Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 00:00
RUH ADAM ve HÜSEYİN NİHAL ATSIZ Merak ediyorum, yazarların siyasi görüşleri veya sosyal hayatlarındaki tutumları biz okurları okur olarak ne kadar etkiliyor?  Mesela Nazım Hikmet’in, Necip Fazıl’ın şiirlerinden önce politize olmuş adları gelir önümüze.  Aynı durum ve hatta bir doz fazlası Hüseyin Nihal Atsız için de geçerli. Atsız, Turancı kimliğini o kadar baskın yaşamış ki, RUH ADAM gibi Türk edebiyatının ilk postmodernist örneklerinden biri olan o muazzam roman dahi, Onun şöhretinin gölgesinde kalmış. İdeolojisine sıcak bakmayan okurlar tarafından bu en sıra dışı ve en farklı romanı pek de tercih edilmemiş. Oysa Tutunamayanlar romanına dahi zemin hazırlayan ve aslında yine bir hayata tutunamama hikayesi olan Ruh Adam, ahir ömrümüzde muhakkak okumamız gereken edebi eserlerden biridir. ‘Tutunamayanlar’ın ne alakası var?’ diyebilecekler için hemen belirteyim; karakter isimlerinden tekniğe kadar pek çok konuda Tutunamayanlar, Ruh Adam’a benzerlik gösteriyor. Hatta Atsız’ın kahramanımız Selim Pusat için sarf ettiği bazı cümleleri Oğuz Atay imzasıyla paylaşsak itiraz edecek kimsenin çıkacağını sanmıyorum. Gerçi iki romanın basım yılları aynı olsa da yazım yılları net değildir. Bu sebeple hangisinin hangisine zemin hazırladığı konusu da biraz muallakta kalıyor. Fakat şu da bir gerçek ki aynı kuşağın/dönemin fertleri olarak bu iki yazar kolektif bilinçten etkilenerek benzer buhranlarla benzer şeyler kaleme almış olabilirler. Aynı dönemde basılmalarına rağmen, hatta biri en çok yarım bırakılan kitap olmasına rağmen, Ruh Adamın gereken kıymeti görmemesi de ayrı bir mevzu. Ruh Adam’a daha derinden bir bakış atmadan önce, H. Nihal Atsız’ı biraz daha yakından tanımamız lazım. Çünkü Ruh Adam tam anlamıyla otobiyografik bir roman. Romanına ana karakter olarak kondurduğu Selim
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Ruh Adam
10/10
·240 syf.·
2024 129. kitabı
Hüseyin Nihâl Atsız ’ın Ruh Adam ’ı Selim Pusat’ın hikayesi, sıradan bir anlatıdan çok daha fazlası. Bu roman, zamansız bir hesaplaşma, kahramanlık, aşk ve adanmışlığın yıkıcı bir birleşimi. (Spoylır içerebilir) Atsız’ın eserlerinde genel olarak bir kahramanlık mitosu hâkimdir. Fakat Ruh Adam, salt bir kahraman hikâyesini anlatmaz. Bu, ruhun, kalbin ve aklın birleştiği, varoluşun en derin sorularına cevap arayan bir adamın içsel çatışması. Romanın baş karakteri Selim Pusat, yalnızca bir asker değil, geçmiş yaşamında da bir savaşçı. Eski bir Türk kağanının reenkarnasyonu olan Pusat, eski rejim taraftarı olduğu için vatan hainliği ile suçlanır ve toplum tarafından dışlanır. Bu dünyada ne asker ne de bir kahraman olmanın huzurunu bulabilir. Onun asıl savaşı, kendisiyle olan savaşıdır. Bu kitabı özel kılan en çarpıcı unsurlardan biri, Atsız’ın karakter yaratımındaki ustalığıdır. Selim Pusat, Türk edebiyatının en trajik kahramanlarından biridir. Aşkı, acıyı ve kaderi kabul ediş biçimiyle derin bir insani kırılma yaşar. Ayşe Pusat, Selim’in sadık eşi; onunla bir arada olsa da aralarındaki mesafe, ruhlarının ayrı dünyalarda yaşadığı gerçeğini yansıtır. Selim’in asıl tutkusu ve saplantısı ise Ayşe’nin öğrencisi Güntülü, eski dünyasında ona ölümsüz aşkla bağlı olduğu bu kız, Selim’in içinde yarım kalmış bir özlemi simgeler. Güntülü, Selim’in kaybettiği geçmişin ve tamamlanamayan bir aşkın gölgesi olarak ona sürekli geri döner. Burkay’ın laneti böylece devam eder Prenses Leyla ise başka bir dunyadan, başka bir zamandan bir yankı gibi. Onun varlığı, Pusat'ın kendini içinde bulduğu o zamansızlık hissini pekiştirir. Aynı zamanda romanın mistik figürlerinden biri. Şeref(iyi) ve Yek(kötü), onların varlığı Selim'in yalnızlığına ayna tutar. Onlar, bir şekilde Selim'in hayatında yer alsalar da
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2024 27. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 00:54
Nihal Atsız edebiyatımızın çok önemli isimlerinden biridir lakin görüşlerinden ötürü hak ettiği değeri görmemiştir. "Güzel olan kitaplar ikinci kez okunmayı hak eder." düşüncesiyle ikinci kez okuduğum bu kitabı en az ilk okuyuşum kadar beğendim. Kitap askerlikten atılmış olan Selim Pusat'ın aşka düşüşünü hayal ve gerçeklik arasında gidip gelerek ele almıştır. Atsız Bey, Selim Pusat karakterini o kadar güzel anlatmıştır ki evli ve çocuklu birisinin başkasına aşık olmasına sinirlenmemiz gerekirken insanın içinde Selim Pusat'a karşı bir acıma duygusu uyanıyor (Tıpkı Dostoyevski'nin Raskolnikov'u gibi) Bunlara ek olarak şunu söylemek isterim ki Nihal Atsız aruzu çok iyi kullanan bir şairdir. Bu kitapta yer alan "Mutlak Seveceksin" ve "Geri Gelen Mektup" adlı şiirlerinde de aruz muazzam bir şekilde kullanılmıştır. Her insanın siyasi görüşünü ve ideolojisini bir kenara bırakarak bu mükemmel eseri okumasını kesinlikle tavsiye ederim.
Alıntı
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2022 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2022 13:32
Kitap hakkında düşüncelerimi paylaşmadan önce uygulama hakkında bir kaç bir şey söyleme gereği duyuyorum. Keşke bu uygulamayı kullanmak için belirli okur şartları getirilse! Bu kitabı alınca büyük bir merakla okumaya başladım. Çünkü Atsız' da bizim unuttuğumuz değerlere seslenen bir çığlık işitiyordum. Bununla birlikte bir kaç kişiden engel ve bir kaç kişiden de uyarı aldım. Hakları varmış gibi.... Bakın yargılayamam ama benim şahsi alanıma hatta burdaki kimsenin şahsi alanına okuma durumuna müdahale edilebileceğini düşünmüyorum. Fikirlerinizi söyleyebilirsiniz bu beni bir derece ilgilendirir. Fikirlerinizi kabul ettirme çabanız zerre umrumda olmaz. Zira kimsesinin umrunda olmaz. Herkesin aklı kendi bildiği yolda yürür... Konu şu Dostoyevski okurken de o adam Türk düşmanı, Türkleri kötülüyor vs şeklinde yorumlar aldım. Şu an profilimde görünen Karamozov Kardeşler'i okurken Atsız'a başlamış olmam ne mana şeklinde yorumlandı. Ve kendi ırkı üzerinden aşağılanma hisseden okurlar oldu(!) İstediğimi düşünür istediğimi de okurum. Bir insan doğrularıyla yanlışlarıyla var olabildiği gibi bir eser de bir insanın emeği, onun düşüncelerinin özü, oluşumu olduğu için tabi ki doğrusu veya yanlışları olabilir. Kendimi bir aptala bir şey anlamayacağını bile bile bir şeyleri anlatma çabasına girmiş gibi hissediyorum çünkü zahmet edip okumazlar bile düşüncelerimi... Sallamak kolay! Okurlara müdahale etmeyin...Burda kesiyorum çünkü bu konuda ne söylesem eksik kalıcak! Ruh Adam... İsmi bile yeterince merak uyandıran bu kıymetli eser okuduğun ikinci Atsız kitabı. Düşüncelerinin yanlış anlaşılması ve üzerine çirkin iftiralar eklenerek görevinden alınan bir Yüzbaşının ruh halini aktaran etkileyici bir kitap. Selim Pusat kralcı olmakla suçlanan aslında geçmiş Türk adaletini, Türk askeri
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Selim Pusat
Puan vermedi·240 syf.··
2025 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2025 00:00
Roman, evli olduğu halde başka bir kadına aşık olan Yüzbaşı Burkay'ın çektiği acıları anlatarak başlar. Romanın kahramanı, Yüzbaşı Selim Pusat'tır. Selim Pusat, arkadaşı Şeref ile birlikte kralcı olduğunu gizlemez. Bu yüzden arkadaşı Şeref ile birlikte Harbiye'den son sınıfta çıkarılırlar. Davalar süresince suçsuz oldukları anlaşılsa bile rütbeleri söktürülmüştür. Selim Pusat ve arkadaşı ikişer yıl hapis cezasına çarptırılır. Selim Pusat'ın eşi Ayşe Pusat ise, bu olaylar sonrası bakanlık emrine alınır. Selim Pusat ve ailesi bu yıllarda çok yokluk çeker. İki yıllık hapis cezasını bittiğinde yakın arkadaşı Şeref, intihar eder. Yıllar geçer ve Ayşe Pusat görevine iade edilir. Girdiği bir sınıfta, eski öğrencileri olan Aydolu ve Nurkan'ın yanı sıra Güntülü adında bir kızla tanışır, terbiye, çalışkanlık ve kültürlü olmalarıyla Ayşe Pusat'ın dikkatini çekerler. Hayatını askerliğe adamış Selim Pusat, bir gece garip sesler duymaya başlar ve iki kişi ile tanışır. Birincisi, Leyla Mutlaktır, diğeri ise Yektir. Leyla Mutlak, kendisini Osmanlı tahtının vârisi olarak tanıtır. Selim Pusat, Leyla Mutlak'ı gece vakti olduğu için eve bırakır fakat bu onu son görüşü olmayacaktır. Selim Pusat, eşi Ayşe Pusat vasıtası ile Aydolu, Nurkan ve Güntülü ile tanışır. Günler geçtikçe Güntülü'ye karşı bir zaafı oluşur. Bir gariplik vardır, bir unutkanlığın ızdırabını yaşamaktadır. Arkadaşı Şeref, bir gün Selim Pusat ile konuşur ve bu ızdırabın sebebini anlatır. Kitaba göre; Selim Pusat, Tanrıkut Mete'nin ordusunda bir subaydır. Mete, kendisine sevgilisini oklamasını emreder fakat Selim Pusat bunu yapamaz. Oklanmayan sevgili ise Güntülü'dür. Bu olaylar sonrası Selim Pusatta gariplikler başlar. Bir gece, rüyasında mahkemeye çıkarılır. Kendisine şahit olacak kimse yoktur. Kendisi ile kaderi benzeyen
Duygu ve Düşünce
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Sen git Şeref, bu devirde de ızdıraba boğulup geliyorum kank
10/10
·240 syf.··
2025 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 12:01
Şeref, “Tiyatro bitti beklemeye lüzum görmüyorum!” diyerek gitmişti tüm kırgınlıklarını geride bırakıp. Selim… Gidemedi. Gidememesini eşine, çocuğuna bağlamayı seçmiş olsa da başta içindeki anlaşılmaz bir duyguyla da baş edemiyordu. Beklediği bir şey olduğunu söylüyordu. 2000 yıl öncesinden beklediği bir şey… Selim önce ölü yani “ruhsuz” bir adamdı, 2000 yıl öncesinden bir ışık karşısına çıkana kadar. Ruhunu buldu çok geriden gelen. Gelmek demişken 2000 yıl önceki mazisine yolladığı “Vur şanlı silahınla, gönül mülkü düzelsin Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin” dediği şiirden mektup geri gelir. Atsız’ın bu şiirinin adı da “Geri Gelen Mektup”tur. Aynı zamanda “Mutlak Seveceksin” şiiri de öylesine güzel yerleştirilmiş ki sanki Atsız, bu kitabı bu iki şiir için yazmış. O şiirlerin parça hâlini paylaşmak istiyorum: open.spotify.com/track/4MMzZXhVS... open.spotify.com/track/2uXyY5hzv... Sadece Atsız’ın kendi şiirleri de değil birçok edebî alıntı yer alıyor kitapta. Hattâ eski bir mitolojik Türk anlatısı ile başlıyor ve bu anlatı ile bize fısıldıyor Atsız: “Ey okuyucum, bir nevi böyle bir hikâye bekliyor seni.” Durumlar değişiyor, isimler değişiyor, çağlar değişiyor ama duygular bâki. Ruh sanki ızdırap çekmek için göçüyor. Reankarnenin bile kurtaramayacağı bir bedbahtlık. :) Çok şey anlatsam bile aslında hiçbir şey anlayamıyorum şu an, farkındayım. Çünkü çok dolu bir kitaptı. Dolu dolu. Tarih, edebiyat, psikoloji, felsefe, mitolojik öğeler… Sembollerle doluydu kitap her şeyi geçsem. İnsanın içinde kendine bile sormaya, söylemeye cesaret edemediği çok şeyi dökmüş ortaya. Büyük mahkeme, Tanrı ile hesaplaşma sahnesi
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
“kendi nefsi ile mücadele eden bir insanın macerası”
10/10
·240 syf.··
2021 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2021 17:56
Ruh Adam “kendi nefsi ile mücadele eden bir insanın macerası” olarak tanıtılmış kitabın arka kapağında. Ruh Adam roman edasıyla başlayan eser bir yerden sonra doğaüstü karakterlerle devam ederken sizi gerçeklikten hayal dünyasına sevk ediyor. Sürekli bir gerçek ve hayal arasında gelgit yapmakta ve okuyucuyu bulunduğu ortamdan dışarıya çıkarmaktadır. Selim Pusat adlı bir askerin, daha gerçekçi olmak gerekirse asker olan bir Selim Pusat’ın ruh dünyasını sembolizmdem yararlanarak okuyucuya sunmakta. Özellikle üniformalı meslek mensubu olanlar için okura daha derin anlamlar katacağı, Selim Pusat’ın gerçek-hayal ikilemine okuyucunun hatıralarının da ekleyeceği kesin. Ruhen de asker olan bir karakterin sivil hayatı ve aşkla tanışmasını içeriyor elinizdeki kitap. Aşkla tanışma diyorum çünkü mesleki bağlılığının her türlü düşüncesini ve yaşamını sarmış bir karakter adını bilmediği duygularla yüzleşiyor. Eser bir roman gibi akarken sonlara doğru doğaüstü karakterlerin hakimiyeti ortaya çıkmakta ve bu durum; okuru, verilmek istenen mesajı doğru algılayabilmek için düşünmeye, çaba göstermeye sevk etmekte. Kitabın arka kapağında da belirtildiği üzere okurken cidden “acaba tamamı bir rüya mı?” der gibi tereddüde düşürüyor okuyucuyu. Ruh Adam ayrıca karaktere kendi iç dünyası ile ilgili tahlillerin yer almasıyla ayrı bir zenginlik kazanmış. Dili oldukça sade olan eser gerek doğaüstü gerek gerçek kişilerin isimlerinden milliyetçiliği ilmek ilmek işlemiş ve bir Atsız imzasını içinde barındırmış durumda. Dikkatle incelendiğinde hem doğaüstü karakterlerin hem belirtilen sembollerin karşılıklarının bulunduğu kabul edilecektir. Özellikle karakterin iç konuşmaları, karakterin kendisiyle olan samimi ama bir o kadar da çetrefilli düşünce-duygu ikileminde yüzmek okuyucuyu okyanusta
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2023 8. kitabı
Gözler ki birer parçasıdır sende ilahın... Askerlikten ihraç edilmiş bir adam ve kapılmış olduğu yasak bir aşk. Ruhsal problemler, halüsinasyonlar, geçmiş (Türk tarihî) ve gelecek... Kendi içinde bocalayan bir adamın hayatının öyküsü.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Kitabın tek eksiği devamı gelecekmiş gibi hissettirmesi .
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2021 20:53
Hüseyin Nihal Atsız romanı . Milliyetçiliği bir tarafa bırakırsak okunmaya değebilecek güzel psikolojik tahlillerin bulunduğu roman . Ruh adam , kendi nefsi ile mücadele eden Selim Pusat'ın macerasını anlatır . Kitabın başında bir masal anlatılır aslında bu masal Selim Pusat'ın macerasının özeti gibi gelmiştir bana . Bir erkek , " ızdırap çekiyorum , sen de beni seviyor musun ?" diye ağlıyor , bir kadın da buna "sus sus ben de ızdırap çekiyorum" diye cevap veriyordu . Kitap bitince insanın kulaklarında çınlayarak kalan cümle.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Ruha dokunan bir "Ruh Adam"
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2024 00:24
Öncelikle yazarın siyasi kimliği nedeniyle önyargı ile bakıp kitabı okumayan kimselerin çok şey kaçırdığı ile başlamak istiyorum. Kitabın Nihal Atsız'ın kendisiyle hesaplaşmasının romanıdır derler. Kitapta yoğun bir sembolizm var. Kitapta duygular vücut bulur ve insan suretiyle karşımıza çıkar. Bu sebeptendir ki kitaptaki karakterlerin hangisi gerçekte vardı, hangisi kahramanın zihninde canlanan biriydi tam kavrayamayız. Örneğin Şeref kavramının bizzat "Şeref" isimli bir karakter ile bağdaşması gibi. Romandan mitolojik bir tat almak da mümkün. Biçim olarak Yunan tragedyalarının izlerini taşıyor. Kitabın bir destan ile başlayıp, roman kahramanımızın destanda anlatılanla aynı kaderi paylaşması ve gerçekle hayalin birbirine karışması da bana böyle hissettirmiş olabilir. Yazarın şair yönü, tarih bilgisi, edebiyatının gücü eseri eşsiz kılıyor diyebiliriz. Herkese iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.