdeki kitaplardan başlamalıyım diye düşündüm ve gördüğüm tüm kitapları odama taşıdım. Bu kitap ilgimi çekti ve elime aldım. Oturdum bir kenara ve sessizce okumaya başladım. İlk kitap okuma zamanlarımda oldukça yavaştım ve Ahmet Altan'ın cümleleri çok anlamlı, çok uzun ve anlaması güç, düşünülmesi gereken cümlelerdi. Bu yüzden bu kitap da elimde çok süründü. Arkadaşlarım dahi elimde bu kitabı görmekten bıkmıştı. Ama ben uzun süreli okumaktan oldukça hoşnuttum ve hala da hoşnutum. Bir kitabı sindire sindire, tane tane, anlaya anlaya okuma taraftarıyım. Öyle hissetmişim ki kitabı hala sahnelerini, repliklerini, altını çizdiğim yerleri unutamıyorum. Tabi bu kitabı okurken önyargılarınızdan arınıp sadece olay örgüsüne dikkat etmekten kaçınmanız gerekiyor. Ahmet Altan bu kitabında sevginin ne kadar önemli olduğunu vurgulamış. Ruha ve duygulara önem veren bir kadının beyne ve düz yaşama, işine önem veren bir kocasının olması ve bu kadının, kocasının bu hallerinden sıkıldığı bir dönemde onu daha iyi hissettiren, ilişkilerde nasıl davranması gerektiğini bilen birinin kollarına atılması anlatılmıştır. Aslında kollarına atılmak biraz yanlış olacaktır. İlişkilerdeki mükemmelliğiyle birçok kadın tarafından rağbet gören bir adamın kollarıyla kadını sarması demek daha doğrudur. Kitabı okumamın üzerinden bilmem kaç ay geçti hala aklıma geldikçe oturur bu kitap hakkında fikirler üretirim. Eğer okursanız kendiniz daha iyi anlayacaksınız zaten. Ayrıca ders çıkarılması gereken kitaplardan biri. Kestirip atmayın.
216 syf.
·33 günde·Puan vermedi
Bir okur arkadaşında dediği gibi kitabı 1950 lerin ve bu günün Türkiye sinde değerlendirmek gerekiyor ama erkek denen varlık kadın duygularına o kadar uzak ki... Haluk yani eşi ve Cem yakışıklı kibirli bir mimar arasında gidip gelen Aydan ın hikayesi.Aldatan bir kadının kafa karışıklıkları
496 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Aldatmak nedir sizce? Kişinin sevgilisine veya eşine sadece cinsel anlamda sadakatsizlik etmesi midir? Kimine göre partnerinin eski sevgilisini sosyal medyada aktif olarak takip etmesi aldatmak demek. Ya da sosyal medyada tanımadığı ve hiç görüşmediği biriyle sohbet etmesi aldatmak demek. İlişkilerde aldatmak nedir çoğu zaman konuşulmaz. Sanki bunu yapmaya niyetim var bu yüzden soruyorum diye algılanabilir. Ama bence öyle değil. Bir hayatı paylaşmak isteyen iki insanın birbirlerinin sınırlarını bilmesi gerekir. Gün gelip de ‘o kadını/adamı neden takip ediyorsun?’ gibi saçma sapan kavgalar etmemek adına, kişinin partnerinin bu konuda ne düşündüğü bilmesi önemli bence.

Adından da anlaşıldığı üzere kurguda bir ‘aldatma’ var. Açıkçası anlatılan tek şey de bu. Aydan ve kocasının hayatına kısa bir bakıştan sonra Aydan’ın aldatmasını okuyoruz kitapta. Aydan ne yapmış, nasıl, nerde yapmış bunlar bence daha ufak ayrıntılar. Zaten kitapta yazılanların çoğunu Aydan ve Cem’in hissettikleri, düşündükleri oluşturuyor. Mesela Aydan Cem’in bir bakışının ne anlama geldiğini irdeliyor uzun uzun. Ya da Aydan’ın suçluluk ile boğuştuğu dakikalar. Altan’ı okurken bir yanda sanki Zweig okuyor gibiydim. İnsan psikolojisine ait uzun ve derin tasvirle (bana göre haksız da olsa) Aydan’ın aldatmasının nedenleri öğreniyoruz. İnsan ruhunun hayvansı isteklerini, bir kere yoldan çıkıp geri dönemeyişini, yıkımı olacağını bile bile adım atmasını çok iyi anlatmış. Tabii ki konu aldatma olunca kadın erkek ilişkisinde kadın ne ister, erkek ne ister, neden çıkıyor bu anlaşmazlıklar bu sorular için de cevaplar bulabilirsiniz.

Aydan’a hak verir misiniz bilemem. Ben okurken çok sinirlendim. Çünkü bir kere aldatmanın dışında sınırları çok zorlayan kararlar alıyor Aydan. En sevmediğim karakterler listeme hızlı bir giriş yaptı. Sinirlerinize hâkim olabilecekseniz okuyun derim :)


https://www.instagram.com/...igshid=1lh0gz1tthwoy
216 syf.
·2 günde·1/10
Bu kitaba yazmak istediğim istediğim aslında çokca şey var. Öncelikle okurken sonunu merak ederek ve kesinlikle sinir olarak okuduğumu belirtmeliyim. Aydan, Aydan'ın kocası ve Cem ve tabi birde dünyadan Bihaber minik karakter Aydan'ın kızı. Kitap bir insanın iç dünyasını barındırıyor. Okurken onu anlamaya haklı ve haksız yönlerini bulmaya çalışıyorsunuz. Ben herşeyden çok Aydan'ın haksız yönlerini ve saçmalamalarını gördüğümü söyleyebilirim. Herşeyi bi anda çok kolay hiçe sayabiliyor. Kocasını kızını dünyayı unutup kendini çok kolay Cem'e teslim ediyor ve bu olayın neticesinde birçok ayrı olaylar yaşanıyor. Kitabı beğenmediğimi söyleyebilirim sanırım çünkü Aydan'ı anlayabileceğim herhangi bir durum ortaya konamamış yazar tarafımdan. İncelemem bu şekildeydi okuduğunuz için teşekkürler! :)
238 syf.
·6/10
Çok akıcı, hemen okunan bir kitapla geldim fakat beni oldukça üzen bir eserdi. Ahmet Altan'ın okuduğum ilk eseri. Hayal kırıklığı...
Yapılan hatalar...
Yaşanmaması gereken şeyler...
Tutukluları, ihtirasları peşinde koşan kadının "aldatan" değil de hikâyenin sonunda aslında "aldanan" olması!
Sahip olduğun güzel, huzurlu bir hayat varken bir anlığına yanlış yola sapmak nelere yol açacak?
Uğruna delirdiğin şeyi yapmak için, bir şeylere sahip olmak için elindekileri ateşe attığında hikâyenin sonunda ateşe attıklarının seni kurtarmak için uğraş vermesi büyük bir utanç olmalı...
Bir kadın, iki adam biri hiç bırakmayan, biri aslında hiç tutmamış olan siz hangisinin yanında olurdunuz?
Onca şeyi yaşadıktan sonra dönüştüğün insan, nefret ettiğinse?
Kitap tamamen adıyla birebir uyum içinde başından sonuna kadar Aldatmak...
216 syf.
·4 günde
Bir yanda başarili, zeki, herkes tarafindan elle gosterilen bir kadin ve onu seven kocasi. Diger yandan rahat bir kisilik, bir kadinin ne dusundugunu hamgi durumlarda ne yaptigini anlayabilen, kurnaz, zeki denir mi bilmem ama tum duygulardan yoksun hastalikli bir kisilik.

Bir oyun oynamaya basliyor Cem ve sonunu dusunmeden bir ailenin hayatini mahvediyor mahvettigini gec farkediyor ama is isten geciyor.

Bu oyuna hazirliksiz yakalanan Aydan. Ne kadar yanlis yaptigini bilsede ici heyecan ariyor ve bn buradan soyle bir sonuc cikartiyorum:
"Bir insan karsisindakini asla taniyamaz. Tanimaya calissa da karsisindankinin kendini gosterdigi kadariyla bilir ve tanir."
216 syf.
·731 günde·Beğendi·8/10
Bazen hikaye çok basit olabilir yani konusu ne derseniz bir kadının kocasını aldatması cevabını alırsınız ama güzel olan bu basit hikayenin mükemmel bir şekilde psikolojik tahlil ile anlatılması .Bilinen bir konu , başarılı ve okurken keyif veren incelikli bir anlatım ile ancak bu kadar güzel olur.
238 syf.
·12 günde·Beğendi·7/10
Onunla bir kere daha buluşması,yaşadıklarını bir kaçamak olmaktan çıkaracak,kendisini bir labirent gibi içine alıp bu yaşananları bir daha kolay kolay dışına çıkılamayacak bir maceraya dönüştürecekti.Aydan ve Haluk ,bir kız çocukları olan kariyer sahibi evli bir çift.Aslında mutsuz değillerdi ama Aydan için monotondu evlilikleri. Bir kaçamak mı gerekliydi?Lakin her kaçamak bitmeye mahkumdur.Bittiğinde ise kaybettiği heyecanı bulmak için bambaşka bir heyecanda bulacaktı kendini Aydan.
238 syf.
·4 günde·6/10
Yabancı sermayeli bir bankada Genel Müdür Yardımcısı olan başarılı bir kadın ile çok gözde bir cerrahın evliliği, kadının, hayattaki tek gayesi zevk almak ve kadınlarla beklentisizce haz dolu ilişkiler yaşamak olan bir mimarla tanışmasıyla derinden etkilenir.
Kadının bu tanışmadan sonra, yasak ve baştan çıkarıcı alandaki savruluşları enteresan.
Çok fazla beklenti içinde olmadan okunmalı diye düşünüyorum.
Para kazanmak için kültüre ihtiyac yoktur hatta para kazanmak için cehalet bir avantajdır ama para harcamak için kültür gerekir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aldatmak
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
7 Mart 2013
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416298
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Aldatmak
Aldatmak
Aldatmak
Aldatmak
Biraz önce konuştuğu adamın şımarık aldırmazlığından, hayatla alay eden kibirli boş vermişliğinden sonra kocasının bir mevki peşinde koşusunda kendisini hem utandıran hem de öfkelendiren zavallı bir sıradanlık, daha kötüsü rahatsız edici bir başarısızlık görüyordu. Kocasının bir başka erkekle kıyaslandığında böylesine güçsüz ve önemsiz görünmesinden içi acıyordu; Haluk o sıradan ihtirası ve tekdüze yakınmalarıyla onu sıkıyor, hiç tanımadığı bir başka erkeği neredeyse hastalıklı bir şekilde özlemesine neden oluyordu.

Bir başka erkeği özlemesine neden olduğu için kocasını hiç affetmeyecekti ve affetmedi. Haluk'un belki bir daha hiç hatırlamadığı o kısa ve önemsiz konuşma, aralarındaki ilişkiyi onarılması çok zor bir biçimde sarsıyor, yıllar içinde inşa edilmiş birçok duygusal bağı koparmasa da önemli ölçüde zedeliyordu. Bu duygularının arasında, bir yandan da kocasına nasıl haksızlık yaptığını fark ediyor, utancına bir de haksızlık yaptığını düşünmenin huzursuzluğu ekleniyordu.

Kocası belki de Cem'in asla sahip olamayacağı olağanüstü bir yeteneğe sahipti, hayatın içinde, çalışarak, dövüşe dövüşe yükselmişti; hiç kimseye kötülük etmezdi, karısını kıracak bir hareketi bilerek hiçbir zaman yapmamış, her zaman onu hoş tutmaya uğraşmıştı. Şimdi kendi kazanmadığı zenginliğine güvenen, bu güvenle şımaran, hiçbir şeyi kazanmadığı için hiçbir şeyi kaybetmekten korkmayan küstah ve kibirli bir adamın hercai serseriliğinin hayali karşısında eziliyor, karısının gözünde değersizleşiyordu.

Kitabı okuyanlar 2.999 okur

  • Dilan yalçın
  • nihal
  • Merdümgiriz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları