Düşüş

Albert Camus

Puan

7.910 üzerinden
4.860 kişi
Albert CamuSpotu :)
Puan vermedi·104 syf.·
2021 149. kitabı
Kitabı okumadan önce ilk ilgimi çeken kısım kahramanımızın Albert Camus'un kendisi olduğu yönünde olan yazılardır... "Size hizmetlerimi sunabilir miyim bayım, canınızı sıkmadan?" diyerek başlayan Düşüş, yalnızlığın, bencilliğin ve ikiyüzlülüğün tezahürü gibi bir eser. İnsanları ve düşünceleri çok iyi analiz eden Albert camus okurken adeta bir Camuspotu yayınlıyor gibi hissediyorsunuz. Düşüş'te sayfa sayısı az gibi gözükse de, Kitabı okurken monologların sizi yoracağını söyleyebilirim. Başlangıcından itibaren her parça da düşüşü hissedeceksiniz. Dinamik bir giriş yapan yazar sonrasında adeta kelimelerin yer çekimine maruz kalmış bir nesne gibi, düşüncelerin ve hikayenin düşüşüne cahitlik edeceksiniz. Kitabın bitişiyle bitirmek istiyorum düşüş'ü "Artık çok geç, her zaman hep geç olacak..." Siz değerli kitap severler geç olmadan okuyun, okutun.... Keyifli okumalar :)
Düşünce
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Düşünceleri anlatma olanaksızlığı
10/10
·104 syf.·
2020 60. kitabı
Hepimiz her şeyde aşağı yukarıyız. Düş gücü fazlalığı ya da eksikliği ikisinden birine sahip olmanın verdiği kıvanç, yok kıvanç olmadı. İç rahatlığı? Haah bu biraz daha anlam bütünlüğüne yakıştı. Anlam bütünlüğü daima önemlidir. İnsanların dinlememek, dinlese de anlamamak gibi naçiz yetenekleri büyüdü, gelişti son zamanlarda ancak anlam bütünlüğüne olan bağları daima sıkı kaldı. Ne demiştik son zamanlarda gelişen bir anlamama, dinlememe sorunsalı. Hangi son zamanlarda şöyle Adem'den beridir diyebilir miyiz? Habil - Kabil düellosuna kadar uzanır hani bu anlamamazlık. Ne diyordum ben? Ya da ne dememeliyim? Kelimeleri özenle seçip, elekten, süzgeçten, fikir haznesinden geçirdiniz mi bayım? Evet, aslında hayır aklımın düzgün kelimeler seçebileceğine inanıyorum. Fazlasıyla güvenli, ama birtakım eksiklikler doğuran cinsten. Ama üzülme, ne demiştik iç rahatlığının verdiği kıvanç. Öyle dememiştik, ne demiştik biz. Ne dediğimizin biz de farkında değiliz albayım. Albayım'ı unut, tehlikeli oyunlardan çıkalı çok oldu. Gel şöyle Fransız kıyılarına. Hitler de ne zalim adammış doğrusu. Cehennem - ahiret döngüsünün sırf o adama has doğru olmasını dilerdim. Doğru olmadığını nereden biliyorsun, ben mi? Ben bir şey bilmem. Sokrates'in torunuyum, her cevaba bir neden ararım. İyi o halde Antik Yunan'dan Hesiodos'un ruhu şad olsun. İyi adam diyorlar. Ben şahsen Homeros'un sanatının kölesi olurum. Hesiodos'un ozanlığını ayaktakımı okur ancak. Antik Yunan'dan da çıkalım bayım. Ha bayım ha albayım, ne fark eder? Fark eder, çok fark eder. Burası Fransa, sanatın başkentidir. Eyfelden tüm dünyayı görürsün. Gerçekleri de görür müyüz bayım? Hangi gerçekler olduğuna bağlı tabii, rasyonel gerçekler mi? yoksa sürreal gerçekler mi? Şahsen ben gerçeğin ölçüsü olması gerektiğini düşünüyorum. Yalanın bir
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Reklam
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
Hikayesi olan kitapları çok severim. Onlardan biri #k:2926.. Kitap, Albert Camus'un ünlü öykü derlemesi olan Sürgün ve Krallık (L'Exil et le royaume) içinde yer alacak kısa bir hikaye olarak yazılmaya başlandı. Ancak Jean-Baptiste Clamence karakteri konuştukça anlatı büyüdü, derinleşti ve Camus öyküyü kitaptan çıkarıp ayrı bir novella (kısa roman) olarak basmaya karar verdi... Camus, tam bir Fyodor Dostoyevski hayranıymış ve onun Ecinniler romanını bizzat sahneye uyarlamış. Düşüş'teki Clamence karakterinin kökeni, Dostoyevski'nin Ecinniler romanındaki Nikolai Stavrogin karakterine dayanır. Stavrogin de tıpkı Clamence gibi küçük bir kızın ölümüne ve istismarına sessiz kalmış ve bu sessizliğin yarattığı canavarca vicdan azabıyla yaşamıştır. Bir adam barda konuşuyor. Sürekli konuşuyor. Adı Jean-Baptiste Clamence. Eskiden Paris'te parlayan bir yıldızdı; kibardı, hayırseverdi, kusursuzdu. Ya da o öyle sanıyordu. Bir gece, köprüde bir kadın gördü. Kadın kendini nehre bıraktı. Jean-Baptiste hiçbir şey yapmadı. Sustu, yürüdü ve gitti. O gece nehirde boğulan sadece o kadın değildi; Jean-Baptiste'in bütün o sahte cenneti de sulara gömüldü. Düşüş, Camus’un yaşarken yayımlanan son kurgusal eseridir (1956) ve aynı zamanda hayatı boyunca ateist/absürdist bir çizgide olmasına rağmen Düşüş, onun en yoğun dini terminoloji kullandığı eserdir. Camus, Cezayir doğumludur ve eserlerinde genellikle Akdeniz'in yakıcı güneşini, parlak denizini ve yaşama sevincini anlatır (Yabancı ve Veba'da olduğu gibi). Ancak Düşüş'te kendi kuralını yıkarak hikayeyi kuzeyin soğuk, sisli ve boğucu şehri Amsterdam'a taşımıştır. Güneşin olmadığı bu atmosfer, karakterin ruhundaki karanlığı simgelemek için özel olarak seçilmiştir. Çünkü insan kendi karanlığıyla yüzleşirken güneşe katlanamaz. Sis, hakikatlerin üzerini örten o
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
9/10
·104 syf.··
2020 44. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2020 19:46
Düşüş, Albert Camus'nün ölümünden 4 yıl önce yayımladığı, modern insanın umutsuzluğunu, çaresizliğini, yalnızlığını, iki yüzlülüğünü ve bencilliğini anlattığı eseridir. Albert Camus'nün "Düşüş"ten önce 4 kitabını daha okumuştum. Önceki okuduğum kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da karakterler ve olay örgüsü, eser açısından çok önemli bir rol oynamamaktadır. Önemli olan Camus'nün düşünceleri, anlattıkları ve felsefesidir. Karakterler ve olay örgüsü -ki bu eserde bir olay örgüsü olduğunu bile söyleyemeyiz- onun anlatacakları için yalnızca birer araçtır. Albert Camus'nün Düşüş adlı bu eserinde, felsefesini ve düşüncelerini anlatmak için seçtiği karakter, Parisli başarılı bir avukat olan Jean-Baptiste Clamence'dir. Jean-Baptiste hem başarılı hem ünlü hem de çekici bir erkektir. Hayata önde başlayan şanslı insanlardan biridir. Fakat biz Jean-Baptiste Clamence'yi çirkin ve köhne bir barda geçmişini anlatırken buluruz. Jean Baptiste Clamence'nin kitabın ta başında başlayıp sonunda biten monologu eserin temelini oluşturmaktadır. Jean Baptiste Clamence, eser boyunca bizimle sohbet eder. Anlattığı her şey bizzat bizim içindir. Başlarda çok güçlü, başarılı ve her istediğini elde eden bir insanı, yani kendisini anlatırken; ilerleyen sayfalarda güçsüzlüklerini, başarısızlıklarını ve istediklerini elde edememesini anlatmaya başlar. Hatta güç ve başarı zannettiklerinin aslında güçsüzlük ve başarısızlık olduğunu fark eder. Sonlara doğru ise, iç hesaplaşmalarına, kendisiyle yüzleşmelerine, geçmişini ve yaptıklarını sorgulamalarına şahitlik etmeye başlarız. Anlarız ki, Jean-Baptiste, umutsuz biridir. Soğuk, puslu, karanlık bir ortama yerleşip acı çekmeyi yeğlemektedir. Hayatında hiçbir atılım yapmamakta ve içinde böyle bir istek dahi duymamaktadır. O sadece geçmişini, sakız gibi
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Düşüş - Albert Camus
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 136. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 18:59
Düşüş, Albert Camus’un insanın iç dünyasındaki çatışmaları ve ahlaki sorgulamalarını ele aldığı bir kitaptır. Camus, insanın kendisiyle yüzleşmesini ve toplumun ikiyüzlülüğünü güzel bir şekilde anlatmış. İçeriğindeki sorgulamaları somut olaylar çerçevesinde örneklendirdiği için eseri başarılı buldum. Albert Camus'un sade ve içten bir dille yazdığı Düşüş, insan ruhunun karanlık yönlerini detaylı şekilde ele almıştır. İçinde felsefe adını oldukça güzel pasajların olduğu bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Kitaba 8.5/10 puan veriyorum.
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Reklam
Reklam