Adı:
Veba
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
303
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755107677
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Peste
Çeviri:
Nedret Tanyolaç Öztokat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Camus adı çoğu okur için Yabancı romanıyla özdeşleşir. Ancak yazarın en önemli yapıtı aslında "Veba"dır. Keskin bir gözlem gücünün desteklediği arı bir bilinçle Veba, yalnızca çağımızın değil, tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değinir: Felaketin yazgıya dönüşmesi. Camus'nün hiçbir yapıtında böyle acı bir yazgı, böylesine şiirsel bir dille ele alınmamıştır. "Veba", insanın ve ışığın şiiridir. Bu şiirde renkler alabildiğine koyu, ancak yazarın sesi o denli umut doludur. Beklenmedik bir boyuta ulaşan veba salgını tüm Oranlıları ilkin umutsuzluğa boğar, ardından Doktor Rieux, Tarron ve Grand'ın gösterdikleri dayanışma örneği, başta yetkililer olmak üzere herkese bir güç ve umut kaynağı olur...
Albert Camus'nun varoluşçuluğu Cezayir'in Oran şehrindeki bir veba salgınında ve bu salgınla mücadele eden bir grup insanın ölüm karşısındaki acizliğini ile anlattığı romanı. Kuşkusuz Camus'nün trajik bir olayı basit bir şekilde dramatize ederek anlatması, idealize edilmiş yapay karakterler yaratması beklenemez. O yalnızca insanın varoluş sorununa farklı bir bakış açısı getirmiştir. Roman düşünmeyi ve sorgulamayı seven her insanın zevkle okuyacağı türden.
Albert Camus'un Yabancı ve Düşüş eserlerinden sonra en zor eserlerinden biri olarak anılan Veba'yı sona bırakmıştım; ve sonunda tamamladım. Öncelikle şunu belirteyim; kesinlikle çeviride bir sıkıntı var. Diğer yorumlara ve başka sitelere de baktım herkes çeviriden şikayetçi. Kitabı çevirisine rağmen bitirdim. Benim elimde olan Can Yayınları'nın Nedret Tanyolaç Öztokat'ın çevirisi ama önerilen Oktay Akbal çevirisi bilgilendirme olarak söyleyeyim. Kitap kesinlikle sürükleyici ve ağır. Ağır derken dil bakımından, içerdiği konuların çok fazla olması bakımından diyebilirim. Onlarca alıntı ( ders ) bulabilirsiniz. Diyeceksiniz ki hem ağır, hem sürükleyici hem de bu kadar akıcı ( hızlı okunulabilen ) kitap nasıl olur diye ? İşte o kitaplardan biri.
Yazara geçecek olursak Albert Camus'un dili ve anlatımı hakkında bir şey söylemem ayıp olur sanırım. Nobel Edebiyat Ödülü ( En Genç Ödül ) sahibi bir yazar.
Kitabın konusuna gelirsem; kitapta Cezayir'in Oran şehrinde çıkan Veba salgınının yansımalarını anlatmış bize yazar. Yaşanılan felaketten alınan dersler de diyebiliriz aslında. Umutsuzluğun, çaresizliğin tavan yaptığı bu romanda; son bölümle birlikte gelen dayanışma gücünü ve bununla birlikte kazanılan savaşı anlatır aslında ana fikir olarak. Beğendiğim bölümlerden biri bilim ve din kıyası. Bir tarafta işledikleri günahtan dolayı hastalığı ceza olarak gören ve bundan dolayı hiçbir şey yapmayan din adamları. Diğer tarafta ise hastalığa karşı savaş açan ve insan hayatına önem veren, umut dolu doktorlar. Bunun kıyasını çok iyi anlatmış yazar.
Esaret, ümit, mücadele konularının çokça işlendiği bu romanı okumanızı tavsiye ederim. Son olarak öğrendiğim kadarıyla bu romanın Fransa'nın Cezayir'i sömürge haline getirmesini metafor olarak kullandığını öğrendim. Gerçekten muazzam bir metafor ve muazzam bir yazar. Romanı bu şekilde düşünürşek sömürgeyi veba'ya benzetmek gerçekten mükemmel bir başyapıt.

1 puanı çeviriden kırdığımı söylemek isterim.

Gerçekten de felaketler ortak bir şeydir, ancak başınıza geldiğinde inanmakta güçlük çekilir.

Sayfa 45 - Can Yayınları
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.184 Oy)8.489 beğeni27.211 okunma762 alıntı132.719 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.625 Oy)18.164 beğeni41.172 okunma2.641 alıntı173.206 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.096 Oy)7.665 beğeni21.534 okunma760 alıntı84.103 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.745 Oy)6.057 beğeni15.932 okunma2.630 alıntı82.261 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.842 Oy)8.785 beğeni24.060 okunma1.612 alıntı111.676 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.525 Oy)8.474 beğeni25.003 okunma2.262 alıntı107.918 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.243 Oy)7.583 beğeni20.492 okunma3.666 alıntı122.441 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.438 Oy)5.545 beğeni18.794 okunma765 alıntı96.134 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.320 Oy)12.880 beğeni32.947 okunma3.104 alıntı138.455 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.228 Oy)8.657 beğeni24.105 okunma1.272 alıntı118.533 gösterim
Veba, benim açımdan çok hüzünlü bir kitap oldu. İnceleme yapmayı yeni yeni deniyorum o nedenle yanlışım olursa affola. Evet kitap şu 'Camilerde değilde hastanelerde en içten dualar edilir' mantığıyla aynı bence. Çünkü veba Oran kentini yavaş yavaş ele geçirirken insanların umutlarını sevinçlerini aşklarınıda kendiyle götürür. Aşk bir kitapta hiç bu kadar hasretli ve hüzünlü olmamıştı. İnsanlar karantina altında ve uzakta olan sevdiklerine hasret çekiyorlar. Albert Camus insan her zaman çelik gibi iradeli olamaz her zaman dimdik duramaz demekle durumu özetliyor. Kitabın ana teması felaketin yazgıya dönüşümü, Camus'un aslında istediği şey okurlarının yenilginin ve sonu gelmeyen kötülüklerin karşısında savaşma gücünü bulması ama yinede insanın yıkılacağını da belirtmekten geri kalmamış. Dünyanın saçmalığını vurgulamayı yine unutmamış tıpkı yabancı kitabındaki gibi. Ve ana karakterimiz olan doktorun tüm bu olanlara karşı gösterdiği çabalar diğer insanlara umut aşılaması olayları sonlara doğru gitgide daha nahoş bir hale getiriyor. Okunmasını tavsiye ediyorum. Sevgiler.
Kitaba ilgim tarihte veya diğer kitaplarda bahsedilen veba salgınlarından sonra oldu. Bu konu hakkında daha çok bilgi edinmek ve bu hastalığın insan üzerindeki etkilerini öğrenmek için bu kitabı okumaya karar verdim.

Bu eserde sadece Cezayir'in Oran kasabasındaki veba salgının yanı sıra İstanbul'da da görülmüş ve 10.000 kişinin ölümüne neden olmuş veba salgınından da alıntılama yapılıyor.

Oldukça beğendim ve okunması gereken kitaplardan olduğunu düşünüyorum. Camus, bu edebiyat ödüllü kitabında insanı bir üçüncü şahsın ağzından çok iyi tasvir etmiş. Öyle ki bazı yerlerde yazar bir psikiyatrist gibi insan duygularını ince ince ayrıntılarıyla irdelemiş.

Kitabın zor olduğu konusunda önceki değerlendirmelerde bulunan arkadaşlara hem katılıyorum hem de katılmıyorum. Yazarın uzun uzadıya kurduğu bazı cümleler evet okuyanı tekrar başa döndürüyor ama hızla okunabilineceği ve bir insanın kendiyle bağdaştırabileceği çok yer olduğunu düşünüyorum ki benim elimdeki zamanında Sabah Gazetesi'nin kupon biriktirme sonucunda kötü bir kopyası olmasına rağmen.
Bazı, zengin içerikli derin kitapları anlamak için iki açıdan düşünmek gerekir:
1.Gerçek Anlam 2.Mecazi Anlam


VEBA kitabı hakkında;
1.Gerçek Anlam

-Veba salgını sonucu giriş-çıkışların yasaklandığı bir kentte veba dehşeti ile yüzleşen insanların hayatta kalma mücadelesi...
- Vebanın insani duyguları nasıl değiştirdiği,abluka altında yaşamanın dehşeti,kent, ablukaya alındığı için abluka altında yaşayan halkın,kentin dışında yaşayan yakınlarının ayrılığı sonucu (kente giriş-çıkışlar yasak )gelişen duyguları,gözyaşları,hüzünleri,ayrılık acısı...
Sonuç:Yazar,vebanın dehşetini karanlık ve etkili bir atmosfer ile okuyucuya aktarmış.Okurken biz okuyucular da veba altında yaşayanlarla empati kurabiliyoruz.


2.Mecazi Anlam

-Hastalıklı toplum(mecazi anlamda),varoluş arayışı,bireylerin inanç sorgulaması,iyilik-kötülük kavramlarının doğasını sorgulama...

Sonuç:Yazar,veba kavramını metafor olarak kullanmış.Yazar,inanç konusunda ve varoluş arayışında kendi fikirlerini okuyucuya mesaj vererek yansıtmıştır.Aynı zamanda toplumdaki bireylere ve toplumu yönetenlere gönderme yapmıştır(Mecazi anlamda yaşadığımız topluma ''vebalı toplum '' demektedir yazar )
AMA DERLER Kİ KADERDEN KAÇILMAZ;YAZGISINI DEĞİŞTİRMEYENLER

Veba;toplumda bilinen adıyla kara ölüm .İsmini tamda tesir ettiği gibi bulaştığı bedeni kömür karasına çevirmesinden alıyor .
Avrupanın nüfusunun büyük bir çoğunluğunun bu hastalıktan öldüğü ne kadar da korkutucu.

Tıbbi olarak tedavisi bulunsa da insanların kendilerince geliştirdiği çok cani çözümler uygulanmış zamanında malesef.

Salgının baş gösterdiği toplumlar, öncelerde bunu bir ‘Tanrının Gazabı’ olarak nitelendirdi. Bazı toplumlar ise, salgının nedenini, burçlara (astrolojiye), hurafelere, cadılara bağlamış, hatta cadı oldukları ileri sürülen kişiler, hastalıktan kurtulmak için yakılmıştır. Tanrı’nın gazabını yatıştırmak için Orta Çağ karanlığındaki Batı toplumlarında, "vebalıların yakılması", "cadı" ve "Yahudi avı" meşhurdur.

Adı her ne kadar değişse de verdiği zarar ve insanların verdiği büyük kayıplar değişmedi .Bulunan bir antibiyotikle bu ölümcül hastalığın tedavisi sağlanmış oldu .

Albert Camus’un anlatmış olduğu vebası hastalığın toplumdaki etkisini,bunun fizyolojik ve ruhsal etkilerinin nasıl vuku bulduğuna değinilmiş.Dönemin insanlarının veba savaşı, zamanla bir kişilik savaşını beraberinde getirirken ,aynı zamanda insan ırkının hezeyanının bir örneğidir .

Kitapta anlatılardan anlaşılacağı üzere hastalığın ölümcül etkisinin yanında ,insanların bilinsizliği,gerekli önlemlerin alınmamsı,çeşitli inançlardan kaynaklı yanlış uygulamaların beraberinde neler getirdiği de açıkça ortaya serilmiş.Bu ölümcül hastalığa karşı üç arkadaşın gösterdiği çaba,umutsuzluğu bir umuda dönüştürme çalışmaları okunmaya değerdi.

“Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa ,iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
İnsanlar kötü olmak yerine daha çok iyidir ve gerçekte sorun bu değildir.Ancak insanlar bir şeyin farkında değillerdir,şu erdem ya da kusur denilen şeyin ;en umut kırıcı kusur,her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendine öldürme hakkı tanıyan cehalettir .Katilin ruhu kördür ve insan her tür sağduyudan yoksunsa güzel aşk ve gerçek iyilik diye bir şey olamaz.“


Son derece sade ve akıcı bir anlatımı var Veba’nın.Ancak Yazar kadar çevirmenin de ne kadar önemli olduğunu görüyoruz bu kitapta .Kitabın ilk aşamalarında çevirmeden kaynaklı bazı yazım ve anlatım bozuklukları var ancak ilerleyen kısımlarda bu sıkıntı giderilmiş.
Verilmek istenen mesajların bir olay örgüsü beraberinde anlatılması daha kalıcı ve anlaşılır olmuş bu yüzden kesinlikle okunmaya değer diye düşünüyorum .

Ünlü bir fransız yazarı olan Albert Camus aynı zamanda bir filozoftur .Zorlu bir hayatın ardından bu kitabı ödül aldıktan sonra bir trafik kazasında yaşamını yitirmiştir . Her ne kadar absürtizm ‘in öncülerinden kabul edilse de kendisi bu konuya açıklık getirmiş kendine has bir tarzı olduğunu ifade etmiştir .

ALBERT CAMUS SÖYLENDİĞİ GİBİ
SARTRE’DEN ETKİLENMİŞ MİDİR?

Albert Camus bu konuda Sartreden farklı olduğunu,Sartre’nin daha çok varoluşçuluk üzerine konuştuğunu kendisinin de bağımsız olduğunu söylemiştir.

PEKİ SÖYLEDİĞİ GİBİ SARTRE DEN FARKI VAR MI?
Sartre Ve Camus’un bir dönem arkadaş oldukları bilinmektedir .Bu durumda birbirlerinden etkilenmediklerini düşünmek imkansız gibi görünse de ;Bu iki yazarı okuyanlar da görecektir ki ;Sartre’nin hem anlatım tarzı olarak ,hem de düşünce olarak Albert Camusa göre daha felsefik yaklaştığı,daha yoğun anlamlar barındırdığı ve varoluşçuluğu hem kelime olarak hem de konu olarak çok kullandığını anlayacaktır .


Veba bir edebi roman olmamın dışında bir sosyoloji,Toplum bilim kitabı olarak da değerlendirilmeli .Her yönden kapsamlı olduğu görülmelidir .

Albert Camus okuyucusunu asla zihni boş göndermeyen bir yazar olarak mutlaka değerlendirilmeli .
Albert Camus bu kitabında 1940 lı yıllarda Cezayir'in iki yüz bin nüfuslu Oran şehrinde ortaya çıkan bir veba salgınını anlatıyor.Konuyu, şehrin içindeki olayları bizzat yaşamış olan bir kişinin gözlemlerinden bize aktarıyor.Şehir içindeki bir grup insanın umutsuzca, ama mücadeleden vazgeçmeyerek, verdikleri ölüm kalım savaşını büyük bir gerçeklik ve müthiş bir akıcılık içerisinde okuyoruz.oradaki kişilerin ruhsal yönden durumlarını o kadar güzel irdeleyerek bize yansıtıyor ki,insanoğlunun ne kadar farklı yapılarda olduğuna bir kez daha tanık oluyoruz. Her gün yüzlerce insan ölürken bile bunu ranta dönüştürenler,eşini bir daha göremeyeceğini bile bile ,üzüntüsünü içine gömüp sadece insanları kurtarmak için kendilerini yıpratanlar,hiç üzerine vazife olmadığı halde sırf insanlar ölmesin diye gönüllü olarak gece gündüz herşeyini kaybetme pahasına çabalayanlar,çocuğunun veba olduğunda kendisi için ayrıcalık yapılmasını istemeyen ve kurallar neyse onun uygulanmasını isteyen şehrin üst kesimindeki insanlar, bu kadar ölüme gözlerini kapatıp,bize bir şey olmaz havasında hala eğlenmeye devam edenler vs...bunlardan sadece bir kaç örnek. Yazar,bu kadar büyük bir felaket karşısında her çeşit insanın ruh ve iç dünyasını bize çok güzel yansıtıyor. ayrıca insanoğlunun ölüm karşısında ne kadar çaresiz olduğunu bize kitap boyunca ayrıntılı bir şekilde gösteriyor. kitap okurken baştan sona kadar akıcılığından hiç bir şey kaybetmeden okunuyor. son söz olarak mutlaka okunması gereken bir kitap diyorum.
Roman, Cezayir'in Oran kentinde geçiyor... Kent, denizinden gelen yosun ve iyot karışık kokusuyla, yağmurlarının çamuruyla, sıcağının kavurucu rengiyle öyle güzel beliriyor ki gözünüzün önünde, gerçekten adeta o sokaklarda siz de geziyorsunuz.... İşte içine girdiğiniz, havasını solduğunuz bu şehirde veba salgını başlıyor, kent karantina altına alınıyor... Roman, karantina döneminde, birkaç kahramanın açısından yaşananları anlatıyor.... 
Bir din adamının inancı yeşertmek için vebadan medet ummayla başlayıp, inançsızlığa sürüklenen hikayesini; sevdiği kadına ulaşmak için karantinayı delmeye çalışan ve bu yolda tüm imkanlarını seferber eden bir genç adamın, bu fırsata ulaşınca vazgeçme hikayesini; karantina öncesi hapse girmek üzereyken intihara kalkışan ama vebayla birlikte özgürlüğe kavuşan adamın vebaya bel bağlaması hikayesini; veba hastalığıyla boğuşan doktorun o herşeyden kopuk ama bir o kadar da herşeyin içinde varoluşunun hikayesini öyle bir anlatıyor ki bu roman...
Albert Camus'nün Veba'da, Nazi dönemindeki Fransız direnişini anlattığı da söyleniyor, geçmişte Oran'da yaşanmış öldürücü veba salgınlarını da.... Ama bence bu romanın en güzel yanı, siz neyi görmek, anlamak istiyorsanız, onu görebileceğiniz, anlayabileceğiniz bir eser olması.... İyimserlikle kötümserliğin iç içe girdiği ve birbirini yenemediği bir dünyada mutlu sonun bile bir başkası için (u)mutsuzluk olduğunu bir kez daha farkettiğiniz ve insanın özündeki iyiliği/kötülüğü bir kez daha teyid ettiğiniz bir eser...
Bu kitap hakkında her ne yazarsam yazayım eksik kalacağı aşikar.
Kitaptaki duygu yoğunluğu daha ilk sayfalardan hissedilirken; gerçekliğin acı yüzünü, bi yandan mücadele verirken bi yandan da umudu elde tutmayı, zor koşullar altındayken bile insanlığını kaybetmemeyi çarpıcı ve keskin bir dille aktarmış yazar.
Vebanın bir şehri ele geçirmesi ve ordaki halkın yavaş yavaş mikrop a yenik düşmesi maddi ve manevi bir şekilde etkilenmesi 303 sayfa boyunca anlatılmakta.Ben okurken çok sıkıldım.
Yabancı ve Düşüşten sonra yine Albert Camus' dan devam ettim. Bu iki kitaba göre cümleleri daha uzun ve karmaşıktı belki de çevireden dolayı kaynaklanan bir sorundu. Okurken ara ara sıkıldığım doğru, ama yinede kitabı genel anlamda beğendim. Toplumsal yaşama güzel bir bakış açısıyla yaklaşmış. Sıra, Sisifosta :)
İlk başta okurken çok sıkıldığımı belirtmek isterim,ama azmedip 4 günde işten arta kalan zamanlarda okudum,ortalarından sonra okumak daha keyifli oldu,dili akıcı kolay ve anlaşılırdı.Bir hastalığın birleştirici gücünü,insanları mücadeleye sevkedişini bulacağınız bir kitap.
Asla bir sevginin dile getirilecek kadar güçlü olmayacağını da biliyordu.
...birbirlerini hep sessizce seveceklerdi.
Albert Camus
Sayfa 286 - Can
“Çünkü evleninceye değin tüm yaşamı boyunca yoksul olmuştu ve yoksulluk ona boyun eğmeyi öğretmişti.”
"Bir öğretmen iki kere ikinin dört ettiğini öğretiyor diye tebrik edilmez."
Albert Camus
Sayfa 136

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Veba
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
303
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755107677
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Peste
Çeviri:
Nedret Tanyolaç Öztokat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Camus adı çoğu okur için Yabancı romanıyla özdeşleşir. Ancak yazarın en önemli yapıtı aslında "Veba"dır. Keskin bir gözlem gücünün desteklediği arı bir bilinçle Veba, yalnızca çağımızın değil, tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değinir: Felaketin yazgıya dönüşmesi. Camus'nün hiçbir yapıtında böyle acı bir yazgı, böylesine şiirsel bir dille ele alınmamıştır. "Veba", insanın ve ışığın şiiridir. Bu şiirde renkler alabildiğine koyu, ancak yazarın sesi o denli umut doludur. Beklenmedik bir boyuta ulaşan veba salgını tüm Oranlıları ilkin umutsuzluğa boğar, ardından Doktor Rieux, Tarron ve Grand'ın gösterdikleri dayanışma örneği, başta yetkililer olmak üzere herkese bir güç ve umut kaynağı olur...

Kitabı okuyanlar 1.846 okur

  • Elif ercan
  • Ayla Küçük
  • Dicle Yaprak
  • Burcu ÖZGÜR
  • E.
  • Uğur Yıldız
  • Melek Çakmak
  • Mine Armut
  • Muhâlif Tıpçı
  • İlker Türker

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%20.4
25-34 Yaş
%34.7
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%7.5
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.5
Erkek
%48.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24 (138)
9
%24.3 (140)
8
%30 (173)
7
%13.2 (76)
6
%4.7 (27)
5
%2.3 (13)
4
%0.7 (4)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%0.5 (3)

Kitabın sıralamaları