Günlük Bütün Eserleri 6

8,9/10  (74 Oy) · 
210 okunma  · 
65 beğeni  · 
2.059 gösterim
Oğuz Atay'ın edebiyatla ilgili herkes için sürekli merak konusu olmuş günlüğünün bütünü. "Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız" sözleriyle başlayan Günlük boyunca okur, yazarın son yıllarındaki yalnızlığını paylaşmakla kalmıyor, Oyunlarla Yaşayanlar'ın oluşum sürecini adım adım izliyor, bir edebiyat laboratuvarındaymış gibi.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2008
  • Sayfa Sayısı:
    306
  • ISBN:
    9789754700350
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mehmet Admış 
 17 Mar 09:28 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Selim gibi günlük tutmaya başlayalım bakalım. Sonumuz hayırlı değil herhalde onun gibi..." diye başlar, 'Günlük'e Oğuz Atay... Her zaman söylemişimdir; Eğer günlük tutuyorsa biri, büyük ihtimalle dertleşebileceği bir dostu yoktur, diye. Zaten kendisi de; "...Kimse dinlemiyorsa beni, günlük tutmaktan başka çare kalmıyor.." olarak ifade ediyor durumu..

İlk günlerde, Sevin'in gidişinden (Artık Sevin de olmadığına göre...), ondan nasıl mektup beklediğinden (Gene Sevin'den mektup beklemeye başladım...), kendi durumundan (O kadar sık değişiyorum ki.., Bundan kurtulmalıyım -yani ezilme duygusundan..) söz etmektedir.

Sonraki günlerde bir roman (Tehlikeli Oyunlar) yazmak istediğini ve onunla ilgili tuttuğu notlar yer alıyor. "İsimleri bulalım. Adamım adı: Hikmet, kadının adı: Sevgi (sonradan değişebilir...)" Tehlikeli Oyunları yazarken hangi eserleden faydalandığını da dile getiriyor aynı zamanda.. Bu arada "Eski kitap (Tutunamayanlar) bitti ve yarışmaya gönderildi.." diyor ama "Durum pek parlak değil.." diye not da düşüyor.. Her ne kadar ödülle dönecek olsa da kitabı... Daha sonra Korkuyu Beklerken'de de yazacağı, "Babama mektup"unu yazıyor. Bu arada Tehlikeli Oyunlar bitmiş olacak ki, "Yeni roman dizisi (Türkiye'nin Ruhu) için notlar" tutmaya başlıyor. Ne yazık ki, kitap yazılamıyor.. Notlar kalıyor geriye.. Daha sonra, Oyunlarla Yaşayanlar hakkında uzun uzadıya (günlüğün ezici çoğunluğu) notlar tutmaya başlar. Biyografik romanı (Bir Bilim Adamının Romanı) bitirdiğini araya sıkıştırır. Pek konusu açılmıyor.. 1975'te yeni makalem (yani ilk makalesinden): 'Türk Milleti Evrenseldir'den bahsediyor.. Daha sonra; Kemal Tahir'den, Doğu-Batı sorunsalından, Halit Ziya'dan (Halit'in* dediği gibi Halit Ziya, insana ve onun ruhsal durumlarına eğilmek bakımından bana benziyor...), "İkinci Yeni"lerden, Türk Romanının Sorunundan ve okuduğu kitaplardan derinlemesine (kimisini yüzeysel) bahsetmektedir.

Kitabın sonlarına doğru ise, daha çok yazmak istediği eserlerden söz etmektedir: Türkiye'nin Ruhu (yazılamadı), Geleceği Elinden Alınan Adam (yazılamadı) ve Eylembilim (tamamlanamadı, ama yayımlandı o yarısı da)...

Kitabın sonunda ise, Londra'da yattığı hastahanedeki günlerini yazıyor sadece.. Doktordan, hemşireden vs.

Şimdi gelelim asıl mevzuya; Herkesin düşündüğü gibi (tabi benim de) kitapta Oğuz Atay'ın özel günlüğü yok.. Belirli kısımlarda var, o kadar.. Eğer pasif bir okuyucuysanız, bu kitabı kesinlikle okumalısınız (yoksa romanlarından bir şey anlayamayabilirsiniz), yok eğer bilinçli okuyucuysanız, bu kitabı en sonda okuyun (yani diğer altı eserini okuduktan sonra, böylece düşüncelerinizde yarattığınız ve gerçekte olan Oğuz Atay'ı karşılaştırabilme fırsatınız oluyor). Ama her ne olursa olsun, kesinlikle okuyun...

İnceleme çok uzadı farkındayım ama daha çok şey yazmak isterdim.. Mesela;
"Ben buradayım Sevgili Yazarım, sen neredesin acaba?"

Seda Çakır 
 05 Mar 21:42 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Oğuz Atay'ın düşüncelerini doğrudan onun ağzından okumak gerçekten çok hoş. Genel olarak ''Tehlikeli Oyunlar" ve "Oyunlarla Yaşayanlar"ı kurguladığı, karakterleri hakkındaki düşüncelerini yazdığı bir günlük. Ancak bu oyunların kurgusunu yaparken toplumu, doğu-batı arasında sıkışmış insanı, bazen de kendisini eleştirmiş. Yetmişlerin Türkiyesini anlattığı satırlar, günümüzde de geçerliliğini korur nitelikte: “Bir başka nokta daha: öyle bir yarım yamalaklığımız var ki, bizim dramımız, bizim trajedimiz, akıl almaz bir biçimde gelişiyor. Ayrıca bir trajedinin içinde olduğumuzun farkında bile değiliz. Çok güzel yaşayıp gittiğimizi sanıyoruz. İktidardaki adamlar da, bu sanıyı bütün millet adına dile getiriyorlar. Birkaç aydın dışında bunu anlayan yok gibi. O aydınlar da, sosyal bir takım sözler ediyorlar. Psikolojik yönü boşlukta kalıyor bu meselenin. İnsanlarımız, bu kötü yaşantıyı dile getirmenin, ‘muhalefet yapmak’ olduğunu sanıyorlar. Yapanlar bile, ‘muhalefet yaptıklarını’ sanıyor bir bakıma. Aslında bir yanlış anlama olduğu halde, anlaşıp gidiyorlar. Bir ‘mış gibi yapmak’ tutturmuşlar; arabalar yürüyor ya, ekmek yapılıyor ya, iyi kötü suyumuz geliyor ya… Mesele yok.” (sayfa 26)
Günlüğün bir çok yerinde Tanzimat Dönemi'nden beri süregelen doğu-batı kavramları hakkında kendi düşüncelerini dile getirmiş Oğuz Atay. Daha fazla Eski Türk Edebiyatı okumak gerektiğini ve geleneği öğrenmenin önemini sık sık vurgulamış olması ilgimi çekti. Günlüğünde kendi eserinin planını çıkarırken de parantezler içinde meddah geleneğini vurgulamış. Zaten gelenekten beslenmeyen birinin bu denli önemli bir isim olması beklenemez. Ayrıca bir çok bölümde dönemin edebiyatını değerlendirmiş, haklı eleştirilerde bulunmuş.
"Türk romanının sorunu kişiliktir. İnsanımızın kişilik kazanma savaşının önemini henüz kavramamış olmasıdır. Kendisiyle hesaplaşma diye bir kavramın varlığından habersiz oluşundandır. Bunun için romanımız düzmecedir." (Sayfa 226)

İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
 16 Mar 00:10 · Kitabı okudu · 7 günde · 6/10 puan

Kitabi edindiğim de beklentim Türk edebiyatında en beğendiğim yazarlardan olan Oğuz Atay'ın okunma kaygısı olmayan samimi duygularını yakalamak, ruhsal bunalımlarını hissetmek, özel hayatına az da olsa dokunabilmekti.
Kitabın giriş cümlesini çok beğenmemle beraber genel olarak kitap beklentilerimi karşılayamadı. Kitap günlükten ziyade Oğuz Atay 'ın eserlerini yazarken yaptıgı taslak çalışmalardan oluşuyordu. Ayrıca bir makale çalışması, korkuyu beklerken kitabında yer alan babasına mektubu ve küçük bir kısımda da Türk edebiyatında bazı yazarlara ilişkin fikirler ve Türk edebiyatının kişilik sorunu yer almaktaydı.
Kitap Oğuz Atay' ın kalemının değmiş olması, sonunda bir fotograf albümünün bulunması bakımından değerli olmakla beraber, benim gibi beklentileri olup kitabı okumak isteyen arkadaşların hayal kırıklığına uğramamak için bu beklentilerinden sıyrılarak kıtaba başlamalarını tavsiye ederim.
Herkese iyi okumalar dilerim.

Rukiye Uygur 
17 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Duygularıyla düşünceleriyle Oğuz Atay orada, günlüğünde.. Günlüğü okurken keşke dedim keşke kurguladığı kitapları da yazma şansı olsaydı.

Rojin Turay 
29 Nis 11:24 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel itina isteyen varlıklardır. Ne yazık, bu meslekler de artık olur olmaz kimselerin elinde, sattıklarıyla ilgileri olmayan kişilerin. Durmadan kitaplara ve çiçeklere eziyet ederler, onlara nasıl davranılacağını bilmezler. Bana kalırsa, bir “kitapları koruma derneği” kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli...''

Ayşegül BENGÜ 
17 May 15:38 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 7/10 puan

Sevgili oğuzcum ataycığımın okuduğum dördüncü kitabı ve artık kendisiyle anlaşmaya başladık. Kitaplar okuyoruz, incelemeler yapıyoruz, begeniyoruz, yeriyoruz ama o karakterler o iç dünya nasıl yazarın kaleminden canlanıyor bilmiyoruz, işte bunu bir nebze gösteriyor.

Melek kapilar 
16 Mar 00:01 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Edebiyatçıların günlükleri,Eserleri ve biyografileri konusunda,önemli noktaları aydınlatması bakımından,araştırmacılar ve okurlar için vazgeçilmez kaynak özelliği taşır.(mahrem konular dahil)
Oğuz Atay,Günlük"ü,özel hayatıyla ilgili pek kapsamlı olmasa da,son derece samimi ve yalın bir dille kaleme almış.(25.04.1970-29.01.1977)
Büyük Aşk'ı Sevin Seydi ile ayrılığının yarattığı ruhsal hezeyanlarının acısını bir nebze hafifletmek için Günlük tutmaya karar vermiş önce,sonra diğer amaçları da dahil olmuş yıllar içinde.
Oğuz Atay,Edebi kimliğini herşeyin üzerinde tutabilen toplumcu yazarlarımızdan,fikrimce en nadide olanıdır.Edebi çevrelerle ilişkileri,sosyal ve siyasi meselelere bakış açısı,günü kurtarma adına,yazın hayatını,sermaye bazına indirgeyen,Aydın kesime serzenişleri,Iç hesaplaşmaları,Sevin'e karşı konulmaz özlemi,yazacağı Romanların taslakları(Tehlikeli oyunlar,oyunlarla yaşayanlar,Türkiye'nin ruhu),Onu Edebi alanda besleyen yazarların kimler olduğu(Distoyevski,Franz kafka,Shakespeare,Halit Ziya,Ahmet Hamdi,Kemâl Tahir...v.s) Ilgiltere'de ameliyat sonrası,hastahane günlerini kapsıyor Günlük.
"Babama mektup için" adlı bölümde,kendi dışına çıkıp,kendi benliğini tahlil etmeye ve yargılamaya yöneliyor.O bölümde duygulandım fazlasıyla.Özlüyordu babasını,Benim özlediğim gibi...

Yoğun,ruhsal bir girdabın içinde boğulmamak,dibi boylamamak için mücadele ederken,Atay'ın günlük yazmaya sarılması,geçici süreliğine,bir nevi oksijen tüpü görevini üstlenmiş.

Oğuz Atay,Aydın'lar arasında,objektif,Edebi tenkit ortamı olmamasına içerliyor.Bu da,kendisinin de dahil olduğu,Aydın kesim tarafından itelenmesinin,yok sayılmanın en büyük etkeni oluyor.Günlük,bu yalnızlık günlerinde,Oğuz Atay'ın sığınağı oluyor.Çünkü,asla ihanet etmeyecek bir ümit kapısıdır bir bakıma Günlük.Iç dökme ihtiyacıyla ortaya çıkar ve kelimelerin gücü,acıları bir pamuk şekeri kıvamına getirir...ama tadı yoktur !
Günü gününe tutulmamış bir günlük olmasına rağmen,bir dostu ile dertleşir gibi yazdığı için çok samimiydi.Ayrıca kendi el yazısıyla yazılmış orjinal günlük kopileri beni çok heyecanlandırdı.Yarısını matbaa baskısıyla,yarısını el yazısından okudum,gözlerim yorulduğu için.

"Türkiye'nin ruhu" adlı,üç cilt halinde tasarladığı esrinde,Halit Ziya,Ahmet Hamdi ve Kemâl Tahir hakkında yazmak istediği makalelerden bahsediyor.
Günlük bitiminde Aile fotoğraflarına yer verilmiş.Fotolar arasında,kızı Özge'ye,Hikâye yazarken yaptığı imlâ hatalarıyla ilgili düzeltmeleri içeren bir mektup yer alıyor özlemle karışık..Berberi ilhami'den gelen mektuba cevaben yazdığı duygu yüklü mektubuna da yer verilmiş kitabın sonunda...Gelin de bu güzel Insanın,güzel yüreğine hayran kalmayın...

Son olarak şunu da eklemem gerek ;
Politikalarla,kısır bir döngü içine hapsedilmiş okurun bilinçsizliği,ilgisizliği ve köşe kapma derdinde olan küçük burjuvazinin içinde eriyip giden,heba olan,ilkeli bir Aydınımızdır Oğuz Atay.
Onu eserleriyle yaşatmak,Okur ve Yazarların bir misyonu olmalı ve Oğuz Atay'ların var olmasının önü açılmalıdır.
"Biz buradayız Sevgili Oğuz Atay,
Sen neredesin ?"
dercesine ...

kübra aslan 
23 Nis 09:34 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Büyük beklentilerle başlamanızı tavsiye etmiyorum. Günlük olduğu için adı benim için beklenti yüksek oldu. İçinde hayatı, yaşadıkları ve kitap yazma sürecini bekledim. Selim in nasıl ortaya çıktığını ruh halini hep merak etmiştim. Bu sorularıma yanıt bulamadım. Bu kitapta sadece kitapları ve yazmasindaki etkileri yer alıyor. Beğendim mi gene de beğendim. Tavsiye ederim.

Nurcan 
20 Ara 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Açıkçası Günlük ile Atay'ın özel hayatıyla ilgili bilgiler edinebileceğimi ,onu daha yakindan taniyabilecegimi düşünmüştüm ama yanılmışım. Daha çok kitaplarıyla ilgili taslakları, düşünceleri yer alıyor. Bu nedenle günlüğü daha iyi anlamak için önce kitaplarını okuyun derim.

Yazarı çok sevenler için güzel bir kitap. Benim gibi orta düzeyde olanlar içinse diğer kitaplara hazırlık gibi olmuş. Özel hayatına dair çok şey yok. Yalnızlığından, insanlardan sitem ediyor arada. Günlükten çok kitapları için hazırlık yaptığı not defteri şeklinde. Sonunda bir albüm var o da oldukça hoş. Oğuz Atay, benim için Bir Bilim Adamının Romanı'ndan sonra kıymetlenmişti. Bu kitapla da Batı-Doğu ve Türkiye'nin ruhu hakkında fikirlerini roman, hikaye dışında görmüş olduk.

2 /

Kitaptan 107 Alıntı

“İnsanın içinde ifade edilmez bir eksiklik duygusu kalır. Her şey başka türlü olabilirdi sanki. Bütün bu oyunlar bu kadar kötü oynanmayabilirdi.”

Günlük, Oğuz AtayGünlük, Oğuz Atay

Kimse dinlemiyorsa beni ya da istediğim gibi dinlemiyorsa, günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar sonunda bana bunu da yaptınız!

Günlük, Oğuz AtayGünlük, Oğuz Atay

Galiba evde oturmaya o kadar alışmışım ki sanki evden çıkınca gerçek bir dünyada yaşamıyorum. Evin dışında her yer sanki aynı, sanki bütün insanlar birbirine benziyor. Ne acıklı değil mi?

Günlük, Oğuz AtayGünlük, Oğuz Atay

"Ahmaklar her ülkede var - yani her ülkenin edebiyatını bilenler arasında var. Yabancı kitapları kapışıyorlar. Benden haberleri bile yok. Ben de sözüm ona bu adamlardan kurulu bir okuyucu kalabalığı bekliyorum. Çok aptallık..."

Günlük, Oğuz AtayGünlük, Oğuz Atay
Mehmet Admış 
13 Mar 14:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

6 Ağustos
Sonunda insanlar anlasın ne demek istediğimi de sormasınlar gerisini.

Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 16 - İletişim Yayınları - 21. Basım)Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 16 - İletişim Yayınları - 21. Basım)
Mehmet Admış 
13 Mar 14:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

6 Ağustos
Çiçeklerle birlikte her soluk alışımızda havayı kirletiyoruz.

Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 16 - İletişim Yayınları - 21. Basım)Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 16 - İletişim Yayınları - 21. Basım)
Seda Çakır 
28 Şub 18:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bu dünya geçicidir. Bu dünyada elde etmek ve korumak bir insan için sadece kısa ömrü için gereklidir. Bunu unutmamalı. Mezarlıklar bu nedenle gözümüzün önünde bulunmalı. Evimizin bahçesinde, sokağın köşesinde tek mezarlar yer almalı. Her şey geçicidir.

Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 92)Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 92)

Kitapla ilgili 2 Haber

Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar Kitabı Üstüne Günlüğünde Geçen Notlar
Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar Kitabı Üstüne Günlüğünde Geçen Notlar Oğuz Atay’ın 27 Nisan 1970 ve 6 Ağustos 1970 tarihlerinde Tehlikeli Oyunlar kitabının yazım aşamasında aldığı notlar...