Düşüş

8,2/10  (275 Oy) · 
765 okunma  · 
227 beğeni  · 
4.430 gösterim
Albert Camus çağdaş düşün ve yazın dünyasındaki saygın yerini yalnızca oyunlarıyla da, yalnızca Sisifos Söyleni ve Başkaldıran İnsan'la da alırdı belki. Ama Camus'yü Camus yapan öncelikle anlatı yapıtlarıdır, Yabancı (1942), Veba (1947) ve Düşüş'se (1956) bu yapıtlar arasında üç büyük doruktur. Ancak, kimi yazınseverler bu üç başyapıt arasında daha çok Düşüş'ü yeğlerler. Bu kitap, herhangi bir düşünce ya da savı özellikle öne çıkarmaya çalışmadan, yalın bir anlatım ve özgün bir kurgu içinde, zengin bir düşünce ve duygu yüküyle, çağdaş dünyayı ve insanlarını derinlemesine sorgulayıp yargılar, çirkinliklerini ve düşkünlüklerini sergiler. Ama, aynı zamanda, bu dünyada yaşayan, dolayısıyla şu ya da bu biçimde, şu ya da bu ölçüde onun sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak tek tek her birimize bir ayna tutar, eski avukat Jean-Baptiste Clamence'ın öyküsü aracılığıyla, bize kendini tehlikeye atmadan yaşayanların, yani hepimizin ve her birimizin benzersiz öyküsünü anlatır. Düşüş'ün yayımlanmasından bir yıl sonra Camus'nün Nobel Ödülünü kazanması bir rastlantı olmasa gerek.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    99
  • ISBN:
    9789755107875
  • Orijinal Adı:
    La Chute
  • Çeviri:
    Hüseyin Demirhan
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Tuco Herrera 
 30 May 21:01 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

---- AĞZINA TEFLON "DAVAYNAN" VURDULAR!!! T.H. (36) ----

Minik akvaryumunun içindeki obez ve ölümünü bekleyen turuncu japon balığının, Yozgat Sorgunda taşlı tarlaların bağrını süren Massey Ferguson marka bir traktörle olan ilişkisinin tanımı, sanırım bu kitap ve benim aramdaki mesafe ve alakaya denk düşüyor idi.. Kitabı sahaflarda sürekli görüp kendisine ,ısrarla ve hunharca Sezercik'in oynadığı Öksüzler filmindeki minnoş sıpa FISTIĞI kırbaclamak isteyen "ŞİŞKO NURİ" muamelesi yapıyordum..Sağolsun "Ve kitabevi" nden Baran çantama attı beğenmezsen geri getir değiştiririz diyerek .. Geldim eve 2 3 ay da kenarda bekledi , buzdolabında kalmış salçasız bulgur pilavı gibi ..Neymiş bu diye kısa olmasına aldanıp aldım elime...Birde yanıma bu biter yenisine başlarım diyerekten başka bir kitap alıp işe gittim ki...

AĞZIMA TEFLON "DAVAYNAN" VURDULAR!!!

Başlıktan da anlayacağınız üzere yokedici bir etkisi oldu.. hemen sadede geleyim uzun bir kritik yapacak denli kapsamlı özümsediğim söylenemez ( bir daha okunmayı hakediyor en azından tam anlamıyla hakim olabilmek için) ama şu kadarını söyleyeyim; eğer kendinize hayran ya da aşırı özgüvenliyseniz ve günleriniz manhattan'da gökdelen çatı katlarında bikinili kızlarla barbekü partileri yanına havuz ve yıllanmış macallan'lar ile geçiyor gibi geliyorsa TEBRİKLER!!! siz de 2 gün önce baktırdığı kahve falında kısmetine kavuşmayı bekleyen ve sevinçle pazar alışverişini yapıp filesini doldurup pazar dönüşü karşıdan karşıya geçerken freni boşalan çöp kamyonu altında kalan ve kısmetine kavuşan yeni emekli HAÇÇAM teyzenin akibetini paylaşacaklardansınız...( kısır ve az şekerli açık çaya talim edenler siz ufak olmasada derin sıyrıklarla atlatacaksınız )

Dmitri Shostakovich vs Küçük Emrah

Ne alaka deme kardeşim beni uyarmak zorunda bırakma alış artık bunlara rica ediyorum... Bu kaçıncı yorum yahu!!! =) spoiler da yok cicim..otoyollarda süzülen şerit ihlali yapan körüklü otobüsler gibi yaylana yaylana oku..

Kitap (kitap diyorum çünkü bu bir roman değil ancak bir deneme ya da inceleme kalıbına sokulabilir) pek çok yorumda da okuyacağınız üzere bir barda başlıyor. Eski avukat (yani SAVUNMA MAKAMI) , taze ağır ceza hakimi (yani YARGI MAKAMI ) kahramanımız da tıpkı mesleğindeki değişimi kişiliği üzerinden örneklendirerek ama bunu size kitap içerisinde güzel güzel yedirerek başlıyor size hayatındaki değişimleri anlatmaya ..Anlatmaya başlıyor dediysek böyle bir edi - büdü sendromu yok..bildiğiniz bir monolog havası hakim sohbete..ama kendini öyle güzel eleştiriyor ve buna karşılık savunmasını da öyle güzel yapıyor ki kalakalıyorsunuz.. hatta savunmasını yaptıktan sonra kendini çürütüp size de laf çarpıtıyor..ve en güzeli bunu saldırgan bir biçimde değil de adeta istemsiz ve farkında olmaksızın yapıyor.. sinsice..sanki tıklım tıkış bir otobüste sabah kahvaltısında 10 KİLO SOĞAN YEMİŞTE , DİŞLERİNİ FIRÇALAMASINA RAĞMEN HERŞEYDEN HABERSİZ BİR ŞEKİLDE FOSEPTİK CEHENNEMİNİ CEBİNE DOLDURUP , BUNU DA CİĞERLERİNİZE GÜMÜŞ TEPSİYLE SUNAN HEPİMİZİN ARTIK KANIKSADIĞI O GÜZEL YURDUM İNSANI EDASI İLE..Kişilerin kendini eleştirmesi gerçekten zordur ama Albert Camus bunu şizofreni derecesinde yemiş yutmuş zor olanı başarmış bir şahsiyet (bunu bir de Aziz Nesin'in Mum Hala'larında görmüştüm)..İnsan ilişkilerini ve davranışlarını öylesine güzel incelemiş ve gözlemlemiş ki bazı yerlerde sizde kendinizden bazı parçalar ve yaptığınız hataları buluyorsunuz ister istemez .size normal gelen pek çok kalıplaşmış olguya bu kitapla farklı bir boyuttan bir başkasının gözünden , yukardan görme şansınız oluyor.. yani herifçioğlu hem kendini yargılar hemde savunurken , hayatınızı Shostakovich'in 2 nolu Valsi kıvamında yaşayan SİZ, birden o güzelim ortamdan 90 larda disko topunun mekanı aydınlattığ ve arkada EMRAH'ın TiK - TaK parçasının ortalığı inlettiği bir mekana "DÜŞÜŞ"ü yaşıyorsunuz..daha da kötüsü sonrasında TOROS marka bir otomobilin kapı kolu olarak geçireceğiniz BİR BAŞKA HAYATINIZ olduğunun farkına varıyorsunuz =(

SON NOT : 100 sayfa olmasına rağmen 100 megaton çeken bir kitap.. ağır okuyun sürat felakettir..

evine bomba düşesice bitir ARTIK kritiği notu : söz konusu parcalar için linkler

(ben olsam hissiyatı anlamak için Shostakovich den başlardım )

Dmitri Shostakovich - Waltz No. 2 :
https://www.youtube.com/watch?v=mmCnQDUSO4I

Küçük Emrah - Tik Tak
https://www.youtube.com/watch?v=8qD4fuk1p_Q

BU DA SİZE HEDİYEM : TOROS KAPI KOLU !!! ( SON GÜLEN İYİ GÜLER) =)

https://store.donanimhaber.com/...c6b1db2817eb5c38.jpg

bu da massey ferguson : (New Holland ' a karşıyız gelenekten YANAYIZ!)

https://farm4.staticflickr.com/...80a4292d5_z.jpg?zz=1

bu kritikte Kup Kup Boy mahlasıyla sizlere 4lük armağan edemiyorum...bir sonraki işsiz kritikte buluşmak üzere...

İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
 28 Mar 22:54 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yine muhteşem bir eser ve yine sahnede Albert CAMUS. Bence Camus'un kitaplarının üzerine "Ağır felsefe içerir. Alırken iki kere düşünün, okuduktan sonra çokça düşünün." yazılmalı. Eser romandan ziyade bir felsefe kitabı bir anlatı. Ya da üsten hafif roman, alttan ağır felsefe. Camus bu eserinde çoğu yazarın yüzlerce sayfada veremediği mesajı, az sayfada doğrudan veriyor.

Eserde Clamence sizi bir barda karşılıyor ve başlıyor sizi mexico city sokaklarında gezdirmeye. Tabi bir yandanda anlatmaya başlıyor, eski deneyimlerini. Eski bir avukat yeni bir ağır ceza hakimi kendisi. Avukatlık dönemlerinde saygın bir avukatmış, hem de en tanınanlarından. Bir tepenin üzerinden herkese bakar, sahte erdemlerle gözlerini boyarmış toplumun. Bir sürü sahtelikler, düşkünlükler. Bir gün diyor öleceğimi anladım. Tabi benim korkum ölüm değildi, korkum gerçeklerimi bilen tek kişi olmaktı. Ve başlıyor eski gösterişli kimliğini yıkma çabalarına. Bu çabalar yoruyor onu, tutunacak dal kadınlar, alkol düşkünlüğü. En sonda düşüşünü aktarıyor okuyucuya.
Tabi bu işin görünen kısmı. Satır aralarında Camus'un toplumun genel durumuna ve bireyin sorunlarına ilişkin değerlendirmeler.

Ben kitabı çok beğendim. Ağır bir kitap ama roman okur gibi okumaktan ziyade, düşünerek okunduktan sonra biraz daha anlaşılır oluyor. Ayrıca Sisifos Söyleni okuyanlar için, bu daha kolay anlaşılır bir eser.

Herkese keyifli okumalar dilerim.

Sadettin TANIK 
10 May 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Toplumsal hayatın eleştirisi bir avukat üzerinden yapılmış. Gündelik yaşamın ikiyüzlülükleri, hırsları ve ucuzluğu üzerine eleştiriler. Hayatın, insanın sahteciliğinden dem vurmuş. Kısa bir kitap olmasına rağmen ağır bir kitap denilebilir. Tavsiye ederim okuyun, ama bir roman gibi değil...

Dilanur 
 02 Ağu 17:15 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

• Kitabımızın karakteri eski ünlü çok  başarılı bir avukat ve yeni ağır ceza hakimi. Kendisi eski meslek hayatından itibaren bir anlatmaya başlıyor ki susturabilene aşk olsun. Bu kitap için bana göre daha çok felsefi anlatı yada deneme kitabı diyebiliriz çünkü romana çok benzemiyor. Roman gibi değil dedim diye gözünüz korkmasın asla sıkıcı bayıcı bir kitap değil, hacmi küçük anlattıkları büyük sadece. İnce ince düşündüren sindirilmesi gereken cümleler çok fazla. Kitabın bazı yerlerinde avukata biraz gıcık olsamda, kitaba kendimi vererek okuduğum zaman sevmeye başladım. :)
• Camus'un okuduğum 2. Kitabıydı diğeri de yabancı. Bu kitabı nedendir bilmiyorum ama yabancıdan daha çok sevdim. Belki de Clamenco'yu Meursaulttan fikirler bazında daha çok sevdiğim içindir.
• Bana göre uzun zaman aralıklarıyla bir kaç defa okunabilecek bir eser. Kütüphaneden alıp okumuştum ama daha sonra satın alıp okuyup kendi kütüphaneme eklemek istiyorum bu kitabı. Tekrar tekrar irdelemek, Jean Babtiste Clamence'nin toplum, insan, para, mahkemeler, suçlular gibi bir sürü konuda fikirlerini özümsemek üzerinde düşünmek istiyorum. Sizede şimdiden iyi okumalar dilerim.

Bekir İstanbul 
10 Mar 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

İnce bir kitap ama öyle bir lokmada yutulacak cinsten değil. Olaylardan ziyade içsel bir yolculuk diyebilirim; düşünceler, fikirler, inançlar, yargılar... Yer yer Dostoyevski'nin "Yeraltından Notlar" kitabına benzettimse de öyle keyif alamadım.

Aslında "Yabancı" yı aldım zannediyordum, kitapçıda karışmış :) E artık almış bulununca da okudum. Bu kitabı beğenmesem de "Yabancı" yı merak ettiğim için Albert Camus'tan bir kitap daha okuyacağım. Eğer siz de yanlışlıkla alırsanız okuyun :)

Not: Yukarıdaki yorumu kitabın yarısına geldiğimde yazmış ama daha sonra fikrim değişebilir diye yayınlamamıştım. Malesef hiçbir harfini dahi değiştirmeden yayınlıyorum.

Kübra 
 07 Haz 16:01 · Kitabı okudu · 1 günde · 7/10 puan

Kafama davaynan vurulmasa da bknz Tuco Herrera fena kitap değildi. Bir anlatıcının hayatla ve kendisiyle ilgili hemen her görüşünü bir sohbet esnasında aktarışını anlatmış Albert Camus. Daha önce Yabancı'sını okuduğumda, yabancılaşmayı nasıl iliklerime kadar hissettiysem, bu kitapta da ben buradayım'ı bangır bangır işittim.

Beş gün süren bir sohbet ve karşımızda hiç susmayan bir karakter oluşturmuş Camus. Kitabın ortalarına geldiğimde biri karşımda bu kadar konuşsa içim şişer gözlerimi devirir yuhum gelir deyip düşerim gibi geldi. Ama hakkını yememeliyim, ara verilerek okunduğunda hiç fena değildi. Altını baya çizdiğim satır oldu. Altı çizilen satırlarda kalbimizin izlerini taşırız ve ben kalbimin izlerine dokunmaktan her insan gibi hoşlanıyorum. Yoksa siz hoşlanmıyor musunuz?

Kısa kitapları okumak her zaman hoş geliyor, kestirme yoldan başarılı olmak duygusu. Hele ki bu kitaplar ''bir şeyler'' anlatıyorsa bu gerçekten güzel. Nasıl herkesin sevdiği bir renk, bir koku, bir yemek varsa kitaplarda da bu zevk söz konusu ama su gibi herkesin içebileceği kitaplar da var. Ve bu da o kitaplardan. Keyifli okumalar herkese...

insan_okur 
 10 Eki 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Öncelikle çok farklı tarzda bir roman... Kısacık bir kitap olduğuna aldanmayın. Romanı 5 güne yaymış Camus. O kadar ağır ki dili ve anlatımı kesinlikle yavaş ve cümleleri irdeleyerek okumalı. Yoksa bir şey anlamayabilirsiniz. Çok fazla ders alınabilecek güzel cümleler var. Yazarın kendini anlatması hayatı betimlemesi gibi anlatılmış. Kişisel eleştirilerle yapmamız gerekenler ortaya çıkarılmış. Son olarak mutlaka ama mutlaka okunmalı. Ama uzun zaman ayırarak ve sakin kafayla. İçerisinde çok ders var. Beğendim. İlerde bir kez daha okuyabilirim. Yorumlarda olduğu gibi tam hakkını veremedim. Ama çok beğendim. Okuyun....

Hatice Gümüş 
10 Ağu 16:54 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Albert Camus'un kaleme aldığı Düşüş'te saygın bir avukat ve çapkın bir erkek olan Jean-Baptiste Clamence'in bir gün bir barda geçmişini hatırlaması ve kendisiyle yüzleşmesini okurken, aslında okur olarak biz de toplumla ve kendimizle yüzleşiyoruz. Onun itirafları, işlediği suçlar, yaptığı kötülükler, içinden geçenler, aslında hepimizden, hepimizin içinden, yaşamından birer parça taşıyor.. Camus, monolog olarak yazdığı bu eserinde cümleleriyle modern topluma ayna tutmuş ve aynı zamanda çok zekice bir şekilde de eleştirmiş. İnsanoğlunun riyakarlığı daha güzel anlatılamaz ve yüzüne vurulamazdı.. Okurken, Clamence'in gözünden kendimizi değerlendiriyor, bencilliğimizi ve çaresizliklerimizi gördükçe de yaptıklarımızı ve yapılanları yargılıyoruz. Düşüş, bence okunması biraz zor bir kitap. İnce ama fazlasıyla dolu. Anlaşılması için üzerine düşünülmesi, hatta zaman zaman tekrar okunması gerekenlerden.. İçinde altı çizilesi çok fazla cümle var, ve bence her bir cümle üzerine saatlerce konuşulabilecek nitelikle.

H. Egemen Akyüz 
13 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bazı cümlelerini tekrar tekrar okuduğum, not aldığım ve hakkında sayısız alıntı eklediğim mükemmel bir Albert Camus romanı.Yaşamın ikiyüzlülükleri, insanların saçma sapan hırsları, bencilliğin, çaresizliğin çok sağlam bir şekilde eleştirildiği bir kitap. Hafif bir kitap fakat oldukça ağır.

Hasan Suphi 
 08 Tem 23:23 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Camus'nün ölümünden birkaç yıl önce kaleme aldığı bu eserin, yaşantısıyla yakından ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Eser bir iç dökme biçiminde ilerliyor, iki karakter var ama biz sadece birisinin sesini duyuyoruz. Anlatıcı son tahlilde, popüler ve iki yüzlüce yürüttüğü yaşamından; düşmüş ve -en azından kendine karşı- daha samimi bir yaşantıya geçişini aktarıyor. Tabi kitap boyunca onlarca keskin kavrayış ve itiraf da, bu düşüşe eşlik ediyor.

Camus'nün özellikle son yıllarında, kendisi de bir Cezayirli olmasına rağmen Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nda Fransa'dan yana tavır alması, oradaki direnişçileri "siyah ayak" olarak adlandırması ancak Fransa içeride ilerleyince annesinin başına ne geldiğini çok merak ettiğini söylemesi, Fransız entelektüelleri tarafından iki yüzlülük olarak değerlenmiş, ciddi eleştiriler almıştır. Sartre ile aralarında gerçekleşen ayrılık da Camus'nün iyiden iyiye yalnızlaşmasına sebep olmuştur.

Kitap bu bilgiler eşliğinde okunduğunda Camus'nün ölmeden evvel Fransız entelektüellerine yönelttiği yergi dolu bir savunma olarak görülebilir.

5 /

Kitaptan 373 Alıntı

Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Tabi gerçek aşk pek az rastlanan bir şeydir, aşağı yukarı yüzyılda iki ya da üç kez görülür. Bunların dışında boş gurur ya da can sıkıntısı vardır.

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Eğer pezevenkler ve hırsızlar her zaman ve her yerde mahkum olsalardı, masum insanlar tümüyle ve hep masum sanacaklardı kendilerini...

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Kuşkulu olmaktan çıkmak için, düpedüz var olmaktan çıkmak gerekir.

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Ferah 
19 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''...hepimiz birbirimize benzemiyor muyuz; böyle, durmadan ve muhatapsız konuşarak, önceden cevapları bilsek de hep aynı sorularla karşılaşarak...''

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Zenginlik insanı hemen verilecek yargıdan bağışık tutar, sizi metrodaki kalabalıktan ayırıp nikel kaplanmış bir arabaya kapatır, korunaklı geniş park yerlerinde, yataklı vagonlarda, lüks kamaralarda tecrit eder. Zenginlik, aziz dostum, henüz aklanma değildir, ama her zaman hoş karşılanması gereken bir ertelemedir.

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Sadettin TANIK 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Şurası gerçek ki her şeyde rahattım, ama hiçbir şeyden de hoşnut değildim. Her haz bir başka hazzı aratıyordu bana.

Düşüş, Albert CamusDüşüş, Albert Camus
Ayşe Y. 
06 Ağu 00:51 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tuhaf yorgunluk!
"Tuhaf bir yorgunluğum var, ama konuştuğum için değil, salt daha neler söylemem gerektiğini düşündüğümden."

Düşüş, Albert Camus (Sayfa 51)Düşüş, Albert Camus (Sayfa 51)

Kitapla ilgili 1 Haber

"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 57 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...!
"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 57 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...! Fransız Yazar ve Filozof Albert Camus 1957 Nobel edebiyat ödülünü kazandıktan sadece üç yıl sonra, 57 yıl önce bugün bir trafik kazasında hayatını kaybetti.