Geri Bildirim
Adı:
Denemeler
Baskı tarihi:
Ocak 2006
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9789754586985
Çeviri:
Sabahattin Eyüboğlu
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları - Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Michel de Montaigne (1533-1592): "Kendini tanı" ve "Ne biliyorum?" gibi temel sorularla yola çıkarak bir insanda insanlığın bütün hallerini yoklayan "deneme" türünün insim babasıdır.

1571'de kitaplarıyla birlikte çiftliğinin kulesine çekilmesiyle başlayan bu yaratıcı süreç, Montaigne'i önce okuduklarıyla ilgili notlar almaya itmiş, aynı notlar zamanla Denemeler'i (1580) oluşturmuş, ve bu kişisel yazılar ilk yayımlanıştan sonra da dallanıp budaklanmayı sürdürmüştür.

Bu kitaptaki Eyüboğlu çevirileri'de, 1940'daki ilk baskısından 1970'deki halini alana dek okurun önüne her defasında yeni parçalar getirerek bir anlamda yapıtla benzeri bir yol izlemiştir.
Lise yıllarındaki edebiyat derslerinde öğrencilere aktarılan kalıp cümleler vardır. Roman, hikaye gibi türleri içinde barındıran konulara geçiş yapıldığında, Türk edebiyatındaki ilk tarihi roman Cezmi, ilk köy romanı Karabibik diye başlanır. Sonra daha evrensel boyuta geçilir, deneme türü gibi türler anlatılır ve denir ki "Dünyada deneme yazı türünün en önemli temsilcisi Montaigne'dir." Ortalama düzeyde olan her lise öğrencisi bilir bunu. Montaigne'e bu tanımlamayı kazandıran, ölümsüz yazarlar arasında yerini almasını ve bu türün tabiri caizse "babası" olarak anılmasını sağlayan eser işte bu eser. Les Essais yani  Denemeler. İçinde uzunlu kısalı onlarca denemeyi barındıran bu eser okurken ince eleyip sık dokunulması gereken bir eser. Denemeleri okumayı düşünüyorsanız yanınıza mutlaka kalem ve defter almalısınız, zira bu kitapta tartılacak düşünceler, not edilecek birçok cümle, altı çizilecek onlarca alıntı var.

Herhangi bir yazar ve o yazara ait bir kitap ele alınacaksa bu yapılırken, yazar doğduğu çevre ve dönemden ayrı olarak düşünülemez. Yani bir yazarı veya kitabı tam manası ile irdeleyebilmiş olmak için kitabın yazıldığı dönem hakkında da bilgi sahibi olmak gerekir. Montaigne 1500'lü yılların Avrupa'sında yaşıyor. Orta Çağ'ın karanlığından sıyrılıp aydınlanmaya geçişin yaşandığı sancılı bir dönem diyebiliriz bu dönem için. Belki de o dönem özellikle, yaşanan din kaynaklı savaşlar, diğer toplumsal kaos olayları Montaigne'in birçok şeye kuşkucu yaklaşmasına neden olmuştur kim bilir... İşte böyle bir ortamda, Fransızca, Yunanca, Latince gibi dilleri bilen, felsefe eğitimi alan, kralın ordusunda yer alan, belediye başkanlığı yapan tarih-şiir gibi alanlarla da ilgilenen bir şahsiyet düşünün, ardından bu şahsiyetin kendine ve hayata dair düşüncelerini başlık başlık yazıya döktüğünü. Denemeler adlı eserde karşımıza çıkan şey tam olarak bu. Montaigne kitabın başında bu kitabı yazarken amacının yakınlarına kendisini tanıtmak için bir kolaylık sağlamak olduğunu söylüyor. Kusurlarıyla, iyi yanları ile kendini tam olarak aktarabilme amacı güdüyor. Kitabın çevirisini yapan ve Türk edebiyatının önemli kişiliklerinden biri olan Sabahattin Eyüboğlu önsözde, Montaigne'in türlü türlü düşünceleri destekliyormuş gibi görünen biri olduğunu, asla tek bir tarafa kayan, tutucu bir düşünce yapısı olmadığını söylüyor. Dolayısıyla bu sayede her okur kendi düşüncelerine ait bir şeyler bulabiliyor bu kitapta.

Denemeler, Montaigne tarafından yazılıp o haliyle bırakılmamıştır. Montaigne 1579 yılında kaleme almaya başladığı Denemeler'e on yıl boyunca, 1589'a kadar çeşitli eklemeler yapmış kitap son ve en olgun haline bu yılda ulaşmıştır. Denemeler'i okurken bir taraftan Montaigne'in duygu, düşünce dünyasında sonu gelmez bir yolculuğa çıkıyor, bir taraftan da birçok yerde kendinizden bir şeyler de buluyorsunuz. Montaigne kendini anlatırken tüm insanlığa ışık tutuyor aslında. Yaklaşık beş asır önce yazılmış bir kitapta bugüne uyan yüzlerce düşünce bulmak da işin ilginç yanlarından biri. Zaten bu nedenle Denemeler yüzyıllardır okunuyor ve okunmaya devam edecek. Okur bu kitabı 2017 yılında da okusa, 2117 yılında da okusa "Aaaa ne kadar doğru!" diyerek birçok cümlenin altını çizecek. Yaşamdan ölüme, savaştan hastalıklara, aşktan dostluğa birçok kavram ile ilgili yazıların olduğu bu kitapta Montaigne kendini anlatırken birçok şey de öğretiyor okura. İnsana insanı çok iyi anlatıyor.

Bazı kitapları okursunuz, çok beğenirsiniz ardından neden daha önce okumamışım diye düşünürsünüz. Denemeler'i beğenmeme rağmen neden daha önce okumadım şeklinde düşünmedim çünkü tam olarak iyi bir şekilde anlayabileceğim bir dönemde okuduğumu düşünüyorum. Ki zaten Denemeler okuduktan sonra kitaplığın bir köşesine bırakılacak bir kitap değil, her zaman açıp denemelerden birer ikişer okunabilecek ve her seferinde farklı anlamlar çıkarılabilecek bir kitap. Kitapta hemen her sayfada özellikleri Latince şiirler ve Türkçe çevirileri vardı, yapılan bu serpiştirmeleri de sevdim, oldukça hoş şiirler mevcuttu.

Montaigne yaşadığı dönemin çok çok ilerisinde bir düşünce yapısına sahip bir isim. Denemeler'in birçok sayfasında da bunu görüyorsunuz. Farklı düşüncelerin dile getirilemediği bir ortamda bu denli esnek bir zihin yapısına sahip olup, düşüncelerini bu şekilde ifade edebilmek saygı duyulması gereken bir nokta. İçinde yüzlerce fikri barındıran bir kitap okuyorsanız doğal olarak bu fikirlerden katılmadıklarınız da oluyor. Özellikle aşk, cinsellik ve yaratıcı ile ilgili düşüncelerine katılmasam da Montaigne'in farklı bakış açısını da görmüş oldum. Neredeyse her sayfasında altı çizilecek bir noktayı içinde barındıran bu kitap, her kitaplıkta bulunması gereken bir kitap bana göre. Montaigne kendini, kendi aracılığıyla dünyayı, insanları çok iyi bir şekilde ele alıp anlatıyor, Sabahattin Eyüboğlu çevirisi de mükemmel. Denemeler'i henüz okumadıysanız bence biran önce okumalısınız, size çok şey katacağına eminim. Keyifli okumalar...
Denemeler adlı eser ile kızımın vasıtası ile tanıştım. Bugünler de klasiklere olan eğilimimi fark eden çocuklarım sayesinde, isimlerini duyduğum ama eserlerini okuma fırsatına nail olamadığım yazarlar ile tanışmaktayım. Montaigne de yeni tanıdığım bir yazardır.

Kendini keşfeden bir insanın yaşantısı, kendini keşfedemeyenlere göre efsane görülür. Toplum, böyle insanları baş tacı eder. Montaigne'de kendini keşfedenlerdendir. Fransız asıllı olan Montaigne, deneme akımının kurucusu olarak addedilir. Çünkü " Denemeler " adlı eserinde kesin bir yargıya varmadan, kişisel düşüncelerini sanki kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi bir üslup ile aktarır okuyucuya. Kısaca dogmacılığın tam tersidir bir bakıma.

Denemeleri tercüme eden Sebahattin Eyüpoğlu da, Denemeleri okuyan herkesin, şu iki dersi aldığına dem vurur. Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir dogmanın kölesi olma.
Montaigne Denemeleri kendi ve yakınları için kaleme alsa da, esere hâkim olan unsur insanın ta kendisidir. Amaç okuyucuya bir şey öğretmek değil anlatmak olsa da, her cümlede yazarın kendisi vardır. Ayrıca satırlar arasında ilerledikçe, etkin oldukları dönemlerde isimleri yer etmiş Seneca, Horatius gibi filozofların sözlerine de rastlayacaksınız. Bu sözler ile kendi düşüncelerini harmanlayarak aktarmış okura.

Öyle ki, Montaigne'in sözleri ve filozoflara ait alıntılar ışığında, okuduğum her bir satırda kendi ruhumun bir yansımasını gördüm. Sanki okuduğum satırların müsebbibi Montaigne değil de, benim kalemimden dökülen yazılardı. Montaigne de benim gibi, olaylar karşısında ders almadığı halde, başkalarına ders verenlere kızıyor. İnancı ve ideoloji uğruna cana kıyanlara öfkeleniyor. Bütün okurlara bahşettiği hoşgörüsünü sadece o tarz insanlardan men ediyor. Olması gerekende bu değil midir? Montaigne'in amacı da edinmiş olduğu bilgiler ışığında, okura yol gösterebilmek. Ama anlayana...

Herkes başkalarıyla uğraşacağı çabayı kendini eğitmeye harcasaydı, dünya daha bir yaşanılabilir ve harika bir yer olmaz mıydı? " Bakmasını bilen anılarımda her şeyi söylediğimi, gösterdiğimi görür. " der, Montaigne. Bende ekliyorum ki, Denemeler'de anlatılmak istenileni anlamak isteyen anlar. Bazen hissettiklerimiz o kadar derin ve yoğundur ki, duygularımızı telaffuz edebilmek için uygun kelimeler bulamayız. Bu yüzden değerli okur arkadaşlar, hissettiklerimi hissedebilmek adına Denemeleri okumanızı tavsiye ederim.

Benzer kitaplar

Öncelikle, Michel De Montaigne'nin Denemeler adlı eserini alırken yayınevine mutlaka dikkat edin. Benim okuduğum bu eser Kitap & Cafe Serüven adlı yayınevinden çıkmış yazım hataları çok fazla ama en önemlisi yazı puntosu çok küçük okurken ciddi anlamda gözlere rahatsızlık veriyor.

Montaigne... felsefenin sorgulayan yazarı. Önce kendini sonra tüm hayat akışını sorgulayıp cevapları ile çelişki yaşayan yazar. Denemeler adlı eseri isminden anlaşılacağı üzere küçük denemeler ile dolu bir kitap. Denemeleri kısa kısa olsa da içeriklerini anlamaya başladığınızda çok uzun gelecek...

Başkalarından önce kendini eleştiren, her konuda bakış acısını geniş tutmaya çalışan, özellikle insanın kendi ile beraber dünya bakış acısını geliştirmeye çalışan yazar, bu eserinde Yunan Mitolojisinden fazlaca bahsediyor. Mitoloji üstatlarının söylediklerinin bir çoğunu kabul etmiyor. İnsanın kendi bilgeliğini, kendi gücünü keşfetmesini istiyor. Montaigne göre insan ruhu ile ve tüm yaratılmışlarla bütünleşmeli...

Savaşların, dayatmaların, zalimliğin karşısında duran yazar Denemeler adlı eserinde, insanın sürekli araştırmasını ve sürekli kendini yenilemesini istiyor. Evrenin kendini sürekli yenilediği gibi, insanında kendini yenilemesinin önemli olduğunu vurguluyor...

Montaigne kendi felsefesine göre, kuşkuculuğun; insanı evren karşısında boşluğu güvensizliğe düşürmek değil, tam tersi bilinçli olabilmesi açısından ne kadar önemli olduğunu savunmaktadır..

Ahlak konusunda ise insanın kibri yüzünden, hem kendini hem dünyayı bozduğunu öne sürmektedir.

Montaigne'nin bu kitabı kısaltılmış olan Denemeler eseridir. Sayın Hakan Beyin tavsiyesi üzerine mutlaka dört kitaptan oluşan asıl Denemeler adlı eseri de mutlaka okuyacağım, kendisine tavsiyesi için tekrar teşekkür ederim...

Felsefe ve edebiyatı bir arada tutan Montaigne'nin eserlerini sıkılmadan okuyacağınızı düşünüyorum...
Montaigne..

Bu adamın kafasının içini fazlasıyla merak ettim.. Her konu hakkında iyi kötü bir fikri olan biri ve insanı kendi düşünce dünyasında gezintiye çıkarıyor adeta. Neredeyse​ bütün kitabın satırlarını çizdim, sindirdim..Sadeleştirilmiş bir basımını almış olmam büyük hata oldu. Kesinlikle uzun versiyonun okunması gerekli..

Bir cümle karşısında çok farklı fikirlere dalıp gittim bazen.. Bazen hak verdim, bazen çelişkiye düştüm.
Her sayfası, her bölümü farklı olan bu kitabı okumamak büyük kayıp olurdu zannımca.. Kitap okumaktan sıkılan birisinin bile rahatlıkla okuyabileceği bir tarzda ve her bölümde farklı bir düşünce denizine yelken açıyor insan.

Deneme insanın iç dünyasının aynasıdır ya işte bunu çok iyi hissediyoruz bu eserde. Baş yapıt.. Yayınevinden kaynaklı basım ve yazım hatalarının çok nadiren anlamı sekteye uğrattığı oldu. Ama eğer okumadıysanız kesinlikle okuyun derim. Çok farklı bakış açıları kazandırır. En azından ben öyle temenni ediyorum. :)
Büyük bir hevesle başladığım ve iyi ki okudum dediğim bir kitap.
Montaigne çeşitli konular hakkındaki düşüncelerini ve yorumlarını dile getirmiş.Bazı konularda kendi içinde çelişkiye düşmüş.Çoğu konuyu tarihten örneklerle pekiştirmiş.
Bir yandan bilgilendirirken bir yandan da düşüncelerini aktarmış.
Okuyun derim.
En çok alıntı yapılan kitaplar listesi diye bir sıralama, liste var mı bilmiyorum, göremedim. Sanırım bu eser, sitede en fazla alıntı yapılan kitaplar arasında listenin başındadır. Okurken her denemeden en az üç-dört cümlenin altını çiziyor; not alıyor veya paylaşmak istiyor insan.

Beş yüz yıl önce hayatla ilgili hemen hemen her şeyi söylemiş Montaigne. Yaklaşık yarım asır önce yazılan bu kitapta ne öneriliyorsa, hemen hemen hepsini uygulayabiliriz hayatımızda. Doğru mudur? Peki "geri kafalı" diye bir tabir vardır. Buna ne demeli? Beş asır önce yaşayan Montaigne'in dediklerini, yazdıklarını hayata geçirsek keşke de hepimiz geri kafalı olabilsek... Eğitimden tutun yasalara, hayata, kitaplara, dostluğa ve yazamadığım pek çok konuya dair her şeyi çağdaş biri olarak bize anlatmış. Zamanın çok çok ötesine geçmiş ve bizden sonraki nesillere de aktarılacak.

Montaigne eğitim ile alakalı "Bilgi Ve Düşünce" isimli denemesinde "Ezber bilmek, bilmek değildir; belleğimize emanet edilen her şeyi saklamaktır. Tümüyle kitaptan bir bilgi ne sıkıcı bilgidir!” diyerek ezberci eğitime karşı çıkıyor. Benim okul dönemim, ki üniversite eğitimim de dahil, ezberci usulden geçmiştir. Eğitim sistemimiz yeni yeni değişiklik göstererek ezberci eğitimden vazgeçilmeye başlandı. Tabi bu da lafta, ne kadar başarabiliyoruz bunu, bilemem. Kitaptan ulaşılan bilginin sıkıcı olduğunu yıllar önce söyleyen bir dahi var; ama biz dinlemiyoruz. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir çağda bile sıkıcı eğitim sistemimiz, ezberci anlayışımız, yasakçı, kuralcı tutumumuzdan taviz vermiyoruz.

Yanlış bilinen çoğu doğruyu da bize aktarmış yazar. Örneğin hala daha barbarca bahsettiğimiz, zaten isminden bile tedirgin olduğumuz yamyamlar… Onlarla ilgili öyle bilgiler veriyor ki, aslında yamyamların çoğu alanda bizden çok daha modern olduğunu öğreniyoruz.

Montaigne benim yazdıklarımın aksini düşünerek yazmış ki : “Kitabımı az insanlar ve az yıllar için yazıyorum.” Düşündüğünün aksine yıllar geçti; ama Montaigne’nin fikirleri eskimedi.

Montaigne okudukça onun çağının ne kadar ilerisinde olduğunu, bizim de ülkece çağımızın ne kadar gerisinde yaşadığımızı anlamak hiç de zor değil...

“Değişen Dil Ve İnsan” adlı denemesinde, kendi yazdıklarını kendi anlatımıyla özetliyor Montaigne: “Gördüğüm birçokları gibi benim ardımdan da olur olmaz sözler edilmesini istemiyorum doğrusu: Şöyle düşünürdü, böyle yaşardı; şunu ister, bunu istemezdi; ölürken konuşsa şunu der, şuna bunu verirdi; onu benden iyi tanıyan yoktu gibi. Kitabımda, edep kurallarının el verdiği ölçüde, eğilimlerimi, sevgilerimi az çok belirtiyorum; bilmek isteyene sözlü olarak daha da serbestçe ve içtenlikle açıklıyorum düşündüklerimi. Ama bakmasını bilen bu anılarımda her şeyi söylediğimi, gösterdiğimi görür.”
Müfredatın dışına çıkıp ders kitaplarındaki okuma parçaları yerine öğrencilerime zevkle okuttuğum denemeler... Sonra üzerine de tartışırız, nefis olur.
çok iyi bir kitap. Bir kere değil defalarca okunmalı. alıntı kısmına gelirsek alıntı ekleyecektim fakat eğer böyle bir işe kalkışırsam bütün kitabı buraya eklemek gerekecek :) çünkü bütün cümleleri altı çizilmelik bir kitap.şiddetle tavsiye ederim.ölmeden okuyun.içerisinde en sevdiğim söz ise şu oldu.

Benim bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır..
İnsanlar hiçbir şeyimi almazlarsa,
Bana çok şey vermiş olurlar..
Hiçbir kötülük etmezlerse,
Yeterince iyilik yapmış sayılırlar..
Sınavlarım, kitabı musmutlu bir şekilde bitirip "artık ölebilirimm" diyerek kendimi yatağa fırlatma biraz engel olsada, kitabı bitirdiğğm ve incelememle karşınızdayım sevgili dostlarr:))

Montaigne başlıca yapıtı Denemeler için "kitabımın özü benim" diyor ve gerçektende öyle. kendisini hiç abartmadan, özenmeden gösteriyor bu kitabında. Tüm kusurlarıyla çıkıyor adeta karşımıza. Yıllardır tanıdığınız bir insanla sohbet edermiş gibi okuyorsunuz kitabı.

Yazılarında ruh, insan, duygular, düşüncelerimiz ve daha birçok konunun üstünde duruyor. Bize bir tek insanı, bir düşünüşü anlatmak yerine hepsinden bahsediyor.

Hani bazı kitaplar olur, okuduğunuza, zamanınızı onun için harcadığınıza bin pişman olduğunuz... Bu kitap onların arasına asla girmeyecek, ki her kelimesini zevkle okudum:))
"Düşüncelerimizin en iyi aynası yaşamlarımızın akışıdır."

Kendi düşüncemizi başkalarının düşüncesiyle zenginleştirmeyi bilmekten yana olan ve bunun yollarını gösteren yazarın kendisiyle olan diyaloglarında çoğunlukla duygu ve düşüncelerimin tam karşılığını buldum. Bazı zamanlar ise çatıştı düşüncelerim kendisiyle ama tüm bunları yaşarken aynı zamanda kendimi keyifli bir sohbetin ortasında hissettim. Yazarın istediği de tam olarak bu zaten, düşüncenin çemberleri kolay kolay kırılmıyor diğer türlü.

Onun, "Dünya ile akrabalığımı kendi milletimle akrabalığımdan üstün tutuyorum." düşüncesi, kendi benliğiyle yola çıkıp kendine varmaya çalışırken aynı zamanda her insana dokunabilmesinin açıklaması sanki. "Kitabımı az insanlar ve az yıllar için yazıyorum" diyor Montaigne, bulunduğu dönemdeki diliyle sadece elli yıl dokunabileceğini düşünüyor tespitlerinin insanlara. Ama yine de ekliyor; "Bakmasını bilen bu anılarımda her şeyi söylediğimi, gösterdiğimi görür." Gözleriyle gördüklerini aktarırken bir çok filozofun düşünceleriyle de süslüyor eserini, bazen de onların sözlerinden yola çıkıyor. "Kendini tanı" ve "Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir doğanın kölesi olma." dersi Montaigne'den alabileceğim en güzel derslerden sadece ikisi. Kitapta işaret konulacak, üzerinde düşünülecek o kadar güzel tespitler var ki yılların üzerinde biriktirdiği tüm deneyim raporlarını önümüze sunmuş gibi gerçekçi yazdıkları...İnsan yaşamının derinliklerinde genel başlıklar halinde geziniyor olması okuma tadını arttırıyorken buna yazarın akıcı ve gündelik hayatta kullanılan sade dili eklendiğinde ortaya çıkan samimi eserin hiç bitmemesini istiyorsunuz.

Başta bu eserden başka kitabı olmadığını öğrendiğimde şaşırmıştım ama kitap bittikten sonra şaşkınlığım yerini anlayışla çelişen insani bir doyumsuzlukla "keşke"ye bıraktı. Keşke daha fazla serüvenlerine tanık olma şansımız olabilseydi.

"En iyisi gençlerde öğrenme hevesini ve sevgisini uyandırmaktır, yoksa kitap yüklü birer eşek yaparız onları. Kırbaç zoruyla bilim dolu bir çanda taşıtıyorlar onlara; oysa bilimi evimizde saklamak yetmez, evlenmek gerek onunla." sözüyle yaşıyor olsa kendisini Milli Eğitim Bakanı yapmak isteyeceğimiz bu adamın eserine geç kaldığım için üzüldüm açıkçası. Ama her kitabın bir zamanı vardır düşüncesi beni bu üzüntüden çekip çıkardı, daha fazla geç kalmamış olduğum için yerini sevince bıraktı. Geriye sadece onun öğretilerini öğütüp benimsemek kaldı...

Başucu kitaplarım arasında yerini alan, herkes için yaşam rehberi olabilecek düşünce ve bilgilerin bir araya geldiği, gözüm kapalı tavsiye edebileceğim, dolu dolu bir eserle karşı karşıyasınız.

Keyifli okumalar.
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. Öyle uzun yaşamışlar var ki, pek az yaşamışlardır.
Michel De Montaigne
Sayfa 113 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Hayat kendiliğinden ne iyi, ne kötüdür: Ona iyiliği, kötülüğü katan sizsiniz...
Michel De Montaigne
Sayfa 74 - Mola Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Denemeler
Baskı tarihi:
Ocak 2006
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9789754586985
Çeviri:
Sabahattin Eyüboğlu
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları - Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Michel de Montaigne (1533-1592): "Kendini tanı" ve "Ne biliyorum?" gibi temel sorularla yola çıkarak bir insanda insanlığın bütün hallerini yoklayan "deneme" türünün insim babasıdır.

1571'de kitaplarıyla birlikte çiftliğinin kulesine çekilmesiyle başlayan bu yaratıcı süreç, Montaigne'i önce okuduklarıyla ilgili notlar almaya itmiş, aynı notlar zamanla Denemeler'i (1580) oluşturmuş, ve bu kişisel yazılar ilk yayımlanıştan sonra da dallanıp budaklanmayı sürdürmüştür.

Bu kitaptaki Eyüboğlu çevirileri'de, 1940'daki ilk baskısından 1970'deki halini alana dek okurun önüne her defasında yeni parçalar getirerek bir anlamda yapıtla benzeri bir yol izlemiştir.

Kitabı okuyanlar 5.164 okur

  • mete burak
  • zeze
  • BETÜL AKÇA
  • Deniz
  • İbrahim Koçak
  • Başak Ateş
  • Büşra Ekşi
  • Nedim Karakuş
  • Emre Bozgeyik

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.1
14-17 Yaş
%8.7
18-24 Yaş
%26.3
25-34 Yaş
%27.4
35-44 Yaş
%19.5
45-54 Yaş
%6.4
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.8
Erkek
%40.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.8 (425)
9
%24.7 (320)
8
%21.1 (273)
7
%13.1 (170)
6
%4.7 (61)
5
%1.6 (21)
4
%0.6 (8)
3
%0.6 (8)
2
%0.4 (5)
1
%0.3 (4)

Kitabın sıralamaları