·
Okunma
·
Beğeni
·
60,3bin
Gösterim
Adı:
Kendime Düşünceler
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
156
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052954027
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ta Eis Heaton
Çeviri:
Yunus Emre Ceren
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Yayınları
M.S. 161'de Roma İmparatoru olan Marcus Aurelius 121 yılının 26 Nisan gününde, Roma'da doğdu.
180 yılının sonunda, ordusunu kırmakta olan bir salgın sarılığına tutuldu, imparatorlarının öleceğini anlayarak gözyaşlarını tutamayan askerlerine: «Niçin ağlıyorsunuz?» diye sordu Marcus Aurelius. «Hepinizin beni bulacağı yere, sadece, sizden önce gittiğimi bilmiyor musunuz?» dedi ve o günün akşamı, bir emri olup olmadığını öğrenmek için yanına gelen görevliye, «Beni artık bırakıp, doğacak güneşi bulmaya gidin, ben artık batıyorum» diye yanıt verdi, sonra uyumak üzereymiş gibi, başını örttü. 180 yılının 9 Nisan gecesiydi, 58 yaşında, hayata gözlerini yumdu.
İmparator Filozof'un günümüzden 1848 yıl önce yazdığı bugün de geçerli olan, Doğa ve İnsan üzerine düşünceler bulacaksınız bu kitapta. Yazar; evrende insanın yerini, ne için var edildiğini iletiyor bize yazdıklarında.
 
156 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitabı yorumladığım video yayında bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz :) https://youtu.be/npkir3zRJG0

Bu kitabı yorumlamak uzun zamandır istiyordum fakat bir türlü vakit bulamıyordum. Youtube'daki kanalı ilk açtığım zamanlar yorumlamıştım fakat tam olarak kendimi ifade edememiştim bundan dolayı tekrar yorumlama kararı aldım. Tabii bu kitabı yorumlamadan önce bir Roma İmparatorluğuna bakmak gerekiyor.

Özellikle de Trajan devrinde imparatorluk Britanya'dan İran'ın kuzey bölgelerine kadar büyük bir imparatorluk görüyorsunuz şimdi bu imparatorlukta bir sürü din ve siyasal düşünceyle birlikte ayrıca filozofların bol olduğunu görüyoruz. Her ne kadar biz buradan her ne kadar birçok filozof var desek bile bunların birçoğunun kitabı ya ortaçağ döneminde yakılmış ya da bir şekilde günümüze ulaşamamıştır.

Tabii bu kişiliklerden önemli olarak Cicero, Seneca ve Epictetos gibi filozoflar var fakat bunlar geç cumhuriyet dönemi filozofları. İmparatorluk devrinde ise önümüze Marcus Aurelius çıkmaktadır. Tabii ki başka adamlarda var ancak önümüze bunların çoğu çıkmıyor var olanlar bile Avrupa'da dolanırken Türkçeye çevrilmemesi büyük bir kırgınlık yaratmaktadır. Ayrıca Marcus'un doğduğu yüzyıl ikinci yüzyıl yani Roma'nın sıkıntılarının baş gösterdiği bir dönemde bu adamı görüyoruz. Ayrıca Marcus'tan sonraki halefe baktığımız zaman oğlu Commodus'u görüyoruz ki kendisi Marcus'un yolundan değil Zalim Nero gibi adamların yolunu takip etmesi ilginç olmakla beraber babasını ne kadar tiye aldığı gerçeğini de değiştirmemektedir. Tabii bunlar işin genel boyutu.

Stoa felsefesine baktığımız zaman ise ilk olarak Kıbrıslı Zenon ve yavaş yavaş Roma'ya girmesiyle Scipio Africanus'u görüyoruz. Her ne kadar burada basit anlatsam da videoda daha genelini vermiş bulunmaktayım burada da özetini çıkartmaktayım.

Tabii Africanus'tan sonra Roma'nın ekonomik ve siyasi olarak doruğa ulaşan dönemi başlıyor bundan sonra ise biz Marcus'u görmekteyiz. Burada kitabın kendi isminden yola çıkarak Marcus Kendime Düşünceler diyor yani kendi kişiliğine ve karakterine uyması gereken notları derliyor tabii bu notların çoğunu savaş alanlarında yazması kişiliği ve karakteri açısından oldukça önemlidir çünkü adamın o kaosun etrafında bile kendi zihnini koruduğu ve evreni yorumlamaya adaması oldukça ilgi çekicidir. Tabii bu notlar öldükten sonra kitap haline getiriliyor bu da Marcus'un kendi karakterine uygun olarak getirdiği ve derlediği notları günümüze aforizmalar halinde getiriyor. Bu kitap sadece Stoa değil Roma Stoasının düşünce yapısını da gözler önüne seriyor. Son olarak Marcus ile ilgili birkaç alıntı yapıp incelemeyi kapatmayı düşünüyorum.
Bu kitabın kapağını her açtığımda daha önce okuduğum her cümleden yeni anlamlar keşfediyorum...Onun için asla okuduklarım arasına giremeyecek.
156 syf.
·6 günde
İnsanoğlu var olduğu günden beri sürekli mutluluğun gizini aramış. Bunu pek çok din adamı, düşünür ve filozofun ortaya koyduğu görüş, düşünce ve eserlerinden de görmek mümkün. Öyle ki birçok filozof daha da ileriye giderek düşüncelerini felsefi bir okul haline dönüştürmüş. Nitekim bu düşünce ekollerinden biri de Stoacılık Okulu’dur.
 • • •
Kıbrıslı Zenon tarafından kurulan Stoacılık Okulu, insanın temel amacının mutluluk olduğunu savunuyor. Mutluluğa ulaşmanın yolunun ise doğayla uyumlu bir yaşam felsefesi olduğunu ileri sürüyor. Bu felsefeye göre mutluluğa ulaşmanın ilkeleri ise “Hayatta bize verileni kabul etmek, arzularımız veya korkularımız tarafından kontrol edilmeye izin vermemek, etrafımızdaki dünyayı anlamak için aklımızı kullanmak, bu evrende üzerimize düşen rolü en iyi şekilde oynamak, beraber çalışıp başkalarına karşı dürüst ve adil olmak”* şeklinde sıralanıyor.
• • •
Stoacı felsefenin, günümüze kadar birçok felsefi ekolün yanında dini ve mistik düşünceye sahip kişi, grup ve okulu derinden etkilediğini görüyoruz.  Stoacı felsefenin Zenon’la birlikte en önemli temsilcileri ise Epictetos, Seneca ve Marcus Aurelius kabul ediliyor. İşte Marcus Aurelius, “Kendime Düşünceler” adlı eserinde bu okulun görüşlerini “12 Kitap”tan oluşan eserinde genel hatlarıyla sunuyor bizlere. M.S. 161-180 arasında Roma İmparatorluğu da yapmış olan Marcus Aurelius, aslında bu düşüncelerini bir kitap olarak değil günlük notlar şeklinde kaleme alıyor. Ölümünden sonra bu notlar kitap haline dönüştürülüyor.
• • •
Platon’un filozof kral idealinin en önemli örneği olan Marcus Aurelius, eserinde yaşamın amacının mutluluk olduğunu, insanın kendisiyle, doğayla ve diğer insanlarla uyum içerisinde yaşadığında mutluluğu yakalayabileceğini savunuyor. Her şeyin geçici olduğunu belirten Aurelius, asıl olanın “şimdiki zaman” olduğunu, bütün kaygılarımızın düşüncelerimizden kaynaklandığını, eğer istersek iyi ve erdemli bir yaşamı kendimiz için inşa edebileceğimizi ifade ediyor. Nitekim o, erdem, iyilik, doğruluk, kötülük, haz, mutluluk, kibir, intikam, öfke, doğum, ölüm, zaman, kader, birlik, uyum gibi hemen her konuda ileri sürdüğü görüşleriyle bu ideal yaşamı nasıl inşa edebileceğimizin ipuçlarını sunuyor.
• • •
Çağlar ötesinden “Yaşamak için on bin yılın varmış gibi davranma” diye seslenen Aurelius’in, “Kendime Düşünceler”de öyle ifade ve sözleri var ki kişisel gelişimden psikolojiye, sosyolojiye, siyaset bilimine, teolojiye ve hukuka kadar birçok alanda okuma yapan okurun, bu eserden kendine göre dersler çıkarabileceğini düşünüyorum. Doğrusu kitabı okuyup bitirmeme rağmen “Bundan böyle yaşamı her an sona erecek gibi düşünmeli ve her işini öyle yapmalısın”, “Bütün kaygılarımız içimizdeki düşünceden doğar”, “Bir cesedi sırtlanmış ufacık bir ruhsun sen”, “Hata yapmayan insan olur mu?”, “İntikam almanın en iyi yolu intikam alınacak kimseye benzememektir”, “Kovana yararlı olmayan, arıya da yararlı değildir” sözleri hala zihnimde dönüp duruyor.
• • •
Bilindiği gibi genelde felsefi metinlere karşı bir önyargımız vardır ve bu metinleri okumakta zorlanırız. Bununla birlikte “Kendime Düşünceler”,  anekdotlar şeklinde ilerlediği için insanı okurken yormuyor. Dili sade ve anlaşılır. Ancak, bir kitap mahiyeti taşıyan söz ve öğütlere sahip olduğundan bir kez okunup kenara bırakılabilecek bir eser değil. Bazen bunaldığımızda, bazen de günlük yaşamımızda herhangi bir engel ve sorunla karşılaştığımızda zaman zaman açıp okunabilecek bir başucu kitabı diyebilirim. Günümüzde önemini ve geçerliliğini hala muhafaza eden ve bizdeki tasavvuf anlayışını çağrıştıran sözlere de sahip bu kitabı, tüm okurlara mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
 
“Eğer biri benim düşündüklerimin veya yaptıklarımın doğru olmadığını ispatlarıyla ortaya koyarsa onları düzeltir ve o kişiye minnettar olurum. Çünkü hakikati arıyorum ben” (#122251828) sözünü merak eden okurlara…
Keyifli okumalar dilerim! 
.........................................
*Bknz. https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Stoac%C4%B1l%C4%B1k
156 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Alıntılara çok ağırlık verip kendi görüşleriyle de alıntıları pekiştirdiğini farkettim. Doğanın kanunundan bahsetmekte olup insan ve tanrı ilişkisini de bu konuya katmış bulunmakta. Açıkçası okuru pek sorgulamaya itmiyor bu bakımdan beklentimi karşılamadı. Yine de konusu için okunur.
136 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Kendime Düşünceler, M.S. 2. yüzyılda yaşamış olan stoacı Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un Yunanca olarak kaleme almış olduğu antik çağın en önemli eserlerinden biridir.
Marcus Aurelius bu eserini oniki kitap olarak yazmıştır. Filozof imparatorun evren, doğa, akıl, ölüm, yaşam ve insan üzerine tuttuğu notlarıdır. Eserde yer alan bu notlar yazarının hem kendi kendine verdiği öğütler hem de evrensel bir ders niteliğini taşımaktadır.
Kendime Düşünceler, anlatımının anlaşılır ve sade olmasının yanısıra; sıradan insanların bile gündelik yaşantısında karşılaştıkları sorunlara çözüm sunmasından dolayı kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
Kitabın incelemesine geçmeden önce tarihin ihtişamlı imparatorluklarından Roma’nın bir dönem hükümranlığını yapmış yazarımızın hayatına ,karakterine ve siyasetine kısaca bir değinelim isterim .
Marcus Aurelius, imparatorluğun filozof kralıydı.Bir devlet adamı olarak her konuya önem verirdi.Marcus’un sıhhatli bir bünyesi yoktu;sık sık rahatsızlık ve bozukluk yaşanmasına rağmen askerlik ve hükümranlık görevlerini yerine getirmekten geri kalmamaya dikkat eden biriydi .
Diğer imparatorlara nazaran Marcus karakterik olarak daha azimli ,çalışkan ve basiret sahibi bir şahsiyetti .Eşi Faustina’dan olma on dört çoçuğun babasıydı ve M.S 17 Mart 180 tarihinde vefat ettiğinde yerine oğlu Commodus’u veliaht ilan ederek bir halef tayin etmişti...
Kalıpların dışına çıkmadan ve toplumsal normlara saldırmadan düzenlemeler yapmaya çalışırdı mesela Gladyatör oyunlarında kan dökülmesini doğru bulmuyordu ama bunların ne kadar kabul görüp benimsendiğinin farkında olmasından ötürü dövüşü kaldırmak yerine yarışçıların kör bıçaklarla çarpışma yapmalarını sağlamıştır ...
Bunların hepsi onun düşünce dünyasına ,felsefesine ve dolayısıyla da yazdığı esere etki eden faktörlerdir .Kitabımıza gelecek olursak; Stoa felsefesinin prensiplerini benimseyen Marcus,Kendime Düşünceler adlı bu felsefik eseri Kuzey hudut boylarında iken yazmıştır .
Marcus’un oldukça güçlü bir kader ve ölüm inancı vardır .Kaderin doğal düzeninde mutlaka tecelli edeceğini eserde sık sık dile getirdiği gibi yaşamın kısalığına da sürekli değinerek onu anlamlı kılacak işler yapıp ve hedefler belirlemenin önemini vurgular .Roma tarihinin önemli isimleri Pompeıus,Juılus Ceasar gibi şahsiyetlerden örnekler verir ve kendi hayatı üzerinden sahip olduğu değerleri aktarır .Zaman kaybetmemek ,toplum ve kainat yararına işler yapmak kısa yaşamı nitelikli faaliyetler ile anlamlandırmaktan bahseder.Kitap boyunca çok kıymetli öğüt ve nasihatları sıralar .İnsanın hayat ve doğa içindekini yerini irdeler .Kendine hatırlattığı bu cümleler aslında yüzlerce yıl öncesinden bizlere yazmış olduğu yol gösterici dizeler içerir.Sadeliğe,tanrısal iyilik ve güzelliğe ,kadere ve ölüme,hayatın iniş ve çıkışlarına,şöhret ve ünün kısalığına değinerek tam bir başucu eseri ortaya çıkarır .Stoa felsefesi için bir tür kutsal kitap gibi .
Bugüne kadar okuduğum en iyi felsefe kitabıydı diyebilirim .
Yanımdan asla eksik etmem .Her fırsatta okur , her okuduğumda da yeni bir anlam bulurum .Sevdiklerime hediye ettiğim kitapların başında gelir buradan anlayacağınız üzere tavsiye ettiğim bir kitaptır her zaman...
156 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Filozof-Kral, Bilge-Kral tanımlamasını belki de en çok hakeden isimlerden birisine...

Marcus Aurelius Antoninus Agustus’a ...

Bu kitap başka şartlar altında günümüzün TEDxTalks’larından birisi olabilirdi. Ama biz kitap olarak okuyoruz, böylesi de güzel. Gerçi sürekli ağır bilgi, tavsiye ve tecrübe bombardımanı bir noktada “Marcus hocam bir sal da azıcık nefes alalım, tamam sen haklısın, en doğru sensin “ hissi oluşturuyor. Bazı yerlerde ise birbiriyle çok alakalı olmayan “düşüncelerin” alt alta yazılmış olması akıcılık açısından sizleri kötü etkiliyor.

Ancak şunu da kesinlikle söylemek isterim ki ilk başta, hoşuma giden cümlelerin altını çizme isteğim kitapta ilerledikçe “hamallığa” dönüştü. Çünkü nerdeyse her cümle bir şeyler anlatıyor ve o şeyleri gerektiği gibi anlatıyordu. Eğer altını çizmeyi bırakmazsam kitabın sonunda, sadece dipnotlar kısmı kuru kalmış, altı tamamiyle çizili bir kitabım olacaktı. Çizmekle uğraşmayıp -ve tabi alıntıları buraya yazmakla- doğrudan kitabı özümsemeye, ondan bir şeyler almaya çalıştım.

Bizde olanı bize koyma hedefiyle yola çıkan bu kitap aslında Aurelius’un kendiyle ilgili düşüncelerini unutmamak için aldığı notlardan ibaret. Bu notları biz uzun aforizmalar şeklinde okuyoruz. Gladyatör filminden de asaletine aşina olduğumuz Aurelius, Machiavelli tarafından kaleme alınan Titus Livius’un on kitabı üzerine söylevler kitabında beş iyi imparatordan biri olarak tarihe geçmiş.

İmparatorumuz, genel olarak Stoa felsefesinden etkilenmiş ve bu felsefenin bir ürünü olarak doğayla uyumlu yaşamayı, yaşatmayı, her şeyin geçici olduğunu, tek önemli olanın “şu an” olduğunu, ölümden korkmamayı hatta yeri zamanı geldiğinde onu istemeyi (bu konuda daha detaylı bilgi için Bkz. Kittiumlu Zenon) iyi ve erdemli yaşamak için neler yapılması gerektiğini nelerden de kaçınmamız gerektiğini bizlere bir filozof duyarlılığında vermiş.

Evrensel akıl, dünyanın özü, her şeyin aynılığı ve birliği, mutlak ve bağımsız iyi, erekselci bakış, toplumsal pragmatizm, anti-hedonizm, kadercilik, kelebek etkisi, tümdengelim değindiği diğer konular arasında.

Bir arkadaş bu kitapla ilgili “hiç bitiremeyeceğim çünkü her okuduğumda farklı anlamlar çıkarıyorum” demiş. Evet gerçektende okuduğunuz cümleyi geri dönüp tekrar okuduğunuzda dahi farklı anlamlar çıkarabiliyorsunuz. Ama şahsi fikrim, tüm bu karmaşıklığının yanında aslında tüm sayfalarda tüm cümlelerde söylenmeye çalışılan belli başlı şeyler ve bir mantık var. Sanırım kitaptan -eğer başarabilirsek- alabileceğimiz en büyük fayda bu mantığı(düşünüş tarzını) anlamak olacak.

Marcus Aurelius kitabını okumamın benim açımdan güzel tarafı Antik Yunan’ı Platon’u, Aristo’yu, Seneca’yı Cato’yu, Cicero’yu, Plutarkhos’u, Herakleitos’u ve daha nice filozofu hatırlamak oldu. Umarım sizde de buna benzer güzel bir etki yapar.

Evet, Romalılar sizleri daha fazla sıkmadan imparator, yüce insan, Marcus Aurelius’u okumaya davet ediyorum.

Son olarak eğer kitabı okurken müzik dinlemek isterseniz tavsiye edebileceğim bir tane var, ancak Türkçe ismini bilmiyorum, buyrun:

Ο ΣΤΑΘΜΟΣ-ΕΥΑΝΘΙΑ ΡΕΜΠΟΥΤΣΙΚΑ
156 syf.
·7 günde
" Her insanın sadece ilgilendiği şeylerin değeriyle değerlendirildiğini sakın aklından çıkarma." Kitapta beni en çok bu cümle etkiledi. Bu cümlenin benim hayatımdaki karşılığını son üç yıldır yaşadıklarımla anlatmak isterim.

İktisattan mezun olduktan sonra kariyer hayatıma dair harika hayallerim vardı. Mükemmel bir ekonomist olacak, özgün fikirlerim ve holistik bakış açımla finans sektörüne harika katkılarda bulunacaktım. Peki ne mi oldu?

Mezuniyetten sonra ilk bir yıl işsiz kaldım. Bu süreçte istediğim yerlerden mülakata bile çağırılmıyordum. Evde geçirdiğim her gün kendimi çürüyor gibi hissediyordum. Bir yılın sonunda nihayet iş bulabilmiştim: Bir kitabevinde satış elemanıydım artık. Harika! Çürümenin ne olduğunu asıl o zaman anladım. Çünkü haftanın altı günü, bir avm'de güneş ışığından mahrum, şımarık müşterilerle ve kitabevinin öküz sahibiyle muhattaptım artık. Daha sonra küçük bir firmada insan kaynakları adı altında işe başlayıp konuyla alakasız ne varsa yaptım. Dosya kaldır, dosya indir, dosya düzenle... Bu arada hor görülmem de cabası. Bir an öyle bir noktaya geldim ki kitabevini özler duruma gelmiştim.

Sonra bir şey dank etti kafama. Hayattaki ilgi alanlarımı bir sıralamaya koydum. Bir de baktım ki sıralamada ekonominin e'si bile yoktu. Bunun pişmanlığı ile haftanın 6 günü çalışıyor olsam da eve gider gitmez gece yarılarına kadar para-banka, ekonomik krizleri, mali analizi ve hukuk konularını deliler gibi çalışıyor; bir öğrenci gibi defterime notlar alıyordum. 6 ayın sonunda bir bankadan müfettişlik sınavına çağırdılar. Bilen bilir oldukça zorlu mülakatları vardır. 6 kişilik bir kurulun karşısına bile çıkmıştım. 7 adet hukuk sorusu sordular. 7/7 yaptım ve ben o sınavı verdim :)

İlgi alanlarımız, Marcus Aurelius'un dediği gibi insanın değerini belirleyen en başlıca faktör. Eğer kendinizi değer verdiğiniz konumda görmüyorsanız ilgi alanlarınızın bir sıralamasını yapın. Eksikliği bulacağınıza ve yerini dolduracağınıza eminim.
156 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Nasıl daha iyi bir insan olacağımız hakkında yazılan binlerce kitaptan birisi. Ve iyi insan olmak için konuşmamak gerek, artık bir iyi insan olmalıyız.
156 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
✏Eserimizi incelemeye ana hatlarıyla başlayabiliriz. Şöyle ki eser 169-170 yılları arasında Stoacı veya Filozof İmparator olarakta bilinen Marcus Aurelius tarafından kaleme alınmıştır. Ve eser 12 kitaptan oluşmaktadır.

✏Peki bu eser konu olarak neden bahsediyor, hemen anlatayım. Kitapta yoğun bir şekilde "Stoacı Felsefe" işlenmiş durumdadır. Bilmeyenler için Stoacı Felsefe, insanın en temel amacının mutluluk olması, ve bu mutluluğa götüren yolun doğaya hizmet ve doğaya uyumla sağlanacağıdır.

✏İnsanın yaşamı, doğru ve yanlışın kimden geldiği, alçak gönüllü ve erdemli olmak, ölümden korkmamak hatta ölüme gitmek, yönetici ilke gibi kavramların da yazarın gerek kendine verdiği öğütleriyle gerekse topluma tavsiye niteliğinde kitapta yer aldığını görüyoruz.
Aslında "Nasıl Daha İyi İnsan Olunur" ya da "Doğaya En Uygun Nasıl Davranabiliriz" gibi başlıklarda da yazılabilirdi, çünkü bu konuların kendileri ve alt başlıkları kitabın içeriğini oluşturuyor.

✏Konuyu ele almışken birkaç eleştiriyi incelememe katacağım. İlk olarak kitap yoğun bir tekrardan oluşuyor, yani aynı cümle içeriğini 12 bölümde farklı farklı yerlerde görmemiz mümkün. İkincisi ise "akrabalar velinimettir onlara saygı duy" ya da "sana silah uzatana sen gül uzat" gibi bölümler bulunuyor. Bu bölümlerin kanımca günümüzde birçok kişiye ters düşücek nitelikte olduğuna inanıyorum.

✏Eserde övgüyü hakeden yerlerden birisi ise, Aurelius bir imparator olmasına rağmen halk dilini kullanmayı seçmiş ve üslubunun yalın, mümkün olduğu kadar okuyucuyu sıkmamaya yönelik olmasını sağlamıştır.

✏Kitabı okumaya başladığım ilk andan itibaren aklıma gelen bir şeyi sizinle paylaşmak istiyorum. "Kendime Düşünceler" birçok yönüyle "kişisel gelişim kitaplarının" en ilkel hali dersek hata etmiş sayılmayız. Okuyanlardan bu düşünceme dair geri bildirim almak hoşuma gidecektir.

✏İncelememi şu satırlarla bitirmek isterim: Başkalarının verdiği imkânla ışık saçan biri olma, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükûnete ihtiyaç duyma. Özetle bir adamın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil.

*Saygılarımla*
156 syf.
·2 günde·4/10 puan
Daha da Stoacı düşünür okumam.
İnsanların çok sevdiği, çok okunan bu kitabı ben sevemedim. Stoacı felsefe bana uygun değilmiş onu anladım.
Beni rahatsız eden ilk şey, aynı şeylerin, benzer cümlelerle sürekli tekrarlanması. İkinci şey de, hayata ve insanlara bakış açıları. Şöyle ki; "sana tokat atana diğer yanağını çevir" ci bir düsturları var; "her tür akraba her halükarda baş tacı edilmeli" şeklinde bir söylemleri var; "kötülükler de Tanrılardan geliyor o yüzden iyidir" diyerek insanoğlunun iradesini tanımayan tuhaf bir bakış açıları var. Bu söylediğim yanlış anlaşılmasın: Her şey Allah'ın iradesi ile vücut bulur evet, ama Stoacılara göre insanın kendi eliyle ve bilinçli olarak yaptığı kötülükler bile insanın kendi iradesiyle yapılmış olmuyor.
Neyse fazla uzamasın, keyifle okuyamadığım bir kitaptı. Ama emeğe ve düşünceye saygı duyuyorum. Bana hitap etmedi diye kötü bir kitap olduğu söylenemez. Okumak isteyenlere iyi okumalar..
156 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10 puan
Marcus Aurelius (MS 121-180)’un Kendime Düşünceler adlı eseri 12 kitaptan oluşmaktadır. Roma impartoru iken yaptığı sefer sırasında yazmaya başladığı eseri, Stoacılık felsefesini buram buram hissettirmektedir. Hatta Aurelius da Epiktetos ve Seneca gibi geç dönem Stoa temsilcilerindendir.
İyilik, doğruluk, erdemlik, doğayla uyumlu yaşamak, öfkelenmemek, kontrollü olmak, vakti doğru kullanabilmek, kendine ve doğaya yararlı olabilmek, bulunduğu konumdan şikayetçi olmamak (bana ithafen:)) ve daha birçok konu üzerinde durulmuştur. “Doğan gereği katlanamayacağın bir olayla karşılaştığında da şikayet etme, nasılsa bitip gidecek.”(sf.102 ,X.kitap) diyerek teselli etmiştir beni.
Aurelius konuşuyor ve karşısında dinliyor gibiydim. “Platon’un Devlet’i gibi bir şey umma” (sf. 95, 9.kitap) dediği an büyük bir sarsıntı yaşadım. İrkildim ve bir şeyleri kabullenmem gerektiğini farkettim. Memnuniyetsiz olmanın kendimiz için ne kadar sağlıksız olduğunu anladım.
Ayrıca her şeyin gelip geçici olduğu, ün-şöhret gibi gösterişlerin boş bir heves olduğu sıkça dile getirilmiştir. Hatta yazar durmadan “Şimdi onlar neredeler? Kimse kalmadı, öyleyse nedir bu telaş?” gibi ifadelerle yaşamın boş, gelip geçici olduğunu yüzümüze vurmuştur.
Bir alıntı da beni çok etkilemiştir. “Utanmaz birisi seni rencide ettiğinde kendine şunu sor: “Dünyada utanmazların bulunmaması mümkün mü? O halde mümkün olmayan bir şeyi isteme. Çünkü bu adam dünyada bulunması gerekli olan utanmazlardan birisi.” Ah bunu okuduğumda nasıl da güldüm:) Gerçekten bunu düşününce rahatlıyorum:)

Marcus Aurelius’u Psikolog Hasan Arslan ile tanımıştım. https://youtu.be/cwxUhEg4Ej8 Kitabından alıntıları okudukça merakım artmıştı. Gerçekten tam anlamıyla bir başucu kitabı. İyi okumalar diliyorum.
Birini yermelerinin ona zarar verdiğini ya da övmelerinin yarar sağladığını düşünürler, bu ne büyük bir kendini beğenmişlik.
...tutkulardan arınmış zihin, güçlü bir kaledir; çün­kü insan sığınabileceği ve hiçbir zaman saldırıya uğramayacağı daha sağlam bir yer bulamaz.
... Seni memnun eden elindeki şeylere kendini fazla kaptırma, onlara fazla değer verirsen elinden kayıp gittiklerinde üzülürsün.
Şanslı insan kendine iyi bir yazgı sağlayan insandır. İyi yazgı da ruhun iyi gelişimi, iyi dürtüleri, iyi eylemleridir.
...kendisini saran etten kılıfa önem vermeyen insan giysilere, evlere, üne, bütün bu süslü püslü, göstermelik şeylere vakit harcar mı?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kendime Düşünceler
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
156
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052954027
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ta Eis Heaton
Çeviri:
Yunus Emre Ceren
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Yayınları
M.S. 161'de Roma İmparatoru olan Marcus Aurelius 121 yılının 26 Nisan gününde, Roma'da doğdu.
180 yılının sonunda, ordusunu kırmakta olan bir salgın sarılığına tutuldu, imparatorlarının öleceğini anlayarak gözyaşlarını tutamayan askerlerine: «Niçin ağlıyorsunuz?» diye sordu Marcus Aurelius. «Hepinizin beni bulacağı yere, sadece, sizden önce gittiğimi bilmiyor musunuz?» dedi ve o günün akşamı, bir emri olup olmadığını öğrenmek için yanına gelen görevliye, «Beni artık bırakıp, doğacak güneşi bulmaya gidin, ben artık batıyorum» diye yanıt verdi, sonra uyumak üzereymiş gibi, başını örttü. 180 yılının 9 Nisan gecesiydi, 58 yaşında, hayata gözlerini yumdu.
İmparator Filozof'un günümüzden 1848 yıl önce yazdığı bugün de geçerli olan, Doğa ve İnsan üzerine düşünceler bulacaksınız bu kitapta. Yazar; evrende insanın yerini, ne için var edildiğini iletiyor bize yazdıklarında.
 

Kitabı okuyanlar 4.483 okur

  • Mustafa Semih Alpaslan
  • Hakan Dr
  • Daboi
  • Zeynep
  • Ali Demiryürek
  • Meral Benimser
  • Katre Akay
  • Muhammed Emir Yiğit
  • Emre
  • İlknur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5
13-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%10
25-34 Yaş
%40
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.7
Erkek
%58.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.5 (385)
9
%15.6 (235)
8
%16.7 (253)
7
%8.1 (123)
6
%2.6 (40)
5
%2.6 (40)
4
%0.9 (14)
3
%0.2 (3)
2
%0.1 (2)
1
%0.3 (4)

Kitabın sıralamaları