René Descartes

René Descartes

Yazar
8.1/10
176 Kişi
·
609
Okunma
·
160
Beğeni
·
5.020
Gösterim
Adı:
René Descartes
Tam adı:
Renatus Descartes, Renatus Cartesius
Unvan:
Fransız Matematikçi, Bilimadamı, Filozof, Yazar
Doğum:
La Haye En Touraine, İndre-et-Loire, Fransa, 31 Mart 1596
Ölüm:
Stokholm, İsveç, 11 Şubat 1650
René Descartes (d. 31 Mart 1596 - ö. 11 Şubat 1650) Fransız matematikçi, bilimadamı ve filozof. Batı düşüncesinin son yüzyıllardaki en önemli düşünürlerinden biridir. Skolastik düşünceden sıyrılışın, bir başka deyişle Modern Felsefe'nin Descartes ile başladığı kabul edilir.

Descartes, 1628'den itibaren, 15 yıl süren geziler, savaşlar ve serüvenlerden sonra yerleştiği Hollanda'da, batı düşüncesini altüst eden bir felsefe sistemi kurdu.

Öğrendiğinin, gördüğünün, duyduğunun, inandığının hepsini birden büsbütün silerek, her şeyden kuşkulanmaya başladı. Yalnız tek bir şeyden emindi: düşüncenin varlığı. Buradan hareketle, evrenin açıklamasını yaptı.

Metot üzerine konuşmada hep karmaşıktan basite inerek, gerçeği kuşatmaya yarayacak kuralları bir bir saydı. Felsefeyi, bütün inceleme kitaplarının Latince yazıldığı bir çağda, Fransızca yazarak ve «sağduyu dünyada en iyi bölüştürülmüş şeydir» diyerek, herkesin, uzman olmayanların bile anlayabileceği bir duruma indirgedi. Descartes her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde ısrarla durur. Ona göre en önemli bilimlerden mekanik, insanlara yardım edecek makineleri yapma sanatı; tıp, vücudu ve ruhu tedavi etme sanatı; ahlâk, mutlu yaşama sanatıdır.

Descartes, zamanının bilginleriyle, hükümdarlarıyla ve soylularıyla ilişkiler kurmuştur. Ona hayran olan İsveç kraliçesi Cristina, Descartes'ı sarayına davet etti. Descartes, elli dört yaşında Stockholm'de öldü.
Sonsuz üzerine tartışmalarla kendimizi mahcup duruma düşürmemeliyiz, çünkü bizim gibi sonlu varlıklar için sonsuzu anlamaya çalışmak tuhaftır.
René Descartes
Sayfa 36 - Yeryüzü Yayınevi
İnsanın en önemli yetkinliği özgür ya da kendi iradesiyle davranabilmektir; övgü ve kınamaları hak etmesine neden olan da budur.
René Descartes
Sayfa 40 - Yeryüzü Yayınevi
Güzel kitapları okumanın geçmiş yüzyıllardaki erdemli insanlarla sohbet etmek gibi olduğunu biliyordum.
...akıllı olmak için iyi bir beyne sahip olmak yetmez, önemli olan onu iyi kullanmaktır. En büyük ruhlar en büyük erdemlere olduğu kadar en büyük kötülüklere de yatkındırlar; ancak çok yavaş yürüyenler her zaman doğru yolu izliyorlarsa koşanlardan ve doğru yoldan uzaklaşanlardan daha çok ilerleyebilirler.
René Descartes
Sayfa 7 - OLYMPİA yayınları
Aklını her zaman gücü yettiği ölçüde iyi kullanabilen ve tüm işlerinde en iyi olduğuna inandığı şeyi yapmak için sağlam ve durağan bir istence sahip olan kimse, doğasının el verdiği oranda, gerçekten bilgedir ve yalnızca bundan dolayı doğru, yürekli ve ölçülü olduğu yanla diğer tüm erdemlere sahiptir.
24. Tanrı hakkındaki bilgiden yaratıklara dair bilgiye geçerken, anlayışımızın sınırlı olduğunu ve Tanrının kudretinin sonsuz olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.
René Descartes
Sayfa 35 - Yeryüzü Yayınevi
Okurken her bir satırından, her bir cümlesinden keyif aldım. Bu kitap da; Descartes'in yöntem üzerine düşüncelerini aşama aşama saptadığını görüyoruz. Bunu yaparken de çıkış noktası şüphe oluyor. Descartes, 'Şüphe duymuyorsam, hiç bir şey üzerine düşünmüyorum diyerek, düşünce yapısındaki kuşkuculuğu açıkça ortaya koyuyor. Decartes bu düşünce yapısıyla modern düşünceyi skolastik felsefeden sıyırmaya çalışmış ve felsefeye yepyeni bir soluk getirmiştir. Bu açıdan bile yaptığı tespitler son derece değerlidir. Descartes felsefesini süzgeçten geçirdiğimizde karşımıza kesin olarak doğruluğunu bilmediğimiz herşeyden şüphe etmemiz gerektiği tezi ortaya çıkmaktadır.
Descartes'i ele alırken irdelememiz gereken bir diğer konu ise bilgi üzerine olan görüşüdür.Ona göre bir bilgiye ulaşmak için en kolay bilgiden başlamak gerekmektedir. Daha sonra kademeli olarak ve bir düzen içerisinde daha karmaşık bilgiye ulaşılmalıdır.
Descartes'e göre, felsefe için başlangıcı oluşturacak olan önermeler öncelikle sezgisel anlamda açık ve seçik olmalıdır. Ona göre açıklık, bir kavramın zihnimize doğrudan verilmesi, seçiklik ise kavramı zihnimizdeki diğer idelerden ayırt edebilmemiz ve sınırını çizebilmemizdir. Descartes bunun için de dört aşamalı bir yöntem öneriyor.
1) Doğruluğunu açık ve seçik olarak bilmediğimiz hiç bir şeyi kabul etmemek.
2) araştırdığımız sorunların her birini mümkün olduğunca küçük parçalara bölmek.
3) onları basitten karmaşığa doğru bir sırayla incelemek.
4)Sık sık geriye dönüp elde edilen verileri sınamak.
Descartes'a göre şüphe etmek düşünmektir. Düşünmek ise varolmaktır. Bu düşüncesinden ise ünlü sözü ortaya çıkmıştır.
"Düşünüyorum o halde varım."
Kesinlikle felsefeye ilgi duyan herkese tavsiye edeceğim bir kitap. Açık ve anlaşılır şekilde yazılması anlaşılmasını da kolaylaştırıyor.
Ruhun ihtirasları olarak da çevrilen bu kitap 3 bölüm, 212 maddeden oluşuyor. 17.yy felsefecilerinden olan Descartes, kitabın ilk bölümünde insanın fiziki özelliklerini ele almış. Kalbin çalışması, bedenin bölümleri ve fonksiyonları, kas hareketleri, bu fonksiyonların çalışma ilkeleri gibi konular üzerinde durmuş. Ayrıca algı, irade, ruhun işlevleri gibi konular da ilk bölümlerde yer alıyor.

Sonrasında kitap ruh ile bedenin ilişkisi üzerinde duruyor. Ruhun ihtiraslarının sebepleri, bunların ne işe yaradığı, nasıl anlaşıldığı vs.… Ruhumuzda olup biten her şeyin vücudumuza mutlaka yansıdığını dile getirirken öfke, sevinç, keder, aşk, nefret, pişmanlık gibi durumlar göz önünde bulundurulmuş. Gösterdiğimiz tüm tepkilerin bilimsel yönlerini ruhla bağdaştırmış yazar.

Descartes, insanın kendini beğenmesi, güven, ümitsizlik, kıskançlık, korku, merhamet, minnettarlık ve daha aklınıza gelebilecek birçok duygunun hem ortaya çıkış nedenlerini hem de bunların bizler üzerindeki fiziksel ve ruhsal etkilerini açıklamış kitapta. Modern felsefenin kurucusu kabul edilen Descartes tarafından yazılan çok kapsamlı bir eser. Keyifli okumalar.
Bilimsel veya düşünsel metod geliştirmede kullanılabilecek akıl yürütme kurallarını, Descartes kuralın genel bir tanımı ve sonrasında detay ve örnekler içeren açıklamaları ile beraber sunmuş.
Herhangi bir konuda metod geliştirmiş olanlar veya bilimsel metodları takip etmiş olanlar hiç de yabancı olmadıkları, belki zaten kullandıkları tanıdık kurallarla karşılaşacaklar.
Bu kitabın üniversite eğitimini henüz bitirmiş olanlar veya akademisyen olmayı düşünenlere faydalı olacağını düşünüyorum.
Yalnız çeviri için başarılı diyemem. Anlam açısından sıkıntılar olduğu gibi Türkçe'nin kullanımı açısından da sıkıntılar var.
Olabiliyorsa orijinali tercih edilebilir.
Descartes diğer kitaplarının aksine meditasyonlarda daha anlaşılır bil dil kullanarak Tanrı'nın varlığını kanıtlama yoluna gitmiş. Devamlı olarak soru ve açıklamalarla, gerekçe ve çürütmeler dahilinde anlatmış. Sanki kaldığı odada yanında oturuyormuş ve onu dinliyormuş hissi veren benim için bir felsefe kitabından beklenmeyecek heyecanı yaratan sorularını düşünüp cevaplarını merakla okutan bir kitaptı.
Felsefe en sevdiğim konulardan birisidir çünkü sorgulamayı seviyorum ve inanıyorum ki insan doğruya sorgulayarak ulaşır mesela dinimizi ele alalım acaba ailemiz müslüman olduğu için mi müslümanız eğer öyleyse bi sorun var çünkü kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimde Bakara süresinde "Allahın indirdiğine uyun denildiği zaman onlar: Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulunduğumuz şey'e uyarız derler. Ya ataları birşey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?" diye aslında sorgulamamız gerektiği de anlatılmıştır yani hristiyan bir ülkede hristiyan bir anne babadan dünyaya gelsek hristiyan olarak mı yaşayacaktık yoksa doğruyu mu arayacaktık peki şimdi dinimizde bazı hocaların dediği gibi sorgulamak doğru değilse ve insanı inançsız yaparsa ve dediğim gibi hristiyan olarak dünyaya gelsek ve papazlar da deseki sorgulamayın aforoz edilirsiniz o zaman yine de ailemize, çevremizdeki herkese karşı çıkarak , doğruyu arayabilecekmiydik? Zaten bir çok kanıtla ve içinde eksik bulunmaması yönüyle ve Allah-u Tealanın Kuran-ı Kerimi koruyacağı sözünü ve değiştirilemez olduğunu doğruyu sorgulayan herkes kabul edecektir buna rağmen bizim insanlarımızın sorgulamayı neden yalan birşey varda saklamak istiyor gibi hallere bürünüp sevmediğini anlayamıyorum. Biraz uzun bir yazı oldu, okuyan arkadaşlar vaktinizi aldığım için kusura bakmayın konu felsefe olunca dilim biraz fazla açılıyor sanırım. Kitap felsefenin en önemli filozoflarından Descartes'in kendi kaleminden kendi düşüncelerine yer verdiği "düşünüyorum öyleyse varım" felsefesini ne manada söylediği gibi çeşitli düşüncelerini konu alan otobiyografisi. Felsefeyle ilgilenen arkadaşların kesinlikle okuması gereken kitaplardan dili biraz ağır olsada okunmaya değer.
Kitabı iki sene önce okumuştum. Elime alıp bir şeyler hatırlayamayınca tekrar okumaya başladım ve bir haftada bitirebildim.
Ruhun Tutkuları’nda, Descartes’in tüm çabası bence her bir duygunun kökeninin nedensel açıklamasını vermektir.
Açıklamaların bazılarına bakacak olursak “Klasik bir tanımlama” diyebilir, eserin 16. Yüzyıl’da kaleme alındığını unutabiliriz.
-Bir kitabın çevirisine yeltenmek için, Anadil gibi konuşmak ve yazmak gereklidir. Kitabın bazı kısımlarında anlatım bozukluğuna bağlı olarak çeviri hataları mevcut, ve de yanlış kullanılan noktalama işaretleri. Bu kadar basit çeviri hataları veya anlam bozukluklarını Kitap, Dergi, Gazete vs- hiç ele alınmamış olmasına bağlıyorum- öyle ki, iyi bir kitap okuyucusu, çevirisi çok yüksek dereceli olmasa bile kelimelerin nerde nasıl oturtulacağını iyi beller ve saptar.
Kitaplar, daha doğrusu çeviriler böylelerine emanet ediliyor maalesef. Sıkıntısını ise okuyan çekiyor.- buna ayrı bir parantez açmak istedim.

Bence Descartes gücünü Metafizikten alıyor. Şüphesiz ki tarihte en büyük düşünürlerden bir tanesi. İlgi alanları olarak; Matematik, Bilim, Felsefe, Epistemeloji olarak veriliyor Wikipedi’de.- ama ben bu eserini göz önüne aldığımda hiç de tıp biliminin ilgi alanlarından biri olmayışını kabul edemem. Ki- Fizyolojik kuramı- Duygu da denilebilir- en geniş kapsamıyla işliyor eserinde. Bu kadar alanla ilgili olup başarılı olmak bence çok yüksek bir IQ’nün tasdiki.
Sokrates, Platon, Aristo, Augistinas'tan sonra Descartes gelir-ki Modern Felsefe'nin kurucusu sayılır.
*Üniversitelerde hemen her felsefe bölümünde okutulan eser olarak “İlk Felsefe Üzerine Düşünceler” adlı kitabın olduğunu öğreniyoruz.
Bir sonraki okuyacağım eseri olarak “Duygular Ya da Ruh Halleri”ni eklemeyi düşünüyorum, eğer bunca kitabı bitirir başlayabilirsek…

Kitap hakkında daha geniş Çıkarımlarda bulunacak olursak;
*Eser, Ruh ve bedenin farklı işlevlerini tanımlayarak “Duygu Nedir” sorusuna yanıt vermeye çalışır
*Descartes’e göre ruhla beden arasındaki ilişki beynin merkezinde yer alan “epifiz bezi” aracılığıyla sağlanır.
*Bedenin uzuvlarının tüm hareketleri kandaki “Hayvansal Ruhların” hareketleridir. Diye tanımlar, ve bunun nedenini de cisme veya “fiziksel ruha” bağlar.
Aslında tek cümleye sığdırırsak Descartes bence şunu demek istiyor:
-Hayvani ruhlar ile onlara katılan düşüceleri birbirinden ayırmakla doğamızın eksikliklerini ancak düzeltebiliriz.

Kitapta ayrı bir bölüm dikkatimi çekti; birkaç defa okudum. (“Biz ve başkalarına bağlı olan arzular” Madde 146).
İslam’da “Kader” dediğimiz kavramı elin yabancısı nasıl bu kadar güzel açıklayabilir diye düşündüm; Araştırdığımda ise Descartes’in etkilendikleri Aristo ve Eflatun dışında * Gazali, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt gibi İslami Mutavassıf'ların ismini görünce meseleyi hemen kavradım, en çok dikkatimi çeken kısım burasıydı.
Her kitap üzerinde araştırma yapıyorum denilemez, inceleme ve küçük araştırmalarla birlikte zamanımdan bir 45 dakika daha ayırır mıyım? İstisna olmak üzere ayırırım.
Kitabın Çevirisini olumlu bulmadığımı söylemiştim, bu nedenle Kum Saati Yayınlarından şiddetle uzak durmanız tavsiye edilir! 1 puanı çeviriden kırdığımı söylemeliyim. Kitap, 212 Kısa maddelerden, deneme - inceleme usulü tarzında ele alınıyor. Sakin bir kafayla okumakta fayda var. İncelemeyi Descartes’in özdeyişi ile bitirelim;
“Düşünüyorum öyleyse varım…”
Rene Descartes, kendisi dışında her şeyin yokluğunu düşleyebildiğini, ancak kendisinin yok olabilirliğini hayal edemediğini; düşünen özne olarak kendisinin şüphesiz var olduğunu gördü: 'Düşünüyorum, o halde varım" dedi.

Metodik şüpheciliğin fikir babası olan Descartes, varlıkları tek tek ele alıp yeniden incelemesi ile kendinden öncekilerin aktardığı bilgileri elekten geçirdi. Bence Descartes, bu metot ile filozof, bize şunu demek istiyor;
“Peşinden gittiğimiz, koşulsuz kabul ettiğimiz ve hayatımızda uyguladığımız bilgiler, ya gerçek değil ise?”

BU ÇAĞDA BİZE EN ÇOK LAZIM OLAN ŞEY DE BU!
* Toplumu, inançlarımızı, değerlerimizi… ve hayatı, kendi emeklerimizle elde ettiğimizle değil, liderimizin bize sunduklarını kabul ediyor ve hayatımıza onun verdiği ‘şablon formlar’ ile biçimlendiriyoruz.
* Müslümanız ama dinimizi asıl kaynağından (Kur’an’dan) değil, eski insanlardan, camii imamından, mahalledeki …abiden, belki inanmazsınız ama bazen kiliseden ve gerekli gereksiz her yerden öğreniyoruz.
* Marxist'iz ama Marx’ı Marx’tan değil, Marxçılardan öğreniyoruz.
* Olayları, yerinde değil, birinin ağzından öğreniyoruz…

BİZİM HAYATIMIZA, METODİK ŞÜPHECİLİK ŞART! Herşeyden şüphe edip inandığımız şeyler ile ilgili yeniden düşünmeli ve ana kaynağını yeniden incelmeliyiz. Aksi halde, gerçeklerden hep uzak kalacağız.
Bu kitabı, felsefeyi yetersiz bir şekilde bilseniz bile okumalısınız.
SAYGILAR…
René Descartes amca ile tanıştığım ilk kitap. Genel olarak dili ağır ve yavaş bir şekilde anlatıyor. Büyük bir görev üstlenmiş ama bence zincirlerini tam atarak göreve başlamamış. Belirli bir dala tutunarak ve belli değerleri baz alarak başlaması ve o kısımları yüzeysel sorgulayarak geçmesi bence biraz eksik bırakmış kitabı. Ama o zamana göre bence o zincirlerden kurtulması çok zordu. Erken yaşta ölmesi ise bitirememesine neden olmuş(Zenginin şımarık tavrı yüzünden hastalanarak ölmesi bende ayrı bir üzüntü oluşturdu.). Bence René Descartes amca ile bu kitapla tanışmanız(Kesinlikle kötü kitap değil. Sadece tam olmamış bir kitap ama gene size kesinlikle birşeyler katabilecek bir kitap.) zorunlu değil bence ama kesinlikle bu yüce ruhlu insanla tanışmanızı öneririm.
2+4 muhasebe matematik bunları kesinlikle bilebiliriz.bütün filozofların söz ettiği akla ait doğrulardandır bu.peki ama akşam gün batımında bunu söylesek olur mu?ölürken bunları mı düşüneceğiz?hayır yaşarken aklımızı nasıl kullanacağız önemli olan soru .. Descartes hayranı olduğum zeki insanlardan tabi çoğu şeyde yanılıyor ama aklını kullanmayı çok iyi biliyor ..
Kitap iki bölümden oluşuypr. 1. Bölümde daha çok bazı olguları incelemiş. Dönemine göre çok ileri görüşler sergilemiş. İnsanın bakış açısını değiştirecek düzeyde kanıtlar var. Önyargıların ve bakış açısının hayatımızı ne kadar etkileyebileceğini gösteriyor. 2. Bölüm büyük ölçüde nesneler hareketleri ve kanıtlarıyla alakalı. İlginiz yoksa sizi boğacak düzeyde. Konulara ilginiz yoksa elinize bile almayın.

Yazarın biyografisi

Adı:
René Descartes
Tam adı:
Renatus Descartes, Renatus Cartesius
Unvan:
Fransız Matematikçi, Bilimadamı, Filozof, Yazar
Doğum:
La Haye En Touraine, İndre-et-Loire, Fransa, 31 Mart 1596
Ölüm:
Stokholm, İsveç, 11 Şubat 1650
René Descartes (d. 31 Mart 1596 - ö. 11 Şubat 1650) Fransız matematikçi, bilimadamı ve filozof. Batı düşüncesinin son yüzyıllardaki en önemli düşünürlerinden biridir. Skolastik düşünceden sıyrılışın, bir başka deyişle Modern Felsefe'nin Descartes ile başladığı kabul edilir.

Descartes, 1628'den itibaren, 15 yıl süren geziler, savaşlar ve serüvenlerden sonra yerleştiği Hollanda'da, batı düşüncesini altüst eden bir felsefe sistemi kurdu.

Öğrendiğinin, gördüğünün, duyduğunun, inandığının hepsini birden büsbütün silerek, her şeyden kuşkulanmaya başladı. Yalnız tek bir şeyden emindi: düşüncenin varlığı. Buradan hareketle, evrenin açıklamasını yaptı.

Metot üzerine konuşmada hep karmaşıktan basite inerek, gerçeği kuşatmaya yarayacak kuralları bir bir saydı. Felsefeyi, bütün inceleme kitaplarının Latince yazıldığı bir çağda, Fransızca yazarak ve «sağduyu dünyada en iyi bölüştürülmüş şeydir» diyerek, herkesin, uzman olmayanların bile anlayabileceği bir duruma indirgedi. Descartes her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde ısrarla durur. Ona göre en önemli bilimlerden mekanik, insanlara yardım edecek makineleri yapma sanatı; tıp, vücudu ve ruhu tedavi etme sanatı; ahlâk, mutlu yaşama sanatıdır.

Descartes, zamanının bilginleriyle, hükümdarlarıyla ve soylularıyla ilişkiler kurmuştur. Ona hayran olan İsveç kraliçesi Cristina, Descartes'ı sarayına davet etti. Descartes, elli dört yaşında Stockholm'de öldü.

Yazar istatistikleri

  • 160 okur beğendi.
  • 609 okur okudu.
  • 23 okur okuyor.
  • 590 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları