Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.351
Gösterim
Adı:
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752430297
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880'liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal'in aile kökeni ile başlıyor.

Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, II. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.

Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…

Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol...

Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı'dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar...

Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk...

İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor...

(Tanıtım Bülteninden)
Son zamanlarda 'tarihçi' adı altında ortaya çıkıp Atatürk'e, onun aile fertlerine, Türkiye'nin kurucu kadrosuna ve daha pek çok manevi değerimize olmadık iftira ve hakaretler savuran bir grup şarlatanın, çeşitli basın ve medya kanallarında bir tarım böceği gibi, bir kımıl gibi her geçen gün çoğalması karşısında, İlber Ortaylı gibi değerli bir tarihçinin Atatürk hakkında bir kitap kaleme alması, açıkçası beklediğim ve çok da şaşırmadığım bir durumdu.

İnternette, İlber Ortaylı'nın bu kitabı bazı ticari kaygılarla yazdığını ileri süren yorumlara da rastladım. Ben kitabı okurken kesinlikle bir ticari kaygı izine rastlamadım açıkçası. Kaldı ki, kitap yazılırken böyle maddi bir kaygı da güdülmüş olabilir. Eğer böyle bir durum varsa ve ülkenin yetiştirdiği en değerli tarihçilerinden biri olan İlber Ortaylı'nın 70 küsür yaşında böyle kaygıları varsa, bu onun değil bizim, yani Türk toplunun ayıbıdır diyerek giriş faslını kapatıyorum...

Kitap genel olarak Atatürk hakkında bildiğimiz, yanlış bildiğimiz ya da hiç bilmediğimiz pek çok detayı içinde barındırıyor. Ortaylı, tarihe ve tarih yazımına bir popüler kültür öğesi ya da bir siyasi yaranma aracı olarak değil, tamamıyla bir bilim olarak bakıyor. Eserini kaleme alırken tarih biliminin gerektirdiği tüm kaideleri tek tek uygulamış. Bunu yaparken de ayrıca sınıfta ders verir gibi öğretici bir üslupla tarih okumanın ve tarih yazmanın inceliklerini okur ile paylaşmış. Günümüzde tarih adı altında nasıl çizgiden çıkıldığını, bir şekilde ele geçirilen ve resmi olmayan belgeler ya da şahsi anılar üzerinden birilerinin bu işi nasıl sulandırdığını o naif çizgisini bozmadan kendi üslubunca anlatıyor ve dikkatimizi bu yöne çekiyor.

Kitapta sadece belge ve bulgulara dayanan tarihi gerçekler bulunmuyor. Ortaylı, kendi birikimi ve karşılıklı okuma tekniği ile bazı tarihi gerçekleri yorumlarıyla zenginleştiriyor. Ancak neyin bilgiye/bulguya dayandığını, neyin kendi yorumu olduğunu kullandığı dil sayesinde rahatlıkla ayırt edebiliyorsunuz.

Dil demişken, kitabın çok akıcı bir dili olduğunu da belirtmem gerekiyor. Zaten Ortaylı bu kitabı torununa ve onun arkadaşlarına ithaf ediyor. Yani genç kuşağa... Çünkü bu bilgi kirliliği içinde en fazla tehdidin genç kuşaklar üzerinde olduğunu düşünüyor ki ben de kendisine sonuna kadar katılıyorum. Eğer genç okurlar, Atatürk üzerine detaylı bir okuma yapmak istiyorsa, kapsayıcılığı ve gerçekçiliği açısından bu kitapla başlamalarını tavsiye ederim.

----------------------------

Kitap, 8 ana bölüm altında Atatürk'ün hayatını ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş hikayesini inceliyor. Atatürk'ün çocukluğu ve gençliği, askeri eğitimi, 1. Dünya Savaşı süreci, Milli Mücadele dönemi, Cumhuriyet'e giden yol, inkılaplar dönemi ve genel açıdan dünya perspektifinde Atatürk'ü ele alan bölümler mevcut. Kitabın merkezinde Atatürk olsa da, kitap boyunca daha başka pek çok tarihi şahsiyetin de hayatlarına ilişkin önemli bilgiler öğreniyoruz.

Bugüne kadar biraz okul bilgisiyle, biraz da okuduğum kitaplar aracılığıyla kafamda yer eden Atatürk ve kuruluş dönemine ek olarak bu kitap vasıtasıyla kazandığım birkaç yeni bilgiyi de paylaşmak isterim;

* Örneğin Atatürk'ün Selanik'te doğmuş olması tarih derslerinde tek cümlede söyleyip detayına inmediğimiz bir konudur. Oysa ki Selanik'in o dönemdeki kozmopolit yapısı, ticaret, ulaşım, sanat ve kültür gibi alanlarda dünyanın öne çıkan kentlerinin başında geliyor olması, Atatürk'ün hayatının şekillenmesinde, eğitiminde, meslek seçiminde ve daha pek çok konuda önemli bir role sahip. Eğer Atatürk Selanik'te değil de Anadolu'nun başka bir kasabasında veya köyünde doğmuş olsa idi, tarih büyük ihtimalle çok farklı yazılıyor olacaktı.

* Bunun dışında yine birkaç cümle ile geçiştirdiğimiz bir Trablusgarp direnişi vardır. Tarih derslerinde bu savaş, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da kaybettiği son toprak parçası ile ilişkilendirilir. Oysa ki Atatürk'ün gönüllü olarak katıldığı Trablusgarp direnişi, onun askerlik hayatında bir kilometre taşıdır. Orada elde ettiği askerlik deneyimi, hayatının sonraki dönemlerinde gireceği pek çok savaş açısından bakıldığında adeta bir okul görevi görmüştür.

* Aynı şekilde Askeri Ateşe olarak atandığı Sofya'da geçirdiği yaklaşık bir yıllık süre de, Atatürk'ün ileride kuracağı Türkiye Cumhuriyeti'nde sosyal hayatın nasıl olacağının şekillendiği önemli bir dönem olarak karşımıza çıkmakta.

Buna benzer çok sayıda örnek yazabilirim ama bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Tabii herkes kendi okuduklarından kendine has yeni kazanımlar elde edecektir mutlaka...

---------------------------

Sonuç itibariyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabını herkese tavsiye ediyorum. Her kitaplığın böyle bir kitabı hak ettiğini düşünüyorum. Bu sitenin okurlarını tenzih ederek söylüyorum, ülkede genel olarak tarih okumaları, özellikle Atatürk ve Kuruluş dönemine ilişkin okumalar çok geri planda kalmış durumda. Pek çok insan ortaokul lise yıllarında öğrendikleriyle hayatına devam ediyor. Daha kötüsü, her zamanki hazırcılığı ile tarihi, televizyonda seyrettiği reyting kaygılı popüler tarih programlarından öğrenmeye çalışıyor. Hatta daha da dip bir grup var ki, bu gruba girenler, Muhteşem Yüzyıl, Vatanım Sensin, Payitaht Abdülhamit gibi diziler seyredip, orada öğrendikleriyle başkalarına tarih satmaya kalkışıyorlar.

Oysa ki tarih bilimi bizim için, bugünü anlamamız, en azından, neden Suriye sınırında 30-40 km'lik güvenli bir hat açmak için koca bir orduyu seferber ettiğimiz gibi sorulara yanıt bulabilmemiz için önümüze açılan en yakın ve en güvenli köprü konumunda bulunuyor.

Ancak köprüyü geçerken bize kimin rehberlik ettiğini çok iyi bilmemiz ve sadece güvenebileceğimiz kişiler vasıtsıyla bu köprüyü geçmemiz gerekiyor. Öteki türlü, köprüyle birlikte yerin dibine göçme ihtimalimiz çok yüksek.

Herkese keyifli okumalar dilerim...
Üniversiteye ilk girdiğim seneydi. Öğrenciler arasında kulaktan kulağa bir fısıltı yayılıyordu. Derse İlber Ortaylı gelecek, derse İlber Ortaylı gelecek... İyi ama kimdi bu İlber Ortaylı? Bu yaşıma kadar ismini neden hiç duymamıştım. Utandım. Kimseye söyleyemedim; ama İlber Ortaylı'nın dersine girerken İlber Ortaylı'yı tanımıyordum. Ah şimdi olsa nasıl koşa koşa girerim dersine bir bilseniz...

Neyse, İlber Hoca, senede bir kere üniversiteye ders vermeye gelip binlerce öğrenci karşısında konferans şeklinde ders anlatır. Dersimize ilk girdiği gün tam iki saat boyunca "mühendis" kelimesinin "engineer" kelimesinden çok daha kapsamlı ve kullanışlı olduğunu anlattı. Bambaşka bir tarzı var tabii. Sadece "mühendis" kelimesi üzerinden oldukça detaylı bir ders vermişti...

İlber Hoca tarafından Mustafa Kemal Atatürk anlatımını okumak veya dinlemek, her ikisini de seven okurlar veya dinleyiciler için kuşkusuz bulunmaz bir nimet. Bu kitabı da elime aldığımda benzer hisler içerisine girdim ve her kelimesini dikkatle okudum. Uzun bir zaman diliminde sindire sindire okudum. Aslında tarihi hiç sevmem. Tarihin tarihte bırakılması gerektiğini düşünenlerdenim. Zira geçmişe takılı kalan hiçbir millet geleceğe umutla adım atamaz. Geçmişte kalan kişi Atatürk de olsa Fatih Sultan Mehmet de olsa artık onların ötesine geçip modern dünyaya ayak uydurmak gerekir diye düşünüyorum.

Kitap birçok okurun beklentisini karşılamamış. Benim beklentimi karşıladı. Çünkü büyük bir beklenti içerisine girmeden okudum. Nasıl bir beklenti olabilir ki zaten? Atatürk'ü de tarihi de az çok hepimiz biliyoruz. İlber Ortaylı'nın vereceği bilgilerle bizi şaşırtmasını beklemek yazara haksızlık olur.

Her şeyden önce günümüz şartlarında böyle bir kitaba ihtiyaç var mıydı? Vardı. Siyasi propagandalar sonucu itibarsızlaştırılmaya çalışılan Atatürk ile ilgili böyle bir kitabın böyle bir dönemde basılması takdire şayandır, kabul edelim. İlber Hoca da görsel veya yazılı basın organlarında çıkan türlü iddialar ve ithamlara tek tek cevap vermeye çalışmış kitabın içerisinde. Bana sorarsanız bu şekilde cevap verme gayretine girişmesine hiç gerek yoktu hocanın. Zira günlük iddialara cevap verilerek kitabın içerisinde yer alan konuların evrensellik arz etmesi engellenmiş. Mesela bu kitabı 10 sene sonra okuyacak olan okurlar, neden İlber Ortaylı şimdi bu konudan bahsetti ki diye kendilerine soracaklardır. Bunlara gerek yoktu; fakat dediğim gibi türlü iddialara ve ağır ithamlara böylesine nitelikli bir dille cevap vermek de karşı çıkamayacağım bir durum.

Atatürk ve din konusu ülkemizde sürekli tartışma konusu yapılan bir konu. Hiçbir zaman da bitecek gibi durmuyor. İlber Ortaylı'nın bu konuda: "Bireyin dindarlık derecesi tespit edilemez. Yalnız şurası açıktır ki Atatürk dine karşı olacak, pozitivizm uygulayacak diye beklemek gülünç olurdu. Tutun ki daha muhafazakar biri olsaydı; zannediyor muyuz ki her yerde tekkeler besleyecek, her gün bir yerde cami yaptıracaktı? Bu her iki halde söz konusu değildi." diyerek bana göre kapıyı kapatmıştır.

Kitapta hoşuma giden bir başka durum ise, İlber Ortaylı'nın sırf Atatürk'ü övmek için Osmanlı'yı ve Osmanlı padişahlarını yerme gafletine düşmemiş olmasıydı. İncelememi İlber Ortaylı'nın bu konudaki en beğendiğim paragrafı ile sonlandırıyorum. Gerçekten bu paragrafı anlarsak ve geçmişimizle hesaplaşma derdine düşmezsek aydınlık bir geleceğe adım atabililriz:

"Osmanlı İmparatorluğu da Türklerin imparatorluğudur, bu cumhuriyet de Türklerin cumhuriyetidir. Onu kuran monarkları, başbuğları, mareşalleri unutmayız, biz unutsak bile zaten başkaları menfi veya müspet olarak bu tarihî şahsiyetleri kurcalar. Bu cumhuriyeti kuran kumandanları da unutamayız.Bu vakayı kabul etmek insanın hem tarih yorumunu rahatlatır hem de politikasının ne olacağını daha iyi gösterir."
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.043 Oy)17.418 beğeni39.338 okunma2.090 alıntı164.626 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.430 Oy)8.380 beğeni22.736 okunma1.432 alıntı105.031 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.813 Oy)8.105 beğeni25.903 okunma618 alıntı126.126 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.793 Oy)7.328 beğeni20.501 okunma678 alıntı79.109 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.500 Oy)5.775 beğeni15.168 okunma2.194 alıntı78.187 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.974 Oy)12.425 beğeni31.625 okunma2.732 alıntı132.001 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.196 Oy)8.107 beğeni23.882 okunma1.867 alıntı101.904 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.943 Oy)8.332 beğeni23.141 okunma1.124 alıntı112.321 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (5.360 Oy)5.018 beğeni14.436 okunma1.591 alıntı77.362 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.033 Oy)7.298 beğeni19.754 okunma3.147 alıntı116.005 gösterim
Bilgilerinizi hedef tahtası olarak düşünün ve bu kitabın bir ok olduğunu hayal edin. İlber Ortaylı hoca her ok atışında hedefi tam 12’den vurmuş! İlber hoca bu kitapta bize eğitim yıllarında üstü kapalı sürekli hikaye gibi anlatılan tarihi olayları betimleyerek açarak anlatmış , belgelerle ve açık anlaşılır tasniflerle. Kitap Osmanlı’nın son yıllarıyla başlıyor günün Osmanlısını anlatıyor içindeki hainleri I. Dünya Savaşı sonrası kendini başka ülkerin eline teslim etmeye çalışanları sert bir yumruk gibi yüzümüze vuruyor. Sonra Atatürk’ün nasıl Atatürk olduğunu anlatmaya başlıyor. Atatürk’ün nasıl zorluklarla ülkeyi bağımsız bir hâle getirdiğini. Kitapta sadece Atatürk yok tâbi Atatürk ve onun silah arkadaşları kıymetli komutanlara yer verilmiş. Savaş sonrası ülkenin nasıl ayaklandığını bilim ve eğitimle nasıl yükseldiğini inkilapları anlatmış , inkilapların nedenini ne gibi yararını olduğunu herşeyi belgelerle ortaya koyarak anlatmış. Sevgili İlber Hoca bazı yerlerede değinmiş. Günümüzde kendini tarihci sanan at gözlüklerini çıkartmadan bir ideoloji ve bir zümreyi arkasına alarak yalan yanlış tarih yazan kişileride eleştirmiş ve çıkarttıkları boş tarih bilgilerini belgelerle çürütmüştür. Kitabı benim okumam 6 gün sürdü. Sürekli geri geldim altını çizdim not alarak okudum. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü tanımak ve onu anlamak isteyen herkese tavsiye ederim.

Bu kitabı bizlere yazan sevgili İlber Ortaylı hocaya teşekkür ediyorum.

Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.

M.Kemal ATATÜRK.
Ey büyük Atatürk

Açtığın yolda gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim dedim ve belki de uzun süredir tuttuğum, unutmadığım tek andım oldu.

Bu kitabı bana hediye eden büyük yürekli güzel insandan tekrar özür diliyorum. Kendisini azıcık terslemiştim. Bir daha terslememem için bana kitap hediye etti. Gerçi bomba düzenekli bir kitap gönderip benden intikam alacağını söylemişti ama hala hayattayım.
(Artık ne zaman kitap lazım olursa kendisini tersleyeceğim. Elime büyük bir koz vermiş oldu.)
İsmini vermemi kesinlikle istemiyor utanıyormuş. Öğrencilere çok faydalı olan, Atatürk sevgisiyle dopdolu, saygıdeğer öğretmendir kendisi.

Konuya gelirsek ne söylesem eksik kalacaktır onun için.
Ah benim gök gözlü yiğidim. Senin yüceliğinin, senin devrimciliğinin bir kitaba sığmayacağını biliyordum.

Ben daha çok Atatürk'ün kişiliğine dair bilinmeyen bir şeyler bekliyordum. Belki bir iki şey öğrendim mesela Konyalı olduğu söylentileri evet ama kendisiyle alakalı çok daha detaylı bir kitap bekliyordum.

Haksızlık etmek de istemiyorum açıkçası. Kitaba hiç bir lafım yok. Dört dörtlük bir kitap olduğunu söylememe hiç gerek yok. İlber Ortaylı çok sevdiğim saygı duyduğum bir tarihçi. Savaşları mükemmel bir şekilde anlatmış. O an o atmosfere girip bir daha asla çıkmak istemiyorsunuz. Ancak beklentimi karşılamadı.

Atatürk'ü bilmeyenler, öğrenmek isteyenler, bu sitede çok fazlaca bulunan ve sırf Atatürk sevgim yüzünden beni engelleyen cahil Atatürk düşmanlarına kapak gibi harika bir kitap olmuş. Fotoğraflarla desteklenmiş ki 235'teki fotoğrafı ilk kez gördüm. Dipnotlardaki kaynaklarla, akıcılığıyla, İlber Ortaylının kendine has yorumlarıyla, her daim gündemden düşmeyen bazı yalan yanlış bilgilerin neden yanlış olduğunu ve doğrularını açıklayarak, bazı bilinmeyen kelimeler dışında her yaştan okuyucu için doyurucu bir kitap çıkmış ortaya.
Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın bir Atatürk kitabı hazırladığını duyduğum zaman çok heyecanlanmıştım. Çok büyük iki isim vardı ortada, birisi Atatürk, diğeri ise İlber Ortaylı. Nitekim kitabın üzerinde çalışıldı ve Ocak 2018’de vitrinlerdeki yerini aldı.

Hoca, kitaba büyük önem vermiş, bu belli. Çünkü daha önceki pek çok kitabında yaptığı bir şeyi yapmamış. Kitaba akıcılık sağlasa da tenkit edilen bir yöntemi vardı hocanın. Kitapları söyleşi, soru-cevap tarzında oluyordu. Ancak bu defa öyle olmamış. İlber Hoca metinleri yazmış, okumuş, daha önce yazdıklarını gözden geçirmiş. Yani ciddi bir zamanını bu kitap için harcamış. Dip notların olduğu, geniş bir kaynakçanın bulunduğu bir eser çıkmış ortaya. Üstelik hacim olarak kalın bir eser. Tabii sadece hacim değil içerik olarak da oldukça doyurucu.

İlber Ortaylı’nın Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı sağlam bir referans eser olmuş. Sadece Atatürk’ü değil, onun etrafındaki kişileri, hadiseleri, mekanları, gelişmeleri de anlatıyor. Hoca’nın mukayeseli ve coğrafyalı tarih anlayışı bu kitabına da sirayet etmiş durumda.

Doğrusunu isterseniz, bence tam zamanında; doğru kişinin, doğru kişiyi yazdığı bir kitap olmuş Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Bu kitapta bendenizin de küçük bazı katkıları olmadı değil; çok önemli midir bilmiyorum ama bundan dolayı da büyük bir gurur ve mutluluk yaşıyorum.

Zaten epeyce alıntı yaptığım için sözü daha fazla uzatmak istemiyorum; okuyunuz, okutunuz efendim…
Bugüne kadar okuduğum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılan en kapsamlı eserdi diyerek başlamak istiyorum incelememe.
İlber Ortaylı bazı kesimler tarafından çok sevilmeyen (çünkü kendisi hep doğruları söyler) değerli ve önemli bir tarihçidir. Yeri ayrıdır, düşünceleri ve açıklamalarıyla her seferinde aydınlatıcı bilgiler verir.

Atatürk hakkında yazmasını beklediğim, onun yazdıklarını okumak için can attığım kadar varmış. Kendisi de kitap tanıtımında "Atatürk'ü yazmak için 70 yaşına kadar beklediğini" belirtmiş ve tüm birikimini bu kitapla okuyucuya sunmuştur. El yazısı ile aldığı notları yavaş yavaş bir araya getirip, Atatürk hakkında böylesine değerli bir esere imzasını atmıştır.

Samimi, birçok yerde rastlamadığım, belgelere dayalı, hem nesnel hem de öznel yorumlardan oluşan harika bir kitap okudum. Geleceğe, yeni Atatürk nesillerine ve bizlere her açıdan rehber olacağına inanıyorum.

Sekiz bölümden oluşan eserde, hem bildiğimiz tarihi hem de bildiklerimizin iç yüzünü bizlere sunuyor Ortaylı. Ayrıca çok tartışılan, bazı 'tarihçiler' ve 'gazeteciler' tarafından doğruluğu kanıtlamadan sunulan bilgileri de yaptığı açıklamalarla çürütüyor. Birçok sayfada da yazdıklarını kitap isimleri ile destekliyor.

İlkokul sıralarında başlayan ve büyüdükçe okuduğumuz kitaplarla pekişen bilgilerin, daha ayrıntılı anlatımını bulacaksınız bu güzel eserde. (Örneğin Atatürk'ün doğum tarihi, soy ağacı, İttihatçılar ile arasındakiler, Çanakkale'de Mustafa Kemal ve daha birçok bilgi...)

Birinci dünya savaşı, kurtuluş mücadelesi, cumhuriyet ilanı ve sonrasında küllerinden doğan bir milletin "Lideri", "Önderi", "Kemal Paşası", "Başkomutanı", "Gazisi" olmanın ne denli zor olduğunu bir kez daha gördüm okurken. Bu zor görevi canı pahasına devralan, vatan ve millet sevgisi ile dolu Atatürk'ü böyle bir kitaptan okumalı insanlar dedim her sayfada...

Bildiklerimin üzerine yepyeni şeyler ekledim, tarafsız ve gerçekten okunmayı sonuna kadar hak eden bir kitapla karşılaştım. Günümüzde yazılan, nispeten çok okunan ama bir kaynağa dayanmaktan çok öznel ve yanlış görüşlere sahip kitaplara inat; tamamı büyük bir birikimle ve özenle oluşturulmuş bu eserin gereken değeri görmesini dilerim... Tavsiyedir, kıymetli bir kaynaktır...
Öncelikle ne böyle bir eseri inceleyebilecek düzeyde tarih bilgisine sahibim ne de inceleyebilirim, haddim değil. Bu yüzden biraz duygusal anlamda bir yazı olabilir.

Bir incelemeden daha hepinize merhabalar efendim. Çıktığında tam da zamanında çok gerekli olan bir eser diye başladığım bu başyapıt, saygıdeğer İlber hocayı da televizyondaki tarih - tartışma programlarından tanıyorum. Çok severim kendisini de. Şu an kulaktan dolma bilgilerle öğrenmek yerine bu eseri okuyarak gerçekten öğrenmek gerektiğini düşünüyorum.

Kitap ya da başyapıt; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını, 18 ve 19. Yüzyılı tüm gerçekleriyle anlatıyor. İlber hocanın da bu kitaba büyük uğraşlar verdiğini görüyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatındaki tüm gerçekleri, yanlış bilinen birçok bilgiyi kendisinin doğru yorumlarıyla veriyor. Şu an gündemdeki Atatürk hakkında bilinen, o dönem hakkında doğru bilinen yanlış gerçekleri teker teker üstünde durmak kaydıyla yazıyor.

Bu kitabı kimler okumalı?
Mustafa Kemal Atatürk'ü ve o dönemleri tüm gerçekleriyle merak edenler, lise öğrencileri, Atatürk hakkında bilip bilmeden atıp tutanlar ve bu ülkenin bir ferdi olduğunu iddia eden, kabul eden herkes kesinlikle ama kesinlikle Nutuk'ta dahil olmak şartıyla okumalı.

Ve sen atıp tutan yobaz kardeşim.
Sana da değinmekten geçemedim. Bu ülkede yaşayıp, bu ülkenin ulu önderini ve onu sevenlere karşı bir saygı göstermiyorsan burada yaşamaya hakkın olduğunu pek düşünmüyorum. Bir de diyorsunuz Atatürk din düşmanı falan filan: Ki bu kitabı ve Nutuk'u okumayacaksın ama bir alıntılara baksan iyi edersin...

Bu incelemeden pek tarafsız bir şeyler alamazsınız. Kusura kalmayın o yüzden Necip G. hocamın incelemesine yönlendirmek zorundayım.

Bir incelemenin daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bazı konular için kusura kalmayın yoksa içimde kalacaktı. Keyifli okumalar.
"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir mahiyet alır" –Mustafa Kemal ATATÜRK

Yapacağım inceleme uzun olmakla beraber, gereksiz süsleme ve abartıdan uzak olacaktır. Yani olması gerektiği gibi yorum yapacağım bir inceleme olacak. Yazar’dan çok yazar olmamak kaydı ile.

Önemli bir hususu en son yerine başta belirteyim, kitabı büyük hayranlıkla okuyup inceleme yapan insanların, en büyük yanılgısı Atatürk ve Cumhuriyet ile ilgili az kitap okumuş olmaları, Atatürk hakkında az bilgiye sahip olmalarıdır. Başka türlü her şeyin harika olduğunu düşünmeleri ve düşündürtmeleri imkansız olurdu. Özellikle daha geniş anlatımlı kitapları okumuş kişiler, anlatılanların detaysız olduğunu ilk andan itibaren anlayacaktır. Kitabın iki markası vardır; ATATÜRK ve İlber Ortaylı. O yüzden çok satanlar listesinde olması çok doğaldır. Bunu kötü niyetli bir yorum olarak görmeyin. İlber Hoca çok güzel yazmış, ama neyi ne kadar yazmış, önemli olan husus bu. Yani en iyi Atatürk kitabımız İlber Hoca’nın Atatürk kitabı(mıdır?) En Entelektüel Atatürk kitabımız olduğu kesindir. Lakin; Lord Kinross'un Atatürk'ünü okuyan mı, bu kitabı okuyan mı Atatürk'ü ve Milli Mücadele yıllarını ve Cumhuriyeti daha iyi anlar?

İlber Hoca’ya hayranlığım üst seviyededir ve neredeyse 4-5 yıldır sürekli söylediğim bir şey vardır; İlber Hoca bir Atatürk kitabı yazsa da, bilgiye, tarihe doysak, bize harika bir eser bıraksa da gelecek için önemli bir kaynak olsa demişliğim çoktur ve bunun akabinde yıllar sonra İlber Hoca’nın kitabının çıkmasıyla birlikte, hızlıca kitabı aldım ve okumaya başladım.

Öncelikle kitabı okurken notlar almaya başlamamla birlikte, okumuş olduğum birçok eser ile kitabı karşılaştırdım. Yani inceleme yazmaya o anlarda başladım. Kitabın 150. Sayfasında durup ne okuduğumu sordum kendime? İlber Ortaylı’nın Atatürk’ünü okuyordum.

İlber Ortaylı’yı biraz takip ediyor, programlarını izliyorsanız, ki ben izlerim ve Televizyonu nadir kullandığım birkaç konudan biridir. Olmadı Geçmiş programlarını internet üzerinden izlerim. Şimdi kitap bize neyi vaat ediyor, okurken bize ne veriyor?

Kitap derinlemesine bir ATATÜRK sunmuyor. İlber Hoca’nın yazım dili, aynı şekil de konuşma dili. Yani kitabın akıcılığını sağlayan şey aslında İlber Hoca’nın konuşma dili ile yazılmış olması. Bu birçok biyografide kullanılan bir yöntemdir. Okuyucu sıkmaz.

Kitabı okurken her şey çok hızlı gerçekleşiyor. Mustafa Kemal’inde çok kullandığı bir sözcüktür, “oldu bitti” ye getirilmiş gibi bir hızla akıyor kitap. Özellikle kurtuluş mücadelesi ve Cumhuriyetin kuruluş evresini detaylı olarak bilmiyorsanız, yine bilmiyor olacaksınız. Bildiğiniz zaman bu eser, daha anlamlı olur. Çünkü İlber Hoca bildiğimizi düşünmüş olacak ki böyle bir tercih yapmış. Örnekler verecek olursak;
Milli Mücadele yılları çok hızlı geçilmiştir. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması ile başlayan bu mücadele, daha detaylı anlatılmalıydı. Dediğim gibi, hiç Atatürk kitabı dahi okumamış insanlar İlber Hoca yazdığı için alıp okuyorlar, şimdi her şeyi bildiklerini sanmalarına sebep olacak bir fikre kapılmışlar. Bu okuyucular için yanılsama olacaktır.

Çerkez Ethem olayını detaylandırmalıydı. Çerkez Ethem hain mi değil mi sorusuna kendi üslubu ile cevap vermiş Hoca. Yalnız; düzenli ordu kurulmaya çalışırken, ve zaman çok önemliyken, hiçbir şekilde üzerine vazife olmadığı halde, kendi çetesi ile birlikte cephe savaşı yapmış ve yenilmiştir. Kurucu meclise kafa tutmuş, sonraki evrede zaten Yunan birliklerine katılmıştır. Bu olayı açıklayarak anlatmalıydı hoca.
Özellikle Yunan ordusunun Ankara sınırına gelmeden önce durdurulması, yani; Sakarya Meydan Muharebesi basit bir şekilde geçiştirilecek bir unsur mudur? “Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz.” demiştir Mustafa Kemal. Bu söz bile açıklanmak için sayfalar isterken, ilber hoca kolayca geçmiştir bu bölümü. Sonrasında Kurtuluş savaşına gidilmiş, İzmir Yunan işgalinden kurtulmuştur.

Mesela, Vahdettin’in kaçışı ve Abdülmecit Efendi’nin TBMM tarafından seçilmesi. Burada ayrıntılar olması lazım. Çünkü maalesef insanımız çok okumuyor. Kendi Cumhuriyetini tanımıyor, Kurucusunu bilmiyor. İlber Hoca gibi sempatik bir dehanın bunu fırsata çevirmesini isterdim.

İlk meclisin kuruluşu, yaşananlar, içerideki muhalefet, Mustafa Kemal'e Başkomutanlık nasıl verildi? Neler yaşandı? Kaç aylık bu görevi üstlendi. Daha sonra kaç defa uzatıldı, sonra tekrar nasıl alınmak istendi, en sonunda da süresiz nasıl Başkomutan oldu? Cevapsız ve detaysız. Olur mu böyle İlber Hoca?

Yani anlatmak istediğim, detaysız bir kitap. Tarihi olayları anlatmak yerine, İlber Hoca birçok yerde başka kaynaklar göstermiştir. Biz o kaynakları değil, Hoca’nın bilgilerini isterdik. İlber Hoca’nın şikayet ettiği, yani Tarihçilerin tarihi yanlış anlattığı durumuna Hoca cevap verebileceği bir kitapta, Öğrencilere ders verir gibi kısa tutmuş, hikayesel bir yöntem işlemiş.

Kısacası; kitap bize, bildiğimiz, ya da bilmediğimiz konuları detaylandırmadan, normal bir okurun sıkılmadan okumasını sağlayacak şekilde tertip edilip, sunulmuştur. Kitabın bir artısı olarak Cumhuriyet dönemi sonrası için, ilber hoca’nın bilgi birikimi dahilinde, yaşanan gelişimler ve yenilikler üzerine yaptığı yorumlardır. Bunlarda ayrıca bilgi edineceğiniz kısım vardır. Ki, sanki sırf buraları yazmak istermişcesine yazmış ilber Hoca. Çünkü konuşmayı ve en çok anlatmayı sevdiği kısımlardır. Balkanlar, Avrupa Devletleri 1800 ve 1900’lü yılları çok sever Hoca. O yüzden her türlü detayı anlatmış. Ama birçoğu, normal bir okuyucunun aklında kalmayacak maalesef.

İlber Ortaylı’nın, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, detaylı bir anlatım olmadan, Atatürk’ü bir çok yönü ile anlatmaya çalışmıştır. Bunda ne kadar başarılı olduğu, okuyucunun takdiridir. Yaptığım ya da bir başkasının yapmış olduğu yorumlar kitabı iyi ya da kötü yapmaz. Bir kitap yazmak, emek harcamak kolay değildir. Ve bir de Atatürk’ü anlatıyorsanız, bu hiç kolay değildir.

İlber Hoca’ya bizlere sunduğu eser için, içtenlikle teşekkürlerimi ve saygımı sunuyorum. Ellerine sağlık Hocam. Tek isteğim, daha iyisini yapabileceğini bilerek, bu kitabı ikinci bir safhaya taşıyabileceğindir. Türkiye Cumhuriyeti siz ve sizin gibi değerli insanların fikirlerine ve araştırmalarına, yazmalarına ve bilgilendirmelerine ihtiyaç duyar. Bu devletin kapıları siz ve sizin gibi güçlü kişilere daha rahat açılır. Sizler arşivlere daha kolay ulaşırsınız. Önümüzdeki yıllarda yeni bir beklenti içinde olacağım Hocam.

Kitabı tek referans olarak almayıp, farklı Atatürk kitapları da okuyunuz. Sakın ola ki, bu kitap bana yeter demeyin. Unutmayalım ki, bildiğimiz tek şey hiçbir şey bilmediğimizdir.

Kitabı tabi ki tavsiye eder, herkese iyi okumalar dilerim.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK kitabın ismi üstelik İlber Ortaylı gibi değerli bir tarihçinin kalemiyle yazılmışsa, fazla söze ne hacet.
İtiraf etmeliyim ki ,ben Mustafa Kemal Atatürk'ü bu defa okumadım.Kitap sonuna kadar sanki karşıma İlber Ortaylı oturdu ve kâh çayımızı içtik ,kâh kahvelerimizi yudumladık.Bir kez daha Türk olduğumun gururunu yaşatarak ,Atamı, geçmişimi gözlerimi içine baka baka anlattı ve ben de keyifle dinledim.
Sohbet tadında bir kitap. Kesinlikle tavsiyemdir.

Fakat söylemeden geçemeyeceğim kaynakların hepsinde aklım kaldı. :)
Herkese Selam =)

Bu yazım'da herkese dürüst ve daha samimi olucam ya da olmaya çalışacağım. :)

Öncelikle bu kitabı yavaş yavaş okumayı, sindirerek okumayı seçtim. Çünkü hem okuduğum ilk tarih kitabı. Hem de Mustafa Kemal hakkında okuduğum ilk kitap bu nedenler'den ötürü kitabı yavaş okumayı seçtim.
•••••••••••••••••••••••••••

Kitabın sonlarına geldiğimde Ata'nın vefat ettiği bölüme gelince o kadar duygulandım ki, ve bunu İlber hoca o kadar duygulu anlatmış ki.

Kitap 8 bölümden oluşmuş ve böyle bölüm bölüm aktarılması Gerçekten güzel bir seçim olmuş. İlk bölüm "İmparatorluğu Dirilten Nesil" burada Atatürk'ün doğduğu dönemi ele almış 1880’liler kuşağı ve son bölüm ise (8.bölüm) "Büyük Adam: Atatürk" burada ise kişisel özellikleri: #28546249
Ve
#28548434
Bunlari bile okuyunca şaşırdım. Tüm kitabı okuduğum da ki şaşkınlığımı ve bilgisizliğimi nasıl örttüğümü sizler düşünün.

İlk ve son bölümleri verdim çünkü tüm bölümler'i anlatmaya kalksam kısaca her halde sayfalarca yazardım.
••••••••••••••••••••••••••••••

Bu kitabı okumadan önce o zamanlar ile alakalı bazı konularda gerçekten çelişkilerim vardı mesela;
Saltanatın ve halifeliğin kaldırılması ile aklımda bir takım şüpheler vardı. Çünkü ne zaman bu konuyu araştırmaya kalksam İki zıt kutuplu fikirlere uğraşıyordum ve bu kitap ile merakımı giderdim. İlber hoca "bu konu da" gerçekten her insanın merakını giderecek şekilde yazmış.
•••••••••••••••••••••••••••••

Bu kitabı genel itibariyle çok beğendim. Şahsimce bana gerçekten bilgilendirici bir kaynak oldu bu kitabı tekrar okuyup hazzı tekrar yaşamak istiyorum. :)

Son olarak...

Geçmişimizi Bu kitap ile öğrenmeliyiz. Şimdi üzerinde yaşadığımız bu topraklar nasıl kazanıldı öğrenmeliyiz, geçmiş'te kalamayız önümüze bakmalıyız ama tarimizden de ders almalıyız.

Bence bu kitabı herkes'e okutmalı. Hatta bir dakika acaba "Gazi Mustafa Kemal Atatürk" kitabı etkinliği falan mı yapsak :)))
Her neyse bu kitabı okuyun, okutturun en önemlisi anlayın :)


Sağlıcakla kalın = ) = )
İlber Ortaylı! Kitaba geçmeden biraz İlber Hoca'dan bahsetmem gerek. Öncelikle bu kitabı İlber Ortaylı'nın yazması çok önemli ki çok ses getirdi, çıktığından bu yana en çok satanlarda ilk sırada, bolca da okunuyor. Lansmanı da iyi yapıldı haberlerde vs. çıktı. Kim ne derse desin İlber Ortaylı bu ülkede en fazla saygı duyulan ve en iyi tarihçilerin başında gelen biri. Bunun sebebi de İlber Ortaylı'nın fikirlerinden çok bilgilerinin ön plana çıkması. Zira tarih kitaplarında ve tarih anlatımlarında çok fazla görecelik var. Herkes tarihi kendi istediği gibi yazıyor, anlatıyor. Dünya ve politik görüşüne göre tarihi değerlendiriyor. Bu sebeple de çoğu kişi tarih okumuyor. Bahane hazır "herkes kendi fikrine göre yazıyor, tarih çok göreceli". Oysa bu kaçış, olması gereken her görüşten okuyup doğruyu bulmak, bulamasakta yorumlamak bizim görevimiz. Bu noktada İlber Ortaylı devreye giriyor. Kendisi bu konuda ki en objektif kişilerden biri. Herkeste içten içe bunu kabul eder. İlber Hoca'nın fikirleri, dünya görüşü yok mu? Tabi ki var ama o tarihe bunu karıştırmıyor. Bakın burası önemli, İlber Hoca tarihiyle barışık. Bu ne demek? İnsanlar tarihi değerlendirirken dünya görüşlerine göre kestirip atıyor, mesela monarşiyi, dinin devlet ilişkisine karışmaması gerektiğini düşünenler Osmanlı'yı silip atar, haklı haksız eleştirir ya da Cumhuriyetin getirdiklerine, İnkilaplarına karşı çıkanlar yakın tarihi, cumhuriyet dönemini eleştirir sürekli. Tabi ki her dönemin doğruları yanlışları var fakat mesele bunları objektif olarak değerlendirip, tarihimizi külli olarak kabullenmek, sahiplenmektir. İlber Hoca'nın farkı burada ortaya çıkıyor. Kendisi Osmanlı'yı da çok iyi anlatır ki Timaş Yayınları tarafından basılan Osmanlı ile ilgili bir çok kitabı da var. Bu fikirlerime katılmasınız da sonuç itibariyle herkesin mutabık olduğu bir konu var İlber Ortaylı'nın bilgisi. Ee son zamanlar capstir, tv'lerdeki konuşmalarıdır, buna sempatikliği de eklenince daha da sevilen, sayılan ve okunan biri oldu. Ama çok popüler olur, çok dikkat çekersen bu sefer ters tepki oluşup, insanlar sıkılıp haksız (kendilerince marjinal olacaklar ya!) eleştiriler de yapılıyor. Adamın egosuna takılıyor, tavırlarına hareketlerine, tamam da arkadaş nüfusuna mı alıcan sen işini nasıl yaptığına bak. Eleştirecek bir şey bulamayınca ne olsun.
Kitaba gelirsek puan ortalaması 9.1 sitede, merak ediyorum arkadaşlar kapak fotoğrafına mı verdiler o puanı. Kitabı okumadınız mı? Kapağa, isme, lansmana bakarsanız tam bir biyografi kitabı bekliyor insan ama kitap bir biyografi kitabı mı?bence değil. İlber Ortaylı Atatürk'ü anlatırken her bölümde o dönemin koşullarına, durumuna falan girmiş. Sadece ülkemizden değil, dünyanın gidişatı vs. hatta bazen o kadar uzak farklı yerlere gidiyor ki. Dedim ki burdan muhabbet Atatürk'e dönmez artık. Evet kitap bir tarih kitabı olarak başarılı olabilir (ki İlber Hoca her konuya girdiği için hepsi yüzeysel olmuş, bazen de gereksiz ayrıntı) ama bir biyografi kitabı olarak bence güzel bir kitap değil kesinlikle. Verdiğim 7 puanda sağlam ve güvenilir tarih bilgileri edindiğim için.
Bu arada kitabı Kitapyurdu'ndan ön siparişle aldım, ilk baskı ve imzalı geldi. İmzaya bakınca daha önce Hoca'ya kitap fuarında kitap imzalatmıştım o geldi aklıma, Kemal Sunal'ın Sakar Şakir filmindeki gibi düz çizgi çekmişti neredeyse. Ama bu imza başarılı.
Kitap, Atatürk'ün hayatını araştıran ve okuyanlar için daha önceden bilmedikleri bilgiler içermiyor. Kitabı bazı bilgileri, İlber Ortaylı'nın bakış açısıyla, tazelemek amacıyla okumak sanırım daha doğru olur.

İlber Ortaylı bazı önemli olayları gerçekten çok kısa özetleyerek geçmiş. Bunun nedeninin, okuyucunun, İlber Ortaylı'nın dipnot olarak belirttiği kaynakları da araştırıp, okumasını sağlamak için olduğunu düşünüyorum.

İlber Ortaylı'nın maddi kaygılardan ziyade, manevi kaygılar ile bu kitabı kaleme aldığından şüphem yok. Belirli bir yaşa gelmiş, ülkenin en popüler tarihçilerinden olan biri de, zaten Atatürk'ü maddi kaygılar ile kaleme almaz.

Girişte de belirttiğim gibi, kitabı yeni bir şeyler öğrenmek yerine, geçmiş bilgileri farklı bir tarihçi yorumuyla, ki bu isim İlber Ortaylı gibi değerli bir isim, tazelemek için okursanız kitaptan memnun kalırsınız.
''Büyük adam olabilmek için okumak, öğrenmek lazımdır.''

Ali Rıza Efendi'den oğlu Mustafa Kemal'e
İlber Ortaylı
Sayfa 39 - Kronik Yayınları
Türkiye dünya savaşına çok hazırlıksız girmesine rağmen , iyi eğitim görmüş, Arabistan çöllerinden Balkan dağlarına kadar her yerde coğrafyayı çatışarak öğrenmiş, Balkan ve Trablusgrab savaşlarının trajik tecrübelerinden olgunlaşarak çıkmış bir genç subaylar sınıfı bu dünya savaşını umulmayacak kadar başarılı bir şekilde götürmüştür.
Bu toplumda Atatürk'ü zihinlerden silmeye çalışmak bir lükstür, lüzumsuz çabadır. Yanlış tanıtmaya çalışmak da, amatör tarihçilerin işi olsa bile, gülünçtür. Onun için girişilecek en önemli iş Nutuk'u, Atatürk'ün söylev ve demeçlerini derleyip okumaktır.
İlber Ortaylı
Sayfa 321 - Kronik Kitap - 1. Baskı
2018'de büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ü 80. ölüm yıldönümünde anacağız.
İlber Ortaylı
Sayfa 11 - Kronik Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752430297
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880'liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal'in aile kökeni ile başlıyor.

Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, II. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.

Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…

Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol...

Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı'dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar...

Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk...

İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor...

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 798 okur

  • Mehmet Eren
  • Elif Nur
  • Derya Meriçoğlu
  • MR. Gogna
  • Nusret Taşdemir
  • Hatice Eryılmaz
  • Seyran
  • Hatice Karakaya
  • Funda Altıntaş
  • Murat Kaban

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.1
14-17 Yaş
%8.6
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%27.1
35-44 Yaş
%22.9
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%38.2
Erkek
%61.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51.3 (232)
9
%22.3 (101)
8
%13.5 (61)
7
%6 (27)
6
%1.5 (7)
5
%2.2 (10)
4
%0.4 (2)
3
%0.4 (2)
2
%0.2 (1)
1
%2 (9)

Kitabın sıralamaları