·
Okunma
·
Beğeni
·
47,3bin
Gösterim
Adı:
Afrikalı Leo
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
375
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753631570
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Leon L'Africain
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Afrikalı Leo
Afrikalı Leo
Leon Afrikalı
Leo Africanus
ليون الإفريقي
Afrikalı Leo, gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşamöyküsü: "Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği" Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati alias/namıdiğer Giovanni Leone de Medici'nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo'nun özyaşamöyküsü yazmış olsaydı yazacağı gibi... Amin Maalouf, bu ilk romanında -daha sonra Semerkant, Tanios Kayası, Doğunun Limanları, ve öteki romanlarında da yapacağı gibi- tarihle/tarihten olağanüstü bir halı dokuyor. Bir uçan halı...
375 syf.
·4 günde·8/10 puan
YouTube kitap kanalımda Afrikalı Leo kitabını yorumladım: https://youtu.be/2BNzHTVG6ls

Amin Maalouf'u tek cümleyle özetleyecek olsaydım herhalde "Kızgın kumlardan serin sulara sonra yine kızgın kumlara" diye özetlerdim.

Doğu'nun Limanları adlı kendim için tam bir edebi facia olarak bulduğum kitabından sonra Afrikalı Leo, içinde keşfedilmeyi bekleyen "Aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey!" cinsinden ayrıntılar ve dönemin akılcılığı yok eden insanlarına karşı göndermelerle dolu. Bir de adamın ilk romanı bu. Şaşılacak iş. Ama kitabın diğer incelemelerinde gördüğüm kadarıyla kitabın içindeki ayrıntılara da eğilen hiç olmamış. O zaman kaçsın bakalım, tadımız...

Geçenlerde Tüfek, Mikrop ve Çelik adlı kitabı okumamın eşliğinde aklımı "Neden yiyecek üretiminin ve siyasi örgütlenmelerin ilk olarak başladığı, bir zamanların en verimli yeri olan Türkiye-Suriye sınır bölgesi (Bereketli Hilal) şu an savaş ve yokluk içinde?" benzerinden sorular işgal etmişti. Zaten herhangi bir olguya, herhangi bir kişiye, herhangi bir nesneye karşı "Neden?" sorusunu yönelttiğiniz takdirde sizi ardı arkası kesilmeyen sonsuz cevaplar döngüsü bekliyor olacaktır.
(Örnek: "Bir kuş ötüyor, neden ötüyor? Dişilerini etkilemek için. Neden dişilerini etkilemek istiyor? Evrimin cinsel seçilim mekanizmaları bu ötme özelliğini seçtiği için. Evrim neden bu özellikleri seçiyor? Canlıların üremesine avantaj sağladığı için. Canlılar neden üremek zorunda? Bir türün sürerlilik sağlayabilmesi için." cevaplarından sonra canlılık, fizik yasaları ve kimyasal reaksiyonlara kadar gidilerek devam edilebilir.)

Her şeyi sorgulayabilmek için kullanılan bu yöntemi bu kitap için kullanalım. Afrikalı Leo kitabı neden yazıldı? Dönemin siyasetindeki ve toplumundaki insanların yozlaşmalarına, Endülüslerin çöküşünün sebeplerine ve psikolojik olarak vefasızlıklarına bakabilmemiz için. Peki neden bu insanların yozlaşmalarını ve vefasızlıklarını okumalıyız? Şu anda yaşadığımız toplumda oluşmuş bazı katı batıl gelenekleri daha iyi anlayabilmek için. Peki neden bu batıl gelenekler var? Zamanın bazı insanları düşünmeyi, aklı ve sorgulamayı savunmadığı için.

Öncelikle Maalouf'un dönem toplumundaki ideal ve ufuk daralmasına ve dönem siyasetindeki sistem tıkanıklığına dair muhteşem bir tespitiyle başlamak isterim:

"İnsanlar kendilerini Frenklerin düşüncelerine ve geleneklerine karşı korumak için Gelenek'i bir kale yapıp kendilerini bu kaleye kapattılar. Granada artık yalnızca yetenekten yoksun, korkak taklitçiler yetiştiriyordu." (s. 40)

Düşünce bildiğimiz düşünce. Ama Gelenek bildiğimiz öyle masum geleneklerden değil işte. Şeyhlerin ve müritlerinin, tasavvufçuların "Dünyayı terk et" anlayışıyla birlikte gelen, bu anlayışın zamanla katılaşıp bir kale haline gelerek "kendilerini bu kaleye kapatmalarına sebep olan" bir anlayış işte bu. Yalnızca yetenekten yoksun, korkak taklitçiler yetiştirilmesinin sebebi de bu. Zaten kitapta Şeyh Estağfurullah adlı bir karakter var. Aman Allahım diyorum tam olarak. Yani Amin Maalouf yazarken bunları düşünmüş müydü bilmiyorum ama şeyh de düşünmeyi ve sorgulamayı savunmayan, tam tersine süpersonik kadercilik faşisti bir adam. Hatta bir cümlesinde şunu diyor:
"Düşmanları yenecek olan askerlerin imanları ve şehadetleriydi."

Peki bir şeyh neden bunu diyor olabilir? Zamanında Mutezile ve devamında gelen Ahi Evren akımının da etkisiyle bol bol okuma, araştırma, deney ve gözlem yapan Yunan filozoflarının evrimleşmiş hali Müslümanlar varken, diğer bir tarafta tam tersine kafası çalışmayan, Töton şövalyeleri gibi tarikatlarla beyinleri yıkanarak savaş alanlarına akın eden Haçlı askerlerinin karşısında yine onlar gibi düşünmeyen ve sorgulamayan Gazali tipi adamların beynini yıkadığı Müslümanların savaştırılması gerektiği için. Tuco Herrera Mutezile'yi sever. Çünkü ellerindeki akılcılığı yok eden, Müslümanların yine ta kendisidir. İslam'da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü Bu konuyu detaylı merak edenler için önerebileceğim bir kitap olabilir.

Neyse, konumuza dönelim.

Dedim ya, Maalouf ilginç bir yazar. Cidden öyle. Şeyhin haklılığına inanan, başarısızlıklara ve kadere sürekli boyun eğen, entelektüel çöküşün bas bas bağırarak geldiğini bilmesine rağmen hala düşünüp sorgulamayan bir toplum imajı var burada. Kitaptaki mekan sıralaması da Endülüs zamanlarından sonra sırasıyla Fas, Kahire ve Roma'ya kadar gidiyor hatta. Amin Maalouf'un kitabı yazarken düşünüp düşünmediğini bilmediğim bir başka konu, Afrikalı Leo adlı baş karakterin Endülüs Devleti olarak görülüp onun zamanla yozlaşmasını ve dini bir parabol misali Hristiyanların "megalo idea"sının gerçekleşmiş haliyle birlikte karakterin din grafiğinin Müslümanlıktan Hristiyanlığa evrilmesini yansıtmak istemiş olabilir. Yani Afrikalı Leo = Endülüs Emevi Devleti tarihinin reenkarne-ütopya hali bile olabilir.

Akılcılığı terk edip kendini düşünmemeye ve sorgulamamaya adayanlar vardı. Hah işte, bu anlayış zamanla İslam'ın eşitlik anlayışını bir tarafa bırakıp Arapçılık anlayışıyla her toplumdaki Müslümanları Araplarla birbirine düşman hale getirmesiyle sonuçlanmadı mı? Müslümanların salaklaştığını gören Hristiyanlar Asturias, Navar Krallığı ve Barcelona Kontluğu gibi küçük azınlık grupları kurmadı mı? Düşünmeyen ve sorgulamayan adamların başa geçirilmesiyle deneyimsiz otoriteler, otorite boşluğuna yol açmadı mı? Güçlü iktidar + güçlü ordu + kaynaşmış toplum anlayışı zedelenmedi mi? Bölünmeler ve darbeler olmadı mı?

Düşünmeyi ve sorgulamayı yok eden tarikatların, tasavvufçuların, Endülüs'ün siyasi düzenini yerle bir eden insanların başarısı bir Hristiyan komutana şunu dedirtebilmesidir:

"Biz cesaretin, dindarlığın ve hakkın hep Kurtuba halkı (aslında Endülüslüleri kastediyor) ile birlikte olduğunu zannederdik. Oysa ne görelim, ne dinleri, ne cesaretleri ne de akıllı önderleri var. Onların kaydettikleri gelişme ve zaferler, aslında geçmiş hükümdarları sayesindeymiş. Ne zaman ki bu hükümdarlar gittiler, Endülüslülerin gerçek yüzleri ortaya çıktı."

Müslümanların birbirlerine düşmelerinin ardından gelen sistem tıkanmaları, bölünmelerin başlaması, ufak çaplı darbelerin olması, Müslümanlarda meydana gelen ideal ve ufuk daralmaları da zaten en sonunda kendine "Reconquista" adıyla yer buluyor. Reconquista da zaten siyasi olarak, Endülüs'de veya İspanya'da İslam hakimiyetine son verilmesi. Dini olarak da İslam'ın akılcılıkla birlikte tanık olunan kültür yükselişine engel olabilmek. YERSEN.

Akılcılar savaşmaz ama içlerinden akılları alınırsa onlar da savaşır. Haçlıların istediği de tam olarak buydu. Amin Maalouf'a bunları anlattığı için teşekkür ediyorum buradan. Bravo Afrikalı Leo. Bravo akılcılığı yok edenler. Bu eser hepinizin. Mutezile ekolünün, Ahi Evren'in gerektirdiği okuma, deney, sorgulama ve araştırmayı yok eden Mevlanalar, Gazaliler, dünyayı terk eden muhteşem ilhamcı ve keşifçi arkadaşların hepsinin üzerinde şu Granadalı çiftçinin dediklerinin vebali var:

"Hiçbir halk, Granada Müslümanları kadar acı gözyaşları dökmemiştir. Ben gördüklerimi anlatıyorum, sözümde mübalağa yoktur. Daha dün, üç yüz müslüman kadın ve kızın esir pazarında satılığa çıkarıldığını gördüm. Kadınlarımız tecavüze uğradılar. Bizzat ben, üç oğlumu ve iki kızımı kaybettim; elimde sadece altı aylık şu ufacık kızcağızım kaldı. Ben mazi için ağlamıyorum; zira mazi geçti, artık geri de dönmeyecek; fakat bundan sonra göreceklerimiz için ağlıyorum. Bu gördüklerimize tahammül edemiyorsak, bundan sonra göreceklerimize nasıl tahammül edeceğiz? Bize taahhüdlerde bulunan kralın bizzat kendisi bu taahhüdlerini bozuyorsa, onun yerine oturacaklardan ne bekleyebiliriz?"
375 syf.
Afrikalı Leo, yazarın ilk kitabı. Arap müslümanlarının İspanyolara savaşta yenilmesini ve Endülüs ü terk edişini anlatan yaşanmış bir hikaye ve Afrikalı Leo diye bahsedilen asıl adı Hasan olan baş karakterin hayatını anlatan biyografik bir kitap. Yazarın daha önce kitaplarını okumuş arkadaşlar, kendisinin okuyucu kaybetmemek ya da kazanmak adına tarafsız olduğunu göstermeye çalışırken nasıl samimiyetsiz olduğunu fark etmişlerdir. Buna rağmen okunmaya değer güzel bir roman. Yazar göçün getirdiği zorlukları, sıkıntıları ve Afrika nın kültürünü ilgi çekici bir dille anlatmış.
  • Doğu'nun Limanları
    8.4/10 (5,2bin Oy)4.901 beğeni18,6bin okunma19,7bin alıntı69,7bin gösterim
  • Benim Adım Kırmızı
    8.2/10 (2.599 Oy)2.441 beğeni9,7bin okunma8,1bin alıntı53,5bin gösterim
  • İnce Memed 3
    9.3/10 (3.041 Oy)3.147 beğeni9,6bin okunma13,5bin alıntı30,8bin gösterim
  • Kar
    8.0/10 (2.179 Oy)2.082 beğeni8,7bin okunma8bin alıntı42,1bin gösterim
  • Semerkant
    8.6/10 (10,5bin Oy)10,7bin beğeni37,6bin okunma44,6bin alıntı191,4bin gösterim
  • Yüzüncü Ad
    8.2/10 (1.103 Oy)1.112 beğeni4.314 okunma3.772 alıntı14,7bin gösterim
  • İnce Memed 2
    9.3/10 (4.591 Oy)4.696 beğeni14,9bin okunma16,9bin alıntı46,4bin gösterim
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor
    8.3/10 (1.893 Oy)2.034 beğeni7,6bin okunma8,5bin alıntı52,5bin gösterim
  • Gazap Üzümleri
    9.1/10 (5,7bin Oy)6,2bin beğeni17,9bin okunma33,6bin alıntı170,5bin gösterim
  • Engereğin Gözü
    8.2/10 (2.469 Oy)2.310 beğeni9,3bin okunma4.446 alıntı31bin gösterim
375 syf.
·3 günde·Beğendi
Afrikalı leo ; İspanya, Fas, Kahire ve Roma sarmalında daha bir çok ülkenin bir çok dinin ve ırkın harmanlandığı zengin bir kurgu.

Aynı anda dünyanın hem en talihsiz hem de en talihli insanı olabilir Muhammed oğlu Hasan.

O savaşın , göçün , hastalıkların ve ölümlerin bir arada olduğu bir zamanda sevdikleriyle, yaşadıklarıyla payına düşeni alıyor.

Gençliğinin başında, yükselmekte olan sarayını izleyen bir Hasan canlanıyor gözümde.

Sonra topraklarından sürülen beş parasız bir Hasan.

İstanbul'da Yüce Türk'ün karşısında şaşkın ve korkmuş bir elçi.

Roma zindanlarında kelepçeli bir esir.

Papa'nın göz alıcı bir törenle vaftiz ettiği medici leo.

İyi bir insansanız ve talih sizden yanaysa güzel bir hikayeniz mutlaka vardır.
375 syf.
·Puan vermedi
Afrikalı Leo, gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşamöyküsü: ´Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği´ Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati alias/namıdiğer Giovanni Leone de Medici´nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo´nun özyaşamöyküsü -yazmış olsaydı yazacağı gibi... Amin Maalouf, bu ilk romanında -daha sonra ´Semerkant´ (YKY,1993) ve ´Tanios Kayas´ı (YKY,1995) romanlarında da yapacağı gibi tarihle/tarihten olağanüstü bir halı dokuyor. Bir uçan halı.
375 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Yazarların ilk yayınlanmış olan kitaplarının okuma sırasının birinci olmamasına genelde dikkat ediyorum. Bu, daha sonraları çok iyi yazmış olan bir yazarın o kitaplarını belki de hiç okumamamızın ya da ötelenmelerinin sebeplerinden biri olabiliyor. Örnek de vereyim: Çoğu kişi tarafından oldukça beğenilen dosto'nun insancıklar'ı bir ilk okumaydı ama ben hiç beğenmemiştim. Dünyanın en iyi romancılarından birinin yazdığı bir kitap bu olamazdı. Diğer kitaplarına da sıra çok sonraları geldi. Hala okumadığım kitapları var. Afrika'lı leo'yu okumadan maalouf'un semerkant ve doğunun limanları'nı okumuştum. bu kitapları çok keyif alarak okudum. her iki eser de ortalama bir romanseveri oldukça tatmin edebilecek seviyede kitaplar. Afrikalı leo'ya başlarken yazarın önceki okumalarımın referansında beni iyi bir romanın beklediğini biliyordum. ama bu kadarını beklemiyordum. maalouf bir ilk roman olmasına rağmen okuyucusunu yine şaşırtmıyor. kitaplarda, sinema filmlerindeki o yolculuk hikayelerini, konusu yol üzerinde ilerleyen işleri hep sevmişimdir. bu da onlardan biri. macera ispanya granada'da başlayıp italya'da son buluyor. kitapta alıntı yapılacak bir çok özdeyiş de var. Benim okuduğum Maalouf'un kitaplarının çevirmenleri de çok iyi. Çevirmenlere de ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Afrikalı leo çok keyif alarak okuduğum ve fırsat bulursam ileride tekrar okuyacağım romanlardan biri oldu.
375 syf.
·30 günde·Beğendi·Puan vermedi
2021 'in ilk kitabı..Devamının da bu okuma kadar verimli olmasını diliyorum.Kitabın kapağını kapattıkttan sonraki ilk düşünceler.. Zihnim yazgı kelimesi üzerinde yoğunlaşıyor.

Kitap biraz kurgu biraz da biyografik bir eser..
4 bölümden oluşuyor. Granadalı Hasan,Faslı,Kahireli ve en son Romalı Leo..
Tarihten kesitlerde anlatılıyor..Mercidabık ve Ridaniye seferleri sırasında Kahire anlatılırken Yavuz Selim 'den Büyük Türk diye bahsediyor..Ama seferlerin kanlı ve acımasızlığı da devamında geliyor.Sultan Süleyman 'ı babasının döktüğü kanları unutturmaya çalışan daha ılımlı bir sultan olarak anlatmış. Türklerle ilgili ilgimi çekenler bunlardı..


4 büyük şehir,farklı geziler ve gözlemler..Ve aşklar.. Kim bilebilir Granada 'da doğan çocuğun yazgısının Roma'ya Vatikan 'a uzanacağını..Bilemiyoruz..İşte bu bilinmezlikle yazgı kelimesinde daha da yoğunlaşıyorum..
Benim yazgım nerelere uzanacak..


Ve Granadalı Hasan'ın diğer deyimle Afrikalı Leo 'nun kadınlarına ve aşklarına..Ilk aşkı,ilk tutkusu abanoz tenli kadın Hiba..Ikinci büyük aşkı Çerkez sultan ,kızı Hayat'ın annesi Nur..(Nur'a kocasını bıraktığı ve olmayacak hayallerin pesinden koştuğu için çok kızdım. Yanlıştı yaptığı.)
Ve Roma'da karşılaştığı Madeline ve ondan olan oğlu..
Yazarın ya da kahramanın aşka, birini sevme duygusuna karşı bakış açısı içimi ısıttı. Hassas meseleler hassas konuşulmalı,anlatılmalı..
Ve kitaptan son sayfadan bir alıntı yapmak istiyorum. 'Sen Roma'da Afrika'nın oğluydun ;Afrika'da Rumi 'nin oğlu olacaksın. Nereye gidersen git ,birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak.Onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur !!

Yazgı ,kader ,karma veya daha başka hangi isimleri varsa..Bu kadar belirsizlikle bir kuş misali oradan oraya uçuruyorsa insanı herkesin karşılaşacağı günü hoşnut etmek daha mantıklı değil mi ?
Geldiği ve gideceği yeri bilme arzusunda olan yazgının seyircisi herkese iyi geceler..
Kitabı tavsiye ederim.
RSE..
375 syf.
Afrikalı Leo… Ama biz onu uzun bir müddet Hasan ibn Muhammed olarak tanıyacağız.

Bir süredir elimde olan ve birkaç kez yarıda bıraktığım, ama sevgili bir okur arkadaşımın bana ikinci romanını göndermesiyle kendime çekidüzen verip okumayı başarabildiğim kitap. Afrikalı Leo, Emin Maluf’un (tamam tamam Amin Maloouf) ikinci kitabı, ama ilk romanıdır.

Granada’da başlayan yolculuk sırasıyla Fas, Kahire ve Roma’da geçiyor. Tabi Hasan yerinde durmuyor pek, bu bölümler sırasında dahi birçok kez bölge değiştiriyor. Hasan’ın kimlik arayışı yok (-mu?). Ona göre her yer Tanrı’nın ülkesi. O'nun elleri çok geniştir, yüreği de çok geniştir; uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığında hiç duraksamamalı diyor. Ona göre bizlere derimizin rengini/ nasıl dua ettiğimizi soran insanlardan uzak durmalıyız. Özünde insancıl bir barış içeren ve dünyayı kimliklere bürünmeden kendi "yolculuğunda" olduğunu ifade etmeye çalışan bir gezgin. Doğu’nun Simyacısı.

Başlangıç safhası ağır ve güzel başlamışken, Fas’ta yoğunlaşmış, ama Kahire yolcuğunun devamı olan Roma bana biraz sıkıştırılmış ve hızlı bitirilmiş geldi. Bilemiyorum belki ben Fas’tan ayrılamadım. Roma'da tarihsel unsurlara biraz daha ayrıntıladığı için tarih sevmeyenleri bu kısımlar yorabilir.

Anı türüyle yazılmış bu kitabın bir klasik olması şaşırtıcı değil elbet. Tarih ile harmanlanarak yazıldığı için %100 tarafsız dememiz de mümkün değil. Biraz hayal gücü ile gidemeyeceğiniz yer olmadığını görüyorsunuz.

Levant bölgesine ilgi duyanların özellikle seveceğini düşünüyorum.

Okunmaya değer.

Merve, 2019


********************

Burası da ġayrciddī hislerimin olduğu bir fasıl olsun. Kitap bittiğinde biraz üzülmedim değil -hem bu kadar ertelediğim için hem de bittiği için- , ama daha çok kafama takılan sorulara cevap alamadığımdan.

Endülüs düşerken oradaydım… Fas’ta mücadele ederken çölün gece -20° gündüzlerinin ise 50° dereceye varan sıcaklığının üzerimdeki etkilerini taşıyordum. Kendimi Akdeniz’in, Kuzey Afrika’nın yollarına o kadar kaptırmışım ki Roma’ya geçince bir tökezlemedim desem yalan olur. Sanki hep o yerlerde yaşıyordum.

Kritiklerim ve duygularım içinde boğulurken cümleleri anlamlı kılmaya sarf ediyorum.

Realist olmaya çalışsam da öncelikle birey ve kadın kimliğimden dolayı ihtilafa düştüğüm bazı kısımlar oldu. Vatan / millet / kimlik mefhumlarını hissetmeyen bir insanla aynı düşünemezdim elbette. Ülken, insanların, akrabaların hatta ailen ölürken kaçmak… Okurken elbet kendi dünya görüşümü göz önünde bulundurmaktan kaçındım -ki birçok insan Hasan gibi düşünecektir- tartışılır da elbet ama burası yeri değil.

Hasan, bizim bildiğimiz Hasan iken mantıki olmayan şartlarda geçişini sorgulamamış olması biraz hayal kırıklığı yarattı. Eğer kendini bir kimliğe ait hissedemiyorsan, neden Roma bölümünde bazı şeyleri sualsiz içselleştirdin? Bilemeyeceğim.

Az evvel de söylediğim gibi, özellikle Granada’dan güneye geçişi ve Fas’ın kumlarını okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım… (arka planımda -beynimde- çalan oryantel deephouse’ların ve çölde amarok ile hafif bir serintide gezmenin hayali de vardı sanırım.) Bu yolculuktan ben çok keyif aldım.

AMA, bir kadın olarak da kız kardeşi Meryem ve hayatında yer alan kadınlar için sarfettiği çabayı , kızları olan Servet’e ve Hayat’a da göstermesini dilerdim. (İçimden "yani iyi güzel sen geziyorsun da o kızlar ne yapıyor haberin var mı" demeden duramadım:/ ) Üstüne basa basa eleştirdiğimiz bazı gelenek-görenekler varken kitabı özellikle oğluna ithaf etmesi de beni BİRAZ üzmedi değil (feminazilikle filan alakası yok )

Emin beyle ilk başlangıcımız böyle oldu, yine aynı tema üzerinde ilerleyen diğer kitaplarını okuyunca fikirlerim biraz daha oturacaktır.

Buraya kadar da okuma zahmetinde bulunduysanız, size gelsin : https://youtu.be/ywsS4WteceM
374 syf.
·4 günde·6/10 puan
Kitabın başıni ve sonunu sıkıcı buldum. Özellikle Roma ya kacirilip vaftiz edilme süreci ve sonrası çok sıkıcıydı. Bir seyyah ve gitmek zorunda kaldığı ülkeler, şehirler, denizler, nehirler. Gittikleri yerlerin ve afrika nin kültürünü zaman zaman taraflı azda olsa tarafsız yazıya dökmüş . Kitapli saatler.
337 syf.
·10/10 puan
Amin Maalouf benim dilini en sevdiğim yazarlar arasında yer alıyor. Kendisini bu kitapla tanıma şansına eriştim. Bu kadar akıcı, etkileyici bir üslubu ve yaşadıklarını okuyucuya yaşamış hissi veren bir yazarla tanışmış olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Belkide benim duygularıma hitap etti de ben bu kadar çok sevdim. Bilmiyorum ama iyiki tanımışım ve iyiki okumuşum.
375 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar ;

Şükür Afrikalı Leo bitti. Yazarın semerkant'tan sonra okuduğum ikinci kitabı ve okurken bana ilk düşündürdüğü şey "Bu ne tutarsızlık" oldu. Semerkant kitabında Müslümanları barbar olarak göstermeye çakışırken, bu kitabında ise öve öve bitiremiyor!.. Kim bilir belki de her okuyucu kitlesine hitap etmektir amaç...

Kitabın içeriğine gelince Afrikalı Leo Hasan karakteri olarak çıkıyor karşımıza, en yükseklerden en dibe vuran bir yaşam hikayesi diyebiliriz. Afrikalı Leo'nun gezdiği yerlerden anı olarak not aldığı 4 bölümden oluşan bir roman.
Ben yazarın kitaplarından fazla beklentiye girmişim sanırım çünkü abartıldığı kadar beni tatmin ettiğini söyleyemeyeceğim. Ama semerkant kitabına nispeten bu kitabını daha çok beğendim, vee tabiki zıt kutuplara olan zaafımdan dolayı yazara şans vermeye devam edeceğim. kim bilir belki bir kitabıyla gönlümü çeler. Neyse tarih severler için okunabilecek bir kitap keyifli okumalar dilerim. :))
O kış soğuktu korkunç Soğuktu ve kar yeni kazılmış topraktan ve kandan ötürü siyahtı. ölümle tanışıklık Geçmişin sevincini anımsamak, göç olasılığı acı veriyor.
Yitik bir ülke çok yakın akrabanın ölmesi gibidir onun saygı ile göm. Ve sonsuz yaşama inan..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Afrikalı Leo
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
375
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753631570
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Leon L'Africain
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Afrikalı Leo
Afrikalı Leo
Leon Afrikalı
Leo Africanus
ليون الإفريقي
Afrikalı Leo, gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşamöyküsü: "Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği" Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati alias/namıdiğer Giovanni Leone de Medici'nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo'nun özyaşamöyküsü yazmış olsaydı yazacağı gibi... Amin Maalouf, bu ilk romanında -daha sonra Semerkant, Tanios Kayası, Doğunun Limanları, ve öteki romanlarında da yapacağı gibi- tarihle/tarihten olağanüstü bir halı dokuyor. Bir uçan halı...

Kitabı okuyanlar 8,1bin okur

  • Eren Çiçekçiler
  • Sibel Zekiye Yeğin
  • Murat Sevinç
  • Zennure gönül
  • Ramazan CELAYİR
  • BANU SÖZER
  • KARYA
  • volkan mazman
  • Şenol yıldız
  • Melih KİRAZLI

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.5
13-17 Yaş
%1.9
18-24 Yaş
%12.3
25-34 Yaş
%30.7
35-44 Yaş
%34.5
45-54 Yaş
%11.7
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%58.4
Erkek
%41.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.1 (392)
9
%21.6 (443)
8
%26.7 (547)
7
%12.7 (260)
6
%4.3 (88)
5
%2.4 (49)
4
%1.1 (22)
3
%0.2 (5)
2
%0.2 (5)
1
%0.2 (5)

Kitabın sıralamaları