Eylembilim Bütün Eserleri 7

8,7/10  (92 Oy) · 
250 okunma  · 
100 beğeni  · 
1.911 gösterim
Geçtiğimiz yıl 20. ölüm yıldönümünü idrak ettiğimiz Oğuz Atay'ın bitiremeden aramızdan ayrıldığı son eseri nihayet "tamamlandı". Uzun "edebî polisiye" uğraşlara rağmen ilk bölümü bulunamayan Eylembilim'i yıllar önce, Oğuz Atay okurlarının istekleri karşısında Günlük'e ekleyerek yayımlamak "zorunda" kalmıştık. İyi de yapmışız... Belki de bu sayede, edebiyatımızın yeri doldurulamaz usta kaleminin bu "son başyapıt"ını, ailesinin de değerli katkılarıyla gün ışığına çıkarabildik. Şimdi, Cevat Çapan'ın "Oğuz Atay'a Mektup"uyla ve Günlük'ten ayrı bir kitap olarak sunuyoruz. Eylembilim, başlığı gibi, Oğuz Atay'a özgü ironinin bütün inceliklerini taşıyor.

Ülke 12 Mart arefesindedir. Öğrenci çatışmaları, üniversite işgalleri, forumlar... Romanın kahramanları, olaylar karşısında saf tutmaya ya da tutmamaya çalışan "akademikler"dir. Bir üniversitede gelişen olaylar, bir matematik profesörünün, Server Gözbudak'ın "hatırat"ından nakledilir. Oğuz Atay Eylembilim'de, Cevat Çapan'ın "Oğuz Atay'a Mektup"ta belirttiği gibi, kara mizah gösterilerinden birinin daha doruklarına ulaştırıyor bizleri...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    114
  • ISBN:
    9789754706994
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Mehmet Admış 
 19 Mar 15:34 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ve böylece Oğuz Atay serüvenimi bitirdim...

Eylembilim, Oğuz Atay'ın yarım kalmış bir romanı.. Acaba tamamlasaydı nasıl olurdu? Bilinmez.. Ama şunu söylemek istiyorum; Eylembilim, diğer Oğuz Atay romanlarından farklı.. Hem de çok faklı.. Bilinen Oğuz Atay dili yok bu yarım romanda, ya da ben karşılaşmadım. Daha önce yazdığı hiçbir kitabında, hatta günlüğünde bile mevcut olan ironiyi görmedim.. Önceki eserlerine göre, vermek istediği her şeyi açık açık vermiş gibi.. Bu durumu hiç sevmedim...

Kitapta da, kitabın kahramanında da kararsızlık durumu mevcut, sanki ne yapacağını, ne yapmak istediğini, ne yapması gerektiğini bilmiyormuş gibi.. Bu durumu biraz da Oğuz Atay'ın son günlerinde kendi deyimiyle (Günlükte), "Bu aralar çok değişiyorum," ve ya "...dağılıyorum.." gibi sözlerine de bağladım biraz.. Onun son günlerindeki sürekli değişimi Eylembilim'e yansımış..

Kitap, dediğim gibi diğer Oğuz Atay eserlerinden farklı.. Kahramanın psikolojik yapısına eğilmiyor diğer kitaplarında olduğu gibi.. Burada daha çok 70'li yıllarda yaşanan 'Öğrenci Olaylarını' ve bu durum sonucunda yaşanan sıkıntılara değinmiş. Bu beni çok üzdü. Oğuz Atay'ın, diğer romanlarının rağbet görmemesi üzerine kendi yarattığı o muhteşem dili ve olay örgüsünden vazgeçip, diğer edebiyatçılar gibi toplumsal sıkıntılara değinmeye çalışmış hissine kapıldım roman boyunca.. Keşke böyle olmasaydı be Oğuzcum Atay..

Yüreğimde derin bir sızı bıraktı Eylembilim ile Oğuz Atay.. Keşke ilk tanıdığım Oğuz Atay'ı görseydim bu romanda da..

Ama her şeye rağmen; en azından senede bir, tekrar, tekrar ve tekrar Oğuz Atay okuyacağım.. (İlk defa burada okuyun demeyeceğim, sadece merak eden ve isteyen varsa okusun...)

DERYA... 
17 Haz 23:53 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yine vurdum Oğuz Atay'la kara mizahın dibine dibine...O anlattı,ben güldüm ağlanacak hallerimize...Bir bilim adamı eylem yaparsa ne olur...Tabiki eylembilim olur...Hem de eylemin kralı olur...İnsanın gençliğinde yaşadığı sıra dışı olaylar,geleceğinide sarıp sarmalıyor ve küller ateşe dönüyor...İçinde ki şeytanı uyandıranlar,Server hocayı seyretmeye doyamıyorlar...Canım,ince esprilerinin müptelası olduğum Sevgili Oğuz Atay yine ince ince dokundurmuş,toplumun aksak yönlerine...Değişen bir şey yok hala Oğuz abi...Aksaklıklar,tuhaflıklar olabildiğince artarak devam ediyor...Her şey bildiğin,gördüğün gibi...Büyük bir eksiğimiz var sadece...Sen yoksun...Kara mizahın olmadan çekilmiyor ki hayatın ağırlığı,hüznü ve tuhaflığı...

Cansu Koçak 
28 Oca 19:04 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

İncelememe bir Edebiyatçı itirafıyla başlamam gerekirse Eylembilim, Oğuz Atay'ın okuduğum ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. Oğuz Atay okumaya, tamamlayamadığı bir kitabıyla başlamak beni başta düşündürmüştü fakat şimdi iyi ki diyorum.


Oğuz Atay'ın yarattığı karakterlere hakim değilim fakat bu eserinde var ettiği Server Gözbudak'ın iç monologları varoluşsal bir savaşı gözler önüne sermektedir. Karakterin büyük bir iç dünyası var, kendi doğrusuyla fikirleriyle yalnızlığa düşen bir karakter. Her şeyden kaçıp uzaklaşmak isteyen, derdini anlatmak istese de diğerlerinin anlamayacağını bildiği için anlatmaktan çekinen bir karakter. Server Gözbudak, kendimi de genellemeye alarak söylüyorum birçok kesimin sözcüsü niteliğinde. Bazen bizler de bu koca alemde yalnızlığa düşüyoruz. Belki okul çevremizde, iş dünyamızda ya da aile içerisinde... Bu yüzden bu romanı Server Gözbudak'ı anlamaya çalışarak okudum ve kendimin de bazı eylemlere farklı tepkiler verdiğimi, farklı anlamlar yüklediğimi gördüm. Romanda karakter "Karım gibi, çocuklarım gibi gerçek şeylere dokunmalıyım." diyor. Roman sonunda ben de kendi gerçeklerime dokunmak istediğime karar verdim.


Oğuz Atay'ın okuduğum ilk eseri olan Eylembilim'i, yarım kalan bu eseri bitirdiğimde kendimi boşlukta hissettim ve keşke Server Gözbudak'ın iç dünyasını daha çok görebilseydim dedim. Fakat ne kadar yarım kalmış olursa olsun her okuyucunun kendi iç dünyasında tamamlayabileceği bir eser olduğunu düşünüyorum. Ve son olarak, söylediklerimizden de söyleyeceklerimizden de korkmamalıyız aksine arkasında durmalıyız diye düşünüyorum. Eğer korkuyorsak ve cesarete ihtiyacımız varsa bu eseri tekrar tekrar okumalıyız. Anlamaya ve hissetmeye çalışarak okumalı... Herkese keyifli okumalar.

Can Murat Demir 
 03 Nis 09:06 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Önce kitabın adıyla ilgili bir kaç şey söylemem lazım. Ben "Eylembilim" denilince mühendislikle alakalı teknik bir kavram olduğunu sanmıştım meğer alakası yokmuş. Kurmaca ustasının yeni bir oyunuymuş. (Ha.ha) Bir dönem hikayesi aslında, biraz daha gerilimli ve trajikomik bir üslubu var. Üniversite kaynaklı (70 ve 80'lerin siyasi olaylarını) tüm toplumsal dokuyu bu küçük hikayeden okuyabilirsiniz. Ne diyeyim, Atay gerçekten de "kurmacanın tanrısı" Bu yarım kalmış siyasi roman bence kısa metrajlı da olsa bir dönemin bir çok toplumsal gerçeğini gözler önüne seriyor.

Sevda Kısrık 
 24 Ağu 22:50 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Oğuz Atay'ın okuduğum ikinci eseri farklı bir burukluk var içimde. İlk okuduğum kitabı biyografi türünde çığır açmış olan Bir bilim adamının romanı. Ordaki üzüntüm kitabın sonunda baş karakter olan Mustafa İnan'ın ölümüne şimdi ise kitabın sayfasında son cümlesini tamamlamayan Atay'a . Kitabın içeriğinden çok ölümüne duyduğum üzüntüyü belirtmek istedim. Cümlesinin dahi sonunu getirememesine. Oldum olası yarım bırakılmış her şey hüzün verir bana. Her ölüm erken ölümdür. Bu kitabı okuduktan sonra söz aslında tam da bu noktada kanıtlar nitelikte. Tolstoy, Kafka, Zweig, Nietzsche gibi hatırı sayılır yazarlarla aynı kaderi paylaşmis ve öldükten sonra değeri anlaşılmıştır Atay'ın kitaplarının ikinci baskını göremeden genç yaşta kansere yenik düşmesi, yaşayanlardan esirgenen değerin pek kolayca ölülere verilmesi apayrı bir ironi değil mi sizce de?

Dilanur 
31 Mar 00:12 · Kitabı okudu · 9 günde · 7/10 puan

Bir profosörun okuldaki öğrenci olayları neticesinde uyanışı fikirlerini özgürce dile getirmeye başlaması kitaptaki olaylardan.Alışılagelmiş Oğuz atay dilinden farklı olsada okunmaya değer bir kitap.

İbrahim Koç 
 20 Nis 20:07 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Son eser olarak tanınmanın yanında bir de yarım kalan bir eser olarakta tanınan Oğuz Atay romanı.

Bilimden eyleme geçiş...
Yine aynı zevk yine aynı ironi. Yine bir öfke yine bir nefret. Yine bir vurdumduymazlık yine cesaret. Yine bir eleştiri yine bir kara mizah. Bu saydıklarım eşittir Oğuz Atay. Atayı atay yapan özellikleri ve üslubu.
Oğuz Atay = Selim ışık, Hikmet benol, Server Gözbudak, Coşkun Ermiş... karakterlerin özelliklerini saymayacam okuyanlar zaten kendileride bir Hikmet olarak yaşayacaktır yada öyle olması gerekeceğini düşünecektir yahut bir Server yada bir selim olarak...

Romanın son kısmında yer alan Atayın hayali adlı bölüm roman kadar önem taşıyan sayfalardı. Yaşadığı çevreden, şehirlerden, insalardan o kadar nefrer etmişti ki ordada arkadaşına belirttiği gibi " kızımıda yanıma alıp en ücra bir köye çekilmek istiyorum, kızımı kendim eğitmek ve öteberi almak için bir eşek satın almak istiyorum " demiş.

Ebru 
12 Eyl 01:53 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

İnsan kendini ne kadar tanır? Ne ister ne kadar dolu ya da istediği yönde anlamlı bir hayat yaşar? Server Gözbudak bir baba ve eş olmaktan çok hatta bir hoca olmaktan da çok aslında içerisinde saklı kalmış, sesini bastırdığı, yıllarca beklemiş olan yönü ile yüzleşmeye başlar. Ne yazık ki Oğuz Atay'ı bu kitabı yazarken kaybederiz ve Server Gözbudak'ın kendiyle hesaplaşmasını ve bunun neye mal olacağını ancak kendimizce bir yerlere vardırabiliriz. Sizce nasıl devam etti?

DESTİNA ÖYKÜ 
09 Ağu 02:24 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Oğuz ATAY – Eylembilim

Farklı bir Oğuz Atay ile karşı karşıya kaldım. Gizli saklı bir dil yok bu eserde, her şey açık açık anlatılmış, ironiden uzak bir eser. Oğuz Atay’ın yarım kalan eseri. Tamamlasaydı nasıl olurdu hep merak edeceğim.
Bir bilim insanı olan Server Gözbudak'ın eylemidir bu eser. O yüzden adı da “Eylembilim”dir.

Aslında kara mizahın dibi olmuş bu eser. Günümüze bakınca da kitap ile neredeyse birebir aynı bir çok şey. Güleriz yani ağlanacak halimize.

Kendi doğruları var Server Gözbudak'ın ve bu doğrularda kaybolmuş bir bilim insanı. Çok geniş bir dünyası ve görüşü var. Kolay kolay erişilemeyecek denli...

Tavsiyemdir ki; bu eseri okumaya başlamadan önce kendi karakter ve tavırlarınızı kenara koyun ve Server Gözbudak'ın karakter ve tavırlarına bürünün. O zaman çok daha harika oluyor eserin keyfi. Sonra dilerseniz kendi karakter ve tavırlarınızı bıraktığınız yerden geri alırsınız.

Oğuz Atay okumayı hep sevdim ve sevmeye de devam edeceğim. Keşke bu hayata daha çok eser bırakabilseydi. Keşke aramızda olsaydı bu büyük usta kalem Saygı ve Minnetle...

“İnsanların gözlerine bakamamak samimiyetsizlikse bende ondan çok vardı.”

Herkese keyifli okumalar kitapsever güzel insanlar.

KubraYSN(RJ) 
06 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

''Arkadaşlar yanımızda olmayan herkes düşmandır.Tarafsız kalanlar,karşı tarafı destekliyor demektir.'' şeklindeki bir anlayışı ömrüm boyunca kabul etmeyeceğim doğrudur.Kalın kafalılığın en uç raddesine gelmiş bir örnektir şu cümle.Bir yazarı ilk kez okumak için seçilmiş,çok yanlış bir kitaptı sadece.

2 /

Kitaptan 98 Alıntı

Mehmet Admış 
17 Mar 14:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yarattığım hayal kırıklığı için herkesten özür dilerim.

Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 20 - İletişim Yayınları - 19. Basım)Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 20 - İletişim Yayınları - 19. Basım)
Cansu Koçak 
 27 Oca 01:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"İnsanın geçmişinden kaçabilmesi için, kendinden kaçabilmesi gerekiyor. Bunu da bilinçsizce gerçekleştirirse sürdürebilir."

Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 29)Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 29)
Mehmet Admış 
18 Mar 12:54 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Her balığın, içinde yüzeceği, ayrı bir denizi vardı.

Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 32 - İletişim Yayınları - 19. Basım)Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 32 - İletişim Yayınları - 19. Basım)
Merve Yerlikaya 
11 Nis 23:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Neden üniversite okuyorum?" diye sormuştu.Hemen,"Kapitalist topluma,yetenekli olduğumuzu göstermek için," diye karşılık verdim.

Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 67)Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 67)
Mehmet Admış 
18 Mar 18:17 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...ve düşünceleri yüzünden kimse yargılanamaz. Bu, anayasal bir haktır.

Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 60 - İletişim Yayınları - 19. Basım)Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 60 - İletişim Yayınları - 19. Basım)
Mehmet Admış 
18 Mar 13:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Geniş ve uzun koridor karanlıktı. Olsun dedim, içime uygun bir karanlık: Sonunda aşk kapısının filan olmadığı gerçek bir karanlık!

Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 34 - İletişim Yayınları - 19. Basım)Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 34 - İletişim Yayınları - 19. Basım)
Cansu Koçak 
28 Oca 16:54 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Garip bir duygu beni korkutuyor; yaşanmayan anlatılamayan, rüyada bile görülmeyen bu gariplik nedir? Delilik mi? Yani insan aklını böyle mi kaybeder?"

Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 112)Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 112)
Meryem Yılmaz 
25 Nis 00:05 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Çelişkili duyarlılıklara aynı anda yer veren insanın iç dünyası çok başkaydı.."

Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 62 - İletişim Yayinlari)Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 62 - İletişim Yayinlari)
Cansu Koçak 
28 Oca 13:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"İnsanların gözlerine bakamamak samimiyetsizlikse bende ondan çok vardı."

Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 68)Eylembilim, Oğuz Atay (Sayfa 68)

Kitapla ilgili 1 Haber

Arkada Kalanlar: "Posthumous Books"
Arkada Kalanlar: "Posthumous Books" Bugünlerde Umberto Eco’nun yeni bir kitabı yayınlanabilir desem ne dersiniz? 19 Şubat 2016 edebiyat ve kültür dünyası için önemli iki kaybın yaşandığı, Umberto Eco ve Harper Lee’nin gözlerini bu dünyaya kapadığı bir tarihti. Ancak Umberto Eco’nun “Pape Satàn Aleppe: Chronicles of a Liquid Society” adlı kitabının İtalyancası 26 Şubat’ta yayınlandı. Yakında İngilizce ve Türkçe baskısını da görebiliriz. Peki yazarlarının ölümünden sonra yayınlanan diğer kitapları merak ettiniz mi?