Kendime Düşünceler, Marcus Aurelius’un kendisi için yazdığı notlardan oluşan; insanın doğaya uygun yaşaması, geçiciliği kabullenmesi, hırsı dizginlemesi ve kendini yönetmeyi öğrenmesi gerektiğini anlatan Stoacı bir felsefe kitabı... Bu kitapta beni en çok etkileyen, doğaya uygun yaşama ve geçicilik üzerine verilen örnekler oldu.
Doğada vakit geçirirken insanın aceleyle, hırsla ve fazlalıkla ne kadar yorulduğunu fark ediyordum. Aurelius “Doğaya uygun olan insana da uygundur.” diyor. Örneğin bahar, yeniden başlamanın mümkün olduğunu, yaz, bollukta şükretmeyi hatırlatıyor; sonbahar ise elde tutmanın değil, bırakmanın huzurunu öğretiyor. Doğa hiçbir şeyi zorla elinde tutmuyor; zamanı geleni bırakıyor. Bunun gibi daha pek çok örnek var.
Geçen gün yemek yaparken bu düşünceler yeniden aklıma geldi. Doğa ne söylüyorsa, sebzeler onu tekrar ediyor sanki. Kış zor bir mevsim; ıspanağın temizlenmesi emek istiyor, karnabaharı parçalara bölmek sabır gerektiriyor. Belki de kış, insana yavaşlamayı, emeği ve tahammülü öğretmek için böyle.
Zor olan şeyler bile doğanın düzeninin bir parçası. İnsana düşen, bu düzenle kavga etmek değil, onunla uyumlanmayı öğrenmek.
Stoacı düşüncede “doğaya uygun yaşamak”, İslam’da fıtrata uygun yaşamak fikrine çok yakın. Hakikat, farklı dillerle söylense de çoğu zaman aynı yere işaret ediyor. Bizim için en iyisini düşünen Yüce Allah’a ne kadar şükretsek az.