·
Okunma
·
Beğeni
·
13,2bin
Gösterim
Adı:
İle
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422451
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Töze ait ne varsa, verip katmıştır sanatçı tümünü yapıtına; kendisine ise, belirgin bir bireysellik olarak, yapıtında hiçbir gerçeklik vermemiştir; yapıtının bütünlenmesini de ancak şu yolla sağlayabilmiştir ki, kendini özelliğinden uzaklaştırıp dışlaştırarak, saf eylemenin bedensizleştirilmiş ve yükseltilmiş soyutlaması haline getirmiştir, kendisini.
232 syf.
·3 günde·9/10 puan
Sevdiğiniz kişi için, sadece sizin cümlelerinizden oluşan bir defter tuttunuz mu hiç? Sevdiğiniz kişiye defter tutmadıysanız size bir sorum yok; fakat defter tutan arkadaşlar, siz tuttuğunuz o defteri sevdiğiniz kişiye verebildiniz mi?

Ya da asla okutmayacağınızı bile bile bir kişiye ruhunuzu gösteren mektuplar yazdınız mı?

Ben mi? Ben yaptım arkadaşlar. Hem 1 yıl boyunca, sevdiğim kişiye tarihler atarak onu her gördüğüm anı ve hissettiklerimi bir deftere yazdım hem de o defteri asla ilgili kişiye veremedim. Tabii benim için defter yazan bir kişi de oldu; ama bu eylemin öznesi ve en değerli parçası elbette defteri yazan kişidir. Neticede ise, psikolojik yükü ve duygusal yönü çok ağır basan, ölene kadar saklamayı düşündüğüm, ilerleyen yaşlarımda açıp okumak istediğim her iki defteri de maalesef evlendiğim zaman çöpe atmak zorunda kaldım.

İşte yazarımız Oruç Aruoba da sevdiği kişiye bir takım "mektup"lar yazarak bir defter tutmaya başlıyor. Kitabımız bu defterden ve diğer devam defterinin birleştirilmesinden oluşan üç bölümlük bir eser.

İlk bölüm, "Önce" isimli, sevgiliden önce yazılan yazılardan oluşan bölüm.

İkinci bölüm asıl bölüm olan “İlişki Defteri.” Bu bölümde ilişkilere dair ne ararsanız içerisinde bulabilirsiniz.

Üçüncü ve son bölüm ise, "Sonra" isimli sevgiliden ayrıldıktan sonra yazılan yazılardan oluşan bölüm.

Yazarımız defter tutma eylemini kitabın daha ilk paragrafında şu şekilde mantıklı bir zemine oturtuyor ve dolayısıyla gerekçelendiriyor:

"Her içtenlik çabası, gidiyor, dolambaçlı ilişkilerimizde kurduğumuz sahteliklere çarpıyor - sana bunun için yazmağa çalışıyorum (konuşmalar herzaman sahteliğe, yapmacıklığa, çünkü geçiciliğe açıktır; oysa yazı kalır). Daha önce başlamıştım; farklı bir anlamda sürdürüyorum bu 'mektup'u."

Kitabın konusu her ne kadar Oruç Aruoba'nın sevgilisi ile ilgili yazdığı 'mektup'larmış gibi görünse de yazar, yaşamış olduğu ilişkiden yola çıkarak tüm ilişkilere yönelik etkileyici ve yerinde tespitler yapıyor. Bunu yaparken şairane bir üslup kullanarak her sayfasında sizi düşünmeye sevk ediyor. Zaten yazarın bir filozof olduğunu da göz önünde bulundurursak, filozof bir kişinin şairane bir üslup kullanmasının ne kadar değerli olduğunu tahmin edebiliriz.

Ayrıca yazar kitapta defalarca okuyucuya “Ey okur” diyerek sesleniyor. Bu sebeple okurken kendinizi kitabın içerisinde üçüncü bir kişi olarak hissediyorsunuz. Yazar böyle yapınca siz de orada durup düşünmeye başlıyorsunuz. Benim ilişkimde veya ilişkilerimde de bunlar bunlar yaşandı mı diye düşünmeye başlıyorsunuz. İşte böyle aktif bir katılım içinde olmak çok daha verimli bir okuma sağlıyor.

Biraz da yazardan bahsetmek gerekirse, Oruç Aruoba'nın okuduğum ilk kitabı olmasına karşın kendisi hakkında oldukça olumlu izlenimler elde ettim. Kelimelerle adeta bir oyuncak gibi oynayabilmesi, bazı kelimeleri eğip bükerek hiç akla gelmeyecek anlamlara varması gerçekten muazzamdı. Nasıl oluyor da coğrafyamızda yaşayan bu kaliteli yazarlardan bihaber şekilde hayatımızı sürdürüyoruz, anlayamıyorum.

Özeleştiri yaparak daha doğru soruyu kendime sormam gerekirse, nasıl oluyor da hiç tanımadığım Oruç Aruoba hakkında kafamın içerisinde olumsuz bir önyargı taşıyabiliyorum. Bu konu gerçekten sosyolojik olarak araştırılması gereken bir konu. Emin olun, birçoğumuzun kafasında birçok yazarla ilgili o yazarı hiç okumamamıza rağmen olumsuz yargılar mevcut. Nasıl gerçekleşiyor bu durum inanın bilmiyorum; ama kafamızın içerisinde parçalamamız gereken daha çok atom var...

Herkese keyifli ve önyargısız okumalar dilerim.
232 syf.
Bir gün birisi çıkar karşınıza. Öyle sıradan birisi değil, tüm dengenizi altüst edecek birisi.
Size “aradığım aşkı buldum. Zeusun benden ayırdığı eksik parçam tamamlandı” dedirtecek birisi. O da size karşı aynı hisleri duyuyorsa BİNGO :)

Artık tüm aklınız, dikkatiniz hep onun üstündedir. Yanınızda değilken bile bir şeyler yaparken her an yanınızdaymış gibi hissedersiniz.
Aranızda ne güvensizliğe yer vardır, ne de yalanlara. Her anınız “acaba şu an beni düşünüyor mudur?” diyerek geçmeye başlamıştır.
Ne kadar değerlidir siz bir şey demeden sizi anlaması;
Size içini açması;
Her an sizi özlemesi;
Sizi özel hissettirmesi;

Gel zaman git zaman bir süre geçer, cicim ayları bitmiştir. Artık birbirinizi daha iyi tanıyorsunuzdur.
Artık ilişkinin başındaki gibi değildir bazı şeyler. Sorgulamalar huzursuz etmeye başlar.
“Bana güvenmiyorsun”, “beni eskisi gibi sevmiyorsun” gibi ifadelerle tatsızlıklar artar.
İlişkinin başındaki tatlı suskunluklar yerini felaket öncesi sessizliğe bırakmıştır sanki.
Arada çıtırdamalar başlar. Güven duygusu sarsılır. Artık “bana hiç yalan söylemez, asla ihanet etmez” sözleri yerini “benim yerimi başkası mı aldı”lara bırakır.
İlişkide yalanlar artar ve her yalan ilişkideki çatlakları biraz daha büyütür.

“Yalan, ilişkide, bir çentik açar - şöyle düşün: Bir yük taşıyan bir nesnede; diyelim, balkon çiçekliğini tutan askılı bir kolda, bir çentik oluşursa, taşıdığı ağırlıktan dolayı, dokusu yavaş yavaş yırtılmağa, yarılmağa başlar - gide­rek, tamamiyle kopabilir...
Yalan, çünkü, zaten kendi kendini çoğaltan, çağaltmak zorunda olan birşeydir : her yalanını gizlemek için, yeni, ek yalanlar söylemek zorunda kalırsın - bunun yarataca­ğı zedelenmeler, gedikler de, işte, öyle, sürüp gider, ve so­nunda bütün yapıyı yıkacak boyutlara varabilir.
Yalan ilişkiyi koparır, sonunda-“ s.176

Ve böyle böyle soğumaya başlar ilişki.
Ne siz bir şey yapabilirsiniz ne de karşınızdaki. Varılabilen tek karar “ara vermek” olur - oysa biliyorsunuzdur ara verdikten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını.-
Ara vermek çatırtıları daha da derinleştirir, aranızda uçurumlar açar. Artık geçilmesi mümkün olmayan uçurumlar. Ve bir taraf diğerini atar o uçurumdan aşağı. Bitirir ilişkiyi çeker gider.
Ne üzücü değil mi? Keşke her şey en baştaki gibi kalabilseydi dersiniz. Ne oldu da böyle olduk? Ne sebep oldu bu ayrılığa? Cevap bulamazsınız.
Daha önce söylediği her sözü düşünmeye başlarsınız. Kendi hatalarınızı görmeye.
Artık pişmanlık duygusu yakanızı bırakmaz. Sevdiğinizi anlarsınız. “Keşke böyle demeseydim”, “keşke şunu şöyle yapmasaydım”lar hep kafanızda dolanır.
Ama nafile giden gitmiştir. Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz bunun farkındasınızdır.
Okumayacağını bile bile günlük yazarsınız siz de belki Aruoba gibi. Tüm pişmanlıklarınızı, tüm güzel anılarınızı yazdığınız bir günlük. İlişkiden geriye de size bu günlükteki anılar kalır çünkü artık o yoktur ve hiç dönmeyecek.

Genellemeler genellikle yanlıştır ama yine de bir genelleme yapacak olursak - ilgisi azalan çoğu zaman erkek olur. Ve buna üzülen, kırılansa kadın.
Hani bir söze vardır ya;
“Kadın, hiç gitmeyecekmiş gibi sever; ama yeri gelir, hiç sevmemiş gibi gider.”
Giden bir kadın ve geride pişman bir adam...

Bu neydi şimdi derseniz de bu kitabın özeti :D

Oruç Aruoba bu kitabında ilişkinin evrelerini kendi üzerinden, fakat tüm ilişkilerin evrelerini kapsayacak şekilde anlatıyor. Kitabın ilk bölümü
“Önce” ilişkinin nasıl başladığını
“İlişki defteri” gelişmeyi
ve en son olarak da “Sonra” sonucu yani ayrılığı anlatıyor.
Oruç Aruoba’nın diğer kitaplarında olduğu gibi burada da söz oyunlarıyla anlatıyor olayları - ki çok da güzel yapıyor bunu-

Tavsiye eder miyim evet ederim. Sevgilisi olan olmayan herkese. Belki;
Sevgilisi olanlar okuyup ders çıkarıp yersiz çatırdamalar yaratmaz,
Sevgilisi olmayanlar da “bu nedir arkadaş iyi ki sevgilim yok” diyerek “bekarlık sultanlıktır” ilkesine daha da sadık kalır eheheh.

Buraya kadar okuduysanız Sevgili Okur seviliyorsunuz. :))))

~Sağlıcakla kalın.~
  • De ki İşte
    8.5/10 (551 Oy)614 beğeni2.154 okunma6,8bin alıntı14,1bin gösterim
  • Hani
    8.5/10 (595 Oy)586 beğeni2.079 okunma6,5bin alıntı11,7bin gösterim
  • Uzak
    8.4/10 (419 Oy)399 beğeni1.490 okunma6,2bin alıntı8,7bin gösterim
  • Kim Bağışlayacak Beni?
    8.8/10 (508 Oy)591 beğeni1.811 okunma11,1bin alıntı10,6bin gösterim
  • Uyuyan Adam
    8.4/10 (679 Oy)633 beğeni2.028 okunma6,5bin alıntı18,7bin gösterim
  • Yalnızlıklar
    8.5/10 (872 Oy)832 beğeni2.902 okunma10,7bin alıntı22bin gösterim
  • Y'ol
    8.4/10 (679 Oy)677 beğeni2.539 okunma9,6bin alıntı13,4bin gösterim
  • Fakir Kene
    8.2/10 (518 Oy)522 beğeni1.851 okunma6,7bin alıntı10,6bin gösterim
  • Aşkın Metafiziği
    7.5/10 (1.871 Oy)1.763 beğeni7,3bin okunma11,1bin alıntı66,8bin gösterim
  • Yaz Geçer
    8.3/10 (880 Oy)798 beğeni3.105 okunma12bin alıntı24,4bin gösterim
232 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İle... sınırsızca konuşabileceğim bir kitap sanırım. Hislerimi bir kitapta anlatabilseydim hiç kuşkusuz Oruç Aruoba’nın kaleminden dökülenlerle açıklayabilirdim. Kitabı okurken her cümlenin altını çizmek istedim. Yazar; yaşadığı ilişkiyi perspektif bir bakış açısıyla yazmış. İlişkilerdeki gelgitleri, karmaşıklıkları, duyguları,
karşı tarafın bakış açısını da ekleyerek çok derin bir şekilde dile getirmiş.Bazı sayfalarda şiirlere, hikayelerden alıntılara da yer vermiş. (127. bölümdeki mitolojik hikaye ise şu sıralar okuduğum bazı kitaplarda sürekli karşıma çıkıyor ve çok hoşuma gidiyor.) Bunlar da ekstra hoşuma giden ayrıntılar oldu. Okuyan herkesin kendinden bir şeyleri bulabileceğine inandığım aşırı güzel bir kitap.
228 syf.
Hadi bana teselli ver...

Soyut olan düşüncenin dile dökülemeyen tarafını somutlaştıran, okuruna tamamlayabileceği şiirsel metinler armağan eden psikolog, şair, çevirmen.
Hakkında ne yazarsak eğreti kalacak bir yazar.
Oruç Aruoba---

Dilini anlamaya çalışmaktan öteye tamamlayama çalışmamızın elzem olduğu, metaforları, felsefeyi, şiiri ve tüm zamanları yaşayan ve yaşatan yazar.

Felsefe şiirselleştirilebiliniyor muymuş?(tuhaf oldu)----
Şiirler yazılırken şiir yapılamaz felsefe yapılabilir. Yapmak eylemi anlamağa çalışmaktan çok tamamlamaya çalışmaktır.

Şiirsel metin kavramını Oruc Aruoba ile öğrendim. Önce ağzınızda apacı bir tat bırakıyor antibiyotik gibi daha sonra merak ile karışan bir haz, tutku karmaşası beliriyor. Ne kadar yabancı kalırsanız diline o kadar tanıdıklaşmaya başlıyor metinler.
O'nun dili yaşanılanı yaşatmak üzerine kurulu. Eserlerinde filozoflardan, şairlerden alıntılara bir şekilde rastlanır. Oruç Aruoba'yı farklılaştıran soyut düşüncenin metaforlaştırılması, dilini felsefe ile birlikte şiirsel bir metine dönüştürmesidir.
Okuyucuya sesleniyor, seslenme tarzı bile bir farklı tavır hâli gibi. "SEN" tamamla bak "BEN" tamamlayamam der gibi yazmıştır. Bazı metinlerin sonunda okuyucuyu şüpheye düşüren seslenmeleri var kaçınılmaz olan geçmişe dönüp o sayfayı tekrar okuyorsunuz.

Çelişkilerin eğreti, karmaşık durmadığı, felsefe---edebiyat denklemini eşitlemeye çalışan ve bu iki alanı birbirine kaynaştırmayı başaran farklılıkları ile yakın olabilmeyi başarmış bir yazar. ---Oruç Aruoba


Bana teselli ver...
Önceleri
Sonraları
Şimdiki zamanları boşver tüm zamanların tesellisini ver bana..

Neden istiyorum bilmiyorum?
Geleceğim
Geldin
Gelmiştin

Gelecektin.. isteyerek gel dedim, muğlak olanları beynime asılı bırakma --

Geldin.. ötekiydin benleştirmeye çalıştım sahi sen hiç benleşebildin mi? Bensiz olarak benleşebildin mi? önemli mi artık en azından koptu -k- ----

Gelmiştin.. hızlandırdım yavaşlıklara tahammülüm yoktu. Koptu(k) hızlandı her şey..

Bir gün bensizken sensizlik çeken bir başkasını düşündüm. Kendimi senden mahrum bıraktığım noktada biri sana ihtiyaç duyuyordu. Dünya yumuşak bir zemin oldu, olacak, olacaktı ki senden kaçmamış olsaydım, olabilseydim---

Nefes alıp veriyor dedim.. Ne dedin? Yalnızlığım dedim.. Bir şeyler anlatmaya çalışıyordun, çalıştın, çalışmıştın--- içim yalnız kalmış hissediyorum dedi-m.

"Ben vardım; sen, kendini, y o k etmeyi seçtin."
Susuyordum konuştuklarımla sahi sen benim gözlerim nasıl konuşuyor biliyor musun?
---Göz konuşmaz!
Baksana işte bağırıyor cehennem bu dünya gitmek istiyorum...
Gidiyorum
Gittim
Gitmiştim
Gelmiş miydim hiç?


İçimden çıkmıyorsun dedin. Dünyayı dışarıda bırakıp seni içeri alamam dedim. Yalnızca benleşebilseydin beni ben olarak yaşabilseydin...

Yapamayacağım
Yapmadın
Yapmamıştın

Sana demiştim, dedim
Kristaller bin parçaya bölündü ruhumda..
Felsefe yapma dedin.
Biliyordun benim felsefe yapmayacağımı, konuşamayacağımı, hislerimle hissizleşmiş bir duvar olduğumu..
"İçime bakma" dedim.
Öptün
Öpmeyecektin
Öpmemiştin


Hangisi olasıydı sen seç dedim. Şimdi burada bırakırsan tüm zamanlarda vazgeçmek zorundaydın! elde etmek için..


Tuttun elimde(n)
Tutacaktı(n)
Tutmuştu(n)

Yan yana yürümek sevişmekten daha büyük bir eylem.
Yan yana yürüyecektik, yürüdük, yürümüştük..
Birlikte, sen olan ben ve ben olan sen ---- (biz)

Ve bağlacını attık "ile" olduk senin ile ben..
Olamazsak bile çalışacaktık olmaya, oldurmaya, olabilirliğe..
Senin ile olan ilişkim; içimin derinliklerinde oluşan derin çukurları dolduracak mıydı? Yoksa dolduracağı yerde daha çok kazacak mıydı?. ----Seninle biz batabilir miyiz?
Batacağız
Battık
Batmıştık---

Beni istersen bir bütün olarak iste dedi(m).
Çaresiz bırakma, zorlama, ikna etme beni dedim, birşeyler söylüyordum hiç susmamam gerekiyordu susarsam hakkın olacaktı yaşamımda yer edinmeye.

Konuştuklarımı duyuyor musun? dedin.
İçten gelen sesim --hayır-- dilim --evet--demişti.

Ben kendimi bakıma almıştım...
Gideceğim
Gittim
Gitmiştim

Özgürlüğümü bana bırak dedim. Aklım benimle sevişiyordu, kendi içimde kendime girdim. Ben ,olmasaydım, özgürlüğümü talep etmezdim dedim---


"Beklediğim gelmeyecekti; ama ben beklemeyi sürdürecektim."

Bekliyorum
Bekledim
Beklemiştim...
232 syf.
·7 günde·7/10 puan
İlk okuduğum Oruç Aruoba kitabıydı. Kesinlikle devam edeceğim yazar. Geç tanıştığımı düşünmüyorum yazdıklarını anlamak için bu yaşım ve yaşanmışlıklarımın
gerekli olduğunu anlıyorum.
232 syf.
Oruç Aruoba hayatımın altın yazarlarından biri. Ne hissettiğini, karşısındakinin ne hissettiğini, olaylara bakış açısını öyle derinden hissediyorsunuz ki, hayatımda edindiğim en güzel tecrübeler hep onun satırlarından. Şiirlerinin içerisine felsefeyi öyle güzel işlemiş ki.. Arka plana piyona eklerseniz uzun süre etkisi altında kalırsınız :)
232 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İlişkiler üzerine yazılmıs en iyi kitap oldugunu dusunuyorum. Aruoba, uluslararası buyuk bir yazar. Kendine ozgu ve tek. Mutlaka okuyun, hepsini.. ozumseyerek
232 syf.
·Puan vermedi
Sevdiği kadınla yaşadığı şiddetli ilişkiden türetilmiş bir kitap.
Çok sevdiğiniz biri ile ilişki yaşarken içinizde kopan gelgitler, gün gün değişen duygular, kompleksler serilmiş gözler önüne.
Bu ilişkinin içinde bazen ilişki yüzünden boğulursunuz, bazen de onun yokluğundan. Tam bir kafa karışıklığı.
(-) işaretinin kullanımını bilmem neden çok severim. Oruç Aruoba da misli misli kullanmış. Düşünceleri farklı, üslubu farklı... Kelimeleri bazen hecelerine bazen de harf harf ayırarak, bölerek daha da baskın yapmış anlamını.
Kitabın en sevdiğim yeri ise anlattıkları ne güzel içime işliyor derken :"Ey okur, sen de bunu aklından çıkarma, burada yazılmışları okurken:yanlış anlaman işten bile değil, hatta doğru anlaman neredeyse olacak iş değil", deyip aklımla, hislerimle oynaması ve gülümsetmesi.
232 syf.
·6 günde·7/10 puan
Çıktığınız yolculuğun seyrinin değişmesi. Ne kadar da tanıdık. Hayatın enn içine ve girift ilişkiler üzerine yazılmış çok güzel bir kitap, boş sayfalarını kendiniz bile doldurmak isteyebilirsiniz.,,
232 syf.
·Puan vermedi
İlişki nedir, bir insanla birlikte olmak hangi anlamlara gelmektedir, ilişkiyi var eden ve yok oluşunu hazırlayan koşullar nelerdir' temelde bu sorulara yanıt veren şiirsel ve felsefik bir dille yazılmış Oruç Aruoba eseri.

Ben ve sen'den biz'e, birlikteliğe, sevgiye, kıskançlığa, sadakate, sadakatsizliğe, aldatmaya, ayrılığa dair yani kısacası sen ile ben 'den geçen her ne varsa diyaloglar şeklinde okuyucuyla sohbet edercesine yazılmış.

Yolunuz bir ilişkiden elbet geçmiş, geçiyor ve geçecek. Bir kılavuz niteliğindeki bu kitap, ilişkilenmenin arka yüzünü sorgulamalar yoluyla anlatıyor size.
Sevgi ' ile'
232 syf.
İlişkiye, sevgiye, ilişkideki kişiler arasındaki sözsüz iletişime dair söylenebilecek her şeyi söylemiş sanki Oruç Aruoba. Sen ile ben diyorken ‘İle’nin anlamını düşündürüyor.
“Senden haber alamamak hem seni merak etmem açısından,
hem de senin bana haber vermeyi önemsememen açısından, acı veriyordu.”
“seni seviyorum” sözünü — o çok önemli sözü— çok sık kullanıyordun : bu beni rahatsız ediyordu ; sanki fazla sık söylenirse , sıradanlaşacak , içi boşalacak , anlamı yitecekmiş gibi geliyordu bana — bir yalana dönüşecekmiş gibi…
“Güzeldi ve değerliydi yaşadıklarımız; kendilerine layık birer yer bulacaklar ikimizin de yaşamlarında: Hüzünleri eksik olmayacak ama olsun: olacaklar ya!...”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İle
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422451
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Töze ait ne varsa, verip katmıştır sanatçı tümünü yapıtına; kendisine ise, belirgin bir bireysellik olarak, yapıtında hiçbir gerçeklik vermemiştir; yapıtının bütünlenmesini de ancak şu yolla sağlayabilmiştir ki, kendini özelliğinden uzaklaştırıp dışlaştırarak, saf eylemenin bedensizleştirilmiş ve yükseltilmiş soyutlaması haline getirmiştir, kendisini.

Kitabı okuyanlar 1.756 okur

  • [İbrahim]
  • Bilge
  • Martin Mystere
  • â.
  • Elif
  • Merve
  • Tuğba Deniz
  • Hazal
  • Tuba
  • Marlin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6
13-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%33.6
35-44 Yaş
%26.1
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75
Erkek
%25

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.5 (206)
9
%24.9 (133)
8
%20.4 (109)
7
%9.2 (49)
6
%4.5 (24)
5
%1.9 (10)
4
%0.6 (3)
3
%0.2 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları