Adı:
Veba
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
303
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750728273
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Peste
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Camus adı çoğu okur için Yabancı romanıyla özdeşleşir. Ancak yazarın en önemli yapıtı aslında "Veba"dır. Keskin bir gözlem gücünün desteklediği arı bir bilinçle Veba, yalnızca çağımızın değil, tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değinir: Felaketin yazgıya dönüşmesi. Camus'nün hiçbir yapıtında böyle acı bir yazgı, böylesine şiirsel bir dille ele alınmamıştır. "Veba", insanın ve ışığın şiiridir. Bu şiirde renkler alabildiğine koyu, ancak yazarın sesi o denli umut doludur. Beklenmedik bir boyuta ulaşan veba salgını tüm Oranlıları ilkin umutsuzluğa boğar, ardından Doktor Rieux, Tarron ve Grand'ın gösterdikleri dayanışma örneği, başta yetkililer olmak üzere herkese bir güç ve umut kaynağı olur...
303 syf.
·2 günde·Beğendi
Albert Camus'nun varoluşçuluğu Cezayir'in Oran şehrindeki bir veba salgınında ve bu salgınla mücadele eden bir grup insanın ölüm karşısındaki acizliğini anlattığı romanı. Kuşkusuz Camus'nün trajik bir olayı basit bir şekilde dramatize ederek anlatması, idealize edilmiş yapay karakterler yaratması beklenemez. O yalnızca insanın varoluş sorununa farklı bir bakış açısı getirmiştir. Roman, düşünmeyi ve sorgulamayı seven her insanın zevkle okuyacağı türden.
282 syf.
·Beğendi
Veba Camus'nün okuduğum 5. kitabıydı. Eseri hem içeriği hem de içinde barındırdığı birbirinden farklı karakterle diğer kitaplarından olumlu anlamda çok farklı buldum açıkçası. Camus gerçekten takdir edilecek çok yönlü bir yazar. Her kitabında bize farklı perspektiflerden olayları değerlendirme imkânı tanıyor. Gelelim kitabın konusuna;

Kitap adından da anlaşılacağı üzere Fransa'nın sömürgesi olan Cezayir'in Oran şehrinde Veba salgının ortaya çıkışı ile start alıyor. Yazar farklı ideolijilere sahip karakterler üzerinden salgının başlama sürecinden bitiş sürecine kadar şehrin ve insanların içler acısı durumunu sanki oradaymışsınız gibi gözler önüne seriyor.

Kitapta kendime en yakın bulduğum karakterler vebanın birleştirdiği iki dost, çocukların işkenceye maruz kaldığı bu yaratılışı ölene kadar reddedeceğim diyen Doktor Rieux ile insanların ölmesine izin veren sisteme (idam cezası gibi) meydan okuyan Tarron'du. Her ne kadar onlar, kendilerini bir kahraman olarak görmeselerde benim kahramanlarım onlardı. Diğer yandan Camus Rahip Paneloux'un gözünden bu hastalığın insanlara bir ceza ve uyarı olarak gönderildiğini de sofu dini bakış açısını yansıtmak maksadı ile eserinde yer vermiş. Onun ağzından tanıdık, bildik sözler duyacağınızdan emin olabilirsiniz. :) Son olarak Veba'nın gelmesine sevinen Cottard'dan bahsetmezsek olmaz. Bu işten ne çıkarı olduğunu okuyup öğrenebilirsiniz. Ee o kadarını da anlatmayayım artık. :) Kitapta sevdiğim detaylardan biri de anlatıcının kim olduğunu kitabın sonuna kadar belirtilmemesiydi, ki okuduklarımı tekrar beyin süzgecinden geçirmek için gerçekten güzel bir detaydı bu benim için.

Covid 19 Salgını'nın tüm dünyayı etkisi altına aldığı bir dönemde bu kitabı okumak empati yapabilmemi büyük oranda kolaylaştırdı diyebilirim. Kitabı daha önce okumuş olsaydım aynı etkiyi verebileceğini düşünmüyorum. Camus de kitabın içerisinde eski veba salgın dönemlerini kitaplardan okuduğumuzda tarih sahnesine saçılmış yüz milyonlarca cesedi gözümüzün önünde silik birer görüntüden öteye gidemeyeceğini ifade etmiş zaten.

Ne yazık ki insan tanığı olmadığı felaketlere gerçek dışıymış gibi bakabiliyor. Özellikle de günümüzde teknoloji ve tıp bu kadar ilerlemişken insan, böyle felaketler sadece filmlerde olur artık gibi bir yanılgıya düşebiliyor. Demek günümüzde de bilim adamlarının çaresiz kaldığı durumlar olabiliyormuş.

Bu dönemi en kısa sürede atlatmamız dileğiyle. Sağlıklı kalın..
282 syf.
·9 günde·Puan vermedi
NOT : Veba = Covid-19


Günümüz salgınını görerek okuyup anlayabileceğiniz harika bir kitaptı. Belki 2019 da bu kitabı okumuş olsaydım bu kadar güzel anlamış olamazdım. Virüsten önce okumuş olanlar bir kez daha okuyabilir.

Anlatımı çok güzeldi, insanların ruh halleri, yaşanılan olaylar çok güzel resmedilmiş. Olayların içeriği çok üzücü, olsa da karamsarlığın baş karakterler de olmaması çok ince bir mesajdı. Herkes yorgun, bitkin, darmadağın, korkuyor... Şuan bizde aynı durumları yaşıyoruz. Onlardan farkımız bizlerin teknolojisi daha iyi. İletişim kanallarımız çok çok üst seviyede. Şuan ki salgın dönemimizi görünce seviniyorum. Çünkü adamlar zamanında nelerle uğramış. Bizimki de zor evet ama her şey bizim elimizde.

Kitabın sonunu daha doğrusu vebanın nasıl bittiğini merak ediyordum. Kendi bir anda çıktı ve gitti. Yazarın da dediği gibi belki şuan da uykuya daldı. Bir gün insanları cezalandırmak için geri uyanıp gelebilir... Sanırım geldi de. Denemek isteyenler için harika bir kitap tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
303 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Albert Camus'nün felsefe anlayışı, dünya ve siyasi görüşü, dine yaklaşımı bir kenara bırakılırsa kitabı bir cümleyle özetleyebilirim: "Cezayir'in Oran şehrinde 194... yılında yaşanan veba salgını anlatılıyor." Ama durum öyle değil... Camus, ne veba hastalığını açıklayacak bir tıp doktoru, ne de 1940-1949 yılları arasında Cezayir'de yaşananları anlatacak bir tarihçi. Zaten o yıllarda Cezayir'de yaşanmış bir veba salgını da yok. Camus'nun felsefi, edebi dehası da asıl burada ortaya çıkıyor. 1940-1949 yılları arasında,  Cezayir'de ve dünyada  yaşananlara bir bakmak gerek. 1940'larda, Camus'nün yazdıkları üzerinde  önemli ölçüde etkili olan ll. Dünya Savaşı ve Almanların Fransa'yı işgali söz konusu. Yine o yıllarda  Fransa'nın Cezayir'i sömürge olarak kullanması, Cezayirlilerin savaştan sonra bağımsızlık için ayaklanmaları  ve 1945 yılında  gerçekleştirilen "Setif Katliamı" var. Oran şehri Setif Katliamı olarak adlandırılan olayların yaşandığı en önemli yerlerden bir tanesi. Camus'nün bu olayları farklı bir kurgu ile bu kitapta anlattığı düşünülebilir. Kitapta böyle düşünmeme sebep olan birçok söz var; veba bir hastalık gibi değil de karşı konulması, mücadele edilmesi gereken bir düşman ordusu gibi anlatılıyor. Bunların yanı sıra okurken  benzerlik gördüğüm bir konu daha var. 1871'de katliamla sona erdirilen "Paris Komünü." O yıllarda Paris'te binlerce fare sokakta ölmüş, binlerce kedi tehlikeyi yaydığı gerekçesiyle katledilmiş, Paris'e beş yıl sıkıyönetim hakim olmuştur. 1871 ilkbaharı itibariyle çocuk, kadın denilmeden Federe Duvarı'nın dibinde binlerce insan kurşuna dizilmiş, binlerce Komüncü idam edilmiştir. Kitapta anlatılan; fare ölüleriyle dolu sokaklar, öldürülen kediler, veba duvarı dibinde ölen insanlar o tarihte yaşananları anımsatıyor. Son bir benzerlik daha söyleyeyim; o da Camus'nün bu kitaptan bir yıl sonra kaleme aldığı "Sıkıyönetim" eseri. Albert Camus'nün Sıkıyönetim eseri için "Bu kitap Veba'nın bir uyarlaması değildir" demesi bile bir benzerlik olduğunu gösteriyor.

Kitabın ilk sayfasında Daniel Defoe'nun şu sözü var: "Bir hapsedilmişliği başka bir hapsedilmişlikle göstermek, gerçekte var olan herhangi bir şeyi, var olmayan bir şeyle göstermek kadar mantığa uygundur." Bu söz Albert Camus'nün Veba kitabını yazarken etkilendiği en önemli sözlerden biridir sanırım. Kendisi kitabı hakkında bir söz söylese ancak bu kadar uygun olurdu. Sözün kitapta anlatılanları yansıtma açısından önemi kitabı okuduktan sonra anlaşılıyor aslında. Burada hapsedilmişlik "umutsuzluktur." Umutsuz insanların yaşadığı başka bir hapsedilmişlikse şehrin karantina bölgesi ilan edilip dört taraftan kapatılmasıdır. Gerçekte var olan şey "savaş" ya da "katliamdır." Yani "ölümdür." Ölümün gösterildiği var olmayan şey ise vebadır. Umutsuzluk ve ölüm gerçektir. Karantina ile veba kurgudur.  Albert Camus'nün dikkatimi çeken en önemli eleştirisi mücadeleyi, iradeyi umursamayan kaderci anlayışa yöneliktir. Ölümün var olması, ölümle mücadele etmek veya yaşamak için engel değildir.

İyi okumalar...
300 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Albert Camus'un Yabancı ve Düşüş eserlerinden sonra en zor eserlerinden biri olarak anılan Veba'yı sona bırakmıştım; ve sonunda tamamladım. Öncelikle şunu belirteyim; kesinlikle çeviride bir sıkıntı var. Diğer yorumlara ve başka sitelere de baktım herkes çeviriden şikayetçi. Kitabı çevirisine rağmen bitirdim. Benim elimde olan Can Yayınları'nın Nedret Tanyolaç Öztokat'ın çevirisi ama önerilen Oktay Akbal çevirisi bilgilendirme olarak söyleyeyim. Kitap kesinlikle sürükleyici ve ağır. Ağır derken dil bakımından, içerdiği konuların çok fazla olması bakımından diyebilirim. Onlarca alıntı ( ders ) bulabilirsiniz. Diyeceksiniz ki hem ağır, hem sürükleyici hem de bu kadar akıcı ( hızlı okunulabilen ) kitap nasıl olur diye ? İşte o kitaplardan biri.
Yazara geçecek olursak Albert Camus'un dili ve anlatımı hakkında bir şey söylemem ayıp olur sanırım. Nobel Edebiyat Ödülü ( En Genç Ödül ) sahibi bir yazar.
Kitabın konusuna gelirsem; kitapta Cezayir'in Oran şehrinde çıkan Veba salgınının yansımalarını anlatmış bize yazar. Yaşanılan felaketten alınan dersler de diyebiliriz aslında. Umutsuzluğun, çaresizliğin tavan yaptığı bu romanda; son bölümle birlikte gelen dayanışma gücünü ve bununla birlikte kazanılan savaşı anlatır aslında ana fikir olarak. Beğendiğim bölümlerden biri bilim ve din kıyası. Bir tarafta işledikleri günahtan dolayı hastalığı ceza olarak gören ve bundan dolayı hiçbir şey yapmayan din adamları. Diğer tarafta ise hastalığa karşı savaş açan ve insan hayatına önem veren, umut dolu doktorlar. Bunun kıyasını çok iyi anlatmış yazar.
Esaret, ümit, mücadele konularının çokça işlendiği bu romanı okumanızı tavsiye ederim. Son olarak öğrendiğim kadarıyla bu romanın Fransa'nın Cezayir'i sömürge haline getirmesini metafor olarak kullandığını öğrendim. Gerçekten muazzam bir metafor ve muazzam bir yazar. Romanı bu şekilde düşünürşek sömürgeyi veba'ya benzetmek gerçekten mükemmel bir başyapıt.

1 puanı çeviriden kırdığımı söylemek isterim.

Gerçekten de felaketler ortak bir şeydir, ancak başınıza geldiğinde inanmakta güçlük çekilir.

Sayfa 45 - Can Yayınları
303 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Bu kitap okuduğum güzel kitaplar arasına girmeyi başardı. Benim için en iyi ikinci Camus kitabıdır.
Kitap isminden de belli olduğu üzere bir veba salgınını konu alıyor. Ama kitabı güzel yapan insanoğlunun her zaman başına bela olan tüm salgınlarda ki ortak hatalara ve insan duygularına çok kaliteli bir şekilde yer verilmesi. Bizim devrimizde bu Corona tabiki.
Kitapta bulunan doktor karakterleri sayesinde, bu salgınlarda doktorların kısaca sağlık çalışanlarının yaşadığı duyguları çok güzel bir şekilde işliyor.
Kitapta bulunan bir aşık karakteri ile insanların salgınlarda evlerine kapanmaları sonucunda ayrılığın insan duygularına karşı yapmış olduğu kötü etkenler ele alınıyor.
Ve bunların hepsi en iyi şekilde kitapta işleniyor.
Her salgında olduğu gibi kitaptaki salgında da başta geçici bir şey olarak görülüyor ama ilerleyen zamanlarda işin ciddiyeti artıyor. Olan burada sağlık çalışanlarına oluyor.
Salgının ilk zamanlarında yaşanan ölümler ve acılar anormalken salgının ilerleyen aylarında yüzlerce ölüm gayet normal karşılanıyor.
Bu konuda kitap insanoğlunun başına gelen salgınlardaki genel tutumlarını çok iyi bir şekilde yansıtıyor. Her kitaplıkta bulunması gereken nadide bir eser.
303 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Veba, benim açımdan çok hüzünlü bir kitap oldu. İnceleme yapmayı yeni yeni deniyorum o nedenle yanlışım olursa affola. Evet kitap şu 'Camilerde değilde hastanelerde en içten dualar edilir' mantığıyla aynı bence. Çünkü veba Oran kentini yavaş yavaş ele geçirirken insanların umutlarını sevinçlerini aşklarınıda kendiyle götürür. Aşk bir kitapta hiç bu kadar hasretli ve hüzünlü olmamıştı. İnsanlar karantina altında ve uzakta olan sevdiklerine hasret çekiyorlar. Albert Camus insan her zaman çelik gibi iradeli olamaz her zaman dimdik duramaz demekle durumu özetliyor. Kitabın ana teması felaketin yazgıya dönüşümü, Camus'un aslında istediği şey okurlarının yenilginin ve sonu gelmeyen kötülüklerin karşısında savaşma gücünü bulması ama yinede insanın yıkılacağını da belirtmekten geri kalmamış. Dünyanın saçmalığını vurgulamayı yine unutmamış tıpkı yabancı kitabındaki gibi. Ve ana karakterimiz olan doktorun tüm bu olanlara karşı gösterdiği çabalar diğer insanlara umut aşılaması olayları sonlara doğru gitgide daha nahoş bir hale getiriyor. Okunmasını tavsiye ediyorum. Sevgiler.
303 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Veba Kitap Eleştirisi

Covid 19 Salgını’nın tüm dünyayı etkisi altına aldığı bu dönemde, Veba kitabını tamda şimdi okuma vakti diyerek elime aldım.

Fransız yazar Albert Camus’e Nobel Edebiyat Ödülünü kazandıran kitap, 1947 yılında basılmıştır. Roman 194… yıllarda Cezayir’in bir Akdeniz şehri olan Oran’da geçmektedir. Roman biz okuyuculara Doktor Rieux’un güncesinden aktarılmaktadır. Romanda birbirinden çok ayrı 4 karakter ön plandadır.

Doktor Rieux: Bilimin gücüne inanan, eşi hasta olduğu için başka bir şehre göndermiş. Veba salgını ortaya çıkınca eşinin yanına gidememiş şehirde kalarak mücadeleye devam etmektedir.

Rambert: Gazeteci, Oran’a araştırma için gelmiştir. Şehir karantina altına alınınca geri dönememiş, oda mücadelede Doktor Rieux’un yanında yer almaktadır.

Grand: Belediye memuru

Tarrou: Roman boyunca Doktor Rieux’a çeşitli sorular sorar. Yaşanan hadiseye karşı daha felsefi, daha anlamsal bir bakış açısıyla bakmaktadır.

Cottard: Kendisi bir suçludur. Ama şehrin odağı olan yönetim, veba salgınıyla uğraştığı için kendisi serbestir.

Roman farelerin toplu ölümleriyle baş gösterir. Önceleri sadece tiksinti uyandıran durum Veba salgınının ilan edilmesiyle kargaşa yaratır. Şehre giriş çıkışlar kapatılır. Dış dünyayla bağlantı kesilir.

“Ah, keşke bir deprem olsaydı! Tam bir sarsıntı… ve bu iş biterdi. Ölüler, diriler sayılır ve oyun biterdi. Ama şu domuz hastalık! Hastalığa yakalanmamış olanlar bile onu içlerinde taşıyorlardı.”(119)

Başlarda nesnel bir anlatım yolu izlense de Romanın ilerleyen kısımlarında, zorlukların arttığı anlarda daha duygusal bir anlatım yolu sergilenir.

Panik olan kentte fırsatçılar bu durumundan faydalanmak için kolları sıvar. Kafelerin camlarına

“Temiz şarap mikrobu öldürür” diye duyuru asmasıyla, halk arasında yaygın olan alkolün bulaşıcı hastalıklardan koruduğu düşüncesi iyice güçlendi. (85)

Hızla yayılan salgın karşısında malzemelerinin eksikliği Doktor Rieux Rambert’e şöyle açıklar.

Dünyadaki tüm ordularda genellikle malzeme eksikliğini insanla kapatırlar. Ama bizim elimizde insanda yok.” (152)

Öncelikte hastalığa bireysel olarak direnen insanlar daha sonrasında kenetlenip toplu halde başkaldırırlar. İnsanlar kendi içsel dünyalarının yanı sıra birçok sıkıntıyla da mücadele etmek zorunda kalırlar. Kentte giderek artan yiyecek sıkıntısı bunların başında yer almaktadır.

Spekülasyonlar işe karışmıştı ve çarşıda pazarda bulunmayan temek gereksinim maddelerine inanılmaz fiyatlar ödeniyordu. Böylece zengin ailelerin neredeyse hiçbir eksiği yokken, yoksul aileler çok güç durumda kalıyorlardı. (234)

Romanda vebayla gelen ölümlerin sıklaşması insanların başkalarının ölümüne duyarsızlaşması anlatılır. Yani Camus bu dünyadaki asıl Veba hissizleşmektir demektedir. Öyle ki Doktor Rieux karısının ölümünü öğrendiği telgrafı okurken hiçbir tepki vermemektedir.

Rahip Paneloux vebanın insanların olumsuz davranışlarından ötürü kente yayıldığını ve Tanrı’nın bir cezası olarak görülmesi gerektiği yönünde vaazda bulunur. Doktor Rieux bu düşünceyi reddederek şöyle der.

Ve ölünceye kadar çocukların işkenceden geçtiği şu yaradılışı reddedeceğim. (217)

Güzel bir şubat sabahı gün doğarken, halkın, gazetelerin, radyo ve valilik duyurularının selamlamasıyla kentin kapıları sonuna kadar açılır. Veba bitmiştir ve uzaktaki sevdiklerine kavuşan insanlar kentte dans etmekte eğlenmektedir. Doktor Rieux onları izlerken şöyle düşünmektedir.

Gerçekten de, kentten yükselen sarhoşluk çığlıklarını dinlerken Rieux bu hafifleme duygusunun hep tehtit altında olduğunu düşünüyordu. Çünkü bu neşe içindeki kalabalığın, kitaplardan da öğrenilebileceği gibi, veba mikrobunun hiçbir zaman ölmediği ya da yok olmadığından, odalarda, mahzenlerde, sandıklarda, mendillerde ve kağıtlarda beklediğinden ve belki bir gün, insanların bir mutsuzluk yaşaması ya da bir şeyler öğrenmesi için vebanın kendi farelerini uyandırıp mutlu bir kente ölmeye yollayabileceğinden haberi olmadığını biliyordu Rieux. (303)

Rieux muhakkak haklıydı. 21 Yüzyılda Dünyamızın başına gelen Covid 19 Salgını belki de mahzenlerde saklanan salgının kalıntılarıydı.

Kitabın basıldığı yıl: 1947
Yayınevi: Can Yayınları
Yazarın adı: Albert Camus
Çevirmen: Nedret Tanyolaç Öztokat
Sayfa: 303
Fiyat: 31 Tl
Türü: Roman
Bir diğer eseri: Düşüş (La Chute) (1956)
#arzuaytan
#albertcamus
303 syf.
·11 günde·10/10 puan
Bugünlerde hepimizin aklında sorular var.
Ne zaman normal hayata dönecek? Sevgilim beni unutur mu?
Kilo almamak için ne yapmalıyım? Bu virüs nereden çıktı, yarasayı kim yedi?
Hayatın telaşını doruklara kadar taşıyan insanlara da kulak verdik. Ve hepimize şüphe ve zihin açıklığı getirdi.

Peki ya veba, veba ise bir felaketti.
Teknolojinin gelişmediği dönemlerde insanları alt eden bu virüs birçok kişinin ölümüne sebep oldu. Birilerinin gerçekten bir şey yapması gerekiyordu.
Albert Camus'nün bu kitabı baştan sona felsefi bir dokuya sahip. Yani her cümle, her olay her karakter...
Yaşanan yerin Oran'ı " canlı" denemez ama salgına maruz kalan bir varlık olarak sunar. Camus 'nün bu romanında da pek " canlı" değildir. Camus heyecanların, duyguların , düşüncelerin, yapıp ettiklerimizin... ölümcül bir anlamsızlıkla mühürlendiğini vurgular.
Kitabı okurken aklıma José Saramago'nun "Körlük" kitabından bir alıntı geldi.
"Ölüm bulaşıcı değil ama herkes ölür."
Bu günlerden çıkardığım bir düşünce aslında insan da bulaşıcı bir varlık, düşüncelerimiz birbirimize bulaşır, davranışlarımız birbirimizi etkiler her şey bulaşır bize eğer insan olmayı becerebilirsek aslında ne kadar çok virüs ile baş etmiş oluyoruz.
Ve insan sahip olamadıklarını ya da olduklarının peşine düşmeye başlıyor. Bu olayı Tanrı'nın bir felaketi olarak gözlemleyenler var tabi ama bir mucize sonucunda ya da bir felaket sonucunda inanmak bana çok mantıklı gelmiyor. Tabi veba zamanın da da olduğu gibi hatta şu zamanımız da bile var bazı hurafeler bunun yaşanması gerektiğini " Tanrım çok günah işledik bize de bu virüsten nasip et cezamızı ödeyelim" diye dua etmişlerdir

Aşk geleceğe mi muhtaç?
Bugün aşık olduğu kişiye ya da sevdiklerinden ayrı kalan pek çok kişi var ama özlem duygusunu bile hissetmeyi özlemişiz.
"Aşkın biraz olsun geleceğe gerksinimi var salgın ise " şimdiye" çekiyor insanları.

Daha fazla spoiler ( tdk ve İlber Ortaylı türkçeyi iyi kullanmadığım için kızsa da başka kelime bulamadım) vermeden. Sadede geliyorum. Bugün de virüs bittiğin de bence her şey biraz yeniden başlayacak. Özellikle bazı insanlar yaşadığı zenginliğin ya da fakirliğin bir önemi olmadığın hayat biz var olduğumuz sürece var olduğunu, parfümlerin kolonyadan değerli olmadığını anlamışlardır umarım.
Camus'nün diğer kitaplarını da okumak istiyorum bir an önce, önerene ve yazan Camus'ye ve okuduğum için de kendime teşekkür ederim.
277 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Bazı, zengin içerikli derin kitapları anlamak için iki açıdan düşünmek gerekir:
1.Gerçek Anlam 2.Mecazi Anlam


VEBA kitabı hakkında;
1.Gerçek Anlam

-Veba salgını sonucu giriş-çıkışların yasaklandığı bir kentte veba dehşeti ile yüzleşen insanların hayatta kalma mücadelesi...
- Vebanın insani duyguları nasıl değiştirdiği,abluka altında yaşamanın dehşeti,kent, ablukaya alındığı için abluka altında yaşayan halkın,kentin dışında yaşayan yakınlarının ayrılığı sonucu (kente giriş-çıkışlar yasak )gelişen duyguları,gözyaşları,hüzünleri,ayrılık acısı...
Sonuç:Yazar,vebanın dehşetini karanlık ve etkili bir atmosfer ile okuyucuya aktarmış.Okurken biz okuyucular da veba altında yaşayanlarla empati kurabiliyoruz.


2.Mecazi Anlam

-Hastalıklı toplum(mecazi anlamda),varoluş arayışı,bireylerin inanç sorgulaması,iyilik-kötülük kavramlarının doğasını sorgulama...

Sonuç:Yazar,veba kavramını metafor olarak kullanmış.Yazar,inanç konusunda ve varoluş arayışında kendi fikirlerini okuyucuya mesaj vererek yansıtmıştır.Aynı zamanda toplumdaki bireylere ve toplumu yönetenlere gönderme yapmıştır(Mecazi anlamda yaşadığımız topluma ''vebalı toplum '' demektedir yazar )
282 syf.
·24 günde·9/10 puan
Albert Camus'un okuduğum ikinci kitabı ve olayların akışıyla hep bir sonraki sayfayı merakla bekleyerek bitirdiğim bir kitap oldu.

Öncelikli olarak kitap Oran şehrini tanıtarak başlıyor. Çok fazla gösterişli olmayan ruhsuz sıradan bir şehri bile çok güzel betimlemelerle adeta bana orada yaşıyormuşum hissiyle anlattı. Ardından veba salgının orataya çıkışını ve vebanın orada yaşayan insanların üzerindeki etkisini, ruhsal olarak insanı nasıl etkilediğinden bahsediyor.

Kitabı büyük bir zevkle ve bence biraz da üzülerek okuyacaksınız. :)
Keyifli okumalar. :)
bilinmeyen bir yılda, cezayir'in oran şehrinde kendini gösteren korkunç bir hastalık hikayesini anlatır. can yayinlari cevirisinde, cevirmenin kitabi cumle cumle cevirdigi cok bariz anlasilabiliyor. cumleler yeryer birbirinden cok kopuk, okurken anlam butunlugunu kaybediyorsunuz. surekli geriye donuk okumak gerekiyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Veba
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
303
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750728273
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Peste
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Camus adı çoğu okur için Yabancı romanıyla özdeşleşir. Ancak yazarın en önemli yapıtı aslında "Veba"dır. Keskin bir gözlem gücünün desteklediği arı bir bilinçle Veba, yalnızca çağımızın değil, tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değinir: Felaketin yazgıya dönüşmesi. Camus'nün hiçbir yapıtında böyle acı bir yazgı, böylesine şiirsel bir dille ele alınmamıştır. "Veba", insanın ve ışığın şiiridir. Bu şiirde renkler alabildiğine koyu, ancak yazarın sesi o denli umut doludur. Beklenmedik bir boyuta ulaşan veba salgını tüm Oranlıları ilkin umutsuzluğa boğar, ardından Doktor Rieux, Tarron ve Grand'ın gösterdikleri dayanışma örneği, başta yetkililer olmak üzere herkese bir güç ve umut kaynağı olur...

Kitabı okuyanlar 10,2bin okur

  • Hacer PEKER
  • Bahar Gürbüz
  • KupadaÇay
  • cisel hamursuz
  • AA
  • Cihad AL
  • Erva
  • betül hazan
  • Yağmur
  • allonS-Y

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.7
13-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%20.4
25-34 Yaş
%34.7
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%7.5
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.5
Erkek
%48.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (641)
9
%22.9 (660)
8
%28 (806)
7
%13.7 (394)
6
%4.6 (132)
5
%2.4 (70)
4
%0.8 (24)
3
%0.5 (13)
2
%0.4 (12)
1
%0.3 (9)

Kitabın sıralamaları