Giriş Yap

Karl Marx

Yazar
8.2
3.926 Kişi
Tam adı
Karl Heinrich Marx
Unvan
Alman Filozof, Politik Ekonomist ve Devrimci
Doğum
Trier, Almanya, 5 Mayıs 1818
Ölüm
Londra, İngiltere, 14 Mart 1883
Yaşamı
19. yüzyılda yaşamış filozof, politik ekonomist ve devrimci. Komünizmin kuramsal kurucusudur. Birçok politik ve sosyal konuda fikri olmakla beraber, en çok Komünist Manifesto'nun (1848) giriş cümlesinde özetlediği tarih analiziyle tanınır: "Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir." Marx, bütün sınıflı toplumlarda olduğu gibi kapitalizmin de kendini yok etmeye yol açacak içsel dinamikler barındırdığına inanırdı; onun düşüncesine göre, nasıl ki kapitalizm eskimiş feodalizmin yerini aldıysa, sınıfsız bir toplum olan komünizm de "devletin proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olmadığı" siyasal geçiş sürecinden sonra onun yerini alacaktır. Marx, sosyoekonomik değişimlere belirli bir tarihsel zorunluluk perspektifinden bakardı; ona göre kapitalizm, yapısal durumunun dinamiği ve çatışması sonucu yerini komünizme kesin olarak bırakacaktır: "Modern sanayinin gelişmesi, burjuvazinin ayaklarının altından bizzat ürünleri ona dayanarak ürettiği ve mülk edindiği temeli çeker alır. Şu halde, burjuvazinin ürettiği, her şeyden önce, kendi mezar kazıcılarıdır. Kendisinin devrilmesi ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır." (Komünist Manifesto) Marx, bu değişimin organize bir devrimci hareketle geleceğini düşünür; bu değişim, ancak uluslararası işçi sınıfının birleşik hareketiyle meydana gelecektir: "Bize göre komünizm, ne yaratılması gereken bir durum, ne de gerçeğin ona uydurulmak zorunda olacağı bir ülküdür. Biz, bugünkü duruma son verecek gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları, şu anda varolan öncüllerden doğarlar." (- Alman İdeolojisi) Marx yaşadığı dönemde dünya çapında ünlü bir isim sayılmasa da, ölümünden kısa bir süre sonra düşünceleri dünya işçi hareketine yön vermiştir. Marksist Bolşeviklerin Rusya'da Ekim Devrimi'ni gerçekleştirmesi bunun en büyük örneğidir. 20. yüzyılda dünyada Marksist düşünce hemen hemen bütün ülkelerde taraftar bulmuştur. Marksizm, akademik ve politik çevrelerde en çok tartışılmış konulardandır.

İncelemeler

Tümünü Gör
136 syf.
·
4 günde
·
8/10 puan
Proleter okumazsa Burjuvazi son bulur mu? Asla!
Bu işin öncüleri olan
Karl Marx
ve
Friedrich Engels
den bu kitabı okuyarak bir iki birşeyler kapayım olayın özüne ineyim istedim. Fakat Can yayınlarından okuduğum kitap beni baya yordu. Bu kitaba verdiğim 8 puan basıma değil aslında sadece
Komünist Manifesto
'ya. Yoksa tek başına basıma puanım 4-5 ancak olurdu. Kitabın başında Karl Marx ve Friedrich Engels' in kısa yaşam öyküleri yer alıyor. Bu kısma eyvallah tamam olması gerekir. Sonrasında sunu bölümü yer alıyor. Daha sonra ise çeviriyle ilgili açıklamalar diye bir bölüm var. Bunları okuyana kadar 38 sayfa geçiyor. Daha sonra asıl kitap başlıyor daha doğrusu belge. Komünist Manifesto 4 ana başlıktan oluşuyor bunlar; - Burjuvalar ve Proleterler - Proleterler ve Komünistler - Sosyalist ve Komünist Literatür - Komünistlerin Günümüzdeki Çeşitli Muhalefet Partileri Karşısındaki Tutumu. Kitabın aslında burada bitmesi gerekiyordu ama maalesef 89. Sayfa da bitmiyor ve tam tam 117. Sayfaya kadar devam ediyor. Ne var peki bu son kısımda tabiki yazarların diğer çeviri ve basımlara yazdığı önsözler bulunuyor. Belki bazıları için hoş olabilir ama benim için sadece bir kitabı gereksiz kalınlaştırma. Sırf bu bölümler yüzünden sıkılıp bu muhteşem eseri okumayan kişiler bile eminim ki vardır. Bu bölümleri araştırarak öğrenmek isteyenler için keşke fırsat tanınsaydı... Bundan sonraki incelemem sadece kitabın aslı için... Gerçekten anlaşılır ve çok yalın bir dille yazılmış. 19. yy 'dan günümüze kadar çoğu bölümü halen geçerliliğini kaybetmemiş. Anlayabilenler için gerçekten tek kelimeyle muhteşem bir eser. Bence korkularınızı yenip mutlaka göz atmalısınız. Bu tarz kitapların yasaklanmalarının en büyük nedeni aslında korkudur. Devletlerin halkının gerçeklerin farkına varması korkusu.
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
136 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Keşke tüm işçi sınıfındaki insanlar okusa da ne kadar büyük bir güce sahip olduklarını fark edebilseler... Manifestoda önce feodal sistemden burjuvazinin doğuşu, burjuvaziden de proleteryanın doğuşu aşama aşama anlatılıyor. Komünizm ve amacına değiniliyor. Daha sonra Komünist'lerin diğer partiler karşısındaki tutumu anlatılıyor. Komünizm'e yönelik eleştirilere cevap veriliyor. Bildiri yazısı olduğu için bunların hepsi kısa kısa anlatılmış. Manifesto kısmı aslında kısa bir bölüm yaklaşık 55 sayfa falan. Kitabın geriye kalanı Karl Marx ve Friedrich Engels'in kısa yaşam öyküsü, sunu ve en sonda çeşitli basımlara önsözden oluşuyor. Manifesto kısmında çok açıklayıcı bir dil kullanılmış ağır bir üslup yok. Kısa ve öz biçimde anlatılmak istenen çok güzel özetlenmiş. Önsöz kısmı sıkıcıydı ama onun dışında manifestonun kendisi çok iyiydi Herkesin önyargısını bir kenara bırakıp okuması gerektiğini düşünüyorum ve incelememi o efsane sonla bitiriyorum : "Proleterlerin zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır. BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ, BİRLEŞİN! "
·
1 yorumun tümünü gör
128 syf.
·
3 günde
·
8/10 puan
Komünist Manifesto!
Öncelikle herkese merhabalar. Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından hazırlanan ve komünizmin ilk bildirgesi olan bu kitabı elimden geldiğince incelemeye çalışacağım. Önce kitabı okumaya başlama hikayemden bahsetmek istiyorum. Komünizm ve destekçilerine(komünistler) ülkemizde benim çocukluğumdan beri gözlemlediğim kadarı ile genel anlamda iki şekilde yaklaşılıyor. Bu iki yaklaşım da birçok zaman büyük tartışmalara neden olmuyor değil. İnsanların bir kısmı komünizmi benimsemişken, bir kısmı ise ismini duyduklarında bile tövbe çekiyor. Ben küçük yaşlardan beri bu kutuplaşmanın içerisinde büyüdüm. Baba tarafım daha muhafazakarken, anne tarafım bunun tam zıttı. Yani benim anne ve baba tarafım aslında komünizme olan bakış açıları açısından, genel anlamda ülkemiz insanlarının komünizme olan iki birbirine zıt yaklaşımını temsil ediyor. Bu da benim gözlem yeteneğimi arttırıyor tabiki. Örneğin dayım gönül rahatlığı ve büyük bir açık yüreklilik ile "Ben komünistim!" diyebilirken, amcam komünistleri "gavur" olarak nitelendiriyor. Aslında iki tarafın da komünizm hakkında herhangi bir bilgiye sahip oldukları söylenemez. Ben de yıllardır "Komünizm ve komünist" kelimelerine ister istemez aşina olmuş bir insan olarak bu kavramlar hakkında detaylı bilgi edinmek istedim. Lisedeyden felsefe öğretmenimin kullandığı bir cümle kulaklarımda çınladı,"Marx komünizmin babasıdır" ve bu cümleden yola çıkarak burada bir ileti paylaşıp Karl Marx ve komünizm ile ilgili bilgi edinebileceğim kitap önerileri aldım. Aldığım önerilerin etkisi ile kitabı okumaya başladım. Yavaş yavaş incelememize geçebiliriz... Öncelikle kitabımız, kitabın yazarları olan Karl Marx ve Friedrich Engels'in kısa yaşam öykülerinin anlatıldığı bir 20 sayfa ile başlıyor. Marx ve Engels'i asıl konuya geçmeden önce az çok tanımış oluyoruz yani. Bu kısımda özellikle Engels'in yaşamı, büyük bir dava adamı oluşu ve davasındaki hassasiyeti benim ilgimi çekti. Babasının fabrikaları olan bir adam (yani babası burjuva iken, dolayısıyla da kendisi... )hayatını proletarya haklarını savunmaya adıyor. Başta babasının fabrikasında herhangi bir kademede görev almayı da red ediyor. Ömür boyu rahat bir hayat sürebilme imkanından yüz çeviriyor kısacası. Sonraları katıldığı bir devrimin başarısızlıkla sonuçlanması kendisinin ve dava arkadaşı olan Marx'ın maddi yönden belini büküyor. İkisi de bir süre parasızlıkla boğuşuyor. Bu sefer de davasının uğruna amiyene tabirle "tükürdüğünü yalıyor" ve fabrikada alt kademede görev almayı kabul ediyor. Daha sonra zamanla fabrikaya ortak olup Marx'a ve kendisine uzun yıllar yetecek kadar para kazanıyor. Bu parayı da davasında kullanıyor tabiki. Kısacası tam bir dava adamı oluşu hoşuma gitti. Devam ediyoruz... Kitabımız 20. sayfadan 49. sayfaya kadar kitabın doğuşundan ve çevirisinin hikayesinden bahsediyor. Asıl konu 49. sayfada başlıyor yani. Şimdi, biraz sonra sıkça kullanacağım iki kelimeyi anlamları ile beraber yazmak istiyorum ki okuduğunuzun ne anlama geldiğini anlamakta sıkıntı yaşamayasınız. Burjuva(Üretim araçlarının sahibi olan ve ücretli emekçi çalıştıran modern kapitalist sınıf.) Proletarya(Hiçbir üretim aracına sahip olmadıkları için ancak iş güçlerini satarak yaşayabilen modern ücretli emekçi sınıf) ~Bunlar kitaptaki tanımları bu arada~ "Kitabın konusu nedir?" diye soracak olursanız cevabım şu şekilde olacaktır;Burjuva ve proletaryanın, iş veren ve emekçinin savaşımı. Burjuva sınıfı sermaye ve üretim araçlarını elinde tutuyor. Proleter sınıf ise vücut gücünden başka bir şeye sahip değil. Aslında çalışan, emek sarf eden ve alın teri akıtan sınıf olan proletarya;makinelerin ve üretim araçlarının gelişmesi ile burjuva sınıfına daha kısa sürelerde daha fazla para kazandırırken kendisi hep karın tokluğuna, yaşayabilmesi için gereksinim duyduğu minimum ücretler karşılığında çalıştırılıyor. Marx, bu durum karşısında proleteryalara "Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!" önerisinde bulunuyor. Bu öneri gerçekleştiği taktirde ne kadar işe yarar görünse de ütopik bir fikir olmaktan da öteye gidemiyor tabiki. Marx ve Engels düzene boyun eğmiyor, karşı çıkıyorlar. Sanayileşmenin etkisi ile hep daha fazla ezilen işçi kardeşlerini savunuyorlar. Ama aslında komünizm, toplumdaki tüm üyelerin, (en ayrıcalıklı olanlar da dahil) yaşam koşullarını iyileştirmek istiyor. Yani Marx ve Engels'in proleter destekçisi olmasının nedeni burjuvaların yaşam koşullarının hep iyiye giderken, proleterlerin yaşam koşullarının hep kötüye gitmesidir. Komünizm sınıf ayrımı yapmaksızın ezilen kim ise onu destekliyor yani. "Emekçinin fabrikatör tarafından soyulması, ücretinin nakit olarak ödenmesi ile tamamlanır tamamlanmaz, burjuvazinin bir başka kesimi, ev sahibi, dükkan sahibi, tefeci vb. dört bir yandan onun üstüne saldırır." (Sayfa 58) Mesela bu görüntü bana tanıdık geliyor, size de tanıdık geliyordur muhtemelen. " Ücretli emekçinin emeğiyle kazandığı kıt kanaat geçinmesine, yaşamını güç bela sürdürmesine ancak yeter. " Ve bu da çok tanıdık! Eee Marx ve Engels bu vahim durumdaki insanların haklarını aramakla kötü mü ediyor? Bunun değerlendirmesini sizlere bırakıyorum. Ayrıca kitabımızda" Özel mülkiyet, aile kurumu, ücretli emek, sınıf savaşımı"gibi kavramlarla da sık sık karşılaşıyoruz. Komünistlerin, burjuva ve proleterlerin derinlemesine ele alındığı kitabımız, "Egemen sınıflar, bir komünist devriminin korkusuyla tir tir titreşir. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır" cümleleri ile gazlı bir şekilde bitiyor. Evet, kitabımız bahsettiklerimden ve daha fazlasından ibaret. Sen de benim gibi komünizm hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsan kesinlikle okumalısın. Önemli uyarımdır:Can Yayınları'ndan başka yayın tercih etme. Bu arada, sayfamızda takıldığım bir nokta oldu. Alıntı paylaşırken eserin yazarının adının yazdığı kısımda sadece Marx'ın adı yazıyor. Engels'in de kitapta payı büyük,bunun düzeltilmesi de şart. Fazla uzadı. Buraya kadar okuyan oldu ise çok teşekkür ediyorum. :)
·
12 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48