Gerçeklik, kendisine uymayan hayallere karşı hep acımasızdır - dolayısıyla hayaller de hep acılı ...
Hayal ile gerçeklik arasındaki fark, ikisinin biribirine uymaması değildir - gerçeklik ne ise odur ne uygun ne aykırı -, asıl fark, hayallerin kendilerini gerçeklere uyduramamalarındadır.
O eski hayallerin teker teker -ama, harıl harıl-, parlıyor gözünde, hem de, o yıllar boyu özlemlerini kırıp yıkan gerçekler, sıraya girmiş, geçit resmi yapıyorlar, önünde!
"tam kendin olarak, tam kendisiyle yüzyüze geldiğin bir başka kişiyle birlikte, birşey yaşadığında (bir sevinç, bir acı... ) -o zaman gerçekten yaşarsın.
Kendi olarak, sana gelen sana gereksinimi olmadan, seni isteyen sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen kendi olmasını, senin ile olmaya bağlayan
O, işte...