Düşüş

8,1/10  (205 Oy) · 
574 okunma  · 
161 beğeni  · 
3.548 gösterim
Albert Camus çağdaş düşün ve yazın dünyasındaki saygın yerini yalnızca oyunlarıyla da, yalnızca Sisifos Söyleni ve Başkaldıran İnsan'la da alırdı belki. Ama Camus'yü Camus yapan öncelikle anlatı yapıtlarıdır, Yabancı (1942), Veba (1947) ve Düşüş'se (1956) bu yapıtlar arasında üç büyük doruktur. Ancak, kimi yazınseverler bu üç başyapıt arasında daha çok Düşüş'ü yeğlerler. Bu kitap, herhangi bir düşünce ya da savı özellikle öne çıkarmaya çalışmadan, yalın bir anlatım ve özgün bir kurgu içinde, zengin bir düşünce ve duygu yüküyle, çağdaş dünyayı ve insanlarını derinlemesine sorgulayıp yargılar, çirkinliklerini ve düşkünlüklerini sergiler. Ama, aynı zamanda, bu dünyada yaşayan, dolayısıyla şu ya da bu biçimde, şu ya da bu ölçüde onun sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak tek tek her birimize bir ayna tutar, eski avukat Jean-Baptiste Clamence'ın öyküsü aracılığıyla, bize kendini tehlikeye atmadan yaşayanların, yani hepimizin ve her birimizin benzersiz öyküsünü anlatır. Düşüş'ün yayımlanmasından bir yıl sonra Camus'nün Nobel Ödülünü kazanması bir rastlantı olmasa gerek.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    99
  • ISBN:
    9789755107875
  • Orijinal Adı:
    La Chute
  • Çeviri:
    Hüseyin Demirhan
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
 28 Mar 22:54 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yine muhteşem bir eser ve yine sahnede Albert CAMUS. Bence Camus'un kitaplarının üzerine "Ağır felsefe içerir. Alırken iki kere düşünün, okuduktan sonra çokça düşünün." yazılmalı. Eser romandan ziyade bir felsefe kitabı bir anlatı. Ya da üsten hafif roman, alttan ağır felsefe. Camus bu eserinde çoğu yazarın yüzlerce sayfada veremediği mesajı, az sayfada doğrudan veriyor.

Eserde Clamence sizi bir barda karşılıyor ve başlıyor sizi mexico city sokaklarında gezdirmeye. Tabi bir yandanda anlatmaya başlıyor, eski deneyimlerini. Eski bir avukat yeni bir ağır ceza hakimi kendisi. Avukatlık dönemlerinde saygın bir avukatmış, hem de en tanınanlarından. Bir tepenin üzerinden herkese bakar, sahte erdemlerle gözlerini boyarmış toplumun. Bir sürü sahtelikler, düşkünlükler. Bir gün diyor öleceğimi anladım. Tabi benim korkum ölüm değildi, korkum gerçeklerimi bilen tek kişi olmaktı. Ve başlıyor eski gösterişli kimliğini yıkma çabalarına. Bu çabalar yoruyor onu, tutunacak dal kadınlar, alkol düşkünlüğü. En sonda düşüşünü aktarıyor okuyucuya.
Tabi bu işin görünen kısmı. Satır aralarında Camus'un toplumun genel durumuna ve bireyin sorunlarına ilişkin değerlendirmeler.

Ben kitabı çok beğendim. Ağır bir kitap ama roman okur gibi okumaktan ziyade, düşünerek okunduktan sonra biraz daha anlaşılır oluyor. Ayrıca Sisifos Söyleni okuyanlar için, bu daha kolay anlaşılır bir eser.

Herkese keyifli okumalar dilerim.

Sadettin TANIK 
10 May 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Toplumsal hayatın eleştirisi bir avukat üzerinden yapılmış. Gündelik yaşamın ikiyüzlülükleri, hırsları ve ucuzluğu üzerine eleştiriler. Hayatın, insanın sahteciliğinden dem vurmuş. Kısa bir kitap olmasına rağmen ağır bir kitap denilebilir. Tavsiye ederim okuyun, ama bir roman gibi değil...

Bekir İstanbul 
10 Mar 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

İnce bir kitap ama öyle bir lokmada yutulacak cinsten değil. Olaylardan ziyade içsel bir yolculuk diyebilirim; düşünceler, fikirler, inançlar, yargılar... Yer yer Dostoyevski'nin "Yeraltından Notlar" kitabına benzettimse de öyle keyif alamadım.

Aslında "Yabancı" yı aldım zannediyordum, kitapçıda karışmış :) E artık almış bulununca da okudum. Bu kitabı beğenmesem de "Yabancı" yı merak ettiğim için Albert Camus'tan bir kitap daha okuyacağım. Eğer siz de yanlışlıkla alırsanız okuyun :)

Not: Yukarıdaki yorumu kitabın yarısına geldiğimde yazmış ama daha sonra fikrim değişebilir diye yayınlamamıştım. Malesef hiçbir harfini dahi değiştirmeden yayınlıyorum.

KeMâL 
 10 Eki 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Öncelikle çok farklı tarzda bir roman... Kısacık bir kitap olduğuna aldanmayın. Romanı 5 güne yaymış Camus. O kadar ağır ki dili ve anlatımı kesinlikle yavaş ve cümleleri irdeleyerek okumalı. Yoksa bir şey anlamayabilirsiniz. Çok fazla ders alınabilecek güzel cümleler var. Yazarın kendini anlatması hayatı betimlemesi gibi anlatılmış. Kişisel eleştirilerle yapmamız gerekenler ortaya çıkarılmış. Son olarak mutlaka ama mutlaka okunmalı. Ama uzun zaman ayırarak ve sakin kafayla. İçerisinde çok ders var. Beğendim. İlerde bir kez daha okuyabilirim. Yorumlarda olduğu gibi tam hakkını veremedim. Ama çok beğendim. Okuyun....

H. Egemen Akyüz 
13 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bazı cümlelerini tekrar tekrar okuduğum, not aldığım ve hakkında sayısız alıntı eklediğim mükemmel bir Albert Camus romanı.Yaşamın ikiyüzlülükleri, insanların saçma sapan hırsları, bencilliğin, çaresizliğin çok sağlam bir şekilde eleştirildiği bir kitap. Hafif bir kitap fakat oldukça ağır.

Şeyma çelik 
 12 Ara 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap mesleği avukatlık olan Jean Baptiste Clamence'nin bir barda yeni tanıştığı birisine hayatını anlatmasıyla başlıyor.Aslında Albert Camus bu kahramanın hayatı üzerinden toplumun hayatını sorguladığı felsefi bir eser.Genel olarak modern insanın, kendi bencillik ve çatesizliğinin kaleme alındığı bir yapıttır.Kitapta bir olay örgüsü yok monolog tarzda yazılmıştır.
İlk başlarda kahraman iyiniyetli, yardımsever, dost canlısı biridir.Sonradan bu özelliklerinin nasıl değiştiğini görüyorsunuz ve insanlar hakkında söylediği şeylerde kendinizden bir parça buluyorsunuz.
Kitapta beni en etkileyen kısımlardan biride Camus'un ceza yargıçlarını Papaya benzetmesidir onu da şu sözleriyle belirtiyor"Ve ben, aklamadan acıyorum,bağışlamadan anlıyorum, hele hele insanların bana taptıklarını hissediyorum sonunda"

M. 
22 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

1957 Nobel Edebiyat ödülüne lâyık görülmüş, çok hoş çok farklı tabiri caizse tadı damağımda kalan bir eser.
"Sonunda herkes bir yere gelir, ama dize gelmiş ve başı eğik olarak."

"Tam okunmamış o kitaplar, tam sevilmemiş o dostlar, tam gezilmemiş o kentler, tam sarılmamış o kadınlar..."

Hey dostum, Jean Baptiste merhaba, ben önce senin barda tanıştığın adamla yaptığın konuşmaya kulak misafiri oldum. Sana katılıyorum bayım, peki ben kim miyim? Ben sıradan bir okurum.

Şimdi sen dedin ya "İnsan böyledir, bayım,iki yüzü vardır onun:Kendini sevmeden bir başkasını sevemez." Haklıydın hem de çok hakkı.

Sen bir gün, kırmızı ışıkta beklerken önündeki motor arıza yapmış ve yeşil ışık yanmasına rağmen motor ilerleyememişti! Sen motorcuyla kibarca yardım amaçlı konuşmuş , ama karşılığında halkın önünde, motorcudan bir yumruk yemiştin. Hiç bir tepkide bulunamadın! Sen iyi bir insandın çünkü! Tartışmayı beceremezdin! (İnan bana dostum, ben de böyleyim , hayatta hiç bir zaman gergin tartışmalara katılmayı beceremem!)
Hatta oradaki kalabalık senin "kötü , kavgacı bir insan" olduğunu düşünmüştü! Sonra ... sonra, sen iyi olmaktan vazgeçtin... Senin için bir düşüş başladı. Halbuki sen görme kusurlu insanları bile karşıdan karşıya geçiren, herkese her fırsatta yardım eden bir vatandaştın dostum...

Hepimizi anlattın sen aslında, hepimiz bir düşüş içindeyiz. Ruhumuzu yükseltmeye çalışırken, "kötü insanlar, etiketçi insanlar, niyet ölçen insanlar, ille de bizi bir tarafa yerleştirmek isteyen insanlar" bizi aşağı çekiyorlar...

Hasan G. 
08 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Düşüş; bir roman gibi gözükse de zaman zaman kapalı anlatımın olduğu düşünsel yoğunluğu yüksek bir bireysel eleştiri kitabı. Öyle ki hem toplum içerisinde bulunan, her gün dirsek temasında bulunduğumuz bireylerin eleştirisi hem de anlatıcının kendisine sert bir şekilde dalarak yaptığı özeleştiri mevcut kitapta.
Soru işareti koyduğum çokça paragraf ve algılamak için tekrar tekrar okuyup mücadele ettiğim bölümleri mevcuttu. Kesinlikle sakin kafa ile aceleye getirmeden usul usul okunması gerektiği kanaatindeyim,ben kitaba derinlemesine hakim olamadım.
Yine de birşeyler söylemek gerekirse, eleştiri temelini çok geniş bir yelpazeden şekillendirmiştir. Bir varlık olarak insanı her yönden aşağılamış, aile kavramına sistemli örgütleme benzetmesi yaparak bireyi eriten bir kurgu olarak görmüştür. Köleliğin kabuk değiştirerek modern köleliğe dönüştüğü şimdiki zamanda insanların ikiyüzlülükleri,yalanları,masumiyet algıları ve yargılanmaları üzerine sert çıkarımlarda bulunmuştur. En önemli yakaladığım yanı ise aslında tüm kitap boyunca yapmış olduğu yargılamanın yani kişinin kendi kendisini batağa iterek batmasını isteyebilmesidir. Genel olarak ise, hem kendisine hem toplum içerisindeki bireye belden aşağı vurmuştur.
Özetle; kısa ve ince olan kitabın hacmi düşük olsa da düşüncelerin kütlesi sebebiyle özgül ağırlığı oldukça yüksektir. Meydan okuyarak okunmalıdır.

ghoulkitapligi 
16 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Okuduktan sonra etkisinden kurtulamayacağınız tesirli bir kitap.
Çünkü diğer kitaplardan farklı sizi düşünmeye iten güzel bir kitap. Kesinlikle okumalısınız.

4 /

Kitaptan 346 Alıntı

Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Tabi gerçek aşk pek az rastlanan bir şeydir, aşağı yukarı yüzyılda iki ya da üç kez görülür. Bunların dışında boş gurur ya da can sıkıntısı vardır.

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Eğer pezevenkler ve hırsızlar her zaman ve her yerde mahkum olsalardı, masum insanlar tümüyle ve hep masum sanacaklardı kendilerini...

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Kuşkulu olmaktan çıkmak için, düpedüz var olmaktan çıkmak gerekir.

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Ferah 
19 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''...hepimiz birbirimize benzemiyor muyuz; böyle, durmadan ve muhatapsız konuşarak, önceden cevapları bilsek de hep aynı sorularla karşılaşarak...''

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Zenginlik insanı hemen verilecek yargıdan bağışık tutar, sizi metrodaki kalabalıktan ayırıp nikel kaplanmış bir arabaya kapatır, korunaklı geniş park yerlerinde, yataklı vagonlarda, lüks kamaralarda tecrit eder. Zenginlik, aziz dostum, henüz aklanma değildir, ama her zaman hoş karşılanması gereken bir ertelemedir.

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Şurası gerçek ki her şeyde rahattım, ama hiçbir şeyden de hoşnut değildim. Her haz bir başka hazzı aratıyordu bana.

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Aşktan ve iffetten umudumu kesince, geride, aşkın yerine çok iyi geçen, gülüşleri susturan, sessizliği geri getiren ve en önemlisi, ölümsüzlüğü sağlayan sefahatin kaldığını düşündüm en sonunda.

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus

Kitapla ilgili 1 Haber

"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 57 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...!
"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 57 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...! Fransız Yazar ve Filozof Albert Camus 1957 Nobel edebiyat ödülünü kazandıktan sadece üç yıl sonra, 57 yıl önce bugün bir trafik kazasında hayatını kaybetti.