Gazi Mustafa Kemal Atatürk

9,1/10  (193 Oy) · 
298 okunma  · 
234 beğeni  · 
5.819 gösterim
“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880'liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal'in aile kökeni ile başlıyor.

Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, II. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.

Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…

Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol...

Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı'dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar...

Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk...

İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor...

(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2018
  • Sayfa Sayısı:
    480
  • ISBN:
    9789752430297
  • Yayınevi:
    Kronik Kitap
  • Kitabın Türü:
Necip Gerboğa 
25 Oca 23:54 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

Son zamanlarda 'tarihçi' adı altında ortaya çıkıp Atatürk'e, onun aile fertlerine, Türkiye'nin kurucu kadrosuna ve daha pek çok manevi değerimize olmadık iftira ve hakaretler savuran bir grup şarlatanın, çeşitli basın ve medya kanallarında bir tarım böceği gibi, bir kımıl gibi her geçen gün çoğalması karşısında, İlber Ortaylı gibi değerli bir tarihçinin Atatürk hakkında bir kitap kaleme alması, açıkçası beklediğim ve çok da şaşırmadığım bir durumdu.

İnternette, İlber Ortaylı'nın bu kitabı bazı ticari kaygılarla yazdığını ileri süren yorumlara da rastladım. Ben kitabı okurken kesinlikle bir ticari kaygı izine rastlamadım açıkçası. Kaldı ki, kitap yazılırken böyle maddi bir kaygı da güdülmüş olabilir. Eğer böyle bir durum varsa ve ülkenin yetiştirdiği en değerli tarihçilerinden biri olan İlber Ortaylı'nın 70 küsür yaşında böyle kaygıları varsa, bu onun değil bizim, yani Türk toplunun ayıbıdır diyerek giriş faslını kapatıyorum...

Kitap genel olarak Atatürk hakkında bildiğimiz, yanlış bildiğimiz ya da hiç bilmediğimiz pek çok detayı içinde barındırıyor. Ortaylı, tarihe ve tarih yazımına bir popüler kültür öğesi ya da bir siyasi yaranma aracı olarak değil, tamamıyla bir bilim olarak bakıyor. Eserini kaleme alırken tarih biliminin gerektirdiği tüm kaideleri tek tek uygulamış. Bunu yaparken de ayrıca sınıfta ders verir gibi öğretici bir üslupla tarih okumanın ve tarih yazmanın inceliklerini okur ile paylaşmış. Günümüzde tarih adı altında nasıl çizgiden çıkıldığını, bir şekilde ele geçirilen ve resmi olmayan belgeler ya da şahsi anılar üzerinden birilerinin bu işi nasıl sulandırdığını o naif çizgisini bozmadan kendi üslubunca anlatıyor ve dikkatimizi bu yöne çekiyor.

Kitapta sadece belge ve bulgulara dayanan tarihi gerçekler bulunmuyor. Ortaylı, kendi birikimi ve karşılıklı okuma tekniği ile bazı tarihi gerçekleri yorumlarıyla zenginleştiriyor. Ancak neyin bilgiye/bulguya dayandığını, neyin kendi yorumu olduğunu kullandığı dil sayesinde rahatlıkla ayırt edebiliyorsunuz.

Dil demişken, kitabın çok akıcı bir dili olduğunu da belirtmem gerekiyor. Zaten Ortaylı bu kitabı torununa ve onun arkadaşlarına ithaf ediyor. Yani genç kuşağa... Çünkü bu bilgi kirliliği içinde en fazla tehdidin genç kuşaklar üzerinde olduğunu düşünüyor ki ben de kendisine sonuna kadar katılıyorum. Eğer genç okurlar, Atatürk üzerine detaylı bir okuma yapmak istiyorsa, kapsayıcılığı ve gerçekçiliği açısından bu kitapla başlamalarını tavsiye ederim.

----------------------------

Kitap, 8 ana bölüm altında Atatürk'ün hayatını ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş hikayesini inceliyor. Atatürk'ün çocukluğu ve gençliği, askeri eğitimi, 1. Dünya Savaşı süreci, Milli Mücadele dönemi, Cumhuriyet'e giden yol, inkılaplar dönemi ve genel açıdan dünya perspektifinde Atatürk'ü ele alan bölümler mevcut. Kitabın merkezinde Atatürk olsa da, kitap boyunca daha başka pek çok tarihi şahsiyetin de hayatlarına ilişkin önemli bilgiler öğreniyoruz.

Bugüne kadar biraz okul bilgisiyle, biraz da okuduğum kitaplar aracılığıyla kafamda yer eden Atatürk ve kuruluş dönemine ek olarak bu kitap vasıtasıyla kazandığım birkaç yeni bilgiyi de paylaşmak isterim;

* Örneğin Atatürk'ün Selanik'te doğmuş olması tarih derslerinde tek cümlede söyleyip detayına inmediğimiz bir konudur. Oysa ki Selanik'in o dönemdeki kozmopolit yapısı, ticaret, ulaşım, sanat ve kültür gibi alanlarda dünyanın öne çıkan kentlerinin başında geliyor olması, Atatürk'ün hayatının şekillenmesinde, eğitiminde, meslek seçiminde ve daha pek çok konuda önemli bir role sahip. Eğer Atatürk Selanik'te değil de Anadolu'nun başka bir kasabasında veya köyünde doğmuş olsa idi, tarih büyük ihtimalle çok farklı yazılıyor olacaktı.

* Bunun dışında yine birkaç cümle ile geçiştirdiğimiz bir Trablusgarp direnişi vardır. Tarih derslerinde bu savaş, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da kaybettiği son toprak parçası ile ilişkilendirilir. Oysa ki Atatürk'ün gönüllü olarak katıldığı Trablusgarp direnişi, onun askerlik hayatında bir kilometre taşıdır. Orada elde ettiği askerlik deneyimi, hayatının sonraki dönemlerinde gireceği pek çok savaş açısından bakıldığında adeta bir okul görevi görmüştür.

* Aynı şekilde Askeri Ateşe olarak atandığı Sofya'da geçirdiği yaklaşık bir yıllık süre de, Atatürk'ün ileride kuracağı Türkiye Cumhuriyeti'nde sosyal hayatın nasıl olacağının şekillendiği önemli bir dönem olarak karşımıza çıkmakta.

Buna benzer çok sayıda örnek yazabilirim ama bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Tabii herkes kendi okuduklarından kendine has yeni kazanımlar elde edecektir mutlaka...

---------------------------

Sonuç itibariyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabını herkese tavsiye ediyorum. Her kitaplığın böyle bir kitabı hak ettiğini düşünüyorum. Bu sitenin okurlarını tenzih ederek söylüyorum, ülkede genel olarak tarih okumaları, özellikle Atatürk ve Kuruluş dönemine ilişkin okumalar çok geri planda kalmış durumda. Pek çok insan ortaokul lise yıllarında öğrendikleriyle hayatına devam ediyor. Daha kötüsü, her zamanki hazırcılığı ile tarihi, televizyonda seyrettiği reyting kaygılı popüler tarih programlarından öğrenmeye çalışıyor. Hatta daha da dip bir grup var ki, bu gruba girenler, Muhteşem Yüzyıl, Vatanım Sensin, Payitaht Abdülhamit gibi diziler seyredip, orada öğrendikleriyle başkalarına tarih satmaya kalkışıyorlar.

Oysa ki tarih bilimi bizim için, bugünü anlamamız, en azından, neden Suriye sınırında 30-40 km'lik güvenli bir hat açmak için koca bir orduyu seferber ettiğimiz gibi sorulara yanıt bulabilmemiz için önümüze açılan en yakın ve en güvenli köprü konumunda bulunuyor.

Ancak köprüyü geçerken bize kimin rehberlik ettiğini çok iyi bilmemiz ve sadece güvenebileceğimiz kişiler vasıtsıyla bu köprüyü geçmemiz gerekiyor. Öteki türlü, köprüyle birlikte yerin dibine göçme ihtimalimiz çok yüksek.

Herkese keyifli okumalar dilerim...