Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.951
Gösterim
Adı:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Alt başlık:
İnsan Topluluklarının Yazgıları
Baskı tarihi:
Aralık 2010
Sayfa sayısı:
610
ISBN:
9789754032710
Orijinal adı:
Guns, Germs And Stell - The Fates Of Human Societies
Çeviri:
Ülker İnce
Yayınevi:
Tübitak Yayınları
"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.
(Arka Kapak)
 
Biliyorsunuz ki Tüfek, Mikrop ve Çelik'in National Geographic tarafından çekilmiş bir belgeseli var. Bana şunu söyleyenler oldu: "Kitabını okumakla uğraşacağına, belgeselini izlesene!" Ama biz okurların iyi bildiği bir şey varsa o da kitapların her zaman çok daha derin olduğudur. Tıpkı filmlere uyguladığım katı kuralımı belgesele de uyguladım ve önce kitabını okudum. Kimseyi dinlemeyip kitabı okumakla uğraştığım (!) için çok mutlu ve huzurluyum.

Huzurluyum çünkü Tüfek, Mikrop ve Çelik, bir kitaptan çok daha fazlası. Jared Diamond'un 30 yıllık bir zaman dilimini kapsayan (ortalama insan ömrünün yarısı demek bu ve benim toplam yaşımdan fazla) derin araştırmalarının sonucunda ortaya çıkan olağanüstü bir eser. 'Zamanda veya tarihte yolculuk yapmak mümkün mü?' sorusuna verilebilecek olumlu bir yanıt niteliğinde: 'Evet bu kitapla mümkün.' Başlangıçtan günümüze uzanan derin bir yolculuk.

Kitabın yazılmasına öncülük eden Yeni Gineli bir yerli olan Yali'nin sorusu basitti: "Beyaz adamın bu kadar çok kargosu varken, siyah adamın neden bu kadar az?" Ancak bu basit sorunun yanıtı o kadar da basit değil. Yanıt verebilmek için Jared Diamond'un ömrünün yarısını vereceği bir soruydu bu. Ve ben şimdi anlıyorum Yali: dünya üzerindeki dengesiz dağılımı, neden birinin diğerinden üstün olduğunu, yeni dünyanın nasıl şekillendiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Üzgünüm. Üzgünüm çünkü bu beyaz adamın yaradılış üstünlüğü değil, bu siyah adamın şanssızlığı yalnızca.
Neden Avrupa Amerika'yı keşfetti ama Amerika Avrupa'yı keşfedemedi....

Bu görünüşte basit ama çok detaylı konunun cevabı bu kitapta... Sonunda vahşi kapitalizme ulaşan bir insanlık romanı...
____
Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Binlerce yeni bilgi edindim. Bunun yanı sıra çok sağlam bir araştırmacının düşünmediğim onlarca konu hakkında ilginç yorumları....

Sizi meraklandırmak için sadece şunu paylaşıyorum:
Amerikayı neden Avrupalılar keşfetti de Çin veya diğer asya devletleri keşfetmedi? Bunun onlarca nedenli cevabı bu kitabın içinde.

Benzer kitaplar

Sistem kısa yorum yapmama izin vermiyor o yüzden biraz kahve edebiyatı yapayım :) ilk çıktığında maddi olarak sıkıntı çekiyordum ve belki 6 belkide sekiz kitapçı gezdim ve her uğradığım kitapçıda üç , beş satır okuyarak tam 40 sayfa okudum sonra üye olduğum kütüphaneden ricada bulunup 1 lira katkısağlayarak üyelerle para biriktirip kitabı kütüphaneye kazandırıp ilk ben okudum 40.sayfasından başlayarak kitap hakkında yorumum sadece OKUYUN...
Kitabın yazılma nedeninin temelinde basit ama bir o kadar da açıklaması güç bir soru yatıyor.Yeni Gineli bir yerlinin, kitabın yazarı Jared Diamond’a ‘’ Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var,bunları Yeni Gine’ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?’’ sorusunu yöneltmesiyle Jared Diamond’un kafasında bir ışık yanıyor ,sorunun cevabını bulma ve kitabın yazımına başlama gereği duyuyor.Burada geçen ‘’kargo’’ terimini araştırdım ve yerliler arasında balta,giyim,kuşam,yiyecek,içecek anlamına geldiğini öğrendim.
Bu soru benimde kafamı karıştırmıştı.Gerçekten bu farklılığın nedeni ne olabilirdi? Temelinde ne yatıyordu?Bu kafa karışıklığı kitaba dört elle sarılmamı sağladı.İnsanoğlu her zaman gizemin peşinden gidip merakını doyurmak istememiş midir zaten?
Kitabı okumadığım zaman dilimlerinde de gün içerisinde bu konuyu düşünmeye başlamıştım.Yazar sürekli yeni sorular yönelterek aklımı daha da fazla karıştırıyordu.Mesela bu sefer de şöyle bir soru yöneltmişti ‘’Neden Amerika ,Afrika ve Avustralya yerlileri gidip Avrupalıları ve Asyalıları öldüremedi,egemenlikleri altına alamadı,onların köklerini kazıyamadı da bunun tam tersi oldu?’’.İşte bu sorunun cevabını kitabı okumadan önce bilmiyordum hatta kendime böyle bir soru sorma gereği bile duymamıştım şimdiye kadar.Basit yanıtlar buluyordum kendime bu sorulara karşılık ‘’Böyle gelmiş böyle gidiyor elbet bir üstünlüğü vardı Avrupalıların ‘’ diyordum ama bu üstünlük neydi bilmiyordum.
Günümüzde Avrupalı devletler ve halkları genel olarak biyolojik farklardan bahsedip kendilerinin diğer ırklardan üstün olduğunu söylüyorlar.Bu çok yanlış bir görüş bu tamamiyle kafatasçılık yapmak.Bu görüşü hiçbir zaman benimsemedim ve doğru olduğunu düşünmedim.Çünkü yaradan yarattıklarını neden eşit olmayacak bir şekilde yaratsındı ki?Zaten dinin temelinde herkesin yaradan önünde eşit olması yok muydu?Bu yüzden bu tarz bir üstünlüğü de kabul etmiyordum.Ama hala medeniyetler arasındaki farkı oluşturan etmenin ne olduğuna dair bir fikrim yoktu.Bu da demek oluyordu ki kitabı okumaya devam edip cevabımı almalıydım.
Yazar,insanlığın 7 milyon yıl önce ortaya çıkışından itibaren ilk 5-6 milyon yıllık dilimin Afrika sınırları içerisinde geçtiğini söylüyordu.Ama bu kadar eski geçmişe sahip bir kıta günümüzde neden bu kadar ilkel durumda?Sorularıma bir yenisi daha eklenmişti anlaşılan.
Şimdiye kadar hep sorulardan ve bilinmezden bahsettik ama önemli olan bunlara cevap bulmak değil midir?O yüzden bunca soruyu tek tek yanıtlayalım yazarın bize açtığı yol yordamıyla.
Tarım başlamadan önce insanlar avcılık ve toplayıcılıkla karınlarını doyuruyorlardı bunu bu zamana kadar bir çok kere duymuştum.Tarım yapılması sonucunda insanların yerleşik hayata geçmesi de bana yabancı bir bilgi değildi.Ama her kıtanın neden farklı zamanlarda tarıma geçtiği ise benim için bir çıkmaz sokaktı.Daha önce bunun hakkında hiç düşünmemiştim.Hepimizin de bildiği üzere insanlar karınları doymadan yaşayamaz,çoğalamaz hatta ve hatta düşünemez.İnsanların düşünmesi için önce temel ihtiyaçlarını gidermesi gerekir.
Kıtalararası farkın temelinde de bitkilerin evcilleştirmesi yatıyormuş bu çok güzel bir tespit.Mümbit Hilal denen bölge ilk tarımın yapıldığı bölge olarak biliniyor.Bunu daha önce tarih ve coğrafya derslerimde duymuştum.Ama neden Mümbit Hilal ilk kez tarımın yapıldığı yer? Bunun cevabı çok basitmiş çünkü Mümbit Hilal’in bulunduğu coğrafya,protein oranı çok yüksek iki bitkiye ev sahipliği yapıyordu; arpa ve buğday.Ve bu ürünler kolayca evcilleştirildi.Buna bağlı olarak tarım gelişti ve yine buna bağlı olarak karınlarını doyuran insanlar çoğalarak siyasi bir oluşum içine girdiler.Bu oluşum sonrasında ise medeniyetler doğdu ve düşünceye zaman olduğu için teknoloji gelişti.Ama diğer kıtalarda bu avantaj yoktu çünkü evcilleştirilebilecek ürün sayısı az ve protein oranları çok düşüktü.Düşünebiliyor musunuz bugün insanlar tarafından o kadar da önemsenmeyen arpa ve buğday tüm insanlığın seyrini değiştirmiş.Belki de bizim kültürümüzde kutsal sayılan ekmek bu nedenle bulunduğu konumu almıştır.En basit örneği yere düşen bir ekmeği yerden alır üç kere öper alnımıza götürürüz.Atalarımız bu iki ürünün önemini biliyorlardı ve bize bunu aşılamışlar.
Kıtalar arasındaki farkın temelinde bitkilerin evcilleştirilmesinin ne kadar payı varsa hayvanların evcilleştirilmesinin de bir o kadar payı varmış.Ama yine ısrarla üzerinde durmamız gereken bir konu var her kıtada farklı zamanlarda hayvanların evcilleştirilmesi daha önce evcilleştirenlerin daha zeki olduğu anlamına gelmiyor.Her kıtada az yada çok hayvan vardı evet ama bunlar içerisinde evcilleştirilebilecek olanlar çok azdı.Asya kıtası bu konuda diğer kıtalara göre yine şanslıydı çünkü en temel ihtiyaçları karşılayabilecek hayvanlar(at,koyun,inek vs.) bu kıtada bulunuyordu.Buradan nasıl bir sonuç çıkarabiliriz? Cevap çok basit insanların kaderlerini,gelişmişliklerini ve geleceğini coğrafi faktörler belirledi.Örneğin Asya’da bulunan insanları alıp Amerika'ya koysak onlarda orada aynı gelişmeyi gösterirlerdi daha fazlasını değil.Hiçbir insan hiçbir insandan üstün değildi sadece biraz daha şanslıydı o kadar.Kitapla tanışmadan önce bunlar aklımın ucundan geçmezdi.
Kitabın adı üç kavramdan oluşuyor,insanların kaderini belirleyen üç kavram; Tüfek,Mikrop ve Çelik.Kitabın adını görünce şuan ki düşüncelerimin hiç biri aklıma gelmezdi doğrusu.Oysa ne kadar çok şey anlatıyormuş bize bu üç kavram.Bunlara da kısaca değinmek istiyorum.
Bu üç kavramın kesiştiği güzel bir örnek var beni çok fazla etkiledi bu olay.Hepimiz az çok Coğrafi keşifleri biliriz.Genelde insanların aklında beliren olay özetle şudur(kitabı okumadan önce ben de böyle düşünüyordum) ; Teknolojik üstünlüğü ellerinde bulunduran Avrupalı kaşifler Amerikayı keşfedip oradaki cahil insanları üstün bilgileri sonucunda yenmiş ve o topraklara sahip olmuşlar.Bu çok yanlış bir düşünceymiş.Avrupalıların zeka olarak hiçbir üstünlüğü yoktu Amerika yerlilerine karşı tek üstünlükleri coğrafi olarak daha zengin kaynaklara sahip bir yerden gelmeleriydi.Hayvanlarla daha önce tanışıp onları evcilleştirmiş ve onların mikroplarını almışlardı.Ama Amerika yerlileri daha önce bu mikroplarla hiç karşılaşmamışlardı ve bağışıklıkları yoktu.Avrupalılar tarafından Amerika yerlilerine bulaşan şuan günümüzün en basit hastalıklarından biri olan çiçek hastalığı tüm İnka imparatorluğunu savaşamadan yok etti.Yine daha önce hiç bir şekilde ne tüfek ne de kılıç görmemiş olan yerliler bunları görünce şaşırarak ne yapacaklarını bilemediler ve korktukları için karşı koyamadılar.Gördüğünüz üzere olay aslında ne kadar farklıymış değil mi?Bir sonuca bağlayacak olursak günümüz kıtalarında farklı yaşam kalitelerinin oluşmasının temelinde coğrafi faktörler yatıyor.
Bu kitap sayesinde artık dünyaya bakış açım değişti tarih,coğrafya gibi bilimlerde bir konuyu irdelerken daha farklı düşünmeye başladım.Her şeyin bir temeli olduğunu düşünüyor ve basit denen bir çok oluşumun aslında ne kadar büyük bir geçmişe sahip olduğunu düşünmeden edemiyorum.Bir haritayı açıp önüme koyduğumda sadece bir çizim olarak görmüyorum karşımdaki kıtaları her birinin bir öyküsü olduğunu biliyorum.Ve asla bilinemeyecek bir çok sırları olduğunu..
Bilim üstüne koyarak ilerliyor biz de başka bir medeniyetin temellerini atıyoruz.Bizden sonrakiler yine üstüne koyarak başka bir medeniyetin temellerini atacak bu devinim böyle sistematik şekilde sürüp gidecek.
Hülasa, okuyun okutun efendim.
Yali’nin basit bir sorusu, J. Diamond’un 25 yıllık bir araştırmasına sebep olur ve bulduğu cevap koca bir kitap. Yani Tüfek, Mikrop ve Çelik...
Sıradan bir kitap değildi bu. Her cümlesi bilgi dolu. Elbette katılmadığım yerler vardı. Özellikle evrimle ilgili yazılanlara hiç katılmıyorum. Bu kısımları atladığımı itiraf edeyim. Fakat genel açıdan baktığımda mutlaka defalarca okunması gerektiğine inanıyorum. Üzerinde yaşadığımız dünyayı daha iyi tanımama sebep oldu. Kitap hakkında daha bir sürü şey söylemek isterdim ama, kitapların büyüsünü bozmak istemiyorum. Mutlaka okuyun derim.

Ha! Bu arada bir de şunu söyleyebilirim; belgeseli de var. Üstelik Jared Diamond’un kendisi... Kitabı okuduktan sonra üç bölümden oluşan bu belgeseli izleyip, zihinlerde kalıcı bir yer edinmesini sağlayabilirsiniz. Ben izledim ve gayet başarılı bir belgeseldi. Kitabın aynısı gibi. (Bunu söylemesem iyiydi sanki) Kitabı okuma imkanı bulamayanlar hiç olmazsa belgeselini izlesin. Adını da sormayın canım. Tüfek, Mikrop ve Çelik... (:

Yali’nin sorusu mu dediniz?
“Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var, bunları Yeni Gine’ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?”
Bir antropolog olarak antropolojiye katkısı olan en iyi kitaplardan biri bence okunması gerek. Geçmişin gerçekleri nelerdir, neden bazıları diğerlerinden iyi... herkesin okumasını şiddetle tavsiye ediyorum.
İnsanlar ilk olarak Avrasya’ ortaya çıktığı düşünülmektedir. Zamanla dünyanın her tarafına yayılmışlardır. İnsanlar zamanla bitkileri evçilleştirmişler. Hayvanları evcilleştirip yiyeçek üretimine geçtiklerinde bu hayvanları kullanmışlardır. Kıtaların birbirinden Farklı olarak gelişmesinin sebebide bu evrelere geçiş aşamasındaki farklılıklardır. Avrasya’da iklimden dolayı bitkilerin çeşitli olması birçok bitkiyi evçilleştirmiştir bu da zamanla Avcı ve meyve toplayıcı toplumlardan yiyecek üretiçi toplumlara geçişi sağlamıştır. Ayrıca Avrasya’da evcilleştirmeye uygun hayvan bolluğuda hayvan üreticiliğinin ve bu hayvanları tarımda kullanmanın yolunu açmıştır. İnsanlar üreticiliği başlayınca yerleşik hayata başlamışlardır. .Önceden sürekli göç ettikleri için çocukları göç esnasında sorun oldukları için çok uzun aralıklarla çocuk yapıyorlardı. Yerleşik hayata geçince bu sorun ortadan kalktığı için nüfusta hızla arttı.herkezin çalışmasına gerek kalmadı eskiden herkes hayatta kalmak için av ve meyve toplamak zorundayken şimdi buna gerek kalmadığı için bazı insanlar üretmeden tüketmeye başladılar boş zamanları oldu ve bu insanların arasından boş zamanlarını içat ve keşifle uğraşan İnsanlar çıktı ve bu şekilde bilim gelişmeye başladı. Nüfusun yoğun olması toplumlar arası rekabeti artırmasında bilimi huzlandırdı. Ve Avrasya kıtasında diğer kıtaları sömüreçek güçte ülkeler ortaya çıktı. Diğer kıtaların gelişememe sebepleri örneğin Amerika yerlilerinin geride kalması orada yiyeçek üretiçiliğine geçilmişti ama evçilleştireçekleri hayvan çeşidinin olmaması örneğin koyun, inek , at gibi hayvanların olmamasından tarımı daha ileriye taşıyamadıklarından tekerleği içat ettikleri halde bunu sadece oyuncak olarak kullandıklarından tarımda zayıf kaldılar ve ilerleyemediler ve Birgün Avrasya kıtasının istilasına maruz kalarak yok edildiler. Avusturalya kıtasında bitki bile doğru düzgün evcilleştirilemediği için yiyeçek üretimine bile geçemediler. İnek, koyun, at gibi hayvanlarında zaten olmaması hayvancılıkta oluşmadığı için Avrupalılar sömürge için gelene kadar Avcı ve toplayıcı olarak yaşadılar . Avrupalılar evcilleştirdikleri hayvanlardan daha önceden mikrop kaptıkları için bu mikropların sebep olduğu bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklık kazanmışlardı. Amerika ve Avusturya kıtalarına gittiklerinde daha önce bu mikroba karşı bağışıklığı olmayan yerlilerin büyük bir çoğunluğu bu salgınlardan yok oldu. Yani kitabın anlatmak istediği şu bugün dünyaya hakim olan ve bu hakimiyetlerinin sebebini ırkçılıkta kendi zekalarının üstünlüğünde görenlerin tamamen yanıldığını asıl sebebin birçok çevresel, etkileşimsel ve doğa kaynaklı sebeplerden kaynaklandığını anlatıyor.
"Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var,bunları Yeni Gine'ye getirdiniz ve biz siyahların neden kendi kargosu yok? Neden şu anda Avrupalı ve Asyalı halklar zenginlik ve güç sahibi de başkaları değil?"
İnsanlık tarihinin var oluşundan beri gelişimi ve bu gelişimin günümüz üzerindeki etkileri uzun çalışmalar ve araştırmalardan oluşan kitap, tarihimizi öğrenmek ve dersler çıkarabilmek açısından bence okunmalı.
Öncelikle ödevler, dersler derken ancak bitirebildim. Ama kitabın çok büyük bir emek barındırdığını söylemeden geçemeyeceğim.İnsanlık tarihini ve gelişim sürecini ele alıyor. Merak ettiğimiz birçok sorunun cevabını barındırıyor. Avrupa'nın nasıl bu kadar çok geliştiğini, Afrika gibi toplumların neden gelişmediğini ayrıntılı bir şekilde işlemiş yazar. Ülkelerin gelişmişliği önce çelik aletlerle ardından yerleşik hayata geçen toplumların evcilleştirdiği bitki ve hayvaların mikropları ile, en büyük gelişmişliği yol açan siyasal örgütlenmeyle ortaya çıkan tüfeğin serüveni anlatılmış.Yazarın emeğine sağlık.
Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi? Bazı toplumlar gelişirken neden bazıları geç kaldı ya da gelişemedi? Gelişen toplumlar başka toplumlara nasıl zarar verdiler?
Jared Diamond, bu kitapta aslında insanlığın son 13 bin yılının tarihini anlatıyor. İnsanların nereden başlayıp ve hangi süreçlerden geçerek dünyaya yayıldığını anlatarak işe başlıyor. Ancak en başlıca sorusu şu: Neden bazı bölgeler ya da toplumlar çok gelişti, diğerleri az gelişti. Neden çok gelişenler az gelişen bölgeleri istila edip sömürgeleştirdi de bunun tam tersi olmadı. Yani mesela neden Aztekler Avrupayı işgal etmedi de Avrupalılar Amerika kıtasını istila etti? İşte bütün bu sorulara cevaplar arıyor yazar.
Kitaptan çıkardığım 4 kısımlık özet: http://kitapokurum.blogspot.com/...krop-ve-celik-4.html
İnsanlık tarihi, hayvanların tarihinden ayrı bir şey olarak orada aşağı yukarı 7 milyon yıl önce başladı.
Jared Diamond
Sayfa 30 - Tübitak Yayınları
Bugünkü Amerika Birleşik Devletleri,Avrupanın biçimlediği bir toplum ve bu toplum Amerikan yerlilerinin elinden alınmış topraklarda yaşıyor.
II.Dünya Savaşı'na kadar savaşlarda ölenlerin çoğu savaş yaralarından değil savaşla taşınan hastalıklardan ölüyordu. Büyük komutanları göklere çıkaran bütün o askeri tarihler insan egosunun balonunu söndüren bir doğruyu hafife alıyorlar: Eski savaşların galipleri her zaman en iyi komutanlara ve silahlara sahip olan ordular değil, çoğu kez yalnızca düşmanlarına bulaştıracak en berbat mikropları taşıyanlardı.
Varsayalım ki bir zaman makinesi bir arkeoloğu geçmişe götürdü. Acaba o arkeolog, dünyanın o zamanki durumuna bakarak, çeşitli kıtalardaki hangi insan topluluklarının tüfekleri, mikropları ve çeliği daha önce, hangilerinin daha sonra geliştireceğini tahmin edebilir miydi?
Bu günlerde Ortadoğu'daki Müslüman toplumlar göreceli olarak tutucu, teknolojide ön saflarda yer almıyorlar. Ama ortaçağda aynı bölgedeki Müslümanlar teknoloji bakımından ileriydiler, yeniliklere açıktılar. Çağdaş Avrupa'dakinden daha yüksek okuryazarlık oranına ulaşmışlardı; Eski Yunan uygarlığının mirasını öylesine özümlemişlerdi ki bugün biz Eski Yunan'a ait kitapların çoğunu Arapça kopyaları aracılığıyla tanıyoruz; yel değirmenlerini, trigonometriyi, üç köşeli yelkenleri geliştirdiler ya da icat ettiler; metal sanayiinde, mekanik mühendislikte, kimya mühendisliğinde, sulama yöntemlerinde önemli adımların atılmasına öncülük ettiler; Çin'den barutu ve kâğıdı alıp Avrupa'ya aktardılar. Ortaçağda teknoloji akışının yönü bugünkü gibi Avrupa'dan İslam âlemine doğru değil, büyük oranda İslam âleminden Avrupa'ya doğruydu.
Jared Diamond
Sayfa 325 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Alt başlık:
İnsan Topluluklarının Yazgıları
Baskı tarihi:
Aralık 2010
Sayfa sayısı:
610
ISBN:
9789754032710
Orijinal adı:
Guns, Germs And Stell - The Fates Of Human Societies
Çeviri:
Ülker İnce
Yayınevi:
Tübitak Yayınları
"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.
(Arka Kapak)
 

Kitabı okuyanlar 359 okur

  • Dolunays
  • Emre Erol
  • Çiçek
  • Özgür Özdemir
  • Refik Berk
  • Emir
  • Veysel Aral
  • Lililer
  • Erol Tezboyar
  • Uğur Özbek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%17
25-34 Yaş
%39.5
35-44 Yaş
%24.5
45-54 Yaş
%12.9
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%35
Erkek
%65

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.2 (66)
9
%28.3 (49)
8
%21.4 (37)
7
%8.1 (14)
6
%2.9 (5)
5
%0
4
%0.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları