Adı:
Mutlu Ölüm
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755103709
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Mort Heureuse
Çeviri:
Ramis Dara
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Mutlu Ölüm", 1930ların sonuna doğru yazılan, ama ancak 1971 yılında yayımlanan bir roman. Albert Camus (1913-1960) için daha sevimli görünen "Yabancı", daha önce yazdığı "Mutlu Ölüm"ün yayımlanmasını erteletmiş olabilir. Çünkü roman sanatı, 40lı, 50li yıllarda daha çok romanın yapısal özelliklerine ağırlık veriyordu. Bir sanat yapıtının yaratıldığı dönemde kusur sayılabilecek kimi özellikleri, daha sonra erdeme dönüşebiliyor. Albert Camusnün ölümünden on bir yıl sonra günışığına çıkan bu romanını günümüzde öne çıkaran en önemli özellik, onun "romansı" oluşudur. "Mutlu Ölüm", yaratıcısı Albert Camusye otuz yıl sonra başkaldırmış ve özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu roman, hem çağdaş bir yapıt, hem yazar-yapıt-okur ilişkisinin göz kamaştırıcı bir tanığıdır.
 
kitabı rafta görünce, "mutlu ölüm" çok anlamlı geldi bana. kitabı açmadan incelemeden (özgürlüğümü kısmadan) kendimce anlamlar yükledim.
"mutlu yaşam sonu mutlu ölüm mü, bu hayatta mutlu olamayıp mutlu bir ölüm yaşanabilir mi, mutlu ölüm var mıdır, ölüm bi nevi nimet mutlu olması apayrı bir nimet olmaz mı" gibii bir sürü sorularla incelemeye başladım ve okumaya karar verdim.
daha önce albert camus okumamıştım, dilini sevdim. birçok yerde söyleştik, düşünmeye ve sorgulatmaya açık birçok yargısı var ki bu bence çok kaliteli bir üslûp. olay örgülerine kattığı yorumlar; çok zengin, çok etkilenilesi.


yazarla konuştuğum ufak bir sahne:
"trajiği mutluluğa yeğlemeyin" diyordu kitaptaki kahraman, ekledim hemen ben de: trajedi hayatımızın büyük bir parçası ve böyle olmasıyla da büyük mutluluk veriyor bana, buna ne derdiniz sayın patrice? :) ah karşısındaki kişi bunu sormadı ben olaydım oradaa :) sayfalar sonra sesimi geç de olsa duymuş gibi keskin virajla "mutluluğun gözyaşlarına çok yakın olduğunu hissetti" yi eklemesi tevafuğu.

velhasıl sevdim, derin derin dalınası, epey bi muhasebe yapılası kitabı.
Mersault, annesini kaybettikten sonra da yaşadığı yoksul mahallede kalmaya devam eder. Annesi sağ iken doldurdukları evi artık oda oda kiraya verir...

Kız arkadaşı Marthe onu zengin ve sakat olan Zagreus ile tanıştırır. Bu zengin ve bilge adam Mersault'a hayata bakışını ders niteliğinde anlatmaya başlar. Mersault karmaşık duygularını bu dönemde keşfetmeye başlar. Kıskançlık en yoğun yaşadığı duygu olmakla beraber, Mersault nasıl zengin ve mutlu olunabileceği üzerinde de sık sık düşünüyordu...

Mersault ise kendi ve Zagreus'un hayatının kesiştikten sonra yaşamını duygularını ve iç dünyasını sorgulamaya başlar...

Hiç yapmayacığını düşündüğü bir olayı gerçekleştirdikten sonra Mersault çok sevdiği ülkesinden ayrılıp, Avrupa'nın bir kaç ülkesine yolculuğa çıkar...

Geri döndüğünde, yaşadığı yoğun duyguları devam etse de hayatında olan insanları ve kendi yaşamına artık farklı bir pencereden bakmaya başladığını keşfediyor...

Mutluluğun; sabır ve zaman işi olduğunu, paranın ise bu döngünün parçası olduğunu anlamak için Mersault nasıl bir yol izleyecekti...



Betimlemelerin gözünüzde canlandıracak kadar iyi yazılmış olmasına rağmen ara ara okurken sıkıldım....
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.192 Oy)8.499 beğeni27.246 okunma766 alıntı132.884 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.636 Oy)18.185 beğeni41.219 okunma2.656 alıntı173.458 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.847 Oy)8.790 beğeni24.092 okunma1.621 alıntı111.840 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.104 Oy)7.672 beğeni21.568 okunma765 alıntı84.223 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.749 Oy)6.061 beğeni15.950 okunma2.465 alıntı82.352 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.246 Oy)7.588 beğeni20.507 okunma3.677 alıntı122.605 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.192 Oy)3.257 beğeni9.929 okunma4.729 alıntı90.126 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.324 Oy)12.889 beğeni32.980 okunma3.096 alıntı138.611 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.442 Oy)5.550 beğeni18.822 okunma772 alıntı96.237 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.531 Oy)8.480 beğeni25.036 okunma2.280 alıntı108.058 gösterim
Mutlu ölüm mümkün mü?
Bir taraftan annesinin ölümüyle yaşamı katlanılmaz hale gelen yoksul Mersault, diğer taraftan bir kaza sonucu iki bacağını kaybetmiş, parayla mutluluğu yakaladığını düşünen varlıklı ama aciz Zagreus..
Mutluluk nedir??
“..bir çakıltaşı üzerindeki yağmur gibi..”(syf:55)
Ya Ölüm ???
“Ve ölüm, boş yere susuzluğunu gidermeye çalışan bir yolcuyu, sonsuzluğa dek sudan yoksun bırakma davranışı gibiydi.” (Syf:146)
Farklı hayattan gelen farklı iki karakterin benzerlikleri benim için oldukça ilginçti.
İstediği yaşam özgürlüğünü yolculuklarıyla yakalayan( ki bunda işlemiş olduğu cinayetin varlığı büyük etken) Mersault’un doğal, seyrinde ve bilinç içindeki ölümü; öte yandan zamanında istediği yaşamı varlığıyla sürdürmüş ama artık yaşama arzusunu kaybetmiş Zagreus’un tercihli, bilinçli ölümü(ki buna cinayet de diyebiliriz)
Yoksul ama sağlıklı Mersault’un mutsuzluğu ve varlıklı ama sağlıksız, parayla mutluluğu yakaladığına inanan Zagreus’un mutsuzluğu..
Belki de mutlululuğu, Mutlu ölümü yaşayabilmeleri..
Camus, yaşamanın nasıl eşsiz bir şey olduğunu ölüm olgusuyla öyle muazzam kurgulamış ki, etkilenmemek mümkün değil.
Aşk, hüzün, arzu, mutluluk/mutsuzluk, yaşamak/ölüm yani aslında yaşamın ta kendisi okuyucuya yazar tarafında öyle derinlemesine aktarılmış ki okuyucuyu etraflıca düşündürüyor. Hüzünleriyle, mutsuzluklarıyla, umutsuzluklarıyla da olsa ‘Yaşamak’ yaşamaya değer mi? sorusunu irdeleyen güçlü bir kitap.
Herşeye rağmen diyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum.
Kitapla Kalmalı
Biraz aceleyle okudum ve dolayısıyla çok sindiremedim kitabı. Akıcı bir dili var. Roman olmasına rağmen olayın içinde boğmuyor. Hafif bir felsefe kitabı diyebilirim tabiri caizse. "Mutlaka okunmalı" diyemem ama güzel bir kitap.
Ölümü de mutluluk içinde bir ruh hali ile, karşılanabilecek kadar olgunluğa insan ulaşabilir mi? Başkaldıran insan, başkaldırısının nihayetinde neleri kabullenecek kadar pişecek? İnsan mı mutlu olur, mutluluk mu bizi insan yapar? Acılar mı önemli, acılara anlam veren insanın daha önemli? Zaman nedir, zamana anlam veren insan mı yoksa?

Daha binlerce soru... Ve bu soruların içinde binlerce soru doğuran cevaplar var karşımızda. İnsanın anlam arayışında yeni bir basamak daha atlatan, düşünce evrenimizin en önemli köşebaşlarından birisi olan A. Camus'u, müthiş imgesel dilini, metaforların hamuruyla yoğurduğu düşüncelerini, yağmuru sele çeviren akıcı üslubunu, insana yürüdüğü yolun anlamını düşündüren mantıksal örgülerini, acabalar ile şakakları zonklatan fikirlerini... vs. Hepsini bir arada yakalamak ve zevkini çıkarmak ne güzel.

İnsana insan olabileceğini, iradesinin ona katacağı değerleri ve bu değerlerin toplumsal artılarını sürekli öne çıkaran bir düşünce makinesi. Suçlamak için etrafımızda örgülediğimiz ağlarımızı, duvarlarımızı yıkan Camus, aslında fiilerimizin tek failinin biz olduğumuzu bize anlatıyor. Mutlu olmanın tüm sebep ve yolları önümüze serili iken, bunları tercihte irademiz elimizde iken, tercihlerimizin yanlışlığının da sorumlusunun biz olduğumuzu ifade etmek için çırpınıyor. Neden ben? Sorularımıza, niçin sen? Diye cevap veriyor.

Niçin başkaldırmadın? Niçin iradeni kullanmadın? Sorularını soruyor bize. Ve kendi düşünce dünyasında başkaldıran bir insanın hayatını, tercihlerini, acılarını ve sevinçlerini yazarak sonunda mutlu bir ölümün de olabileceğini bize gösteriyor.

Mutlu ölüm, ölümü mutluluğa çevirecek kadar insan olabilmeyi, tercihlerini yapıp sonuca razı olmanın huzuru...

İşin özeti bu, sonuçlarımıza rıza gösterip mutlu bir ölüme varma. Keşkeler ve eyvahların olmadığı bir hayata...
Camus, baş karakteri Mersault'un mutlu yaşama, mutlu olma ve mutlu ölüm çabasını konu almış. Kitapta yer alan repliklerle anlaşıldığı üzere,Yabancı romanının spoileri denebilecek bir kitap.
yine tam albert camus tarzı bir kitap.insanın yaşama olan kayıtsızlığı ve melankolik hali bu kadar iyi anlatılabilir.okurken diğer kitaplarının da tadını hatırlatıyor
"Her şey, doğumdan ölüme giden o an içine sığıyor, orada yargılanıyor ve kutsanıyor, duygusu içindeydi."
Evet, bütün duygularımız, kişiliklerimiz, geçmişimiz, geleceğimiz her şey, abartısız her şey doğmumuzla başlar. Dünya, ölümle de son bulur -en azından var olduğumuz dünya sona erer- Mutluluk, hayatımızın bu iki dönüm noktasının arasında bir yerlerde değildir; mutluluk tam olarak içimizdedir. Eğer mutlu olmak istiyorsan mutlu olursun. Bazı zamanlar, belki insanın varoluşu gereği, kendimizi acınası hissederiz ve mutlu olmak istemeyiz ya da isteyemeyiz. Demek istediğim, önemli olan istediğimiz şeydir. Fakat bu istenç düşünüldüğü kadar kolay olmuyor. Çevresel faktörler, içsel savaşlarımız, yaşananlar bunu bir hayli zorlaştırıyor. Yapmamız gereken, elimizden geldiğince tarafsız olup, yalnızlığa daha samimi davranarak mutluluk haline ulaşmak.

Ölüm korkusu da tam olarak burada başlıyor. Ne kadar mutsuz görünsek de aklımıza ölüm geldiğinde içimizdeki umut dışa çıkıp, hayır daha mutluluğu bulmadım ama eminim ki bulacağım, diyor. Sürekli bir umut halinde yaşıyoruz fakat umutsuz bir umut oluyor bu ne yazık ki. Çoğu insan da mutsuz bir ölüm yaşıyor bu yüzden.

Camus, mutluluğun peşinde olan hatta bu durumda kendini arayan bir insan diyebiliriz, Mersault'u anlatmış kendi hayatının içinden. Kesinlikle harika bir roman, kesinlikle okuyun; okuyun ki mutlu ölüm sizi de bulsun.
Ağdalı bir dille yazılmış kitap. Okumak biraz dikkat istiyor.Albert Camus'un ilk kitaplarından biri.
Albert Camus'un genelde eserlerini severek okurum. ‘’Mutlu ölüm’’ romanı, konusu itibariyle çok sıkıcı geldi. Eseri fazla iyi bulmadım. Okurken çok sıkıldım tercihi okuyucuya bırakıyorum .
Kitabın anımsayamadığım bir sayfasında, annesi Mersault'a der ki, “Burada güzellik yerini uygarlığa bırakmış.” İstanbul'da yaşayan biri olarak, sevgili Patrice'e üzülerek katılıyorum. Ben kitapların hikayelerinden ziyade, ciğerimize saplanan bir kaç cümlesiyle alakalı biriyim. Hikayelerin içimize işlemesini sağlayan ve bir daha onu yok sayamayacağımızı ısrarla yüzümüze vuran bu bir kaç cümle; yazarla aranızdaki bağın güçlenmesini de sağlar aynı zamanda.

Bazen bir kitabın, başka hiçkimseye aynı hissettirdiğine emin olamadığınız o hissi sağlayan bir kaç kelimesinden fazlası değildir. Kitabın ya da yazarın tesiri, esnediğinizde kulaklarınızın çıtır çutur sesleriyle açılması ve daha net duyduğunuzu farkettiğinizde içinizde uyanan sevinç gibidir.

Camus'ü tanımasaydım veya çok geç tanısaydım, gerçekten kendime çok kızardım. Mutlu Ölüm'ü okurken Yabancı'yı hisseder gibi oluyorsunuz. Yabancı doğacak belli ki, şahitlik ediyorsunuz. Bu, bir bakıma gurur verici. Doğru yerlerde es verirseniz; ne sevmenin ne de sevilmenin mutluluğa giden yolda çok etkisi olmadığını göreceksiniz. Öyle ki yine hatırlayamadığım bir sayfasında Mersault, sevdiği kadından ziyade, sevdiği kadını beğenen gözlerin varlığının onu mutlu ettiğini farkeder. Bakalım siz daha neler farkedeceksiniz?

Mutlu ölüm nedir?
Sırrı keşfetmek isteyenlere, gönülden davet.
“Dünyanın Karşısındaki Ev”den sevgilerle.
'Mutlu Ölüm' Albert Camus'un hayattayken yazıp yayımlamadığı bir romanı. Çünkü bu romanı yazarken 'Yabancı' romanı zihninde şekilleniyor ve onu buna tercih ediyor. Haliyle bu iki roman kurgusu itibariyle birbirine benziyor ama 'Yabancı' çok ileride bir roman diğerinden. 'Mutlu Ölüm'ün olay örgüsünde bir kopukluk mevcut. İki romanda da yaşamı değil ölümü mutlu olan başkahramanlar dikkati çekiyor.
Bir eleştirmenin cümlesiyle bağlayalım: 'İyi örülmemiş ama aynı zamanda dikkat çekecek biçimde yazılmış yapıt.'
İnan bana, büyük acı yoktur. Büyük pişmanlıklar, büyük anılar yoktur. Her şey unutulur, büyük aşklar bile.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutlu Ölüm
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755103709
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Mort Heureuse
Çeviri:
Ramis Dara
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Mutlu Ölüm", 1930ların sonuna doğru yazılan, ama ancak 1971 yılında yayımlanan bir roman. Albert Camus (1913-1960) için daha sevimli görünen "Yabancı", daha önce yazdığı "Mutlu Ölüm"ün yayımlanmasını erteletmiş olabilir. Çünkü roman sanatı, 40lı, 50li yıllarda daha çok romanın yapısal özelliklerine ağırlık veriyordu. Bir sanat yapıtının yaratıldığı dönemde kusur sayılabilecek kimi özellikleri, daha sonra erdeme dönüşebiliyor. Albert Camusnün ölümünden on bir yıl sonra günışığına çıkan bu romanını günümüzde öne çıkaran en önemli özellik, onun "romansı" oluşudur. "Mutlu Ölüm", yaratıcısı Albert Camusye otuz yıl sonra başkaldırmış ve özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu roman, hem çağdaş bir yapıt, hem yazar-yapıt-okur ilişkisinin göz kamaştırıcı bir tanığıdır.
 

Kitabı okuyanlar 397 okur

  • Mustafa Dal
  • Müslüm Balaban
  • Muhâlif Tıpçı
  • özkan bingöl
  • Drkitapsever
  • Deniz Akdeniz
  • Haluk
  • Gülhan Çukuryurt
  • Ahmet
  • ecitah

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%41.2
35-44 Yaş
%20.3
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.7
Erkek
%51.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32 (47)
9
%15.6 (23)
8
%21.8 (32)
7
%17 (25)
6
%4.1 (6)
5
%4.8 (7)
4
%2 (3)
3
%2 (3)
2
%0.7 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları