Yorulunca çömeldiğiniz yerden kalkıyor, güneye doğru alabildiğine uzanan kumsala bakıyorsunuz. Vaz mı geçsem, diye düşünüyorsunuz, daha başındayken vaz mı geçsem? Belinizde berbat bir ağrı, parmaklarınız boya içinde ve kumsalda belki daha binlerce düz, pürüzsüz taş var. Ama siz de biliyorsunuz, taşların çokluğuna, kumsalın uzunluğuna aldırmadan sonuna kadar gideceksiniz. Bir anlamı olup olmadığını düşünmeden, bilmeden. Bilmemeyi zaten çoktan sahiplenmiş, ona kendi adınızı vermiştiniz.