Sevme Sanatı Sevmek Bir Sanat Mıdır? Öyleyse Eğer, Bilgi ve Çabaya Gereksinimi Vardır

8,3/10  (155 Oy) · 
512 okunma  · 
159 beğeni  · 
3.460 gösterim
Sevmek bir sanat mıdır? Öyleyse eğer, bilgi ve çabaya gereksinimi vardır. Yoksa sevgi, kaderin bir lütfuyla şanslı olanlarımızın "kapılmadığı" tatlı bir duygu mudur? Şüphesiz büyük çoğunluk ikinci önermeye inanmaktadır. Oysa bu kitap, birinci önerme temeline oturtulmuştur.

Hiç kimse sevginin önemsizliğine ilişkin bir düşünce taşımaz. Birçok kişi onun açlığını çeker, mutlu ve mutsuz aşk öyküleri anlatan bir dolu filmi izler, yüzlerce ucuz aşk öyküleri anlatan bir dolu film izler, yüzlerce ucuz aşk şarkıları dinler. Buna karşın, pek azı sevgiye ilişkin bir şeyler öğrenmenin gerekli olduğunu düşünür.

Bu özel tutum, kişiyi ya tek başına ya da toplu olarak, böyle düşünmeye yöneten birçok önyargıya dayanır. Bir çok kişi, sevgi sorununu ilkel bir biçimde ele almakta, kendi sevebilme gücünden, sevme ediniminden çok sevilme olarak görmektedir.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2012
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9786055248208
  • Çeviri:
    Ayşe Türkmen
  • Yayınevi:
    Altın Post Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
15 Mar 18:53 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Gerçekten sevdiğinizi sandığınız birisini acaba gerçekten seviyor musunuz? Bir kişiyi ya da bir nesneyi o olmadan yaşayamam, hayatın bir anlamı olmaz diye mi seviyorsunuz? Kendinizi tanımadan ve sevmeden başkasını sevmeye kalkıyor musunuz? Cevaplarınız tereddütlüyse sevme, sevme sanatı hakkında öğreneceğiniz çok şey var derdi Erich Fromm. Kitap sevme konusunda takınılan üç yanlış tutumun açıklamalarıyla başlıyor. İlki, çoğu kişinin sevmeyi; kendini ya da başkasını sevmekten çok, kendilerini sevdirme olarak görmesidir. Yani bunlar için sevmek yerine nasıl sevimli olabilecekleri önemlidir. İkinci yanlış tutum ise sevmenin kolay olduğu ancak sevilecek ‘nesneyi’ bulmanın zor olduğudur. Satın alma odaklı gelişen toplumlarda erkekler ya da kadınlar birbirlerini çekici yapan şeyin dönemin kafa ve vücut modası olduğunu düşünürler. Bu bağlamda sevme bir nesneye dönüşeceğinden gerçek anlamda bir sevmeden bahsedemeyiz. Üçüncü ve kitapta bahsedilen son yanlış tutum ise âşık olmanın sürekli sevme olarak görülmesidir. Birbirlerine başta âşık olan insanlar birbirlerini daha yakından tanıdıklarında aradaki bağlılık umut kırıklığına, düşmanlık ya da bıkmaya götürüyorsa burada da sevmeden bahsedemeyiz. Peki, bu yanlış tutumları düzeltmenin yolu ne olabilir? Erich Fromm atılacak ilk adımın sevmenin de tıpkı yaşam gibi sanat olduğunu kabul etmek ve bu sanatı öğrenme yolunda adımlar atmak olduğuna inanıyor. İnsanların istemeden doğduklarını, istemeden öleceklerini, yakınlarının onlardan önce ya da sonra öleceklerini düşünmeleri ve doğanın ve toplumun gücü karşısındaki çaresizliklerini bilmeleri hayatlarını bir hapishaneye çevirir. Bu hapishaneden çıkmanın yolu sevgidir. İnsanlar bu yüzden çeşitli yollarla sevgiyi bulmaya çalışmışlardır. Bunlar tapınma, lükse kapılma, her şeyden el etek çekme, Tanrı’ya yönelme, delice çalışma vs. şeylerdir. Sevgi kişiyi diğer insanlardan ayıran, duvarları yıkan, birleştiren etkin bir güçtür. Bu güç her türlü sevgide görülen temel öğelerde(ilgi, sorumluluk, saygı ve bilme) de kendini gösterir. Bu öğeleri kitapta geçen cümlelerle aktarmak istiyorum. “Sevgi sevdiğimiz şeyin yaşaması, gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir,” cümlesi ilgi öğesini açıklamak için yeterli olacaktır. “Gerçek anlamıyla sorumluluk, bütünüyle gönülden gelen bir davranıştır; açık olsun, gizli olsun, başka birisinin ihtiyaçlarına verdiğimiz yanıttır,” buradan sevgi açısından sorumluluğun, karşıdaki kişinin ruhsal ihtiyaçlarına cevap verme olduğu kanısına varmak yanlış olmaz diye düşünüyorum. “Korkmak ya da çekinmek değildir saygı; bir insanı olduğu gibi görebilmek, onun kendine özgü bireyselliğini fark edebilmektir,” anlaşılacağı üzere insan karşıdaki kişiyi ona saygı duyduğundan, onu o olarak gördüğü için sevmelidir. Bu üç öğenin tamamlayıcısı bilme yani tanımadır. İnsan başkasını ya da kendisini tanımadan ne sevgiye ne de sevginin öğelerine vakıf olabilir. Sevgi nesne değildir dedik ama sevginin kendine has nesneleri var –ben bunlara çeşit demeyi daha doğru buluyorum. Bunlar kardeş sevgisi, anne sevgisi, cinsel sevgi, Tanrı sevgisi ve kendini sevmedir. Sevme bir sanatsa bu sanatı icra etmek için gereken şeyler nelerdir? Herhangi bir sanatı icra etmek disiplin, üstüne düşmek, sabır ve ilgi gerektirir. Sevme sanatını gerçekleştirmek için ilk ve bana göre en önemlisi insanın narsisizmini yenmesidir. Narsist kişi sadece kendi ortamı içindeki şeyleri doğru saydığı ve yararlılık ilkesine bağlı kaldığı için sevme sanatıyla mutabık olamaz. Kendini bundan ne kadar kurtarabilirse o kadar sevgiye yaklaşır. Benim aldığım notlar burada sona eriyor. Detaylı bilgiler için kitabı okuyabilirsiniz. Sevme, sevgi ne kadar açıklanmaya kalkılsa da her zaman eksik bir açıklama olacak ve insan sevme ve sevgiyi hiçbir zaman anlamayacaktır. Son olarak sevme ve sevgiye tanım olabilecek kitapta geçen üç sözü sizinle paylaşıp iyi okumalar dilemek istiyorum:
“Sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir; bir tutumdur; kişinin sadece bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır.”

“Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir karar vermedir. Sevgi yalnız bir duygu olsaydı, birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi.”

“Sevgi bir inanma işidir; inancı az olanın sevgisi de azdır.”

Kitabı bitirdiğimde ilk söylediğim şey; ben bu kitabı evleneceğim adama okutucam illa olmuştu -ki okuttum da- :)) Sevgi tanımı yapılması zor bi duygu, etrafında gezinen ve ona benzeyen çok duygu var. Erich Fromm bu açıdan konuyu güzel değerlendirmiş, sevginin çeşitleri ve insanın sevme tarzını oluşturan etkenleri güzel incelemiş. İnsanı tutsak eden değil, özgürleştiren sevgiyi çok güzel ifade etmiş. Okuyun okutturun efendim :)

Mehmet Reşit 
 19 Kas 23:27 · Puan vermedi

Spoiler!

Erich Fromm, Sevme Sanatı adlı kitabıyla sevgiyi irdelemiş, sevgi edimini sanat olarak görmüş ve onun da Sanat'ta olduğu gibi emek harcanarak, aşama katedilerek ve belirli bir olgunluğa eriştikten sonra ulaşılabileceği görüşünü savunmuştur. Sevmenin sanıldığı gibi kolay bir "iş" olmadığını -burada dikkat çekilecek bir noktada sevginin duygu değil, bir eylem olduğu- Hem bireysel olarak, yani karşılıklı ilişkilerde kişinin bir nesne olarak görülmesi itibariyle tüm insani özelliklerinin önemsemeksizin, maddi durumuna, fiziksel yapısına ve kendi durumuna uygun birini arayıp bulduktan sonra onu istediği şekilde yönlendirebilmesi, yaptırımlarda bulunması sevginin yoksunluğunun işaretiyken, diğer taraftan çağdaş dünyada, kapitalist sistemde insanın metaya dönüştüğünü, kişiliğinin ürün gibi satılabildiği, ekonomik olarak insanların birer araç olarak kullandıkları görülüyor. Buna karşılık toplumsal hayatta sevgi yoksunluğunun insanı birbirine yabancılaraştırdığını da söylemek gerekiyor.

Bir diğer konu da Sevgi ile Aşk arasındaki fark?
Aslında bu ikisini kıyaslayarak arasındaki farkları bulmaya çalışmamız yanlış olur.Ancak bir şey söylemek gerekirse, aşkta yaşanılan ani yakınlaşmanın altında yatanın cinsel çekicilik olduğu, anlık ve geçici bir duygu durumuyken, sevginin zamanla oluşabilmesi ve etkilerinin kalıcı olması bakımından onları birbirinden ayırır.
Ayrıca cinsel sevginin aldatıcı yönünü de katarsak, Fromm'un da dediği gibi "Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır." Yani taraflar bu sevgi ile bir bütün olamaz. Aksine birbirinden uzaklaşır ve yabancılaşırlar.

Herhangi bir işte veya sanatta olduğu gibi sevgide başarılı olmak için bazı şartlar gereklidir:
Disiplinli olmak, ona yoğunlaşıp tüm dikkatini vererek ve sabırla sürdürerek sağlanabilir. Ayrıca sevginin önünde bazı engeller vardır. Korku,nefret gibi. Bunları ortadan kaldırdıktan ve İnançla cesaretle onu istedikten sonra elde edilebileceği gösteriliyor.

Ele aldığı bir konu da, Kardeşlik Sevgisi,
En temel, en geniş kapsamlı sevgi çeşididir diyebiliriz buna. Yani bir anlamda bütün insanlığı sevmektir aslında. Birbirleri arasında yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olur insanlar. Kişinin hiçbir özelliğine bakmaksızın "özünde insan olduğu için sevmektir." Bir bakıma kardeşlik sevgisi, insanlar arasında eşitliği esas alır. Fromm bu konuda: "Çaresiz birini sevmek, yoksul ve yabancı birini sevmek kardeşlik sevgisinin ilk adımıdır." ifadesini kullanıyor.

Anne Sevgisi
Öyle görünüyor ki anne sevgisi tüm sevgi çeşitleri arasında en saf ve en temiz olanıdır. Çünkü anne sevgisi koşulsuzdur. Hiçbir karşılık beklemez. Çocuğunu sevmesi için sadece bu yeterlidir. Onun bakımını korunmasını sağlamaya çalışır ve gelecekte mutlu bir yaşam sürmesi için çabalar. Duygusal bağın en derin olduğu sevgi türüdür.

Kendini Sevme'de insan Narsist ya da bencil olursa sevme yetisinden gerçek anlamda yoksundur. Buna karşılık sevgi insanın kendisini sevmesi ile başlar. Yani benim diğer insanları sevebilmem için öncelikle kendini sevmem gerekir. Aynı öze sahip olan insanların bir bütün olabilmesi bireyin kendisinden geçiyor. Tanrı sevgisinde de bu böyledir.

Son olarak Sevgi'nin tanımını, nasıl olabileceğini şu sözlerle çok iyi bir şekilde açıklıyor Fromm:
"Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıklarının özünden bağlanır, her biri kendisini varlığının özünden tanırsa gerçekleşir. İnsan gerçeği de, canlılığı da sevgisinin temeli de, işte bu "özden tanıma" deneyimidir. Böyle oluşan sevgi sürekli meydan okumadır. Bir köşede dinlenme değil, çabalama, hareket etme, beraber çalışmadır. Öyle ki uyum ya da çatışma, neşe ya da üzüntü bile ikincil kalır. Önemli olan iki insanın birbirlerini varlıklarının temelinden yaşaması, kendi kendilerinden kaçmak yerine birbirleriyle bütünleşirken, kendi kendileriyle bütünleşmeleridir. Sevginin varlığının bir tek kanıtı vardır; bağlılığın derinliği, seven kişilerin her birinin, ilgisindeki canlılık ve güçlülük. İşte bunlardır sevginin sunduğu meyva..."

Matilde 
24 May 00:17 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Bu kitap benim elimde eskidi. Herkese verdim (hatta kaybolsun elden ele dolaşsin istedim) fakat hep geri döndü, çünkü okuyan herkes bu kadar çizilmiş, karalanmış, notlar alınmış bir kitabi geri vermemezlik edemedi. Aklınızı, empati yeteneğinizi, iç görünüzü, benliğinizi ve kaleminizi alın oturup okuyun. Bittiğinde tatmin duygusu hissediyor olacaksınız ve sevgi alanlarınızda farklı açılar geliştireceksiniz.
Girişte Paracelusun dizeleri kullanılmış. Der ki: "Bütün meyvelerin çileklerle aynı zamanda olgunlaştığını zanneden biri, üzümleri hiç tanımıyor demektir".

Hatice Gümüş 
02 Tem 17:06 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Günümüzde içi boşaltılan sevgi kavramı üzerine çok derinlemesine bir inceleme yapılmış. Sevginin bir sanat olduğu ve emek, bilgi, saygı, hoşgörüyle birlikte öğrenilen bir duygu olduğunu belirtmiş, nasıl ki bir kuyumcu işini öğrenmek için emek harcıyor ve işini öğreniyorsa sevgi de öyle bir duygudur. Sevginin bir başka yönü ise sevgi öncelikle vermektir, almak değil. Rahat bir kafayla ve anlayarak okunduğunda yararlı olacaktır. Lakin bu sanatın istediğiniz kadar ustası olun, karşınızda bu sanatı icra edebileceğiniz bir hammadde (sevgili) bulabileceğinizi sanmıyorum. Kitabın en güzel mesajı narsistliği bırakın mesajı. Severken kendinizi değil karşınızdakini düşünün.

Dudu 
19 Nis 23:39 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · Puan vermedi

Erich Fromm bu kitabı yayımladığında "sevme becerisi" ni yayımlamaya değer konular olarak öne çıkaran ilk bilim adamı. Hakkını da verdiğini düşünüyorum çünkü sevmeyi bir sanat olarak görüp bunun için emek harcanması gerektiğini söylüyor. Sevmek, her şeyi sevmek... Önce kendinden başlayarak tabi. Sevmenin birçok çeşiti var ve bunlardan da hakkını vererek bahsetmiş yazar. Anlattığı şeyler de kendi hayatıyla bağdaşıyor ve tavsiye edebileceğim kitaplar arasında. İyi okumalar...

FfeyzaA 
20 Mar 22:33 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Erich Fromm sevgiyi bu güne kadar en iyi tahlil etmiş düşünürlerden biri olsa gerek. Onun sevgi üzerine tahlilleri yıllardır söylenenlerden daha mantıklı. Eğer Erich Fromm'un Sevgi Sanatı kitabını okumadıysanız hemen okuyun derim.
"Sevgi olmadan insanlık bir gün için bile varolamaz." Erich Fromm

Efnan Başkaya 
13 Kas 11:33 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitabı okuduğunuzda hislerinizde, hislerinizi yaşayışınızda ve düşünce yapınızda olumlu anlamda büyük değişiklikler oluyor. Bence her insanın okuyup insan ilişkilerinin hepsine yaklaşımını bu kitaba göre değiştirmesi en azından bir öz değerlendirmeye gitmesi gerek.

Hepimiz hiç kuşkusuz sevgisiz dünyadan, sevgisiz insanlardan, sevgi görmemekten, sevdiği kadar sevilmemekten şikayetçiyiz.
Sevgi, sevgi, sevgi...Ya sevginin gerçek tanımını bilmiyoruz ya da bunu doğru bir şekilde gösteremiyoruz.Bence baska türlü bir kanıya varmak ancak kendini kandırmak olur.

Erich Fromm sevgiyi zerresine kadar ayırıp açık bir şekilde bizlere aktarmış bu kitabında. (Böylesine soyutun soyutu bir kavramı maddeler şeklinde anlatmakla ustalığını adeta sergiliyor )Erich Fromm'un değindiği sevgi türlerinden bir kaçını paylaşmak istiyorum.

*Kardeş Sevgisi
  Bu sevgiyi Erich Froom eşitlikten doğan bir sevgi olarak tanımlıyor.Yani tüm insanlar hiç bir ayrıma maruz kalmadan sevmeyi ve sevilmeyi hakediyor.Bir misafir olarak geldiğimiz bu dünyada( annemizi kaybetmemizle birlikte) birer yabanciya dönüşürüz.Boylesi bir durumda bir yabancının başka bir yabancıyı kendi yabanciligini yadsiyarak ötekileştirmesi ne kadar mantıklı olabilir? Bence hiç:)
*Anne sevgisi
Alabildiğine eşitsiz, sevginin tek tarafa yoğunlaştırılmış türüdür.Belki de onu bu kadar kutsal yapan özelliği budur.Erich Froom:"Biri tüm yardımları gereksinir, diğeri ise verir.Aslinda bakıldığında en zor sevgidir."

Okuyan herkesin muhakkak bir fayda sağlayacağı bir kitap.Ben kitabı çok sevdim:)

Guler Ismayilzade 
08 Eyl 14:20 · Kitabı okudu · 7 günde

“Bu kitapı okuyarak sevme sanatına ilişkin hazır bilgiler edinmek isteyenler düş kırıklığına uğrayacaklardır. Tam tersine bu kitap, belli bir olgunluk düzeyine erişmeden kişinin sevgiye ulaşamayacağını göstermeyi amaçlamaktadır.” (E.Fromm)
“Sevmenin sanatı mı olur?” diyenleri aydınlatacak bir kitap... Sevmek belki, çok kolay görünür, ancak kişi kendi kişiliğini geliştirmedikce sevme yeteneğine erişmekte başarısız olacaktır.
Sevgi sanat mıdır? Sanatsa eğer, bilgi ve çaba gerektirir. Yok, değilse, o zaman kaderin bir lütfuyla şanslı olanlarımızın “kapıldığı” tatlı bir duygudur. ?
Çoğunluk ikinci önermeye inanır. Ancak bu kitap birinci önermeni desteklemktedir.
Çoğu kişi, sevme sorununu kendi sevebilme gücünden, sevme ediminden çok sevebilme olarak görmektedir. Sorun sevmek değil, nasıl sevimli olabilecekleridir. Erkeklerin kullandığı yollardan biri, güçlü olmak, toplumsal konumların elverdiği oranda güçlü ve paralı olmaktır. Kadınların başvurduğu bir yol ise, endamına, giyimine özen göstererek çekici olmaktır. Hem uygarlımızda birçok kişi için sevimli olmanın anlamı cinsel cazibeye sahip olmakla popüler olmanın dışında bir anlam taşımamaktadır. Bu sevgi konusundaki öğrenilecek birşeyin bulunmadığına ilişkin ilk düşüncedir. İkincisi ise, Sevgi sorununun bir yetenek sorunu değil, nesne sorunu olduğunu sanmaktan kaynaklanmaktadır.
Sevmek bir sanat mıdır? diye soranların sevgi sorununa bir yetenek sorunu olarak bakmamaları da normaldir diye düşünüyorum.
Nesnenin önemini artıran birçok nedenler vardır. Tüm uygarlığımız, karşılıklı kar sağlayan bir alış-veriş düşüncesi, satınalma açlığı üzerinde yükseliyor. “Çekicilik” kiişilik pazarında genellikle aranan ve peşinde koşulan bir süslü nitelikler paketi anlamına gelir.
Sevgi konusunda öğrenilecek bir şeyin bulunmadığına ilişkin üçüncü hata: baştaki sevdalanma ediniminin sürekli aşık olma ya da daha doğru bir deyişle aşk içre olma durumuyla karıştırılmasından kaynaklanmaktadır. Tıpkı şimdi bizler gibi birbirine yabancı olan iki insan, aralarındaki duvarı birden yıkar,kendilerini, birbirlerine çok yakın, duyar, tek bir kişi gibi hissederlerse, o an, yasanım en heyecanlı en başdondürücü anıdır. İki insan birbirlerini daha iyi tanıdıkça yakınlaşmalarındaki o mucizevi nitelik de yavaş yavaş yiter.
Sevgiden vazgeçmek olanaksız olduğuna göre sevgi konusundaki başarısızlıkların üstesinden gelebilmenin de yolları vardır. Bunun için Sevginin de yaşamak gibi sanat olduğunu unutmamak gerek. Bunun için 3 adım geriklidir.
Ilki, kuramda ustalaşmak. İkinci, praktikte ustalaşmak. Üçüncü, o sanatta ustalaşmayı en önemli işi olarak kabul etmesi, dünyada ondan daha önemli biç bir şeyin bulunmamasıdır.
Peki “Vermek nedir?”
Vermek, taşınılan gücün en üst dikeyde anlatımıdır.
Özellikle sevgiyi ele alırsak, anlamı; sevgi, sevgi üreten bir güçtür. Güçsüzlük, sevgi üretememektir.
Verme unsurunun dışında, sevmenin etken özü sevginin her türü için geçerli olan belli temel unsurlarla da ortaya çıkar, Bunlar; ilgi, sorumluluk, saygı ve bilgidir
İlgi; Bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek “sevgîsi”ne inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ne yasaması için gösterdiğimiz etken ilgidir.
Sorumluluk; Başka insanların, ister belirgin, ister gizli olsun gereksinimlerine verdiiğimiz yanıttır.
Saygı; Diğer kişinin olduğu gibi büyüyüp gelişmesine duyulan ilgi anlamına gelir.
Bilgi; İlgi ve saygı eğer bilgi tarafından yönlendirilmezlerse kör kalırlar.
Ana-Baba, Kardeşlik, Tanrı, cinsellik sevgisi, kendini sevme hakkında bilgiler edinmemize yardımcı olan, “Kişinin kendisini sevmesi, bencillikle aynı olgu mudur, yoksa birbirlerinin zıddı mıdırlar?” gibi soruların cevaplarını bulacağımız bir kitap...
Şimdiden iyi okumalar,,

5 /

Kitaptan 411 Alıntı

Bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek 'sevgisi'ne inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz 'etken ilgi'dir.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 30)Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 30)

Hayatımıza giren herkes değerlidir ; ama herkes özel değildir. Saygı hepsine , sevgi layık olana verilir.
İnsan seviyorsa iki şeyi asla yapmaz.
Aldatmaz ve Ağlatmaz !
Çünkü aldatmak insan onuruna , ağlatmak ise insan yüreğine yapılmış en çirkin saldırıdır.

Sevme Sanatı, Erich FrommSevme Sanatı, Erich Fromm
Murat Sezgin 
14 Mar 12:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Anne içinden çıktığımız yuvadır, doğadır, topraktır, okyanustur.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 49 - DE Yayınevi(1979 basım))Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 49 - DE Yayınevi(1979 basım))
Murat Sezgin 
14 Mar 12:12 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Baba çocuğun öğretmenidir, ona dünyaya açılan yolu gösteren kimsedir.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 49 - DE Yayınevi(1979 basım))Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 49 - DE Yayınevi(1979 basım))
Murat Sezgin 
13 Mar 19:26 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Sevgi vermektir, almak değil.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 29 - DE Yayınevi(1979 basım))Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 29 - DE Yayınevi(1979 basım))
Murat Sezgin 
14 Mar 21:12 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Sevmek kendini hiçbir garanti olmadan adamak, sevgimizin sevdiğimizde sevgi uyandırmasını umarak kendimizi, bütünüyle vermek demektir.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 133 - DE Yayınevi(1979 basım))Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 133 - DE Yayınevi(1979 basım))
mukavvadan adam 
07 Oca 16:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 5/10 puan

birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir. bir karardır bir yargıdır., bir söz vermedir.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 58 - payel)Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 58 - payel)

Saygı, korkmak ve çekinmek değildir. Sözcüğün kökenine göre, bir insanı olduğu gibi görebilme yetisini, onu özgün bireyselliği içinde fark edebilmeyi belirtmektedir. Saygı, diğer kişinin, dilediğince büyüyüp gelişmesine duyulan ilgi anlamına gelir.

Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 32)Sevme Sanatı, Erich Fromm (Sayfa 32)

Bir insan başka birine ne verir?
Kendisinden verir; sahip olduğu en değerli şeyden, “yaşamından” verir.
Bu, o kişinin yaşamını diğer insan için feda ettiği anlamına gelmez aksine kendi içinde yaşattıklarından veriyordur;
Sevinçlerinden, ilgi duyduğu şeylerden, anlayışından, bilgisinden, mizahından, üzüntüsünden- içinde canlı olan her şeyden.
Ve bazen bir şeyler vermek için bir bakış bile yetebilir.

Sevme Sanatı, Erich FrommSevme Sanatı, Erich Fromm

Kitapla ilgili 1 Haber

Erich Fromm ve bir üretme hali olarak “kendini sevmek”
Erich Fromm ve bir üretme hali olarak “kendini sevmek” Erich Fromm, Sevme Sanatı‘nda sevginin çeşitli nesnelere yönelmesinin oldukça normal görülmesine hatta buna bir erdem atfedilmesine karşın, insanın kendi sevgisinin nesnesi yine kendisi olduğunda bunun bencillikle eş tutulmasını eleştirir. Bu görüşün Batı düşüncesinin çok gerilerine kadar uzandığını savunur.