Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·308 syf.··
2022 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2022 21:30
Kalemine hayran olduğum Atsız’a bu eseriyle bir kez daha hayran oldum. Yazım diline, üslubuna diyecek yok, su gibi akarak teklemeden ve eski Türkçeye ait çok fazla kelime içerse de sanki günümüz Türkçesiyle yazılmış gibi çok akıcı bir şekilde okunuyor. Kitap; bundan binlerce yıl önce evli olduğu halde başka bir kıza aşık olan Burkay’ın; karısını kurban adamasını ve bunun üzerine Burkay’ın karısının “Kıyamete kadar, dünyaya her gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkalansın.” bedduasının Tanrı tarafından kabul olunması üzerine Burkay’ın son olarak Selim Pusat’ta reenkarne olmasını ve bir gün kralcı olduğunu sözlü olarak dile getiren Selim Pusat’ın askerlik mesleğinden alınıp düştüğü hayat boşluğunda kendini olmadık bir aşka kaptırmasını, bununla birlikte devam eden psikolojik tahlillerini, yaşadığı kısa bir dönemi anlatmaktadır. Kitabın genel konusu bu olmakla birlikte; Selim Pusat, gerçek ülküler yerine boş işlere gönlünü veren Türk gençliğini sembolize etmektedir. Atsız’ın yazarlığı bir yana, şairliği de döktürdüğü bir eser olduğunu düşünüyorum. "Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş; Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş. Gökten gelerek gönlüne rüzgâr gibi inmiş, Bir sır ki bu, ölsen bile açamazsın... Anlatması imkânsız olan öyle bir an ki, Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki... Bak emrediyor: Daldığın alemden uyan ki Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…" Atsız öğretmenlik yaparken yeşil gözlü bir meslektaşına aşık olur ve ona açılmaya karar veren Atsız bir şiir yazarak öğretmenin dolabına koyar fakat şiiri hiç okunmadan ona geri döner. Bu ayrıntıyı kitapta işlemesini çok hoş ve dramatik buldum. Buradan Atsız’ın Türkçülüğü yanında aşkı da ne denli yaşadığını görüyoruz. "Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2024 21:43
“Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın” Hüseyin Nihâl Atsız’ı, insanların onun hakkında eleştirilerini duyduğum için eserlerinden uzak dururdum. Ama bu eseri okuduktan sonra bu ön yargının tamamen boş olduğu kanısına vardım. Okurken hiç ama hiç sıkılmadım. Hatta biraz abartmış olmak istemem ama bir günde bitirirsiniz bu eseri, o kadar akıcı yani… Selim Pusat, Ayşe Pusat ve Güntülü karakterleri sizi bir dövmek istiyorum varya… Bunlar kadar (özellikle Selim ve Güntülü) pis karakter görmedim. Bu kitap yazarın otobiyografisinden izler taşıyor. Kısaca hayatında bir kesit paylaşmakla başlayalım.Ömrü, kendi inandığı şeyler uğruna mücadele ile geçer ve bunlar, onun mahkemelerde sürüklenmesine neden olur. Nihal Atsız bir öğretmendir ve aşka çok soğuk bakar taa ki yeşil gözlü bir genç öğretmenle tanışana kadar. Atsız yüzyüze konuşamaz ve duygularını şiir yoluyla bir zarfa koyup öğretmenin dolabına koyar.Öğretmen de o mektubun kimden geldiğine bakar ve yazıyı hemen tanır, hiç açmadan Atsız’a teslim eder. İşte Atsız'ın “Geri Gelen Mektup” adını koyduğu şiir budur; “ Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu... Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… (syf239)” Kitap Uygur Masalı ile başlar ve bu masalda Burkay karakterinin ızdıraplı aşkından bahsedilir. Selim de işte bu kaderi taşıyacaktır.Selim askerliği çok fazla önemser hatta kendinden vazgeçecek, insanları aşağılayacak kadar çok sever ve Selim cumhuriyetçiliği değil de kralcılığı savunan bir varlıktır ve bu görüşünden dolayı askerlikten muaf olur.Artık kendi içine gömülmüştür
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
10/10
·308 syf.··
2024 43. kitabı
Eser, çok önceki yıllarda evli olduğu halde başka bir kıza aşık olan Burkay’ın karısını kurban adaması ve karısının “ Kıyamete kadar, dünyaya her gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkalansın.” bedduasının kabulü üzerine Burkay’ın Selim Pusat olarak tekrar geri gelmesini ve Pusat’ın kralcı olduğunu gizlemeden açık açık belirtmesi üzerine askerlik mesleğinden alınıp, hayatını boş bir şekilde geçirmiş ve bu boşluk yüzünden yasak, olmayacak bir aşka düşmesini anlatıyor. Şairin Türkçülüğü benimsemesinin yanında aşkı da çok başarılı işlediğini zaten şiirlerinden görüyoruz. “Geri gelen mektup, Mutlak seveceksin” şiirlerini de esere ekleyerek bize daha net göstermiştir. Yine yazar bu eserde kendi otobiyografisini de sunmuş, bir kısımda Güntülü için yazdığı şiirin olduğu gibi geri gelmesi Atsız’ın öğretmenlik yaparken yeşil gözlü bir meslektaşına aşık olup ona bir mektup yazıp dolabına koyması ve o şiirin geri gelmesi örnek gösterilebilir. Ve son olarak eklemek isterim ki Pusat’ın mahkeme anı farklı bir bakış açısıyla yazılmış, çok ilgi çekiciydi.
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Ruhuna Bazen Kendi Aynandan Bakabilmelisin!
Puan vermedi·308 syf.··
2025 156. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2025 21:29
Hüseyin Nihâl Atsız ’ın Ruh Adam ’ı, bir erkeğin sadece savaş meydanlarında değil, kendi içinde de nasıl çetin mücadeleler verdiğini anlatır. Selim Pusat, dışarıdan güçlü, disiplinli ve serttir. Ama iç dünyasında derin yaralar, bitmeyen sorgular ve yıkıcı tutkular vardır. Aşkın, ihanete dönüşen gölgesi; sadakatin, bir insanın bütün ruhunu nasıl paramparça edebileceğinin hikâyesidir bu. Satırların arasında yalnızca Selim Pusat’ı değil, kendi iç çatışmalarınızı da görürsünüz. Kalemi ile ilk defa tanıştığım yazar Hüseyin Nihâl Atsız , bu romanında keskin bir kalemle hem bireyin ruhunu hem de milletin derin damarlarını işliyor. Tarihle bugünü, gerçek ile hayali harmanlıyor. Dilindeki sadelik, anlattığı duyguların yoğunluğunu daha da derin hissettiriyor. Onun cümleleri beni sadece olaylara değil, kendi ruhuma da yönlendirdi. Ruh Adam ’ı okurken en çok şunu hissettim: İnsan bazen en büyük savaşı kendi ruhuyla veriyor. Güçlü görünmek, disiplinli yaşamak, her şeye hükmetmek… Hepsi bir yanılsama olabiliyor. Asıl mesele, içindeki fırtınalarla yüzleşebilmekte saklıdır. Bu kitap bana, sevmekle kaybolmak arasındaki ince çizgiyi, gururun insanı nasıl hapsettiğini ve ruhun kendi yankısından kaçamayacağını hatırlattı. Ruh Adam benim için sadece bir roman değil di; insanın kendi karanlığıyla karşılaşma cesaretidiydi. Keyifli okumalar dilerim.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Gönlüm dolu ah u zar kaldı..
10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2023 127. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2023 09:57
"Anlatması imkânsız olan bir an ki, Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki… Bak emrediyor: Daldığın âlemden uyan ki Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…" Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın.. -Izdırap çekiyorum; sen de beni seviyor musun ? -Sus ,sus,sus..Ben de ızdırap çekiyorum.. Ruh adam, kendi nefsi ile mücadele eden ve ruhu asırlar boyu ızdırap çekmeye mahkum edilmiş Selim Pusat'ın macerasını anlatır. Kitabı okurken çoğu yerde tüylerim diken diken oldu.. yazarın psikolojik tahlilleri o kadar güçlüydü ki ,karakterin zor durumda kaldığı zamanlar o gerilimi iliklerime kadar hissettim. Kitabın içinde gibiydim. Kitabın derin bir hüznü var içine çekiyor sizi, o duygu yoğunluğunu, acı ızdırabı, suçluluk duygusunu, melankolik tutumu, iliklerinize kadar hissediyorsunuz.Bana kalırsa bunu çoğu yazar bu kadar başarılı bir şekilde yapamaz. Lakin, Atsız'ın ismi geçtiğinde bile polemik çıkabilir. Ruh Adam, irdelediği bütün sosyal, siyasal ve hattâ metafizik ve felsefî meselelere rağmen bir aşk romanıdır. Ama laubali bir aşk romanı değil, askeri değerler, entelektüel ve ahlaki değerler arasında kalmış bir adamın aşkını anlatır. İster taraflı bakın ister tarafsız (sizler tarafsız bakın) ruh adam Türk edebiyatı için bir başyapıttır. Fantastik ögeleri mistik ve gerçekçi bir yapı içerisinde işleyen roman kurgulanışı yönüyle Türk romanlarından farklı bir yapıya sahip. "Ruhun mu ateş, yoksa, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu..." Selim Pusat'ın mahkemeye çıkış sahnesi beni çok etkiledi,şok etkisi bıraktı.Sahne diyorum çünkü kitabı okurken aynı zamanda seyrediyordum..
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
İpucu içerir romanla ilgili
8/10
·308 syf.·
2023 132. kitabı
Gerçekten çok güzel bir kitaptı. Keyif alarak okudum ve adeta bitmesin istedim. Tarih ,felsefe karakterlerin konuşmalarında diyaloglar halinde yer alıyordu bu sebeple çok akıcıydı ve bu durum bana kitabı okuma zevkimi artıran bir faktör oldu.Kitabı okurken çok eleştirdiğim yönler de oldu.Bunlardan biri roman baş karakterlerinden biri olan Selim Pusat’ın eşinin 25 yaş küçük öğrencisine aşık olması.Kitaba adını veren Selim Pusat için düşündüğümüzde o da bu durumu kolayca kabul etmedi.Hatta kendini vicdanı sebebiyle,hayali ,tarihi kahramanlar ve ailesinden oluşan bir mahkeme de acımasızca yargıladı.Kitapta genel olarak Eski Türk karakterlerine yer verilmiş olması benim için hoş bir detaydı. Kitapta bir diğer işlenen unsur da reenkarnasyon diyebilirim. Eski Türk toplumlarında savaşçıların yiğitliklerini ölçmek için ellerine ok verilir ve sevdikleri kadını vurmaları istenirmiş ve seçim bu şekilde yapılırmış.Selim Pusat , Güntülü ile ruhlarının o zaman tanıştıklarına ve Selim’in Güntülü için öldüğüne inanıyorlardı.Şimdiki zamanda farklı bedenlerde yeniden karşılaşmışlar ve Selim ona aşık olmuştu.Güntülü ona aşık mıydı bu tam olarak belirtilen bir durum olmamakla beraber,Selim’e umut verip onu kendisine aşık ettiği anlaşılıyor romandan. Bir de prenses karakteri var : Leyla Mutlak. Osmanlı soyundan geliyor ve gizli tutularak varlığı sürdürülmüş. Ama yine de roman da en ilginç karakterimiz özü sözü bir,açık sözlü,sadece kendi doğrularının varlığını savunan Selim Pusat. Kralcı olmakla ilgili fikirlerini açıkça ifade ettiği ve sivri bir dille sözlerini geri çekmediği için yargılanıyor ve meslekten alınıyor. Daha sonra içine kapanıyor karakterimiz.Karısı Ayşe Pusat onu hayata döndürmek işin epey uğraşıyor fakat çabalarının pek sonuç verdiği söylenemez. Sonra Selim Güntülü’ye aşık
1000Kitap
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
7/10
·308 syf.·
2022 90. kitabı
"Gönlüm dolu âh u zâr kaldı..." "Bir gönülün âh u zâr ile dolmasının ne demek olduğunu gönlü rahat olanlar anlayamazdı." (Syf 29) Yazarın okuduğum ilk kitabı aynı zamanda yazmış olduğu son kitabıymış. Hüseyin Nihâl Atsız ın hayatı ve görüşlerinden izler taşıma özelliğine de sahip olduğu için otobiyografik bir eserdir aynı zamanda. Hüseyin Nihâl Atsız'dan iki söz bırakıyorum: "Hakkımda türlü türlü sözler söyleyen insanlara ve hakiki fikrimi soranlara şunu söylemek isterim ki ben ne faşistim, ne demokratım. Ben, yabancı kaynaklı hiçbir fikri benimsemeye tenezzül etmeyecek kadar millî şuur ve gurura malik bir Türk’üm. Siyasi, içtimai mezhebim Türkçülüktür. " "Ben ne kimliksiz bir insan, ne de bir et yığınıyım. Ben ne çetin yoldan kaçan bir yufka yürekli, ne de doğayı yenmeye çalışan bir budalayım. Ben ne Tanrı'yı görmeyen bir kör, ne de sonunda huri kızlarını bekleyen bir dindarım. Ben baştan aşağı Hüseyin Nihal Atsız'ım!" Yaşadığı dönemin yasaklı düşüncelerini benimsemiş, aşırıya kaçan, üzgün, kırgın ve ümitsiz, yaşamaktan zevk almayan,empati yoksunu ve tutarsız bir askerin her şeyini kaybedişinin, kendi nefsi ile mücadelesinin öyküsüdür. “Ordudan mı kovuldun? Sana vatan haini mi dediler? Şeref gibi bir arkadaş mı kaybettin?” (Syf 100-101) derken, Selim'in ruh halini sağlam bir şekilde desteklemiştir. İlki efsaneleşmiş Uygur masalıyla, diğeri ise Selim Pusat’ın hayatı çerçevesinde şekillenen iki benzer aşk hikayesinden oluşan eser; özellikle şiirlerin metin arasına sokulması ve bunlardan bazılarının tekrarlanması edebi bakımdan çok zengin bir roman olduğunu düşünüyorum. "Bir sır ki bu, ölsen bile açamazsın..." "Bak emrediyor: Daldığın âlemden uyan ki Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın..." (Syf 133) ... "Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
9/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2024 20:06
Roman, evli olduğu halde başka bir kadına aşık olan Yüzbaşı Burkay'ın çektiği acıları anlatarak başlar. Romanın kahramanı, Yüzbaşı Selim Pusat'tır. Selim Pusat, arkadaşı Şeref ile birlikte kralcı olduğunu gizlemez. Bu yüzden arkadaşı Şeref ile birlikte harbiyeden son sınıfta çıkarılırlar. Davalar süresince suçsuz oldukları anlaşılsa bile rütbeleri söktürülmüştür. Selim Pusat ve arkadaşı ikişer yıl hapis cezasına çarptırılır. Selim Pusat'ın eşi Ayşe Pusat ise, bu olaylar sonrası bakanlık emrine alınır. Selim Pusat ve ailesi bu yıllarda çok yokluk çeker. İki yıllık hapis cezasını bittiğinde yakın arkadaşı Şeref, intihar eder. Yıllar geçer ve Ayşe Pusat görevine iade edilir. Girdiği bir sınıfta, eski öğrencileri olan Aydolu ve Nurkan'ın yanı sıra Güntülü adında bir kızla tanışır, terbiye, çalışkanlık ve kültürlü olmalarıyla Ayşe Pusat'ın dikkatini çekerler. Hayatını askerliğe adamış Selim Pusat, bir gece garip sesler duymaya başlar ve iki kişi ile tanışır. Birincisi, Leyla Mutlaktır, diğeri ise Yektir. Leyla Mutlak, kendisini Osmanlı tahtının vârisi olarak tanıtır. Selim Pusat, Leyla Mutlak'ı gece vakti olduğu için eve bırakır fakat bu onu son görüşü olmayacaktır. Selim Pusat, eşi Ayşe Pusat vasıtası ile Aydolu, Nurkan ve Güntülü ile tanışır. Günler geçtikçe Güntülü'ye karşı bir zaafı oluşur. Bir gariplik vardır, bir unutkanlığın ızdırabını yaşamaktadır. Arkadaşı Şeref, bir gün Selim Pusat ile konuşur ve bu ızdırabın sebebini anlatır. Kitaba göre; Selim Pusat, Tanrıkut Mete'nin ordusunda bir subaydır. Mete, kendisine sevgilisini oklamasını emreder fakat Selim Pusat bunu yapamaz. Oklanmayan sevgili ise Güntülü'dür. Bu olaylar sonrası Selim Pusatta gariplikler başlar. Bir gece, rüyasında mahkemeye çıkarılır. Kendisine şahit olacak kimse yoktur. Kendisi ile kaderi benzeyen
1000Kitap
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2024 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2024 23:59
Türk edebiyatının en gözden kaçan ama en değerli şiirlerinden biri "Geri Gelen Mektup" bu kitapta yer alıyor. Kitap, aşk, sadakat, milliyetçilik, tasavvuf, edebiyat, askerlik, tarih ve aile gibi geniş bir yelpazede derin konuları işliyor. Atsız’ın diğer eserlerinden farklı olarak, burada kahramanlık değil, insanın içsel yolculuğu ve bağlılıkları öne çıkıyor. "Ruh Adam"ı okurken, geçmişle bugün arasındaki geçişler, tarihi bir nehrin akıntısı gibi, zamanın farklı dönemlerinde yeniden şekilleniyor. Bu fantastik kurguda karakterler, özellikle sadakat ve fedakarlığın simgesi Ayşe Pusat ve diğer güçlü karakterlerle, okuyucuyu derinden etkiliyor. Kitap, sadece olay örgüsüyle değil, kaleminden dökülen o eşsiz ve yalın cümlelerle de büyülüyor, her satırda bir anlam derinliği yakalıyorsunuz. Gerçekten kütüphanenizde bir Ruh Adam bulunmalı.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2025 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2025 21:36
Kitabın derin bir hüznü var sizi içine çekiyor ilk okuduğum satırlardan beni etkileyeceğini anladım kitabı bir türlü bırakamadan okudum sizde duygu yoğunluğu acıyı aşkı ve ızdırabı hissettiriyor.Gerçek ve gerçek dışı ögelerle size sürekli bir acaba dedirtiyor.Bazen insanların asla olmaz dediği şeyleride yaşadığını görmüş oluyoruz yazarın kalemine sağlık.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.