Elveda Güzel Vatanım

·
Okunma
·
Beğeni
·
26833
Gösterim
Adı:
Elveda Güzel Vatanım
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
558
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051419480
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Elveda Güzel Vatanım
Elveda Güzel Vatanım - Midi Boy
Elveda Güzel Vatanım
Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı?

"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…
558 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Selanikli müslüman bir genç olan Şehsuvar Sami'nin Selanikli yahudi olan Ester'e olan aşkı ile vatan sevgisi arasında kalışı ve yaptığı seçim sonucunda yıllar sonra bir otel odasında kendini sorgulamasına tanıklık ediyorsunuz. Bu sorgulayış Şehsuvar Sami'nin Ester'e göndermek üzere yazdığı mektuplar şeklinde ilerliyor. Aslında her ne kadar Şehsuvar Sami'nin aşkını dile getirmesi gibi görünse de kitabın tarih yönü daha ağır basıyor. Kitap İttihat ve Terakki Dönemi'nin anlatıyor. Özellikle Enver, Talat ve Cemal Paşalar ön planda. Yazarın kaleme aldığı ilk tarih kitabı olmasına rağmen bu türde de oldukça başarılı. Bir tarih kitabına göre oldukça akıcı ve samimi bir dili var. Yer yer sosyal ve siyasi mesajlar da vermiş Ahmet Ümit. Bence okunması gereken kitaplardan. Yine de tarih sevmeyenler okumak için iki kez düşünsün ya da düşünmeden okuyup tarihi sevmeniz de olasılıklar dahilinde :)
558 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Yine su gibi bir polisiye roman. Kendi kendine akıp giden, bir solukta üç yüz, beş yüz sayfa okuyabileceğiniz ve hiç bir şekilde sizi yormayacak Ahmet Ümit romanı. Daha önceki kitaplarından farkı yok mudur peki? Vardır elbet ve öyle bir fark ki, diğer kitaplarından çok daha ön planda olmasına neden oluyor. Şöyle ki :

Kpss' ye hazırlandığım dönemde 2. Abdülhamit 'in Osmanlı' da ilk defa gizli bir servis kurduğunu öğrenmiştim. Biraz araştırınca bu servisin, 18.yy'ın son çeyreğinde, kendini en iyi saklayan, müthiş bir yayılım gösteren ve gücü hiç de azımsanmayacak kadar önemli bir teşkilat olduğunu öğrenmiştim. Ayrıca 2. Abdülhamit, padişahların çok sık değiştiği bir dönemde 33 yıl hüküm sürmüştü. Türk tarihi açısından aslında oldukça malzeme barındıran bir dönemdir. Böylesi içerik zenginliği olan bir dönemi anlatmak, daha doğrusu bu şerefe nail olmak, çok iyi bir araştırmacı-yazar olan Ahmet Ümit' e nasip olması da ayrıca güzel bir durumdur. Zira size o dönemi öyle bir anlatır ki tarihinizi zevkle öğrenirken diğer yandan da okura verdiği gerilim duygusu, sizi sürekli tetikte bekleterek ilginizi canlı tutar. Zira her an her şey olabilmektedir onun romanlarında.

Şahsen en çok okuduğum yazarlardandır kendisi. O yazmaya devam ettikçe de okuyacağım kitaplarını. Çünkü polisiye romanlara olan önyargımı paramparça etmiş birisidir Ahmet Ümit.

Polisiye roman denince aklımda hep şöyle bir kanı vardı. Sözgelimi "Böyle Buyurdu Zerdüşt" ü anlayamayan okurların sırf "akışı" güzel diye okuduğu Popülist kitaplar olarak görürdüm. Oysa ki içerdiği tarihi bilgiler, ruhsal tahliller, içsel konuşmalar, siyasi eleştiriler ile ne kadar sığ düşündüğümü anladım. Tabi ki sadece polisiye okumuyorum fakat ağır bir romandan sonra okununca öyle bir dinleniyorsunuz ki... Sırf bu yüzden daha önceki Ahmet Ümit incelemelerinde de belirttiğim gibi kendisine "Dinlence Yazarı" diyorum artık.

İçeriğe ilişkin asla bir şey yazmayacağım. Sadece Ahmet Ümit ile henüz tanışmayan dostlara söyleyeceğim şu ki, çok şey kaçırıyorsunuz.

Yukarıda da belirttiğim gibi küçük bir tavsiyeyi yineleyeceğim. Ağır kitapların ardından birer tane polisiye, şiir, hikaye gibi kitapları düzenli olarak sıkıştırıp. Polisiye romanlar için hatta Komiser Nevzat serilerini belli bir sıraya koyarsanız film serisi izlenimi verebilir sizlere.

Son olarak Ahmet Ümit' in neden polisiye roman yazdığına ilişkin bir röportajı da ilgimi çekti. Şuraya bırakıyorum.

    
"Polisiye yazmamın asıl sebebi 14 yaşımdan 29 yaşıma kadar olan hayatım.
Polisiyeye başlamam yazarlığa başlamam gibi kendiliğinden oldu. “Çıplak Ayaklı Gece” adlı öykü kitabımda bir hikaye vardı. O zaman Şehir Tiyatroları’nda yönetmen olan arkadaşım Ali Taygun bu öyküyü okudu ve dedi ki “ Sen polisiye yazıyorsun”. Ben polisiye yazdığımı düşünmüyorum tabii. Sonra anladım; 78 kuşağından biriyim. 1974’ten 1989’a kadar olan 15 yılım tam bir kaçmaca kovalamaca içerisinde geçti. Sürekli can derdindesin, kendini korumaya çalışıyorsun. Tabii 14 yaşımdan 29 yaşıma kadar yaşadığım hayat yazmaya başlayınca da etkisini gösterdi. O yıllarda yaşadığımız adrenalin kendini yazarken de hissettirdi. Ve polisiye yazmaya başladım."

Başarı tesadüf değildir, dedirtti bana.

~~Keyifli okumalar, kitapla kalın ~~
558 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Ah Şehsuvar Sami aaaahhhhh...Son zamanlarda hiç bitmesin diye ağırdan alarak okuduğum, mektuplarla yoğrulmuş, bir dönemi anlatan, şu anı ve geçmişe geçişleri hiç yormadan yaşatarak hissettiren anlatımların devam etmesini isterdim Ahmet Ümit'ten. Mutlaka devamı olmalıydı. Şehsuvar ve Ester sadece satırlarda değil ilerleyen dönemde aşkları ile birbirlerine de dokunabilmeliydi....
558 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
İlk öncelikle kitabın hiçbir sayfasını sıkılarak okumadığımı belirtmek isterim.Bana göre çok akıcıydı ve okurken çok keyifle okudum.Aynı zamanda okuduklarım arasında en beğendiğim Ahmet Ümit kitabı oldu.
Kitapla birlikte İttihat ve Terakki hakkında fazlasıyla bilgi sahibi oldum.Ayrıca kitapta Osmanlı'nın iyice köşeye sıkıştırılmasını aşama aşama okudukça Atatürk'ün o zorlukta bütün devletlere karşı dik durup vatanına siper olmasına ve herkesçe kurtuluşun imkansız sayıldığı o koşulda zorluklara karşı mücadele edip, nasıl başa çıkabildiğine bir kez daha hayran kaldım.Aslında fazla değinilmemiş ama yine de okurken aklıma takıldı...
Kesinlikle bu kitabı okumalısınız.Emin olun asla zamanınız boşa gitmeyecek.
712 syf.
·15 günde·Puan vermedi
"Hepimiz öleceğiz, herkes ölür. Bazen rüzgârda savurulacak hatıralar kalır geriye, bazen de unutulmaz eserler. Elinizdeki bu roman, bir zamanlar çok sevdiğim bir adam tarafından kaleme alındı. Delice bir aşka, görkemli bir ideale, kaybedilmiş bir vatana adanmış fırtınalı bir hayattı onunkisi. Doğru muydu bilmiyorum ama büyük bir samimiyetle yaşanmıştı. İşte o hayattan sadece bu satırlar kaldı geriye. Tortusu genzi yakan bir roman..."
Büyük bir birikim, yormayan, sıkmayan bir tarih macerası.
558 syf.
·10/10
Roman içindeki akış mükemmel.Geri dönüşler gayet yerinde ve tutarlı bir biçimde yapılmış.Tarih ilgisi ve bilgisi olmayanlar için gerçekten zorlayıcı bir kitap.Çünkü İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin geliştiği ve Cumhuriyete uzanan o atmosferi tam manasıyla kavrayamadığınızda karakterler ve betimlemeler havada kalacak. Ve kitap bittiğinde aklımızdaki Selanik, sadece Ulu Önderimiz Atatürk'ün doğduğu bir şehir olmaktan öteye gidip Meşrutiyet'in tohumlarının atılıp Cumhuriyet fikrinin yeşereceği ikinci bir Samsun, Erzurum, Sivas, Ankara,İzmir olacak.Yani şu an Selanik her ne kadar ecnebi bir ülkenin toprağı olsa da egemenliğimizde kaldığı 500 yıl boyunca sadece toprağıyla değil geçmişiyle eğitimiyle kültürüyle teşkilatlarıyla fikir dünyamıza kattıklarıyla hala bizden bir parça olduğunun farkına varacaksınız. Nihayetinde kitabın adının anlamının da değiştiğini göreceksiniz.Yazarın da deyişiyle vatan nedir,bir avuç toprak mı?Hayır,vatan sevdiğiniz ama belki kavuşamadığınız, sevebildiğiniz ama vuslatına eremediğiniz her an ,her kişi ,her mefhumdur.Eğer vatan buysa sizi ondan yegane bir gerçeklik ayırabilir.O da kimine göre yok oluş,kimine göre bir şeb-i arus'tur. Ayrılık günü geldiğinde işte bu sözden başka neyin kıymetiharbiyesi olabilir ki? Elveda Güzel Vatanım.
558 syf.
·Beğendi
Kimi çok uzatılan, çok tekrar edilen yerleri saymazsak, özellikle dönemin tarihine ilgisi olanların merak ve zevkle okuyabilecekleri bir roman. İkinci yarısından itibaren polisiye unsurların ağırlık kazanmaya başlaması da sonradan tadını daha da çıkarmanızı sağlayacaktır. Romanın sonunda bir mini sözlük, kaynakça ve en önemlisi de İttihat ve Terakki’yi anlatan romanlar indeksi verilmesi de ayrı güzellik.
558 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Gerçekten tortusu genzi yakan bir roman...
Uzun zamandır elimde bulunmasına rağmen geç okuduğum harika bir romandı. Aşk ve siyaset bu kadar güzel yoğurulur muymuş; evet yoğurulurmuş. Sevgili Ahmet Ümit'in gerçek anlamda okuyup bitirdiğim ilk romanı. Elimdeki diğer kitaplarını da sabırsızlıkla okuyacağım anı bekliyorum.


Bana çok şey hatırlattığından ötürü hüzünle okudum kitabı. Şimdi şahsına teşekkür edemiyorum ama bu kitabı öneren, bana çok güzel duygular tattıran insana burdan teşekkür ediyorum.
712 syf.
·24 günde·Beğendi·10/10·
Kitabın ana karakteri Şehsuvar Sami, sevdiği kadın Ester'e yazdığı mektuplarla hikayeyi anlatıyor.
Şehsuvar Sami, Selanikli bir İttihatçı zabit. Edebiyat düşkünü. Asıl hayali yazar olmakken vatan ve hürriyet sevdası onu İttihatçı yapıyor, yani karakterin vatan aşkı, hayallerinden ve sevdiği kıza olan aşkından daha ağır basıyor. ( Tabi mektuplarında ne kadar pişman olduğunu anlatıyor)


Kitapta Şehsuvar 'ın Agatha Christie ile aynı otelde kaldığı ayrıntısı çok hoşuma gitti. Ahmet Ümit bir kez daha Agatha hayranlığını ufak bir ayrıntıyla dahi olsa eserinde yer vermiş.

Bir başka dikkatimi çeken nokta ise, Şehsuvar' ın Abdülhamid 'e eşlik ettiği tren yolculuğunda Abdülhamid ile olan edebi muhabbetidir. Yazarın rahmetli Osmanlı Padişahının edebiyat ve sanat aşkına değinmesi hoşuma gitti.

Şimdiye kadar okuduğum en iyi Ahmet Ümit eseriydi diyebilirim. Tarih ve polisiye sevenlere tavsiye ederim. İyi okumalar
558 syf.
·Puan vermedi
Polisiye romancılığımızın usta is Ahmet Ümit'in kaleminden çıkmış, İzmir Suikasti, İttihat ve Terakki ve Cumhuriyet'in ilk yıllarını da kapsayan güzel bir kitap.

Kitap hakkındaki yazımızı okumak için : http://1cay1kitap.com/elveda-guzel-vatanim
558 syf.
·Puan vermedi
Açıkçası tarih romanları beni biraz sıkıyor bu kitabı da o neden bir miktar yavaş okudum. Geneline bakıldığında güzel bir kitap ama içerisinde çok fazla tarihi bilgi olduğu için beni yordu. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerini merak eden İttihat ve Tarakki'e ilgi duyan, o dönemle ilgili eserler okumayı sevenler için ideal bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Kitap Şehsuvar Sami adındaki ittihatçının siyası amaç ve vatanı uğruna terketmek zorunda kaldığı eski seviglisine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu mektuplar o döenmde yaşananlar ve karakterin iç hesaplaşmalarını içeriyor. Kitap tarih, entrikalar, aşk gibi çeşitli konuları içinde barındırıyor.
Kitaba bayıldım vaaay çok iyi diyemem ama asla kötü bir kitaptı da diyemem. Okunulası bir kitap olmuş.
"Vicdan nedir Şehsuvar? Vatan hızla uçuruma giderken bu felakete engel olmak mı, yoksa emniyetli bir köşeye çekilip olanı biteni oradan izlemek mi?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Elveda Güzel Vatanım
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
558
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051419480
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Elveda Güzel Vatanım
Elveda Güzel Vatanım - Midi Boy
Elveda Güzel Vatanım
Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı?

"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…

Kitabı okuyanlar 5.220 okur

  • Sema Nur
  • Kübra Baştürk
  • Serhat tosun
  • Duygu N.
  • Selcen Okman
  • Reepichep
  • Kitap Sever Psikolog
  • Batesmotel2
  • Gamze AKMAN
  • Ali Onur Kaylan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.3
14-17 Yaş
%4.6
18-24 Yaş
%16
25-34 Yaş
%26.7
35-44 Yaş
%28.7
45-54 Yaş
%11.1
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.9
Erkek
%40.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.7 (453)
9
%20.6 (350)
8
%23.4 (398)
7
%10.5 (178)
6
%4.8 (81)
5
%1.8 (31)
4
%0.9 (15)
3
%0.6 (11)
2
%0.4 (6)
1
%0.9 (15)

Kitabın sıralamaları