7 Haziran
Bir süredir kitaplardan karakter topladığımı fark ettim. Yusuf'u okurken taşranın yalnızlığını gördüm. Maya Angelou'da ise korkuya rağmen ayakta kalmayı. Belki de bu yüzden okumayı seviyorum. Kitaplar bitiyor ama karakterler kalıyor. Son günlerde düşündüğüm şey şu: İnsan gerçekten kaç kişiyle tanışabilir? Belki de kitaplar sayesinde yüzlerce kişiyle...
“Bir kere başarısız olsan ne olur ki? Eskiler, ‘Her kapanan göz uykuya değil ve her elveda gidişe sonlanmaz,’ derler. Başarısız olursan ayağa kalkıp yeniden denersin.
Dünyayı yöneten beyazlar havanın, suyun, işlerin, okulların ve adil oyunun sahibiydi ve bir yerlerde, bilinçlerinin çok daha derinlerinde, beyazların haklı olduğuna inanıyorlardı.Onlar, siyahi gençlik, hiçbir şeyin sahibi olamayan genç efendiler, hiçbir kıymetleri olmadan doğuyor ve kör sıçanlar gibi sürünüyor, hayatlarını karanlığın içinde, yerin altında, kökleri kemirerek, ışıktan uzağa sürüklenerek yaşıyorlardı.
Senin taşınmayı düşünmeni istemiyorum. Ben burada yaşıyorum ve bu sokaklarda yürüyebilmem gerek. Eğer taşınırsak, orada da böyle bir şey olacak ve yine taşınmamız gerekecek. Korkup kaçmayacağım. Çünkü eğer bir kere korkup kaçarsan, koşmaya devam etmen gerekir.”