Gazi Mustafa Kemal Atatürk

9,2/10  (65 Oy) · 
89 okunma  · 
93 beğeni  · 
3.161 gösterim
“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880'liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal'in aile kökeni ile başlıyor.

Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, II. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.

Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…

Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol...

Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı'dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar...

Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk...

İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor...

(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2018
  • Sayfa Sayısı:
    480
  • ISBN:
    9789752430297
  • Yayınevi:
    Kronik Kitap
  • Kitabın Türü:
Necip Gerboğa 
25 Oca 23:54 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

Son zamanlarda 'tarihçi' adı altında ortaya çıkıp Atatürk'e, onun aile fertlerine, Türkiye'nin kurucu kadrosuna ve daha pek çok manevi değerimize olmadık iftira ve hakaretler savuran bir grup şarlatanın, çeşitli basın ve medya kanallarında bir tarım böceği gibi, bir kımıl gibi her geçen gün çoğalması karşısında, İlber Ortaylı gibi değerli bir tarihçinin Atatürk hakkında bir kitap kaleme alması, açıkçası beklediğim ve çok da şaşırmadığım bir durumdu.

İnternette, İlber Ortaylı'nın bu kitabı bazı ticari kaygılarla yazdığını ileri süren yorumlara da rastladım. Ben kitabı okurken kesinlikle bir ticari kaygı izine rastlamadım açıkçası. Kaldı ki, kitap yazılırken böyle maddi bir kaygı da güdülmüş olabilir. Eğer böyle bir durum varsa ve ülkenin yetiştirdiği en değerli tarihçilerinden biri olan İlber Ortaylı'nın 70 küsür yaşında böyle kaygıları varsa, bu onun değil bizim, yani Türk toplunun ayıbıdır diyerek giriş faslını kapatıyorum...

Kitap genel olarak Atatürk hakkında bildiğimiz, yanlış bildiğimiz ya da hiç bilmediğimiz pek çok detayı içinde barındırıyor. Ortaylı, tarihe ve tarih yazımına bir popüler kültür öğesi ya da bir siyasi yaranma aracı olarak değil, tamamıyla bir bilim olarak bakıyor. Eserini kaleme alırken tarih biliminin gerektirdiği tüm kaideleri tek tek uygulamış. Bunu yaparken de ayrıca sınıfta ders verir gibi öğretici bir üslupla tarih okumanın ve tarih yazmanın inceliklerini okur ile paylaşmış. Günümüzde tarih adı altında nasıl çizgiden çıkıldığını, bir şekilde ele geçirilen ve resmi olmayan belgeler ya da şahsi anılar üzerinden birilerinin bu işi nasıl sulandırdığını o naif çizgisini bozmadan kendi üslubunca anlatıyor ve dikkatimizi bu yöne çekiyor.

Kitapta sadece belge ve bulgulara dayanan tarihi gerçekler bulunmuyor. Ortaylı, kendi birikimi ve karşılıklı okuma tekniği ile bazı tarihi gerçekleri yorumlarıyla zenginleştiriyor. Ancak neyin bilgiye/bulguya dayandığını, neyin kendi yorumu olduğunu kullandığı dil sayesinde rahatlıkla ayırt edebiliyorsunuz.

Dil demişken, kitabın çok akıcı bir dili olduğunu da belirtmem gerekiyor. Zaten Ortaylı bu kitabı torununa ve onun arkadaşlarına ithaf ediyor. Yani genç kuşağa... Çünkü bu bilgi kirliliği içinde en fazla tehdidin genç kuşaklar üzerinde olduğunu düşünüyor ki ben de kendisine sonuna kadar katılıyorum. Eğer genç okurlar, Atatürk üzerine detaylı bir okuma yapmak istiyorsa, kapsayıcılığı ve gerçekçiliği açısından bu kitapla başlamalarını tavsiye ederim.

----------------------------

Kitap, 8 ana bölüm altında Atatürk'ün hayatını ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş hikayesini inceliyor. Atatürk'ün çocukluğu ve gençliği, askeri eğitimi, 1. Dünya Savaşı süreci, Milli Mücadele dönemi, Cumhuriyet'e giden yol, inkılaplar dönemi ve genel açıdan dünya perspektifinde Atatürk'ü ele alan bölümler mevcut. Kitabın merkezinde Atatürk olsa da, kitap boyunca daha başka pek çok tarihi şahsiyetin de hayatlarına ilişkin önemli bilgiler öğreniyoruz.

Bugüne kadar biraz okul bilgisiyle, biraz da okuduğum kitaplar aracılığıyla kafamda yer eden Atatürk ve kuruluş dönemine ek olarak bu kitap vasıtasıyla kazandığım birkaç yeni bilgiyi de paylaşmak isterim;

* Örneğin Atatürk'ün Selanik'te doğmuş olması tarih derslerinde tek cümlede söyleyip detayına inmediğimiz bir konudur. Oysa ki Selanik'in o dönemdeki kozmopolit yapısı, ticaret, ulaşım, sanat ve kültür gibi alanlarda dünyanın öne çıkan kentlerinin başında geliyor olması, Atatürk'ün hayatının şekillenmesinde, eğitiminde, meslek seçiminde ve daha pek çok konuda önemli bir role sahip. Eğer Atatürk Selanik'te değil de Anadolu'nun başka bir kasabasında veya köyünde doğmuş olsa idi, tarih büyük ihtimalle çok farklı yazılıyor olacaktı.

* Bunun dışında yine birkaç cümle ile geçiştirdiğimiz bir Trablusgarp direnişi vardır. Tarih derslerinde bu savaş, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da kaybettiği son toprak parçası ile ilişkilendirilir. Oysa ki Atatürk'ün gönüllü olarak katıldığı Trablusgarp direnişi, onun askerlik hayatında bir kilometre taşıdır. Orada elde ettiği askerlik deneyimi, hayatının sonraki dönemlerinde gireceği pek çok savaş açısından bakıldığında adeta bir okul görevi görmüştür.

* Aynı şekilde Askeri Ateşe olarak atandığı Sofya'da geçirdiği yaklaşık bir yıllık süre de, Atatürk'ün ileride kuracağı Türkiye Cumhuriyeti'nde sosyal hayatın nasıl olacağının şekillendiği önemli bir dönem olarak karşımıza çıkmakta.

Buna benzer çok sayıda örnek yazabilirim ama bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Tabii herkes kendi okuduklarından kendine has yeni kazanımlar elde edecektir mutlaka...

---------------------------

Sonuç itibariyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabını herkese tavsiye ediyorum. Her kitaplığın böyle bir kitabı hak ettiğini düşünüyorum. Bu sitenin okurlarını tenzih ederek söylüyorum, ülkede genel olarak tarih okumaları, özellikle Atatürk ve Kuruluş dönemine ilişkin okumalar çok geri planda kalmış durumda. Pek çok insan ortaokul lise yıllarında öğrendikleriyle hayatına devam ediyor. Daha kötüsü, her zamanki hazırcılığı ile tarihi, televizyonda seyrettiği reyting kaygılı popüler tarih programlarından öğrenmeye çalışıyor. Hatta daha da dip bir grup var ki, bu gruba girenler, Muhteşem Yüzyıl, Vatanım Sensin, Payitaht Abdülhamit gibi diziler seyredip, orada öğrendikleriyle başkalarına tarih satmaya kalkışıyorlar.

Oysa ki tarih bilimi bizim için, bugünü anlamamız, en azından, neden Suriye sınırında 30-40 km'lik güvenli bir hat açmak için koca bir orduyu seferber ettiğimiz gibi sorulara yanıt bulabilmemiz için önümüze açılan en yakın ve en güvenli köprü konumunda bulunuyor.

Ancak köprüyü geçerken bize kimin rehberlik ettiğini çok iyi bilmemiz ve sadece güvenebileceğimiz kişiler vasıtsıyla bu köprüyü geçmemiz gerekiyor. Öteki türlü, köprüyle birlikte yerin dibine göçme ihtimalimiz çok yüksek.

Herkese keyifli okumalar dilerim...

Mustafa 
26 Oca 11:59 · Kitabı okudu · 6 günde · 10/10 puan

Bilgilerinizi hedef tahtası olarak düşünün ve bu kitabın bir ok olduğunu hayal edin. İlber Ortaylı hoca her ok atışında hedefi tam 12’den vurmuş! İlber hoca bu kitapta bize eğitim yıllarında üstü kapalı sürekli hikaye gibi anlatılan tarihi olayları betimleyerek açarak anlatmış , belgelerle ve açık anlaşılır tasniflerle. Kitap Osmanlı’nın son yıllarıyla başlıyor günün Osmanlısını anlatıyor içindeki hainleri I. Dünya Savaşı sonrası kendini başka ülkerin eline teslim etmeye çalışanları sert bir yumruk gibi yüzümüze vuruyor. Sonra Atatürk’ün nasıl Atatürk olduğunu anlatmaya başlıyor. Atatürk’ün nasıl zorluklarla ülkeyi bağımsız bir hâle getirdiğini. Kitapta sadece Atatürk yok tâbi Atatürk ve onun silah arkadaşları kıymetli komutanlara yer verilmiş. Savaş sonrası ülkenin nasıl ayaklandığını bilim ve eğitimle nasıl yükseldiğini inkilapları anlatmış , inkilapların nedenini ne gibi yararını olduğunu herşeyi belgelerle ortaya koyarak anlatmış. Sevgili İlber Hoca bazı yerlerede değinmiş. Günümüzde kendini tarihci sanan at gözlüklerini çıkartmadan bir ideoloji ve bir zümreyi arkasına alarak yalan yanlış tarih yazan kişileride eleştirmiş ve çıkarttıkları boş tarih bilgilerini belgelerle çürütmüştür. Kitabı benim okumam 6 gün sürdü. Sürekli geri geldim altını çizdim not alarak okudum. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü tanımak ve onu anlamak isteyen herkese tavsiye ederim.

Bu kitabı bizlere yazan sevgili İlber Ortaylı hocaya teşekkür ediyorum.

Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.

M.Kemal ATATÜRK.

DUA 
 08 Şub 22:09 · Kitabı okudu · 13 günde

Ey büyük Atatürk

Açtığın yolda gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim dedim ve belkide uzun süredir tuttuğum, unutmadığım tek andım oldu.

Bu kitabı bana hediye eden büyük yürekli güzel insandan tekrar özür diliyorum. Kendisini azıcık terslemiştim. Bir daha terslememem için bana kitap hediye etti. Gerçi bomba düzenekli bir kitap gönderip benden intikam alacağını söylemişti ama hala hayattayım.
(Artık ne zaman kitap lazım olursa kendisini tersleyeceğim. Elime büyük bir koz vermiş oldu.)
İsmini vermemi kesinlikle istemiyor utanıyormuş. Öğrencilere çok faydalı olan, Atatürk sevgisiyle dopdolu, saygıdeğer öğretmendir kendisi.

Konuya gelirsek ne söylesem eksik kalacaktır onun için.
Ah benim gök gözlü yiğidim. Senin yüceliğinin, senin devrimciliğinin bir kitaba sığmayacağını biliyordum.

Ben daha çok Atatürk'ün kişiliğine dair bilinmeyen bir şeyler bekliyordum. Belki bir iki şey öğrendim mesela Konyalı olduğu söylentileri evet ama kendisiyle alakalı çok daha detaylı bir kitap bekliyordum.

Haksızlık etmekte istemiyorum açıkçası. Kitaba hiç bir lafım yok. Dört dörtlük bir kitap olduğunu söylememe hiç gerek yok. İlber Ortaylı çok sevdiğim saygı duyduğum bir tarihçi. Savaşları mükemmel bir şekilde anlatmış. O an o atmosfere girip bir daha asla çıkmak istemiyorsunuz. Ancak beklentimi karşılamadı.

Atatürk'ü bilmeyenler, öğrenmek isteyenler, bu sitede çok fazlaca bulunan ve sırf Atatürk sevgim yüzünden beni engelleyen cahil Atatürk düşmanlarına kapak gibi harika bir kitap olmuş. Fotoğraflarla desteklenmiş ki 235'teki fotoğrafı ilk kez gördüm. Dipnotlardaki kaynaklarla, akıcılığıyla, İlber Ortaylının kendine has yorumlarıyla, her daim gündemden düşmeyen bazı yalan yanlış bilgilerin neden yanlış olduğunu ve doğrularını açıklayarak, bazı bilinmeyen kelimeler dışında her yaştan okuyucu için doyurucu bir kitap çıkmış ortaya.

Mehmet Y. 
 13 Oca 16:53 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın bir Atatürk kitabı hazırladığını duyduğum zaman çok heyecanlanmıştım. Çok büyük iki isim vardı ortada, birisi Atatürk, diğeri ise İlber Ortaylı. Nitekim kitabın üzerinde çalışıldı ve Ocak 2018’de vitrinlerdeki yerini aldı.

Hoca, kitaba büyük önem vermiş, bu belli. Çünkü daha önceki pek çok kitabında yaptığı bir şeyi yapmamış. Kitaba akıcılık sağlasa da tenkit edilen bir yöntemi vardı hocanın. Kitapları söyleşi, soru-cevap tarzında oluyordu. Ancak bu defa öyle olmamış. İlber Hoca metinleri yazmış, okumuş, daha önce yazdıklarını gözden geçirmiş. Yani ciddi bir zamanını bu kitap için harcamış. Dip notların olduğu, geniş bir kaynakçanın bulunduğu bir eser çıkmış ortaya. Üstelik hacim olarak kalın bir eser. Tabii sadece hacim değil içerik olarak da oldukça doyurucu.

İlber Ortaylı’nın Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı sağlam bir referans eser olmuş. Sadece Atatürk’ü değil, onun etrafındaki kişileri, hadiseleri, mekanları, gelişmeleri de anlatıyor. Hoca’nın mukayeseli ve coğrafyalı tarih anlayışı bu kitabına da sirayet etmiş durumda.

Doğrusunu isterseniz, bence tam zamanında; doğru kişinin, doğru kişiyi yazdığı bir kitap olmuş Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Bu kitapta bendenizin de küçük bazı katkıları olmadı değil; çok önemli midir bilmiyorum ama bundan dolayı da büyük bir gurur ve mutluluk yaşıyorum.

Zaten epeyce alıntı yaptığım için sözü daha fazla uzatmak istemiyorum; okuyunuz, okutunuz efendim…

fazi 
29 Oca 16:27 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bugüne kadar okuduğum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılan en kapsamlı eserdi diyerek başlamak istiyorum incelememe.
İlber Ortaylı bazı kesimler tarafından çok sevilmeyen (çünkü kendisi hep doğruları söyler) değerli ve önemli bir tarihçidir. Yeri ayrıdır, düşünceleri ve açıklamalarıyla her seferinde aydınlatıcı bilgiler verir.

Atatürk hakkında yazmasını beklediğim, onun yazdıklarını okumak için can attığım kadar varmış. Kendisi de kitap tanıtımında "Atatürk'ü yazmak için 70 yaşına kadar beklediğini" belirtmiş ve tüm birikimini bu kitapla okuyucuya sunmuştur. El yazısı ile aldığı notları yavaş yavaş bir araya getirip, Atatürk hakkında böylesine değerli bir esere imzasını atmıştır.

Samimi, birçok yerde rastlamadığım, belgelere dayalı, hem nesnel hem de öznel yorumlardan oluşan harika bir kitap okudum. Geleceğe, yeni Atatürk nesillerine ve bizlere her açıdan rehber olacağına inanıyorum.

Sekiz bölümden oluşan eserde, hem bildiğimiz tarihi hem de bildiklerimizin iç yüzünü bizlere sunuyor Ortaylı. Ayrıca çok tartışılan, bazı 'tarihçiler' ve 'gazeteciler' tarafından doğruluğu kanıtlamadan sunulan bilgileri de yaptığı açıklamalarla çürütüyor. Birçok sayfada da yazdıklarını kitap isimleri ile destekliyor.

İlkokul sıralarında başlayan ve büyüdükçe okuduğumuz kitaplarla pekişen bilgilerin, daha ayrıntılı anlatımını bulacaksınız bu güzel eserde. (Örneğin Atatürk'ün doğum tarihi, soy ağacı, İttihatçılar ile arasındakiler, Çanakkale'de Mustafa Kemal ve daha birçok bilgi...)

Birinci dünya savaşı, kurtuluş mücadelesi, cumhuriyet ilanı ve sonrasında küllerinden doğan bir milletin "Lideri", "Önderi", "Kemal Paşası", "Başkomutanı", "Gazisi" olmanın ne denli zor olduğunu bir kez daha gördüm okurken. Bu zor görevi canı pahasına devralan, vatan ve millet sevgisi ile dolu Atatürk'ü böyle bir kitaptan okumalı insanlar dedim her sayfada...

Bildiklerimin üzerine yepyeni şeyler ekledim, tarafsız ve gerçekten okunmayı sonuna kadar hak eden bir kitapla karşılaştım. Günümüzde yazılan, nispeten çok okunan ama bir kaynağa dayanmaktan çok öznel ve yanlış görüşlere sahip kitaplara inat; tamamı büyük bir birikimle ve özenle oluşturulmuş bu eserin gereken değeri görmesini dilerim... Tavsiyedir, kıymetli bir kaynaktır...

Alto 
 29 Oca 16:15 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle ne böyle bir eseri inceleyebilecek düzeyde tarih bilgisine sahibim ne de inceleyebilirim, haddim değil. Bu yüzden biraz duygusal anlamda bir yazı olabilir.

Bir incelemeden daha hepinize merhabalar efendim. Çıktığında tam da zamanında çok gerekli olan bir eser diye başladığım bu başyapıt, saygıdeğer İlber hocayı da televizyondaki tarih - tartışma programlarından tanıyorum. Çok severim kendisini de. Şu an kulaktan dolma bilgilerle öğrenmek yerine bu eseri okuyarak gerçekten öğrenmek gerektiğini düşünüyorum.

Kitap ya da başyapıt; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını, 18 ve 19. Yüzyılı tüm gerçekleriyle anlatıyor. İlber hocanın da bu kitaba büyük uğraşlar verdiğini görüyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatındaki tüm gerçekleri, yanlış bilinen birçok bilgiyi kendisinin doğru yorumlarıyla veriyor. Şu an gündemdeki Atatürk hakkında bilinen, o dönem hakkında doğru bilinen yanlış gerçekleri teker teker üstünde durmak kaydıyla yazıyor.

Bu kitabı kimler okumalı?
Mustafa Kemal Atatürk'ü ve o dönemleri tüm gerçekleriyle merak edenler, lise öğrencileri, Atatürk hakkında bilip bilmeden atıp tutanlar ve bu ülkenin bir ferdi olduğunu iddia eden, kabul eden herkes kesinlikle ama kesinlikle Nutuk'ta dahil olmak şartıyla okumalı.

Ve sen atıp tutan yobaz kardeşim.
Sana da değinmekten geçemedim. Bu ülkede yaşayıp, bu ülkenin ulu önderini ve onu sevenlere karşı bir saygı göstermiyorsan burada yaşamaya hakkın olduğunu pek düşünmüyorum. Bir de diyorsunuz Atatürk din düşmanı falan filan: Ki bu kitabı ve Nutuk'u okumayacaksın ama bir alıntılara baksan iyi edersin...

Bu incelemeden pek tarafsız bir şeyler alamazsınız. Kusura kalmayın o yüzden Necip Gerboğa hocamın incelemesine yönlendirmek zorundayım.

Bir incelemenin daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bazı konular için kusura kalmayın yoksa içimde kalacaktı. Keyifli okumalar...

Alperen Emre CANDAN 
 26 Oca 16:07 · Kitabı okudu · 11 günde · 10/10 puan

Sevgili 1K Aile'm,
Bu fevkalade kitabın tanıtımına geçmeden önce kitabı bana hediye eden https://1000kitap.com/denizyelkeni ablama teşekkürlerimi ve minnet duygumu iletmek istiyorum. Kıymetli ablam, sağ olasın.
İlk bana sordu, hangi kitabı istersin; diye. Ben seçsem böylesine güzel bir kitabı seçemezdim herhalde. Karar veremeyince bana bu kitabı önermişti. Ve iyi ki de önermiş diyerek tanıtımıma geçiş yapıyorum. :)
İlber hoca öylesine bir akıcılık yaratmış, öylesine net ifade etmiş, öylesine dik durmuş ki bu kitabında ben bile -tarih kitaplarından haz alamayan ben- kitaba bayıldım. ''bu kitabında'' dedim, evet. Başka bir kitabını okumadım henüz, yine güzel olacağından şüphem yok fakat bu kitap üzerinden eleştirilerimi sürdürmeye devam edeceğim.
Geçen yıllarda gördüğüm Sosyal Bilgiler ve Atatürkçülük derslerinden edindiğim bilgileri pekiştirmemde ve daha isabetli anlamamda çok yardımcı oldu bu kitap. Ortaylı, akıcı bir dille anlatmak istediğini çok iyi ifade etmiş diye düşünüyorum. ''Bak, bu sayfadan sonra bırakacağım'' deyip durduğum ama bırakamadığım kitaplardandır kendileri. Kitabı sevmemdeki başka etmenlerden biri de İlber hoca gibi özel bir akademisyenin yazmış olması. Eleştirilerini; adabıyla, yerinde, zamanında, abartmadan, en doğru şekilde yapmış. Hatta bir yerde ''Atatürk olmadan savaş kazanılabilirdi.'' gibi bir ifade kullanmış üstat. İlk kızdım, anlamadım. Atatürk'e gerek yok mu demek istedi, diye sorguladım. Sonrasını okuyunca anladım aslını. Sadece belli kısımların elimizde durabileceğini, onların da sonradan zaten gideceğini açıklamıştı. Söylemek istediğim şu ki, bu kitabında Atatürk'ü övmemiş, bu kitabında Atatürk'e gereksiz atıflarda bulunmamış. Bu kitabında ''DOĞAL'' olmuş. Kendisinden beklenen doğallık. Gerçekleri bir bir yazmış. Yorumlarını muazzam ifade etmiş. Yani sözün özü, bana çok şey katan kitabında, olaylara çok daha farklı açılarla bakmamda yardımcı oldu İlber hocam. Bazı ince ayrıntıları -aslında önemli olan ama bizim söyleyip geçtiğimiz kimi yerleri- doğru kaynaklarla, mütevazı bir dille anlatmış.
Ben daha önce hiçbir tarih kitabında böylesine akıcılık, böylesine içinde sürükleme, böylesine ilgiyi toplama sanatı görmedim. İlber hoca öylesine kaliteli bir adam ki, cümlelerine bu yansımamış; direkt geçmiş yani. :) Ara ara (yaklaşık 5-6 kez sanırsam) ''Yaşımdan dolayı, yaşımın getirdiği avantaj sayesinde'' gibi ifadeler kullanmış. Yani o derece mütevazı ki yazar, cümlelerine terbiyesini dahi aktarmış. Atatürk'ü en layıkıyla, en özenerek, en ilgi toplayarak aktaran kitaplardan olduğunu düşünüyorum Gazi Mustafa Kemal Atatürk 'ün.
Kitapta kendimce, anlamadığım yerler elbet oldu. Mesela ''ekseriyet'' gibi yeni mi desem, eski mi desem; pek bilinmeyen Türkçe kelimeler bazı yerlerde sıkça yer alıyor. ''....izm'', ''.....istlik'', ''......naistlik'' gibi çok terim var, ilk defa gördüğüm ve anlayamadığım... Ama sözlüğü açıp bakmadım, o anki dikkatimi dağıtmak yerine kendimi kitaba verdim, önce ve sonraki cümlelerinden biraz biraz çıkarmaya çalıştım anlamlarını bu kelimelerin. Bir de ''p'' harfi yerine sürekli ''b'' harfini kullanması çok dikkatimi çekti. Bence siz de, benim ve yahut benden düşük yaşlarımdaysanız, sözlükle uğraşmayın, bırakın kendinizi bu engin denize. Sürüklenin... :)
Ve önermiyorum! Tabir-i caizse bayâ bayâ ''Bunu ya oku, ya da oku yahu!..'' diyorum. Yanlış anlamayınız, sahiden her sayfasında alıntı yapmak istediğim, her sayfasını daha bir merakla açtığım kitabın herkes tarafından okunması, herkes tarafınca bu ''yönün'' görülmesini arzuluyorum.
Ve evet üstat, haklısın.
Kitapta,
''YAŞAMIN TÜM YÖNLERİYLE BÜYÜK LİDER ATATÜRK''
anlatılıyor.
-
Saygıyla anıyoruz.

Murat Ç 
04 Şub 00:20 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir mahiyet alır" –Mustafa Kemal ATATÜRK

Yapacağım inceleme uzun olmakla beraber, gereksiz süsleme ve abartıdan uzak olacaktır. Yani olması gerektiği gibi yorum yapacağım bir inceleme olacak. Yazar’dan çok yazar olmamak kaydı ile.

Önemli bir hususu en son yerine başta belirteyim, kitabı büyük hayranlıkla okuyup inceleme yapan insanların, en büyük yanılgısı Atatürk ve Cumhuriyet ile ilgili az kitap okumuş olmaları, Atatürk hakkında az bilgiye sahip olmalarıdır. Başka türlü her şeyin harika olduğunu düşünmeleri ve düşündürtmeleri imkansız olurdu. Özellikle daha geniş anlatımlı kitapları okumuş kişiler, anlatılanların detaysız olduğunu ilk andan itibaren anlayacaktır. Kitabın iki markası vardır; ATATÜRK ve İlber Ortaylı. O yüzden çok satanlar listesinde olması çok doğaldır. Bunu kötü niyetli bir yorum olarak görmeyin. İlber Hoca çok güzel yazmış, ama neyi ne kadar yazmış, önemli olan husus bu. Yani en iyi Atatürk kitabımız İlber Hoca’nın Atatürk kitabı(mıdır?) En Entelektüel Atatürk kitabımız olduğu kesindir. Lakin; Lord Kinross'un Atatürk'ünü okuyan mı, bu kitabı okuyan mı Atatürk'ü ve Milli Mücadele yıllarını ve Cumhuriyeti daha iyi anlar?

İlber Hoca’ya hayranlığım üst seviyededir ve neredeyse 4-5 yıldır sürekli söylediğim bir şey vardır; İlber Hoca bir Atatürk kitabı yazsa da, bilgiye, tarihe doysak, bize harika bir eser bıraksa da gelecek için önemli bir kaynak olsa demişliğim çoktur ve bunun akabinde yıllar sonra İlber Hoca’nın kitabının çıkmasıyla birlikte, hızlıca kitabı aldım ve okumaya başladım.

Öncelikle kitabı okurken notlar almaya başlamamla birlikte, okumuş olduğum birçok eser ile kitabı karşılaştırdım. Yani inceleme yazmaya o anlarda başladım. Kitabın 150. Sayfasında durup ne okuduğumu sordum kendime? İlber Ortaylı’nın Atatürk’ünü okuyordum.

İlber Ortaylı’yı biraz takip ediyor, programlarını izliyorsanız, ki ben izlerim ve Televizyonu nadir kullandığım birkaç konudan biridir. Olmadı Geçmiş programlarını internet üzerinden izlerim. Şimdi kitap bize neyi vaat ediyor, okurken bize ne veriyor?

Kitap derinlemesine bir ATATÜRK sunmuyor. İlber Hoca’nın yazım dili, aynı şekil de konuşma dili. Yani kitabın akıcılığını sağlayan şey aslında İlber Hoca’nın konuşma dili ile yazılmış olması. Bu birçok biyografide kullanılan bir yöntemdir. Okuyucu sıkmaz.

Kitabı okurken her şey çok hızlı gerçekleşiyor. Mustafa Kemal’inde çok kullandığı bir sözcüktür, “oldu bitti” ye getirilmiş gibi bir hızla akıyor kitap. Özellikle kurtuluş mücadelesi ve Cumhuriyetin kuruluş evresini detaylı olarak bilmiyorsanız, yine bilmiyor olacaksınız. Bildiğiniz zaman bu eser, daha anlamlı olur. Çünkü İlber Hoca bildiğimizi düşünmüş olacak ki böyle bir tercih yapmış. Örnekler verecek olursak;
Milli Mücadele yılları çok hızlı geçilmiştir. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması ile başlayan bu mücadele, daha detaylı anlatılmalıydı. Dediğim gibi, hiç Atatürk kitabı dahi okumamış insanlar İlber Hoca yazdığı için alıp okuyorlar, şimdi her şeyi bildiklerini sanmalarına sebep olacak bir fikre kapılmışlar. Bu okuyucular için yanılsama olacaktır.

Çerkez Ethem olayını detaylandırmalıydı. Çerkez Ethem hain mi değil mi sorusuna kendi üslubu ile cevap vermiş Hoca. Yalnız; düzenli ordu kurulmaya çalışırken, ve zaman çok önemliyken, hiçbir şekilde üzerine vazife olmadığı halde, kendi çetesi ile birlikte cephe savaşı yapmış ve yenilmiştir. Kurucu meclise kafa tutmuş, sonraki evrede zaten Yunan birliklerine katılmıştır. Bu olayı açıklayarak anlatmalıydı hoca.
Özellikle Yunan ordusunun Ankara sınırına gelmeden önce durdurulması, yani; Sakarya Meydan Muharebesi basit bir şekilde geçiştirilecek bir unsur mudur? “Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz.” demiştir Mustafa Kemal. Bu söz bile açıklanmak için sayfalar isterken, ilber hoca kolayca geçmiştir bu bölümü. Sonrasında Kurtuluş savaşına gidilmiş, İzmir Yunan işgalinden kurtulmuştur.

Mesela, Vahdettin’in kaçışı ve Abdülmecit Efendi’nin TBMM tarafından seçilmesi. Burada ayrıntılar olması lazım. Çünkü maalesef insanımız çok okumuyor. Kendi Cumhuriyetini tanımıyor, Kurucusunu bilmiyor. İlber Hoca gibi sempatik bir dehanın bunu fırsata çevirmesini isterdim.

İlk meclisin kuruluşu, yaşananlar, içerideki muhalefet, Mustafa Kemal'e Başkomutanlık nasıl verildi? Neler yaşandı? Kaç aylık bu görevi üstlendi. Daha sonra kaç defa uzatıldı, sonra tekrar nasıl alınmak istendi, en sonunda da süresiz nasıl Başkomutan oldu? Cevapsız ve detaysız. Olur mu böyle İlber Hoca?

Yani anlatmak istediğim, detaysız bir kitap. Tarihi olayları anlatmak yerine, İlber Hoca birçok yerde başka kaynaklar göstermiştir. Biz o kaynakları değil, Hoca’nın bilgilerini isterdik. İlber Hoca’nın şikayet ettiği, yani Tarihçilerin tarihi yanlış anlattığı durumuna Hoca cevap verebileceği bir kitapta, Öğrencilere ders verir gibi kısa tutmuş, hikayesel bir yöntem işlemiş.

Kısacası; kitap bize, bildiğimiz, ya da bilmediğimiz konuları detaylandırmadan, normal bir okurun sıkılmadan okumasını sağlayacak şekilde tertip edilip, sunulmuştur. Kitabın bir artısı olarak Cumhuriyet dönemi sonrası için, ilber hoca’nın bilgi birikimi dahilinde, yaşanan gelişimler ve yenilikler üzerine yaptığı yorumlardır. Bunlarda ayrıca bilgi edineceğiniz kısım vardır. Ki, sanki sırf buraları yazmak istermişcesine yazmış ilber Hoca. Çünkü konuşmayı ve en çok anlatmayı sevdiği kısımlardır. Balkanlar, Avrupa Devletleri 1800 ve 1900’lü yılları çok sever Hoca. O yüzden her türlü detayı anlatmış. Ama birçoğu, normal bir okuyucunun aklında kalmayacak maalesef.

İlber Ortaylı’nın, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, detaylı bir anlatım olmadan, Atatürk’ü bir çok yönü ile anlatmaya çalışmıştır. Bunda ne kadar başarılı olduğu, okuyucunun takdiridir. Yaptığım ya da bir başkasının yapmış olduğu yorumlar kitabı iyi ya da kötü yapmaz. Bir kitap yazmak, emek harcamak kolay değildir. Ve bir de Atatürk’ü anlatıyorsanız, bu hiç kolay değildir.

İlber Hoca’ya bizlere sunduğu eser için, içtenlikle teşekkürlerimi ve saygımı sunuyorum. Ellerine sağlık Hocam. Tek isteğim, daha iyisini yapabileceğini bilerek, bu kitabı ikinci bir safhaya taşıyabileceğindir. Türkiye Cumhuriyeti siz ve sizin gibi değerleri insanların, fikirlerine ve araştırmalarına, yazmalarına ve bilgilendirmelerine ihtiyaç duyar. Bu devletin kapıları siz ve sizin gibi güçlü kişilere daha rahat açılır. Sizler arşivlere daha kolay ulaşırsınız. Önümüzdeki yıllarda yeni bir beklenti içinde olacağım Hocam.

Kitabı tek referans olarak almayıp, farklı Atatürk kitapları da okuyunuz. Sakın ola ki, bu kitap bana yeter demeyin. Unutmayalım ki, bildiğimiz tek şey hiçbir şey bilmediğimizdir.

Kitabı tabi ki tavsiye eder, herkese iyi okumalar dilerim.

thebookbuff 
23 Oca 11:52 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

'Atatürksüz tarih düşünülemez.Bunun böyle olduğu zamanla daha da iyi anlaşılacaktır.'
İlber hocanın okuduğum ilk kitabıydı,bu kitap olmasaydı belki kalemiyle bile tanışamayacaktım. Kitabı beğendim mi? evet,çok.. ama beklediğim böyle bir kitap değildi. Ben daha çok Atatürk okumayı beklerken,kitapta Cumhuriyetin kuruluş sürecini anlatmış.
Kitabın başlarında Atatürk'ün ailesi,okul hayatı sonra askerliğine geçiş yapmış.Balkan savaşı,Kurtuluş savaşı,kongreleri,Lozan'ı,Sevr'i,inkılaplarının anlatıldığı ve bitişini de Atatürk'ün bazı özellikleri ve ölümüyle sonlandırmış.
Biyografiden ziyade o döneme ışık tutan,belki bazılarımızın bildiği ama benim yeni öğrendiğim bilgileri,özellikle günümüz içinde yaprığı yorumlarla güzel bir bilgi birikiminin aktarımı olmuş.
Elimden bırakamadığım,kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap..

Yusuf Çorakcı 
14 Şub 12:51 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ülkemizde yaşamakta olan en donanımlı, en bilgili ve en tecrübeli tarih uzmanlarından biri olan İlber Ortaylı'nın Gazi Mustafa Kemal Atatürk adlı eserini gerçekten büyük bir merak ve zevkle okudum. Bir istisna yaparak kitabı bitirmeden puan verdim çünkü beklentilerimi fazlasıyla karşılayacağından emindim. Hem İlber Ortaylı'nın yazması hem de Mustafa Kemal Atatürk hakkında olması beni kendine öyle bir çekti ki bir an önce okumak istedim. Elime fosforlu kalem alsam kitaptaki bütün cümlelerin üzerini çizebilirim çünkü hepsi büyük bir araştırma ve emeğin ürünü, bir tane boş cümle yok. İlber hocanın videolarını sık sık izleyen biri olarak kitabı okurken sanki sesini duyar gibi oldum, kitap okumuyorum da sanki hocam ders anlatıyor hissine kapıldım. Yer yer eski kelimeler olsa da bir süre sonra alışmaya başlıyorsunuz, dili gayet duru ve anlaşılır. İlber Ortaylı kitabın merkezine Atatürk'ü yerleştirip bize Osmanlı'nın son dönemlerinden cumhuriyet dönemine kadarki süreci anlatıyor. Bunun yanında diğer devletler hakkında bilgi vermesi onun ne kadar konuya hakim olduğunun bir kanıtı. Atatürk ile ilgili bayağı araştırma yaptığım halde hakkında bilmediğim çok şey öğrendim. Asla gereksiz bilgi yok hatta son zamanlarda ortaya atılan tarihi iddialara cevaplar da mevcut. Şu Çılgın Türkler kitabı kadar önemli bir belge haline gelmiş güzel bir eser gördüm ben. Türk olup da bu güzel kitabı beğenmemek imkansız bence. Bir şekilde edinip okumanızı salık veriyorum gerçekten büyük faydasını göreceksiniz. Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yolda ilerleyen herkesin kitaplığında olmalı kesinlikle. Daha çok şey anlatmak istiyorum fakat kaliteli bir yayını çok tartışmaya gerek yok.

3 /

Kitaptan 239 Alıntı

DUA 
 19 Oca 18:09 · Kitabı okudu · İnceledi

''Büyük adam olabilmek için okumak, öğrenmek lazımdır.''

Ali Rıza Efendi'den oğlu Mustafa Kemal'e

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 39 - Kronik Yayınları)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 39 - Kronik Yayınları)
Mustafa 
22 Oca 01:25 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Türkiye dünya savaşına çok hazırlıksız girmesine rağmen , iyi eğitim görmüş, Arabistan çöllerinden Balkan dağlarına kadar her yerde coğrafyayı çatışarak öğrenmiş, Balkan ve Trablusgrab savaşlarının trajik tecrübelerinden olgunlaşarak çıkmış bir genç subaylar sınıfı bu dünya savaşını umulmayacak kadar başarılı bir şekilde götürmüştür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 76 - Kronik)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 76 - Kronik)
Mustafa 
23 Oca 18:12 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

TBMM cuma günü, cuma namazı sonrasında, dualarla açılmıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 183 - Kronik)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 183 - Kronik)
DUA 
19 Oca 14:47 · Kitabı okudu · İnceledi

2018'de büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ü 80. ölüm yıldönümünde anacağız.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 11 - Kronik Yayınları)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 11 - Kronik Yayınları)
Mustafa 
24 Oca 01:05 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Hatta şunu da ifade edebiliriz; 26 Ağustos 1071 Türklerin Anadolu’ya giriş tarihidir; 26 Ağustos 1922 ise Anadolu’dan asla çıkmayacağımızın belgesidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 224 - Kronik)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 224 - Kronik)
Alto 
29 Oca 12:42 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bu toplumda Atatürk'ü zihinlerden silmeye çalışmak bir lükstür, lüzumsuz çabadır. Yanlış tanıtmaya çalışmak da, amatör tarihçilerin işi olsa bile, gülünçtür. Onun için girişilecek en önemli iş Nutuk'u, Atatürk'ün söylev ve demeçlerini derleyip okumaktır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 321 - Kronik Kitap - 1. Baskı)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 321 - Kronik Kitap - 1. Baskı)
Mehmet Y. 
 12 Oca 16:21 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Samsun
19 Mayıs Pazartesi günü sabah saatlerinde Samsun’a geldi. Sandallarla Reji İskelesi’ne çıktılar. Bir heyet tarafından karşılandı çünkü resmî görevliydi. Samsun, kurtuluş mücadelesinin fitilinin ateşlendiği şehir oldu. Nitekim seneler sonra o günü anlatırken, “Ben Samsun’u ve Samsun halkını gördüğüm zaman memlekete ve millete ait bütün tasavvurlarımın, kararlarımın yerine getirilebilir olduğuna bir defa daha kuvvetle inanmıştım. Samsunluların hal ve durumlarında gördüğüm, gözlerinden okuduğum vatanseverlik, fedakârlık, ümit ve tasavvurlarımı müspet bir inanca
götürmeye yeterli olmuştu,” diyecektir. Samsun, Anadolu’ya çıkış noktasıydı. Bu tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Atatürk de zaten Nutuk’u bu tarihten başlatır. Belki kendi doğum gününün tarihi olarak 19 Mayıs’ı seçmesi de böyle açıklanabilir

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 167 - Kronik Kitap)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 167 - Kronik Kitap)
Mehmet Y. 
13 Oca 12:48 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Biz Türklerin genel bir zaafı coğrafyayı, harita düzeyinde dahi bilmememizdir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 330 - Kronik Kitap)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 330 - Kronik Kitap)