Bütün sabit, donmuş ilişkiler, beraberlerinde getirdikleri eski ve saygıdeğer önyargılar ve görüşler ile birlikte tasfiye oluyorlar, bütün yeni oluşmuş olan her şey kemikleşmeden eskiyorlar. Katı olan her şey buharlaşıyor, kutsal olan her şey küçümseniyor ve insanlar, kendi gerçek yaşam koşullarına ve hemcinsiyle olan ilişkilerine sonunda soğukkanlı şekilde bakmak zorunda kalıyor.
ülke ötekilerle kaynıyor. herkesin işaret parmağı 'ötekileri' işaret etmek ve onlara isim takmaktan yara oldu.
--
Eric J. Hobsbawm
9 haziran 1917 - 1 ekim 2012
Beri tarafta, şarka doğru bitmez ormanlar ve sonsuz (step)ler memleketinde başka kardeşleri, yıldızların bile duyduğu bir çığlık kopardılar: komünizma!..
Yenicami merdivenlerinde asker terhislilerine leke sabunu satan işportacıların kolay belâgatiyle dünyayı, asırları, medeniyetleri, milletleri ve sınıfları markaladılar. Bütün derdi, fazladan bir demet soğan, bir şişe yağ ve iki saat istirahattan ibaret bir sınıfın ıstırabı, insandaki büyük ve mücerret idrâk ıstırabının yerini almak istedi. O günden beri kâinatı dört köşe gören bir madde telâkkisi, hâdiselerin ebedî düğümünü ariyan ruh kavrayışına; sefil bir yokluk mantığı, mantığın üstündeki varlık murakabesine; Eskimolara bile vâdeden insaniyetçi dolandırıcılık, millet aşkına; sokak afişçiliği, saf ve hâlis san'ata; âdî vuzuh, ulvî muğdile düşman kesildi. Sonunda onlar da, ezelî ve ebedî kıymetlerin çoğuna, merkezinden mahrum olarak, sinsi sinsi dümen kırmakta aradılar muvazeneyi...
1968 yılı, -allah‘ım, seni istiyoruz!-, toker yay.
Komünist devrim, insanı demokratik kolektif psikolojinin yaptığından çok daha fazla alçaltmıştır, çünkü sadece sosyal anlamda değil, ahlaki ve ruhsal açıdan da insanın özgürlüğünü yok etmiştir.