Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·308 syf.··
2025 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 12:46
Ruh Adam, insanın kendi içine sakladığı yaraları açığa çıkaran sarsıcı bir roman. Selim Pusat’ın ruhundaki çatlaklar, okurun kalbine dokunan sessiz bir ağırlık taşır. Gerçekle hayalin birbirine karıştığı bu dünyada aşk, pişmanlık ve yalnızlık derin bir iz bırakır. Eserde yankılanan “Geri Gelen Mektup” şiiri, cevapsız kalan duyguların acısını büyütürken; Güntülü, hem umut hem de ulaşılmaz bir sızı olarak Pusat’ın iç savaşını daha da derinleştirir. Sonunda Atsız’ın sesi bize şunu hatırlatır: En büyük mücadele, insanın kendi ruhuyla verdiği mücadeledir.
Alıntı
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma
Puan vermedi
Romanda hayatını askerliğe adamış bir adamın askerlik mesleğinden atıldıktan sonra yaşadığı ruhsal durumu, bir aşk çıkmazı içine düşmesi, aklı ve kalbi arasında kalmasından dolayı kendi nefsi ile olan mücadelesi anlatılır
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma
5/10
·308 syf.··
2020 84. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2020 19:04
Türklük nedir diye başlar her zaman bu kez neden böyle başlangıç yaptı ki düşünüyor insan. Merak edenler okur ve nedenini öğrenir. Araştırmak kendi kendimize bir şeyler yapmaktan uzaklaşıp her şeyi hazır olarak önümüzde istiyoruz.
Tarih
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma
10/10
·308 syf.··
2021 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2021 22:44
Hüseyin Nihal Atsız Okuduğum ikinci kitap İlk okuduğumda tekrar buluşacağız demiştim. Ruh Adam hayalle gerçek arasında gidip gelen bir roman öyle ki romanı okurken "Tarih tefekkürden ibarettir." sözü geldi aklıma. Bunu ince şekilde işlemiş yazar. Destansı anlatım! Destanlarda da akla sığmayan olaylar olduğu gibi bir bukle de gerçek olurya öyle bir konu hakim. Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar. Bu sözümü romanı okuduktan sonra ne demek istediğimi anlayacaksınız :)
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma
7/10
·308 syf.··
2020 16. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2020 00:00
1972 de yazılmış doğaüstü öğeleri içinde barındıran, kitabın sonuna doğru tanrı huzurunda mahkemeye çıkmak ve söz düelloları fena olmamış. Güntülü ismini daha da unutmam sanırım. Kızım olursa belki bu isim koyulabilir. Değişik bir eser.
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma
Kafasının içinde yaşayan bir adamın: Selim Pusat'ın hikâyesi...
Puan vermedi·308 syf.··
Beğendi
·
2023 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2023 20:05
Ruh Adam Özellikle Nihal Atsız'ın kalemini sevenlerin en sevdiği romanlardan biridir Ruh Adam. Nihal Atsız'ın kendi hayatından da izler taşıdığı, kimilerine göre ise yazarın kendi fikir ve düşünce dünyasını derinlemesine anlattığı romanıdır. Eski Türkçe bir eserin; bir Uygur masalının anlatımıyla başlayan roman, Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda bir subayın yaşamını, fikirlerini anlatan hikâyesiyle devam eder. Bağlılık yeminini daha önce padişaha yapan ve şimdi Cumhuriyet'e bağlanan subayların nasıl olup da Osmanlı'yı bu kadar çabuk terk edebildiğine bozulduğundan bahseder çıkarıldığı bir mahkemede Selim Pusat. Hayatını askerliğe adamış ana karakterimiz Selim Pusat'ın askerlik mesleğinden atıldıktan sonra yaşadığı ruhsal durumu ve içine girdiği bir aşk çıkmazının sonucunda nefsiyle olan mücadelesini anlatmaktadır kısaca. Selim Pusat subaylık mesleğinden atıldıktan sonra iyice kendini evine, kendi iç dünyasına kapatır. Edebiyat öğretmeni olan eşi Ayşe ise Selim'i tekrar hayata döndürmeye çalışır vs. Ayşe öğretmenin öğrencilerinden olan 'Güntülü' çeker dikkatini Selim Pusat'ın. Kitap ve olaylar böylece ilerler. Spoiler vermeyeyim:) Okurken kitapta; hayaller ile gerçeklerin içiçe geçtiğini rahatlıkla görebilirsiniz. Bu durum biraz kafa karışıklığına neden olabiliyor haliyle. Yazarın kendine has özgün bir anlatım tarzı var. Çok geniş tahliller yapılabilir elbet Ruh Adam eseri için. Ben ana hatlarıyla yazmak istedim, kitap yorumumu. Tüm kitapseverlere keyifli okumalar, kitaplı günler dilerim. Kitap yorumumu kitapta da geçen şu mısralarla bitireyim: Ruhum mu ateş, o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu…”
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma
7/10
·308 syf.··
2024 15. kitabı
Ruh Adam Atsız'dan okuduğum ikinci kitaptı. Başlangıçta bir Uygur masalıyla başlıyor ve ben bu şekilde devam edeceğini sanmıştım. Ama sonra yazar, gerçek hayata dönüp farklı karakterlerle o masalı yaşatıyor bize. Hayallerle gerçekler biraz karışıyor yer yer ama aslında güzel ve farklı bir kitap. Dili gayet akıcı ve konusu merak uyandırıcı. Ayrıca kitap şiiri, tarihi ve gerçeküstü şeyleri de barındırdığı için çok dolu ve zengin bir okuma sundu bana. Ben özellikle son kısımda yer alan Tanrıyla hesaplaşma kısmını beğendim. Ama en sondaki Ülker, Emine gibi yeni öğrencilerin olduğu kısımda sanki daha devam edecekmiş hissine kapıldım. Keşke ikinci bir devam kitabı olsa diye düşündüm, sonu biraz havada kalmış gibi hissettirdi. Merak edenlerin okumasını öneririm.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma
Ruh Adam
7/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2023 20:22
Atsız'dan hedeflediğim, başta Deli kurt daha sonra Bozkurtlar ve sonuncusu da Ruh Adam olmak üzere 3 kitabı da okumuş bulunuyorum. Deli Kurt ve Bozkurtları çok beğenmiş Ruh Adamın da bu iki kitaptan daha iyi olacağını umarak başladım kitaba. Kitap an itibari ile bitti ve diğer iki kitaba göre biraz zayıf bulduğumu söyleyebilirim. Fakat belkide bu benimle ilgili yani benim tarzımla ilgili bir şeydir yoksa okuyup okumamak sizlere kalmış.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2023 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 17:32
Kitabın 1977 İstanbul 3. Baskısından okudum. Ankara’da kitap fuarından yeni baskısından daha uygun fiyata almıştım. Atsız’a ait okudum ilk kitap bu. Başlarda konusu ciddi manada ilgimi çekti. Sonra ciddi ruhsal bunalımlı sahaları oldu. Konusu itibariyle hakikaten ilginç bir kitap. Kitap sayesinde yazarın şair yönünü keşfettim ve yazarın geri gelen mektup şiirinin hikayesinin de bu kitaptan çıktığını gördüm. Benim için kitabın özeti bir kaç mısra oldu. O mısralar; “Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin” ”Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…”
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma
1/10
·308 syf.··
2025 10. kitabı
Uzun zamandır ertelediğim ve çekindiğim bir eseride bitirmenin ve her zaman olduğu gibi popilizme yenik düşen günümüz insanının içi boş abartılı ve bu milletin en büyük kahramanlarını hiçe sayan bir yazar- şairin eserini sinir stres olarak bitirdim. Nihal Atsız bu eserinde kendi itiraflarını, zaaflarını, ikilemlerini çok net bir şekilde Yüzbaşı Selim Pusat Bey üzerinden itiraf etmiş ve galiba eşine ya da çevresine durumu bu hikaye üzerinden açıklamış. Eserde kahraman yeni cumhuriyetin kurmay yüzbaşısı iken kıralcı olduğunu açık açık belli etmiş ve üstleri tarafından ihraç olmuş bir askerdir. Zaten eserin başında üstü ile tartışırken Sakarya ve Çanakkale savaşlarının büyük zafer sayılamayacağını erlerin kazandığını söyleyerek sözüm ona dönemin komutanları başta M. Kemal olmak üzere kendince küçük görmektedir. Osmanlı'nın 1750 ' den- 1920 yılına kadar yaklaşık 180 yıl içinde kazanılan hiçbir savaşı olmadığını Osmanlı ordusunun sadece başarılı bir kaç komutanının ( Atatürk, Kazım Karabekir vb.) sayesinde kendisinin nefes aldığını kendi diliyle çelişe çelişe veren bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı olduğunu belirtir. Ve ne hikmetse sözde Türkçü olan bu yazar Osmanlıya hasret duymakta ve sadece başarılı olduğu 15. Yüzyılda ki halini görmekte.Osmanlının 72 milletten oluştuğunu bilmiyor olması mümkün değil, ya da ordunun sadece Türklerden oluşmadığını bilmiyor mu? Tam bir şizofrenik durum. Günümüz siyasal islamcıların nasıl islamı kendi çıkarlarına sunmuşsa Nihal Atsız sözde Türk sözünü kendine kalkan etmiş. Nasıl olduysa eserin sonunda kendi ağzıyla bir hiç olduğunu Eski büyük hükümdarlar önünde dile getiriyor. Yani tek kendine dürüst tarafı kitabın sonundaki yargılama. Tam bir tezatlık abidesi olan yazarımız ve hikayedeki kahramanımız birebir örtüşür. Gerçek
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201534bin okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.