Adı:
Knulp
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754140774
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Afa Yayınları
Baskılar:
Knulp
Knulp
Knulp
Knulp
Knulp
Knulp
Hermann Hesse

Türkçe [DİL]
Zahide Gökberk [ÇEVİRİ]
Afa Yayınları, Nisan 1998
Öykü [TÜR]
Knulp [ÖZGÜN BAŞLIK]

Nobel Edebiyat Ödülü

Hermann Hesse, 1908 ile 1915 arasında yazdığı ve şirin, sevimli bir serseri olan Knulp'la ilgili üç öyküde de, içi özlemle dolu, hem dünyadan sarhoş, hem de dünyanın acısını taşıyan, hiçbir yerde duramayan, her yeri kendine yurt edinmiş, ama hiçbir yerde yurdunu bulamayan, gündelik kentsoylu yaşamının dışında kalmış, huzursuzluktan ve kendi gönlünün isteklerinden başka hiçbir şeye bağlanamamış, yalnızca kendi öz yaşamını yaşamış ve kendi öz ölümüyle ölmüş bir gezginin, bir serserinin yaşamını anlatır. Knulp, bütün kederine ve yazgısına boyun eğmiş havasına karşın yine de Hesse'nin ilk döneminin henüz şifa bulabilir, şifa kabul eder dünyasıyla, öteki, özellikle de Birinci Dünya Savaşı'nın korkunç etkileriyle ortaya çıkmış olan sonraki dünyasının tam sınır çizgisi üzerindedir. Bu ikinci dünya, Hesse'nin sonraki yapıtlarının, savaşımlarının, acılarının ve bunları yenme çabalarının konusu olmuştur. Hesse, savaşı insanlık ve Avrupa uygarlığı için korkunç bir yıkım olarak kabul eder.

Hermann Hesse de, yapıtlarının hiçbir yeri kendine yurt edinemeyen huzursuz kahramanları ve bunlardan biri olan ''Knulp'' gibi, durmadan dolaşmış, durmadan yollara düşmüş, durmadan aramış, ancak hiçbir zaman, hiçbir yerde bir erince, bir sonuca ulaşamamıştır. Ve işte böyle biri olduğu için, olmuş bitmiş biri değil de, gerçek bir arayıcı olduğu için, bütün yaşamı ve yapıtları boyunca, bunalımlar ve umutsuzluklarla dolu bu çağın bir sürü arayanına ve umarsızına bir yardımcı, bir yoldaş, onların iç dünyaları için gerçek bir ayna olmayı başarabilmiştir.
104 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Hermann Hesse 'den okuduğum ilk kitap Siddhartha olmuştu. O ara inceleme yazmaya pek gönüllü değildim. Bu yüzden not almayı ihmal etmiş ve düşündüklerimi zamana kurban etmiştim. İtiraf ediyorum pişmanım. Çünkü onda düşündüğüm her şeyi yazsaydım ortaya kesinlikle bir kitap daha çıkardı. İşte Hermann Hesse böyle bir yazar. Sebep verir, yollar açar, düşündürür, mutlu eder, ders verir. Bütün bunları yaparken o kadar zarif yapar ki ılık bir suya ayaklarınızı daldırmış, şıpıdık şıpıdık sularla oynaşırmış gibi bir his sarar sizi. Sezdirmeden sezdirir. Apaçık parmağıyla göstermez, yaşar, yaşatır ve bir bakmışsınız ders almışsınız.

Bu ince ve akışkan eseri çok keyif alarak okudum. Elinize alır almaz bitirebileceğiniz türde ama altını çizmekten en azından iki günde okumanızın daha anlamlı olacağı bir eser. Altını çizdikleriniz hakkında bir demlemeye bırakın kendinizi, bir baş başa kalın düşündüklerinizle, değil mi?


Knulp ömrünü yollara adamış, hiçbir kızın gözünden kaçmayacak bir çekiciliğe sahip, kibar, zeki, yetenekli ve müşfik bir gençtir. Davranışlarıyla insanların kalbini tanıştığı ilk dakikadan kazanır. Fakat bir meslek edinmediği ve sürekli gezdiği için ''serseri''dir / midir? Serseri aynı zamanda zarar verene de denmez mi? Bu delikanlının kimselere pek zararı dokunmadı. Tek zararı kendineydi. Onu da okuyunca anlayacaksınız.

Kitap tertemiz, insanı sıkmayan, sade betimlemelerle yazılmış. Bu ara sanatlı dilden biraz bunalmıştım. Bu bakımdan bana kar yağarken salep içmek kadar hoş geldi. Tercih edeceklere keyifli okumalar dilerim. Umarım siz de bu kitabı benim kadar hoşnut sonlandırırsınız.
108 syf.
·3 günde
Tüm yaşamı yollarda geçen ve yine yollarda sona eren bir göçebenin hikâyesi Knulp. Canının istediği yere "konan" ama çok durmayıp yine "uçan" bir özgür ruhun kısacık destanı.

Knulp gibi yetenekli ve hayat dolu insanlar, yaşadıkları çevrede kendilerine yer bulamıyorlarsa bunda onlar kadar çevreleri de suçludur diyor Hesse. Ve kesinlikle çok doğru.

"Hepimiz özgür olmak isteyen ama Knulp kadar cesaretli olmayan bireyleriz."

Baş karakterimiz Knulp oldukça zeki, yakışıklı, doğa sever, çok iyi ve sevilen her gittiği yerde dostu olan sevgiyle saygıyla karşılaşan biridir. Dostlarının yanında kaldığı sürece her zaman nasihatlerle karşılaşan ve neden göçebe hayatını seçtiğini kendine özgü olan yeteneklerini sadece kendi için neden toplum için kullanmadığı cümleleriyle bol bol karşılaşır, fakat o "özgür ruhlu boyun eğmeyen iyi yürekli serserinin tekidir." Ve toplumun bayat düşüncelerine uymadığı için göçebe hayatını Tanrı'nın bahşettiği harika doğayı keşfetmek, hissetmek günlerini dolu dolu yaşamak ister.

Evet Hermann Hesse'nin okuduğum ilk kitabı ve son olmayacak. Çok fazla sayfası olmayan içinize huzur verecek sıcacık huzur dolu tatlı bir kitap. Okudukça keyifleneceğinizi umut ederek okumanızı isterim. Herkese iyi okumalar.
99 syf.
·1 günde·10/10 puan
Herkese sorulan soru bana da sorulmuştu çocukluğumda, defalarca hep aynı cevabı verdim.Hangi hayvan olmak isterdin?
Kuş olmak isterdim.Kanatlarım benim özgürlüğümdü çünkü..İstediğim yere istediğim şekilde gidebilme ve görebilme özgürlüğü....

Bir beton yığının içine hapis olmadan doğa,güneş,ağaç, bulut tüm güzelliklerle birlikte olmak düşüncesi bile muhteşem.

Öyle özümsemişim ki bu cevabı rüyamda hala kuş olduğumu görürüm mesela...
Özgürlüğe özlem duyduğum istediğim gibi hayatımı yaşayamadığım için olsa gerek.

Knulp seni kıskandım.Evet bir yere ait olamamak elbette bir eksiklik fakat özgürsün.Bütün evren senin ocağın. Gezip gördüğün bütün yerdeki insanlar senin ailen...

Nasıl bir yürek taşıyorsun ki dünyanın her yerinde dostların var ve sana saygı duyuyorlar, seni el üstünde tutuyorlar...
Ve yüreğinde taşıdığın sevgi o kadar çok büyük ki gittiğin yere hissettiğin sevgiyi yansıtabiliyorsun,kapısını çaldığın kişi evini ocağını açıyor sana... Kocaman yürekli bir adamsın sen.
Evet hayvanlarla,insanlarla,bitkilerle aynı dili konuşuyorsun ve bu hayatı seçmenin tek sorumlusu yine insan malesef.

Kısacık öykü insanlık adına verilen dersler yumak misali bir araya gelmiş okuyucuya sunulmuş.
Çerez niyetine okumuş olmak için değil hakkını vererek okuyacaklar okusun lütfen.
Knulp ile tanışmak onu tanımak düşünmeyi gerektiriyor çünkü.
Kitapla sevgiyle Kalın
108 syf.
·3 günde·9/10 puan
Hesse benim en sevdiğim yazarlardan biri olabilir . Doğu mistisizmini işlemesi beni büyülüyor . Knulp’u da çok sevdim. Göçebe yaşayan Knulp’un yolculuğunu , keyfini, ikilemlerini okuyacaksınız .
104 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Naifliğin ve İnsanlığın ötesinde bir karakter; O bir KNULP!

Bir banka oturmuş etrafı izliyorsunuz, boş yolda iki eli cebinde, temiz giyimli, başına fötr şapka takmış saf saf dolaşan birini görüyorsunuz. Yüzünde tebessüm, şaşkın bir ifade ile yürümeye devam ediyor. Güneşin yeni doğduğu sabahı hoşgörü ile karşılıyor, etrafında ki insanların koşuşturmacasına sakinlik ve umursamazlıkla karşılık veriyor. Hiçbir yere yetişmiyor, hiçbir yerden gelmiyor, hiçbir yere gitmiyor. Olduğundan başkası değil, olmaya çalıştığı biri de değil. Ne var, ne yok. Oturduğunuz banka geliyor ve size selam veriyor.

"Üzülmen gereksiz. Herkes ölecek günün birinde." Sy.84 diyor ve sana bakıyor. Tepkisiz kalıyorsun, bir anlık şaşkınlığın, onun devam etmesine yarıyor. Ve devam ediyor…

"Yaşamaya karşı fazla bir istek duymuyorum artık." Sy.98 diyor.
Senin şaşkınlığın devam ederken ve belki de yapabileceğin tek şeyi yapıyor, NEDEN diyorsun, sana bakıyor ve ufak tebessüm ile anlatmaya başlıyor…

"Herkesin ruhu kendinindir. Kimse ruhunu başka bir ruhla karıştıramaz. İki kişi buluşabilir, birbiriyle konuşabilir, birlikte olabilir; ama ruhları çiçekler gibidir, her biri kendi bulunduğu yere kök salmıştır, hiçbiri öbürüne varamaz; varmak isterse kökünden kopması gerekir. Bunu da yapamaz. Çiçekler kokularını ve tohumlarını çevreye saçarlar. Çünkü birbirlerine ulaşmak isterler ama bir tohumun konması gereken yere varması için çiçek bir şey yapamaz, bu rüzgârın işidir, o nasıl isterse, nereden isterse öylece gelir, eser, gider."

Rüzgarın estiği yere savruluyordu Knulp, sakince ve yavaş yavaş, kimseye ilişmeden.

"Kimseye yararı dokunmasa da, yararı dokunan kimilerine oranla çok daha az zararı dokunur. Knulp gibi yetenekli ve hayat dolu insanlar, yaşadıkları çevrede kendilerine yer bulamıyorlarsa, bunda onlar kadar çevreleri de suçludur." diyor Hesse.

Zararsız bir gezgin, her vardığı yere huzur getiren bir yürek. Amaçsız gibi gözüken insanların, o çok amaçla etrafta koşuşturan insanlardan daha az amaçları yoktur bu hayatta. Dünyanın sonsuzluğuna hiç kimse erişemeyeceğine göre nereye koşturuyoruz. Neden insanlığımızı kötülük için kullanıyoruz. Neden hoşgörümüzü kaybettik, neden iyilik ile yakın temas kurmuyoruz, iki yüzlü insan ilişkileri ile yaşamak neden daha iyi geliyor, gerçekliğin zor olmadığı bu yaşama neden yalanın sanallığını katıyoruz. Neden Knulp gibi yararımız dokunmasa bile zararsız birer insan olamıyoruz?

Çünkü, insan doyumsuz bir varlıktır. Doyumsuzluğun izinde, sonsuzluğun keşfine parmak basıp, dünya da ne varsa sömürmek istiyoruz. İnsanoğlu, insanoğlunun asıl düşmanı olarak karşımıza çıkıyor. Kendisi ile çetin bir savaş başlatıyor. Kazananı yok, kaybedeni çoktan belli olan bir savaşa girişiyor.

"Eğer insanlığı iki büyük gruba ayırırsak bir tarafın yaşamak için çalıştığını, diğerlerininse çalışmak zorunda olmadığını söyleyebiliriz." der Kierkegaard.

Knulp çalışmak için değil, gezmek için var olmuştur. Onun hayatı; gezerken vücut bulmuş bir yaşam formuna dönüşmektedir. Bu form onun için yeterlidir. Ne daha fazlasını istemektedir ne de hayattan beklentileri vardır. İnsanlardan bir şey beklemediği gibi, her konuya iyimser yaklaşabilmektedir. Yalnız bir insandır Knulp ve bunu kendisi seçmiştir. Kimseye yük olmak istemez. Kıvrılıp bir köşeye yatabilir.

"İşime geldiği gibi yaşadım hep, elimin altında bol bol özgürlük ve güzellik vardı, ama ben hep yalnız kaldım." Sy.72

Yalnızlık bir seçim olduktan sonra insanın canını yakmayacaktır. Kendi seçimlerimiz, katlanmamız gereken dikenleri yolumuza serecektir. Buna seve seve katlanmak, seçimlerimizin bir ödülüdür. Yalnızlığın naifliği ile Knulp bütünleşmiş bir ikilidir. Bu yalnızlık onu daha kötü biri haline getirmiyor tam tersi, karşılaştığı her insana huzur veriyor ve onları mutlu edebiliyor. Yalnız insanlar ne dertleri olduğunu pek söylemezler. Söyleyip diğer insanların canlarını sıkmak istemez ve onların belki de samimi olan ya da olmayan yardımlarını kabul etmek istemezler. Knulp tam olarak bunu yapmaktadır.

Ruhunuzun dinlenebilmesi için; doğa ile baş başa olmalı, günlük hayatın koşuşturmacasından kısa bir süre dahi olsa uzak durmalısınız. Bir göçebe olmayabilirsiniz ama sistemlerin insanı da olmak zorunda değilsiniz. Kendi özgürlüğünüz istisnai bir durum yok ise her zaman elinizdedir. Özgürlük nedir sorusuna vereceğiniz kendi cevabınız aynı zamanda özgürlüğünüzün tarifi de olacaktır.

Knulp ile bir yürüyüşe çıkacaksınız. Bu yürüyüş yüreğinize işleyecek ve ruhunuza hafif bir tebessüm olarak konacaktır. Hesse’nin bu naif eseri ile birlikte konuk olduğumuz öyküden çıkmak istemiyor, devam etmesi için sayfaları ağır ağır çevirmeye başlıyoruz. İlk sayfayı çevirdiğimizde sonun başlangıcına adım atıyoruz aslında.

Dünyanın tüm kötülüklerine karşılık hiçbir işe yaramayan ama hiç kimseye de zararı dokunmayan bir insan olmak ister miydiniz? Bir okuyun bakalım KNULP’u, belki istersiniz…

“İnceleme hangi yöntem ile yapıldı bir fikrim yok. Hisli ya da teknik mi, yoksa simetrik ya da asimetrik mi bilmiyorum. Knulp’a özel, Knulpça bir inceleme olduğunu söyleyebilirim.”

“Huzur sizlerle olsun, İyi okumalar…”
108 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Göçebe Knulp. Bir yere ait olmak istemeyen, çocukluğunda verilen bir sözün tutulmaması üzerine hayatını değiştirme cesareti gösteren Knulp. Toplum düzenine derli toplu, tertemiz kıyafetleri ile seyirci olan Knulp. Düzenli bir iş, bir aile, her gün tekrarlayan ve aslında yaşanmadan geçen hayatlara geçerken uğrayan, herkeste iz bırakan Knulp. Göçebe hayatında uğradın bana da, konuk ettim bir kaç gün seni, uğurlar olsun şimdi sana. Belki karşılaşmayacağız bir daha fakat aklıma geldiğinde gülümseyeceğim senin gibi tekrarlayan, hiç yaşanmamış hayatlara.
104 syf.
·3 günde·8/10 puan
Hermann Hesse'nin okuduğum ikinci kitabı oldu. Okuduğum ilk kitabı olan Bozkırkurdu'nda, kurt ve insan olmak üzere iki karakterden oluştuğunu düşünen Harry Haller isimli bir karakter vardı. Harry Haller'da insan karakteri varlığını gösterirken, kurt gizlenip onu izler, kurt ortaya çıktığında ise insan bir köşeye çekilir ve kurdu izlerdi. Son derece ilginç bir karaktere sahip olan Harry Haller(Bozkırkurdu) yaşadığı çağın ilerisinde olan son derece özgün bir kişilikti.

Bozkırkurdu'nun ruhunda bir "kurt" bulunduğu için zaman zaman yalnız kalma ihtiyacı duyar ve tek başına bir takım gezilere çıkardı. Fazla konuşmaktan hoşlanmazdı ve içine kapanık bir yapıya sahipti. Knulp'ta ise, ömrü yollarda geçen özgür bir ruh anlatılmış. Knulp'u Bozkırkurdu'ndan bağımsız, Bozkırkurdu'nu ise Knulp'tan bağımsız olarak düşünmek mümkün değil. Şöyle ifade etmeliyim ki, Knulp, Bozkırkurdu'nun bir fragmanı niteliğinde. Knulp'u okuyup seven bir kişi, Bozkırkurdu'nu da hayranlıkla okuyacaktır.

Knulp, henüz çocukken yaşadığı bir olay nedeniyle kimseye güvenmemeyi kendisine prensip edinmiş, göçebe bir hayata yelken açmış, yeri yurdu olmayan ama her yerde içecek bir tas çorbası bulunan, hayattan hiçbir beklentisi olmayan, başkalarının işine burnunu sokmaktan hoşlanmayan, insanları olduklarından daha iyi, daha akıllı kimselere dönüştürmek gibi bir gereksinim duymayan biri. Hesse'nin kitaptaki benzetmesi ile adeta "sevimli bir kedi."

Knulp'a göre, ölümlü olan dünyada insanın kendisini üzmesi ve gereksiz şeylere çaba göstermesi anlamsız. İnsanın hayatta hiçbir şey için kendini paralamaması gerektiğini; her şeyin insanın kendiyle ilgili olduğunu ve yaşamın her halükarda devam ettiğini vurguluyor kitap boyunca. İş, güç, para, ev, kira, telefon, lüks, alışveriş gibi bir dertleri yok Knulp'un.

Fakat bütün bunlara karşın, yalnız bir kişi Knulp. Hem de kendi tercihi ile yalnızlığı seçmiş bir kişi. Kitabın sonlarına doğru bir özeleştiri yapmayı da ihmal etmiyor. Zaman zaman avare hayatının neticesinde yalnız kaldığını ve bazı şeylere özlem duyduğunu da itiraf ediyor:

"İşime geldiği gibi yaşadım hep, elimin altında bol bol özgürlük ve güzellik vardı, ama ben hep yalnız kaldım."

Yukarıda da ifade ettiğim gibi, Knulp'u Bozkırkurdu'ndan bağımsız düşünmek mümkün değil. Knulp'u okuyup beğendiyseniz mutlaka Bozkırkurdu'nu da okumalısınız. Eğer Bozkırkurdu'nu Knulp'tan önce okuyup beğendiyseniz, Knulp'u okuyarak eski anılarınızı yeniden canlandırma şansına sahipsiniz.
104 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10 puan
KNULP : GARİPLERDEN BİR GARİPSİN İŞTE, KAİNATA KARIŞMA ARZUSU VARDIR İÇİNDE

Bu kitabı bana hediye eden Sefa Ayıcı arkadaşıma teşekkürlerimle..

Hiç düşündünüz mü, insan neden güzel bakmaya ihtiyaç duyar? Ben biraz düşündüm ve şu sonuca vardım : “Güzel bakmak -bir tür- dertten kaçma şeklidir, derdi olmayan güzel bakamaz”

Knulp kardeşimiz bizden biri, hayatın avucuna düşmüş bir garip serseri. Her şey nerede başladı diye soracak olursak, en evvel “kader” ile başladı, sonra bu yara nasıl büyüdü diye soracak olursak, “İlk aşkla tanışıp o görünmeyen saydam duvara toslamakla elbette.”

“İstediğim hayat neydi, bir hayat mı istedim ki?” sorusunu hiç sordunuz mu kendinize. Bütün cevapsız sorulardan sonra çocukluğunuza döndünüz mü? Öteleyip durdunuz mu kendinizi, olanı olduğu gibi kabul ettiniz mi ?

Film nerede koptu diye düşündüğünüz oldu mu? Enerjisizlikten bir enerji doğurmaya çalıştınız mı? Gülümseyebildiniz mi acınıza ? Ağlayabildiniz mi insanlığınıza?

Knulp diye bir gezgin, bir serseri, bir garip, bir hasta, bir yaralı,bir deli, bir yoksul, bir delikanlı,bir aşık,bir ne ?

İplerin bütün uçları ellerinde kaldı da bağlayamadı hiçbirini birbirine. Kimse Knulp olmak istemez.. Kimse Knulp gibi biriyle olmak istemez.. Kimse Knulp gibi sürünmek istemez-di.

Köklerindeki köksüzlük, gidişlerindeki bilinmezlik, yersiz yurtsuz aitsizlik. Bu bir tercih mi, değil..

Meczuplarda inanç aranmaz değil mi? Evet çünkü onlar inanmanın ta kendisi olmuşlardır ! Onlar hisleriyle inanırlar..

Knulp’ların halinden Knulp’lar anlar.

Anlatamıyorum..
104 syf.
·Beğendi
YALNIZLIĞI YOLDAŞ EDİNMİŞ SERSERİ BİR GEZGİN: KNULP
"Artık yalnızlığı tek başıma yudumlayacaktım...Acıydı bu yalnızlık ve sadece ilk günle sınırlı kalmadı, arada kuşkusuz biraz hafifler gibi olduysa da, o günden sonra bir türlü sona ermedi."(s.61)

Herman Hesse’nin "Knulp" adlı kitabını bir çırpıda okudum, ancak bitirdiğim andan itibaren yazmayı çok istememe rağmen bir türlü bilgisayarımın başına geçip ruhuma dolanları satırlara aksettiremiyorum. Bozkırkurdu’nda da buna benzer hisler yaşamıştım hatta onu yazabilmek için günlerce beklemem gerekmişti. Bu kez o kadar bekletmeden yazmak istiyorum Knulp' u. Eser, “ilkbahar başı”, “Knulp’a İlişkin Anılarım” ve “Son” adını taşıyan üç bölümden oluşmakla birlikte Hesse’nin ölümünden sonra bulunan yazılarının Knulp’la ilgili bölümleri de  kitabın sonuna eklenmiş. Ancak ben bu yazıda birbirini tamamlayan üç bölüm hakkında yazmak istiyorum.

Kitapla ilgili yaptığım küçük bir araştırma sonucunda Hesse’nin bu kitabı 1908-1915 yılları arasında yazmış olduğunu öğrendim. 1904 yılında ilk eseri ile edebiyat dünyasına giren ve 1943’te en yetkin eserlerinden biri olan “Boncuk Oyunu” adlı eserini edebiyat dünyasına kazandıran bir yazardan söz ettiğimize göre Knulp, Hesse’nin ilk dönem eserlerinden biri sayılabilir. Daha sonra yazacağı Bozkırkurdu’nun içeriğine ve derinliğine bakıldığında Knulp’un tadı damağımızda kalan bir eksiklik taşıdığı çok bariz. Sanki Hesse bu eserinde anlatmak istediklerini öz olarak ifade etmiş, ama asıl konuya girememiş, karakterini yeterince detaylandıramamış gibi. Yanlış anlaşılma olmasın Knulp başlı başına çok iyi bir eser, ama işte insan bazen bir kitabı bitirir ve “keşke bitmeseydi” hissine kapılır ya Knulp da öyle oldu benim için. Knulp’u konuştuğum bir arkadaşım eser için “Bozkırkurdu’nun önsözü” ifadesini kullanmıştı, ben de kitap hakkında benzer hislere kapıldım. Knulp bana göre, Bozkırkurdu’nun beni derinden etkileyen kahramanı Harry Haller’in eskizi gibiydi sanki. Sanki Hesse, Knulp ile gelecekteki kahramanı Harry Haller’in bir ön çalışmasını yapmış, ana hatlarını belirlemiş, Bozkırkurdu ile de onu zirveye çıkarmıştı.

Kitabın içeriği hakkında çok fazla detaya girmeden Knulp’tan bahsetmek gerekirse şunları söyleyebilirim: Knulp, Fransizka’dan yediği ilk vurgundan sonra hayatını bambaşka bir surette yaşamaya başlayan, hayatın mutlu anların bir toplamı olduğunun fazlasıyla farkında serseri bir gezgin. Onu yola çıkartan sebepler farklı olsa da Knulp "Yabana Doğru"nun Chris’i gibi, yolda büyüyen, yolda zenginleşen, yola çıkmadan yola girmenin asla mümkün olmadığını fark eden bir akl-ı evvel belki de. Kimilerine göre bir deli, kimilerine göre akıllı, Zorba’nın delişmen kahramanı Alexi Zorba gibi aklına eseni aklına estiği gibi yapan bir yalnız kovboy. Yalnızlığı kendine yoldaş edinmiş, en sevdiklerini bile özgürlüğü uğruna geride bırakmış âsî bir çılgın. Ânı yaşayan, anda kalabilen ama bunun bedellerini fazlasıyla ödeyen, kalbinden başka kimseye hesap vermeyecek kadar da güçlü bir karakter. Mazur bir serseri, mağrur bir hayalperest. Kişiliğini korumak adına her türlü lüksten feragat edecek kadar şahsiyetli, menfaatlerine sırtını dönecek kadar ermiş gönüllü bir kazazede. Knulp, savaşını kendi ruhuyla hesaplaşmaktan ibaret gören bir savaşçı belki de. Knulp hakkında çok şey söylemek mümkün. Ama bırakalım da her okuyucu Knulp’u okusun ve oradan kendi ruhuna dönerek içindeki cümleleri damıtıp çıkarsın ortaya…

Geçenlerde “Tehlikeli Oyunlar”ın tiyatrosunu izledikten sonra yazdığım yazıda, sanatın insana kendini hatırlatan, kendine döndüren yönünden bahsetmiştim. "Knulp" ile de aynı hisleri yaşadım. Sabah keşfettiğim bir Ahmet Erhan şiiri bana Knulp’u hatırlattı. Evet sanatta ayrım yok bu manada. Okuduğumuz bir kitap, izlediğimiz bir film ya da tiyatro oyunu, keyifle dinlediğimiz bir şarkı yahut şiir temelde aynı noktada birleşiyor: Hepimiz ırkımız, rengimiz, milliyetimiz, sosyal statümüz her ne olursa olsun insanız ve insan olmaktan kaynaklanan ortak noktalara sahibiz, sanat da bizi bize hatırlatmak için var ve iyi ki de var!

Knulp, Ahmet Erhan’ın bu muhteşem yalnızlık şiirini okusaydı çok severdi bence:)
https://youtu.be/q63RUC7kUuo

BU YAZIYI ALTI ÇİZİLİ SATIRLARIMLA ŞİİR VE ŞARKI EŞLİĞİNDE BLOGUMDAN OKUMAK İSTERSENİZ:
https://hercaiokumalar.wordpress.com/...ri-bir-gezgin-knulp/
104 syf.
·2 günde
Temiz, nazik, tatlı dilli göçebe Knulp, gittiğin her yerde kalpler kazandığın gibi benim de kalbimi kazandın. Keyifle ağırladım seni, elbette unutmayacağım, yine yolun düşerse de gelirsen senin için sütüm, çavdar ekmeğim ve rahat bir döşeğim hep hazır olacak.

Hermann Hesse'nin kitaplarını okumak istiyordum ama hangisiyle başlayacağımı bilemiyordum. Bugünlerde içimde bilmediğim yazarlara karşı ya beğenmezsem korkusu oluştu nedense. Sonra kıymetli Beyza nın Hesse okuma etkinliğini gördüm #33038933 ve oradaki açıklamalardan Knulp'a karar verdim. İyi ki de bu kitapla başladım. Severek okudum, bazen okurken daldım gittim kendi anılarıma, yaşadıklarıma, keşkelere sonra geri geldim sayfayı yeniden okudum.

İnsanın hayatında kırılma noktaları vardır, bir seçim yaparsınız ve hayatınız ona göre şekillenir. Knulp'ta da böyle olmuş. Akıllı, yetenekli bir çocukken henüz 13 yaşlarında bir seçim yapmış ve sonucunda da hayatını gezgin olarak yalnız geçirmiş. Her gittiği yere neşe götürmüş, sevilmiş ağırlanmış. Özgürlüğü imrenilmiş.

Hepimizde vardır, böyle yapsaydım şunu seçseydim herşey farklı olurdu, acaba öyle mi olmalıydı düşüncesi. Knulp da böyle sorguluyor yaşamını ve sonuç...

"Sızlanıp yakınacaksın da eline ne geçecek? Her şeyin hayırlı bir yol izleyip olması gerektiği gibi olduğunu, hiçbir şeyin başka türlü olamayacağını gerçekten göremiyor musun?"

"Herşey olması gerektiği gibi"
104 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Knulp güzel bir iş ve eş bulup hayatını sürdürmek yerine göçebeliği tercih etmiş bir delikanlıdır. Tanıştığı her insan aynı şeyi söyler ona, doktor, öğretmen veya bir yargıç olabilecek potansiyeli varken dışarıda bir serseri gibi gezmemeli. Neden yeteneklerini toplum için değil de yalnızca kendi için harcamakta ki? Fakat dünyaya yalnızca bir kere geldiğinin bilincinde olan Knulp, hayatın tadını çıkarmak ister. "İnsanın iyi bir saatinde seyrettiği her şey güzeldir." Okul, meslek, evlilik, çoluk çocuk derken ömür bitiyor, iyi saat mi kalıyor? Knulp biliyor da biz ne kadar farkındayız bunun?

Knulp hayat tarzına rağmen giyimine, temizliğine, tavırlarına son derece önem verir. Toplum kalıplarını yırtmışsın en azından avareliğini bil değil mi? Başka şekilde mutlu olunamayacağını düşünen aynı kalıptan çıkma insanlara gayet de mutlu olunabildiğini göstermiştir. Knulp gittiği her yere çocuk neşesini taşır, bir parça da özgürlük özlemi bırakır. Onun toplumdaki amacı da, insanların özgürlüğün tadını almalarını sağlamaktır. "Sevgili Tanrı belki de bana hiçbir zaman, neden bir yargıç olmadın diye sormaz da, yalnızca; geldin mi ey koca çocuk? der..."

3 bölümden oluşan hemencecik bitiverecek güzel bir kitap, olayların içerisine yedirilmiş mesajını da yorulmadan alıyorsunuz. Ezr yayınlarında çevirmen konusunda sıkıntı yaşadım biraz, daha güzel çevrilebilirdi onun dışında çok beğendim.

Neyse efendim, aldım sırt çantamı çıktım yola, gelen varsa beklerim.
                         - Sevgilerle Knulpiye Yaren.
104 syf.
·12 günde
Öncelikle tabiki 12 günde okunacak ağır, sıkıcı bir kitap değil, tembelliğimden kaynaklı bir durum oluverdi.
Knulp'u tanımak çok güzeldi sizlerinde tanımasını gönülden isterim.^_^
Başlayalım o zaman ;
Hangimiz Knulp gibi dostlarımızdan yana sıkıntı çekmemiş, onları rahatsız etmemek için elden geleni yapmış,onlardan gelen eleştirilere sakince gülümseyip kendini ifade etmiş, ayrılmadan evvel güzel etki bırakmak için çabalamış,
İletişimi güçlü,girdiği,bulunduğu yeri neşeyle dolduran, dinleyen,anlamaya çalışan, her türlü lükse ,rahatlık sunulan ortamlarda kişiliğinden ödün vermeyen, gördüğü insanlara güleryüzle selam veren kişileriz?
Efendim hangimiz dostumuzla dağ,bayır, aç susuz,gece gündüz demeden yeri gelir neşeyle yeri gelir hüzünle yolculuğa çıkıp,birbirimizin ne hissettiğini sorarak düşünmeye yönelik muhabbetler ederiz?
Aslında hepimizin içinde Knulp gibi olma isteği,potansiyeli var lakin tabularımızın olduğu,kolaya kaçışımız,sisteme ayak uyduruşumuz, ruha ,manevi değerlere olan eksiklerimizi tamamlamaya gayret edemeyişimiz elimizi kolumuzu bağlıyor.
Küçük küçük adımlarla neden biz de Knulp gibi olmayalım değil mi? ^_^
Kendimizden parçalar bulabileceğimiz, özgür ruhlu, çok insan tanıyıp beraber bir şeyler paylaşıp ardından yine yalnızlığı seçen ,kimseden bir şey beklemeyen, bazı şeyleri içinde yaşayan ,geçmişe dair yaralarını samimi bir dille anlatan Knulp'u okumanızı tavsiye eder ,keyifli,huzurlu okumalar dilerim ^_^
Bir babadan çocuğuna burnu, gözleri, hatta zekası kalıtım yoluyla geçebilir, ama ruhu asla. Her insan yeni bir ruh taşır kendisinde.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Knulp
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754140774
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Afa Yayınları
Baskılar:
Knulp
Knulp
Knulp
Knulp
Knulp
Knulp
Hermann Hesse

Türkçe [DİL]
Zahide Gökberk [ÇEVİRİ]
Afa Yayınları, Nisan 1998
Öykü [TÜR]
Knulp [ÖZGÜN BAŞLIK]

Nobel Edebiyat Ödülü

Hermann Hesse, 1908 ile 1915 arasında yazdığı ve şirin, sevimli bir serseri olan Knulp'la ilgili üç öyküde de, içi özlemle dolu, hem dünyadan sarhoş, hem de dünyanın acısını taşıyan, hiçbir yerde duramayan, her yeri kendine yurt edinmiş, ama hiçbir yerde yurdunu bulamayan, gündelik kentsoylu yaşamının dışında kalmış, huzursuzluktan ve kendi gönlünün isteklerinden başka hiçbir şeye bağlanamamış, yalnızca kendi öz yaşamını yaşamış ve kendi öz ölümüyle ölmüş bir gezginin, bir serserinin yaşamını anlatır. Knulp, bütün kederine ve yazgısına boyun eğmiş havasına karşın yine de Hesse'nin ilk döneminin henüz şifa bulabilir, şifa kabul eder dünyasıyla, öteki, özellikle de Birinci Dünya Savaşı'nın korkunç etkileriyle ortaya çıkmış olan sonraki dünyasının tam sınır çizgisi üzerindedir. Bu ikinci dünya, Hesse'nin sonraki yapıtlarının, savaşımlarının, acılarının ve bunları yenme çabalarının konusu olmuştur. Hesse, savaşı insanlık ve Avrupa uygarlığı için korkunç bir yıkım olarak kabul eder.

Hermann Hesse de, yapıtlarının hiçbir yeri kendine yurt edinemeyen huzursuz kahramanları ve bunlardan biri olan ''Knulp'' gibi, durmadan dolaşmış, durmadan yollara düşmüş, durmadan aramış, ancak hiçbir zaman, hiçbir yerde bir erince, bir sonuca ulaşamamıştır. Ve işte böyle biri olduğu için, olmuş bitmiş biri değil de, gerçek bir arayıcı olduğu için, bütün yaşamı ve yapıtları boyunca, bunalımlar ve umutsuzluklarla dolu bu çağın bir sürü arayanına ve umarsızına bir yardımcı, bir yoldaş, onların iç dünyaları için gerçek bir ayna olmayı başarabilmiştir.

Kitabı okuyanlar 1.490 okur

  • Tanrı
  • Betül
  • yuzbasioglu
  • Okan Narin
  • Hasansabbah
  • Atamet kılıç
  • Yavuz Akkaya
  • Damla
  • fikrisentez
  • galip arlı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.2 (6)
9
%1.8 (9)
8
%0.8 (4)
7
%1 (5)
6
%0.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.2 (1)