Şu açıkça ifade edilmelidir; Türkiye'de saltanat ideoloji, geleceğe yönelik bir hedef değil. Türkler saltanatı değil, bazı padişahları sever ve iltifat eder, Cumhuriyet oturmuştur. Türklerin İmparatorluğu, Türklerin Cumhuriyetine dönüştü.
Uçurumun kenarından aşağıya bakmak ve ürkmek gibi bir histi bu kitabı okumak...
Öyle ortada kalmış öyle karmaşık bir aile ki...
Biri Osmanlı sonu gelenekçi bir büyükbaba ona aykırı bir damat, ve oldukça ahmak aktarılmış bir kız evlat ve ondan da ahmak kaleme alınan bir kız torun... Yazarın kadınlarla bir derdi var Yaban kitabında da çok kötümser bir tablo çiziyordu... Medeniyeti veya insanlığı eşit seviyelerde, kitaplarda en azından klasikleşmiş olanlarda görmek imkansız. Hepsini sinir olarak bitiriyorum. Her türlü başarısızlığın, hazımsızlığın ve kötülüğün sorumlusu kadınlar oluyor bir şekilde... Ne kadar zavallı bir yaklaşım bir çağın en kirli yüzünü bir kadın üzerinden anlatmak...Namus deyince de kadın çağlar arası gericilik, ahlaksızlık deyince de bir kadın, her yerde bir şekilde kadın kurban... Sevemiyorum ataerkil zihniyetleri...
Kitabı tarihi açıdan okumak isteyenler ve belkide yüceltenler olacaktır bu yönde değeri tartışılmaz belki ancak olay örgüsünü sevemedim...
Hakkı Celis'in de bir eğlence masasında şehadet haberinin gelmesi olayın kurgusu açısından en sinir bozucu kısımdı. Bu küçümseme değilse bile bir anlamsızlaştırma bir boşa verilmiş mücadele hissiyatı verdi...
Bilmiyorum belki de ilk eseri olduğu içindir sevemedim...