Günlük Bütün Eserleri 6

9,0/10  (132 Oy) · 
404 okunma  · 
151 beğeni  · 
4.150 gösterim
Oğuz Atay'ın edebiyatla ilgili herkes için sürekli merak konusu olmuş günlüğünün bütünü. "Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız" sözleriyle başlayan Günlük boyunca okur, yazarın son yıllarındaki yalnızlığını paylaşmakla kalmıyor, Oyunlarla Yaşayanlar'ın oluşum sürecini adım adım izliyor, bir edebiyat laboratuvarındaymış gibi.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2008
  • Sayfa Sayısı:
    306
  • ISBN:
    9789754700350
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
DERYA... 
16 Tem 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Yine ben sevgili Oğuz Atay...Özlemimle,hasretimle,her kitabında olduğu gibi heyecanından ne diyeceğini bilemeyen ben...Beşinci kitabını da okudum...
Hani diyorsunya "ben burdayım sevgili okur sen nerdesin"diye...Ben burdayım sevgili yazarım...
Sana Tutunmaya,senle Tehlikeli Oyunlar oynamaya,korkularımı beklemeye devam ediyorum...
Keşke diyorum keşke bu kadar erken ayrılmasaydın,okurlarını öksüz bırakmasaydın...
Ben ve bir çok okurun daha doyamamıştı ki sana...Her ölüm erkendir ama bu çok daha erken geldi bana...

Günlüğünü de severek okudum...Baştan sona sen kokan,seni anlatan,oradan oraya hep aceleci,hep bi dalda uzun süre kalamayan kuşlar gibiydi...O kuşlar şakıdı şakıdı...Seni anlattı,seni fısıldadı...
Düşüncelerinde bu kadar özgür olmanı kuşlara benzettiğim,kocaman yürekli güzel insan...Sana senin sözünle söylemek istediğim bir şey var...
"Seni tanıdığıma çok memnun oldum...Kendi çapımda"

Oğuz Atay...
İnsanımızın iç hesaplaşmalarını, yenilgilerini, yenileceğini hissederken bile çırpınışlarını, tutunamayışını, oyunlar oynayışını -kimi zaman tehlikesiz kimi zaman da tehlikeli oyunlar- ne de güzel verir.
Oyunların nerede başlayıp nerede bittiğini bilemezsiniz onu okurken.
Oyun mu gerçek mi?
Koca bir boşluğa düşersiniz.
Yine de oyunlar oynamak istersiniz siz de. Sahneye çıkacak cesareti bulamadığınızda da oturursunuz bir köşeye usulca ve sahnelenen oyunu izlersiniz.
Kimi zaman tarihten bir olay sergilenir kimi zaman da sizin gibi insanların hayatından bir kesit. Kim bilir...
Sahnede de olsanız seyirci de olsanız kendinizle ve tarihimizle hesaplaşmanız bitmeyecektir.

Oğuz Atay'ı okumak zordur. Bunu, "Tutunamayanlar"ı yanlış bir zamanda okuyup yarım bıraktığımda fark etmiştim ben de.
Bir şeyler eksik kalıyordu onu anlayabilmem için.
Bir yazarı iyi tanıyabilmek adına eğer mümkünse onun hayatını okurum ya da yazın dünyasına kazandırılmışsa günlüklerini okurum.
"Günlük", Oğuz Atay'ı daha yakından tanımam, eserlerini neden ve nasıl yazdığını anlamam için iyi bir rehber oldu bana.
Edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan Oğuz Atay'ı kendi kaleminden tanımak isterseniz "Günlük" size de iyi bir rehber olacaktır.



Herkese keyifli okumalar dilerim.
Kadim dostlarımız olan kitaplarla kalın... :)

Seda Çakır 
 05 Mar 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Oğuz Atay'ın düşüncelerini doğrudan onun ağzından okumak gerçekten çok hoş. Genel olarak ''Tehlikeli Oyunlar" ve "Oyunlarla Yaşayanlar"ı kurguladığı, karakterleri hakkındaki düşüncelerini yazdığı bir günlük. Ancak bu oyunların kurgusunu yaparken toplumu, doğu-batı arasında sıkışmış insanı, bazen de kendisini eleştirmiş. Yetmişlerin Türkiyesini anlattığı satırlar, günümüzde de geçerliliğini korur nitelikte: “Bir başka nokta daha: öyle bir yarım yamalaklığımız var ki, bizim dramımız, bizim trajedimiz, akıl almaz bir biçimde gelişiyor. Ayrıca bir trajedinin içinde olduğumuzun farkında bile değiliz. Çok güzel yaşayıp gittiğimizi sanıyoruz. İktidardaki adamlar da, bu sanıyı bütün millet adına dile getiriyorlar. Birkaç aydın dışında bunu anlayan yok gibi. O aydınlar da, sosyal bir takım sözler ediyorlar. Psikolojik yönü boşlukta kalıyor bu meselenin. İnsanlarımız, bu kötü yaşantıyı dile getirmenin, ‘muhalefet yapmak’ olduğunu sanıyorlar. Yapanlar bile, ‘muhalefet yaptıklarını’ sanıyor bir bakıma. Aslında bir yanlış anlama olduğu halde, anlaşıp gidiyorlar. Bir ‘mış gibi yapmak’ tutturmuşlar; arabalar yürüyor ya, ekmek yapılıyor ya, iyi kötü suyumuz geliyor ya… Mesele yok.” (sayfa 26)
Günlüğün bir çok yerinde Tanzimat Dönemi'nden beri süregelen doğu-batı kavramları hakkında kendi düşüncelerini dile getirmiş Oğuz Atay. Daha fazla Eski Türk Edebiyatı okumak gerektiğini ve geleneği öğrenmenin önemini sık sık vurgulamış olması ilgimi çekti. Günlüğünde kendi eserinin planını çıkarırken de parantezler içinde meddah geleneğini vurgulamış. Zaten gelenekten beslenmeyen birinin bu denli önemli bir isim olması beklenemez. Ayrıca bir çok bölümde dönemin edebiyatını değerlendirmiş, haklı eleştirilerde bulunmuş.
"Türk romanının sorunu kişiliktir. İnsanımızın kişilik kazanma savaşının önemini henüz kavramamış olmasıdır. Kendisiyle hesaplaşma diye bir kavramın varlığından habersiz oluşundandır. Bunun için romanımız düzmecedir." (Sayfa 226)

Özge Toksoy 
04 Eki 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Yazarın okunma kaygısı gütmeden kaleme aldığı,kendisiyle iç hesaplaşmaları diyebiliriz sanırım Günlüğe.Ve yazarın "Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız." cümleleriyle kendimi bir yalnızlık girdabında buluverdim.İnsanların korkularını,yenilgilerini,tutunamayışlarını okudum satırlarda.Bunun yanı sıra Oğuz Atay'ın eserlerinin oluşum süreçleri hakkında da fikir edindim.Ve kahramanların hesaplaşmalarına da şahit oldum.Kesinlikle okunması gereken bir eser diye düşünüyorum...
"Biz buradayız Sevgili Yazar, siz neredesiniz acaba?"

Safderun 
02 Şub 23:07 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Yani nasıl anlatılır bu kitap bilmiyorum. İnsanın kendini bulduğu çok az kitap vardır, bu kitap onlardan biri. Çok sevdim şiddetle tavsiye ediyorum.

İbrahim (Sisifos) 
 16 Mar 2017 · Kitabı okudu · 7 günde · 6/10 puan

Kitabi edindiğim de beklentim Türk edebiyatında en beğendiğim yazarlardan olan Oğuz Atay'ın okunma kaygısı olmayan samimi duygularını yakalamak, ruhsal bunalımlarını hissetmek, özel hayatına az da olsa dokunabilmekti.
Kitabın giriş cümlesini çok beğenmemle beraber genel olarak kitap beklentilerimi karşılayamadı. Kitap günlükten ziyade Oğuz Atay 'ın eserlerini yazarken yaptıgı taslak çalışmalardan oluşuyordu. Ayrıca bir makale çalışması, korkuyu beklerken kitabında yer alan babasına mektubu ve küçük bir kısımda da Türk edebiyatında bazı yazarlara ilişkin fikirler ve Türk edebiyatının kişilik sorunu yer almaktaydı.
Kitap Oğuz Atay' ın kalemının değmiş olması, sonunda bir fotograf albümünün bulunması bakımından değerli olmakla beraber, benim gibi beklentileri olup kitabı okumak isteyen arkadaşların hayal kırıklığına uğramamak için bu beklentilerinden sıyrılarak kıtaba başlamalarını tavsiye ederim.
Herkese iyi okumalar dilerim.

Rukiye Uygur 
17 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Duygularıyla düşünceleriyle Oğuz Atay orada, günlüğünde.. Günlüğü okurken keşke dedim keşke kurguladığı kitapları da yazma şansı olsaydı.

l Bengü l 
 05 Ağu 2017 · Kitabı okudu

Bu kitapla ilgili verebileceğim tek tavsiye : Oğuz Atay'ın tüm kitaplarını okuduktan sonra okumanız. Oğuz Atay 'ın günlüğünü okurken yazmakta olduğu ,yazmayı düşündüğü eserlerin taslağını incelerken buluyoruz kendimizi . Evet insanlar onu anlamadığı için yahut istediği gibi anlamadığı için günlük tutmaktan başka çaresi kalmamıştı Oğuzcuğum Atay'ın. Heyhat! İnsanlar onu hâlâ anlamıyor.

azime bali 
05 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Günlükleri normal bi pr günlükten ibaret değil muhteşem anıları,hikayeleri,hayatı,daha doğrusu doğu ve batının ele aldığı düşünceleri yaşam tarzlarıyla daha iyi bir kitap sunuyor bize!

Ayşegül BENGÜ 
17 May 2017 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 7/10 puan

Sevgili oğuzcum ataycığımın okuduğum dördüncü kitabı ve artık kendisiyle anlaşmaya başladık. Kitaplar okuyoruz, incelemeler yapıyoruz, begeniyoruz, yeriyoruz ama o karakterler o iç dünya nasıl yazarın kaleminden canlanıyor bilmiyoruz, işte bunu bir nebze gösteriyor.

3 /

Kitaptan 140 Alıntı

“İnsanın içinde ifade edilmez bir eksiklik duygusu kalır. Her şey başka türlü olabilirdi sanki. Bütün bu oyunlar bu kadar kötü oynanmayabilirdi.”

Günlük, Oğuz AtayGünlük, Oğuz Atay
DERYA... 
16 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Kendimizde bağışladıklarımızı,başkalarında affetmiyoruz...

Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 182)Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 182)

Kimse dinlemiyorsa beni ya da istediğim gibi dinlemiyorsa, günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar sonunda bana bunu da yaptınız!

Günlük, Oğuz AtayGünlük, Oğuz Atay

Galiba evde oturmaya o kadar alışmışım ki sanki evden çıkınca gerçek bir dünyada yaşamıyorum. Evin dışında her yer sanki aynı, sanki bütün insanlar birbirine benziyor. Ne acıklı değil mi?

Günlük, Oğuz AtayGünlük, Oğuz Atay

İnsana benzer bir tarafımız var mı? Dıştan bakınca kan-sefalet-şehvet-hırs-cinayet. İçten bakınca can sıkıntısından boğuluyoruz.

Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 72 - İletişim Yayınları - 23. Basım, İstanbul)Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 72 - İletişim Yayınları - 23. Basım, İstanbul)
Safderun 
 30 Oca 00:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Düşünmek
İnsan, çok karmaşık ve birbirine nasıl bağlandığı belirsiz uzun cümlelerle düşünüyor.

Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 38 - undefined)Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 38 - undefined)

Belki henüz gerçekleri okuyarak, düşünerek kendi bilinci ile sezecek insanlar vardır bu ülkede. Belki -bir dostumun dediği gibi- kitabı karşısına alıp, araya hiçbir bezirgan sokmadan, kitapla tek başına hesaplaşacak insanlar vardır.

Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 226 - İletişim Yayınları, 23. Basım, 2016)Günlük, Oğuz Atay (Sayfa 226 - İletişim Yayınları, 23. Basım, 2016)

Kitapla ilgili 2 Haber

Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar Kitabı Üstüne Günlüğünde Geçen Notlar
Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar Kitabı Üstüne Günlüğünde Geçen Notlar Oğuz Atay’ın 27 Nisan 1970 ve 6 Ağustos 1970 tarihlerinde Tehlikeli Oyunlar kitabının yazım aşamasında aldığı notlar...