Günlük Bütün Eserleri 6

9,1/10  (144 Oy) · 
452 okunma  · 
168 beğeni  · 
4.817 gösterim
Oğuz Atay'ın edebiyatla ilgili herkes için sürekli merak konusu olmuş günlüğünün bütünü. "Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız" sözleriyle başlayan Günlük boyunca okur, yazarın son yıllarındaki yalnızlığını paylaşmakla kalmıyor, Oyunlarla Yaşayanlar'ın oluşum sürecini adım adım izliyor, bir edebiyat laboratuvarındaymış gibi.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2008
  • Sayfa Sayısı:
    306
  • ISBN:
    9789754700350
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sinem D. 
 18 Nis 16:29 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

1k etkinlikleri iyi ki var! Farklı türleri keşfet etkinliği kapsamında, yine uzun zamandır aklımda olan bir kitabı okumuş bulunmaktayım. Etkinlik için Necip Gerboğa’ya
ayrıca teşekkürler.

Oğuz Atay’ı tam olarak anlamayı, özümsemeyi çok isterdim. Nitekim bunun içinde epey gayret gösterdim. Ne derece başarılı olduğum meçhul olsada bu yolda sarf ettiğim çaba için bile mutluyum diyebilirim. Oğuz Atay’la ilk tanışmamış yaklaşık bir buçuk sene evvel Tutunamayanlar’la oldu. Çok iyi bir tanışma oldu diyemem maalesef çünkü kitabı yarıda bırakmıştım. Fakat pes etmedim, muhakkak anlayamadığım bir şeyler olmalı diye düşünerekten kısa bir aradan sonra Tehlikeli Oyunları okudum. Tehlikeli Oyunları, Oyunlarla Yaşayanlar izledi ve son olarak da Günlük. Her kitaptan sonra Oğuz Atay’a inen kanallarım biraz daha genişledi sanki.

Günlük 1970-1977 yılları arasında yazılmış.Daha ilk sayfasından “Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana, bunu da yaptınız” gibi bir cümleyle sarsıyor bizi.
Günlük dedimse, yazarın kendiyle ilgili bir şeyler öğrendiğim bir kitap gelmesin aklınıza. Günlüğün en önemli özelliği belki de kişinin hayatından izler taşımasıyken bu kitapta bu izlere pek rastlanmıyor. Daha çok kitaplarının oluşum aşamalarından, içeriklerinden bahseden bir taslak demek yanlış olmaz sanırım. Eserlerini nasıl bir titizlikle yazdığına tanık oluyoruz. Tehlikeli Oyunlar ve daha ziyade Oyunlarla Yaşayanlar’ın oluşum sürecine yer verilmiş uzun uzun. Tehlikeli Oyunları okurken takıldığım, anlayamadığım bir çok yer olmuştu Günlük sayesinde taşlar biraz daha yerine oturdu benim açımdan. Bu yüzden Günlük, Oğuz Atay’ın en son okunması gereken kitabıymış izlenimi de verdi bana.


Yazdıklarını kimsenin anlamadığına içerleniyor Atay. Belki önemsenecek şeyler yazmadım, diyor. Kitaplarının şuanki okunma durumunu görse duygulanır sanırım. Bugün yazdıklarını anlayan kitle genişledi mi bilmem ama anlamak için çabalayan bir topluluğun olduğu esas.

Kitabın en sevdiğim kısmı arkasında yer alan Oğuz Atay’ın fotoğrafları, anıları ve mektuplarından oluşan “Albüm” bölümü oldu. Üniversite yıllığında yer alan bir bölümde keman sanatçısı Suna Kan’ı çok beğendiğini, üç gece art arda rüyasında Suna Kan’ın konserini dinlediğini duyunca pijamalı oluşundan utanıp ertesi gece takım elbiseyle yattığına dair söylentiler çıkmış. :) Bu olayın gerçek olup olmadığına dair çok söylentiler olsa bile böyle bir konuya dahil olmak için bile incelikli bir ruha sahip olmak gerek diye düşünüyorum. Bir başka ilgimi çeken şey ise kızı Özge ile olan mektuplaşmaları oldu. Sürekli kızının yazım yanlışlarını düzeltmeye çalışması aklıma annemle olan mesajlaşmalarımızı getirdi, tebessüm ettirdi. :) Albüm kısmının biraz daha uzun olmasını ve Oğuz Atay hakkında daha çok şey öğrenmiş olmayı dilerdim bu sebeple albümde yer alan yazıları dönüp dönüp okudum, tadı damağımda kaldı :)

Yazarın kendinden pek iz barındırmasa da eserlerini anlamak bakımından fayda sağlayacak bir kitap olduğunu düşünüyorum, o nedenle Oğuz Atay severlere tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar :)