Adı:
Knulp
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807893
Kitabın türü:
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Tüm yaşamı yollarda geçen ve yine yollarda sona eren bir göçebenin hikayesi Knulp. Canının çektiği yere "konan", ama çok duramayıp yine "uçan" bir özgür ruhun kısacık destanı.

Hermann Hesse'ye göre, Knulp gibi figürlerin "kimseye yararı dokunmasa da, yararı dokunan kimilerine oranla çok daha az zararı dokunur. Knulp gibi yetenekli ve hayat dolu insanlar, yaşadıkları çevrede kendilerine yer bulamıyorlarsa, bunda onlar kadar çevreleri de suçludur."

Hesse, tıpkı Knulp gibi, uzun yürüyüşlere çıkmaktan ve doğayla baş başa kalmaktan hoşlanan biriydi. Bu anlamda onun ruhunun uçarı yanını da simgeleyen kitap, bu öykülere ek olarak, Hesse'nin ölümünden sonra gün ışığına çıkan iki fragmanı da içeriyor.

Hesse'nin ilk dönem düzyazıları içinde ışıldayan küçük bir mücevher Knulp.
(Arka Kapak)
104 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Hermann Hesse 'den okuduğum ilk kitap Siddhartha olmuştu. O ara inceleme yazmaya pek gönüllü değildim. Bu yüzden not almayı ihmal etmiş ve düşündüklerimi zamana kurban etmiştim. İtiraf ediyorum pişmanım. Çünkü onda düşündüğüm her şeyi yazsaydım ortaya kesinlikle bir kitap daha çıkardı. İşte Hermann Hesse böyle bir yazar. Sebep verir, yollar açar, düşündürür, mutlu eder, ders verir. Bütün bunları yaparken o kadar zarif yapar ki ılık bir suya ayaklarınızı daldırmış, şıpıdık şıpıdık sularla oynaşırmış gibi bir his sarar sizi. Sezdirmeden sezdirir. Apaçık parmağıyla göstermez, yaşar, yaşatır ve bir bakmışsınız ders almışsınız.

Bu ince ve akışkan eseri çok keyif alarak okudum. Elinize alır almaz bitirebileceğiniz türde ama altını çizmekten en azından iki günde okumanızın daha anlamlı olacağı bir eser. Altını çizdikleriniz hakkında bir demlemeye bırakın kendinizi, bir baş başa kalın düşündüklerinizle, değil mi?


Knulp ömrünü yollara adamış, hiçbir kızın gözünden kaçmayacak bir çekiciliğe sahip, kibar, zeki, yetenekli ve müşfik bir gençtir. Davranışlarıyla insanların kalbini tanıştığı ilk dakikadan kazanır. Fakat bir meslek edinmediği ve sürekli gezdiği için ''serseri''dir / midir? Serseri aynı zamanda zarar verene de denmez mi? Bu delikanlının kimselere pek zararı dokunmadı. Tek zararı kendineydi. Onu da okuyunca anlayacaksınız.

Kitap tertemiz, insanı sıkmayan, sade betimlemelerle yazılmış. Bu ara sanatlı dilden biraz bunalmıştım. Bu bakımdan bana kar yağarken salep içmek kadar hoş geldi. Tercih edeceklere keyifli okumalar dilerim. Umarım siz de bu kitabı benim kadar hoşnut sonlandırırsınız.
104 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Naifliğin ve İnsanlığın ötesinde bir karakter; O bir KNULP!

Bir banka oturmuş etrafı izliyorsunuz, boş yolda iki eli cebinde, temiz giyimli, başına fötr şapka takmış saf saf dolaşan birini görüyorsunuz. Yüzünde tebessüm, şaşkın bir ifade ile yürümeye devam ediyor. Güneşin yeni doğduğu sabahı hoşgörü ile karşılıyor, etrafında ki insanların koşuşturmacasına sakinlik ve umursamazlıkla karşılık veriyor. Hiçbir yere yetişmiyor, hiçbir yerden gelmiyor, hiçbir yere gitmiyor. Olduğundan başkası değil, olmaya çalıştığı biri de değil. Ne var, ne yok. Oturduğunuz banka geliyor ve size selam veriyor.

"Üzülmen gereksiz. Herkes ölecek günün birinde." Sy.84 diyor ve sana bakıyor. Tepkisiz kalıyorsun, bir anlık şaşkınlığın, onun devam etmesine yarıyor. Ve devam ediyor…

"Yaşamaya karşı fazla bir istek duymuyorum artık." Sy.98 diyor.
Senin şaşkınlığın devam ederken ve belki de yapabileceğin tek şeyi yapıyor, NEDEN diyorsun, sana bakıyor ve ufak tebessüm ile anlatmaya başlıyor…

"Herkesin ruhu kendinindir. Kimse ruhunu başka bir ruhla karıştıramaz. İki kişi buluşabilir, birbiriyle konuşabilir, birlikte olabilir; ama ruhları çiçekler gibidir, her biri kendi bulunduğu yere kök salmıştır, hiçbiri öbürüne varamaz; varmak isterse kökünden kopması gerekir. Bunu da yapamaz. Çiçekler kokularını ve tohumlarını çevreye saçarlar. Çünkü birbirlerine ulaşmak isterler ama bir tohumun konması gereken yere varması için çiçek bir şey yapamaz, bu rüzgârın işidir, o nasıl isterse, nereden isterse öylece gelir, eser, gider."

Rüzgarın estiği yere savruluyordu Knulp, sakince ve yavaş yavaş, kimseye ilişmeden.

"Kimseye yararı dokunmasa da, yararı dokunan kimilerine oranla çok daha az zararı dokunur. Knulp gibi yetenekli ve hayat dolu insanlar, yaşadıkları çevrede kendilerine yer bulamıyorlarsa, bunda onlar kadar çevreleri de suçludur." diyor Hesse.

Zararsız bir gezgin, her vardığı yere huzur getiren bir yürek. Amaçsız gibi gözüken insanların, o çok amaçla etrafta koşuşturan insanlardan daha az amaçları yoktur bu hayatta. Dünyanın sonsuzluğuna hiç kimse erişemeyeceğine göre nereye koşturuyoruz. Neden insanlığımızı kötülük için kullanıyoruz. Neden hoşgörümüzü kaybettik, neden iyilik ile yakın temas kurmuyoruz, iki yüzlü insan ilişkileri ile yaşamak neden daha iyi geliyor, gerçekliğin zor olmadığı bu yaşama neden yalanın sanallığını katıyoruz. Neden Knulp gibi yararımız dokunmasa bile zararsız birer insan olamıyoruz?

Çünkü, insan doyumsuz bir varlıktır. Doyumsuzluğun izinde, sonsuzluğun keşfine parmak basıp, dünya da ne varsa sömürmek istiyoruz. İnsanoğlu, insanoğlunun asıl düşmanı olarak karşımıza çıkıyor. Kendisi ile çetin bir savaş başlatıyor. Kazananı yok, kaybedeni çoktan belli olan bir savaşa girişiyor.

"Eğer insanlığı iki büyük gruba ayırırsak bir tarafın yaşamak için çalıştığını, diğerlerininse çalışmak zorunda olmadığını söyleyebiliriz." der Kierkegaard.

Knulp çalışmak için değil, gezmek için var olmuştur. Onun hayatı; gezerken vücut bulmuş bir yaşam formuna dönüşmektedir. Bu form onun için yeterlidir. Ne daha fazlasını istemektedir ne de hayattan beklentileri vardır. İnsanlardan bir şey beklemediği gibi, her konuya iyimser yaklaşabilmektedir. Yalnız bir insandır Knulp ve bunu kendisi seçmiştir. Kimseye yük olmak istemez. Kıvrılıp bir köşeye yatabilir.

"İşime geldiği gibi yaşadım hep, elimin altında bol bol özgürlük ve güzellik vardı, ama ben hep yalnız kaldım." Sy.72

Yalnızlık bir seçim olduktan sonra insanın canını yakmayacaktır. Kendi seçimlerimiz, katlanmamız gereken dikenleri yolumuza serecektir. Buna seve seve katlanmak, seçimlerimizin bir ödülüdür. Yalnızlığın naifliği ile Knulp bütünleşmiş bir ikilidir. Bu yalnızlık onu daha kötü biri haline getirmiyor tam tersi, karşılaştığı her insana huzur veriyor ve onları mutlu edebiliyor. Yalnız insanlar ne dertleri olduğunu pek söylemezler. Söyleyip diğer insanların canlarını sıkmak istemez ve onların belki de samimi olan ya da olmayan yardımlarını kabul etmek istemezler. Knulp tam olarak bunu yapmaktadır.

Ruhunuzun dinlenebilmesi için; doğa ile baş başa olmalı, günlük hayatın koşuşturmacasından kısa bir süre dahi olsa uzak durmalısınız. Bir göçebe olmayabilirsiniz ama sistemlerin insanı da olmak zorunda değilsiniz. Kendi özgürlüğünüz istisnai bir durum yok ise her zaman elinizdedir. Özgürlük nedir sorusuna vereceğiniz kendi cevabınız aynı zamanda özgürlüğünüzün tarifi de olacaktır.

Knulp ile bir yürüyüşe çıkacaksınız. Bu yürüyüş yüreğinize işleyecek ve ruhunuza hafif bir tebessüm olarak konacaktır. Hesse’nin bu naif eseri ile birlikte konuk olduğumuz öyküden çıkmak istemiyor, devam etmesi için sayfaları ağır ağır çevirmeye başlıyoruz. İlk sayfayı çevirdiğimizde sonun başlangıcına adım atıyoruz aslında.

Dünyanın tüm kötülüklerine karşılık hiçbir işe yaramayan ama hiç kimseye de zararı dokunmayan bir insan olmak ister miydiniz? Bir okuyun bakalım KNULP’u, belki istersiniz…

“İnceleme hangi yöntem ile yapıldı bir fikrim yok. Hisli ya da teknik mi, yoksa simetrik ya da asimetrik mi bilmiyorum. Knulp’a özel, Knulpça bir inceleme olduğunu söyleyebilirim.”

“Huzur sizlerle olsun, İyi okumalar…”
104 syf.
·3 günde·8/10
Hermann Hesse'nin okuduğum ikinci kitabı oldu. Okuduğum ilk kitabı olan Bozkırkurdu'nda, kurt ve insan olmak üzere iki karakterden oluştuğunu düşünen Harry Haller isimli bir karakter vardı. Harry Haller'da insan karakteri varlığını gösterirken, kurt gizlenip onu izler, kurt ortaya çıktığında ise insan bir köşeye çekilir ve kurdu izlerdi. Son derece ilginç bir karaktere sahip olan Harry Haller(Bozkırkurdu) yaşadığı çağın ilerisinde olan son derece özgün bir kişilikti.

Bozkırkurdu'nun ruhunda bir "kurt" bulunduğu için zaman zaman yalnız kalma ihtiyacı duyar ve tek başına bir takım gezilere çıkardı. Fazla konuşmaktan hoşlanmazdı ve içine kapanık bir yapıya sahipti. Knulp'ta ise, ömrü yollarda geçen özgür bir ruh anlatılmış. Knulp'u Bozkırkurdu'ndan bağımsız, Bozkırkurdu'nu ise Knulp'tan bağımsız olarak düşünmek mümkün değil. Şöyle ifade etmeliyim ki, Knulp, Bozkırkurdu'nun bir fragmanı niteliğinde. Knulp'u okuyup seven bir kişi, Bozkırkurdu'nu da hayranlıkla okuyacaktır.

Knulp, henüz çocukken yaşadığı bir olay nedeniyle kimseye güvenmemeyi kendisine prensip edinmiş, göçebe bir hayata yelken açmış, yeri yurdu olmayan ama her yerde içecek bir tas çorbası bulunan, hayattan hiçbir beklentisi olmayan, başkalarının işine burnunu sokmaktan hoşlanmayan, insanları olduklarından daha iyi, daha akıllı kimselere dönüştürmek gibi bir gereksinim duymayan biri. Hesse'nin kitaptaki benzetmesi ile adeta "sevimli bir kedi."

Knulp'a göre, ölümlü olan dünyada insanın kendisini üzmesi ve gereksiz şeylere çaba göstermesi anlamsız. İnsanın hayatta hiçbir şey için kendini paralamaması gerektiğini; her şeyin insanın kendiyle ilgili olduğunu ve yaşamın her halükarda devam ettiğini vurguluyor kitap boyunca. İş, güç, para, ev, kira, telefon, lüks, alışveriş gibi bir dertleri yok Knulp'un.

Fakat bütün bunlara karşın, yalnız bir kişi Knulp. Hem de kendi tercihi ile yalnızlığı seçmiş bir kişi. Kitabın sonlarına doğru bir özeleştiri yapmayı da ihmal etmiyor. Zaman zaman avare hayatının neticesinde yalnız kaldığını ve bazı şeylere özlem duyduğunu da itiraf ediyor:

"İşime geldiği gibi yaşadım hep, elimin altında bol bol özgürlük ve güzellik vardı, ama ben hep yalnız kaldım."

Yukarıda da ifade ettiğim gibi, Knulp'u Bozkırkurdu'ndan bağımsız düşünmek mümkün değil. Knulp'u okuyup beğendiyseniz mutlaka Bozkırkurdu'nu da okumalısınız. Eğer Bozkırkurdu'nu Knulp'tan önce okuyup beğendiyseniz, Knulp'u okuyarak eski anılarınızı yeniden canlandırma şansına sahipsiniz.
104 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Knulp güzel bir iş ve eş bulup hayatını sürdürmek yerine göçebeliği tercih etmiş bir delikanlıdır. Tanıştığı her insan aynı şeyi söyler ona, doktor, öğretmen veya bir yargıç olabilecek potansiyeli varken dışarıda bir serseri gibi gezmemeli. Neden yeteneklerini toplum için değil de yalnızca kendi için harcamakta ki? Fakat dünyaya yalnızca bir kere geldiğinin bilincinde olan Knulp, hayatın tadını çıkarmak ister. "İnsanın iyi bir saatinde seyrettiği her şey güzeldir." Okul, meslek, evlilik, çoluk çocuk derken ömür bitiyor, iyi saat mi kalıyor? Knulp biliyor da biz ne kadar farkındayız bunun?

Knulp hayat tarzına rağmen giyimine, temizliğine, tavırlarına son derece önem verir. Toplum kalıplarını yırtmışsın en azından avareliğini bil değil mi? Başka şekilde mutlu olunamayacağını düşünen aynı kalıptan çıkma insanlara gayet de mutlu olunabildiğini göstermiştir. Knulp gittiği her yere çocuk neşesini taşır, bir parça da özgürlük özlemi bırakır. Onun toplumdaki amacı da, insanların özgürlüğün tadını almalarını sağlamaktır. "Sevgili Tanrı belki de bana hiçbir zaman, neden bir yargıç olmadın diye sormaz da, yalnızca; geldin mi ey koca çocuk? der..."

3 bölümden oluşan hemencecik bitiverecek güzel bir kitap, olayların içerisine yedirilmiş mesajını da yorulmadan alıyorsunuz. Ezr yayınlarında çevirmen konusunda sıkıntı yaşadım biraz, daha güzel çevrilebilirdi onun dışında çok beğendim.

Neyse efendim, aldım sırt çantamı çıktım yola, gelen varsa beklerim.
                         - Sevgilerle Knulpiye Yaren.
104 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10
KNULP : GARİPLERDEN BİR GARİPSİN İŞTE, KAİNATA KARIŞMA ARZUSU VARDIR İÇİNDE

Bu kitabı bana hediye eden Sefa Ayıcı arkadaşıma teşekkürlerimle..

Hiç düşündünüz mü, insan neden güzel bakmaya ihtiyaç duyar? Ben biraz düşündüm ve şu sonuca vardım : “Güzel bakmak -bir tür- dertten kaçma şeklidir, derdi olmayan güzel bakamaz”

Knulp kardeşimiz bizden biri, hayatın avucuna düşmüş bir garip serseri. Her şey nerede başladı diye soracak olursak, en evvel “kader” ile başladı, sonra bu yara nasıl büyüdü diye soracak olursak, “İlk aşkla tanışıp o görünmeyen saydam duvara toslamakla elbette.”

“İstediğim hayat neydi, bir hayat mı istedim ki?” sorusunu hiç sordunuz mu kendinize. Bütün cevapsız sorulardan sonra çocukluğunuza döndünüz mü? Öteleyip durdunuz mu kendinizi, olanı olduğu gibi kabul ettiniz mi ?

Film nerede koptu diye düşündüğünüz oldu mu? Enerjisizlikten bir enerji doğurmaya çalıştınız mı? Gülümseyebildiniz mi acınıza ? Ağlayabildiniz mi insanlığınıza?

Knulp diye bir gezgin, bir serseri, bir garip, bir hasta, bir yaralı,bir deli, bir yoksul, bir delikanlı,bir aşık,bir ne ?

İplerin bütün uçları ellerinde kaldı da bağlayamadı hiçbirini birbirine. Kimse Knulp olmak istemez.. Kimse Knulp gibi biriyle olmak istemez.. Kimse Knulp gibi sürünmek istemez-di.

Köklerindeki köksüzlük, gidişlerindeki bilinmezlik, yersiz yurtsuz aitsizlik. Bu bir tercih mi, değil..

Meczuplarda inanç aranmaz değil mi? Evet çünkü onlar inanmanın ta kendisi olmuşlardır ! Onlar hisleriyle inanırlar..

Knulp’ların halinden Knulp’lar anlar.

Anlatamıyorum..
104 syf.
·2 günde·Beğendi
YALNIZLIĞI YOLDAŞ EDİNMİŞ SERSERİ BİR GEZGİN: KNULP
"Artık yalnızlığı tek başıma yudumlayacaktım...Acıydı bu yalnızlık ve sadece ilk günle sınırlı kalmadı, arada kuşkusuz biraz hafifler gibi olduysa da, o günden sonra bir türlü sona ermedi."(s.61)

Herman Hesse’nin "Knulp" adlı kitabını bir çırpıda okudum, ancak bitirdiğim andan itibaren yazmayı çok istememe rağmen bir türlü bilgisayarımın başına geçip ruhuma dolanları satırlara aksettiremiyorum. Bozkırkurdu’nda da buna benzer hisler yaşamıştım hatta onu yazabilmek için günlerce beklemem gerekmişti. Bu kez o kadar bekletmeden yazmak istiyorum Knulp' u. Eser, “ilkbahar başı”, “Knulp’a İlişkin Anılarım” ve “Son” adını taşıyan üç bölümden oluşmakla birlikte Hesse’nin ölümünden sonra bulunan yazılarının Knulp’la ilgili bölümleri de  kitabın sonuna eklenmiş. Ancak ben bu yazıda birbirini tamamlayan üç bölüm hakkında yazmak istiyorum.

Kitapla ilgili yaptığım küçük bir araştırma sonucunda Hesse’nin bu kitabı 1908-1915 yılları arasında yazmış olduğunu öğrendim. 1904 yılında ilk eseri ile edebiyat dünyasına giren ve 1943’te en yetkin eserlerinden biri olan “Boncuk Oyunu” adlı eserini edebiyat dünyasına kazandıran bir yazardan söz ettiğimize göre Knulp, Hesse’nin ilk dönem eserlerinden biri sayılabilir. Daha sonra yazacağı Bozkırkurdu’nun içeriğine ve derinliğine bakıldığında Knulp’un tadı damağımızda kalan bir eksiklik taşıdığı çok bariz. Sanki Hesse bu eserinde anlatmak istediklerini öz olarak ifade etmiş, ama asıl konuya girememiş, karakterini yeterince detaylandıramamış gibi. Yanlış anlaşılma olmasın Knulp başlı başına çok iyi bir eser, ama işte insan bazen bir kitabı bitirir ve “keşke bitmeseydi” hissine kapılır ya Knulp da öyle oldu benim için. Knulp’u konuştuğum bir arkadaşım eser için “Bozkırkurdu’nun önsözü” ifadesini kullanmıştı, ben de kitap hakkında benzer hislere kapıldım. Knulp bana göre, Bozkırkurdu’nun beni derinden etkileyen kahramanı Harry Haller’in eskizi gibiydi sanki. Sanki Hesse, Knulp ile gelecekteki kahramanı Harry Haller’in bir ön çalışmasını yapmış, ana hatlarını belirlemiş, Bozkırkurdu ile de onu zirveye çıkarmıştı.

Kitabın içeriği hakkında çok fazla detaya girmeden Knulp’tan bahsetmek gerekirse şunları söyleyebilirim: Knulp, Fransizka’dan yediği ilk vurgundan sonra hayatını bambaşka bir surette yaşamaya başlayan, hayatın mutlu anların bir toplamı olduğunun fazlasıyla farkında serseri bir gezgin. Onu yola çıkartan sebepler farklı olsa da Knulp "Yabana Doğru"nun Chris’i gibi, yolda büyüyen, yolda zenginleşen, yola çıkmadan yola girmenin asla mümkün olmadığını fark eden bir akl-ı evvel belki de. Kimilerine göre bir deli, kimilerine göre akıllı, Zorba’nın delişmen kahramanı Alexi Zorba gibi aklına eseni aklına estiği gibi yapan bir yalnız kovboy. Yalnızlığı kendine yoldaş edinmiş, en sevdiklerini bile özgürlüğü uğruna geride bırakmış âsî bir çılgın. Ânı yaşayan, anda kalabilen ama bunun bedellerini fazlasıyla ödeyen, kalbinden başka kimseye hesap vermeyecek kadar da güçlü bir karakter. Mazur bir serseri, mağrur bir hayalperest. Kişiliğini korumak adına her türlü lüksten feragat edecek kadar şahsiyetli, menfaatlerine sırtını dönecek kadar ermiş gönüllü bir kazazede. Knulp, savaşını kendi ruhuyla hesaplaşmaktan ibaret gören bir savaşçı belki de. Knulp hakkında çok şey söylemek mümkün. Ama bırakalım da her okuyucu Knulp’u okusun ve oradan kendi ruhuna dönerek içindeki cümleleri damıtıp çıkarsın ortaya…

Geçenlerde “Tehlikeli Oyunlar”ın tiyatrosunu izledikten sonra yazdığım yazıda, sanatın insana kendini hatırlatan, kendine döndüren yönünden bahsetmiştim. "Knulp" ile de aynı hisleri yaşadım. Sabah keşfettiğim bir Ahmet Erhan şiiri bana Knulp’u hatırlattı. Evet sanatta ayrım yok bu manada. Okuduğumuz bir kitap, izlediğimiz bir film ya da tiyatro oyunu, keyifle dinlediğimiz bir şarkı yahut şiir temelde aynı noktada birleşiyor: Hepimiz ırkımız, rengimiz, milliyetimiz, sosyal statümüz her ne olursa olsun insanız ve insan olmaktan kaynaklanan ortak noktalara sahibiz, sanat da bizi bize hatırlatmak için var ve iyi ki de var!

Knulp, Ahmet Erhan’ın bu muhteşem yalnızlık şiirini okusaydı çok severdi bence:)
https://youtu.be/q63RUC7kUuo

BU YAZIYI ALTI ÇİZİLİ SATIRLARIMLA ŞİİR VE ŞARKI EŞLİĞİNDE BLOGUMDAN OKUMAK İSTERSENİZ:
https://hercaiokumalar.wordpress.com/...ri-bir-gezgin-knulp/
104 syf.
Öncelikle tabiki 12 günde okunacak ağır, sıkıcı bir kitap değil, tembelliğimden kaynaklı bir durum oluverdi.
Knulp'u tanımak çok güzeldi sizlerinde tanımasını gönülden isterim.^_^
Başlayalım o zaman ;
Hangimiz Knulp gibi dostlarımızdan yana sıkıntı çekmemiş, onları rahatsız etmemek için elden geleni yapmış,onlardan gelen eleştirilere sakince gülümseyip kendini ifade etmiş, ayrılmadan evvel güzel etki bırakmak için çabalamış,
İletişimi güçlü,girdiği,bulunduğu yeri neşeyle dolduran, dinleyen,anlamaya çalışan, her türlü lükse ,rahatlık sunulan ortamlarda kişiliğinden ödün vermeyen, gördüğü insanlara güleryüzle selam veren kişileriz?
Efendim hangimiz dostumuzla dağ,bayır, aç susuz,gece gündüz demeden yeri gelir neşeyle yeri gelir hüzünle yolculuğa çıkıp,birbirimizin ne hissettiğini sorarak düşünmeye yönelik muhabbetler ederiz?
Aslında hepimizin içinde Knulp gibi olma isteği,potansiyeli var lakin tabularımızın olduğu,kolaya kaçışımız,sisteme ayak uyduruşumuz, ruha ,manevi değerlere olan eksiklerimizi tamamlamaya gayret edemeyişimiz elimizi kolumuzu bağlıyor.
Küçük küçük adımlarla neden biz de Knulp gibi olmayalım değil mi? ^_^
Kendimizden parçalar bulabileceğimiz, özgür ruhlu, çok insan tanıyıp beraber bir şeyler paylaşıp ardından yine yalnızlığı seçen ,kimseden bir şey beklemeyen, bazı şeyleri içinde yaşayan ,geçmişe dair yaralarını samimi bir dille anlatan Knulp'u okumanızı tavsiye eder ,keyifli,huzurlu okumalar dilerim ^_^
104 syf.
·2 günde
Temiz, nazik, tatlı dilli göçebe Knulp, gittiğin her yerde kalpler kazandığın gibi benim de kalbimi kazandın. Keyifle ağırladım seni, elbette unutmayacağım, yine yolun düşerse de gelirsen senin için sütüm, çavdar ekmeğim ve rahat bir döşeğim hep hazır olacak.

Hermann Hesse'nin kitaplarını okumak istiyordum ama hangisiyle başlayacağımı bilemiyordum. Bugünlerde içimde bilmediğim yazarlara karşı ya beğenmezsem korkusu oluştu nedense. Sonra kıymetli Beyza nın Hesse okuma etkinliğini gördüm #33038933 ve oradaki açıklamalardan Knulp'a karar verdim. İyi ki de bu kitapla başladım. Severek okudum, bazen okurken daldım gittim kendi anılarıma, yaşadıklarıma, keşkelere sonra geri geldim sayfayı yeniden okudum.

İnsanın hayatında kırılma noktaları vardır, bir seçim yaparsınız ve hayatınız ona göre şekillenir. Knulp'ta da böyle olmuş. Akıllı, yetenekli bir çocukken henüz 13 yaşlarında bir seçim yapmış ve sonucunda da hayatını gezgin olarak yalnız geçirmiş. Her gittiği yere neşe götürmüş, sevilmiş ağırlanmış. Özgürlüğü imrenilmiş.

Hepimizde vardır, böyle yapsaydım şunu seçseydim herşey farklı olurdu, acaba öyle mi olmalıydı düşüncesi. Knulp da böyle sorguluyor yaşamını ve sonuç...

"Sızlanıp yakınacaksın da eline ne geçecek? Her şeyin hayırlı bir yol izleyip olması gerektiği gibi olduğunu, hiçbir şeyin başka türlü olamayacağını gerçekten göremiyor musun?"

"Herşey olması gerektiği gibi"
104 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yazar hakkında:
1877 yılında Almanya’da doğan Hermann Hesse, dindar ailesinin tüm baskılarına rağmen ilahiyat okulunu terk edip önce bir kitapçıda çalışır, ardından en çok yapmak istediği meslek olan yazarlığa başlar. Fakat işler umduğu gibi gitmez. Şimdi dünyanın sayılı yazarlarından kabul edilen Hesse, o dönem yayın evlerine göre umut vaad eden bir yazar değildir. Bu yüzden birçok yayın evi şiirlerine ve yazılarına itibar göstermez. Ama o inatla yazar olmak istediği için yazarken okumayı asla ihmal etmez. Avrupa’da nam salmış tüm edebiyatçıların kitaplarını okur ve sürekli kendini geliştirir. 1899 yılında yayınlanan ilk kitabıyla yazarlık kariyerine adım atmayı başarır. 1946’da Peter Camenzind adlı kitabı ile Nobel Edebiyat ödülü almış.

Knulp dört dörtlük diyebileceğimiz genç bir gezgin dışardan her ne kadar düzenli temiz titiz ve bilgili dursa da aslında ruhen karışık ve bu karmaşıklığı gezerek belki de arayarak hep kapatmaya çalışıyor. Bir şehirden bir şehire bir kasabadan bir kasabaya gider ve gittiği her yerde saygı ve sevgi ile karşılanır, olan biten olayları yada bizim tabirimiz ile dedikoduları bir sonraki durağa aktarır ordan alır diğerine bir nevi ayaklı gazete görevi de görür. Akıllı ve düşünceli bir adam, 3 bölümden oluşan bu öykü 104 sayfacık ve gerçekten yormayan aksine dinlendiren bir üslup ile yazılmış beni rahatsız eden tek şey ‘ivedi’ kelimesinin birkaç kez tekrarlanması oldu.
Knulp birde çok güzel ıslık çalarmış onu hayal ederken bu müziği duyuyordum  https://www.youtube.com/watch?v=VK1CvZn0TxE

Beni yazar ile tanıştıran abimdi ancak bir an önce okumamı sağlayan ise bu etkinlik oldu #29041902 Necmettin beye teşekkür ederim.
104 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Almanca olarak okuduğum bir eserdi...
Kitabı okuyunca gezgin olmayı hem ögrenip hem de öğretmeyi, insanları olduğu gibi kabul etmeyi daha çok istemiştim.Sıkılmadan okuyabileceğiniz bir eser...
En kısa süre de Türkçe olarakta okuyacağım...
104 syf.
KİTABIN SONUNDA ADAM ÖLÜYOR!

HOOOP, BİRADER! SPOİLER'A DAMSIZ, NİZAMSIZ BODOZLAMA GİRDİNN!

OKU KARDEŞİM NE ZAMAN ESSE BİR HERMANN HESSE OKİCEKSİİİN !

"Her şey iyi, her şey nasıl olması gerekiyorsa öyle oldu, değil mi?"

O herkes tarafından sevilen, her gittiği mahalde bir dostu muhakkak edinen, kadınların sevgilisi, erkeklerin kadim dostu, ''okusa idi eğer bir doğabilimcisi veyahut şair, papaz'' olabilecek bir değerdi. Her şey olabilecek iken hiçbir şeyi olmayı seçen bir adamın öyküsüyle karşı karşıyayız sayın seyirciler! 40'ından sonra bünyesi/bedeni artık dağları, yolları, bol D vitaminli güneşi kaldırmamıştı elbet. Sırtına binmişti yolun yarısında yaşlılık.
O artık günleri, yılları bol bol harcayan neşeli oğlan değildi. Artık hiç kimsesi kalmamış, ölmeden önce yurdunu bir daha görmekten başka bir isteği olmayan, hasta, yaşlı bir adamdı.

Hikayenin derin mevzulardan sıyrılarak bir ayrıntıyla birlikte bağdaş kurduğunu şu cümlelerle anlıyorduk. Franziska ile Knulp'un aşka yelken açmalarında tek bir engel var idi: Latince Okulu!!

'''Sonra derin sesiyle güldü: 'Sen benim işime gelirdin, oğlan' dedi, 'ama olmaz, benim Latince Okulu'na giden yavukluya gereksinmem yok. Oradan doğru dürüst adam çıkmaz. Benim yavuklum tam bir erkek olmalı; esnaftan biri ya da bir işçi, bir okumuş değil.'''

Peki değdi mi Knulp efendi bir kız için geleceğini yakmaya ?
Knulp "Evet, acı olan yan da bu. Bütün bunlara karşın benim sevgilim olmadı.''


Gezgin Knulp, artık hayattan bir kaç şey istiyordu: Doğduğu yer olan Gerbersau'da zalım Franziska'yla olmak.

Hayatımızın işleyişine akışına yönelik aldığımız her karar bir tercihi barındırıyor ve bu tercih belki de geri dönüşü olmayan, onulmaz sorunları beraberinde getiriyordu. Knulp, 13-14 yaşında geleceği için bir karar almıştı. Bir nevi kendini aşk yolunda kurban edip, özgürleşmişti. Aşk'ın serseri bir tutsaklıktan ibaret olduğunu, hergele bir deneyim olduğunu koca ama minicik beyniyle değil kırkında idrak edebilirdi. Tecrübeler ne kadar acıysa bir o kadar rehberdi yolumuzda. Knulp'un yolları hiç bitmedi. Her gittiği muhitte, belki de pişmanlığından sıyrılmaya, kendi dünyasının anlamını kazanmağa çabalıyordu. Franziska bozgunu onu tüm yaşamından vazgeçirmeye yetmişti. Hiçbir eylemini yaşama yönelik gerçekleştirmiyordu. Dışarda kalmıştı. Güzel gençlik yıllarında sevilen, hastalığında ve yaşlılığında yalnız kalan bir serseri, çitin dışında bulunan bir seyirci olmuştu. Hayatının başladığı ve biteceği yere Franziska'yı bulma ümidi ile gelmişti ki, onun artık yaşamadığını öğrendi.


Tanrı ile Knulp'un sohbetinde, bütün o koca pişmanlıklarına istinaden bir soru yöneltiliyordu kendisine?
Böyle olsaydı yine hemen oradan kaçıp ormanda tilkilerle uyumaya, kuşlara ökse kurmaya, kertenkeleleri evcilleştirmeye kalkışmayacak mıydın?"

Knulp'un seçimi kaderdi, kader onu kedere sürükledi, kederler heder etti, sonuç olarak kalmadı dünyanın bir ederi! Karlar arasında canını ve ruhunu teslim etti Knulp!


BONUS: Knulp'un terziyle olan sohbeti sırasında İncil hakkında dem vurulan bir kaç güvensiz ifade de dikkatimden kaçmadı. Hermann Hesse'nin burada kendi görüşlerini doğrudan kitaba yansıttığını da görebiliriz.
104 syf.
bir gezgin, öyle bir gezgin ki onu yerleşik hayatta tutacak; herkes tarafından sevilme ve neredeyse elinden her iş gelme ve bunları layıkıyla yapma gibi olumlu özelliklere sahip ve yaşamının basından sonu gezginlikle gecen bir insan Knulp. onun dünyası ne de güzelmiş..
Bir babadan çocuğuna burnu, gözleri, hatta zekası kalıtım yoluyla geçebilir, ama ruhu asla. Her insan yeni bir ruh taşır kendisinde.
Birisi mutluluğu ya da erdemiyle övünüyor, böbürleniyorsa,onda bunun ikisi de yok demektir.
Hermann Hesse
Sayfa 49 - Cumhuriyet
Ben yaşamımda iki kez aşık oldum. Hem de adamakıllı. Her ikisinde de bunun sonsuza kadar süreceğine, ancak ölümle sona erebileceğine inanmıştım. Her ikisi de sona erdi ve ben ölmedim.
Hermann Hesse
Sayfa 49 - YKY
İşime geldiği gibi yaşadım hep, elimin altında bol bol özgürlük ve güzellik vardı, ama ben hep yalnız kaldım.
Bak , ben yaşamımda iki kez âşık oldum. Hem de adamakıllı. Her ikisinde de bunun sonsuza kadar süreceğine , ancak ölümle sona erebileceğine inanmıştım . Her ikisi de sona erdi ve ben ölmedim. Memleketimde bir arkadaş edinmiştim . Yaşadığımız sürece ayrılabileceğimizi bir an olsun düşünmedim ama ayrıldık. Hem de uzun zaman önce.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Knulp
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807893
Kitabın türü:
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Tüm yaşamı yollarda geçen ve yine yollarda sona eren bir göçebenin hikayesi Knulp. Canının çektiği yere "konan", ama çok duramayıp yine "uçan" bir özgür ruhun kısacık destanı.

Hermann Hesse'ye göre, Knulp gibi figürlerin "kimseye yararı dokunmasa da, yararı dokunan kimilerine oranla çok daha az zararı dokunur. Knulp gibi yetenekli ve hayat dolu insanlar, yaşadıkları çevrede kendilerine yer bulamıyorlarsa, bunda onlar kadar çevreleri de suçludur."

Hesse, tıpkı Knulp gibi, uzun yürüyüşlere çıkmaktan ve doğayla baş başa kalmaktan hoşlanan biriydi. Bu anlamda onun ruhunun uçarı yanını da simgeleyen kitap, bu öykülere ek olarak, Hesse'nin ölümünden sonra gün ışığına çıkan iki fragmanı da içeriyor.

Hesse'nin ilk dönem düzyazıları içinde ışıldayan küçük bir mücevher Knulp.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 436 okur

  • İsmail Karaduman
  • kyane
  • G.p
  • merve
  • A.S.
  • şükriye Uygun
  • Zeynep
  • OrmanınDegilOsmanınKitabi
  • Tyrion
  • booboo

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.2
14-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%23
25-34 Yaş
%38.8
35-44 Yaş
%25.2
45-54 Yaş
%5.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.2
Erkek
%50.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.3 (28)
9
%26.2 (48)
8
%36.1 (66)
7
%15.3 (28)
6
%4.4 (8)
5
%1.1 (2)
4
%0.5 (1)
3
%0.5 (1)
2
%0
1
%0.5 (1)