Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım, soğuk bir cehennemi andıran sözde "insan" dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
Sandor Márai ile ilk kez bu kitapla tanıştım. Diline, anlatımına, edebiyatı bu kadar ruha dokunur bir biçimde işlemesine hayran kaldım. Yazarın başka kitaplarını da okumak istiyorum.
Kitabın konusuna gelecek olursam da, bir generalin tam kırk bir yıl önceki olayları sorgulamasını içeriyor. Dostluğunu, evliliğini ve kendini sorguluyor. Aradan geçen bu kırk bir yılda ince ince düşünmek için çok fazla zamanı olduğunu ve her ayrıntıyı değerlendirdiğini anlatıyor. Ve bunları da çok akıcı bir dille bize sunuyor.
Gerçekten, okurken çok hoşuma giden çok fazla cümle oldu. Kesinlikle okumanızı öneririm.
Kalpte hâlâ bir şey yaşar, bir anı, bir şekilde bir yaşam amacı, insan birini tekrar görmek ister, bir şey daha söylemek ya da öğrenmek ister ve o anın geleceğini bilir ama sonra birden, gerçeği öğrenmek ve ona cevap vermek insanın beklemekle geçen yıllarda sandığı kadar önemli olmayıverir.