Tüfek, Mikrop ve Çelik (İnsan Topluluklarının Yazgıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
67,3bin
Gösterim
Adı:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Alt başlık:
İnsan Topluluklarının Yazgıları
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
662
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754032710
Orijinal adı:
Guns, Germs And Steel - The Fates Of Human Societies
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tübitak Yayınları
Baskılar:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Tüfek Mikrop ve Çelik (Ciltli)
"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.
(Arka Kapak)
610 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Biliyorsunuz ki Tüfek, Mikrop ve Çelik'in National Geographic tarafından çekilmiş bir belgeseli var. Bana şunu söyleyenler oldu: "Kitabını okumakla uğraşacağına, belgeselini izlesene!" Ama biz okurların iyi bildiği bir şey varsa o da kitapların her zaman çok daha derin olduğudur. Tıpkı filmlere uyguladığım katı kuralımı belgesele de uyguladım ve önce kitabını okudum. Kimseyi dinlemeyip kitabı okumakla uğraştığım (!) için çok mutlu ve huzurluyum.

Huzurluyum çünkü Tüfek, Mikrop ve Çelik, bir kitaptan çok daha fazlası. Jared Diamond'un 30 yıllık bir zaman dilimini kapsayan (ortalama insan ömrünün yarısı demek bu ve benim toplam yaşımdan fazla) derin araştırmalarının sonucunda ortaya çıkan olağanüstü bir eser. 'Zamanda veya tarihte yolculuk yapmak mümkün mü?' sorusuna verilebilecek olumlu bir yanıt niteliğinde: 'Evet bu kitapla mümkün.' Başlangıçtan günümüze uzanan derin bir yolculuk.

Kitabın yazılmasına öncülük eden Yeni Gineli bir yerli olan Yali'nin sorusu basitti: "Beyaz adamın bu kadar çok kargosu varken, siyah adamın neden bu kadar az?" Ancak bu basit sorunun yanıtı o kadar da basit değil. Yanıt verebilmek için Jared Diamond'un ömrünün yarısını vereceği bir soruydu bu. Ve ben şimdi anlıyorum Yali: dünya üzerindeki dengesiz dağılımı, neden birinin diğerinden üstün olduğunu, yeni dünyanın nasıl şekillendiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Üzgünüm. Üzgünüm çünkü bu beyaz adamın yaradılış üstünlüğü değil, bu siyah adamın şanssızlığı yalnızca.
664 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Uğradığım ikinci el kitapçıda biraz zorla aldım bu kitabı. Daha doğrusu bey amca bana biraz zorla verdi kitabı.
Ben kafamda ki kitaplarla içeri girdiğimde: -Amca bu kitabı istiyorum.
-Gerek yok boş kitap.

-Şu kitap var mı amca?
-Okunmaz bu yazar evladım.

-O kitaptan elinde var mı?
-Zaman kaybı...

Velhasıl elime kalınca bir kitap tutuşturdu. Bunu oku dedi bana. Evirdim çevirdim baktım. Gözüm kesmedi koydum kenara. Başka kitap arıyor gözlerim. Yine aynı kitabı koydu önüme. Tekrar aldım inceledim ve yerine koydum. Bey amca inatla kitabı almamı diretince aklımdaki bütün kitapları silip aldım kitabı.

Burdan ikinci el kitapçı amcaya çok teşekkür ediyorum böyle güzel eseri ellerime zorla tutuşturduğu için.

Kitap hakkında ilk diyeceğim: Bu kadar detaylı, kapsamlı bir kitapla daha önce karşılaşmadım.(Bu büyük ihtimal benim cahilliğim) İlk çağdan bu zamana bir sürü altın değerinde bilgi barındırıyor. Sömürgecilikten kaynaklı bir sorudan başlıyor kitap. Bir soru var ki yazarımızın kafasını çok yormuş ve 600 sayfalık roket sunmuş bize. Sömürülenlerin neden sömürüldüğü, neden sömürenler değilde sömürülenler sömürüldü? Sömürülenlerin sömürenden ne eksikleri vardı? Sömürülenler, sömürenleri sömüremedi de mi sömürüldüler? Ya da sömürenler böyle pasta yapmayı nerden öğrenmişti? Tabi şaka bir yana kitap sadece sömürgecilik üzerinde durmuyor. Sadece kitabın omurgasını oluştuyor. Kıtaların coğrafi avantaj-dezavantajlarından, ilk alfabelerden tutun tarım devriminin önemine kadar değiniyor. Salgın hastalıklarda bir o kadar ilgi çekici. Ve tabi teknolojinin, hızlı gelişmenin başlangıcı da. Sonuç olarak. Kitabın içinde kocaman sorular var ve bunların kocaman cevapları var. Kesinlikle süper ötesi.

Sonuç olarak: Dünya, devletler, insanlık, sömürgecilik, hastalık, tarım, avcılık, hayvan evrimi, hayvan nesli, teknoloji; ilk başlangıcından günümüze kadar nasıl seyir ediyor ve günümüzde bu sonuca varmasının nedenleri nelerdir? Diye merak edenler buyursun okusunlar.

Gerçeklerin anlatıldığı muhteşem bir kitap. İkinci el kitapçı amcayla bir anlaşma yapıp herkesin eline zorla tutuşturmamız gerekiyor.

Saygılarımla...
664 syf.
·16 günde·Beğendi·8/10 puan
İlk insanların mücadelesi ve kıtalara yayılışı; tarımın nasıl bulunup geliştiğini ve bu keşfin sebep olduğu zincirleme etkisi; bitki ve hayvan evcilleştirilmesinin tarihteki yeri ve sebepleri; Amerika kıtasının keşfi ve Avrupalıların Amerikan yerlileriyle olan mücadelesi; mikropların sebep olduğu salgın dolayısıyla bağışıklık kazanmamış izole insanların yok olması... Ve daha bir çok mesele.
Ve her defasında sorulan soru:
"Neden böyle oldu da tam tersi olmadı?"
Bu sorunun cevapları bir bir veriliyor.

Çok dolu bir kitap okudum. Siz de bir okuyun derim.
İyi okumalar. :)
609 syf.
·155 günde·Beğendi·10/10 puan
Kesinlikle herkesin okuması ve kütüphanesinde bulundurması gereken bir eser. İnsanlık tarihine bakış açısınızı değiştiriyor. Okurken sürekli araştırma yapmak, bilgi edinmek gerekiyor.
664 syf.
·10/10 puan
Merhabalar şimdiye kadar okuduğum en iyi tarih kitaplarında biri olan Tüfek Mikrop ve Çelik insanlık tarihini merak ediyorsanız ve iyi bir eser okumak istiyorsanız ilk düşünmeniz gereken kitaplardan Tüfek Mikrop ve Çelik.Konu olarak ise insanlık tarihi,savaşlar,ülkeler,icatlar,tarih değiştiren olaylar ve insanlık tarihinin nasıl değişip şekillendiğini ? Neden bazı toplumlar zenginken diğerleri fakir kaldı ? At nasıl evcilleştirildi ? Yazının icadı,tarımın başlaması ve dinlerin ortaya çıkması gibi konulara yer verilmiştir.Kitap üslup olarak akıcı ve sadedir.Tarih bilimiyle bilgisi olmayanlar İçin bir öneride bulunmak isterim kitabı okurken terim anlamları atlamadan anlayarak ve araştırarak sindire sindire okuyunuz çünkü öğretici bir eserdir.Sapıens’i okuyup beğenen okurların bu eseri de beğeneceğini düşünüyorum.Tarih,coğrafya,arkeoloji,jeoloji,antropoloji ve biyoloji gibi bilim dallarından faydalanan bu eser geçmişi ve geleceği gösteren muhteşem bir eser.
Keyifli Okumalar Dilerim
610 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sistem kısa yorum yapmama izin vermiyor o yüzden biraz kahve edebiyatı yapayım :) ilk çıktığında maddi olarak sıkıntı çekiyordum ve belki 6 belkide sekiz kitapçı gezdim ve her uğradığım kitapçıda üç , beş satır okuyarak tam 40 sayfa okudum sonra üye olduğum kütüphaneden ricada bulunup 1 lira katkısağlayarak üyelerle para biriktirip kitabı kütüphaneye kazandırıp ilk ben okudum 40.sayfasından başlayarak kitap hakkında yorumum sadece OKUYUN...
610 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Son zamanlarda okuduğum en zihin açıcı kitaplardan. Sindirmesi büyük konsantrasyon gerektiriyor ancak kitap bittiğinde harcadığınız zamana değdiğini anlıyorsunuz. Kitapta katılmadığım tek yer, hayvanların evcilleştirilmesini Tolstoy’un evlilik hakkındaki “Anna Karenina prensibi” ile karşılaştırması. İnsanlar ve evcil hayvanlar arasındaki ilişkiyi evlilik müessesi ile karşılaştırması sanırım batı kültüründe evcil hayvanların konumu ile ilgili. Bunun dışında, yazarın bilim, antropoloji ve 13 bin yıllık insanlık tarihini kavrayışını olağanüstü aydınlatıcı buldum. Şu Korona günlerinde insanlık tarihinin dünü ve bugününü anlamak için okunması gereken kitaplardan 'Tüfek, Mikrop ve Çelik' in yeni versiyonuna ek köşe taşı sizce ne olmalı? İnternet, Yapay Zeka ??? 
664 syf.
·10 günde·10/10 puan
Coğrafya kaderdir cümlesini çok sık gördüm burda ve hep tembellik veya bir tür insanların bahanesiymiş gibi gelirdi bana. Bu kitapta ise coğrafyanın kader olduğunu bilimsel bilgilerle kanıtlanmasına şahit oldum. Sırf yaşadığı Kıta veya ülke Kuzey-Güney ekseni üzerinde yönelimli olduğu için veya yaşadığı yerdeki coğrafya engebeler içerdiği için, iklimi müsait olmadığı için ya da orada sınırlı bitki ve hayvan yaşamlarına ev sahipliği yaptığı için insanların avcı-toplayıcıdan tarım devrimine geçiş yapamayıp, daha iyi coğrafyalarda yaşayan insanların gelişip onları sömürgeleştirmek için adımlarda bulunduklarından habersiz yaşamalarına da tanık oldum. Ama görüşümü tamamen terk etmiş durumda değilim, Coğrafyanın kader olmasını insanlık tarihinin başlangıcından 2021den belki 50-60 yıl öncesi dönem boyunca doğru olduğunu kabul edebilirim ancak günümüzde özellikle asla geçerli bahane olamayacağını da kitabın sonlarından öğrendim.Hollanda, Güney Kore çok güzel iki örnek oluşturmuş. Kitap, avcı-toplayıcıdan tarıma geçiş yapan toplumlarda yüksek ihtimalle oluşan katmanlı örgütlenme ve karmaşık ekonomik politikalara da değiniyor sonuç olarak da ne kadar olumsuzluklar olsa da halkın ve devlet kurumlarının kabulleri ve tavırları sizin kaderinizi bu dönemlerden itibaren belirlemede artık coğrafya kadar önem arz ettiğini belirtmekte.
664 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Son dönemlerin sıkça konuşulan kitaplarından biri Tüfek, Mikrop ve Çelik. Peki nedir bu kitap ? İnsanlık tarihinin 13.000 yıllık tarihi. Yazarın Yeni Gine'de kendisine sorulan basit bir soru üzerine yaptığı otuz yıllık araştırmaların ürünü. Kitapta bizi neler bekliyor?? Çokça bilgi, bolca örnek, yazarın sorguladığı birçok soru ve cevapları aynı zamanda zihnimizde oluşan deli sorular ile internet araştırmaları :)

### Kitabın asıl konusu şu: Günümüz Dünyasında belirleyici rol oynayan süper güç halkları bu noktaya getiren şey nedir ? Neden Avrasya Kıtası keşfedilip sömürge haline getirilmedi de Amerika ve Avusturalya Kıtaları keşfedildi, sömürgeleştirildi, köleleştirildi, yerli halkları kıyıma uğratıldı ?? Bu kıtaların geri kalmasının sebepleri neydi ? Ten renkleri daha koyu olduğu için mi yoksa daha mı az zekiydiler?? Bu soruların cevaplarını bulmak için yazar bizi 13.000 yıl öncesine götürüyor. Son Buzul Çağı sonrası Dünya ısınmaya insanlar için yaşanabilir hâle gelmeye başlamıştır ve birçok bölgede insan grupları avcılık toplayıcılık ile yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Tabi Avrasya kıtası daha şanslı bir coğrafyadadır zira bitki ve evcilleştirilebilir hayvan popülasyonu daha fazladır. Bitkilerin yaban ataları yüzyıllar içinde evrimleşirler ve evcilleşip yenilebilir hâle gelirler. Bitkileri yetiştirme ürün elde etme isteği hayvanların evcilleştirilmesini beraberinde getirir ve hayvanlarla etkileşim insanoğlunu mikroplarla tanıştırır. Kitapta Bitki evrimi, hayvan evrimi, mikrop evrimi bol örneklerle bölümler halinde ve sırasıyla neden-sonuç bağlantısı kurularak anlatılmış. İnsanoğlu mikroplarla olan mücadele sonrası tarlaları sürmek için çeliği işler ve sonrasında adım adım medeniyet kurulur yükselir Tüfek gelir tarih sahnesine. Bunun akabinde teknoloji boy gösterir ve keşifler başlar . Avrasya Kıtası halkları Amerika kıtasını keşfedince kendilerinden çok daha geri kalmış bir halk bulurlar buna karşın kendilerinde 3 önemli şeyde vardır : Tüfek, Mikrop ve Çelik... Peki Avrasya kıtasında işler gayet yolunda ilerledi de diğer kıta halkları neden aynı gelişimi sergileyemedi ? Yazar bu sorunun cevabını ve sebeplerini gayet tatmin edici şekilde bol örneklerle sunmuş bize...

### Bu kitabı okumak kolay mıydı zor muydu ? sorusu gelebilir merak edenlerin aklına şöyle söyleyeyim; normal okuma hızınız yarıya kadar düşebilir zira her satır bilgi dolu . Aynı zamanda aklınıza başka sorular gelebilir araştırma yoluna gidersiniz yani yazarın gayet rahat bir dili ve yalın anlatımı olsa da zihin yoran bir okuma bekliyor sizleri. Ama bu konulara ilginiz varsa tabi ki bu problem değil güzelce okur ve araştırırsınız .

### Kitapta en çok ilgimi çeken ve keyifle okuduğum kısım neydi ? Mikrop evriminin anlatıldığı bölüm benim için çok ilgi çekiciydi ve keyif alarak okudum. Aynı şekilde kitabın ilk baskılarında olmayan sonraki baskılarda eklenen Japonlar Kimdir? bölümü yine çok keyifliydi . Tabi kitabın kapak resmindeki sahnenin anlatıldığı bölüm yine beğendiğim bölümlerden biriydi. Okumayı tamamladıktan sonra dönüp okuma sürecime baktığımda altı bolca çizilmiş sayfalar ve araya sıkıştırılmış notlar var elimde.

" Koşullar değişir, geçmişteki üstünlük gelecekteki üstünlüğün güvencesi değildir." Yazarın bu güzel mesajıyla değerlendirmemi tamamlıyorum . Umarım bu kitap daha çok kişi tarafından okunur, sorgulanır ve tartışılır hâle gelir ki gelecekte bir şeyler olumlu anlamda değişsin . Okumayı düşünen tüm arkadaşlara keyifli okumalar diliyorum
609 syf.
·23 günde·9/10 puan
Aşağıdaki sorular ilginizi çekiyorsa ve araştırmacı bir yapınız varsa bu kitaptan fazlaca zevk alacağınızı düşünüyor ve okumanızı tavsiye ediyorum.

# Hangi insanın aklına bir bitkiyi evcilleştirmek geldi, neden geldi ve bunu nasıl başardı?

# Neden bazı yabani bitkiler evcilleştirilirken çoğu evcilleştirilemedi? Günümüzde bu kadar ileri tarım bilimi varken bile çoğu yabani bitki neden hala evcilleştirilemiyor?

# Neden günümüzde toplumlar arası ekonomik, bilgi ve teknoloji açısından bu kadar fark var? Bunun ana sebepleri neler? Ve bu sebeplerin temelindeki ana sebepler neler?

# Neden ilk tarıma geçiş M.Ö 8000 tarihlerinde oldu neden çok daha önce geçilemedi?

# İnsanlar neden tarıma geçmeyi tercih etti? Yararları ve zararları ne oldu? Tarıma geçiş ile imparatorlukların kurulması arasında nasıl bir bağ var?

# İnsana ait ilk kalıntılar kaç yıllık ve nerelerde bulundu? İnsanların dünyaya yayılışı nasıl oldu? Amerika ve Avustralya kıtalarına ilk insanlar nasıl gitti? Neden Avrupa bu kıtaları keşfetti de Amerika yerlileri Avrupa’yı keşfedemedi?

# İlk tarım neden Bereketli Hilal’de başladı? Neden köpekten başka hayvanın evcilleştirilemediği bir zaman da bu bölge de inek, keçi, koyun, domuz evcilleştirilebildi?

# Tarıma ilk geçen Güneydoğu Asya insanları iken şuan niye en ileri toplumlar buralarda değil?

# 200 kişilik bir İspanyol ordusu nasıl 80000 kişilik İnka imparatorluğu ordusunu yenebildi? Avrupa nasıl bu kadar rahat Amerika kıtalarını ele geçirebildi?

# Neden Dünya’da çoğu hayvanın soyu tükendi? Neden Afrika ve Avrasya’daki büyük memelilerin soyu tükenmezken neden Amerika, Avustralya ve sonradan keşfedilen adalarda büyük memelerinin soyu tükendi?

# Neden zebra gibi bazı hayvanlar evcilleştirilemezken neden at gibi hayvanlar evcilleştirilebildi?

# Dünyada ki 6000 dilin 1000’i neden Yeni Gine’de? Yeni Gine’nin 10 katı olan Çin’de neden sadece 8 dil var?

# Afrika tarihinde neler oldu? Homo Sapiens’in ana yurdu olan, çeşitli iklimleri olan, dünyada eşi görülmemiş bir insan çeşitliliğine sahip olan Afrikalılar neden Avrupa’yı sömüremedi de, neden Avrupa Afrika’yı sömürdü?

----------------------------------------------------------------

Kitabın ana çıkarımı ve bize kattıklarına gelirsek. Öncellikle müthiş bir genel kültür ve tarih bilgisine sahip olacaksınız. Bundan da önemlisi farklılıklara karşı varsa bazı milletlere, kültürlere karşı ön yargınızı yıkmanızı sağlıyor kitap. Bunu insanların ortak noktalarını, aralarında ki farklılıkların temelini göstererek yapıyor.

Örneğin Çin diyelim. Çinlilerin neden bu kadar kalabalık olduğunu anlıyorsun. Neden önüne gelen her hayvanı yediklerini anlıyorsun vs. (Doğru ya da değil, asıl mesele burada binlerce yılın sonucunda gelen bir kültür ve bu kültürün sebebini görebilmek.) Kendimce örnek vermem gerekirse bizler Çinlileri yadırgıyoruz, Hindistan’da ki bazı insanlar bizleri sığır eti yiyoruz diye yadırgıyor, vejeteryanlar tüm et yiyenleri yadırgıyor, şimdilerde sentetik et üretiminden bahsediliyor belki ileride tüm dünya hayvan kesimine karşı bir duruş sergileyecek, hatta bitkilerin hisleri olduğundan bahsediliyor belki 50 yıl sonra yeşillik yiyenleri yadırgayanlar çıkacak...


Hepimiz aynıyız aslında fakir bir ülkedeki insan, Avrupa’da ki insandan daha aptal olduğu için o durumda olmadığını daha iyi anlıyor ve özümsüyorsun. Bunun en güzel örneğini şu şekilde vermiş yazar:
Polinezya adalarında yaşayan Maorilerin bir kısmı Chatham adalarına gidip yerleşiyorlar ve Moriori oluyorlar. Yüzyıllar geçerken bu sırada Morioriler çevre etkisi yüzünden avcılık ve toplayıcılığa dönüp ilkel kalırken. Maoriler uygum ortam yüzünden tarımda ilerleyip çevre adaları da fethederek imparatorluk haline geliyorlar. Bu geçen 500 yıla yakın sürede bu iki akraba topluluk birbirini unutuyorlar. Sonrasında Maoriler, moriorilerin adasını bulunca buraya gelip herkesi öldürmüşler. Hayatta kalan bir Moriori ise olay hakkında şunları anlatıyor: ‘’Bizi koyun gibi boğazlamaya başladılar… Çok korkmuştuk, çalılıkların arasına kaçtık, yerin altındaki oyunlara, düşmanın elinden kurtulmak için nereyi bulursak oraya saklandık. Saklanmanın hiçbir yararı yoktu, bizi bulup öldürüyorlardı – erkek, kadın, çocuk demeden.’’
Bir Maori ise şunları anlatıyor: ‘’Göreneklerimize göre el koyduk ve herkesi yakaladık. Tek bir kişi bile kaçamadı. Bazıları bizden kaçtı, onları öldürdük – ne olmuş yani? Bizim göreneğimiz buydu?‘’

Bu bile aslında insanlık tarihinin bir mini özeti. Kitapta en sevdiğim bölümlerden biriydi. Bunun gibi Jared Dıamond farklı kıtaların farklı farklı toplumların genetik ve dil kökenlerini araştırarak çarpıcı sonuçlara varıyor.

Niçin bazı mikroplar insanları öldürmek için evrimleşti? Taşıyıcısı öldürmesi kendisini de öldürmek demek sonuçta. Neden karşılıklı yarar odaklı evrimleşmedi? Bu kısımda hoştu. Cevap kısaca mikropların büyüme, güç ve hızlıca çoğalma isteğinde yatıyor. İnsan nasıl güç ve büyümek için yaşadığı dünyayı yok ediyorsa işte mikrop da aynısını yapıyor. Mikrop ve insan arasında ki benzerlik! İnsanlara mikrop diye boşuna demiyorlarmış. :)Ama yine de önemli bir fark var; mikropların yaşayabileceği milyarlarca taşıyıcı varken insanların sadece bir tane dünyası var.

Irkçılığın doruk noktası büyük coğrafi keşifler ardından gelmiştir. Amerika, Afrika ve Avustralya kıtalarına giden Avrupalılar karşılarındakine kıyasla net üstünlüklerini görünce kısıtlı bilgilerle bunu sadece kendilerinin onlara kıyasla üstün varlık görerek açıklayabildiler. Bizde olsak aynı şeyi düşünürdük büyük ihtimalle. Bunun böyle olmadığı sonradan bilimsel açıklamalarla kesin olarak anlaşıldı.

Nasıl ki bir psikolog hastasını daha iyi tanıyabilmek ve hastalığının kaynağını anlayabilmek için hastasının çocukluğuna, geçmişine iniyorsa. Yazar da insanlığın, milletlerin, farklı kıtalardaki farklı farklı toplumların çocukluğuna inerek kimliklerinin, kültürlerinin kaynağını anlamaya çalışıyor. Coğrafya kader midir? Bizi biz yapan ne kadar biziz? Kaderimiz, toplumların kaderi ne kadar ellerinde? Aslında bu soruların da cevaplarını vermiş oluyor yazar.

Kitap aslında baştan sona bunu anlatmaya çalışıyor. Aramızdaki farklılıkların kaynağının ne olduğunu görürsek, empati yapabilirsek, anlayabilirsek bu sorunları da çözebiliriz. Kitabın bana en büyük katkısı bunlar oldu. Okuyacak herkese şimdiden iyi okumalar. Kararsız kalanlara da mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum, kitabın sonunda iyi ki okumuşum diyeceksiniz.

Yadırgamalarımızın, önyargılarımızın, tahammülsüzlüklerimizin, öfkemizin, egomuzun kaynağı bilgisizliktir.

Kitapla kalın, bilginin peşini bırakmamanız dileğiyle.
662 syf.
·20 günde·8/10 puan
Lisans ikinci sınıfta aldığım şimdi ve o dönemde hayli pahalı olan bu kitabı, 3 defa okumaya başlayıp her defasında yarım bıraktım. Çünkü bana öylesine ağır ve sıkıcı geldi ki anlatamam. Tabi elde kitap kalmadı okunacak, almak istediğim kitaplarda da herhangi bir indirim ve kampanya olmayınca tekrar okumaya karar verdim. Bu defa daha azimliydim. Ve okudum bitti. Her neyse gelelim artık kitaba yeter bu kadar fasıl... :)

Kitabın ismindeki mana çok derin aslında. Tüfek, mikrop ve çelik. Neden insanlık için bu denli önemli? Bu sorunun cevabı, buna benzer birçok soruyu ve cevaplarını kitapta bulabiliyorsunuz. Bilgi edinmek ve genel kültür kasmak için oldukça sağlam bir kitap. #113117570
Mesela bu bilgi şaşırtıcı değil mi ?
Kitap için şöyle bir yorum okumuştum güzel ve yerinde bir tanımlama bence: Bu kitap balık yağı gibidir, yutması zor gelir ama beyine katkısı çoktur.

Kalın bir kitap olması sizi korkutmasın. (Bunu derken çok samimi değilim aslında beni de korkuttu. Oblomov bir, bu iki) İçeriği dolu dolu. Kitapta bulunan resimler okumanıza azıcık bir mola, eskiye gitmenize neden olacak türden ilginizi çekebilir. Yazarın senelerini verdiği bu eseri belgesel olarak da izleyebilirsiniz. (Belgeseli gerçekten çok güzel ve sürükleyici tavsiye edilir.) Uygarlığın oluşması, gelişmesi , aralarındaki fark, hastalıkların etkisi, farklı medeniyetler, coğrafya derken tarihin içinde kayboluyorsunuz. Tarihe ilgisi olanlar bayılacaktır. İnsanlık tarihini coğrafi şartlara büyük bir ağırlık vererek anlatmaktadır. Yazar, tamamen ispatlara ve mantığa dayandırdığı hipotezlerini ortaya koyarken herhangi bir yanlı düşünceden uzak durmaktadır. Kısaca, insanlığın kültürel evrim tarihini kapsamlı ve yeterince profesyonel bir bakışla anlatmış. Tarih, coğrafya, bilim ve antropoloji gibi konulara ilgisi olanlar için biçilmiş kaftan bu kitapta hepsi bir arada.
Keyifli okumalar... :)
610 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Dili biraz ağırdı. Kitap bazen coğrafya, bazen biyoloji, bazen tarih, bazen siyasi bir kitaba dönüşüyordu Peki neden böyle bir kitap yazıldı?
Yazar 60lı yıllarda Yeni Gine’de ( O zaman adı Yeni Gine ) kuş bilimi üzerine çalışmalar yapıyordu. Yeni Gine’deki kuş türlerini inceliyordu. Yeni Gine o zaman yokluklar içerisinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan bir ülkeydi. Ülke dışından onlara yardım olarak yiyecek, giyecek, teknolojik alet, ilaç vs.. yardımlar geliyordu. Yeni Gine halkı bu yardımların genel adına “kargo” diyordu. Yazarın Yali adında çok zeki, geleceği parlak bir yerli arkadaşı vardı. Yali bir gün yazara neden bizim “kargo”’muz az da bizim ülkemiz dışındaki ülkelerin “kargo”’su daha fazla diye bir soru sordu. Yazar bunu bölge halkından sık sık duyuyordu. Bu soruya cevap vermek için bu kitabı yazdı. Yali’nin sorusunu hepimiz sık sık sorarız. Neden diğer ülkeler bizim ülkemizden daha fazla imkana, teknolojiye, yiyeceğe, refaha sahip diye sorarız. Bu sorunun cevabı aslında çok basittir. 14.yüz yıl düşünürlerinden İbn-i Haldun’un söylediği şu söz: “Coğrafya kaderdir” bu soruya verilecek en mükemmel, en basit ama detaylandırmaya kalktığımızda binlerce sayfa metne dökülecek bir cevaptır. Neden mi? Biraz üzerine konuşalım. Bilimsel verilere göre Afrika ilk insanların ortaya çıktığı yerdir. İlk insanlar orada ortaya çıkarken bu gelişmişlik, imkanları elde etme yarışında birinci sırada yer almaları gerekirken günümüz Afrika’sı açlıktan ölen insanlarla doludur. Ama ilk insanlar oradayken nasıl oluyor da bu kadar geride kalıyorlar? Yazarın da kitapta söylediği gibi eğer o dönem yaşamış bir tarihçi geleceğe yönelik bir tahminde bulunsaydı, muhtemelen Afrika’nın gelişmişlik seviyesinin tüm dünyada birinci olacağına dair bir tahminde bulunurdu. Peki nasıl oldu da Afrika bu kadar geri kalırken diğer ülkeler, kıtalar daha ileriye geçti? Tabii ki yiyecekleri, hayvanları evcilleştirmekle oldu. İlk insanlar Afrika’da ortaya çıktığında avcı - toplayıcıydılar. Sadece günlük olarak yiyeceklerini bulmayı hedefliyorlardı. Afrika’da yiyecekleri, hayvanları evcilleştirmek diğer yerlere göre daha zordu. Hayvanların evcilleştirilmeye uygun, yiyeceklerin zehirli, besin değerlerinin yeterli, bulunduğu coğrafyanın ilerlemek için uygun olup olmaması Afrika’da yaşayan insanların suçu mudur? Örneğin bir bitki türü bulunduğu bölgede var ama besin değeri yeterli değil. Beynini, kaslarını geliştirecek doğru, yeterli besinleri elde edemezse nasıl kendisini geliştirsin, hayatta kalsın? Bu diğer tüm kıtalar için aynıdır. Afrika’da binlerce yıl böyle geçtikten sonra aynı zamanda başka insanlar da farklı kıtalarda ortaya çıkmaya başladı. Coğrafi kaderdir demiştik. Bilimsel verilere göre ilk yiyecek evcilleştirilen yer “Bereketli Hilal” denilen orta doğu civarında Dicle ve Fırat nehirleri arasında bulunan bir yerdir. Burada yiyecekleri evcilleştirmek, hayvanları evcilleştirmek haliyle diğer coğrafi konumlara göre daha kolaydır. Burada yaşayan ilk insanlarda başlarda avcı – toplayıcıydı. Avcı – toplayıcı olmak yaşamak için bazı riskleri taşır. Her zaman yiyecek bulabilecekler mi, hayvanları avlarken yaralanacaklar mı, ölecekler mi? Bunlar hep avcı – toplayıcı olmanın risklerine örnektir. Yiyecekleri evcilleştirmek demek tarım yapmak demektir. Hayvanları da tarım yaparken kullanmak demektir. Bereketli Hilal çevresinde yaşayan insanlar hemen mi avcı – toplayıcılığı bıraktılar? Hayır. Tarım yapmanın da bazı riskleri vardır. Yetiştirdiğiniz üründen ne kadar sürede verim alacağınız ilk denemenizde bilemezsiniz. Bazı ürünlerden 6 ayda verim alırken bazı ürünlerden daha uzun sürede verim alırsanız, siz nasıl yaşamınızı devam ettireceksiniz? İlk denemelerden sağlıklı bir sonuç alana kadar avcı – toplayıcılık olarak devam etmek zorundasınız. Ürünlerden verim almaya başladıktan sonra insanlar avcı – toplayıcılığı yavaş yavaş bıraktılar. Tarım yapmaya başladılar. Bu da ürünlerini korumak, bakımını yapmak demekti. Sürekli yiyecek bulmak için dolaşmak yerine tarım yaptıkları yerlerde yaşamaya başladılar. Hayvanları evcilleştirip, onların etinden, sütünden, derilerinden, kas güçlerinden faydalanmaya başladılar. Bulundukları yerlerde çoğalmaya başlayan bu insanlar yavaş yavaş siyasi bir düzen oluşturmak durumunda kaldılar. Görev paylaşımı yapmak zorundaydılar. Elindeki ürünleri korurken, yeni ürünleri keşfetmek için, hastalandıklarında tedavi için kullanabilecekleri bitkileri bulmak için, tarım yapmayı daha kolay hale getirecek icatlar üretmeleri için, sulama yapmayı sadece yağan yağmurla değil, çevrelerinde bulunan su kaynaklarından nasıl faydalanacaklarını öğrenmek için hep birileri çalışmalıydı. Bunları yönetmek, aralarındaki uyumu sağlamak için aile büyüğü diye bilirsiniz, şef diye bilirsiniz bir takım insanlar seçtiler veya güçlüler kendiliğinden bu görevi üstlendiler. Peki tek yiyecek evcilleştirme alanı olarak Bereketli Hilal mi vardı? Hayır. Çin’de de yiyecekleri evcilleştirmek pekala mümkündü. Peki Çin neden bir dönem dünyadaki en güçlü ülkeyken son birkaç yüz yılda geri plana düştü? Coğrafi olarak tüm imkanlara sahipken Çin’de eksik olan rekabetsizlikti. Çin kurulduğundan beri toplumsal bütünlüğü sağlamış, hep birlik olarak barış içinde yaşamaya çalışmıştı. Diğer Avrupa ülkeleri teknoloji olarak hep ondan geride kalmışlardı. Barut, matbaa hep Çin icadıdır. Neden bunlardan yeterince fayda sağlayamadılar? Barutu, matbaayı Müslümanlar, Çin ile yaptıkları savaşlar sonucu elde edip, geliştirdiler. Avrupa’ya barutu, matbaayı Müslümanlar ihraç etti. Müslüman ülkeler neden Çin’den daha çok geliştiler? Neden asıl icat sahibi gelişmedi o dönem? Çünkü Müslümanların İslam dinini yaymak gibi bir amaçları vardı. Bu amaçlar doğrultusunda hareket etmeleri, diğer ülkelere fetihler düzenlemeleri, rekabet etmeleri gerekiyordu. Rekabetçi olmak istiyorsan ileriyi düşüneceksin. Peki Müslümanlar neden 14.yüzyıla kadar çok güçlüyken 14.yüzyıldan sonra yavaş yavaş geri planda kaldılar? Çünkü Avrupa ülkeleri gibi Coğrafi keşiflerle uğraşmadılar. Coğrafi keşiflerde hep Avrupa başı çekti. Arkeolojik kazılar yapıp Sümerliler ’in tabletlerine ulaşan bile bu durumdan yeterince fayda sağlayamadılar. Diğer ülkeler duruma uyanana kadar Avrupalı ülkeler çoktan aradaki arayı açmıştı. Dünyanın dört bir tarafına keşifler düzenlediler. Avrupalı devlet bilime önem vermeye çalışırken, öteki ülkeler yerlerinde saymaya devam ettiler. Günümüze kadar teknolojilerini ilerletmeyi, enerji kaynaklarını kullanmayı sürdürdüler. Bu çoğunlukla kan dökerek, sömürerek, kandırarak, düşünerek, kendilerini geliştirerek, riskler alarak yapıldı. Ama sonuç olarak Avrupalı ülkeler kendi arasında bile rekabet ederken diğer ülkelerin rekabet etmeyip geri planda kalmasının sebeplerinden bazıları bunlardır. Avrupalı ülkelerin bulunduğu coğrafya verimli olmasaydı, ilerlemelerine engel olacak buzullar olsaydı yine de Avrupalı ülkeler bugün ilk insanların ortaya çıktığı söylenen Afrika’nın önünde olabilirler miydi? Olamazlardı.
Bu kitabı okuyacaklara önerim ilk olarak Yuval Harari’nin Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens kitabını okumalarıdır. O kitap daha yalın anlatılmış. Dili o kadar ağır değil. Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabına bir nevi alt yapı olabilir.
Gazeteciler yazarlardan koca bir kitabı bir tek cümleyle özetlemesini isterler her zaman.İşte bu kitap için o cümle şu:“Tarih farklı halklar için farklı yönde gelişti ama bu çevresel farklardan dolayı böyle oldu, o halkların biyolojik farklılıklarından dolayı değil.”
İşte bu yüzden psikologlar katillerin ve
tecavüzcülerin ruhlarını anlamaya çalışır,
toplumsal tarihçiler soykırımları anlamaya
çalışır,doktorlar hastalıkların nedenlerini
anlamaya çalışır.Bu araştırmacıların amacı
cinayeti,tecavüzü,soykırımı,hastalıkları haklı göstermek değildir.Tam tersine onlar,
zincirleme nedenleri anlayarak bu zinciri kırmak isterler.
Çağdaş dünyayı fetihler, salgın hastalıklar ve soykırımlar yoluyla biçimleyen şey eşit olmayan halklar arasındaki karşılıklı ilişkilerin tarihidir.Bu farklılıkların yarattığı
yankılanmalar, aradan pek çok yüzyıl geçmesine karşın hâlâ sona ermemiştir ve bugün dünyanın en sorunlu bölgelerinin bazılarında hâlâ sürmektedir...
" Yiyecek üretimine geçiş hamlesini en erken yapmış olan insanlar için tüfeklerin, mikropların ve çeliğin yolu açılmış oldu. Böylece tarihte varlıklılar ile varlıksızlar arasında çatışmalar sürdü gitti. "
"1700'lerde tüfekler Amerikan yerlileri ile başka yerli halklar karşısında Avrupalıları üstün duruma getiren başlıca silah olarak kılıçların yerini aldı"
Jared Diamond
Sayfa 80 - Pegasus Yayınları
" O halde çağdaş dünyadaki eşitsizliklerle ilgili sorumuz şöyle sorabiliriz: İnsanlar neden farklı kıtalarda farklı hızda gelişti ? Tarihin seyrini oluşturan şey bu hız farklılıklarıdır ve benim kitabımın konusu da işte budur."
Afrikalılar kolaağacının kafein içeren meyvelerini eskiden uyuşturucu olarak çiğnerlerdi; Coca-Cola şirketi Amerikalıları ve bütün dünyayı ayartıp onlara başlangıçta bu meyvenin özünü içeren meşrubatı içirmeyi başarmadan çok önce.
Jared Diamond
Sayfa 514 - TÜBİTAK POPÜLER BİLİM KİTAPLARI

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Alt başlık:
İnsan Topluluklarının Yazgıları
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
662
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754032710
Orijinal adı:
Guns, Germs And Steel - The Fates Of Human Societies
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tübitak Yayınları
Baskılar:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Tüfek Mikrop ve Çelik (Ciltli)
"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 4.258 okur

  • Uğur Oruç
  • Alper Durmaz
  • büşra dalyan
  • kitapnefsi
  • Han Nur
  • ZAFER kurtuluş çilingir
  • Bahar Çolak
  • Edosch
  • deniz kaptantogrul
  • Zeynep Ceyhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.7
13-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%17
25-34 Yaş
%39.5
35-44 Yaş
%24.5
45-54 Yaş
%12.9
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%35
Erkek
%65

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.3 (269)
9
%13.8 (228)
8
%10 (165)
7
%3.6 (59)
6
%0.9 (15)
5
%0.4 (7)
4
%0.2 (3)
3
%0.1 (1)
2
%0.1 (2)
1
%0.3 (5)

Kitabın sıralamaları