Adı:
Kendime Düşünceler
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
156
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052954027
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ta Eis Heaton
Çeviri:
Yunus Emre Ceren
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Yayınları
Baskılar:
Düşünceler
Kendime Düşünceler
Kendime Düşünceler
Düşünceler
Kendime Düşünceler
Kendime Düşünceler
M.S. 161'de Roma İmparatoru olan Marcus Aurelius 121 yılının 26 Nisan gününde, Roma'da doğdu.
180 yılının sonunda, ordusunu kırmakta olan bir salgın sarılığına tutuldu, imparatorlarının öleceğini anlayarak gözyaşlarını tutamayan askerlerine: «Niçin ağlıyorsunuz?» diye sordu Marcus Aurelius. «Hepinizin beni bulacağı yere, sadece, sizden önce gittiğimi bilmiyor musunuz?» dedi ve o günün akşamı, bir emri olup olmadığını öğrenmek için yanına gelen görevliye, «Beni artık bırakıp, doğacak güneşi bulmaya gidin, ben artık batıyorum» diye yanıt verdi, sonra uyumak üzereymiş gibi, başını örttü. 180 yılının 9 Nisan gecesiydi, 58 yaşında, hayata gözlerini yumdu.
İmparator Filozof'un günümüzden 1848 yıl önce yazdığı bugün de geçerli olan, Doğa ve İnsan üzerine düşünceler bulacaksınız bu kitapta. Yazar; evrende insanın yerini, ne için var edildiğini iletiyor bize yazdıklarında.
 
Bu kitabın kapağını her açtığımda daha önce okuduğum her cümleden yeni anlamlar keşfediyorum...Onun için asla okuduklarım arasına giremeyecek.
170 syf.
·Beğendi·10/10
" Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı kentlerin yüzü ışırdı " der, Platon.

Kitabı okuyunca, Platonun ne kadar çok yerinde bir cümle kurduğuna şahit oldum. Düşünün ki, 2000 yıl önce yaşamış olan bir kişi var karşımızda ve hala ismini dilimizden düşürmeyiz. Yaptıklarını, söylevlerini mümkün olduğunca kendi dünyamızda uygulamaya çalışırız.

Neden mi! Çünkü, Marcus Aurelius 2000 yıl önce görmüş insanlığın doğa ve insan üzerindeki yıkımını... Gördüklerini de gün gün günlükler tutarak insanın ahlaklı ve erdemli olmasını kısaca, insan olmanın felsefesini hem kendisine hem de derleyen kişiler sayesinde biz okurlara anlatmış yazar.

Bazı düşünceler bir yada iki satıra sığacak kadar kısa, bazıları ise uzundur. Düşünceler alıntılardan ve stoacı ( " İnsan olmanın amacı mutluluktur. " sloganını benimsemiş kişilerin oluşturduğu felsefe okulu.) öğretilerden çağrışımlar taşımaktadır.

Ara sıra yazarın kendi düşüncelerine de rastladığımız düşünceleri, mutlaka okumalısınız. Asla pişman olmazsınız...
156 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Filozof-Kral, Bilge-Kral tanımlamasını belki de en çok hakeden isimlerden birisine...

Marcus Aurelius Antoninus Agustus’a ...

Bu kitap başka şartlar altında günümüzün TEDxTalks’larından birisi olabilirdi. Ama biz kitap olarak okuyoruz, böylesi de güzel. Gerçi sürekli ağır bilgi, tavsiye ve tecrübe bombardımanı bir noktada “Marcus hocam bir sal da azıcık nefes alalım, tamam sen haklısın, en doğru sensin “ hissi oluşturuyor. Bazı yerlerde ise birbiriyle çok alakalı olmayan “düşüncelerin” alt alta yazılmış olması akıcılık açısından sizleri kötü etkiliyor.

Ancak şunu da kesinlikle söylemek isterim ki ilk başta, hoşuma giden cümlelerin altını çizme isteğim kitapta ilerledikçe “hamallığa” dönüştü. Çünkü nerdeyse her cümle bir şeyler anlatıyor ve o şeyleri gerektiği gibi anlatıyordu. Eğer altını çizmeyi bırakmazsam kitabın sonunda, sadece dipnotlar kısmı kuru kalmış, altı tamamiyle çizili bir kitabım olacaktı. Çizmekle uğraşmayıp -ve tabi alıntıları buraya yazmakla- doğrudan kitabı özümsemeye, ondan bir şeyler almaya çalıştım.

Bizde olanı bize koyma hedefiyle yola çıkan bu kitap aslında Aurelius’un kendiyle ilgili düşüncelerini unutmamak için aldığı notlardan ibaret. Bu notları biz uzun aforizmalar şeklinde okuyoruz. Gladyatör filminden de asaletine aşina olduğumuz Aurelius, Machiavelli tarafından kaleme alınan Titus Livius’un on kitabı üzerine söylevler kitabında beş iyi imparatordan biri olarak tarihe geçmiş.

İmparatorumuz, genel olarak Stoa felsefesinden etkilenmiş ve bu felsefenin bir ürünü olarak doğayla uyumlu yaşamayı, yaşatmayı, her şeyin geçici olduğunu, tek önemli olanın “şu an” olduğunu, ölümden korkmamayı hatta yeri zamanı geldiğinde onu istemeyi (bu konuda daha detaylı bilgi için Bkz. Kittiumlu Zenon) iyi ve erdemli yaşamak için neler yapılması gerektiğini nelerden de kaçınmamız gerektiğini bizlere bir filozof duyarlılığında vermiş.

Evrensel akıl, dünyanın özü, her şeyin aynılığı ve birliği, mutlak ve bağımsız iyi, erekselci bakış, toplumsal pragmatizm, anti-hedonizm, kadercilik, kelebek etkisi, tümdengelim değindiği diğer konular arasında.

Bir arkadaş bu kitapla ilgili “hiç bitiremeyeceğim çünkü her okuduğumda farklı anlamlar çıkarıyorum” demiş. Evet gerçektende okuduğunuz cümleyi geri dönüp tekrar okuduğunuzda dahi farklı anlamlar çıkarabiliyorsunuz. Ama şahsi fikrim, tüm bu karmaşıklığının yanında aslında tüm sayfalarda tüm cümlelerde söylenmeye çalışılan belli başlı şeyler ve bir mantık var. Sanırım kitaptan -eğer başarabilirsek- alabileceğimiz en büyük fayda bu mantığı(düşünüş tarzını) anlamak olacak.

Marcus Aurelius kitabını okumamın benim açımdan güzel tarafı Antik Yunan’ı Platon’u, Aristo’yu, Seneca’yı Cato’yu, Cicero’yu, Plutarkhos’u, Herakleitos’u ve daha nice filozofu hatırlamak oldu. Umarım sizde de buna benzer güzel bir etki yapar.

Evet, Romalılar sizleri daha fazla sıkmadan imparator, yüce insan, Marcus Aurelius’u okumaya davet ediyorum.

Son olarak eğer kitabı okurken müzik dinlemek isterseniz tavsiye edebileceğim bir tane var, ancak Türkçe ismini bilmiyorum, buyrun:

Ο ΣΤΑΘΜΟΣ-ΕΥΑΝΘΙΑ ΡΕΜΠΟΥΤΣΙΚΑ
156 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Herkese tavsiye edeceğim bir kitap. İnsana faydası cidden dokunur. Sonlarına doğru geldikçe sinirlendim.

Bu kitabın çevrilmiş haline bile bir çeviri lazım. Google translate çevirisi sanırım. Yani nolur - us - yerine - akıl - kelimesi kullanılsa. - özdek- yerine - madde - denilse.
Sen anlamamışsındır , felsefecilerin anlayacağı bir kitap , diyorsanız bilemem.

Ama yani güzelim eseri insanlara böyle sunmak çok üzücü. Bırakın herkes okusun , herkes anlasın.
Sonra niye kitap okunmuyor. Okunmaz tabii. Sen halkın dilinden çok uzakta bir dil ile çeviri yapıyorsun. Sonra niye okunmuyor. Okunmaz. İnsanlar anlamadığı şeyi niye okusun?

Neyse sinirimi attım. Kitap harika. Eğer pes etmezseniz gayet size katkısı olur diye düşünüyorum.

Başka bir çevirisine denk gelirseniz onu alın tabi.
142 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Her yaptığın doğru olmayabilir. Böyle durumlarda canını sıkıp üzülme, gücünü de kaybetme. Eğer hata yaptıysan baştan başla. En azından yaptıklarının çoğunun iyi olması için uğraş. Yaklaştığın şeyi sev. Felsefeye ciddi bir okul öğretmenine yaklaşıyormuş gibi değil, gözlerinden rahatsız olduğu için buna bir çare arayan bir insan gibi yaklaşmaya çalış. Böylece hem akla boyun eğmenin kötü bir şey olmadığını göreceksin hem de mutluluğa kavuşacaksın.

Kendime düşünceler; Filozof İmparator’un kendine kendini anlattığı bir başucu kitabı. Kitap Marcus Aurelius’un evren, insan, doğa, akıl, yaşam ve ölüm üzerine gün gün tuttuğu notlardan oluşuyor. Her felsefi eserin yaptığını, yani kendimizi gerçekleştirme yolunda bize farklı yollar gösteriyor. Yine de her yeni bir eseri okuduğumuzda aynı şeyi düşünüyoruz. Bunları biliyoruz. Aristoteles ''bilmek yapmaktır'' der. Hala yapamadığımıza göre bilmiyor olabilir miyiz? Neden bildiğimizi söylüyoruz? Hala soru sorabiliyorsak yaşamaya devam ediyoruz. Belki bu kitap bütün sorularımıza cevap olamayacak ama bir ışık tutacağına eminim. Mutlaka okuyun…
156 syf.
·9/10
Marcus Aurelius 161-180 yılları arasında görev yapmış bir Roma imparatorudur. Stoacı felsefeyi benimsemiş filozof bir kişiliktir. Okuduğum bu eserinde Hereklitos'tan, Pisagor'dan, Platon'dan ve Stoacı filozofların düşüncelerinden etkilenerek oluşturulmuş bir düşünce sistemi gözlemledim. Marcus Aurelius'un düşünce sistemini oluşturan temel unsurları şöyle sıralayabiliriz:
1. Ölçülü olmak
2. Her şeyi olduğu gibi görmek, hiçbir şeye olduğundan fazla değer vermemek
3. Ölümün her insanın kaderinde olan doğal bir olgu olduğunu kabullenip ondan korkmamak
4. Her zaman akla uygun hareket etmek
5. Ahlaklı bir yaşam sürmek
6. Hoşgörülü olmak
7. Geçmiş ve gelecek yüzünden kaygı duymamak, şimdiki zamanı iyi değerlendirmek
8. Panteist bir Tanrı ve evren tasavurru
9. Herşeyin değişim ve dönüşüm içinde olduğu düşüncesi
Tüm bu unsurları büyük bir bilgelikle sentezleyerek sistemleştiren bu bilge insanın görüşleri bize hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiği konusunda yol gösteriyor. Bu kitabı rehber edinen bir kişinin daha mutlu ve bilgece bir yaşam süreceği düşüncesinde olduğum için herkese tavsiye ederim.
170 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yaklaşık 2.000 yıl önce yaşamış bir düşünürün, bireysel ve toplumsal ahlak ve mutlu yaşam önerilerini okuyunca hayret ediyor insan. Kitabın giriş kısmı akıcı gelmeyebilir fakat sabırla ve dikkatle okunmasını öneririm.
Hele ki bu tür düşünce ürünlerine:
"Felsefe insanı inanç ve ahlak yönünden saptırıyor" formunda düşünenlerin, bu kalıbı aşmaları için ilaç gibi bir kitap.
Yky yayınları 169 sayfa, yaklaşık 9 tl değerindeki bu kitabı kütüphanenize kazandırmanızda fayda var.
Ali Rıza Malkoç
156 syf.
·11 günde·8/10
‘’Nasıl iyi bir insan olunacağı hakkında daha fazla konuşma, öyle biri ol ’’ cümlesini okuduğunuzda, ’bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ Marcus amca diyebilirsiniz. Demeyiniz :)

Bütün kitap boyunca tavsiye verdiği düşünülünce haklı olabilirsiniz; fakat bir dakika bekleyin, cümleyi sindirip okumaya devam edin :) Kattıkları olacaktır.

Nadir rastlanan bir durumdur ki bir yönetici, bir imparator veya bir siyasetçi felsefe yapsın. Yapınca da böyle değerli olsun. Başucu kitabı yapanlar olsun. Başucu kitabım olur mu bilmiyorum; fakat önem verdiğim konulara değinmesi açısından oldukça güzel bir kitaptı benim için. Birçok şey kattığını düşünüyorum.

Stoa felsefesinin temelini oluşturan noktalara sıklıkla değinilmiş. Bu bağlamda, öğütler sıklıkla aynı kapılara çıkıyor diyebilirsiniz. Bu ‘aynı kapılar’a tekrar tekrar ulaşmak konunun önemini kavramak açısından etkili olmuş bence.

Eserde bir yandan, düşündüğünüzde çok basit gelebilecek birkaç temel felsefe var ki bunları hayatınızın merkezine alırsanız hayatınızı kolaylaştırabilir. Öte yandan, şöyle dediğiniz noktalar da olabilir ‘’ bu kadar da iyi bir insan nasıl olunur bu devirde bu felsefeyle’’. Güzel olunur sanki :)

İyi okumalar...
158 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Çok değerli bir yapıt.Bir inci daha buldum!Yüzyıllar öncesine dayanan deneyim deposu.Nietzche gibi düşünen bi yaklaşım.İnsanın önce kendi içinde soluklanması gerektiğinin farkındalığını sağlamaya çalışıyor.İzlenimlerinin çok doğru olduğu düşüncesindeyim.Keşke bakış açısını herkes uygulayabilse.John Steinbeck i de etkisi altına alan yazar ufuk genişletici bir eser bırakmış.Bunu Cennetin Doğusu nda bariz görebiliyorsunuz.Zaten kitap ismi de geçiyor içerisinde.Çok fazla değerli satır var,kitap boyunca o kalemin kapağı hiç kapanmıyor:

Bahsettiği konuyla ilgili örnekler oluşturup tahayyülde karakterle de birleştirince on numara.Ayrıca yaptığı felsefik yaklaşımın culturamızdaki değerlere de yakın olduğu düşüncesindeyim.Kendine yönelmek ve daha bir çok anlayış yabancı gelmiyor.Yky yayınlarından okudum ve çevirinin iyi olduğu çok bariz.Satır aralıkları da güzel,daraltmıyor insanı.Tavsiyeliktir!
170 syf.
·Beğendi·9/10
Hem imparator hem felsefeci yani çok nadir bulunan hükümdarlardan bir tanesi hakeza düşünceleri ile de çok değerli bir insan
"Ün peşinde koşanlar kendi yararını başkalarının etkinliğinde olduğunu düşünür; zevk düşkünü, kendi duygularında; sağ duyusu olansa, kendi eylemlerinde olduğunu"
Kitap hiç sıkmıyor normalde bu tür kitaar ders kitabı gibidir binbir nasihat verir ama bu kitap kendini okutuyor
170 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yazar bu eserinde “türümüzün mutlu bir hayat yaşaması için doğadaki milyonlarca bitki ve canlı türünden farkı olmadığını, dolayısıyla da bir kedinin, köpeğin, böceğin, otun ölümünden, insan ölümünün farkı bulunmadığını, pek çok üzüntünün ana sebebinin insanın kendini olması gerekenden daha önemli zannetmesinden kaynaklandığını” olabilecek en anlaşılır ve mantıklı açıklamasını yapıyor.
Ölümden korkmanın çok mantıksız ve aptalca olduğunu da pek çok ve farklı örneklerle anlatıyor.
Ve diyor ki, “Şundan emin olun ki, hiç kimse kendi ölümünü görmeyecek, peki şahit olmayacağınız bir ölüm için bu kadar üzülmek niye?” diyor.
“Yeni bir bebeğin dünyaya gelişine, çiçeklerin açmasına, yumurtadan yeni çıkan ve ötüşen kuş yavrularına üzülmüyorsanız, kendi ölümünüze üzülmenin mantıklı bir izahı olabilir mi?” ve benzeri örneklerle ölüm korkusuna paydos etmenize dolayısıyla da zaten çok kısa olan hayatı olabildiğince mutlu yaşamanın yolunu göstermektedir.
Bu kitabı okuduğunuzda: “Yazar dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ve önemli imparatorluğunun imparatoru olmasına rağmen ölüm onu korkutmuyorsa, bizi neden korkutsun?” diyorsunuz.
Bunların hangisi övüldüğü için iyidir, ya da hangisi yerildiği için mahvolmuştur?

ZÜMRÜT çirkinleşir mi övgüler düzelmezse?
Bir insanın de­ğerinin, ilgi duyduğu şeylerin değeriyle ölçüldüğünü aklın­dan çıkarma.
Marcus Aurelius
Sayfa 96 - Yapı Kredi Yayınları
Bir insan seni suçladığında ya da kırdığında o insanın ruhunu inceleyerek nasıl bir insan olduğunu anlamaya çalış. Kafanda bir fikir oluştuğunda kendine acı çektirmenin gereksiz olduğunu göreceksin. Yine de onlara hoşgörü göster.
Marcus Aurelius
Sayfa 100 - Say Yayınları
Sabahları canın yataktan çıkmak istemediğinde, hemen şöyle düşün:"Bir insanın görevini yerine getirmek için kalkıyorum.Bunu yapmak için için doğdum, bu dünyaya bunun için getirildim, peki ama neden yakınıyorum öyleyse ? Yataktan çıkmayıp yorganı başıma çekmek için mi yaratıldım yoksa?
Marcus Aurelius
Sayfa 71 - YKY, 5.Basım, 2013, İstanbul

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kendime Düşünceler
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
156
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052954027
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ta Eis Heaton
Çeviri:
Yunus Emre Ceren
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Yayınları
Baskılar:
Düşünceler
Kendime Düşünceler
Kendime Düşünceler
Düşünceler
Kendime Düşünceler
Kendime Düşünceler
M.S. 161'de Roma İmparatoru olan Marcus Aurelius 121 yılının 26 Nisan gününde, Roma'da doğdu.
180 yılının sonunda, ordusunu kırmakta olan bir salgın sarılığına tutuldu, imparatorlarının öleceğini anlayarak gözyaşlarını tutamayan askerlerine: «Niçin ağlıyorsunuz?» diye sordu Marcus Aurelius. «Hepinizin beni bulacağı yere, sadece, sizden önce gittiğimi bilmiyor musunuz?» dedi ve o günün akşamı, bir emri olup olmadığını öğrenmek için yanına gelen görevliye, «Beni artık bırakıp, doğacak güneşi bulmaya gidin, ben artık batıyorum» diye yanıt verdi, sonra uyumak üzereymiş gibi, başını örttü. 180 yılının 9 Nisan gecesiydi, 58 yaşında, hayata gözlerini yumdu.
İmparator Filozof'un günümüzden 1848 yıl önce yazdığı bugün de geçerli olan, Doğa ve İnsan üzerine düşünceler bulacaksınız bu kitapta. Yazar; evrende insanın yerini, ne için var edildiğini iletiyor bize yazdıklarında.
 

Kitabı okuyanlar 285 okur

  • ahmet Karakuzulu
  • Buzullar Eriyor
  • Eren Gökyer
  • h
  • Harun Mümin Demirocak
  • Bekir Kaya
  • Günalp Taşdelen
  • Pierre Riviére
  • ZümrütGökce
  • Aziz Çelik

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%10
25-34 Yaş
%40
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.7
Erkek
%58.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.5 (26)
9
%6 (8)
8
%10.5 (14)
7
%8.3 (11)
6
%2.3 (3)
5
%0.8 (1)
4
%2.3 (3)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları