Komisyon

Komisyon

Yazar
9.4/10
362 Kişi
·
874
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.571
Gösterim
Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın siyasî dehası ve devletin en buhranlı devirlerindeki idarî kabiliyeti, onu pek çok yönden ön plana çıkarır.
Norveç te yapılan ve 15 yıl boyunca toplam 53.556 kadın ve erkeğin katıldığı çalışmada espri anlayşı ile ölüm arasındaki bağlantı araştırıldı. Katılımcılara uygulanan bir anket yoluyla kişilerin espri anlayışı bilişsel, sosyal ve duygusal yönlerden değerlendirildi. Bunun yam sıra kalp rahatsızlığı, enfeksiyon, kanser ve kronik obstrüktif akciğer hastalığından (KOAH) kaynaklanan ölümler incelendi.
Elde edilen bulgulara göre, "Espriye dair bir ipucunu kolaylıkla fark edebiliyor musunuz?” gibi espri algısını bilişsel yönden ölçen sorular karşısında en yüksek puanı alan kadınların, söz konusu tüm hastalıklardan kaynaklı ölüm riskinin %48 daha düşük olduğu ortaya çıktı. Daha ayrıntılı bakıldığında ise bu kadınların kalp rahatsızlığından ölüm riskinin %73, enfeksiyondan ölüm riskinin ise %83 daha az olduğu gözlendi. Erkeklerde de olumlu bir sonuç elde edilse de onlarda ölüm oranı ile yalnızca enfeksiyon arasında bir bağlantı tespit edildi. Buna göre espri anlayışı güçlü erkeklerin enfeksiyondan ölüm riski %74 daha azdı. Çalışma sonucunda esprinin sosyal ve duygusal bileşenlerine ilişkin bir bağlantı elde edilmedi. Uzmanlar, elde edilen bulgulardaki cinsiyetler arasındaki bu farklılığın, erkeklerde espri algısının yaşlandıkça azalmasına bağlıyor. Araştırma ekibinden ve Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden Sven Svebak'a göre esprinin bilişsel yanı kişiliğin sabit bir yönünü oluşturuyor ve gündelik yaşamımızda
karşılaştığımız olaylara yaklaşımımızı ve onları nasıl anlamlandırdığımızı etkiliyor. Bu sayede sosyal ilişkilerimizde karşılaştığımız anlaşmazlıklara ve strese karşı bir tampon görevi görerek stres hormonlarının yükselmesini engelliyor.
Çünkü kortizol gibi stres hormonları bağışıklık sistemimizin işlevlerini etkin biçimde yerine getirmesine engel oluyor.
Cihan hakimiyeti, günümüzde dünyaya hükmettiğini iddia eden devletler gibi milletleri birbirine kırdırmakla değil, adalet ve nizam ile huzuru tesis etmekle olur. Sadece kendi halkına değil, nerede mazlum varsa onların yanında olmakla cihanın kalbindeki yeri edinebilir. İşte Osmanlı ecdadımız, asırlarca böyle bir nizamı kalplerde tesis eden bir devletti.
O halde ezan bir istiklal vesikasıdır.
İslam ümmetinin her gün 5 defa ''an'' a, mekana ve insana vurduğu nurlu mührüdür.
"Çok nadir insana, neredeyse tamamen görülmek kısmet olmuştur. Sizi gerçekten dinlemiş, size gerçekten bakmıştır o insanlar. Adım atmadan tercih edeceğiniz yolu bilen, sesiniz söze dönmeden cümlelerinizi yakalayan; size, ruhunuza erişmeyi başaran nadir insanlardır onlar."

Meyrem KARADENİZ
Küçücük bir kâğıt kesiğinin canımızı neden günlerce acıtabildiğini düşündünüz mü hiç?
Oncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki kâğıt kesiğinin verdiği acıya yönelik kapsamlı bir bilimsel çalışma yok. Ancak ellerinde pek fazla bilimsel veri bulunmasa da sınırlı
kanıtlar ve anatomi konusunda sahip oldukları bilgiler ile bilim insanlarının bu konuya ilişkin bazı varsayımları var.
Bunlardan ilki sinir hücreleri ile ilgili.Vücudumuzda birbirine bağlı milyarlarca sinir hücresi (nöron) bulunur. Bu sinir hücrelerinin yüksek sıcaklığa, kimyasallara ve basınca
karşı duyarlı, özelleşmiş algılayıcılarına nosiseptör adı verilir.

Parmak uçlarımızda vücudumuzun
neredeyse diğer tüm bölgelerinden
daha fazla nosiseptör bulunur.
Nosiseptörler sıcak bir şey tuttuğumuzda
ya da sivri bir şeye dokunduğumuzda
beyne uyarı gönderir. Böyle durumlarda
elimizi dokunduğumuz yerden
hızlıca çekmemizin nedeni de budur.
Tek sorumlu nosiseptörler değil elbette.
Kâğıt köşeleri de aslında göründükleri
kadar masum değil. Sanıldığının
aksine köşeleri pürüzsüz olmadığından,
kâğıtlar deri üzerinde bıçak gibi temiz,
düz bir çizik açmak yerine testere gibi
tırtıklı bir kesik açar. Ayrıca kesiğin
oluştuğu yerde deriyi tahriş eden birtakım
kimyasallar ve ileride enfeksiyona
neden olabilecek bakteriler bırakabilirler.
Bunlar da daha sonra hissedilen
acıda rol oynar.
Diğer yandan kâğıt kesiklerinin derinde
olmaması vücudun kanama ve kabuk
bağlama gibi savunma mekanizmalarının
harekete geçmemesine neden olur.

Bunun sonucunda tahrip olmuş
sinir uçları açıkta kalır.
O bölgedeki deri iyileşene kadar
elimizi her kullandığımızda
yaranın gerilerek açılması
sinir uçlarını uyarır.
Kimi uzmanlar kâğıt kesiğinin
neden tahminimizden
daha çok acıdığının bir de psikolojik
yönü olabileceğini öne sürüyor.
Onlara göre ellerimiz sürekli
gözümüzün önünde olduğu için
hissettiğimiz acı da kendini sürekli
hatırlatıyor ve bu acıya daha fazla
odaklanmamıza yol açıyor olabilir.
İşte tüm bunlar hiç de derin
olmayan, basit bir kâğıt kesiğinin
bizde yarattığı orantısız acının
nedenleri olarak görülüyor.
- Ölüm nasıl bir şey acaba?
- İyiye iyi, kötüye kötü...
- Ya aşk?
- Ölüm gibi... Ölüm...
Komisyon
Sayfa 59 - Eşik yay. - Ömer Can Coşkun
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak”dan yarattı.” (Alak, 96/1-2)

Oku diye emreden Okudun mu diye sormaz mı?

Yaratıcımızın akıl edip düşünelim diye bize Kutlu Nebi(s.a.v) aracılığıyla indirdiği o Yüce Kitap, Kuran-ı Kerim. Ölümü biliyoruz ama hiç oralı olmuyoruz... Fanilikten ebedîliğe geçişte bize klavuzluk yapacak işte O değerli Kitap. Öyle bir sınavdayız ki, kitap açıp bakmak serbest. Bize sadece hep ertelediğimiz o okumak kalıyor. Unutmayalım ki Bu bağlamda Peygamberimizin (asm) “Yarıncılar helak oldu...” buyurması ne kadar manidardır.

Bir gün gelecek, bizim için o günün yarını olmayacak... Gün, bugündür...

“Andolsun biz Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?”  (Kamer, 54/22)
Okuduğumuz kitapların yaşantılarımızın her türlü açıklaması kuranı kerimin mealinde mevcuttur. Mutlaka herkesin okuması gerekir. kadar çok kitap okudum ama bütün aradıklarım bildiklerimi Kuran-ı Kerimin mealinde buldum. Eğer İslamiyet'i tanımak bilmek yaşmak istiyorsan , birkaç yazarın açıklamalı meali okumak gerekiyor. Anlaşılmayan konularda tefsirlere bakmak lazım. İnsan olarak toplum olarak Kuran'ın yol göstermesine ışığına ihtiyacımız var. Bir kez okudum ikinci kez de yarıya kadar okudum. Ve özellikle altını çizerek okuyorum. Demokrasiyi laikliği kuranda bulacaksınız. Allah diyor ki size akıl verdim aklınızı kullanmazsanız üzerinize pislik yağdıracağım. Üzerimize o Allah'ın zulmü yağmaya başladı. Aklı başında olan ,sağduyulu insanların bütün dinlerin kitabını ve doktrinlerini okuduğunda içeriğin aynı ama metotların ibadet ediliş şekillerinin farklı olduğunu görecektir. Bu kıyımlar zulümler ve emperyalizmin oynadığı oyunlar insanları kandıramayacaktır. Din tacirleri iflas edecektir. Tek çaremiz okumak, okumak, başka yol yok .Okuya okuya doğru yolu bulacağız insanları seveceğiz .Herkesin inancına ve kutsal değerlerine saygı duyacağız. .O zaman cennete gitmek için ahreti beklemeyeceğiz, dünya da cenneti yaşayacağız yaşatacağız. Çok mu zor aklını zekanı kullanman, vücudun kadar ruhunu da beslemek. Tek sorunumuz sevgi eksikliği maneviyattan uzaklaşmamız.
Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

Sadece mealini değil arapçasını da tekrar tekrar okuyorum. Allah'ım sana inanıyorum ve bizi uyarmak için, bizi aydınlatmak için, bize yol göstermek için göndermiş olduğun kitabına da inanıyorum. zira bu sözlerin "yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsa, yedi denizle desteklenen bir deniz de mürekkep olsa, yine de allah'ın sözleri yazmakla bitmezdi. doğrusu allah, güçlüdür; hikmet sahibidir." sahibi sensin. sen en merhametlisisin. sen en güzel kitabın sahibisin. evrenin en güzel kitabı. benim için tartışmasız.
Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” Bakara-286
Es Selamün Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu

Tabi yüce kıtabımız Kur’an-ı Kerim’i anlatmaya ne bilgimiz ne haddimiz yeter.

Sözün en güzeli O’na ait.

Bizler ancak O’nu tasdik eder ve inanırız. Ve onun hükümlerini hayatımıza tatbik etmeye çalışırız.

Sözler biraya gelmiyor onun için bir ayet ile son vermek istiyorum.

Asr Suresi

Yemin olsun ki Asr’a
İnsan, kesin bir zarardadır.
Ancak o kimseler müstesna ki, inanıp iyi işler yaptılar ve hep birbirlerine hakkı tavsiye ettiler ve hep birbirlerine sabrı vasiyet ettiler...

Biz insanoğlu olarak dünya kurulmuş kurulalı zarardayız ve bu o mutlak gün gelinceye kadar devam edecek...

Hak ve Batıl’ın devam eden savaşı gibi...

Uyanırmıyız bir gün???🤔 İnşaALLAH 🤲

Uyanabilmek ve Hak olana uyabilmek o yolda ilerleyebilmek duasıyla...
Selam ve dua ile...

Okunmalı ve okumalısınız dememe gerek olduğunu düşünmüyorum zira herkes okunması gerektiğini biliyor zaten...
Anonim'in Biyografisi
Yaratıcısı bilinmeyen eserlerdir.

Yukarıda ki 1000 kitabın anonim tanımlaması ve anonim eserlerin başında Kuran-ı Kerim ve Açıklamalı Meali geliyor.

Merak ettim de Kuran-ı Kerimi yollayan mı bilinmiyor yoksa meali yazan mı..!

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır mealinde anonim yazmıyor inşAllah bu mealde en yakın zamanda düzeltilir.
Rabbim herkese okumayı nasip etsin.İnsanlara gönderilen bu mesajı yaymak hepimizin görevi.Arapçasını olduğu kadar mealini de okumak gerek.Anlamamız ve uygulamamız için.

İnsan alışkanlık haline getirince zor olmuyor okuması.Hergün 4 sayfa veya 2 ya da yarım sayfa nasıl isterseniz o şekilde okuyun.Çünkü bir yerden sonra bitiyor ve aramaya başlıyorsunız bu kitabın yerini.Tabi yerini dolduracak başka kitap bulmanız mümkün değil.Ancak anlamanıza yardımcı olacak konularına göre çok da ağır olmayan bir kitap önerebilirim size:"Kalplerin Keşfi(İmam Gazali".Hayata bakışınızı oldukça değiştirecek ve ufkunuzu genişletecektir.Keyifli okumalar değerli dostlar :)
Normal akıllı bir insanın düz okuma ile "Kader" konusunu anlayabileceği bir sure'ye veya Ayet'e rastlamadım. Kader konusunu ancak fıkıh ve tefsirlerden anlamaya çalışmak zorundayız.
Osmanlı devleti Kuran ı Kerimin hükümlerini uygulayarak 600 küsür yıl egemenligini sürdürmüş. Bizi yaradan Allahın ilk emri 'oku' iken biz Kuran ı kaç kez okuduk acaba bir kere açıp Kuran da ne denmiş ne uygulanmiş dedik mi?
Allah her mümine Kuranın mealini (tefsiriyle birlikte) okumayı nasip etsin.
Piyasada tavsiye edebileceğim meallerin başında gelmektedir.Titizlikle ve doyurucu bir şekilde hazırlanmış.Emeği geçenlerden ALLAH razı olsun...

Yazarın biyografisi

Adı:
Komisyon
Unvan:
Yazarlar Topluluğu

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 874 okur okudu.
  • 211 okur okuyor.
  • 364 okur okuyacak.
  • 35 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları