Sisifos Söyleni

8,5/10  (83 Oy) · 
298 okunma  · 
84 beğeni  · 
3.406 gösterim
"Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir."

Albert Camus, İkinci Dünya Savaşı yıllarında yayımladığı deneme kitabı Sisifos Söyleni'nde, yaşamın anlamsızlığı, varoluşumuzun saçmalığı gibi intihara yönelen temaları, tarihin ve edebiyatın belirli bazı kişilikleri üzerinden ele alır. Tahsin Yücel'in dilimize kazandırdığı eser, 20. yüzyıl felsefe tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilmiştir. Tanrıların, hep yeniden aşağıya yuvarlanacak olan taşı tepeye çıkarmakla cezalandırdıkları Sisifos, cezasını bilinçli olarak kabullenmiş, tekrar yuvarlanacağını bildiği halde taşı bütün gücüyle yukarı taşır. Camus saçma kavramını işte bu noktada tanımlar: boşuna olduğunu bildiği halde direnen insan. Yaşamın anlamı ancak, dünyanın saçmalığını ve yenilginin daima tekrarlanacağını bile bile kötülüğe direnmek olabilir, insanlığa gerçek boyutlarını ancak bu başkaldırı kazandırabilir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 1997
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789755107264
  • Orijinal Adı:
    Le Mythe De Sisyphe
  • Çeviri:
    Tahsin Yücel
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hesna S. 
 31 Tem 14:38 · Kitabı okudu · 3 günde

Burdan kendi içimdeki Sisyphus'a sesleniyorum: Taşıma artık o kayayı dağın başına! Kaya dediğin yerinde ağırdır. :)
Sisyphus, Yunan mitolojisinde Zeus’un sırrını ifşa ettiği için tanrılar tarafından cezalandırılan bir kraldır. Cezası sonsuza dek koca bir kayayı dağın en tepesine çıkarmaktır. Hani saçmalık da burda ya ne zaman ki zirveye yaklaşsa kaya tekrar tekrar dağın yamacına yuvarlanarak düşmektedir. Ceza sonuçta... Sonsuza kadar bu böyle devam edecektir. Sisyphus da bunun farkındadır.
Yaşam serüvenimizde hepimizin içinde bir Sisyphus var aslında. Hayatta kalmak için -her ne kadar sonucunun olumsuz olacağının bilincinde de olsak- o kayayı yükleniyoruz sırtımıza. Niçin peki? Kaderimiz olduğu için mi? Yoksa kabullendiğimiz için mi? Ya da insanoğluna bahşedilen (iyi mi kötü mü tartışılır) o unutmak yetisi mi neden oluyor buna? Ne kadar emek harcadığımızı, ne kadar makineleştiğimizi, yol boyunca nasıl alın teri döktüğümüzü ve sonuç olarak elde ettiğimiz o sıfırı unutuyor muyuz? Yoksa çok mu taviz veriyoruz zamandan, dolayısıyla hayatımızdan? Tabii ki bu benim olaya düz mantıkla yaklaşıp sorgulama şeklim... Kendi kendimi, kendi hayatımı sorgulamam aslında.

Camus' ya gelecek olursak, durumu çok farklı bir noktaya değinerek açıklıyor. Sağ eliyle sol kulağını gösteriyor adeta. O absürdlük denilen şey de (kitapta uyumsuzluk olarak çevrilmiştir) bundan sonra başlıyor. Sisyphus her şeyin bilincindedir. Bu beyhude uğraşın hep devam edeceğinin, sonucun hep aynı olumsuzlukla biteceğinin farkındadır. Cezasını bir görev gibi devamlı yerine getirir. Böyle yaparak yaşama ve tanrılara direnmiştir. Bu uyumsuzluk içinde mücadeleye önem vermesiyle, tekrar tekrar kayayı zirveye çıkarmaya çalışmasıyla tanrılara da baş kaldırmıştır.
Camus bu kitabıyla aslında aynı dönemde yayınlamış olduğu Yabancı romanının da felsefesini açıklar. Meursault da kendi içinde Sisyphus gibi hayattaki görevini yerine getiren absürd bir karakterdir. Kendince olan sessizliği ve kayıtsızlığı, direnişinin ve baş kaldırışının göstergesidir. Son olarak hücresinde verdiği tepki de bu başkaldırışının patlama noktasıdır. Okuyanlar iyi bilir.
İntiharı sorgulayarak başlayan bu kitap ise, Sisyphus'un hikayesiyle yükselişe geçer ve bir anlamda olayı basite de indirerek anlamlı hale getirir. İntihar anlamsızdır. Kabullenmedir aslında. İntihar, varoluşa yapılan bir küfürdür. İntihar, kaderimize hız vermektir. Yaşam ise, umutsuzluğun olduğu yerde filizlenen, başkaldırmayla anlamlanan bir süreçtir.
O yüzden bin defa da taşısak o kayayı sırtımızda, taşımaya devam edeceğiz. Yanlış anlaşılmasın, bu kesinlikle kabullenme ve duruma boyun eğme değildir. Yaşama gösterdiğimiz direniş sayesinde, var oluşumuza kattığımız anlamdır.

Dip Not: Camus'un anlaşılır ve basit dili birçok yerde bu kitabında da belirgin olsa da, Tahsin Yücel'in -edebi kişiliğini tamamen tenzih ederek söylüyorum- yaptığı çeviriden kaynaklı zaten anlaşılması zor olan felsefe içerikli kitabı daha ağır hale getirmiş. Kitapta havada kalan ve anlam vermekte zorlandığımız birkaç yerin Tahsin Yücel tarafından da tam olarak anlaşılmadığını düşünüyorum. Ona rağmen keyif aldığım, kendimce çıkarımlarda bulunduğum bir kitap oldu. Size de keyifli okumalar dilerim... Ama sakin bir ortamda :)

1 Çay 1 Kitap™ 
 08 May 12:16 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Pardon hanginiz intihar etmeyi düşünmedi?

Ya da şöyle soralım: Hanginiz yaşamın anlamını sorgulamadı? "

Albert Camus'nun bu kitabını tanımak için :
http://1cay1kitap.com/sisifos-soyleni/

Hogír 
22 Kas 2016 · Kitabı okudu · 23 günde · 8/10 puan

Albert Camus'un Yabancı ve Düşüş kitabından sonra okuduğum üçüncü eseri. Ve okurken en çok zorlandığım eseri. Bu zorlanma kitabın sıkıcı veya anlaşılamayacak derecede felsefik olmasından kaynaklanmıyor. Neredeyse her paragrafın üzerinde durulması gerektiğinden kaynaklanıyor. Camus deneme türündeki bu kitabını genel anlamda üç başlık altında oluşturmuş. Bunlar; Uyumsuz Bir Uslamlama, Uyumsuz İnsan ve Uyumsuz Yaratım'dır.

Uyumsuz bir uslamlama da intihar olgusu işlenir. Burada konu; yaşamın yaşanmaya değip değmediği, dünyanın akıl ile anlaşılıp anlaşılamayacağı, bu konuda bir anlaşmazlığın olduğu, dünyanın bu anlaşılmazlığı karşısında insanın zayıf kaldığı, bu anlaşılmazlığın çözümünde bir yaratıcının var olması gerekliliği ancak var olmamasından ötürü ortaya çıkan çatışma, dünyaya kendi özgür irademizle gelmediğimizin özgür olabilmenin tek yolu kendi ölümümüzü belirleyebilmek olduğu gibi konular ekseninde gelişir.

Uyumsuz insanda isminden anlaşıldığı gibi uyumsuz insanı anlatır. Camus uyumsuz insanı: Sonrasızlığı yadsımamakla birlikte, onun için hiçbir şey yapmayan olarak tanımlar. Uyumsuz insan geleceğe değil yaşadıgı ana bakar. Hiçbir ahlak kuralını sırf tanrı buyruğu diye direkt benimsemez. Her şeye izin vardır. Erdemli olacaksa canı istediği için olacaktır. Don Juancılık kavramı üzerinde durur sonra. Don Juan kadınları baştan çıkarıp onlarla birlikte olması ile bilinir. Ancak Don Juan bütün kadınları aynı derecede, tutkuyla sever. Buda belirlenen ahlak kalıbı dışında bir tutumdur. Burada tartışılan Don Juan bir zamparamı yoksa uyumsuz bir insanmı.
Fetih konusu üzerinde de durur. İnsanın kendi yazgısına karşı tanrılara açtığı savaşlardan bahseder.
Uyumsuz Yaratım da edebi eserlerdeki uyumsuzluktan, bu eserlerdeki kahramanların uyumsuzluğundan bahseder. Dostoyevski'nin Ecinniler kitabının kahramanı olan Kirilov'un uyumsuzluğundan bahseder.

Son olarak da kitaba ismini veren Sisifos tan bahseder. Tanrılar, hep yeniden aşağıya yuvarlanacak olan taşı tepeye çıkarmakla cezalandırır Sisifos'u. Sisifos taşın tekrardan yuvarlanacağını bildiği halde taşı tekrardan yukarı taşır. Bu da Albert Camus'un bu kitapta bahsetmeye çalıştığı konunun özeti bir nevi. Yaşamın boşuna olduğunu bildiği halde direnen insan.

Not: Kitaba ek olarak Franz Kafka'nın yapıtında Umut ve Uyumsuz adlı bir konuda eklenmiştir. Kitabın orijinalinde bulunmamakla birlikte Kafka okurlarının ilgisini çekecek bir ek olmuş.

Sonuç olarak kitabı sakin bir kafa ile okumanızı öneririm. İyi okumalar

Reina 
 07 Mar 2015 · Puan vermedi

''Gerçekten önemli olan tek bir felsefe sorusu vardır: İntihar.'' cümlesiyle başlıyor kitap. Benim kendime sormaktan asla vazgeçemediğim bir problemden bahsediyor Camus, yaşamaya değip değmeyeceği. Yapıtında birçok güzel yapıtta referans olarak gösteriliyor. Dostoyevski ' nin Ecinniler , Kafka 'nın Şato. Ayrıca, ailenin toplum içerisindeki yeri, toplumdaki sivrilen insanlara getirilen eleştiriler ve toplum baskısını gözler önüne seriyor yapıtında. Bu yapıtı okurken Yabancı adlı kitabıyla da birbirini tamamlar nitelikte olduğu da gözümden kaçmadı değil yani. :)
Sisifos ( Sisyphos ) Tanrılar tarafından lanetlenip cezaya çarptırılmış ilk insanoğludur Yunan mitolojisinde, cezası da yeraltı dünyasında sonsuza kadar bir kayayı bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkum edilmiştir. Camus, Sisifos ' u mutlu sayar çünkü Tanrılara başkaldırmış ve yaşamın derinliğini anlamıştır. Tavsiye ederim demiyorum, kesinlikle okumalısınız..

H. Egemen Akyüz 
 25 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Albert Camus' un her kitabı birbirinden ayrı mükemmel. Bu kitabı diğerlerine göre daha ağır. Bu yüzden okurken, zihnin boş olması gerekiyor. Ağır bir kitap, bu yüzden çok özenle ve dikkatli okunması gerek. Aslında hepimiz Sisifos' uz.

Ayşe Y. 
 15 Ağu 12:06 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

Albert Camus’nün Sisifos Söyleni adlı kitabı, “Uyumsuz Bir Uslamlama”, “Uyumsuz İnsan”, “Uyumsuz Yaratım” ve “Sisifos Söyleni” başlıklı felsefi denemelerden oluşuyor. Camus bu kitabında, bilhassa kitaba ismini veren "Sisifos Söyleni" başlıklı denemeyle varoluşçu felsefeye bakış açısını da ortaya koyuyor.
Tanrıların, hep yeniden aşağıya yuvarlanacak olan taşı tepeye çıkarmakla cezalandırdıkları Sisifos, cezasını bilinçli olarak kabullenir ve tekrar yuvarlanacağını bildiği halde taşı bütün gücüyle yukarı taşır. Camus, Sisifos efsanesinden yola çıkarak insanın dünyadaki varlığına dair önemli tespitlerde bulunuyor. Camus’ye göre Sisifos’un sessiz sevinci, yazgısının kendi elinde olmasıdır. Kayası kendi nesnesidir. İşte uyumsuz insan da -Camus bu sıfatı; evrenin mantığa aykırılığına gören, tutarsızlığını anlamış, her şeyi olduğu gibi kabul eden bilinçli insan anlamında kullanır- tıpkı Sisifos gibi sıkıntısı üzerinde gözlem yapmaya başladığı zaman, tüm putları susturur. Uyumsuz insan, evrene her şeyiyle evet demiştir ve bu noktadan itibaren tıpkı Sisifos gibi çabası hiç dinmeyecektir. Ve Camus "Sisifos Söyleni" başlıklı büyüleyici, şiirsel, felsefi denemesini şu vurucu cümlelerle bitirir:
“Sisifos’u dağın eteğinde bırakıyorum! Kişi yükünü eninde sonunda bulur. Ama Sisifos tanrıları yadsıyan ve kayaları kaldıran üstün bağlılığı öğretir. O da her şeyin iyi olduğu yargısına varır. Bundan böyle, efendisiz olan bu evren ona ne kısır görünür ne de değersiz. Bu taşın ufacık parçalarının her biri, bu karanlık dağın her madensel parıltısı, tek başına bir dünya oluşturur. Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insanın yüreğini doldurmaya yeter. Sisifos’u mutlu olarak tasarlamak gerekir.”
Camus’nün görüşleri bana, Sartre’ın Varoluşçuluk felsefesinin savunmasını yaptığı “Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır” adlı o ünlü, uzun felsefi denemesini de hatırlatıyor. Oradan yaptığım bazı alıntılar aslında iki düşünürün ne kadar paralel düşündüklerini ortaya koyar nitelikte. Alıntıları yapıyor ve yorumu okuyuculara bırakıyorum…

“Kişi, bu tek başına bırakılmışlık içinde, kararını ancak kendisi verecektir. 'İnsancılık' diyoruz çünkü kişiye bununla, kendi içine kapanarak ve başkalarından koparak değil; ancak kendi dışında bir amaca yönelerek varlığını gerçekleştireceğini göstermiş oluyoruz. Ona gösteriyoruz ki: Ancak kurtuluş ya da bu iş için çalışmakla, yani eylemle kendini insancıl bir varlık halinde kuracaktır." (Varoluşçuluk, s. 74)
"Eylemsizlik, yangeldimcilik, 'Ben yapmazsam, elbet bir yapan çıkar!' Benim yapmadığımı başkaları yapabilir!' diyen kimselerin davranışıdır. Size anlattığım ögreti (varoluşçuluk) ise tam tersidir bunun: Çünkü o, 'Ancak eylem içinde, iş içinde gerçeklik vardır,' der. Hatta daha da ileri gider: "İnsan kendi tasarısından başka bir şey degildir; kendi yaptığı, gerçekleştirdiği ölçüde vardır; yani hayatından, edimlerinin (fiillerinin) toplamından ibarettir!"diye ekler."(Varoluşçuluk, s. 55)
“İnsan kendi dışında vardır, kendi dışına çıkarak var olur. Yani ancak dışa atılarak, dışta kendini yitiretek varlaşır; aşkın (transcendant) amaçları kovalayarak var olabilir. Bu yönden alınırsa, insan ilerleyiştir, aşıştır, oluştur; ilerlemenin, aşmanın göbeğindedir. Nesneleri dahi bu ilerleyişe, bu oluşa göre yakalar. Demek ki insancıl bir evrenden, insancıl öznellik evreninden başka evren yoktur." (Varoluşçuluk, s. 73)
Yazımı, Sartre’ın insanın kendini keşfedebilmesi için anahtar niteliği taşıyan şu vurucu cümleleriyle bitirmek istiyorum:
"Özgürsünüz, onun için kendiniz seçin, yolunuzu kendiniz bulun! Hiçbir genel ahlak size yapacağınız şeyi söyleyemez. Buna ancak siz karar vereceksiniz." (Varoluşçuluk, s. 51)

Küçük bir not: Elimdeki kitap Can Yayınları’nın Tahsin Yücel çevirisi. Tahsin Yücel, çevirmenlik kariyeriyle göz dolduran, ödülleri olan bir çevirmen, fakat ben Sisifos Söyleni’ni okurken çok zorlandım. Kabul ediyorum felsefi bir metni çevirmek güçtür ve bu güçlüğü kısmen anlayabiliyorum ama kitap zaman zaman kullandığı kelimelerle tamamen anlaşılmaz hale geliyor. Can Yayınları’nın bu kitabı yeniden yayına hazırlaması gerektiğini düşünüyorum. Zira hem bilgilendirici hem de zihin doyurucu bu kitabı okumak -çevirinin anlaşılmazlığı sebebiyle- zaman zaman işkenceye dönüşebiliyor. Bizden söylemesi:)

Ahmet Emre Akpınar 
05 Mar 13:37 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Okurken insanı bir romana göre fazla bir felsefe kitabına göre az zorlayan, kesinlikle insanın fikir dünyasına büyük katkı yapan bir kitap. Şiddetle tavsiye ederim.

Cemre Kara 
03 Ağu 23:01 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bazı yazarlar bir kelime eder hayatınız akışına gelir öyle bir yerleşir ki unutulmazınız olur.Bir gün D&R da gezerken ki gezmek benim için farklı bir fiil burda çok farklı çekimleri olan bütün rafları tek tek gezer bakarım elime bu kitabı aldım arkasını çeviridim bir an sanki durdu dünya aynen aktarıyorum "Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir."İşte dedim ihtiyacım olan kaynak cümle bzaı cümleler haddinden ağır.Sonrasında bir internet sitesinden aldım bu kitabı bu kadar mükemmel yapan sadece Camus değildi çevirmen de mükemmel bir iş çıkarmış tabiki konu Tahsin Yücel olunca .
Kitaba gelirsek ilk önce sanırım Sisifos dan bahsetmeliyim. http://blog.milliyet.com.tr/.../Blog/?BlogNo=273523 bu kaynağı okursanız daha iyi anlayacağınızı umuyorum kısaca sisifos tanrılar tarafından lanetlenip cezaya çarptırılmış ilk insanoğludur mitolojide, cezası da bir kayayı her gün dağdan yukarı çıkarıp sonra aşağı düşmesini izliyor.Bu kısırdöngüye mahkum edilmiştir kendi hayatınızda bazen böyle bir durumla karşılaşmışsınızdır yani hepimiz bazı şeylerin saçmalığının farkındayız nihayetinde. Bu saçmalık giderek çoğalarak bilinçsizlikten bilinç yumağına dolanarak ruhumuzu kemirmekte. Camus da saçma kavramını işte bu noktada tanımlar: boşuna olduğunu bildiği halde direnen insan.Kitapta genel olarak uyumsuz insanın özelliklerinden bahsedilmekte Can yayınlarında bunun billincinde olarak ilk sözlük tanımına yer vermiş.Benim gibi Nietzsche,Dostoyevski aşığı iseniz hemen alın okuyun onlar ve eserleri üzerinden uzun açıklamalara yer verilmiş.Son bölümde Kafka nın yapıtında Umut ve Uyumsuzluk bölümü ayrı bir güzellikti.Dava ve Şato üzerine eğilinilmiş.Uzun zamandır okuduğum en nitelikli eserlerden biriydi Yabancı dan daha çok bunu beğendiğimi belirtmeliyim tabi tür olarak faklı bu kitap bir deneme ama Albert Camus un zekasını daha iyi ortaya koyduğu bir eser diyebiirim.Altı çizilecek çok fazla cümle var kaleminizi yanınızdan ayırmayın ve mümkünse sakin kafayla okuyun.Selam olsun uyumsuz insanlara:)

Dila. 
13 May 2016 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

Bazı kitapları okuyup yarım yamalak anlamaktansa bırakıp yeterli bir süre sonra tekrar okumaya başlamayı daha mantıklı buluyorum. Sisifos Söyleni beni çok aşan bir kitap oldu, yaklaşık yarısını okuduğum halde kitabı ziyan edeceğimi anladım ve bırakmak mantıklı olandı.

Felsefe kitabı tamam ama öyle kolay bir felsefe kitabı değil, oldukça ağır felsefi düşünceler içeriyor. Bunun dışında dilinin de ağır olduğunu bunun çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum.

Başka bir zaman en başından, daha anlayarak okumayı ümit ediyorum...

Sana ne lazım 
30 Mar 01:02 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

Bu dünyanın kendisini aşan bir anlamı var mı, bilmiyorum. Ama bu anlamı bilmediğimi, öğrenmenin de benim için şimdilik olanaksız olduğunu biliyorum. Kendi koşulumun dışında olan bir anlamın benim için anlamı ne? Ben ancak insan ölçüleriyle anlayabilirim. Dokunduğum şey, bana karşı direnen şey, işte budur benim anlamadığım. Bu iki kesinlik, saltıklık ve birlik isteğimle bu dünyanın usa ve mantığa uygun bir ilkeye indirgenmezliği, bunları uzlaştıramayacağımı da biliyorum. Yalana başvurmadıkça, benim olmayan, benim kendi koşulumun sınırları içinde hiçbir anlam taşımayan bir umudu araya sokmadıkça, bundan başka hangi gerçeği tanıyabilirim?

2 /

Kitaptan 175 Alıntı

Dekorların yıkıldığı olur. Yataktan kalkma, tramvay, dört saat çalışma, yemek, uyku ve aynı uyum içinde salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi.. Çoğu kez izlenir bu yol. Yalnız bir gün 'neden' yükselir ve her şey bu şaşkınlık kokan bıkkınlık içinde başlar.

Sisifos Söyleni, Albert CamusSisifos Söyleni, Albert Camus
missprufrock 
16 Kas 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Düşünmek görmeyi yeniden öğrenmektir; bilinci yönetmek, her görüntüyü ayrıcalıklı bir yer durumuna getirmektir.

Sisifos Söyleni, Albert CamusSisifos Söyleni, Albert Camus
Hesna S. 
30 Tem 13:32 · Kitabı okudu · İnceledi

... ölümden sonra geleceklerin önemi yoktur, canlı olmasını bilen için de ne uzun bir günler silsilesi vardır!

Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 65 - Adam Yayınları, Çeviri: Tahsin Yücel, epub)Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 65 - Adam Yayınları, Çeviri: Tahsin Yücel, epub)
Hesna S. 
29 Tem 11:24 · Kitabı okudu · İnceledi

Kendi kendime de, dünyaya da yabancıyım, yardım umabileceğim tek şey de, bir şeyi kesinlemeye yeltenir yeltenmez kendi kendini yadsıyan bir düşünce.

Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 24 - Adam Yayınları, Çeviri: Tahsin Yücel, epub)Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 24 - Adam Yayınları, Çeviri: Tahsin Yücel, epub)

Yarını istiyordu hep, tüm benliğinin bundan kaçınması gerekirken, yarının gelmesini diliyordu. Etin bu başkaldırışı, uyumsuz budur işte.

Sisifos Söyleni, Albert CamusSisifos Söyleni, Albert Camus

Tanrılar Sisifos'u bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkûm etmişlerdi; Sisifos kayayı tepeye kadar getirecek, kaya tepeye gelince kendi ağırlığıyla yeniden aşağı düşecekti hep. Yararsız ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi, o kadar haksız da sayılmazlardı.

Sisifos Söyleni, Albert CamusSisifos Söyleni, Albert Camus
Hesna S. 
 29 Tem 14:46 · Kitabı okudu · İnceledi

Rahip Galiani, Mme d’Epinay’e, “Önemli olan iyileşmek değildir, dertleriyle yaşamaktır,” der.
Kierkegaard iyileşmek ister.

Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 38 - Adam Yayınları, Çeviri: Tahsin Yücel, epub)Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 38 - Adam Yayınları, Çeviri: Tahsin Yücel, epub)

Kitapla ilgili 1 Haber

"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 57 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...!
"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 57 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...! Fransız Yazar ve Filozof Albert Camus 1957 Nobel edebiyat ödülünü kazandıktan sadece üç yıl sonra, 57 yıl önce bugün bir trafik kazasında hayatını kaybetti.