·
Okunma
·
Beğeni
·
3.832
Gösterim
Adı:
İle
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
228
ISBN:
9789753422458
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis
Töze ait ne varsa, verip katmıştır sanatçı tümünü yapıtına; kendisine ise, belirgin bir bireysellik olarak, yapıtında hiçbir gerçeklik vermemiştir; yapıtının bütünlenmesini de ancak şu yolla sağlayabilmiştir ki, kendini özelliğinden uzaklaştırıp dışlaştırarak, saf eylemenin bedensizleştirilmiş ve yükseltilmiş soyutlaması haline getirmiştir, kendisini.
"Uçurumun karşılıklı iki yakasından, aynı anda, atlamak; dibi boylarken de, ortada, bir kısa an, el ele tutuşmak…

Kim bilir, belki de her ilişki, zaten, böyledir..."

Böyle midir?
Değil midir?
Ne şekilde tanımlanır bir ilişki ya da tanımlanabilir mi? Bir çerçeve içine koyulup karşısına geçerek bu işin olayı budur, izleyin, görün, feyzalın ya da aynısını uygulayın/uygulamayın denilebilir mi? Büyük bir ihtimal denilemez ama bazı temel kurallarının olduğu da su götürmez bir gerçek bunu kabul etmek gerek. Mutlaka ortak yanları var ilişkilerin yoksa hepimiz aynı şarkılarda benzer hislerle o dalıp gitmeleri yaşayamazdık değil mi?

Kitap bana göre, tam anlamıyla, yolda yürürken, metroda giderken, otobüs beklerken ya da dalıp gitmişken insanın kafasının içinde beliren monologlarından oluşuyor (belki de sadece benim için geçerli bir durumdur bilemiyorum). Felsefeyle ilgilenen birinin, sıradan sayılabilecek cümleleri normal bir insana göre ne kadar irdeleyebileceğini, o kelime denizinin içinden ne kadar anlam çıkarabileceğini az çok tahmin edebilir haldeyken bu kitapta tam anlamıyla görebilir hale geldim. İlişkiyi oluşturan; aşk, sevgi, tutku, kıymet verme, güven gibi kapsamlı konuları felsefik açıdan ele alırken bir açıdan tümevarım mantığı kullanıyor aslında Oruç Aruoba. İkili ilişkilerin yeterince zorlu bir nefes alışverişi varken bir de işin içine felsefik açıdan yaklaşan bir insan dahil olduğunda iyice çetrefilli bir hale gelmiş gibi görünüyor olabilir başta. Oruç Aruoba’nın dili ilk seferde biraz karışık da gelebilir, hatta kitabı açıp okumaya başladığınızda “Allah aşkına sen ne diyorsun Aruoba?” tepkisini bile gösterebilirsiniz, çok normal. Ama onun cümlelerini, tıpkı düşünce yapısında olduğu gibi, ince işlenmiş bir halde ele almak gerekiyor kanımca. Tarzının garipsenme aşaması sona erdikten sonra alışılmışın içinde çok anlamlı aforizmalarla karşılıyor bizi.

Kitap, Aruoba tarafından:

I.Önce

II. İlişki Defteri

III. Sonra

olmak üzere üç bölüme ayrılmış. İsim vermeden, özel diyalogları gizleyerek ama bir o kadar da derine inerek, bu iki çizginin sınırını tam ayarında tutturarak, bir ilişkinin aşamalarını defter haline getirmiş, bir nevi herkesin yaptığı gibi içindekileri yazıya dökmüş. Gerçek bir hikaye mi yoksa hayal ürünü mü olduğunu da okuyucuya bırakmış. Sayfaların sonlarında çoğunun şiirlerden oluştuğu alıntıları da tamamlayıcı unsur olarak ayrı bir keyif vermiş kitaba. Her sayfasında durup sorgulama yaparak ilerlediğim için kitabın sayfa sayısı ve yazılış biçimine göre uzun sayılabilecek bir zaman diliminde bitirdim ben kitabı ama büyük bir keyif alarak okuduğum kesin.

Yazar aynı zamanda Türkçe’nin o çok bilinen ve benim de aynı şekilde çok sevdiğim çifteanlam zenginliğini de ustalıkla kullanmış. Kelimelerin gücünü zaten biliyorum ama bu kitap bana şunu düşündürdü: İkili ilişkilerde karşılıklı kurulan cümleler, sorulan sorularda kelimeleri bu kadar irdelemek ne kadar sağlıklı? İlişkiyi iyi ya da kötü yönde bu denli sorgulamak olumsuz bir etki yaratır mı acaba? Hani bazen akışına bırak, çok sorgulama deriz ya, mutluluk üç maymun oyununda misali. Bu kadar düşünmek mi mutsuz ediyor acaba insanı? Ben bu yolda yürüyen biri olarak kitabı okurken ciddi anlamda bunları sorgulama ihtiyacı duydum ama Oruç Aruoba bunun tam tersini düşünerek itirafta bulunuyor: “ Bu sorunla, düşündükçe, baş edemeyecektik, galiba --- ilişkimizin ‘düşüncesiz’ce yürütülmesi de, benim için, kabul edilebilir bir şey değildi---“ Tabii bu durum yine kişisel olduğundan, gerisi sizin yorumunuza ve bakış açınıza bağlı, ne de olsa ilişki denilen şey ucu açık, derin bir parantez.

Biraz şiir, biraz aforizma ve tabiki felsefe içeren, “Bir olabilmek, biz olabilmek”ten bahseden bu kitaba, ben de kitabın ruh ikizi olabilecek bir şarkıyla eşlik ediyorum:

~Sonra kuşlar gitti anladım dünya yorgun, sen yorgun
Tortusu kalmış eski bir korkunun
Görmedik, duymadık, demedik bunlar kötü
Biz var mıydık, aşk var mıydı?

*https://youtu.be/eCGcC9k7tvw
Oruç aruoba nın okuduğum ilk kitabıydı. Çok farklı bir tadı olan okurken zevk aldığım bir kitap oldu. Günlük hayatta hepimizin ilişkiler üzerine aklından geçmiş ama düşünmeye ve yorumlamaya cesaret edemediği noktaları getirip önünüze hiç beklemediğiniz anda koyması kitabı oldukça eğlenceli hale getirmesini sağlamış. Farklı bir tad arıyorsanız deneyim derim.

Benzer kitaplar

Yine sıkılmadan okuduğum, neredeyse her cümlesini bir yerlere not alacak kadar sevdiğim bir kitap. Kitabı okumak keyifli çünkü hepimizin aklına takılan sorular, ilişkilerindeki açmazlar ele alınıyor. Sizde her satırında olmasa da kendinizden birçok şey bulacaksınız.
En başta sevgi.. olmak üzere kıskançlık, yalan, unutmak, yazmak, beklemek/gelmek, aldatma, korku, fedakarlık, güven/güvensizlik, bilinç/ bilinçsizlik, ilişki, aramak, umarsızlık, sadakat/sadakatsizlik ve ihanet..

Tüm bu duygular aslında günlük hayatta yaşadığımız olaylara, duygulara verdiğimiz isim. Anlamını tam olarak bilmediğimiz şeyler-miş aslında. Anlamını bilmek tabiri sadece sözlükteki kelime bilgisi olarak değilde; tecrübesel anlamda... Farkına vardırıyor Aruoba.. Samimiyetiyle anlatıyor, yakınlığıyla dinletiyor ve dinliyor. Kitabında kullandığı üslup, felsefe kategorisinde değerlendirirsek muh-te-şem!

Yazdığı seslendiği her bir cümlesine cevap verdim Aruoba'ya. Bir dertleşme havasında geçti kitap. Altını çizmelere, cevaplarımı kitap köşesine not almayı, teselli etmelere ve mutluluğunu paylaşmalara doyamadım.. Aruoba sen bu işi biliyorsun, bana da öğret :)

..ve en önemli bulduğum kısım; duygu farklarının ayrımını, dank ettirici şekilde anlatmış olması... Belki her insan yaşar bu duyguları ama ifadeye dökemez.. En iyi dökülmüş şeklini gördükten sonra bir Aruoba izinden gideceğim...
İlişki,
İlişkideki kişilerden birinin, hele, ikisinin birden,
Özgürlüğünü kısıtlıyorsa, hiçbir değeri yok demektir, hatta tam bir değersizliğe düşmüş demektir...

İlişki,
İki kişinin, birbirlerinin özgürlüklerini koruduğu bir çerçeve olmalı, ilişkinin dışına karşı, tabii, ama belki bundan da önemlisi, içine karşı, kişilerin birbirine karşı...

Ama nasıl?
Öncelikle yazarın okuduğum ilk kitabı, tarzına ba-yıl-dım. İlk işim diğer kitaplarını bir an önce satın almak olacak.

İlişkilere hatta hayata dair yazılmış harika bir kitap. Bu konuda kullanılan hatta dile pelesenk olmuş kavramları doğru noktalarca ele alıp beni fazlaca düşünmeme vesile oldu. Kavramların karşılığını güzel bir dille açıklaması bir kere kişide sağlam bir temelin oluşmasını sağlıyor, kitap sayesinde bu temelin üzerine inşa edildikçe fluluktan kaynaklı çarpık anlam kargaşaları gözümüzün önüne daha net bir biçimde ortaya çıkıyor, düzeltilmesi böylelikle daha da kolaylaşıyor. Yazarın okuyucuyla konuşması ayrı bir hoşluk :), hatta altına cevap yazdığım kısımları dahi oldu :)) İlk başucu kitabım oldu.
Eğer şiirsel metinler seviyorsanız okumak için güzel bir kitap. Okurken düşündüren, diğer şiirlerden farklı bu da Oruç Aruoba 'yı özgün kılan yanı olsa gerek. Kitaplar iyi ki var.
Oruç Aruoba, bu kitaptan anladığım üzere, sözcüklerle oynamayı seven, kökenlerini düşünüp, eklerle zenginleştiren ve bu şekilde anlamda kat kat derinlik yaratabilen bir yazar. Bazen bir kelimeyi okuyup bi süre düşünüp "ha şimdi anladım" tepkisini verdim. Ve bu etkisi çok hoşuma gitti.

İçerik olarak, bu ara ilişkilere ve hayata yönelik kendi kendimle tartıştığım konulara nokta atışı yapmış. Bu paralellikten ötürü kitaba ayrı bir yakınlık hissettim. Altını çizdiğim, düşündüren ve hatta bana yazarla kendi çapımda beyin fırtınası yapıyor hissi yaratan cümle sayısı o kadar çok ki, bu kitabı tekrar tekrar okuyacağımı düşünüyorum.

Bu ayrı yazma muhabbetine takık bir insan olarak, yazarın "şey" kelimesini bitişik yazıyo olması beni azıcık üzmedi değil. Böyle şeylere takılmayacak olursak bu kitapta çok şey buldum diyebilirim.
Hiç sıkılmadan okuduğum ikinci Oruç Aruoba kitabı. Okumaktan en hoşlandığım biçem yazarınkiymiş onu anladım. Onu okumak için geç kaldığımı düşünüyorum. Şimdi bulmamınsa bir sebebi olduğunu düşünüp rahatlıyorum. :) Kafka'nın Milena'ya Mektuplar'ı, Ahmed Arif'in Leylim Leylim'ini çağrıştırsa da onlardan ayrı bir paşyapıt 'ile'. Şiirsel ve felsefik tarzda ele alınan sevgiliye tutulmuş defterin sayfalarından ibaret bir anlatı. Çok yalın, çok karmaşık, çok dingin, çok sarsıntılı. Tezat bir yorum oldu ama inanın bunu kitabı okuyunca daha iyi anlayacaksınız. İlişkiler üzerine yazılmış okuduğum en iyi eser. Yazarın alıntılama yaptığı şairler, yazarlar bana hiç yabancı gelmedi. Aynı duggulardan ve aynı satırlardan geçmiş olmanın tebessümüyle okudum.
Bu adamı anlamak her ne kadar yorucu ve zor olsa da nitelikli okurların muhakkak elinin altında bu adamın kitaplarını bulundurması gerekir. İle de böyle bir kitap...
derin bir felsefe şöleni ve giderek berrak hale dönüşen bir fotoğraf! Peki nedir ile....
ile ile....
İle...

Sadece üç harfin payına ne cok anlam düşüyor..

Tek bir kitabın payına ne cok hüzün, hasret, umut, hüsran ..

İle bir şarkı zamanlar arası gidip gelen. .
İle bir hancer ve anahtar..

Cok sey arayan hicbirsey bulamayacak ve beklentisizce çeviren sayfaları herseyi bulacak kendi cebinde..

İle ile, ille tanısmalısınız..
Okurken zevk alsam da sürekli bir aforizma olması, aynı kelimeleri tekrar tekrar kullanıyor oluşu bir süre sonra sıkmaya başladı. Yazar edebiyattaki cevherini, üslubuyla, kalemi sebebiyle ortaya çıkaramadığını düşünüyorum. Çok güzel şiir ve sözler yer alıyor kitapta, buraya hangi birini alıntı olarak ekleyeceğimi bilemedim fakat bazı, hatta çoğu, alıntıydı. Okuması güzeldi diyebilirim.
"Sevgi, iki insanın birbirlerinin yüzlerine bakmaları değil, birlikte aynı yöne bakmalarıdır."
Bak — bir rastlantı değilsin sen: şu garip yaşamımın ulaşmak zorunda olduğu bir noktasın...
Anılara sonuna dek sadığımdır; insanlara hiçbir zaman öyle olmayacağım.
Oruç Aruoba
Sayfa 127
"sana yazacak daha çok şeyim vardı, çok şey düşündüm; ama artık önemli değil hiçbiri."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İle
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
228
ISBN:
9789753422458
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis
Töze ait ne varsa, verip katmıştır sanatçı tümünü yapıtına; kendisine ise, belirgin bir bireysellik olarak, yapıtında hiçbir gerçeklik vermemiştir; yapıtının bütünlenmesini de ancak şu yolla sağlayabilmiştir ki, kendini özelliğinden uzaklaştırıp dışlaştırarak, saf eylemenin bedensizleştirilmiş ve yükseltilmiş soyutlaması haline getirmiştir, kendisini.

Kitabı okuyanlar 339 okur

  • rumil
  • Merve İrem Taşbaş
  • Sinem
  • Seray Denk
  • Mahmut Enes Silahlı
  • Gamze Aşık
  • Gökhan
  • Sena Yıldırım
  • fatih y
  • gül

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%33.6
35-44 Yaş
%26.1
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75
Erkek
%25

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.2 (57)
9
%23 (29)
8
%19 (24)
7
%8.7 (11)
6
%0.8 (1)
5
%1.6 (2)
4
%0.8 (1)
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları