Özlem

Özlem
@okuyucu_
*Her yalnızlık biraz ihtilal! “Eğer gün ışığının ve sıcaklığın varlığını kabul ediyorsam, şimşek ve gökgürültüsünü de kabul etmeliyim.” H. Cibran “Yaz geçer iyi gelir sözcükler” M.Mungan
“Zor durumları yönetmeyi yavaş yavaş öğreneceğiz. Yeni bir dili öğrenmek için eski dilden biraz vazgeçmek lazım. Daha önce denediğimiz şeyler işe yaramamış olabilir. Aradan zaman geçti, çocuğunuz biraz daha büyüdü, siz değiştiniz, bir daha deneyebilirsiniz. Bu esneklik içinde olmak hepinize, tüm aileye iyi gelecek.”
Sayfa 100·Kitabı okuyor
Reklam
“Aklım, kalbim seninle!”
“Eve girdiğinde görmesi için buzdolabına bir not asmak, ısıtacağı yemeğin tenceresinin üzerine bir sticker, bir çiçek bırakmak... Tüm bunlar "Aklım, kalbim seninle" mesajını verir. Zorluklar sevgiyle kurulan bir bağ içinde ele alınırsa çocuklar anlar, koşulların zorluğunu, başka seçenek olmadığını kavrar, idare eder ve dayanıklılık gösterir. Mesele zor koşullar değil, bu koşulların konuşulmaması, çocuğun durumunun görmezden gelinmesidir.”
Sayfa 91·Kitabı okuyor
Talepkar ebeveynlik
Talepkâr anne babalar; talepkâr tutumlar, talepkâr davranışlar sergileyen hem kendilerinden hem de çocuklarından yüksek beklentileri olan ebeveynlerdir. Başarıya odaklanırlar, statüyü fazlaca gözetirler, diğerleri tarafından nasıl görüldüklerini çok önemserler; bu yüzden kendilerini de çocuklarını da diğerleriyle sürekli kıyaslarlar. Hata yapmamaya çalışırlar. Çocuklarına yaptıkları gibi kendilerine de yüksek standartlar koyup, çok fazla sorumluluk alır ve bütün bu sorumlulukları başarma baskısı hissederler. Hatta bazen her şeyi o kadar hatasız, tam, mükemmel yapma çabası içine girerler ki artık çocuğa bir şey söylemelerine gerek kalmadan da çocuk o standardı yakalaması gerektiğini bilir. Anne babaların başkaları hakkındaki yorumları, komşular hakkındaki konuşmaları, hayatlarını sürdürme, işlerini yapma ve günlerini planlama biçimleri genellikle içlerindeki talepkâr sese boyun eğerek şekillenir. Çocuk da bu dili ister istemez öğrenir ve normalleştirir. Çünkü dünya ebeveynlerin yaşadığı gibi bir yerdir, farklı yaşamak tuhaf olur. Diğer türlüsü kolaya kaçmak, tembellik etmek, sıradanlaşmak olarak algılanır. Talepkâr ebeveynin zihninde her zaman yapılacaklar, başarılar, onaylar, takdirler ön plandadır. Bu da çocuğunun duygusal ihtiyaçları göz ardı etmesine yol açabilir. Talepkâr anne baba, duygusal ihtiyaçları "şımarıklık" olarak görür çünkü onlara göre asıl önemli olan, hayatta ulaşılması gereken hedeflerdir. Ya başarılısınızdır ya da hayal kırıklığı... Peki yaptıklarınız, başardıklarınız? E, onlar da zaten olması gerekenlerdir. Hem şansınız da yaver gitmiştir; çok matah bir durum yoktur ortada. Ama hayat her şeyin tam, mükemmel, hatasız işlediği bir yer değildir. Gündelik yaşamda beklenmedik durumlar, aksilikler yaşanabilir. Ne var ki bu kadar olağan ama istenmeyen
Sayfa 46·Kitabı okuyor
“Bir durum, bir kişi, bir davranış bizi normalden daha fazla zorluyorsa, muhtemelen geçmişte yaşadığımız hisleri hatırlatıyordur bize ve zihnimiz orayla bağlantı kurmuştur.”
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Çocukluk travmalarından
Çocukluğumuzda aileden birinin asık suratını görmek bizi huzursuz eder, endişeye sürüklerdi. Çünkü bunun devamında küslük gelebilirdi, anneyle baba kavga edebilirdi, belki de bu durum şiddet içerebilirdi... Bunun tekrar tekrar yaşandığını düşününce, asık bir surat gördüğümüzde oralı olmamamız, o anları yeniden yaşamamamız mümkün mü?
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Reklam