"Yalnızca bedenler ve diller vardır, bir de hakikatler. "Ne beden ne dil olan "hakikatler cisimsiz bedenler, anlamdan yoksun diller, jenerik sonsuzluklar, koşulsuz ilavelerdir. Tıpkı şairin vicdanı gibi, 'boşluk ile saf olay arasında' askıya alınır ve öyle kalırlar."
İnsan sesi aslen ve kaçınılmaz bir biçimde ilişkiseldir: Ses titreşir, yayılır, iletişim kurar, kışkırtır; bedeni terk eder, başka bedenlere girer; bir araya getirir, ayırır; ahenkleştirir, travmatize eder; bedeni harekete geçirir, zihni düşlemeye sevkeder, havayı dalgalandırır.
Yaşam nefestir, yalnızca ölüm sessiz ve dilsizdir. Diğer tüm yaşam formlarında hep bir ses, bir seda vardır. Ölümse nefesi sonsuza kadar kendi içine çeker ya da onu kendi dışına atar. Sesi boğar ölüm, ya da onu yutar.
Nefes sesin rüzgarıdır. Nefese tutunan ses hem bedene aittir hem değil, hem içeridedir hem dışarıda. Sesin ötesi vardır ve gücü de buradan gelir. Ses mıknatıslıdır.