·
Okunma
·
Beğeni
·
9530
Gösterim
Adı:
İle
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422451
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Töze ait ne varsa, verip katmıştır sanatçı tümünü yapıtına; kendisine ise, belirgin bir bireysellik olarak, yapıtında hiçbir gerçeklik vermemiştir; yapıtının bütünlenmesini de ancak şu yolla sağlayabilmiştir ki, kendini özelliğinden uzaklaştırıp dışlaştırarak, saf eylemenin bedensizleştirilmiş ve yükseltilmiş soyutlaması haline getirmiştir, kendisini.
232 syf.
·3 günde·9/10
Sevdiğiniz kişi için, sadece sizin cümlelerinizden oluşan bir defter tuttunuz mu hiç? Sevdiğiniz kişiye defter tutmadıysanız size bir sorum yok; fakat defter tutan arkadaşlar, siz tuttuğunuz o defteri sevdiğiniz kişiye verebildiniz mi?

Ya da asla okutmayacağınızı bile bile bir kişiye ruhunuzu gösteren mektuplar yazdınız mı?

Ben mi? Ben yaptım arkadaşlar. Hem 1 yıl boyunca, sevdiğim kişiye tarihler atarak onu her gördüğüm anı ve hissettiklerimi bir deftere yazdım hem de o defteri asla ilgili kişiye veremedim. Tabii benim için defter yazan bir kişi de oldu; ama bu eylemin öznesi ve en değerli parçası elbette defteri yazan kişidir. Neticede ise, psikolojik yükü ve duygusal yönü çok ağır basan, ölene kadar saklamayı düşündüğüm, ilerleyen yaşlarımda açıp okumak istediğim her iki defteri de maalesef evlendiğim zaman çöpe atmak zorunda kaldım.

İşte yazarımız Oruç Aruoba da sevdiği kişiye bir takım "mektup"lar yazarak bir defter tutmaya başlıyor. Kitabımız bu defterden ve diğer devam defterinin birleştirilmesinden oluşan üç bölümlük bir eser.

İlk bölüm, "Önce" isimli, sevgiliden önce yazılan yazılardan oluşan bölüm.

İkinci bölüm asıl bölüm olan “İlişki Defteri.” Bu bölümde ilişkilere dair ne ararsanız içerisinde bulabilirsiniz.

Üçüncü ve son bölüm ise, "Sonra" isimli sevgiliden ayrıldıktan sonra yazılan yazılardan oluşan bölüm.

Yazarımız defter tutma eylemini kitabın daha ilk paragrafında şu şekilde mantıklı bir zemine oturtuyor ve dolayısıyla gerekçelendiriyor:

"Her içtenlik çabası, gidiyor, dolambaçlı ilişkilerimizde kurduğumuz sahteliklere çarpıyor - sana bunun için yazmağa çalışıyorum (konuşmalar herzaman sahteliğe, yapmacıklığa, çünkü geçiciliğe açıktır; oysa yazı kalır). Daha önce başlamıştım; farklı bir anlamda sürdürüyorum bu 'mektup'u."

Kitabın konusu her ne kadar Oruç Aruoba'nın sevgilisi ile ilgili yazdığı 'mektup'larmış gibi görünse de yazar, yaşamış olduğu ilişkiden yola çıkarak tüm ilişkilere yönelik etkileyici ve yerinde tespitler yapıyor. Bunu yaparken şairane bir üslup kullanarak her sayfasında sizi düşünmeye sevk ediyor. Zaten yazarın bir filozof olduğunu da göz önünde bulundurursak, filozof bir kişinin şairane bir üslup kullanmasının ne kadar değerli olduğunu tahmin edebiliriz.

Ayrıca yazar kitapta defalarca okuyucuya “Ey okur” diyerek sesleniyor. Bu sebeple okurken kendinizi kitabın içerisinde üçüncü bir kişi olarak hissediyorsunuz. Yazar böyle yapınca siz de orada durup düşünmeye başlıyorsunuz. Benim ilişkimde veya ilişkilerimde de bunlar bunlar yaşandı mı diye düşünmeye başlıyorsunuz. İşte böyle aktif bir katılım içinde olmak çok daha verimli bir okuma sağlıyor.

Biraz da yazardan bahsetmek gerekirse, Oruç Aruoba'nın okuduğum ilk kitabı olmasına karşın kendisi hakkında oldukça olumlu izlenimler elde ettim. Kelimelerle adeta bir oyuncak gibi oynayabilmesi, bazı kelimeleri eğip bükerek hiç akla gelmeyecek anlamlara varması gerçekten muazzamdı. Nasıl oluyor da coğrafyamızda yaşayan bu kaliteli yazarlardan bihaber şekilde hayatımızı sürdürüyoruz, anlayamıyorum.

Özeleştiri yaparak daha doğru soruyu kendime sormam gerekirse, nasıl oluyor da hiç tanımadığım Oruç Aruoba hakkında kafamın içerisinde olumsuz bir önyargı taşıyabiliyorum. Bu konu gerçekten sosyolojik olarak araştırılması gereken bir konu. Emin olun, birçoğumuzun kafasında birçok yazarla ilgili o yazarı hiç okumamamıza rağmen olumsuz yargılar mevcut. Nasıl gerçekleşiyor bu durum inanın bilmiyorum; ama kafamızın içerisinde parçalamamız gereken daha çok atom var...

Herkese keyifli ve önyargısız okumalar dilerim.
228 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
"Uçurumun karşılıklı iki yakasından, aynı anda, atlamak; dibi boylarken de, ortada, bir kısa an, el ele tutuşmak…

Kim bilir, belki de her ilişki, zaten, böyledir..."

Böyle midir?
Değil midir?
Ne şekilde tanımlanır bir ilişki ya da tanımlanabilir mi? Bir çerçeve içine koyulup karşısına geçerek bu işin olayı budur, izleyin, görün, feyzalın ya da aynısını uygulayın/uygulamayın denilebilir mi? Büyük bir ihtimal denilemez ama bazı temel kurallarının olduğu da su götürmez bir gerçek bunu kabul etmek gerek. Mutlaka ortak yanları var ilişkilerin yoksa hepimiz aynı şarkılarda benzer hislerle o dalıp gitmeleri yaşayamazdık değil mi?

Kitap bana göre, tam anlamıyla, yolda yürürken, metroda giderken, otobüs beklerken ya da dalıp gitmişken insanın kafasının içinde beliren monologlarından oluşuyor (belki de sadece benim için geçerli bir durumdur bilemiyorum). Felsefeyle ilgilenen birinin, sıradan sayılabilecek cümleleri normal bir insana göre ne kadar irdeleyebileceğini, o kelime denizinin içinden ne kadar anlam çıkarabileceğini az çok tahmin edebilir haldeyken bu kitapta tam anlamıyla görebilir hale geldim. İlişkiyi oluşturan; aşk, sevgi, tutku, kıymet verme, güven gibi kapsamlı konuları felsefik açıdan ele alırken bir açıdan tümevarım mantığı kullanıyor aslında Oruç Aruoba. İkili ilişkilerin yeterince zorlu bir nefes alışverişi varken bir de işin içine felsefik açıdan yaklaşan bir insan dahil olduğunda iyice çetrefilli bir hale gelmiş gibi görünüyor olabilir başta. Oruç Aruoba’nın dili ilk seferde biraz karışık da gelebilir, hatta kitabı açıp okumaya başladığınızda “Allah aşkına sen ne diyorsun Aruoba?” tepkisini bile gösterebilirsiniz, çok normal. Ama onun cümlelerini, tıpkı düşünce yapısında olduğu gibi, ince işlenmiş bir halde ele almak gerekiyor kanımca. Tarzının garipsenme aşaması sona erdikten sonra alışılmışın içinde çok anlamlı aforizmalarla karşılıyor bizi.

Kitap, Aruoba tarafından:

I.Önce

II. İlişki Defteri

III. Sonra

olmak üzere üç bölüme ayrılmış. İsim vermeden, özel diyalogları gizleyerek ama bir o kadar da derine inerek, bu iki çizginin sınırını tam ayarında tutturarak, bir ilişkinin aşamalarını defter haline getirmiş, bir nevi herkesin yaptığı gibi içindekileri yazıya dökmüş. Gerçek bir hikaye mi yoksa hayal ürünü mü olduğunu da okuyucuya bırakmış. Sayfaların sonlarında çoğunun şiirlerden oluştuğu alıntıları da tamamlayıcı unsur olarak ayrı bir keyif vermiş kitaba. Her sayfasında durup sorgulama yaparak ilerlediğim için kitabın sayfa sayısı ve yazılış biçimine göre uzun sayılabilecek bir zaman diliminde bitirdim ben kitabı ama büyük bir keyif alarak okuduğum kesin.

Yazar aynı zamanda Türkçe’nin o çok bilinen ve benim de aynı şekilde çok sevdiğim çifteanlam zenginliğini de ustalıkla kullanmış. Kelimelerin gücünü zaten biliyorum ama bu kitap bana şunu düşündürdü: İkili ilişkilerde karşılıklı kurulan cümleler, sorulan sorularda kelimeleri bu kadar irdelemek ne kadar sağlıklı? İlişkiyi iyi ya da kötü yönde bu denli sorgulamak olumsuz bir etki yaratır mı acaba? Hani bazen akışına bırak, çok sorgulama deriz ya, mutluluk üç maymun oyununda misali. Bu kadar düşünmek mi mutsuz ediyor acaba insanı? Ben bu yolda yürüyen biri olarak kitabı okurken ciddi anlamda bunları sorgulama ihtiyacı duydum ama Oruç Aruoba bunun tam tersini düşünerek itirafta bulunuyor: “ Bu sorunla, düşündükçe, baş edemeyecektik, galiba --- ilişkimizin ‘düşüncesiz’ce yürütülmesi de, benim için, kabul edilebilir bir şey değildi---“ Tabii bu durum yine kişisel olduğundan, gerisi sizin yorumunuza ve bakış açınıza bağlı, ne de olsa ilişki denilen şeyin başı parantez ucu açık.

Biraz şiir, biraz aforizma ve tabiki felsefe içeren, “Bir olabilmek, biz olabilmek”ten bahseden bu kitaba, ben de kitabın ruh ikizi olabilecek bir şarkıyla eşlik ediyorum:

~Sonra kuşlar gitti anladım dünya yorgun, sen yorgun
Tortusu kalmış eski bir korkunun
Görmedik, duymadık, demedik bunlar kötü
Biz var mıydık, aşk var mıydı?

*https://youtu.be/eCGcC9k7tvw
  • De ki İşte
    8.6/10 (278 Oy)320 beğeni1.037 okunma817 alıntı10.096 gösterim
  • Hani
    8.5/10 (301 Oy)293 beğeni1.038 okunma968 alıntı8.359 gösterim
  • Uzak
    8.4/10 (221 Oy)230 beğeni767 okunma1.004 alıntı6.284 gösterim
  • Kim Bağışlayacak Beni?
    8.8/10 (277 Oy)339 beğeni1.035 okunma1.329 alıntı7.360 gösterim
  • Uyuyan Adam
    8.4/10 (427 Oy)423 beğeni1.257 okunma1.456 alıntı13.927 gösterim
  • Yalnızlıklar
    8.6/10 (621 Oy)619 beğeni1.956 okunma1.683 alıntı15.955 gösterim
  • Yol
    8.6/10 (352 Oy)390 beğeni1.371 okunma952 alıntı9.719 gösterim
  • Fakir Kene
    8.3/10 (291 Oy)310 beğeni1.084 okunma775 alıntı8.232 gösterim
  • Aşkın Metafiziği
    7.5/10 (1.104 Oy)1.110 beğeni4.297 okunma3.358 alıntı40.586 gösterim
  • Yaz Geçer
    8.4/10 (548 Oy)506 beğeni1.858 okunma1.931 alıntı15.225 gösterim
232 syf.
·12 günde·9/10
Okuduğum kitap bittiğinde genel olarak bir hüzün kaplar içimi. Neden bilmiyorum ama saniyelerce o kitaba dokunur, bakar, hatta koklarım.

Sanki kitap ile olan ilişkimin sonuna gelmiş gibi...

Onu özleyeceğim gibi...

Daha çok ağlayacağım gibi...

Bu kitabı okurken bu hissim sanırım biraz daha ötede oldu. Oruç abi yine döktürmüş. Genellikle edebi yönüne bakarım eserlerin. İmla hataları, noktalama işaretleri dikkatimi çeker ama bu eserde ne imla hatalarına takıldım ne de noktalama işaretlerine. Dağıldım gittim içinde.

'İlişki'yi ele almış Oruç abi. Sitemleriyle, güzellemeleriyle, ayrılıklarıyla... Her insanın kendini bulabileceği bir eser bu vesile ile. "Aaa sanki beni ve ilişkimi (geçmiş / gelecek) ele almış!.." diyeceğinizden hiç şüphem yok okurken.

Okuyun, ya sevdiğinize daha çok bağlanırsınız, ya da iyice uzaklaşırsınız ondan. Durun korkmayın... Size sevdiğinizin kıymetini daha da bildirecek tarzda aslında.

Şiddetle tavsiye ederim. Her şeyin yasak olduğu şu günlerde, evlerinizde yeni bir dünyayı (kendi dünyanızı) bu eserle kurabilirsiniz.

Saygılarımla...
228 syf.
Hadi bana teselli ver...

Soyut olan düşüncenin dile dökülemeyen tarafını somutlaştıran, okuruna tamamlayabileceği şiirsel metinler armağan eden psikolog, şair, çevirmen.
Hakkında ne yazarsak eğreti kalacak bir yazar.
Oruç Aruoba---

Dilini anlamaya çalışmaktan öteye tamamlayama çalışmamızın elzem olduğu, metaforları, felsefeyi, şiiri ve tüm zamanları yaşayan ve yaşatan yazar.

Felsefe şiirselleştirilebiliniyor muymuş?(tuhaf oldu)----
Şiirler yazılırken şiir yapılamaz felsefe yapılabilir. Yapmak eylemi anlamağa çalışmaktan çok tamamlamaya çalışmaktır.

Şiirsel metin kavramını Oruc Aruoba ile öğrendim. Önce ağzınızda apacı bir tat bırakıyor antibiyotik gibi daha sonra merak ile karışan bir haz, tutku karmaşası beliriyor. Ne kadar yabancı kalırsanız diline o kadar tanıdıklaşmaya başlıyor metinler.
O'nun dili yaşanılanı yaşatmak üzerine kurulu. Eserlerinde filozoflardan, şairlerden alıntılara bir şekilde rastlanır. Oruç Aruoba'yı farklılaştıran soyut düşüncenin metaforlaştırılması, dilini felsefe ile birlikte şiirsel bir metine dönüştürmesidir.
Okuyucuya sesleniyor, seslenme tarzı bile bir farklı tavır hâli gibi. "SEN" tamamla bak "BEN" tamamlayamam der gibi yazmıştır. Bazı metinlerin sonunda okuyucuyu şüpheye düşüren seslenmeleri var kaçınılmaz olan geçmişe dönüp o sayfayı tekrar okuyorsunuz.

Çelişkilerin eğreti, karmaşık durmadığı, felsefe---edebiyat denklemini eşitlemeye çalışan ve bu iki alanı birbirine kaynaştırmayı başaran farklılıkları ile yakın olabilmeyi başarmış bir yazar. ---Oruç Aruoba


Bana teselli ver...
Önceleri
Sonraları
Şimdiki zamanları boşver tüm zamanların tesellisini ver bana..

Neden istiyorum bilmiyorum?
Geleceğim
Geldin
Gelmiştin

Gelecektin.. isteyerek gel dedim, muğlak olanları beynime asılı bırakma --

Geldin.. ötekiydin benleştirmeye çalıştım sahi sen hiç benleşebildin mi? Bensiz olarak benleşebildin mi? önemli mi artık en azından koptu -k- ----

Gelmiştin.. hızlandırdım yavaşlıklara tahammülüm yoktu. Koptu(k) hızlandı her şey..

Bir gün bensizken sensizlik çeken bir başkasını düşündüm. Kendimi senden mahrum bıraktığım noktada biri sana ihtiyaç duyuyordu. Dünya yumuşak bir zemin oldu, olacak, olacaktı ki senden kaçmamış olsaydım, olabilseydim---

Nefes alıp veriyor dedim.. Ne dedin? Yalnızlığım dedim.. Bir şeyler anlatmaya çalışıyordun, çalıştın, çalışmıştın--- içim yalnız kalmış hissediyorum dedi-m.

"Ben vardım; sen, kendini, y o k etmeyi seçtin."
Susuyordum konuştuklarımla sahi sen benim gözlerim nasıl konuşuyor biliyor musun?
---Göz konuşmaz!
Baksana işte bağırıyor cehennem bu dünya gitmek istiyorum...
Gidiyorum
Gittim
Gitmiştim
Gelmiş miydim hiç?


İçimden çıkmıyorsun dedin. Dünyayı dışarıda bırakıp seni içeri alamam dedim. Yalnızca benleşebilseydin beni ben olarak yaşabilseydin...

Yapamayacağım
Yapmadın
Yapmamıştın

Sana demiştim, dedim
Kristaller bin parçaya bölündü ruhumda..
Felsefe yapma dedin.
Biliyordun benim felsefe yapmayacağımı, konuşamayacağımı, hislerimle hissizleşmiş bir duvar olduğumu..
"İçime bakma" dedim.
Öptün
Öpmeyecektin
Öpmemiştin


Hangisi olasıydı sen seç dedim. Şimdi burada bırakırsan tüm zamanlarda vazgeçmek zorundaydın! elde etmek için..


Tuttun elimde(n)
Tutacaktı(n)
Tutmuştu(n)

Yan yana yürümek sevişmekten daha büyük bir eylem.
Yan yana yürüyecektik, yürüdük, yürümüştük..
Birlikte, sen olan ben ve ben olan sen ---- (biz)

Ve bağlacını attık "ile" olduk senin ile ben..
Olamazsak bile çalışacaktık olmaya, oldurmaya, olabilirliğe..
Senin ile olan ilişkim; içimin derinliklerinde oluşan derin çukurları dolduracak mıydı? Yoksa dolduracağı yerde daha çok kazacak mıydı?. ----Seninle biz batabilir miyiz?
Batacağız
Battık
Batmıştık---

Beni istersen bir bütün olarak iste dedi(m).
Çaresiz bırakma, zorlama, ikna etme beni dedim, birşeyler söylüyordum hiç susmamam gerekiyordu susarsam hakkın olacaktı yaşamımda yer edinmeye.

Konuştuklarımı duyuyor musun? dedin.
İçten gelen sesim --hayır-- dilim --evet--demişti.

Ben kendimi bakıma almıştım...
Gideceğim
Gittim
Gitmiştim

Özgürlüğümü bana bırak dedim. Aklım benimle sevişiyordu, kendi içimde kendime girdim. Ben ,olmasaydım, özgürlüğümü talep etmezdim dedim---


"Beklediğim gelmeyecekti; ama ben beklemeyi sürdürecektim."

Bekliyorum
Bekledim
Beklemiştim...
228 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Yine sıkılmadan okuduğum, neredeyse her cümlesini bir yerlere not alacak kadar sevdiğim bir kitap. Kitabı okumak keyifli çünkü hepimizin aklına takılan sorular, ilişkilerindeki açmazlar ele alınıyor. Sizde her satırında olmasa da kendinizden birçok şey bulacaksınız.
228 syf.
·5 günde·9/10
En başta sevgi.. olmak üzere kıskançlık, yalan, unutmak, yazmak, beklemek/gelmek, aldatma, korku, fedakarlık, güven/güvensizlik, bilinç/ bilinçsizlik, ilişki, aramak, umarsızlık, sadakat/sadakatsizlik ve ihanet..

Tüm bu duygular aslında günlük hayatta yaşadığımız olaylara, duygulara verdiğimiz isim. Anlamını tam olarak bilmediğimiz şeyler-miş aslında. Anlamını bilmek tabiri sadece sözlükteki kelime bilgisi olarak değilde; tecrübesel anlamda... Farkına vardırıyor Aruoba.. Samimiyetiyle anlatıyor, yakınlığıyla dinletiyor ve dinliyor. Kitabında kullandığı üslup, felsefe kategorisinde değerlendirirsek muh-te-şem!

Yazdığı seslendiği her bir cümlesine cevap verdim Aruoba'ya. Bir dertleşme havasında geçti kitap. Altını çizmelere, cevaplarımı kitap köşesine not almayı, teselli etmelere ve mutluluğunu paylaşmalara doyamadım.. Aruoba sen bu işi biliyorsun, bana da öğret :)

..ve en önemli bulduğum kısım; duygu farklarının ayrımını, dank ettirici şekilde anlatmış olması... Belki her insan yaşar bu duyguları ama ifadeye dökemez.. En iyi dökülmüş şeklini gördükten sonra bir Aruoba izinden gideceğim...
228 syf.
·67 günde·6/10
Oruç Aruoba ile ilk tanışma kitabımdı. Çok çok farklı bir dili vardı gerçekten, benim için sürükleyici okudum bitti bir kitap değil de baş ucu kitabı olarak ara ara açıp okunmalık bir kitaptı. Altını çizdiğim post-it yapıştırdığım o kadar sayfa var ki hangi alıntıyı yazacağımı bilemedim.
Pek felsefe ile anlaşamayan birisi olarak bazen bazı cümleleri tekrar tekrar okudum burda ne demek iştenmiş diyerek. Bu durum bazen çok fazla keyif verirken, bazen de çok sıkıldım açıkçası. Anlamaya çalışırken yorulduğum zamanlar oldu ve bu yüzden kitap elimde haddinden fazla süründü. İlişkiler, tutkular, hayat üzerinde o kadar fazla cümle vardı ki kendinizi bulmamak imkansız. Ancak bu duyguları bu kadar fazla eleştirmek, her kelimeyi her anlamı ile irdelemek doğru mudur? Bilemiyorum. Biz düşünüyor muyuz ki gerçekten her kurduğumuz cümle ne anlamlara geliyor diyerek, karşımızdaki düşünüyor mu? Belki de düşünmeliyizdir... İşte kitabın bende ki etkisi tam olarak böyle oldu. Muallakta kaldım. Sevmedim diyemem çok büyük haksızlık etmiş olurum, sevdim de diyemem benim için çok farklı bir dünyaydı. Ama yinede herkesin bir şans vermesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Özellikle farklılık arayanlar için...
228 syf.
·2 günde·8/10
Oruç aruoba nın okuduğum ilk kitabıydı. Çok farklı bir tadı olan okurken zevk aldığım bir kitap oldu. Günlük hayatta hepimizin ilişkiler üzerine aklından geçmiş ama düşünmeye ve yorumlamaya cesaret edemediği noktaları getirip önünüze hiç beklemediğiniz anda koyması kitabı oldukça eğlenceli hale getirmesini sağlamış. Farklı bir tad arıyorsanız deneyim derim.
228 syf.
·12 günde
İnsan olanın başına gelebilecek her tür ilişki ve hissedilecek her tür duygu ile ruh halleri öyle güzel bir dille ve üslupla anlatılmış ki ( öyle akıcı bir dili yok, yer yer bazı cümlelerini kaç sefer okudum anlamak için bilmiyorum:) ), hepsi en somut haliyle taa derininizde yaşadıklarınız ve hissettikleriniz oluyor. Her türlü insani duyguyu çokça okudum.

Yazar bu kitabında o yer yer anlaşılması güç olan cümlelerinin farkında ve sürekli “ey okur” diyerek ilgiyi ve dikkati çekiyor. Okurun anlayıp anlamadığını bu seslenişiyle kontrol ediyor gibi.
...

Kendim hissettiğim pek çok şeyin, yazıyla, sözcüklerle ifade edilişini gördükçe, okudukça okuyasım geldi. Hissedilenler sözcüklere döküldüğünde bir başka etkiliyor insanı.
...

En beğendiğim kitabı oldu. Her defa yeni bir kitabını okudukça “işte bunu çok beğendim” diyorum:)) hepsini çok beğeniyorum.
Bu kitap da bitmez, yani bitti diye kaldıramam ara ara elime alır ama az ama uzun süre yine okurum:)


Kitaptan son bir alıntıyla...

“ Olanaksızlıktan yolaçıkan ilişki, ne çok gerçeklik katetse de, yeniden olanaksızlığa varır, sonunda; son olanaksızlığı da, belki, ulaştığı en son gerçekliğidir.”
232 syf.
Okunup kenara koyulacak bir kitaptan ziyade her duygu karmaşası yaşandığında,hislerin arasında kaybolunduğunda açıp bir kaç sayfasının okunulması gereken ilaç niyetinde yazılmış bir kitaptır zannımca.
232 syf.
Oruç Aruoba hayatımın altın yazarlarından biri. Ne hissettiğini, karşısındakinin ne hissettiğini, olaylara bakış açısını öyle derinden hissediyorsunuz ki, hayatımda edindiğim en güzel tecrübeler hep onun satırlarından. Şiirlerinin içerisine felsefeyi öyle güzel işlemiş ki.. Arka plana piyona eklerseniz uzun süre etkisi altında kalırsınız :)
232 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Yazarımız Oruç Aruoba’dan okuduğum ilk kitaptı. Bu kitabı sevgilisiyle yaşadığı şeyleri Önce, İlişki Defteri ve Sonra olmak üzere üç bölüme ayırarak mektuplar halinde bize sunmuş. Önce bölümünde, malum kişiyle tanışma ve flört evresi; İlişki Defteri bölümünde, sevgililik ve ayrılığa giden süreç; Sonra bölümünde de, ayrılıktan bahsediyor.

Yazar, bazen satır aralarında ‘Ey Okur’ diye sesleniyor ve karşımda biri konuşuyormuş, kitapta yazanlarda bana anlattıkları şeylermiş gibi geldi. Kitabı bizzat yaşadım, içindeymişim gibi hissettim. Kitapta kendimi buldum. Kendi ilişkilerimde yaşadığım şeylere çok benzer şeylerdi ve gerçekten bazı yerleri okurken boğazım düğümlendi, oraya garip bir ağrı oturdu, yutkunamadım. Sayfaları çevirdikçe içimin bir yansımasını okuyormuşum gibi hissettim.

Yazar, bu kitapta ilişkilerde olanlar ve olması gerekenlerden bahsediyor. Bazı konulara bakış açısı çok felsefi idi, bu durum gayet de hoşuma gitti açıkçası. Kitap kendini merak ettiriyor acaba ilerleyen sayfalarda kendimden neler bulacağım dercesine hiç durmadan okumak istiyorsunuz, kolay okunuyor. Bu kitap, benim kitabım oldu, içimdekiler ve yaşadığım benzer şeyler...
En değerli hayalimdin sen, (___) k e n d i n i y ı k t ı n!...
...
Hayalden gerçekliğe giden yoldaki adımı atmadın ___ "Kaçtım" dedin...
Oruç Aruoba
Sayfa 36 - Metis 2015
Ayrılmalıyız dedin, ben de ayrılma tek kişilik bir edimdir, ayrılmak isteyen ayrılır dedim.

Biz artık ayrı olabiliyor idi isek, sen ile ben arasındaki şu " ile " artık yok demekti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İle
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422451
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Töze ait ne varsa, verip katmıştır sanatçı tümünü yapıtına; kendisine ise, belirgin bir bireysellik olarak, yapıtında hiçbir gerçeklik vermemiştir; yapıtının bütünlenmesini de ancak şu yolla sağlayabilmiştir ki, kendini özelliğinden uzaklaştırıp dışlaştırarak, saf eylemenin bedensizleştirilmiş ve yükseltilmiş soyutlaması haline getirmiştir, kendisini.

Kitabı okuyanlar 1.039 okur

  • Şükran Aslan T.
  • Kitaptoteles
  • Cihan
  • Nagiyevski
  • İmre Bilgin
  • Bilgehan Çökük
  • Elif Öztürk
  • Senem Çalışkan
  • Hulya
  • Melda Küçük

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%33.6
35-44 Yaş
%26.1
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75
Erkek
%25

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.7 (133)
9
%24.8 (79)
8
%20.1 (64)
7
%7.5 (24)
6
%3.4 (11)
5
%1.6 (5)
4
%0.9 (3)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları