Ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni?
-Daha da korkunç, bir başına değilsen oysa:
..
-Ne acı birbirimize bunca geç rastlamamız!
-Ya ayrı olmamız daha da acı.
Selam Oza!
....hayatta kalmak istiyorsan, geçmişini kesip köpeklerin önüne atmalısın
...
Geçmişe karşı acımasız olmalısın.
Çünkü geçmiş de acımasız.
Bu körelmiş organ, bu basit eklenti, aksi takdirde zamanla iltihaplanacak, alevlenip incitecektir.
Onsuz yapabiliyorsan kesip at ve yok ol, yapamıyorsan, iyisi mi susup otur çöplüğünde.
Zürih yaşlanmak için iyi bir şehir. Ölmek için de.
Eğer ömrün bir nevi Avrupa coğrafyası varsa dağılımı şöyle olmalı:
Paris, Berlin ve Amsterdam, tüm laubalilikleri, esrar kokusu, Mauer Park'ta bira içmeleri ve çimlerinde yuvarlanmalarıyla, pazar günlerinin bitpazarları, cinselliğin uçarılığıyla gençliğe ait olmalı...
Sonra Viyana veya Brüksel'in olgunluğu geliyor. Hızın yavaşlaması, konfor, tramvaylar, faal sağlık sigortaları, çocuklar için okullar, biraz kariyer, avro-memuriyet.
Pekâlâ, hâlâ yaşlanmak istemeyenler için Roma, Barselona, Madrid... İyi besinler ve ılık öğle sonraları trafik, gürültü ve hafif kargaşayı telafi edecektir.
Gençliğin son demlerine New York'u da eklerdim, evet, onu şartlar gereği okyanusun ötesine kaydırılan bir Avrupa şehri sayıyorum.
Zürih yaşlanma şehridir. Dünya yavaşlamış, hayatın nehri bir gölde durulmuştur usulca, yüzeyi sakin, sıkılma lüksü ve yaşlı kemikler için tepede bir güneş. Tüm göreceliği ile zamanın kendisi. Yirminci yüzyılın zamanla ilgili iki keşfinin Einstein'ın izafiyet teorisi ve Thomas Mann'ın Büyülü Dağ'ı özellikle burada, İsviçre'de yapılmış olması hiç de tesadüf değil..