Talepkâr anne babalar; talepkâr tutumlar, talepkâr davranışlar sergileyen hem kendilerinden hem de çocuklarından yüksek beklentileri olan ebeveynlerdir. Başarıya odaklanırlar, statüyü fazlaca gözetirler, diğerleri tarafından nasıl görüldüklerini çok önemserler; bu yüzden kendilerini de çocuklarını da diğerleriyle sürekli kıyaslarlar. Hata yapmamaya çalışırlar. Çocuklarına yaptıkları gibi kendilerine de yüksek standartlar koyup, çok fazla sorumluluk alır ve bütün bu sorumlulukları başarma baskısı hissederler. Hatta bazen her şeyi o kadar hatasız, tam, mükemmel yapma çabası içine girerler ki artık çocuğa bir şey söylemelerine gerek kalmadan da çocuk o standardı yakalaması gerektiğini bilir.
Anne babaların başkaları hakkındaki yorumları, komşular hakkındaki konuşmaları, hayatlarını sürdürme, işlerini yapma ve
günlerini planlama biçimleri genellikle içlerindeki talepkâr sese boyun eğerek şekillenir. Çocuk da bu dili ister istemez öğrenir ve normalleştirir. Çünkü dünya ebeveynlerin yaşadığı gibi bir yerdir,
farklı yaşamak tuhaf olur. Diğer türlüsü kolaya kaçmak, tembellik etmek, sıradanlaşmak olarak algılanır.
Talepkâr ebeveynin zihninde her zaman yapılacaklar, başarılar, onaylar, takdirler ön plandadır. Bu da çocuğunun duygusal ihtiyaçları göz ardı etmesine yol açabilir. Talepkâr anne baba, duygusal ihtiyaçları "şımarıklık" olarak görür çünkü onlara göre asıl önemli olan, hayatta ulaşılması gereken hedeflerdir. Ya başarılısınızdır ya da hayal kırıklığı...
Peki yaptıklarınız, başardıklarınız?
E, onlar da zaten olması gerekenlerdir. Hem şansınız da yaver gitmiştir; çok matah bir durum yoktur ortada. Ama hayat her şeyin tam, mükemmel, hatasız işlediği bir yer değildir. Gündelik yaşamda beklenmedik durumlar, aksilikler yaşanabilir. Ne var
ki bu kadar olağan ama istenmeyen