Geri Bildirim
Adı:
Eylembilim
Alt başlık:
Bütün Eserleri 7
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
114
ISBN:
9789754706994
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Geçtiğimiz yıl 20. ölüm yıldönümünü idrak ettiğimiz Oğuz Atay'ın bitiremeden aramızdan ayrıldığı son eseri nihayet "tamamlandı". Uzun "edebî polisiye" uğraşlara rağmen ilk bölümü bulunamayan Eylembilim'i yıllar önce, Oğuz Atay okurlarının istekleri karşısında Günlük'e ekleyerek yayımlamak "zorunda" kalmıştık. İyi de yapmışız... Belki de bu sayede, edebiyatımızın yeri doldurulamaz usta kaleminin bu "son başyapıt"ını, ailesinin de değerli katkılarıyla gün ışığına çıkarabildik. Şimdi, Cevat Çapan'ın "Oğuz Atay'a Mektup"uyla ve Günlük'ten ayrı bir kitap olarak sunuyoruz. Eylembilim, başlığı gibi, Oğuz Atay'a özgü ironinin bütün inceliklerini taşıyor.

Ülke 12 Mart arefesindedir. Öğrenci çatışmaları, üniversite işgalleri, forumlar... Romanın kahramanları, olaylar karşısında saf tutmaya ya da tutmamaya çalışan "akademikler"dir. Bir üniversitede gelişen olaylar, bir matematik profesörünün, Server Gözbudak'ın "hatırat"ından nakledilir. Oğuz Atay Eylembilim'de, Cevat Çapan'ın "Oğuz Atay'a Mektup"ta belirttiği gibi, kara mizah gösterilerinden birinin daha doruklarına ulaştırıyor bizleri...
(Tanıtım Bülteninden)
İncelememe bir Edebiyatçı itirafıyla başlamam gerekirse Eylembilim, Oğuz Atay'ın okuduğum ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. Oğuz Atay okumaya, tamamlayamadığı bir kitabıyla başlamak beni başta düşündürmüştü fakat şimdi iyi ki diyorum.


Oğuz Atay'ın yarattığı karakterlere hakim değilim fakat bu eserinde var ettiği Server Gözbudak'ın iç monologları varoluşsal bir savaşı gözler önüne sermektedir. Karakterin büyük bir iç dünyası var, kendi doğrusuyla fikirleriyle yalnızlığa düşen bir karakter. Her şeyden kaçıp uzaklaşmak isteyen, derdini anlatmak istese de diğerlerinin anlamayacağını bildiği için anlatmaktan çekinen bir karakter. Server Gözbudak, kendimi de genellemeye alarak söylüyorum birçok kesimin sözcüsü niteliğinde. Bazen bizler de bu koca alemde yalnızlığa düşüyoruz. Belki okul çevremizde, iş dünyamızda ya da aile içerisinde... Bu yüzden bu romanı Server Gözbudak'ı anlamaya çalışarak okudum ve kendimin de bazı eylemlere farklı tepkiler verdiğimi, farklı anlamlar yüklediğimi gördüm. Romanda karakter "Karım gibi, çocuklarım gibi gerçek şeylere dokunmalıyım." diyor. Roman sonunda ben de kendi gerçeklerime dokunmak istediğime karar verdim.


Oğuz Atay'ın okuduğum ilk eseri olan Eylembilim'i, yarım kalan bu eseri bitirdiğimde kendimi boşlukta hissettim ve keşke Server Gözbudak'ın iç dünyasını daha çok görebilseydim dedim. Fakat ne kadar yarım kalmış olursa olsun her okuyucunun kendi iç dünyasında tamamlayabileceği bir eser olduğunu düşünüyorum. Ve son olarak, söylediklerimizden de söyleyeceklerimizden de korkmamalıyız aksine arkasında durmalıyız diye düşünüyorum. Eğer korkuyorsak ve cesarete ihtiyacımız varsa bu eseri tekrar tekrar okumalıyız. Anlamaya ve hissetmeye çalışarak okumalı... Herkese keyifli okumalar.
Önce kitabın adıyla ilgili bir kaç şey söylemem lazım. Ben "Eylembilim" denilince mühendislikle alakalı teknik bir kavram olduğunu sanmıştım meğer alakası yokmuş. Kurmaca ustasının yeni bir oyunuymuş. (Ha.ha) Bir dönem hikayesi aslında, biraz daha gerilimli ve trajikomik bir üslubu var. Üniversite kaynaklı (70 ve 80'lerin siyasi olaylarını) tüm toplumsal dokuyu bu küçük hikayeden okuyabilirsiniz. Ne diyeyim, Atay gerçekten de "kurmacanın tanrısı" Bu yarım kalmış siyasi roman bence kısa metrajlı da olsa bir dönemin bir çok toplumsal gerçeğini gözler önüne seriyor.

Benzer kitaplar

Canım Oğuzcum Atay’ın okuduğum en son kitabı. 70’li yılların siyasi ve sosyal atmosferine Profesor Server Özbudak karakteriyle mizah, akıl ve elestiri dolu bir bakış. Ölümü nedeniyle yarım kalmış bir kitap ki yarım hali bile muazzam. Son oluşu içimi bir miktar sızlatsa da iyi ki geçtin bu dünyadan Oğuzcum Atay.
Oğuz Atay'ın okuduğum ikinci eseri farklı bir burukluk var içimde. İlk okuduğum kitabı biyografi türünde çığır açmış olan Bir bilim adamının romanı. Ordaki üzüntüm kitabın sonunda baş karakter olan Mustafa İnan'ın ölümüne şimdi ise kitabın sayfasında son cümlesini tamamlamayan Atay'a . Kitabın içeriğinden çok ölümüne duyduğum üzüntüyü belirtmek istedim. Cümlesinin dahi sonunu getirememesine. Oldum olası yarım bırakılmış her şey hüzün verir bana. Her ölüm erken ölümdür. Bu kitabı okuduktan sonra söz aslında tam da bu noktada kanıtlar nitelikte. Tolstoy, Kafka, Zweig, Nietzsche gibi hatırı sayılır yazarlarla aynı kaderi paylaşmis ve öldükten sonra değeri anlaşılmıştır Atay'ın kitaplarının ikinci baskını göremeden genç yaşta kansere yenik düşmesi, yaşayanlardan esirgenen değerin pek kolayca ölülere verilmesi apayrı bir ironi değil mi sizce de?
İnsan kendini ne kadar tanır? Ne ister ne kadar dolu ya da istediği yönde anlamlı bir hayat yaşar? Server Gözbudak bir baba ve eş olmaktan çok hatta bir hoca olmaktan da çok aslında içerisinde saklı kalmış, sesini bastırdığı, yıllarca beklemiş olan yönü ile yüzleşmeye başlar. Ne yazık ki Oğuz Atay'ı bu kitabı yazarken kaybederiz ve Server Gözbudak'ın kendiyle hesaplaşmasını ve bunun neye mal olacağını ancak kendimizce bir yerlere vardırabiliriz. Sizce nasıl devam etti?
Spoiler içerir!
Bir yarım bırakılış ancak bu kadar anlamlı olabilirdi.
Oğuz Atay'ın tamamlamaya ömrü yetmediği son eseri,
Eylembilim
Başta tereddütle başlamıştım kitaba.Belki de Oğuz Atay'ı yeni okumaya fırsat bulduğum ve akabinde son eseri bu yarım  romana rastlayışım bir işaretti .
İç monolog tekniği ole yazılan  eserler bana anlaşılması zor gelirdi hep ama bu kitap benim bu ön yargımı kırdı.
Kitabın kahramanı olan Server Gözbudak'ın avukatı giriş yapıyor romana. Avukat,kendisine Servet Bey'in vefatından önce kaleme aldığı notları teslim edilmesiyle bu notları düzenlemeye başlıyor ve sözü Server Gözbudak'a  bırakıyor. Kitabın bundan sonraki bölümlerini Server Bey 'in notları oluşturuyor.
Oğuz Atay'ın başka eserlerinde görüşmek üzere,
Keyifli okumalar...
Oğuz Atay'ın ölmeden önce bitirmek istediği fakat tamamlanamayan bir kitaptı. Başlarda sadece 40 sayfa olan ve Günlükler kitabında yer alan yazı sonrasında Oğuz Atay'ın kızına gelen isimsiz bir paket ile tamamlanmış ve kitap haline getirilmiş.
Kitabın adının neden eylembilim olduğu giriş kısmında ve bence en güzel açıklama ile kitapta yer alıyor. Oğuz Atay bir bölümde diyor ki "en ön sırada oturan bilim eylem tarafından kuşatılmıştı."

Eylembilim için günlük kitabında şöyle yazılmış diye okudum:
"Eylembilim diye başlayıp yarım kalan hikayeyi kısa bir roman haline getirmek istiyorum.Bir hocanın öyküsü iki değişik hayat yaşayan bir yarı aydının macerası. İki dünyasında da uykuda gezer gibi yaşıyor iradesi ile kendine gelebilmek için silkinmeye çalışıyor, davranışları eylem olarak nitelendiriyor.Hayatı bir savaş olarak görmek zorunda kalıyor.Saldırılar ve ihanetlerle dolu bir savaş.Ordular, tarihi savaşlar."

Matematik profesörü Server Gözbudak'ın anıları üzerinden ilerliyor kitap ve öğrenci olaylarının olduğu bir dönemde öğretmenliği,öğretmeyi ve bilim insanı olmayı anlatıyor.
Profesörün kendi kendine yaptığı konuşmalar, kişiler üzerinden yaptığı toplumsal analizleri ve akademik eleştirisi ile ilerliyoruz, kitapta bahsi geçen konunun - öğrencilerin ölen arkadaşlarını üniversitenin bahçesine gömmek istemesi- bir dönem gerçek hayatta da yaşandığını okudum ODTÜ'nün bahçesine gömmek istemişler.
Elinizde çok sade ve belli bir konu var ama Oğuz Atay'ın anlatım biçimi ve üslubuyla öylesine farklı ki okudukça kendimde çok şey biriktiriyorum.
Kitabın sonunda "Oğuz'un Hayali" başlıklı bir bölüm var Altay Gündüz'ün kaleminden..
Okumanızı mutlaka öneririm.
Son eser olarak tanınmanın yanında bir de yarım kalan bir eser olarakta tanınan Oğuz Atay romanı.

Bilimden eyleme geçiş...
Yine aynı zevk yine aynı ironi. Yine bir öfke yine bir nefret. Yine bir vurdumduymazlık yine cesaret. Yine bir eleştiri yine bir kara mizah. Bu saydıklarım eşittir Oğuz Atay. Atayı atay yapan özellikleri ve üslubu.
Oğuz Atay = Selim ışık, Hikmet benol, Server Gözbudak, Coşkun Ermiş... karakterlerin özelliklerini saymayacam okuyanlar zaten kendileride bir Hikmet olarak yaşayacaktır yada öyle olması gerekeceğini düşünecektir yahut bir Server yada bir selim olarak...

Romanın son kısmında yer alan Atayın hayali adlı bölüm roman kadar önem taşıyan sayfalardı. Yaşadığı çevreden, şehirlerden, insalardan o kadar nefrer etmişti ki ordada arkadaşına belirttiği gibi " kızımıda yanıma alıp en ücra bir köye çekilmek istiyorum, kızımı kendim eğitmek ve öteberi almak için bir eşek satın almak istiyorum " demiş.
Oğuz Atay'ın okuduğum bu ilk kitabında, matematik profesörü Server Bey'in gözünden anlaşılır bir dille aydın kesimin aslında ''aydınsızlığını'', sahteciliği, basma kalıp yargıların yanlışlığını; burjuvazi kesimi ironik bir şekilde eleştirerek ortaya koyuyor.Konudan konuya geçişlerin sık olmasına rağmen sürükleyiciydi, gözünüzü açıp kapatıncaya kadar bitirebileceğiniz nitelikli bir eser.
Karaterin, kendi içinde ikilemler yaşaması ve içinde başka bir insan varmış gibi davranması, hikayeyi benimsememde çok etkili oldu. Okuyan herkezin kendinden birşey bulacağı bir roman.
Ayrıca kitabın oğuz atayın vefatından sonra çıkmış olması kitabın manevi değerini bi hayli yükseltmiştir.
"İnsanın geçmişinden kaçabilmesi için, kendinden kaçabilmesi gerekiyor. Bunu da bilinçsizce gerçekleştirirse sürdürebilir."
"Neden üniversite okuyorum?" diye sormuştu.Hemen,"Kapitalist topluma,yetenekli olduğumuzu göstermek için," diye karşılık verdim.
"İnsanların gözlerine bakamamak samimiyetsizlikse bende ondan çok vardı."
"Garip bir duygu beni korkutuyor; yaşanmayan anlatılamayan, rüyada bile görülmeyen bu gariplik nedir? Delilik mi? Yani insan aklını böyle mi kaybeder?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eylembilim
Alt başlık:
Bütün Eserleri 7
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
114
ISBN:
9789754706994
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Geçtiğimiz yıl 20. ölüm yıldönümünü idrak ettiğimiz Oğuz Atay'ın bitiremeden aramızdan ayrıldığı son eseri nihayet "tamamlandı". Uzun "edebî polisiye" uğraşlara rağmen ilk bölümü bulunamayan Eylembilim'i yıllar önce, Oğuz Atay okurlarının istekleri karşısında Günlük'e ekleyerek yayımlamak "zorunda" kalmıştık. İyi de yapmışız... Belki de bu sayede, edebiyatımızın yeri doldurulamaz usta kaleminin bu "son başyapıt"ını, ailesinin de değerli katkılarıyla gün ışığına çıkarabildik. Şimdi, Cevat Çapan'ın "Oğuz Atay'a Mektup"uyla ve Günlük'ten ayrı bir kitap olarak sunuyoruz. Eylembilim, başlığı gibi, Oğuz Atay'a özgü ironinin bütün inceliklerini taşıyor.

Ülke 12 Mart arefesindedir. Öğrenci çatışmaları, üniversite işgalleri, forumlar... Romanın kahramanları, olaylar karşısında saf tutmaya ya da tutmamaya çalışan "akademikler"dir. Bir üniversitede gelişen olaylar, bir matematik profesörünün, Server Gözbudak'ın "hatırat"ından nakledilir. Oğuz Atay Eylembilim'de, Cevat Çapan'ın "Oğuz Atay'a Mektup"ta belirttiği gibi, kara mizah gösterilerinden birinin daha doruklarına ulaştırıyor bizleri...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 448 okur

  • Emel Özdemir
  • Fatih Kaygısız
  • Nadya Ivanova
  • Behçet  kortak
  • filiz gürkaş
  • Seçilmiş
  • Veli Altinkaya
  • Tülin Yalçın
  • Bilge Akcaalan
  • sana ne oluyor tolstoyevski

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.1
14-17 Yaş
%6.5
18-24 Yaş
%27.6
25-34 Yaş
%38.8
35-44 Yaş
%16.4
45-54 Yaş
%3.3
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.3
Erkek
%51.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.5 (68)
9
%19 (32)
8
%19 (32)
7
%13.7 (23)
6
%3.6 (6)
5
%1.2 (2)
4
%1.8 (3)
3
%0.6 (1)
2
%0.6 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları