Adı:
Komünist Manifesto
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750710056
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Das Kommunistische Manifest
Çeviri:
Celâl Üster, Nur Deriş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Karl Marx ve Friedrich Engels'in, Komünistler Birliği'nin programı olarak kaleme aldıkları Komünist Manifesto, 1848 Şubat'ında, tüm Avrupa'nın devrimci ayaklanmalarla çalkalandığı bir dönemde, Londra'nın gösterişsiz bir basımevinde basıldı. Bilimsel sosyalizmin kitlesel siyaset sahnesine çıkışının ilk ciddi işareti olan Manifesto, yayınlandığı günden bu yana en çok okunan ve en çok tartışılan toplumsal ve siyasal metinlerden biri olmakla kalmadı, daha sonraki sosyalist ve komünist partilerin programlarının temelini oluşturdu, dünyanın değişmesinde ve milyonlarca insanın yaşamında belirleyici bir rol oynadı. Modern çağda başka hiçbir siyasal hareket, döneminin toplumsal, ekonomik ve sınıfsal koşullarını kavrayışındaki derinlik, çözümleyişindeki gözüpeklik ve üslubunun gücü bakımından, Manifesto'yla kıyaslanabilecek bir metin ortaya çıkaramadı.

Bugün Marxçı hareketin temel belgesi ve devrimci bir klasik sayılan Komünist Manifesto'yu, Marx ve Engels'in daha sonraki basımlara yazdıkları önsözler eşliğinde, Celâl Üster ve Nur Deriş'in 1978'de yaptıkları çevirinin gözden geçirilmiş basımıyla ve Manifesto'nun Türkiye ve Türkçedeki serüvenine ışık tutan bir önsözle sunuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
İncelemenin ilk iki paragrafı kitabı okuyan Tarihsel Maddeci nin anlattıklarıdır. Gerisi kitabi okuyamadığımı söylediğim halde tepki gören yazımdan oluşmakta. Yazının amacı sadece kitabı okuyabilecek birine göndermekti.

Bugün tüm Dünya iki temel sınıfa ve iki sınıf arasındaki tabakalara bölünmüş durumda. Birincisi, para babaları, patronlar. İkincisi, işçiler, çalışan ve üretenler... Bir de onların ikisinden de özellikler alan köylüler, aydınlar, memurlar mevcut.

Sosyalizm, işçi sınıfının yani sömürülen, harcadıkları emeğin karşılığı ödenmeyen milyonların söz edindiği yönetim anlamına gelmektedir. Kitap, bu yönetimin nasıl var olacağını, Dünya'da nasıl egemen olacağını (ki bu tamamen egemen oluşa ve sınıfların ortadan kalkışına komünizm diyoruz) anlatıyor. Özet olarak bu hilenin, bu soygunun sona ereceği bir düzeni ortaya koymakta. yine Kapital adlı eser de, bu soygunun nasıl yapıldığını, o süreçte elde edilebilen verilerin en ince detayına kadar ortaya koymaktadır.
------------------------
Küçükken çok aşırı yaramaz oluşumdan dolayı halk arasında lakabım komünistti. Mahallede küçüğünden büyüğüne herkes bana komünist derdi. Komünist onlara göre kötü ve korkunç bir şey demekti. Ve bende böyle biri olmaktan nedense gurur duyardım.

Komünist kelimesini duyunca hala bir aitlik hissederim. Küçüklükten aşılanmışım işte. Sonra dedelerim ki ikisi kardeş olur. Biri annemin babası diğeride amcası. Ben ikisine de dede derim. Biri sosyalisttir diğeri komünisttir. Hızır idi Yunus idi sahnesindeki gibi komünist olacak sosyalist olacak diyerek üzerimden hep iddiaya girerlerdi.

Kitap bir şekilde elime geçince aa kesin beni anlatıyor okuyayım ve gerçek bir komünist olayım dedim. Okumaya başladım ama anlamadım. Hiç tarzım değildir böyle şeyler zaten ağır siyasi düşünceli insanların içinde büyüdüğüm için siyasetten hep uzak durdum. Dolayısıyla kitap ne anlatıyor hiç anlamadım. Üzgünüm dedelerim ne komünist olabildim ne sosyalist. Sadece insan olmaya devam edeyim bu bana yetiyor.

Kitabı sevmedim okumak isteyene gönderebilirim.
İncelemeye ciddi bir başlangıç yapalım. Çünkü kırmızı yağan kardan değil katran gibi bir konudan bahsedeceğiz.
Komünist Manifesto yada yayınlandığı adıyla Komünist Parti Manifestosu; uzun ve eserin anlaşılması için elzem olan 'sunu' kısmıyla başlıyor, 4 ana başlık üzerinden devam edip Marx ve Engels'in çeşitli ülkeler ve sonraki basımları için yazdıkları önsözlerle sona eriyor.
Proleterya ile burjuvazi savaşı üzerinden kendi devrinin çoğu olayına geniş bir bakış açısı sunuyor. Tarihin tekerrür ettiğini göz önünde bulundurarak kitabın 'şimdi'yi hatta' geleceği' de anlattığını söyleyebiliriz. Burada Burjuva tabakasını hepimiz biliyoruz,
Proleter ile komünist arasındaki farkı ise geçen gün yaşadığım bir olaydan örnekle anlatayım:
Serin bir öğlen sabahında yemek kuyruğunda düşüncelere dalmış olan Samet, arkasındakilerin yanına kaynak yapan birisini görür. Aldırmaz, önüne bakar. Sonra önüne kaynak yapıldığını fark eden bir vatandaş hakkını aramak için car car konuşmaya başlar. Kaynak yapan kişi, hakkını arayan vatandaşa "Benim sıramı al, yeter ki sus" diyerek tekrar önüne geçirir ve susturur. Arkadakiler ise bunu görür ve hiç sesini dahi çıkarmaz, haklarının ihlal edilmesi onları rahatsız etmez.
Burada 'sadece kendi hakkını' arayan vatandaş proleteryayı temsil eder. Eğer ben yada arkadakilerden birisi "Sıraya kaynamak saygısızlıktır, görgüsüzlüktür" diyerek herkesin, özellikle de ezilenlerin hakkını arasaydı biz de komünistleri temsil etmiş olurduk.

Peki komünistler ne yapmaya çalışıyor? Mülkiyetin topluma egemen olmasını, işçinin(emekçinin) emeğinin ve işgücünün sömürülmesinin engellenmesini ve bunu ülke yada sendika genelinde değil de 'evrensel' olarak sağlamaya çalışıyorlar.

Türkiye ise okuma konusunda o kadar geride bırakılmış ki komünistlerin bir çoğu proleter kesimde değil de orta-üst kesimde yer buluyor. İşçinin en fazla ezildiği ülkelerden biriyiz ne yazık ki. Lafargue, Tembellik hakkı isimli öncü kitabında bunun sebeplerine iyi değinir. İşçi kesimi zaten asgari ücret denen ölümcül miktarla hayatta kalma savaşı verirken okumak, sanat yapmak, zihnini çalıştırmak için ne gerekli zamana ne de paraya sahip değildir. Bizde komünist kelimesinin ne anlama geldiği dahi bilinmez. Kötü çağrışımlar yapmasının da birilerinin işine gelmemesinin bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kadar atıp tuttun iyi güzel de dayanağın nedir diye soran şüpheci beyinler olacak tabii. Asgari ücretle geçinen bir aileden geldiğim ve bizzat tecrübe ettiklerim yanında aşağıdaki rakamlar da bu beyinlere yol gösterecektir:

-Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.615 TL, *
- Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 5.262 TL imiş.*
- Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.999 TL(düz 2 bin deseydiniz bari) olarak hesaplanmış.*
Burada dikkati çeken hususlardan birkaçı:
- Asgari ücretin yine 'açlık' sınırının altında olduğu gerçeği
- Türkiyede memurların dahi yoksulluk sınırının altında yaşadığı gerçeği
- Türkiyenin yıllık büyüme oranının borsayla sınırlı kalıp halkı hiç mi hiç alakadar etmediği gerçeği
Ayrıca Türkiye OECD ülkeleri içerisinde %19.2' luk yoksulluk oranıyla en yoksul 2.ülke ! **
İncelemeyi kısa tutmayı düşündüğümden
daha bunun gibi milyon tane hususu saymadan geçiyorum. Ama biliyorum ki bu halk komünistleri hep öcü bilecek, emeğinin sömürüldüğünü görmezden gelecektir.(en azından şu sıralar başımızda olan kimselerden dolayı)
Sebebini ise Kitle psikolojisinin babası Gustave Le Bon'dan nokta atışı bir alıntıyla bitireyim;

"Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlıklar karşısında, gerçekdışı eğer kendilerini çekerse, bunu ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hakim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur."

Sizi uyanışa geçiren kitaplar okumanızı temenni eder, iyi okumalar dilerim. Benzine de yine mi zam geldi ne!

*Rakamlar, 2018 Ocak Türk-iş sendikası resmi rakamlarıdır. Dolayısıyla şuanda daha da artmış/artacak olmaları kuvvetle muhtemeldir.
**OECD 2013 verileri kaynak alınmıştır.
Gölgesini satamadığı ağacı kesen bu sistemi eleştirdiği açıkça belli olan iki düşünür: Marx ve Engels.
Dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir sözünün anlamını verebilmiş bir eser yaratmış Marx, Engels' in de destekleri ile.
Korkulan heyulayı anlayabilmeye başlamanız için okunması gereken bir klasiktir Komünist Manifesto. Bugüne kadar onu klasikler dışında değerlendirmiş olanların Tarihi de bilim olarak ele almadığına eminim.
Kimdir bu Komünistler? Neyi amaçlamışlardır? Ve türevi bütün sorularınıza cevap verecek kadar geniş bir kitap değil.
Bundan önce çok sert kalemler tarafından, okurlar tarafından acımasızca eleştirilmiş bir kitap. Hangi görüşe ait olursa olsun bir kitabı okurken önyargılarımızı hoşgeldiniz paspasının altına bırakmamız gerektiği düşüncesindeyim.
Kitabın başında da belirtildiği gibi, propaganda amacı taşımaksızın klasikler içerisinde nitelendirilen bir kitap olarak okumanız gerekiyor Manifestoyu. Bir insanı anlamak için bir kitabın yeterli olmayacağı gibi, bir ideolojiyi anlamak için de bir kitap yeterli bir sayı arz etmez.
Sempati besleyin beslemeyin, yakın tarihimizi etkisi altına alan bu eseri ve yankılarını okuma eşsizliğine ulaşmak isteyenlere tavsiye edebileceğim SADE bir eser.
"Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır, oysa sorun onu değiştirmektir."
Kitap ile ilgili herhangi bir yorum yapmayacağım. Paylaştığım alıntılar tamamen fikirlerime hitap ettiği için ne düşündüğümü yeterince belli ettim. Sadece şunu söylemek istiyorum; fikriniz, düşünceniz ve inandığınız ideoloji ne yönde olursa olsun bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Sosyolog eşimden o ders çalışırken hep ismini duyduğum Karl Marx ve Friedrich Engels'i hep merak etmiştim. Onlarla tanışmak bu kitaba nasipmiş.
Bundan tam 170 yıl önce 1848 yılında yazılmış olan bu manifestoyu okumaya başlayınca şunu hissetmeye başladım. Adamlar o yıllarda öyle düşünceler içerisine girmişler ki birçok konuda halen güncelliklerini kaybetmemiş. Bu kitabı okumak için ille de komünist olmak gerekmiyor, farklı görüşleri de irdeleyip öğrenmemiz gereklidir. Okuduğum kitap "YazılAma" yayınevinden çıkmış ve çeviri yapan G. Doğan GÖRSEV'in orjinalinden çeviri yapmak için uğraşması ve 80 ihtilali sonrası bu sebeplerden dolayı 3 yılı aşkın süre tutuklu kalmasını sağlamış fakat yılmamış 70 yaşına geldikten sonra bile "Komünist Manifesto" üzerinde tüm bilgilerini arşivlemiş.

Genel olarak güncel hayatta kullanmadığımız, yada kullanamadığımız kelimeler fazlasıyla var. Anlamak zor değil ama. Bu kitapla ilgili V.İ.LENİN'in yazmış olduğu yazıyı paylaşayım.

"Bu yapıtta, yeni bir dünya görüşü, toplumsal yaşamı da kucaklayan tutarlı maddecilik, evrimin en kapsamlı ve en derinlikli bilimi olarak diyalektik, sınıf mücadelesi ve dünya tarihinde yeni bir toplumun yaratıcısı olarak proleteryaya düşen devrimci rol teorisi dahiyane bir açıklıkla ve netlikle sergilenmiştir."

Bilgi edinmek anlamında okumak lazım.
Kişi ister komünist, ister faşist, isterse başka bir görüşe sahip olsun; mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm eserlerden sadece bir tanesi.
Okuduğunuzda ne hissederek okuyacaksınız ve anlatımınız ne olacak bilemiyorum ama bence;
KARL MARX. -yani diyor ki ; bir gün o güzel günleri görecek dünya ...
Açıkcası hiç mi hiç tatmin olmadım. Belki de beklentimi yüksek tutmam hasebiyle böyle bir kanıya vardım ama içi boş geldi bana. Tarihsel süreçteki çatışmalardan bahsedilmış fakat sanıldığı gibi ne o dönemde ne şimdilerde 2 sınıftan oluşan bir toplum yapısı olduğunu söylemek mümkün değil. Ekonomik açıdan daha detaylı bir inceleme yapılabilirdi. Ahlak ve kadın hakkındaki görüşleri zaten tamamen ütopik bir seviyede , pratikte hiçbir zaman mümkün olmayacak. Şu haliyle gözümde parti propagandasından öteye geçemeyen bir kitap.
Zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur… Bütün işçiler, birleşin!

Kelimenin tam manasıyla bir Manifesto.

Kitapla ilgili yazımız : http://1cay1kitap.com/komunist-manifesto/
Hakkında uzun uzadıya pek çok şey yazılabilecek bir klasik. Bununla birlikte, "komünizm" kelimesine bile bir çok insan tarafından önyargıyla yaklaşmasından sebep, ne yazarsam yazayım çok bir anlamı olmayacak.

Her türden, her fikirden kitapların okunması gerektiğini düşünenlerdenim. Farklı düşünceleri okumak kimseye bir şey kaybettirmez. "Farklı fikirlere sahip olabiliriz." Fakat önyargıları bir kenara bırakıp en azından fikirlerimiz nerede ayrılıyor diye bile okunabilecek bir kitap. Neticede Cenap Şahabettin'in dediği gibi "Fikirlerimin sahibiyim.Kölesi değil". Nasıl ki, hakkında fikriniz olmayan düşünceyi savunmuyorsunuz, hakkında yine fikriniz olmayan düşünceyi reddetmemelisiniz de.

Komşu açken tok yatılmaması gerektiğini düşünen her okura, henüz yeniden yasaklanmamışken şiddetle tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar.
Beğenilsin ya da beğenilmesin, tarihsel önemi tartışılmaz iki mühim insandan ve onların geliştirmede önayak olduğu bir ideolojiden söz ediyoruz. Bu durumda, bir karşıtlık ya da yanlılık oluşturmaktan çok, neymiş ne değilmiş, bunu okuyup anlamak gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında kitap, insanlık adına gerçek bir öneme sahip. Özellikle Can Yayınları bu bağlamda iyi bir çalışmayla karşımıza çıkıyor; önce kısaca Karl Marx ve Friedrich Engels'in yaşam öyküleri, çeviriyle ilgili açıklamalar (Bu başlangıç, neredeyse elli sayfa sürüyor.), nihayetinde ana metin -Komünist Manifesto- ve ardından, Marx ve Engels'in basımlara ilişkin ön sözleri düzgün bir sıra ve son derece makul bir çeviriyle sunuluyor.

Dediğim gibi, mesele karşıtlık veya yanlılık değil; hala büyük bir etkiye sahip bir ideolojinin en önemli metnini okuyup analiz etmek, üzerine bol bol düşünmek gerekli olan. Bunun dışında bir inceleme yapabilecek algıya sahip değilim henüz.

Dikkatli okumalar.
Çok ama çok istediğim incelememi yazmaya başlayalımmm :D
Öncelikle bu kitabı herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Neden diye soran olursa insanlar toplumlar, devletler ve sınırlar içerisinde yaşıyor. Burada ben apolitik kafa yapısına sahibim gibi bir cümle kurmak saçma olur. Ki hayatımın 19 yılı boyunca ben bu cümleyi kurmuştum :D Yani gerçekten de bazı şeyleri öğrenmek lazım...

Kitabı alacak olanlara sesleniyorum: İthaki Yayınlarından alınız,mükemmel!!
Kitap içerisinde ilk basımın ön sözünden tutun,Fransızca basımda İtalyan basıma kadar birçok basım için yapılan öz sözlere yer verilmiş. Bunun yanında Almanca ve İngilizce asıllarına da yer vermişler. Eğer bu dillerden birisini bile biliyorsanız karşılaştırarak okumanız efsaneviii olur :)

Hadi şimdi Komünist Manifesto neymiş bi' kitaptan dinleyelim:
"...bütün toplumcu yazının kuşkusuz en yaygın, en uluslararası ürünü, Sibirya'dan Kaliforniya'ya dek bütün ülkelerdeki milyonlarca işçinin ortak izlencesidir."
(İthaki Yayınları 1. Baskı,43. sayfa)

Yani Komünist Manifesto işçilerin haykırmasıdır bir nevi.
Tabi burada tuhaf bir düşünce de kafamı karıştırmıyor değil...
İşçilerin ayaklanmasını söyleyen bir kitabı işçilere nasıl ulaştırılsın?

Bizim ülkemizde meşhurdur.İnsanlar ya da daha çok gençler hava olsun diye(!) "Ben Komünistim yaa!" ayağında takılırlar.
Burada da değinmek istediğim nokta şu. Hiçbir zaman belli bir kalıba koyulmayı sevmem ve "izm"lerden bu yüzden nefret ederim. Yine de kalkıp Komünistim diyecek olursa biri lütfen önce ne olduğunu öğrenmek için kitap okusun. Bu zamanında Marx'ın dilinden de şu şekilde aktarılmış:
"İşçi sınıfının, salt siyasal devrimlerin yetersizliğine inanmış, tepeden tırnağa bir toplumsal değişimin zorunluluğunu ileri süren hangi kesim varsa, o sıralar kendisine komünist diyordu."
(İthaki Yayınları 1. Baskı,55. sayfa)

Hadi şimdi de ülkemize geri dönelim. Bizim ülkemizi bilen bilir.Zamanında matbaa her yana giderken bizimkiler önünü kesmiştir. Sonrada ülkemiz neden gelişmiyor...
Peki bu Komünist Manifesto için nasıl olmuştur?
"Bir tuhaflık örneği olarak şunu da anayım:1887'de bir Ermenice çevirinin elyazması İstanbul'da bir yayıncıya sunulmuş; gelgelim adamcağızda üzerinde Marx'ın adı bulunan bir şeyi basacak yüreği yokmuş..."
(İthaki Yayınları 1. Baskı,39. sayfa)

1887 ne demek biliyor musunuz???
Komünist Manifesto 1848'de yayınlandı ya!!
39 yıl bu ülke Komünist Manifestoyu bilmemiş!!!
Ve her taraf Manifesto ile çalkalanırken.
Peki bu neden bu kadar önemli?

Söyleyelim: ... her ülkede... büyük sanayinin gelişmişlik ölçüsü de o ülkenin dilinde dağıtılan Manifesto nüshalarının sayısına göre oldukça kesin bir biçimde ölçülebilir.
(İthaki Yayınları 1. Baskı,63. sayfa)
#30501786

Hadi şimdi bizim ülkenin gelişmişliğini ölçün...

Bu kitabı kesinlikle HERKES OKUMALI!
Dediğim gibi çok akıcı ve sade bir dil ile çevrilmiş,gerçekten tebrik ederim Levent Kavas'ı.

Okuyacak olan herkese iyi okumalar dilerim :)
Toplumun çalışan üyeleri hiçbir şey elde edemezken, her şeyi elde edebilen üyeleri hiç çalışmamamaktadır.
Tüm çocukların kamu okullarında ve parasız eğitimi. Bugünkü biçimiyle, çocukların fabrikalarda çalıştırılmasına son verilmesi. Eğitim ile maddi üretim vb. arasında eşgüdüm sağlanması.
Karl Marx
Sayfa 29 - Yazılama Yayınevi 2. Baskı
İnsanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır.
Karl Marx
Sayfa 73 - Can Yayınları
Proleterlerin zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır.
bir sınıfı ezebilmek için ona en azından kölece varlığını sürdürebileceği koşulları sağlamak gerekir.
Karl Marx
Sayfa 94 - Ebup, Evrensel basın yayın
Bizim burjuvaların gözleri, kendi proleterlerinin karı ve kızlarının emirlerine amade bulunmasıyla doymaz; resmi fuhşu hiç anmasak bile, birbirlerinin karılarını baştan çıkarmaktan da pek keyif duyarlar.
Burjuva evlilik, gerçeklikte karıların ortaklaşalığıdır. Komünistler olsa olsa, ikiyüzlülükle örtbas edilen bir karı ortaklığı yerine, onun resmisini, açıkyüreklisini getirmek istiyorlar, diye kınanabilirdi. Oysa, kendiliğinden anlaşılır ki, şimdiki üretim ilişkilerinin ortadan kaldırılmasıyla, o ilişkilerden kaynaklanan karı ortaklaşalığı, yani resmi ve gayri resmi fuhuş da sahneden kaybolacaktır.
Karl Marx
Sayfa 26 - Yazılama Yayınevi 2. Baskı
Komünizmin ayırt edici özelliği, genel olarak mülkiyete son vermek değil, burjuva mülkiyetine son vermektir.
Karl Marx
Sayfa 66 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Komünist Manifesto
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750710056
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Das Kommunistische Manifest
Çeviri:
Celâl Üster, Nur Deriş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Karl Marx ve Friedrich Engels'in, Komünistler Birliği'nin programı olarak kaleme aldıkları Komünist Manifesto, 1848 Şubat'ında, tüm Avrupa'nın devrimci ayaklanmalarla çalkalandığı bir dönemde, Londra'nın gösterişsiz bir basımevinde basıldı. Bilimsel sosyalizmin kitlesel siyaset sahnesine çıkışının ilk ciddi işareti olan Manifesto, yayınlandığı günden bu yana en çok okunan ve en çok tartışılan toplumsal ve siyasal metinlerden biri olmakla kalmadı, daha sonraki sosyalist ve komünist partilerin programlarının temelini oluşturdu, dünyanın değişmesinde ve milyonlarca insanın yaşamında belirleyici bir rol oynadı. Modern çağda başka hiçbir siyasal hareket, döneminin toplumsal, ekonomik ve sınıfsal koşullarını kavrayışındaki derinlik, çözümleyişindeki gözüpeklik ve üslubunun gücü bakımından, Manifesto'yla kıyaslanabilecek bir metin ortaya çıkaramadı.

Bugün Marxçı hareketin temel belgesi ve devrimci bir klasik sayılan Komünist Manifesto'yu, Marx ve Engels'in daha sonraki basımlara yazdıkları önsözler eşliğinde, Celâl Üster ve Nur Deriş'in 1978'de yaptıkları çevirinin gözden geçirilmiş basımıyla ve Manifesto'nun Türkiye ve Türkçedeki serüvenine ışık tutan bir önsözle sunuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.440 okur

  • Cihat Erdoğan
  • Arif
  • Çağlar Hayat
  • Asya Su Şen
  • Doktor C.
  • Güralp Yıldırım
  • Enes Eroğlu
  • Coşkun Erdem
  • Zeynep aksağan
  • Yunus Şahin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%30.7
25-34 Yaş
%35.4
35-44 Yaş
%18
45-54 Yaş
%5.6
55-64 Yaş
%0.2
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%38.5
Erkek
%61.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.6 (131)
9
%22.3 (80)
8
%19.6 (70)
7
%12 (43)
6
%5.3 (19)
5
%2 (7)
4
%1.1 (4)
3
%0.6 (2)
2
%0.3 (1)
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları