Günlük (Bütün Eserleri 6)

·
Okunma
·
Beğeni
·
25bin
Gösterim
Adı:
Günlük
Alt başlık:
Bütün Eserleri 6
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754700350
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Günlük
Günlük
Oğuz Atay'ın edebiyatla ilgili herkes için sürekli merak konusu olmuş günlüğünün bütünü. "Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız" sözleriyle başlayan Günlük boyunca okur, yazarın son yıllarındaki yalnızlığını paylaşmakla kalmıyor, Oyunlarla Yaşayanlar'ın oluşum sürecini adım adım izliyor, bir edebiyat laboratuvarındaymış gibi.
302 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Oğuz Atay'dan okuduğum beşinci kitap onun Günlük'ü. Günlük okumak hakkında iki farklı düşünceye sahibim. Birincisi günlüklerin kişiye özel olduğu yönünde. İnsanlar günlük tutarken yayımlama amacı taşımazlar, hislerini, düşüncelerini, yaşadıklarını kendilerine anlatırlar. Hiç kimse günlüğüm kitaplaşsın, insanlar okusun amacıyla eline almaz kalemini. Ve böyle olunca birinin günlüğünü okumak onun özel alanına müdahale etmek hissi uyandırıyor bende. İkinci düşüncem ise tarihte, edebiyatta, siyasette yer bulmuş, toplum tarafından kabul edilmiş insanların ölümlerinden sonra yayınlanan günlüklerinin artık edebî eser niteliği taşıdığı yönünde. Edebî eser niteliğine bürünen bu günlüklerin, biraz da okuyucunun ve yazarı daha yakından tanıma, hayatına, yaşantısına daha yakından bakma amacıyla taşıdığı merak unsurunun etkisiyle özel alana müdahale düşüncesinden bağımsız olarak okunması. Bu iki düşünce arasında tam bir sonuca ve karara varamıyorum. Nitekim Günlük'ü okuduğuma göre ikinci düşüncem ağır basıyor diyebilirim.

25 Nisan 1970 tarihinde başlamış günlüğüne Oğuz Atay ve ölümünden on bir ay öncesine kadar yazmış.

Günlük tutmaya başlamasını "Selim gibi" diyerek tanımlamış. Tutunamayanlar romanının kahramanı Selim Işık'a atıfta bulunmuş. "Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor." diyerek ifade etmiş günlük tutmaya başlamasını.

Oğuz Atay'ın günlüğü klasik bir günlük gibi değil. Bugün şunu yaptım, buraya gittim, oradan geldim gibi motamot bir günlük okumuyoruz. Elbette bunlar da var, elbette hislerini de yaptıklarını da anlatmış ama daha çok eserleri üzerine yaptığı çalışmaları yazmış günlüğüne. Hatta yazmaya bir süre ara verip geri döndüğünde kendinden bahsetmek istemediğini, ikinci kitabı hakkındaki düşüncelerini bu deftere yazmak istediğini anlatmış.

Uzun bir süre "Tehlikeli Oyunlar"ın tasarlanma sürecini, nasıl karakterler yaratmak istediğini, hangi konulara değineceğini yazmış. Bunu yaparken "Tutunamayanlar"ı bir kıstas olarak belirlemiş ve şöyle bir dokunup geçtiği konuların, Tehlikeli Oyunlar'da yer bulmasını amaçladığını söylemiş. Tutunamayanlar'dan daha canlı ve entrikalı bir olay istiyorum, hareket istiyorum, demiş.

Korkuyu Beklerken kitabında yer alan "Babama Mektup" hikâyesi için yazılar yazmış günlüğüne.

Oyunlarla Yaşayanlar kitabını da tasarlamış günlüğünde. Şimdi bir oyun yazmak durumundayım, diye anlatmış. Düzenlemeler, planlamalar yapmış. Bitirdiğinde Yıldız Kenter'e oyununu okuttuğunu anlatmış, Yıldız Hanım, tipleri ve olanları pek anlayamadığını söylemiş Oğuz Atay'a. Oyun üzerine yeniden çalıştığını, yeniden Kenterlerle birlikte oyunun okunduğunu ve bir sonuç alınamadığını anlatmış günlüğünde.

"Yeni roman dizisi için notlar" başlıklı yazılar yazmış. "Romanda, birey olma düzeyine gelememiş olanlar, tek insan gibi değil, bir sürü olarak -biraz destansı- anlatılacak." diye bir not düşmüş. "Üçlü bir roman dizisi olursa insan-devlet-toplum temalarına göre ayrılabilir." diye de eklemiş. İlerleyen sayfalarda bu roman dizisinin, yazmayı tasarladığı son eseri "Türkiye'nin Ruhu" olduğunu görüyoruz. Keşke yazabilseydi, keşke okuyabilseydik demekten başka bir şey gelmiyor elimden...

Tamamlayamadığı romanı Eylembilim hakkında yazılar yazmış günlüğüne. Hem romanını tasarlamış hem de asıl yapmak istediğini anlatmış.

Türk Romanının Sorunu konusunu da ele almış. Bu konuya bakışını uzun uzun anlatmış. Aynı zamanda Türk aydını hakkındaki fikirlerini dile getirmiş. Sağ ve sol düşünceyle, sağ ve sol eylemlerle ilgili fikirlerini de anlatmış.

Okuduğu bazı yazarların isimleri de var günlüğünün sayfaları arasında. Bunlardan biri Ahmet Hamdi Tanpınar ve bu ismi görmek beni oldukça mutlu etti. Wittgenstein, Berne, Camus, Freud, Toynbee okuduğu yazarlardan bazıları.

Halit Ziya'yla ilgili düşüncelerini yazmış bir bölümde. "Halit Ziya, insana ve onun ruhsal durumlarına eğilmek bakımından bana benziyor." diye eklemiş. Halit Ziya'yı bilinçli ve ilginç bir edebiyatçı olarak görüyormuş Oğuz Atay.

Günlüğünün son bölümünde (ikinci defter), sadece Londra'da olduğu ameliyattan sonra hastane gözlemlerini yazmış.

Günlüğünün bir çok yerinde "Sevin" ismi geçiyor. Hatta ikinci defteri Sevin Hanım getirmiş Oğuz Atay'a. Kimdir? Detaylı bir araştırma yapmadım ama eserlerinin ithaf bölümünde de hep adı geçen Sevin Hanım'ın şüphesiz Oğuz Atay'ın hayatındaki yeri büyük.

Günlük'ün tamamı Oğuz Atay'ın kendi el yazısıyla birlikte verilmiş ve en sonda albüm var.

Günlük'ü okumayı düşünüyorsanız naçizane tavsiyem Tehlikeli Oyunlar ve Oyunlarla Yaşayanlar'ı daha öncesinde okumuş olmanız.
(Atay, Oğuz; Günlük, İletişim Yayınları, 15. baskı, 2011, İst.)

Öncelikle, Atay’ın başka günlüğü olup olmadığını, bu günlüğün sansürsüz yayımlanıp yayımlanmadığını vb. bilmiyorum. Yazdıklarım buna göre değerlendirilsin yani.

El yazısını aktarırken çok hata yapmışlar: yanlış yazılmış kelimeler, yanlış konulmuş noktalama işaretleri vb. Kaç baskı geçmiş üzerinden hâlâ düzeltmemişler de. Eğer düzeltmelerden sonra böyleyse durum çok daha vahim. Kınım kınım kınıyorum ilgilileri, aslında ilgisizleri.

İlk günlüğün tarihi “25 Nisan 1970”. Son günlüğünki ise “29 Ocak 1977”. Yaklaşık yedi yıllık bir süreyi kapsıyor, tabii bu süre zarfında hiç yazılmadan geçilmiş yıllar var. Yılı belli olmayan bir gün(lük) dışında 71, 72 ve 73’te günlük tutulmamış görebildiğim kadarıyla.

Atay’ın yazısı güzel, okunaklı. Neredeyse özenli bir ev ödevi gibi. Karman çorman şekiller, karalamalar, düzeltmeler, karışmış satırlar vs. yok sayılır. İlginç. Bunu nasıl başardı bilmiyorum.

Dedikodu, öfke, küfür vb. de yok. Böyle günlük mü olur; ciddi, ağırbaşlı? Oluyor demek ki.

Atay, bütün eserlerinden bahsediyor günlüğünde. Özellikle Oyunlarla Yaşayanlar’ın ve birkaç öyküsünün taslağı sayılabilecek şeyler var. Yazmayı düşündüğü öykü, makale ve romanlarla ilgili notları da bulunuyor.

Okuduğu romanlarla, diğer türdeki eserlerle ilgili de epey yazmış Atay. Roman teorisiyle ilgilendiği belli.

Atay’ın ele aldığı hemen her konu veya meselede yüzeysel çözümlere, özensiz çalışmalara, samimiyetsiz yaklaşımlara prim vermediği anlaşılıyor. Belirlediği meselenin özüne inmek isteyen, tarihi arka planını göz önüne alan hassas bir yaklaşım geliştirmeye çalıştığını görmek zor değil.

Şimdilik bunlarla yetinelim bakalım. Aklıma geldikçe bir şeyler daha eklerim belki.
302 syf.
·Puan vermedi
Oğuz Atay’ım bir bağımlılık olduğunu daha önce işitmiştim. Günlük eserini okuyarak onu,ruh hallerini daha iyi anlayabildiğimi düşünüyorum. Bu eseri okurken aynanda tamamlayamadığı ‘Türkiye’nin Ruhu’ eserinin oluşumunu da okuyorsunuz.
302 syf.
·Puan vermedi
Canım Oğuz Atay'ın günlüğü...
İnsanlarla bağdaşması çoğu zaman kopuşu, yalnızlığı, ümidi, ümitsizliği "Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız." fazlasıyla anlatıyor. Günlük sadece Oğuz Atay'ı değil onu kuşatan insanları da bize açıyor. Canım Selim'i bir kez daha görmek tarif edilemez... Oğuz Atay'ı okurken çoğu zaman üzülüyorum ama bu hüznü çok seviyorum.

"Selim gibi, günlük tutmaya başlayalım bakalım. Sonumuz hayırlı değil herhalde onun gibi."
%35 (105/302)
·Beğendi·10/10 puan
“Cevapsız bırakılan bütün sorularımızın intikamını almalıyız ya da sonsuza kadar susmalıyız Atayım.”

Okumaya kıyamıyorum, okumaya doyamıyorum. Öyle naif bir kitap ki, Oğuz Atay’ın düşüncelerinde dolaşmak, duygularına dokunmak, kelimelerine hapsolmak...

“Babama Mektup” bölümünü kaç defa okudum bilmiyorum sevgili Atay okurlarım. Yüz defa, bin defa... Yaklaşık bir yıldır aynı bölümü okuyorum. Samimiyetin doruğunda buluşuyoruz her defasında Atayımla.

Sessizliğine dokunuyorum Atayım. Hassasiyetine sarılıyorum. Tutunamayışına tutunuyorum.

Anlatamıyorum Atay okurlar. Bu kitabın, o dizelerin samimiyetini anlatamıyorum. Anlaşılamamanın acısını tarif edemiyorum. Yalnızlığın soğukluğundan bahsedemiyorum. Atay’ı bilmeden, onu tanımadan bu kitabı okumanızın ne anlamı olur ki?

(Atayımın en sevdiği dizeleri onun “Günlük”ünde saklı...)

#sevgilioğuzataytutunamıyoruz
302 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
1970'den itibaren yazdıkları kitaplar hakkında günlük tutmuş ve bazı noktalarda ise normal yaşantısından düşüncelerini anlatacağı kimseler olmadığını düşünerek günlüğe yazmak istemiş yazarımız.

1977'ye kadar günlüğünü aralıklı olarak tutmuştur. Neden 1977 diye soracak olursanız Oğuz abinin hayatını bilmeyen insanlar için kısa bir açıklama yapayım. Bazı hastalık sebeplerinden dolayı 1976-1977 yılların da Londra'da tedavisine devam ediliyordu. Bu kitap sayesinde anlıyorum ki tedavisi sırasında bile ümitsizliğe düşmediğini hüzünlü bir şekilde kalemiyle ifade ediyor.

Günlük içerisinde yazarımızın diğer kitaplarıyla ilgili yazdığı aşamaları açıklamış ve kendi kendine tenkit etmiştir. Yalnızlık böyle bir şey midir? Sizlere bırakıyorum...

En önemlisi bu kitap için eğer diğer kitaplarını okumadıysanız bu kitabı asla okumayın derim. Çünkü anlaşılmaz ve sıkıcı olacaktır. İlk kitapları hakkında spoiler gibi olur bir nevi.

Yazmayı planladığı son kitapları hakkında bilgi edinmemi sağladı. Kitap sonuna doğru onlarla ilgili bahsetmiştir ve bana şu cümleyi kurdurdu; Ah be keşke bu kitapları tamamyabilseymiş, edebiyatta kelimeler ve cümleler evrim geçirecekmiş.
Planladığı kitaplar;
- Türkiye'nin Ruhu
- Geleceği elinden alınan adam
- Eylembilim
Not: Eylembilim yarım kalmış ve günlük içerisinde okuyuculara aktarılmış fakat ileride tamamlanması ile ayrı bir kitap hâlinde okuyucularına sunulmuştur.

Bizler için bence ülkemizde sağlam kalem olarak eline alınacak bu kitaplar büyük kayıp gibi geliyor. Keşke yazabilseydi, keşke bitirebilseydi, keşke okuyabilseydik. Ah keşkeler...

Ben kendi adıma okuyucuları edebiyat bakış açısından değilde insan yapısıyla birbirinden ayırmak istiyorum. İnsanlara o kitap kötü bu kitap iyi önerisi veya onu okumak doğru değildir bunu oku demek cahilliktir. İçeriğini anlatarak sizlere olumsuz gelen yanlarını söylemek yeterlidir. Bu sadece bir örnektir ve genel olarak bireysel hayatınızda, aile, arkadaş bağlantılarında kitap dışında siyaset görüşü, dini, ırkı, tuttuğu takım, sevdiği sanatçı, sevdiği karakter için formül aynı olacak sadece Zaman ve Kişiler değişmiş olacaktır.
Okumak da bu benzer örnekler gibi kişiye özgü bakış açısı oluşturmuş veya bunun temellerini atmış olacaktır. Benim açımdan şuan hangi yazarı oturup ne kadar dahi, bilgili, kitapları harikası desenizde yine derim ki;
- Oğuz Atay edebiyatın üstadı.
Neden mi?
Çünkü ruhum insanların düşüncelerine aç ve Oğuz Atay'ın kelimeleri ekmek, cümleleri sofra gibi. Kitap karakteriyle aynı masada yer almak, Muazzam.

Oğuz Atay'dan bir alıntıyı sizlerle paylaştığımda daha iyi anlamış olacaksınız.
Açıklama: Kemal Tahir'i ağır eleştiriler yapılır ve Oğuz Atay bununla ilgili açıklamalar yapıyor ve bu alıntı bu açıklamalar içinden alınmıştır.

"Neden Kemal Tahir'in olumlu yanları üzerinde duruyorum? Genellikle bir yazarın bana -ya da bir okuyucuya- olumsuz gelen yanları aslında benim kişiliğimle onun kişiliğinin uyuşmayan yanlarıdır ve kişisel yargılardır bunlar. İki tarafa da bir şey kazandırmaz bu tür eleştiriler.(Günlük/s.184)"

Alıntıda anlatmak istediğim dünyada ve genellikle ülkemizde karşıdaki kişilerin olumsuz yanları bizim kişiliğimizle uymayan yanlarıdır ve bu kişileri genel huylu kötü diye bir algı yaratmamız doğru değildir topluma. En iyisi bireyselci uzak durmaktır, yargılamak değildir.

Edebiyatla kalın...
302 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu kitabı okumayı uzun zamandır bekletiyordum. Çünkü bu kitapta ,benim için, fazlasıyla kıymetli düşüncelerin, cümlelerin, anların olacağını biliyordum. Bu yüzden kendimi sakin hissettiğim, daha az kaygılı olduğum bir zaman diliminde okumam gerekiyordu.
Günlük türü, Türk ve Dünya edebiyatında sıklıkla gördüğümüz bir yazınsal türdür. Sevdiğim yazarların günlüklerini okumak da bana ayrı bir keyif vermiştir. Öyle ki bu yazar Oğuz Atay olunca, onun günlüğünü okumak da beni heyecanlandırdı, kimi yerde de hüzünlendirdi. Onun anıları, düşünceleri, hayranlık duyduğum benliği ve iç dünyasını, kurgusal olmadan, birebir kendisini anlattığı cümleleri okumak bana keyif verdi. Kitaplarının yazım süreçlerinden, kurgularından, karakterleri nasıl yarattığından, kendi hayatından, yakın çevresinden, birçok konuya dair düşüncelerinden ve hastalık sürecinden bahsediyor Oğuz Atay. Kitabın sağ bölümünde bulunan sayfalarda, Oğuz Atay'ın kendi el yazısıyla yazılmış sayfalar ve son bölümde de kendi hayatına ilişkin bir fotoğraf albümü bulunuyor.
Oğuz Atay'ın kitaplarını okuduysanız bu kitabı da okumanızı tavsiye ediyorum. Ancak kitaplarını okumadıysanız yazarın günlüğü karmaşık gelebilir ve bu kitapta yer alan çoğu nokta anlaşılmaz olur.
Herkese iyi okumalar diliyorum.
302 syf.
·3 günde·Beğendi
Oğuz Atay’ın hayatını araştırdıktan sonra onu daha iyi tanımak için iyi bir fırsat olur diye düşünerek okudum bu ‘Günlük’ü. Evet onu tanımama katkısı oldu ama beklediğimden farklı şekilde. İçinde kitapları ile ilgili planlamalar vardı. Bunları okumak çok keyifliydi. Bir yazarın yaratma sürecine tanıklık etmek. Okuduğum bir şeyden benim anladığımı ve yazarın amaçladığını karşılaştırabilmek; benim için bu kitabı okuyabilmek eşsiz bir hazine bulmuşum gibi hissettirdi. Keşke daha çok yazsaymış. Keşke Tutunamayanlar da daha detaylı bir şekilde burada yer alsaymış.
302 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Oğuz Atay’ın, 25 Nisan 1970- 27 Aralık 1976 yılları arasında yazdığı günlüklerden oluşan bir kitap.
Bu kitap, Oğuz Atay’ı daha iyi anlamak için bir şans, fırsat, kaynak. Çünkü Oğuz Atay, günlüğüne yazdığı romanlara kıyasla daha açık bir şekilde yazılarını yazmış. Üzüntülerini, yakınmalarını, eleştirilerini, hislerini daha açık bir şekilde yazmış.
Bunun yanında Oğuz Atay bu günlüklerinde; Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı, Oyunlarla Yaşayanlar eserleri hakkında açıklamalar yapmıştır. Bu neden bu kitapları okumayanlar ve Oğuz Atay’ın külliyatını tamamıyla okuyup bitirmek isteyenler bu kitabı sona bıraksınlar. Çünkü kitap, çok büyük spoiler içermekte.
Oğuz Atay’ın, günlüğüne bazı üzüntülerini yazdığını belirtmiştim.Bu üzüntüsünden biri kitaplarının değerinin bilinmemesiyle, yeterince okunmamasıyla alakalıydı. Ama bundan şikayetçi değildi Oğuz Atay, sadece üzüntülüydü bu konuda.
Günlüğünün bir satırında “ bu yazıları; sonra pek kimsenin okumadığı kitaplarımın köşelerinde sıkışıp kalıyor bunlar sanki.” yazmaktaydı Oğuz Atay’ın.
Umarım kitaplarının bir gün çok çok okunacağını biliyordun, hissediyordun Oğuz Atay ve fazla üzülmemişsindir bu konuda.
Sevgilerimle ve teşekkürlerimle Oğuz Atay.
302 syf.
Oğuz Atay ‘Tehlikeli Oyunlar’ ve ‘Oyunlarla Yaşayanlar’ eserlerinin yaratma sürecini , karakterler ile ilgili planlarını, kurgularını detaylı bir şekilde yazmış günlüğüne. Bu kısımlar okunurken, Oğuz Atay ile birlikte roman yazıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Bireyin kendini arayış süreçlerine, Türk edebiyatındaki sevdiği yazarlara ve eserlerine, Türk romanındaki problemlere, Batı edebiyatına, Doğu-Batı arasındaki kimlik arayışımıza detaylı bir şekilde yer ayırmış. Günlüğünü okumak romanlarını okumaktan farksızdı.
302 syf.
·4 günde·Puan vermedi
''Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız'' sözleriyle başlıyor kitap.


Kitabın iç tasarımı da oldukça ilgi çekici ve normalde kitap 287 sayfa ama her iki sayfasında da aynı şeyler yazıyor. Kitabın sağ tarafında Oğuz Atay'ın kendi el yazısıyla yazılmış halini okurken günlüğünün, sol tarafında ise bunu normal dijital ortama çekilmiş halini okuyoruz. Aynı zamanda kitabın en son kısmında Albüm adı verilen kısmında yani Oğuz Atay'ın fotoğrafları da bulunuyor. Bu nedenle kitabın sayısını yarıya indirecek olursak da sayfa sayısı 144 oluyor haliyle.
Günlük, günü gününe yazılan ve yazan kişinin günlük hayatını, duygu düşüncelerini yansıtan yazılardır fakat Oğuz atayın tutmuş olduğu bu günlük alışılmışın dışındaydı ve bu sebeplede Kitap beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Oğuz Atay kendi hayatını yazmaktan çok yazdığı kitapların tasarılarını yazmış diyebiliriz. Ve bana kalırsa Oğuz atayın bu kitabı en son okunması gereken kitabıdır. Ve benim okuduğum 2. Oğuz Atay kitabı olduğu için kitapta bahsetmiş olduğu taslaklar karışık ve anlamsız geldi bu sebeple de bu kitabı Oğuz atay’ın tüm eserlerini okuduktan sonra tekrardan okumayı planlıyorum.
Size bir Oğuz Atay okur tavsiyesi olsun eğer Oğuz Atay’ın “Günlük” kitabını okumak istiyorsanız tüm eserlerini okuduktan sonra okumanızı tavsiye ederim. :)
" Kimse dinlemiyorsa beni - ya da istediğim gibi dinlemiyorsa - günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunuda yaptınız."
Oysa yıllar önce, bazı zamanlar, sen olmasaydın bir çok şey yapabilecegimi düşünürdüm. Şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım.
Oğuz Atay
Sayfa 76 - İletişim
Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Günlük
Alt başlık:
Bütün Eserleri 6
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754700350
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Günlük
Günlük
Oğuz Atay'ın edebiyatla ilgili herkes için sürekli merak konusu olmuş günlüğünün bütünü. "Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız" sözleriyle başlayan Günlük boyunca okur, yazarın son yıllarındaki yalnızlığını paylaşmakla kalmıyor, Oyunlarla Yaşayanlar'ın oluşum sürecini adım adım izliyor, bir edebiyat laboratuvarındaymış gibi.

Kitabı okuyanlar 2.877 okur

  • Murat Şahin
  • Adem İnsanı
  • Celalettin İRİS
  • Raskolnikov
  • Şeyma Atay
  • yetkin
  • Sema
  • Ufuk Zafer Ada
  • Şimal
  • Rose≠™

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.1
13-17 Yaş
%5.7
18-24 Yaş
%34.5
25-34 Yaş
%35.8
35-44 Yaş
%14
45-54 Yaş
%3.1
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.7
Erkek
%47.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51.6 (416)
9
%17.9 (144)
8
%16.9 (136)
7
%8.6 (69)
6
%2.5 (20)
5
%1.1 (9)
4
%0.6 (5)
3
%0.1 (1)
2
%0
1
%0.2 (2)

Kitabın sıralamaları