Komisyon

Komisyon

8.4/10
289 Kişi
·
757
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.332
Gösterim
Adı:
Komisyon
Unvan:
Yazarlar Topluluğu
Norveç te yapılan ve 15 yıl boyunca toplam 53.556 kadın ve erkeğin katıldığı çalışmada espri anlayşı ile ölüm arasındaki bağlantı araştırıldı. Katılımcılara uygulanan bir anket yoluyla kişilerin espri anlayışı bilişsel, sosyal ve duygusal yönlerden değerlendirildi. Bunun yam sıra kalp rahatsızlığı, enfeksiyon, kanser ve kronik obstrüktif akciğer hastalığından (KOAH) kaynaklanan ölümler incelendi.
Elde edilen bulgulara göre, "Espriye dair bir ipucunu kolaylıkla fark edebiliyor musunuz?” gibi espri algısını bilişsel yönden ölçen sorular karşısında en yüksek puanı alan kadınların, söz konusu tüm hastalıklardan kaynaklı ölüm riskinin %48 daha düşük olduğu ortaya çıktı. Daha ayrıntılı bakıldığında ise bu kadınların kalp rahatsızlığından ölüm riskinin %73, enfeksiyondan ölüm riskinin ise %83 daha az olduğu gözlendi. Erkeklerde de olumlu bir sonuç elde edilse de onlarda ölüm oranı ile yalnızca enfeksiyon arasında bir bağlantı tespit edildi. Buna göre espri anlayışı güçlü erkeklerin enfeksiyondan ölüm riski %74 daha azdı. Çalışma sonucunda esprinin sosyal ve duygusal bileşenlerine ilişkin bir bağlantı elde edilmedi. Uzmanlar, elde edilen bulgulardaki cinsiyetler arasındaki bu farklılığın, erkeklerde espri algısının yaşlandıkça azalmasına bağlıyor. Araştırma ekibinden ve Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden Sven Svebak'a göre esprinin bilişsel yanı kişiliğin sabit bir yönünü oluşturuyor ve gündelik yaşamımızda
karşılaştığımız olaylara yaklaşımımızı ve onları nasıl anlamlandırdığımızı etkiliyor. Bu sayede sosyal ilişkilerimizde karşılaştığımız anlaşmazlıklara ve strese karşı bir tampon görevi görerek stres hormonlarının yükselmesini engelliyor.
Çünkü kortizol gibi stres hormonları bağışıklık sistemimizin işlevlerini etkin biçimde yerine getirmesine engel oluyor.
Cihan hakimiyeti, günümüzde dünyaya hükmettiğini iddia eden devletler gibi milletleri birbirine kırdırmakla değil, adalet ve nizam ile huzuru tesis etmekle olur. Sadece kendi halkına değil, nerede mazlum varsa onların yanında olmakla cihanın kalbindeki yeri edinebilir. İşte Osmanlı ecdadımız, asırlarca böyle bir nizamı kalplerde tesis eden bir devletti.
Duygulara gelince, bizim kadar duygusal toplum var mı şu dünyada? Yatıp kalkıp duygularımızdan bahsederiz biz. Hangi ülkede bizim kadar çok orada bulunmayan, bırakıp gitmiş, terketmiş sevgiliye şarkı, türkü yazılır? Bizim şarkılarımızda sevgili asla şarkıyı söyleyenin yanında değildir. Her şey olup bittikten sonra şarkıya geçilir bizde. Sanki bütün toplumun aşk hayatını Hakan Altun yazmış gibi... Herkesin birilerini deli gibi özlediği, dokunsan ağlayacak gibi bir ülke bizimkisi. İşimiz gücümüz özlemek. Ya şu ilişki mevzusunu beceremiyoruz ya da hepimiz işsiziz.
O halde ezan bir istiklal vesikasıdır.
İslam ümmetinin her gün 5 defa ''an'' a, mekana ve insana vurduğu nurlu mührüdür.
Komisyon
Sayfa 25 - SEBİLÜRREŞAD
Küçücük bir kâğıt kesiğinin canımızı neden günlerce acıtabildiğini düşündünüz mü hiç?
Oncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki kâğıt kesiğinin verdiği acıya yönelik kapsamlı bir bilimsel çalışma yok. Ancak ellerinde pek fazla bilimsel veri bulunmasa da sınırlı
kanıtlar ve anatomi konusunda sahip oldukları bilgiler ile bilim insanlarının bu konuya ilişkin bazı varsayımları var.
Bunlardan ilki sinir hücreleri ile ilgili.Vücudumuzda birbirine bağlı milyarlarca sinir hücresi (nöron) bulunur. Bu sinir hücrelerinin yüksek sıcaklığa, kimyasallara ve basınca
karşı duyarlı, özelleşmiş algılayıcılarına nosiseptör adı verilir.

Parmak uçlarımızda vücudumuzun
neredeyse diğer tüm bölgelerinden
daha fazla nosiseptör bulunur.
Nosiseptörler sıcak bir şey tuttuğumuzda
ya da sivri bir şeye dokunduğumuzda
beyne uyarı gönderir. Böyle durumlarda
elimizi dokunduğumuz yerden
hızlıca çekmemizin nedeni de budur.
Tek sorumlu nosiseptörler değil elbette.
Kâğıt köşeleri de aslında göründükleri
kadar masum değil. Sanıldığının
aksine köşeleri pürüzsüz olmadığından,
kâğıtlar deri üzerinde bıçak gibi temiz,
düz bir çizik açmak yerine testere gibi
tırtıklı bir kesik açar. Ayrıca kesiğin
oluştuğu yerde deriyi tahriş eden birtakım
kimyasallar ve ileride enfeksiyona
neden olabilecek bakteriler bırakabilirler.
Bunlar da daha sonra hissedilen
acıda rol oynar.
Diğer yandan kâğıt kesiklerinin derinde
olmaması vücudun kanama ve kabuk
bağlama gibi savunma mekanizmalarının
harekete geçmemesine neden olur.

Bunun sonucunda tahrip olmuş
sinir uçları açıkta kalır.
O bölgedeki deri iyileşene kadar
elimizi her kullandığımızda
yaranın gerilerek açılması
sinir uçlarını uyarır.
Kimi uzmanlar kâğıt kesiğinin
neden tahminimizden
daha çok acıdığının bir de psikolojik
yönü olabileceğini öne sürüyor.
Onlara göre ellerimiz sürekli
gözümüzün önünde olduğu için
hissettiğimiz acı da kendini sürekli
hatırlatıyor ve bu acıya daha fazla
odaklanmamıza yol açıyor olabilir.
İşte tüm bunlar hiç de derin
olmayan, basit bir kâğıt kesiğinin
bizde yarattığı orantısız acının
nedenleri olarak görülüyor.
"Çok nadir insana, neredeyse tamamen görülmek kısmet olmuştur. Sizi gerçekten dinlemiş, size gerçekten bakmıştır o insanlar. Adım atmadan tercih edeceğiniz yolu bilen, sesiniz söze dönmeden cümlelerinizi yakalayan; size, ruhunuza erişmeyi başaran nadir insanlardır onlar."

Meyrem KARADENİZ
- Ölüm nasıl bir şey acaba?
- İyiye iyi, kötüye kötü...
- Ya aşk?
- Ölüm gibi... Ölüm...
Komisyon
Sayfa 59 - Eşik yay. - Ömer Can Coşkun
Çeşitli şehirlerden çeşitli öğretmenlerin kah duygusal ve hüzünlü, kah sevinçli ve komik, öğretmenlerin öğrencileriyle olan ilişkilerine dair kısa anılardan oluşan kurgu olmayan kitap. Bir akrabamızın kitaplığında görünce ismini çok beğenip şiir kitabı zannetmistim. Şiir tadında gerçek kesit hikayeleri vardı.
Okumak için illa öğretmen olmak gerekmiyor. Okula gitmiş olan herkes kendinden bir şeyler muhakkak bulacaktır.
Ben kendisine delilik dergisi diyorum. Çok akıllı olup da kendini deliliğe vuranların hoşlanabileceği türden yazılar şiirler mevcut. Bazı yerlerde saçmalıklarda var. adı üstünde delilik dergisi

Aşkımın şiddetinden koptu gönlün freni
Doktor beni sanıyor hala sizofreni
Usküdar taburculuk hasretiyle derinden
Kalbimi hoplatıyor hastanenin treni

Ta uzaktan Marmara aşkına cekiyor beni
Hayretle karsılarım beni deli göreni
Taburcu olmak icin kullanmalı dümeni
Doktor beni hala sanıyor hala şizofreni
Bu kitabı okuyana kadar ömrümde alıp da herhangi bir hadis kitabı okumuş değildim. Katıldığım bir stk da çalışan birisinin tavsiyesi üzerine okuma grubunda okuduğum bir kitaptı. Hadis okumaya yeni başlayacak olanlar için tavsiyem bu eserden başlayın okumalarınıza.
2015 yılı Kutlu doğum haftası ' Hz.Peygamber ( sav ) ve Birlikte Yaşama Ahlakı " teması çerçevesinde hazırlanan bu eserde sırasıyla,Prof.Dr.Mehmet Görmez,Prof.Dr.Ali Bardakoğlu,Prof.Dr.Mustafa Çağrıcı,Prof.Dr.Raşit Küçük,Prof.Dr.H.Kamil Yılmaz,Dr.Ekrem Keleş,Dr.Ülfet Görgülü,Prof.Dr.Kemal Sayar,A.Ali Ural,Prof.Dr.Ejder Okumuş ve Dr.Nurcan Özkaplan Yurdakul'un olmak üzere on makale bulunuyor.
Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Uzun bir okuma sürecinden daha çıktım. Okurken inceleme yazacağımı düşünmüyordum, ama kitabın sonuna geldiğimde vazgeçtim. Dolayısıyla not almadan okudum, hikayeler hakkında çok ayrıntılı yorumlar yapamayacağım.

Öncelikle kitap normal şartlar altında bulunabilecek bir kitap değil, ancak sahaflardan temin edilebilir. Uzun süredir kütüphanemde gözüme çarpıyordu, ama erteliyordum okumayı. Öykü türüne aşina olmaya başlayınca, hatta son olarak ''Kısa Öykünün Büyük Ustaları''nı okuyunca sıranın bu öykü kitabına geldiğini düşünmüştüm. Fakat umduğumu bulamadım. Kitap, Sait Faik'in ''Dülger Balığının Ölümü'' adlı hikayesi ile açılıyor. Daha önce Sait Faik okumuş biri olarak bu hikayesini beğendim. Fakat peşisıra gelen hikayeler beni tatmin etmedi. Hatta hikayelerin bazılarını anlayamadım bile. Kitabı aynı anda okuduğum biri olsaydı da şimdi burada ne anlatılmış yani deseydim diye düşünmedim değil. Hatta bir iki hikayeyi internette aratıp belki üzerine yazılmış bir yazı vardır da anlamlandırabilirim dedim. Ama hikayeler hakkında yazılmış inceleme, yazı filan da bulamadım.

Özellikle Tezer Özlü, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay gibi yazarların hikayelerine gelince bir heveslendim, ama hikayelerin hiçbiri yazarın kitaplarını okumalısın diyemedi. Hevesim kırıldı diyebilirim.

Hikayelerin çoğunda da farklı ülkeler, yabancı karakterler yer alıyordu. Özellikle son hikayelere doğru iyice arttı. Belki de bu yüzden Selim İleri'nin Gelinlik Kız öyküsü hoşuma gitti, bizden bir hikayeydi. Füruzan'ın Parasız Yatılı adlı hikayesini de beğendim. Bilge Karasu'nun Geceden Geceye Arabayı Kaçıran Adam adlı hikayesi de hoşuma gitti. Ama sonunu anlamlandıramadım. Böyle beğendiğim beş hikaye filan vardı.

Seçme öyküler olduğu için net yorumlar yapamıyorum. Ama bu kitaba alınan hikayeler beni tatmin etmedi. Herkese iyi okumalar...
Kadının toplumdaki yerini merak ediyorsanız Bu kitabı mutlaka okumalısınız Osmanlı'da kadın�slam'ın kadına verdiği haklar, kadının sosyal konumu ve hakları konferans ve panel şeklinde anlatılmaktadır. Kadın konusunda İslam'a yapılan saldırılar a ayetler ve hadisler ışığında cevaplar verilmiştir
Hayatımda okuduğum en güzel kitabı siteye kaydeden editör arkadaşıma teşekkürü borç bilirim. Vatan adına yaptığı bu hizmet elbet bir gün karşılığını bulacaktır.

Bu kitabı askerde verdiler. İlk başta hediye sandım ama sonradan geri aldılar. Bazı salaklar çarşı izninde roman alıp boş zamanlarında roman okuyordu. Halbuki bedava verilmiş bu kitap dururken, romana para vermek enayilik değil de ne idi? Heyhat elimizde bedava bir kitap varken üstelik bu kitap hayatta kalmak adına bize son derece kıymetli bilgiler veriyorken, bir yazarın boş ve gerçek dışı hayallerini okumak nedendi? Bu düşüncelerle bu kitabı Yanaşık Düzen KKT kitabıyla birlikte 3 aylık acemi eğitimim boyunca defalarca okudum.

Eğitimin sonlarına doğru bir sabah kıta astsubayı Murat Başçavuş çıkageldi ve kitapları topladı. Çok üzüldüm.

Kitap çok akıcı bir kitaptır, Aman yarabbi sanki sebil, sanki karlı bir kışın ardından ilkbaharda kayaların altından fışkıran bir pınar... Kış sonu beliren güneşle eriyen karların dere yatağını taşırdığı azgın bir sel... Konusuna gelince, konusu da gayet güzel. Adından da anlaşılacağı üzere tek er muharebe eğitimi. Yani bir adet askere verilecek savaş malumatı. Mevzilenme, siper alma, yön bulma vs. Maalesef acemi birliğinden sonra orduevine atandım ve bu bilgileri pratikte tatbik fırsatı bulamadım. Rahat yerde askerlik yaptım yani. Nöbet möbet yoktu, içtima da yoktu. Ben zaten Albayın postasıydım, bana kimse bir şey diyemezdi. Kamuflaj da giymiyordum. Yemekhaneye girerdim, istediğimi yerdim. Nitekim şafak attı, baba yattı... Burada biraz konudan saptım galiba.

Her neyse bu kitap türkiyede en çok okunan kitap olsa gerek. Her türk erkeği eğer ki çürük raporu yoksa, bu kitabı eninde sonunda okuyacaktır. İhtimal Fransız, Alman ya da buna benzer bir frenk ülkesinin askeri talimnamesinden çeviridir ya da onlardan birine çok benzerdir. Neticede askerlik mesleği her yerde aynı. Ben okudum ve çok sevdim. Size tavsiyem şudur ki: hayatın bizi bir şeyler yapmaya zorladığı durumlarda yapılacak işi sevmeye çalışmanızdır. Bu kitabın bana verdiği en değerli bilgi budur. Asla ağlayıp sızlanmayın... Pis işlerle barışın ve bu işleri keyifli hale getirmeye çalışın.
İslami kavramlardan olan Tağutun çağımız önemine binaen ilk olarak öğrenilmesi gerekir. Kavram olarak bilmediğimiz bir şeyden sakınamayız. Öğrenmek için ve sakınmak için güzel bir eser.
Uzun bir zaman önce elime geçen bir eser “ Çevre Bir Emanettir “ ve onunla karşılaşmam bir kitapçıda veyahut internette yapılan kitaplara dair bir araştırma neticesinde değil. Çalışmış olduğum kurumda formalite icabı konulan kütüphanenin bir köşesinde kırgın, tozlanmış bir eserdir. Vefanın ışığının dokunmadığı..
***
Kaliteli bir kağıt yapısına sahip olan ve her sayfasında, kitabımıza da konu yönünden ismini veren Osmanlı Dönemi'nin çevreyle ilgili yapılandırmalarından, düzenlemelerinden kısaca toplumundan bahseden bu kitabımız renk ve motif olarak minyatür sanatını da eksik etmemiş. Konuyla bağlantılı ve ufku açan, her an yeniden hayran bırakan ve yeniliği gül gibi yeniden açtıran bir doku ve dokunuş bırakmış.. Benim için biraz zorlu bir inceleme oldu diyebilirim zira okuyup geçme yahut belirli alıntılarla anlatıp bitiredebilirdim.. Zorlu oluşu ise kitabın emanet oluşundaki hassasiyeti, kalın ve kırılgan bir yapıda oluşudur. Bu durum ki bana onun nüshalarını çoğaltma ve paylaşma imkanı vermedi.. İsterdim ki Osmanlıca olan o belgeleri incelememde de mevcut olan diğer içerikler gibi paylaşabileyim.. Ve beni bir kitabı okuyup,öğrenmekten ayrı bu konuda teselli eden, yazdıklarım ve bu konuyla ilgili bir araştırma yapan herhangi bir arkadaşımıza fikren, ufacık da olsa yardımcı olabilmektir.. Öğrenmek,o en güçlü amaç ve paydamız olan..

Kitabımız 8 bölümden oluşmakta ve Çevre Temizliğinden tutun da - Su Kirliliği, Kaynakların Muhafazası, Kuraklık ve Kuraklık Tedbirleri, - Ormanların Muhafazası ve Alınan Tedbirler, - Hava Kirliliği, Alınan Tedbirler ve Meteoroloji, - Avcılık ve Avlanmaya Dair Yasaklar,Tedbirler, - Bitkilerin ve Hayvan Neslinin Korunması, -Bataklıkların Kurutulması ve Derelerin Temizletilmesi ve - Görüntü Kirliliği konularına değinmektedir.

Kitaba dair bahsettiğim üzere, renk ve can veren konulardan biri olan Minyatür Sanatının örneklerinin verildiği incelememde ağırlık ve genel olarak Matrakçı Nasuh’un eserlerinin büyük bir kısmına değindim. Ayrıca görmenizi istediğim özellikle iki eser vardı ki: Bahçe Köşkü - Nevai Hamsesi ve Levni - Şeker Bahçeleri’dir. Renkler, o uyum, o ruh, tarih ve sanat yapısı..
Görünenin ve aslın ardında ne gördüler ki bu kadar güzel nakşedebildiler dememek elde değil..

Umarım gerek kitap olduğu kadar örnek verilen bu eserler de karşınıza çıkar..
Uzun bir inceleme, uzun bir zaman.. ama bilgi, hayatın ışığı.. O sonsuzluktan.

Okumanızı ister, vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.


“Çevre Bir Emanettir” ;

Aldığımız nefesin, baktığımız gökyüzünün, uzanıp da dinlendiğimiz bir ağacın ve eteklerinin.. Isındığımız güneşin.. her bir parçasıyla ellerimizde olan bir ışık gibi, bir meşale gibi üstünde ismimiz yazılan çevremiz...


*Not: İncelemede bulunan kısaltmalar son sayfada açıklanmıştır.


1. Çevre Temizliği

BOA, A. MKT.NZD, 14/31
İstanbul ve Bilad-ı Selase’de (Galata, Eyüp, Üsküdar) temizlik işlerine gereken önemin verilmesi ve dikkat etmeyenlerin cezalandırılacakları hususunda halkın uyarılmasına dair Sadaret’ten Zaptiye Müşiri’ne gönderilen yazı ve eki.

BOA, A. MKT.MVL, 46/89
30 Ekim 1851
Trablus Kalesi içerisindeki evlerden çıkan süprüntülerin toplatılması ve masraflarının halktan gelir durumu esas alınarak farklı miktarlarda toplanması konusunda Sadaretten Trablus Valiliği’ne gönderilen yazı. Yazıda, kale içerisindeki evlerin çöplerinin sokaklarda biriktirildiği, bunun ise halkın sağlığını tehdit ettiği ifade edilmektedir.

BOA, A,MKT.NZD, 96/77
26 Ekim 1853
Halkın verdiği dilekçe üzerine,Beşiktaş’ın Maçka mahallesinde lağımları olmayan evlere lağım inşa edilmesi için keşif yapılarak, durumun araştırılması hakkında Evkaf-ı Hümayun Nezareti’ne gönderilen Sadaret yazısı.

BOA, A. MKT.MVL, 77/72
22 Ocak 1856
Haliç’in temizlenmesi hususunda gerekli tedbirlerin alınması için Sadaret’ten Donanma Komutanı’na gönderilen yazı. Yazıda;
Limanların temiz tutulmasının nafia işlerinin temellerinden olduğu,
Fatih Sultan Mehmet Han zamanında Eyüp,Sütlüce,Kağıthane,Alibeyköy’den çamur ve toprakların Haliç’e akmaması için burada ziraat yapılmaması hakkında bir nizamnamenin mevcut olduğu,
Daha sonraki zamanlarda da bu nizamnameye uyulduğu ve hatta bu araziye ayrık otu diktirildiği,
Son zamanlarda ise arazide ziraat yapılmaya başlandığı ve yağmur yağdıkça toprak ve çamurun Haliç’e akmaya başladığı,
Ayrıca bazı gemilerin de kanuna aykırı olarak saflarını limana boşalttıkları,
Bir müddet daha böyle devam edilirse,yeryüzünde emsaline az rastlanır güzellikte bulunan bu doğal limanın çok daha kötü bir duruma geleceği ve devletin şanına uymayacağı anlatılmaktadır.

BOA, A.MKT.NZD, 185/96
29 Mayıs 1856
Sokakların temiz tutulması ve dükkanların önünde hayvan kesilmemesine dair Sadaret’ten Şehremaneti’ne gönderilen yazı. Yazıda ayrıca; Sokak temizliğinin belediyenin yapması gereken en temel işlerden biri olduğu ve çöplerin nakli içi gerekli paranın halktan toplanarak karşılanması gerektiği bildirilmektedir.

İstanbul – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/5G151d

BOA, A.MKT.MVL, 82/51
Beyoğlu caddesinin geceleri ışıklandırılması ve gündüz temizliği için yapılacak harcamaların adaletli bir şekilde cadde civarındaki dükkan ve evlerden alınmasına dair hazırlanan rapor.

BOA, A. MKT. UM, 574/65
25 Haziran 1862
Yozgat kasabasında lağımların yer altına aldırıldığı,kaldırım inşa edilip, bozuk olanlarının tamir edildiği,binaların kurallara uygun olarak inşa edildiği ve bu durumdan halkın son derece memnun olduğuna dair Ankara Mutasarrıfı Mehmet Nureddin Bey tarafından Sadaret’e gönderilen yazı.

BOA, İ.DH, 79979
16 Aralık 1886
Marmara Denizi sahillerinde bulunan ev ve sokakların biriktirdikleri çöpleri deniz kenarlarına bırakmalarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına dair kaleme alınan padişah emri.

BOA, DH. MKT, 1746/49
21 Temmuz 1890
Usulüne uygun olmayıp, halkın sağlığını tehdit eden mezbahaların araştırılıp muayene edilerek, açılmamak üzere kapattırılmasına dair Tıbbiye Nezareti’ne gönderilen yazı. Yazı Galata tüccarlarından Kigork Samancıyan tarafından verilen dilekçe üzerine kaleme alınmış olup ayrıca, Tophane’de Sirkeci iskelesinde hıfzısıhha kaidelerine uygun şekilde inşa edilen mezbahanın emsallerinden üstün özelliklere sahip olduğu ve diğer mezbahalardan usulüne uygun olmayıp,halkın sağlığını tehdit edenlerin kapattırılmış oldukları halde yeniden açıldıkları bilgileri de mevcuttur.

Eskişehir- Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/o6RBzm

BOA, İ.MMS,5261
1 Ağustos 1891
Halep şehrinde temizlik işine önem verilmediğinden ortaya çıkan kolera hastalığının bertaraf edilebilmesi için şehrin her tarafında açıktan akan pis suların üzerlerinin belediye tarafından kapatılması ve gerekli paranın belediye gelirleri, toplanan bağışlar ve Halep vilayeti gelirlerinden karşılanması hakkında padişah emri. Emir Halep Valisinin şehrin durumunu anlatan telgrafı üzerine verilmiştir.

**

2. Su Kirliliği, Kaynakların Muhafazası, Kuraklık Tedbirleri

BOA, A. AMD, 31/31
28 Haziran 1851
İstanbul’un su ihtiyacının karşılanması amacıyla kuyular açılması ve su bentlerinin ıslah edilmesi konusunda gerekenlerin yapılmasına dair Sadaret Tezkiresi. Tezkirede ayrıca; İstanbul’da Avrupa’daki gibi artezyen kuyuların açılıp açılmayacağının tetkik ettirildiği, bu iş için Paris’ten Mühendis Degoza’nın getirtildiği, mühendisin kuyularla ilgili olumlu görüş bildirdiği anlatılmaktadır.

BOA, A. MKT.NZD, 40/94
12 Ağustos 1851
Sakaların çeşmelerden sadece gündüzleri alaturka saat dörde kadar (öğle) kırbalarla su alabilecekleri ve suları kesilen hamamların açtırılmayacağına dair saka ve hamamcılar kethüdasına uyarıda bulunulması hususunda Sadaret tezkiresi. Yazıda ayrıca; İstanbul’a akmakta olan tatlı suların kuraklık nedeniyle azaldığı, sakaların belirlenen saatten sonra çeşmeleri testi ve güğümlerini doldurmaları için halka bırakmaları gerektiği belirtilmiştir.

BOA, C. BLD, 1275
1859
Niğbolu kadısı tarafından gönderilen ve bölgede çekilen kıtlığı bildiren rapor. Raporda:
Yaşanmakta olan aşırı kuraklık nedeniyle, ekinlerin kavrulup,kıtlık ve pahalılığın son safhaya ulaştığı,
Un ve buğday yokluğundan dolayı tüm fırınların kapandığı,
Halkın günlük ihtiyaçlarını elde edebilmek için torbalarla dilenci gibi dolaştığı,
Sıkıntı içindeki halkın Tuna nehri kıyısında bulunan İzlaz’da gemilere yüklenen buğdaylara el koydukları,
Bu durumdaki halka müdahale edip, gemileri kurtarmaya çalışmanın büyük kargaşaya yol açacağı ifade edilmektedir.

Erzincan – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/By5lPL

BOA, A. MKT.NZD, 382/28
30 Kasım 1861
Su Nezaretince tanzim edien ve Beşiktaş, Tophane ve Dersaadet’e su sağlayan bentlerdeki suyun miktarını gösteren pusula.

BOA, İ.MVL,24568
7 Şubat 1866
Bosna ve Hersek halkının ihtiyacı olan zahirenin Mostarlı Tüccar Ofliş tarafından ithal edilmesi ve zahirenin Gayla ve Çarine gümrüklerinde geçici bir süre için vergiden muaf tutulması hususunda Padişah emri. Emir;
Bosna ve civarında kuraklık dolayısıyla istenilen miktarda ürün elde edilememesi,
Hersek tarafında ise alınan ürünlerin ekilen tohumu bile karşılamayacak bir seviyede olması,
Sıkıntıdan ötürü halkın göç etmeye başlaması üzerine alınmıştır.

BOA, DH.MKT, 1411/78
11 Nisan 1887
Uzun süredir devam eden ve ekinler ile hayvanları telef edecek dereceye varan Biga Sancağı ve Balıkesir çevresindeki kuraklığın sona erdiği ve yağmurların başladığına dair Dahiliye Nezareti’nden Sadaret’e gönderilen tezkire.

BOA, Y.PRK.KOM, 5/139
21 Kasım 1887
Konya ve çevresinde yağmaya başlayan yağmurlar sebebiyle bir önceki seneden toprak altında kalmış olan binlerce dönüm arazideki tohumların yeşermeye başladığına dair Konya valiliği tarafından gönderilen telgrafın padişaha takdimi.

BOA,DH.MKT, 1468/62
6 Aralık 1887
İstanbul’da bulunan bentler ve su yollarının imar,ıslah ve muhafazası için kurulan komisyonun çalışmalarının, Şehremaneti tarafından denetlenerek, takip edilmesi konusunda Dahiliye Nezareti’nden Şehremaneti’ne gönderilen yazı.

Adana –Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/4Gv6MJ

BOA, A. MKT.MHM, 594/36_7,8,10
19 Ocak 1895
Yerebatan Mahallesi ahalisinin suya olan ihtiyacının karşılanması için mahallede uygun yerlere çeşmeler inşa edilmesi gerektiğine dair Şehremaneti’nden Sadaret’e gönderilen yazı. Ekinde örnek çeşme çizimi ve Yerebatan suyundan istifade eden evlerin miktarlarıyla sahiplerinin isimlerine ait liste mevcuttur.

Topkapı Sarayı ve Su Yolları Haritası
https://hizliresim.com/0GoORV


BOA, Y.PRK.UM 53/39
1 Mart 1901
Bir aydan beri yağmur yağmaması sebebiyle yağmur duasına çıkıldığına ve duadan sonra yağmur yağmaya başladığına dair Beyrut Valiliği tarafından Mâbeyn-i Hümâyun’a gönderilen telgraf.

BOA,DH.MKT, 945/81
23 Eylül 1905
Büyük bir şehir olan ve önemli bir mevkide bulunan Musul’da halkın yarısından fazlasının içmekte olduğu suyu kirleten mezbaha ve dericilerin şehir dışına taşınmaları için alınan Şura-yı Devlet kararının yerine getirilmesi konusunda Dahiliye Nezareti’nden Musul Vilayeti’ne gönderilen yazı.

Sivas – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/mJWvRy

**

3. Ormanların Muhafazası ve Alınan Tedbirler

BOA, C. BLD, 1018
6 Aralık 1722
Sadabat’ın güzelleştirilmesi için civar kazalardan karaağaç,dişbudak ve ıhlamur ağaçları tedarik edilerek, dal,yaprak ve köklerine zarar verilmeden getirtilmesi hakkında kazalara gönderilen hüküm. Hükümde ayrıca ağaçların aynı boyda olanlarının ve en seçkinlerinin gönderilmesine de dikkat edilmesi istenmektedir.

Bitlis – Matrkçı Nasuh
https://hizliresim.com/o6RBJX

BOA,A.MKT.NZD,117/17
1853
Trabzon, Kastamonu,Alaiye,Edirnekapı,Samako,İşkodra,Bosna,Yenişehir ve Selanik’de mevcut olup tersane için kullanılmayan ormanlardaki ağaç cinslerini gösterir defter. Defterde, ormanların yer aldığı dağların isimleri ve her ormanda meşe,çam,köknar, sarı çam,gürgen,kara ağaç cinslerinden hangisinin bulunduğu ayrıntılı olarak yer almaktadır.

BOA, A. AMD, 78/28
1856
Osmanlı ülkesi içerisinde bulunan ormanların yeni bir düzenlemeye tabi tutulması için Fransa’dan ormanlar hakkında yeterli bilgiye sahip iki kişinin seçilerek gönderilmesi hakkında Sadaret yazısı. Yazıda ayrıca orman ve korulara korucu tayin edilmesi, korucuların orman gelirlerini kanuna uygun bir şekilde toplamaları ve ormanlar için ayrıca memur yetiştirilmesi gerektiği de ifade edilmektedir.

BOA, A.MKT.MHM,211/4
1 Mart 1861
Selanik’de bulunan ormanların korunması ve idaresi hakkında yeni bir düzenlemeye gidilerek, gerekli tedbirlerin alınmasına dair Sadaret’ten Ticaret Nezareti’ne gönderilen yazı.

BOA, A. DVN. MHM, 33/99
5 Eylül 1861
Orman Mektebi öğrencilerinden Osman’a, orman yetiştirilmesi ve idaresi hakkındaki Fransızca ders notlarını Türkçe’ye çevirmesinden dolayı beşinci rütbeden Mecidi nişanı verilmesi hakkında berat.

BOA, C.İKTS,1367
28 Mayıs 1867
Devlete ait ormanlardan ister Osmanlı tebeası olsun ister yabancı kökenli olsun hiçkimsenin izinsiz olarak bir dal dahi kesemeyeceği ve şahıslara ait olan ormanlardan, sahibinin izni dahilinde kesilen ağaçlardan vergi alınmasının ticaret anlaşması hükümlerine uygun olduğu hakkında kaleme alınan yazı.

- İki bölüm ve dört kısımdan oluşan orman nizamnamesi ve Nizamnamenin açıklanan bazı maddeleri,
- On üç maddeden oluşan Orman Mektebi Nizamnamesi.

Erzurum Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/vJvM9r


BOA, İ.DH,91566
11 Mart 1890
Çam ağaçlarının kabuklarının soyulmasının önüne geçilmesi konusunda padişah emri. Bu emir: Çam ağaçlarının kabuklarının soyulup palamut yerine kullanılmak üzere yurt dışına satıldığını bildiren Hacı Manuk Serkizyan’ın Nazilli’den çektiği telgraf üzerine alınmıştır. Emirde ayrıca bu durumun gerek ormanlara gerek palamutlara olan ilgiyi arttıracağı,bir ağacın kabuğunun soyulmasının onun kurumasına sebep olacağı,çam ağacının da diğer ağaçlardan daha nazik olduğu,kabuğu soyulur soyulmaz kuruyacağı, bunun ise memleketin servetine zarar vereceği ifade edilmektedir.
Mersin ve Antalya ormanlarının ne şekilde tahrip edildiğine dair Antalya tahkikat memuru tarafından hazırlanan rapor.

BOA, DH. İD, 105- 2/49
14 Aralık 1913
Biga’da mevcut ormanların durumu ve muhafazası için Çanakkale Orman Müdürü tarafından hazırlanıp Mülkiye Müfettişlerinden Hamid Bey’e gönderilen rapor. Raporda:
Biga’da bulunan ormanların büyüklüğünden dolayı,korumakla görevli muhafızların miktarının arttırılması gerektiği,
169 hektar olan ormanların muhafazasında sadece 8 bekçibaşı ve 38 bekçinin görevlendirildiği,
Ormanları korumakla görevli bekçilerin maaşlarının oldukça düşük olduğu,
Doğal bir zenginlik olan ormanların muhafazası ve çoğaltılması her ferdin görevi olması gerektiği halde gerek halkın gerek üst düzey yöneticilerin bu konuya yeterince önem vermedikleri,
Ormanları korumakla görevli bekçi ve korucuların yaptıkları işin önemini idrak edecek kişiler olmadığı,
Ormanlar için ehliyetli ve kabiliyetli kişilerin görevlendirilmesi gerekirken,maaşlarının düşük tutulması sebebiyle bu göreve rağbet edilmediği,
Koruma işi halledilmeden ormanların ıslah edilemeyeceği,
Halbuki ülkenin her yerinde bulunan ormanların günden güne mahvolduğu,
Bu konuda acilen tedbir alınması gerektiği ifade edilmektedir.

Diyarbakır – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/YO7zYA

**

4. Hava Kirliliği, Alınan Tedbirler ve Meteoroloji

BOA, A.MKT.MVL, 65/29
24 Ağustos 1853
Kuleli hastahanesi civarında bulunan kireç fabrikalarında kullanılan maden kömürü hava kirliliğine sebep olduğundan bu fırın ve Beylerbeyi,Çubuklu ve Boğaziçi’nin diğer yerlerinde bulunan kireç fırınlarında kömür yakılmasının yasaklanmasına dair Sadaret’ten Ticaret Nazırı ve Seraskere gönderilen yazı. Yazıda kireç fırınlarında kömür yerine eskiden olduğu gibi çalı yaktırılması önerilmektedir.

BOA, A.MKT.NZD, 285/37
9 Temmuz 1859
Şehir içerisinde Galata’da kurulmak istenen vapur değirmeni fabrikasının inşasına halkın fabrika dumanına maruz kalmaması için izin verilmeyeceğine dair Sadaret’in yazısı.

BOA, İ.DH, 40243
13 Temmuz 1868
Hava değişimlerini ve rüzgarın yönü ile kuvvetini ölçmek amacıyla İstanbul’da bir rasathane kurulması ve yapılan ölçümlerin diğer merkezlere iletilmesi için Karadeniz ve Bahr-ı Sefid sahillerinde gerekli yerlere yapılacak telgraf hatlarının bir an önce tamamlanması hakkında padişah emri. Bu emir bir dilekçe üzerine alınmıştır. Dilekçede: Avrupa’nın her tarafında telgraf hatları kurulduktan sonra rasathaneler yapılıp hava ve rüzgar değişimlerinin ölçülmeye başladığı, ölçümlere ait bilgilerin telgraf memurları aracılığıyla diğer rasathanelere bildirildiği,bu sebeple İstanbul’da da bir rasathane’nin kurulmasının gerektiği, buna mukabil bütün Avrupa’nın hava durumuna ait bilgi edinmenin mümkün olacağı, gemi kaptanlarının limanlardan çıkmadan önce İstanbul rasathanesinin günlüğüne müraacat edip hareketlerini buna göre tayin edebilecekleri, yolculukları sırasında fırtına olduğunda gemilerin yakın limanlara bir an önce girmesi için fener kulelerine işaretler konulacağı, bu sayede deniz yolculuk ve taşımacılığının emniyetinin sağlanacağı,hava ve rüzgar ölçümlerinin ziraate de faydası olacağı gibi açıklamalar mevcuttur.

Halep – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/bLdnGm


BOA, A.MKT.MHM, 423/85
15 Ekim 1868
Fransalı bir mucit tarafından icat edilen ve vapur ocaklarından çıkan dumanı yok etmeye yarayan aletin faydalı olduğunu tespit edildiği takdirde, İstanbul’daki fabrikalar, vapur değirmenleri ve vapurlarda kullanılabileceğinin Bahriye, Ticaret ve Nafia Nezaretlerine tebliğ edilmesine dair Sadaret’in yazısı. Yazıda ayrıca:
Bu aletin öncelikle padişah ve tersane vapurlarına takılıp tecrübe edileceği,
Faydası görülürse, Fevaid-i Osmaniye ve Şirket-i Hayriye vapurlarına da takılmasının iyi olacağı,
Ancak tecrübe edilmeden yüklü miktarda alet getirmenin doğru olmayacağı,
Bu sebeple öncelikle az miktarda getirtilip faydası görülür ise alımın arttırılmasının daha uygun olacağı ifade edilmektedir.

BOA, HR.TO, 451/83
26 Haziran 1869
Rasathanelerin mevcut durumu hakkında bilgi vermek amacıyla Rasathane Müdürlüğü tarafından hazırlanıp Sadaret’e gönderilen yazı. Yazıda Rasathane ile ilgili olarak:
Kısa bir süre içerisinde çeşitli yerlerde birçok açarak genişleyen Rasathane’nin Avrupa’daki rasathaneler arasında önemli bir yer tuttuğu,
Bu sebeple Avrupa’nın büyük rasathanelerinin Osmanlı rasathanesi ile irtibat kurmaya çalıştıkları,
Paris, Berlin ve Petersburg Rasathanelerinin yanı sıra kısa bir süre sonra Bombay Rasathanesi ile de haberleşmeye geçileceği,
Ayrıca Roma,Viyana,İtalya ve Norveç Rasathaneleri ile de aylık haberleşmelerin devam ettiği,
Bu haberleşmeler ve diğer masraflar için her ay belli bir miktar tahsisat ayrılması gerektiği gibi bilgiler yer almaktadır.


BOA, Y.PRK.TKM, 1/12
3 Mart 1891
Göttingen’de Edevat-ı Alaim-i Ceviyye Fabrikatörü (Meteoroloji aletleri) Mösyö Vilhaim Lamberhat tarafından Padişah II. Abdülhamit için imal edilen hava ölçüm aletlerinin fotoğraf ve kullanımlarına ait açıklamaları içeren yazı.
Hava rutubeti ölçüm çizelgesi ve aletine ait fotoğraf
Havanın soğuk ve sıcaklığını ölçen aletin fotoğrafı
Polimetre adlı ve odalarda kullanılacak ölçüm aleti
Masa üzerinde kullanılabilecek rutubet ölçüm aleti

BOA, İ.HUS, 1313 M/41
14 Temmuz 1895
Bilgisini arttırmak için Paris Rasathane’sinde eğitim gören Said Bey’in eğitim süresinin uzatılarak masraflarının karşılanması hakkında padişah emri.

BOA, İ.ML, 1323 Za/29
21 Ocak 1906
Osmanlı ülkesinde kokularından faydalanmak için akasya,yasemin ağacı dikip, menekşe,melisa ve zambak çiçeklerini ekenlerin teşvik amacıyla on yıl süreyle vergiden muaf tutulmalarına dair padişah emri. Emrin ekinde, kokulu bitkilerin dikimini arttırmak gerektiğine dair Şura-yı Devlet Maliye Dairesi ve Meclis-i Vükela’nın mazbataları bulunmaktadır.

Bağdat –Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/LOWBla


BOA, BEO, 338537
6 Mayıs 1918
Osmanlı Devleti’nde iklimler üzerinde araştırma yapmak üzere kurulan Tedkikat-ı İklimiye Teşkilatı ve Tedkikat-ı İklimiye Encümeni’nin uyması gereken kurallara ait 20 bölüm ve 139 maddeden oluşan talimatname.

**

5. Avcılık ve Avlanmaya Dair Yasaklar,Tedbirler

BOA, A.DVNS. TANH.d. 6, 222-223
30 Ağustos 1872
Vapur ile yelkenli sandallar ile balık avlayanlara ve İstanbul balıkçı esnafına dair kararname sureti. Dört madde ve ek olarak hazırlanan bir fıkradan ibaret olan kararnamede şu konulara yer verilmiştir:
Gerek Osmanlı tabiyetinde gerekse ecnebi olsun Haliç,Darsaadet ve Boğaziçi’nde vapur ve yelkenli sandallarla avlanmak yasaktır.
Marmara Denizi ile İzmit Körfezi’nde balık avlamak serbesttir.
Gülhane önünde fener kulesinden Küçükçekmece’ye ve Harem İskelesi’nden Kartal’a kadar olan kıyılar yerli balıkçı esnafının ağ ve sepetlerle av yaptıkları yer olması dolayısıyla bu kıyılarda ağ atılmayacak ve sahilden iki mil açıkta avlanabileceklerdir.
Açıklarda ağ atıp seyyar şekilde avlandıklarında fırtına gibi mecburi durumlarda iki milden kıyıya doğru girmişler ise mesul tutulmayacaklardır.
Vapur ve yelkenli sandallar ile balık avlayanların ağ ve sepetlerinin gözleri İstanbul balıkçı esnafının kullanıldıkları ağların gözleri büyüklüğünde, yani Rüsumat Meclisi’nde karar verilip onaylanmış olarak bulunan ölçüde olacaktır.
Eğer bu ölçüden dar gözler kullanılırsa cezalandırılacaklardır.

BOA, DH.MKT,386/67
25 Temmuz 1895
Kuşların üreme zamanında avlanan Bakkal Tahir’in para cezasına çarptırıldığı, ancak fakirliğinden dolayı paranın ne şekilde tahsil edileceğinin bilinemediğine dair Dahiliye Nezareti’nden Sadaret’e gönderilen yazı.

BOA, DH.MKT, 2279/45
16 Kasım 1899
Midilli Adası ve diğer sahil bölgelerindeki balıkçıların avlanırken halkın sağlığına zarar verebilecek zehirli bitkileri kullanmamaları hakkında Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti ve Maliye Nezareti’ne gönderilen yazı.

BOA, Y.PRK.ZB, 35/46
16 Aralık 1904
Matbu olarak hazırlanmış av tezkiresi örneği. Arka sayfasında avlanırken uyulması gereken kurallar yer almaktadır. Bu kurallardan bazıları şöyledir:
Devlete ait olan arazi, orman ve koruluklarda avlanmak isteyenlerin bu av tezkiresini alması zaruridir.
İzinsiz avcılık yapanların tüfeklerine el konulur.
Av tezkiresi bir senelik olup yapacak kişinin şahsı için düzenlenir.
Av tezkiresi verilen bölgenin hudutları içerisinde geçerlidir.
İki veya daha çok kişi tek av tezkiresi ile avcılık yapamaz.
Bıldırcın müstesna olmak üzere küçük kuşların avlanması kesinlikle yasaktır.
Avlanmanın yasak olduğu zamanlarda geceleri avlananların tüfeklerine ve köpeklerine el konup, para cezasına çarptırılırlar.

**

6. Bitkilerin ve Hayvan Neslinin Korunması

BOA, İ.HR,9297
18 Ağusos 1859
Bir iklimde yetişen hayvan ve bitkilerin başka bir iklime nakilleri sonucu ortaya çıkacak değişiklikler ile ilgili olarak Paris’te kurulan cemiyete padişah tarafından yapılan bağıştan dolayı Londra sefirinin teşekkür mektubu ve yapılan 1000 Franklık bağışa ait makbuz.

BOA, İ.HR, 9319
28 Ekim 1859
Bir iklimde yetişen hayvan ve bitkilerin başka bir iklime nakilleri sonucu ortaya çıkacak değişiklikler ile ilgili olarak Paris’te kurulan cemiyet tarafından padişaha gönderilen ve aylık olarak tutulan kayıtları içeren beş ciltlik kitaplar için Londra Sefiri Kostaki Efendi’ye teşekkür edilmesine dair padişah emri.

BOA, Y.PRK.SH, 2/12
27 Ağustos 1885
Kimyager Bevenko Vaski tarafından cins ve türünün tayini için kendisine gönderilen bitkinin isminin Romarinus olduğu, rayihalı bir bitki olduğu ve kolanya yapımında kullanılabileceğine dair Başttabip Mavroyani Bey’e gönderilen yazı. Yazıda ayrıca bitkinin midevi ,iştah açıcı olduğu ve Cezayir’de sünnet yaraları için de kullanıldığı bilgileri mevcuttur.

BOA, İ.MTZ.GR, 729
27 Ağustos 1888
Girid vilayetinde ağaçlara,bağlara ve fidanlara zarar verenler hakkında uygulanacak cezalara dair Şura-yı Devletce hazırlanıp Meclis-i Umumi tarafından da onaylanan mazbata.

BOA, DH.MKT, 1739/109
1 Temmuz 1890
Avusturya’ya götürülerek üretilmek istenen Tiftik Keçilerinin neslinin koruma altında tutulması emir gereği olduğundan ülke dışına çıkarılmalarına izin verilmemesine dair Dahiliye Nezareti’nden vilayetlere gönderilen yazı.

Asi Nehri Köprüsü - Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/4Gv7mq

BOA, DH.MKT,213/51
1 Mart 1894
Rodos Adası’nda tabii olarak yetişen ve halk tarafından odun ve kömür yapmak için kesilen harnub(keçiboynuzu) ve yabani armut ağaçlarının kesiminin yasaklanarak,aşılatılması hakkında Dahiliye Nezareti’nin yazısı.Yazıda ayrıca bu ağaçları aşılayarak ıslah eden kişilerin on sene müddetle vergiden muaf olacakları bildirilmektedir.

**

7. Bataklıkların Kurutulması ve Derelerin Temizletilmesi

BOA, C.SIHHİYE, 274
7 Aralık 1835
Çanakkale’de oluşan bataklığın kurutulması için Boğaz Muhafızı Said Paşa’nın görevlendirildiğine ve keşfinin yapılmasına dair emir. Çanakkale Boğazı’nda Kala-i Sultaniye’de Kofalık tabir olunan bataklıkda biriken çamurlardan dolayı koku oluştuğu, kokunun bütün belediyeye yayıldığı, bölgede askeri bir birliğin olduğu ve askerlerin sıhhat bulup dinlenmesi için şartların düzeltilmesi gerektiği de emirde yer almaktadır.

BOA, DH.MKT, 1644/68
27 Temmuz 1889
Trabzonlu Tevfik Efendi’nin, Yomra nahiyesinde havayı kirleten göllerin temizliği için göstermiş olduğu gayretli çalışmalarından dolayı, rütbe ile taltif edilmesine dair Trabzon Vilayeti’nin talebi.

Tebriz – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/d7AQP4

BOA, DH.İD, 44-2/1
17 Mayıs 1911
Okaliptus ağacı yetiştirilmek üzere Van vilayeti Ziraat Memurluğu’na okaliptus tohumları gönderildiğine dair Orman ve Meadin ve Ziraat Nezareti’nden Dahiliye Nezareti’ne gönderilen yazı. Yazıda, Van Gölü’nün etrafında oluşan bataklıkların Malarya hastalığına sebep olduğu, bu durumun halkın sağlığını tehdit ettiği ve bataklıkların okaliptus ağacı dikilerek kurutulabileceğine dair Umur-ı Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umumiye Nezareti’nin görüşlerini içeren bir ek mevcuttur.

**

8. Görüntü Kirliliği

BOA, A.MKT.NZD, 196/1
30 Eylül 1856
Cadde ve sokaklarda bulunan kahve ve dükkanların önüne iskemle konulmaması hakkında Zabtiye müşirine gönderilen Sadaret tezkiresi.

BOA, A.MKT. NZD, 379/85
20 Aralık 1861
Galata köprüsü ve Beyoğlu civarında İslam milletinin şanına yakışmayacak şekilde giyinerek dilencilik yapanlara engel olunması hakkında Sadaret’in duyurusu.

BOA, A.MKT.MVL, 96/46
18 Şubat 1858
İstanbul ve Bilad-ı Selase’de (Galata, Eyüp, Üsküdar) aşırı yağmur ve kardan dolayı zarar gören bina ve dükkan saçaklarının tamir edilmesi ve sularının sokaklara akıtılmasına engel olunmasına dair Sadaret’ten Şehremaneti, Ticaret Nezareti ve Zabtiye Müşirliğine gönderilen yazı ve nüshası.

BOA, DH.MKT, 1754/1
23 Ağustos 1890
Sokakların erken saatlerde süpürülüp, sulanması Sıhhiye Komisyonu kararlarından olduğu halde temizlik işinin geç saatlere bırakılması genel görünüşü bozan bir durum olduğundan bu hususta Şehremaneti’nin daha dikkatli olması konusunda Dahiliye Nezareti’nin kaleme aldığı yazı.

Konya- Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/Ma3NV1


KISALTMALAR:

BOA: Başbakanlık Devlet Arşivleri
A.AMD: Bab-ı Asafi Amedi Kalemi
A.DVN.MHM: Bab-ı Asafi Divan-ı Hümayun Mühimme Kalemi
A.DVNS.MHM.d.: Divan-ı Hümayun Sicilleri Mühimme Defteri
A.DVNS.TANH.d.: Divan-ı Hümayun Sicilleri Tanzimat-ı Hayriye Defteri
A.MKT: Bab-ı Asafi Mektubi Kalemi
A.MKT.MHM: Sadaret Mektubi Mühimme Kalemi Evrakı
A.MKT.MVL: Sadaret Mektubi Kalemi Meclis-i Vala Evrakı
A.MKT.NZD: Sadaret Mektubi Kalemi Nezaret ve Devair Evrakı
A.MKT.UM : Sadaret Mektubi Kalemi Umum Vilayat Evrakı
BEO: Babıali Evrak Odası Evrakı
C.BLD: Cevdet Belediye
C.İKTS: Cevdet İktisat
C.ML: Cevdet Maliye
C.SH: Cevdet Sıhhiye
DH.EUM.THR: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Tahrirat Kalemi Evrakı
DH.EUM. 3.Şb: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Üçüncü Şube
DH.EUM. VRK: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Evrak Odası Kalemi Evrakı
DH.İD: Dahiliye Nezareti İdare Evrakı
DH.İ.UM: Dahiliye Nezareti İdare-i Umumiye Evrakı
DH.MKT: Dahiliye Nezareti Mektubi Kal
DH.MUİ: Dahiliye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye İdaresi Evrakı
DH.UMVM: Dahiliye Nezareti Umur-ı Mahalliye ve Vilayat Müdüriyeti Evrakı
HAT: Hatt-ı Hümayun
HH.d: Hazine-i Hassa Defter
HR.TO: Hariciye Nezareti Tercüme Odası Evrakı
İ.DH: İrade Dahiliye
İ.HR: İrade Hariciye
İ.HUS: İrade Hususi
İ.ML: İrade Maliye
İ.MMS: İrade Meclis-i Mahsus
İ.MTZ.GR: İrade Eyalet-i Mümtaze Girid
İ.MVL: İrade Meclis-i Vala
İ.ŞD: İrade Şura-yı Devlet
MV: Meclis-i Vükela Mazbataları
PLK.p: Plan-Proje
ŞD.NF: Şura-yı Devlet Nafia
Y.MTV: Yıldız Mütenevvi Maruzat Evrakı
Y.PRK.AZJ: Yıldız Perakende Evrakı Arzuhal Jurnal
Y.PRK.KOM: Yıldız Perakende Evrakı Komisyonlar Maruzatı
Y.PRK.MF: Yıldız Perakende Evrakı Maarif Nezareti
Y.PRK.SGE: Yıldız Perakende Evrakı Mabeyn Erkanı ve Saray Görevlileri Maruzatı
Y.PRK.SH: Yıldız Perakende Evrakı Sıhhiye Nezareti Maruzatı
Y.PRK.ŞH: Yıldız Perakende Evrakı Şehremaneti Maruzatı
Y.PRK.TKM: Yıldız Perakende Evrakı Tahrirat-ı Ecnebiye ve Mabeyn Mütercimliği
Y.PRK.UM: Yıldız Perakende Evrakı Umumi
Y.PRK.ZB: Yıldız Perakende Evrakı Zabtiye Nezareti Maruzatı
ZB: Zabtiye Nezareti Evrakı
Bir hevesle sahiplenilip daha sonra sorumluluk alamadığından sokağa terkedilen ama asla sahibini unutmayan köpekler, sahiplerinin asla sözünü dinlemeyen kediler -hatta bence onların sahipleri olduğunu bile kabul etmiyorlardır. kedi kısmısı sınırlanmaya gelmez.- , fıtı fıtı yürüyen güvercinler, taklacı kuşlar..
Onlar sadece İstanbul’un değil bize ait olduğunu zannettiğimiz dünyamızın da sakinleri. Siz güzel misiniz, zengin misiniz, başarılı mısınız hiç umurlarında olmadan; tamamiyle menfaatsiz size sevgilerini veren canlar.
18 yazarın öykü ve anlatılarıyla içinizin huzur bulacağı, size tebessüm ettirecek bir kitap.

İnsan kendinden daha muhtaç olana merhamet etmeye başlayınca bu dünya daha güzel bir yer olacak.

Yazarın biyografisi

Adı:
Komisyon
Unvan:
Yazarlar Topluluğu

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 757 okur okudu.
  • 27 okur okuyor.
  • 372 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları