Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.099
Gösterim
Adı:
Doğu'nun Limanları
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750809777
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Échelles Du Levant
Çeviri:
Saadet Özen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Adana'da ayaklanmalar olmuştu.Ahali, Ermeni mahallesini talan etmişti.Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların bir provası.Ama bu kadarı bile korkunçtu.Yüzlerce ölü.Belki de binlerce.Nubar'ınki de dahil, sayısız ev yakılmıştı.Ama Nubar şimdi ender rastlanan Arsinoe adındaki karısı, on yaşındaki kızları ve dört yaşındaki oğullarıyla birlikte kaçmayı başarmıştı."

Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan.Doğu'nun Limanları bu yüzyılın başını, bir insanın trajik öyküsünün içinden anlatıyor.
Yazardan okuduğum ilk kitap ve son olmayacak.

Eğer Amin Maalouf ile tanışmadıysanız bu kitabı ile başlamanızı tavsiye ederim.

Kitapta Osmanlı İmparatorluğunun son dönemi, Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, İsrail devletinin kuruluşu ve sonrasındaki Arap- İsrail savaşlarını da kapsayan bir dramın öyküsü İsyan Kitapdar ismindeki, soyu Osmanlı hanedanından gelen bir kişi üzerinden anlatılıyor .

Dil oldukça sade ve akıcı bir şekilede kullanılmış.Oldukça sürükleyici bir kitap.Okumayan herkes okusun bence.

Kitabı okurken sevmenin,sahip olunan sevginin inancını ve gücünü hissettim ve iyi ki seviyorum dedim iyi ki!!!

Sizde sevin,sevilin ve sevgi ile kalın.
On dokuzuncu asırda İstanbul'da başlayıp, yirminci asrın başlarından itibaren Adana, Beyrut, Fransa ve Hayfa'yı içine alan müthiş bir konu ve müthiş bir.dramın hikayesi.

Amin Maalouf bu kitabında, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemi, Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, İsrail devletinin kurulması sırasında ve sonrasındaki Arap- İsrail savaşlarını da içine alan geniş bir dramatik konuyu bize mükemmel bir şekilde anlatıyor. Bütün bunları da İsyan Kitapdar ismindeki, soyu Osmanlı hanedanından gelen bir kişi üzerinden kurgulayarak bize aktarıyor.

Aslında yazarın yaptığı, bütün bu anlatılan tarihi olayların insanların hayatını nasıl olumsuz yönde etkilediğini bize göstermek.

Kitap oldukça akıcı ve sürükleyici olarak yazılmış. Konunun bu derece çeşitli ve geniş tutulması da kitaba hem konu zenginliği kazandırmış, hem de dramın dozunu artırmış.

Beğenerek okuduğum bu müthiş kitabın okunmasını herkese tavsiye ederim.
Ne yazmalı nasıl anlatmalı bilmiyorum... Dil o kadar akıcı ki, sayfalar hızla yuvarlanıp gidiyor parmaklarınızın arasından. Birçok cümle buldum yine kendime cımbızla çekip ayırdığım. Böyle kitapları çok seviyorum. Direniş, aşk, bağlılık.. Okurken tadabileceğiniz çok duygu var içerisinde. Okuduğum ilk Amin Maalouf kitabı, yeri artık bende çok çok başka.
Amin Maalouf ile tanışmak için aklımda Semerkant olmasına rağmen bu kitabı seçtim. Ve iyi de yaptığımı düşünüyorum. Çünkü sade bir dil kullanılmış okuyucuyu yormayan ama altı çizilecek bir çok satırın bulunduğu kişiye göre değişmekle birlikte gayet akıcı bulduğum bir kitap oldu. Konusu hakkında çok sözcük dökmek istemiyorum buraya oldukça açıklayıcı ve sayıca fazla inceleme eklenmiş zaten. Kitaptaki baş karakter İsyan ile birlikte ülkeden ülkeye gezerek ırklar ve dinler arası kısmen de yakın tarihe kısa bir yolculuk yapmış oluyorsunuz. Hem de karakterin kendi ağzından okuyorsunuz neler yaşadığını, babasını, acılarını, aşkını... Sonlara doğru çok hüzünlendim doğruyu söylemek gerekirse.
Velhasıl hiç okumadım Amin Maalouf diyenlere, akıcı, sade ve kısa; babayı, aileyi, acıyı, aşkı, savaşları, kıskançlığı ve bazen iyinin dibe kötünün göğe vurduğunu anlatan, bu kitabı tavsiye ederim.
Ermeni sorunu, ikinci dünya savaşı, ardından günümüzde de hala devam eden Filistin-İsrail çatışması gibi tarihsel olayları ele alan ve bu olayların insanların yaşamlarına, aşklarına ve akıllarına etkilerini anlatan, hüzünlü, dokunaklı bir kitap. Kitapta savaşların ne derece kötü ve anlamsız olduğu ürpertici bir şekilde anlatılıyor.

-Spoiler-
İsyan ve Clara arasında sadece 150 km olmasına rağmen kavuşamamaları, İsyan'ın sınır nedeniyle kızına hasret kalması, akıl sağlığının bozulması ve akıl hastanesinde boşa geçirdiği onca yıl, oldukça hüzünlü ve insanı derinden etkiler nitelikte anlatılmış.
-Spoiler-
Soyu Osmanlı'ya dayanan İsyan, yaşadığı Beyrut'tan sadece babasının onu büyük bir devrimci olarak görmek istemesinden sıkıldığı için, ablasının işbirliği ile kendi istediği meslek olan Tıp bölümünü okumak için Fransa'ya gider...

Müslüman bir baba ve Yahudi bir annenin üç evladından biri olan İsyan okuldaki başarıları ile gururlanırken bir arkadaş grubunda kurduğu bir cümle onu Fransa'da başlayan savaşın ve direnişçilerin içine savurur. Burada aldığı görevler sırasında Clara ile karşılaşır...

İsyan artık tedirginlikle yaşamaya başlar ve baba ocağına dönmeye karar verir. Orada karşılanması ise çok şaşırtıcı olur...

Ablası İffet evlenmiştir. Küçük kardeşi Salim ise yine Kitapdar ailesine yakışmayacak şekilde davranmaya devam ediyordur. İsyan tekrar karşılaştığı sevdiği kadın olan Clara'ya duygularını açmış ve olumlu sonuç almıştır...

Yaşadığı topraklara da savaş gelmiştir. Clara ile zorunlu ayrılığı, kardeşinin ona layık gördüğü hayat ise yirmi koca yılının alınmasına ve düştüğü kuyudan çıkmayacağını kabul edişine, bunları yaşarken en dipte olduğu bir dönemde onun tekrar hayata tutunmasına sebep olacak olayın şaşkınlığı ile kendini yine Fransa'da bulacağından habersizdir...


Eser hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki, İnsan bitsin istemiyor... Bir insanın başına gelebilecek her şey İsyan'ın başına geliyor ve siz sanki onun karşısında oturmuş o otel odasında onun hikayesini dinliyor ve bir yandan öfkelenip, bir yandan duygulanıyorsunuz. Özellikle son anlattıklarını dinlerken, sizde Seine nehrinin kıyısından onun hayatında ki perdenin nasıl kapanacağını merak eden bir seyirci gibi izlemek isteyeceksiniz...
Bazı yazarlar vardır.Ismini ilk kez duyup bakalim nasıl bir tarzı, üslubu var diye merak edip alıp bir kitabını okursunuz.Ve sonra ben bu yazarın tüm kitaplarını okumalıyım dersiniz.Dogu'nun Limanları benim için çok güzel bir başlangıç oldu.Icten,samimi bir anlatım ve biraz sonra ne olacak merakıyla kitap nasıl bitti anlamadım.Yalniz eksik kalan bir şeyler var bence.Belki de yazar bunları okuyucunun tamamlamasını istiyordur.Kim bilir :)
Doğunun bir limanında bir müslüman ve bir yahudinin kucaklaştığı bir günün hayali canlanıyor gözümde. Dostluğun , sevginin ; tüm kavgalara, tüm farklılıklara galip geldigi bir günün hayali.
Öylesine imkansız ki.
Yaşadığımız bu zamanda öylesine uzak bir hayal ki bu.
Hiçbir suçu olmadan katle ugrayan Yahudilerin, hicbir suçu olmayan Arapların düşmanlığı.
Saçma bir sürü ideolojinin , savaşın kurbanı insanlar.
Arada kalan umutlar, aşklar, geçen yıllar...
Amin Maalouf çok iyi bir eser çıkarmış ortaya.
Tek kelime ile bayildim diyebilirim. Sabah basladim bitirmeden elimden bırakamadım. Anlatımı çok sade ve akıcı, konusu çok surukleyicı. Sabırsızlıkla sonunu bekledim acaba ne olacak diye. Kesinlikle tavsiye ederim. Mutlaka okunmali...
Amin Maalouf’u daha önce duymuş ve okumak istemiştim ama sanırım bana kalsa okumaya Semerkant ile başlardım. Annemin çok beğendiğini söyleyerek bana hediye ettiği bu kitap önce annem hediye ettiği için sonra da öyküsüyle özel bir kitap oldu. Fazlasıyla duygulandım, etkilendim ve üzüldüm. Kitaptaki hal beni de kısa sürede sardı ve içine aldı.. Oldukça sürükleyici ve etkileyici bir kitap sadece bazı noktalarda kopukluk yaşadım özellikle hikayenin başlangıcı yani Bakü’nün hayat hikayesini anlatmaya başlamasını biraz zayıf buldum ama kesinlikle okunmaya değerdi. Tavsiye ettim buyurun :)
Amin Maalouf’tan okuduğum ikinci eser oldu. İlki Semerkant olan başlangıcım bu eserle devam etti. Yazarın dili muazzam; akıcı, sade, yalın ve sürükleyici. Semerkant kadar olmasa da bu kitapta güzeldi. Okuyucu sıkmayan bir üslubu var yazarın. Konulara gelirsek; başlangıcı Osmanlı Devleti’ne dayanan babası Türk annesi Ermeni olan bir ailenin dramını canlandırmış yazar. Yine bir sürü ülkeyi, şehri, kültürü ve ırkı tanıtmış yazar. Beyrut, Paris, Adana…. Aynı şekilde içinde bir çok duyguyu barındırıyor. Osmanlı’nın yıkılma süreciyle başlayan roman direnişi, aşkı bize çok iyi anlatıyor. Direniş esnasında tanışan evlenen çiftimizi bir çok sürprizler bekliyor. Kardeşinin ona yaptığı acımasızlık da hafızalarımda hala. Karısıyla ayrı kalıp akıl hastanesine düşen kahramanımız eserin son bölümünde sürpriz bir sonuçla karşılaşıyor. Farklı bir kurgu, 178 sayfaya sığdırılan büyük bir eser. Aile baskısı yüzünden kendini devrimin içinde bulan kahramanımızın bu süreçteki yaşanılanları bir otel odasında 4 güne söyleşi yaparak ( röportaj gibi de denilebilir ) anlatmış eseri. Film olabilecek bir roman daha benim için. Eserde yine bir çok cımbızladığım alıntılar var. Klasik sayılabilecek eserlerden olmuş. Beğenerek okudum sizlere de tavsiye ederim.
Dipnot: Baskı yüzünden farklı çeviriler mevcut. Nette epub olarak okumak isterseniz farklı baskı; alıp okursanız başka bir baskıyı okuyabilirsiniz dikkat !
Doğu'nun Limanları ...Amin Maalouf ile ilk tanışma kitabım geç de olsa iyiki okumuşum ,iyiki tanımışım dediklerimden.
Osmanlı padisahinin intihar etmesiyle kızı İffet'in aklını yitirmesiyle başlıyor hikaye .Kitabın ana karakteri İffet'in torunu Isyan adlı karakterin savaşın acımasız ortaminda kişilere karşı vitrinsel bakışın yıkılması ve barış uğruna mücadelesini, direnisini,aşkını,Ermeni sorununu konu ediniyor.

Isyan'ın Clara ile evliliği ile tam mutluluğu yakalamışken aşkına savaşın sisli duvarlarinin örüldugu 20 yıllık akıl hastanesindeki mahkumiyetini ,çaresizliğini,sükutun çığlıklarına içiniz acıya acıya şahit olacaksınız.Ne hayatlar var diyeceksiniz ve tüm gücünüzle yumruklarinizi sıkıp kendi hayatınıza sımsıkı sarılacak ,sukredeceksiniz ...
Ayrıca hastanedeki doktorların insanın hayatını hiçe sayarak iyileştirmek için değil de hastayı pasifize etmek için gösterdiği çaba karşısında yutkunacak,şaşkinliginizi gizleyemeyeceksiniz Isyan'in direnişci arkadaşi Bertnard'a da kızdım arkadaşını kurtarmak için yeterince direnmedigi icin .Herşeye rağmen Isyan'in hiç sönmeyen umudu karşısında hayata tebessüm edeceksiniz ...

Yazarın dilini,samimiyetini çok sevdim ...Hemen akabinde Semerkant kitabını okudum onu da çok sevdim ama Doğu'nun Limanları bambaşkaydı...

Keyifli okumalar
"Aşk ilk günkü gibi kalabilir, heyecan da öyle. Aylar da geçse, yıllar da geçse. Hayat insana bıkkınlık verecek kadar uzun değildir."
" Kelimelerin tadını unutacak kadar uzun süre susarım ve birden bent yıkılır , içimde ne varsa , tuttuğum ne varsa boşaltırım , bitmek tükenmez bir gevezelik başlar ; daha çenemi kapamadan pişman olmuşumdur bile . "
Amin Maalouf
Sayfa 55 - Yap Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğu'nun Limanları
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750809777
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Échelles Du Levant
Çeviri:
Saadet Özen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Adana'da ayaklanmalar olmuştu.Ahali, Ermeni mahallesini talan etmişti.Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların bir provası.Ama bu kadarı bile korkunçtu.Yüzlerce ölü.Belki de binlerce.Nubar'ınki de dahil, sayısız ev yakılmıştı.Ama Nubar şimdi ender rastlanan Arsinoe adındaki karısı, on yaşındaki kızları ve dört yaşındaki oğullarıyla birlikte kaçmayı başarmıştı."

Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan.Doğu'nun Limanları bu yüzyılın başını, bir insanın trajik öyküsünün içinden anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 2.840 okur

  • Gülden Yiğit
  • Selenn
  • İpek Yurdal
  • İrem
  • Duygu
  • Aslı Karadağ
  • Bilge Nur
  • Seda Öztenekeci
  • Mustafa Yıldız
  • Damla Çankaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.2
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%15.2
25-34 Yaş
%33.6
35-44 Yaş
%29.7
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.9
Erkek
%39.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.4 (223)
9
%27.5 (242)
8
%27.9 (245)
7
%12.3 (108)
6
%3.6 (32)
5
%1.5 (13)
4
%1 (9)
3
%0.6 (5)
2
%0
1
%0.2 (2)

Kitabın sıralamaları