Kitap
Ulusların Düşüşü

Ulusların Düşüşü

Güç, Zenginlik ve Yoksulluğun Kökenleri

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.5
612 Kişi
1.506
Okunma
602
Beğeni
18,9bin
Gösterim
496 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 14 sa. 3 dk.
Adı
Ulusların Düşüşü (Güç, Zenginlik ve Yoksulluğun Kökenleri)
Basım
Türkçe · Türkiye · Doğan Kitap Yayınları · 2013 · Karton kapak · 9786050918120
Orijinal adı
Why Nations Fail: The Origins of Power, Prosperity, and Poverty
Diğer baskılar
Ulusların Düşüşü
Why Nations Fail
Millətlər Niyə Tənəzzül Edir?
Güç, zenginlik ve yoksulluğun kökenleri. "Tarih, kaderden ibaret değildir!" Ulusların Düşüşü, tarih boyunca ulusların, özellikle de birbirine benzeyen ulusların ekonomik ve politik gelişmeleri arasında neden büyük farklılıklar olduğuna dair bir tartışma yürütüyor. Yazarlar kısaca "Neden bazı ülkeler zenginken bazıları yoksuldur?" şeklinde bir soru ortaya atıp, köleci toplumlar, feodalizm, sömürgecilik, kapitalizm ve sosyalizm uygulamaları arasında ilginç ve çok öğretici bir yolculuğa çıkıyorlar. Sömürgeler, koloniler, devrimler ve kurtuluş hareketlerinin gölgesi, günümüze nasıl düşüyor... Sanayi Devrimi, neden Moldovya'da değil de İngiltere'de başladı... Kara Ölüm denilen Veba, kralları, lordları, serfleri nasıl etkiledi... Toplumların elitleri ile en alttakiler arasında değişen ve değişmeyen ilişki biçimleri hangileridir... Ulusların Düşüşü, dünyaya bakışınızı ve kavrayışınızı değiştirecek. (Tanıtım Bülteninden)
5 mağazanın 8 ürününün ortalama fiyatı: ₺69,23
8.5
10 üzerinden
612 Puan · 133 İnceleme
ARMADİLLO KİTAP
Ulusların Düşüşü'ü inceledi.
496 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
ULUSLARIN DÜŞÜŞÜ Doran Acemoğlu & James A. Rabinson “Bu kitap zengin ülkeleri, fakir ülkelerden ayıran gelir ve yaşam standartlarındaki büyük farklılıklar hakkında.” Hepimiz bazen dünyadaki adaletsizlik üzerine düşünürüz. Amerikalıların çoğunluğu aşırı kilolu iken sıradan bir Afrikalının kemikleri sayılıyor. Vicdana sahip her insanı üzen bu durum hakkında genellikle pek de kafa patlatmayız. Kısa süreliğine içimiz burkulur ve sonra yaşamımıza devam ederiz. Peki neden böyledir? Neden dengesizlik bu denli belirgin ve iki ucun arası bu denli açıktır? Sömürgecilik, kapitalist sistem vb. gibi popüler kültürün bizlere öğrettiği kelimeler ile cevap vermeyin lütfen. Daha derin düşünün, sorunun köküne inin. Ya da durun. Siz yorulmayın, çünkü kitabın yazarları 15 yıl boyunca bu soru üzerine düşünmüş ve yaptıkları araştırmalar ile Ulusların Düşüşü kitabını hazırlamış. Yazarlarımızı da kısaca tanıyalım. Daron Acemoğlu bir Türk-Amerikalı. MIT’de ödüllü bir iktisat profesörü. Dünyada en çok alıntı yapılan 10 ekonomistten birisi. James A. Robinson ise Harvard Üniversitesi’nde görevli bir siyaset bilimi profesörü. Aynı zamanda Latin Amerika ve Afrika konusunda dünyaca ünlü bir uzman. İyi aşçıların girdiği mutfak kötü bir yemeğe gebe olabilir mi? Birçok toplum, birçok ülke, birçok savaş ve birçok yaşam tarzı. Kitap tarihin en başından günümüze dek genel olarak kronolojik bir sıra gözeterek “güç, zenginlik ve yoksulluğun kökenlerini” arıyor. Çok fazla bilgi içerdiğinden ötürü tarih başta olmak üzere sosyal bilimler alanında genel bir altyapıya sahip olmayan insanların okurken sıkılabileceği bir eser olduğunu da belirtmeliyim. Çünkü daha önce duymadığınız terimleri ve olayları araştırırken kitaptan kopabilme ihtimaliniz bulunmakta. Bu biraz da ne denli azimli bir okuyucu olduğunuza bağlı. Fakat kitabın “herkesin rahatlıkla okuyabileceği bir kitap” olmadığının altını çiziyorum. Kitap Nogales şehrinin tasviri ile başlıyor. Bu şehir Meksika ve Amerika sınırında bulunmakta. Bir kısmı Meksika’da, bir kısmı Amerika’da. Amerika’da bulunan kısmı refahken, Meksika’da bulunan kısmı oldukça zor bir yaşam sürüyor. Bu muazzam örnek başlangıç için harika bir seçim olmuş ve kitabın mantığını kavramanıza yardımcı oluyor. Tarihin derinliklerine dalıp neden bu iki şehrin yan yana olmasına rağmen bu denli farklı hayatlar sürdüğünü irdeliyor. 1688 yılında İngiltere’de gerçekleşen Görkemli Devrim, 1789 yılında yaşanan Fransız Devrimi ve 1868 yılında Japonya’da yapılan Meiji Restorasyonu… Ortak noktaları kitapta harika bir şekilde anlatılıyor ve toplumları güçlü kılan unsurların altı çiziliyor. Bu noktada başı çeken ve 1215 yılındaki Magna Carta’dan bu yana demokratik adımlar atan İngiltere’nin dünya üzerinde neden bu kadar hüküm tayin edici olduğunu okuyacaksınız. ... İncelemenin devamı için internet sitemizi ziyaret etmeyi unutmayın. armadillokitap.com/uluslarin-dususu/
Ulusların Düşüşü
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
14
Erce Emekli
Ulusların Düşüşü'ü inceledi.
496 syf.
·
25 günde
·
2/10 puan
Hiçbir şey üzerine her şey... Bu tip kitaplar giderek çoğalıyor ve ben bu tarz eserleri hiç sevmiyorum. Anlatılmak istenen şey 20 sayfa. Hadi biraz daha zorlasan, örneklerle birlikte 50 sayfa... Aynı şey uzun uzun, farklı farklı gereksiz örneklerle 400 küsur sayfa anlatılıyor. Bu tip kitaplar son zamanlarda bir hayli çoğaldı. Ben bu kitabı Emin Çapa başta olmak üzere çeşitli ekonomi kanallarında sıklıkla tavsiye edildiği için aldım. Ama bu kitabın her hangi bir konuya açıklık getirdiğini düşünmüyorum. Kısa kısa dünya tarihi gibi bir isim verselerdi daha iyi olurdu zira bütün Afrika kabilelerinden , Günay Amerika ülkelerine, Rusya'dan Kanada'ya kadar her ülkenin tarihi gereksiz ayrıntılarla anlatılıyor. Ele alınacak olan konu "kapsayıcı kurumlar, verimli döngü, yapıcı yıkım" gibi kavramlar ama bu kavramları açıklamak için bahsi geçen ülkeler sayfalarca anlatılıyor. Dahası nedense bazı yayın evleri çok basit bir kelimeyi bile orjinal dilinde yazıp, italik yazmayı bir şey sanıyor. Sayfalar dolusu "conquistador" var. İspanyol fatihler yazınca ne oluyor anlamıyorum. Metin bununla ilgili olur, akademik bir tez olur da bu kelimeyi çevirmezsin anlarım. Her bölümde aynı şey... Sanki çok entelektüel bir kelime gibi bir kelime seçip onu öylece bırakıyorlar... Belki lise çağında bir çocuğa ekonomi ve dünya tarihi ile ilgili bilgisi olsun diye okutulabilir ama o kadar... .
Ulusların Düşüşü
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
5
Yorgun demokrat
Ulusların Düşüşü'ü inceledi.
496 syf.
·
7/10 puan
ANLADIKLARIM- ANLAMADIKLARIM
Şimdi, anlatılanlar açıkça anlaşılıyor kitapta, onda sorun yok. Örneğin geniş tabanlı çıkar gruplarının olmadığı ülkelerde güç tek elde toplanıyor. Bu da azınlıktaki bir grubun çoğunluğu sömürmesine neden oluyor. Sömürücü kurumlar belli bir eliti zengin ederken halkın genelini fakirleştiriyor. Yoksul kimseler ise nasılsa ellerindekinin çoğunun kendilerine değil bu çıkarcı elit gruba gideceğini bildiklerinden gayretli olmuyorlar. Teknoloji de gelişmiyor çünkü teknoloji gelişirse elit grubun yerini alacak veya onlara rakip olacak gruplar çıkabilir. Bu da yaratıcı yıkım korkusuna yol açarak ülkeyi geri bırakıyor. Osmanlı'ya matbaanın girişinin engellenmesi buna güzel bir örnektir. Ancak kapsayıcı kurumların olduğu ülkelerde insanlar bir şeyi yapabilmek için daha çok motive olabiliyor, belirsizliğin olmaması sebebiyle yatırımlar artıyor. Yine büyüme ve zenginlik için merkezi bir otorite lazım. Garanti altına alınmış mülkiyet hakları, yapısal reform dediğimiz; eğitimden yargıya kadar pek çok düzenleme oluşmalı. O zaman neden bunların olmadığı ya da zayıf olduğu ülkelerde de gelişme yaşanabiliyor? Çünkü büyümeyi yine elit grup siyasi nüfuzunu artırmak için kullanıyor ancak bu durum potansiyel büyüme hızı tüketilince sona ediyor. Yani bu büyüme sınırlı oluyor. Medya bu elit grubun yediği naneleri göstermesi için, yargı ise denetim ve ceza unsuru olarak önemli. Ancak anlamadığım noktalara gelelim. Şimdi dünyanın en zengin ve hakimiyet sahibi ülkelerinde bile bir elit grup var. En basit örneği ABD. En zengin ülke de olsanız illa ki %1'lik çıkar grupları oluyor. Bu durum bu ülkelerin gelişmesine sekte vurmuyor. Hadi diyelim bu ülkelerde dışlayıcı kurumlar yok, e her şey kapsayıcı kurumların olması kadar kolay, ne demeye kitapta yerden yere vurulan Latin Amerika ülkeleri ve Uzakdoğu Asya ülkelerinin (Japonya ve G. Kore hariç) siyaseti şekillendirilmeye çalışılıyor? Ki ırkçı ölümleri düşündüğümüzde gelişmiş ülkelerde dahi ciddi bir ayrımcılık ve dışlayıcı kurum var. 2008 Krizi neden oldu? Kapsayıcı kurumlar varsa buna nasıl göz yumulabildi? 2008 Krizi'nden sonra kapsayıcı kurumlarıyla bu krizden çıkmak yerine neden Suriye başta olmak üzere tüm Ortadoğu'da yıkım oldu? Elbette yazarlar bunları irdelemek için yazmadılar kitabı. Ama Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabındaki coğrafya tezini eleştirebiliyorlarsa, olayın sadece kapsayıcı kurumlarda olduğunu iddia ediyorsa sadece kapsayıcı kurumları olan ülkelerdeki dönemsel krizleri de irdelemeliydiler. Belli ki olay sadece kurumlarda bitmiyor. Ayrıca neden bazı ülkelerde oluşan kapsayıcı kurumlar diğer ülkelerde yok? Bunu da olumsallık kavramıyla açıklıyor. Ancak çok tesadüfi bir kavram. Bence kültür, din vs. çok konuyu dışarıda bırakarak hata yapmışlar. Ülkenin kendi içindeki yoksulluğunu nasıl açıkladığını bilmiyorum. Yoksulluk çeken gruplar varsa dışlayıcılık vardır. Ayrıca büyümenin sınırlı olması çok muğlak. Örneğin Çin ekonomik olarak önemli yerde. Kitapta yerden yere vurulmuş ama yüz yıllardır ayakta. Yani bu büyüme, kitaba göre bir süre sürecek. Ama kapsayıcı kurumları olduğu iddia edilen sistemlerde belli periyotlarda ciddi krizler yaşanabiliyor ve büyüme negatif çıkıyor. Ee? Bu ülkelerin büyümesi geçici sayılmıyor ama Çin gibi ülkeler en ufak tökezlemede kapsayıcı kurumu yok diye eleştiriliyor. Kaldı ki Nato, Avrupa Birliği vs. kuruluşlar olmasa, uygulanan ambargolar olmasa, o kısmi sürelerle büyüyen ülkeler için işler değişebilirdi diye düşünüyorum. Kitapta IMF yardımlarına getirilen eleştiriler iyiydi. Liboş ağızla savunulsaydı bırkacaktım. Ama kitap çok tarihi konulara giriyor ve kendisini çokça tekrar ediyor. İyi okumalar.
Ulusların Düşüşü
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
28
Umur Duran
Ulusların Düşüşü'ü inceledi.
496 syf.
·
Puan vermedi
Neden Geride Kaldık?
Aslında bir çoğumuzun aradığı bir soru olan bazı medeniyetlerin neden diğer medeniyetlerin çok gerisinde kaldığı açıklanmaya çalışılıyor kitapta. Ben kitabı henüz yarım bıraktım daha sonra devam edeceğim. Ama kitabı okurken görüş açım ve bazı olaylara bakışım değişti bu yüzden okuduğum için mutluyum. Kitabı iki sene önce okumaya çalıştığımda pek bir şey anlayamadığımı farkedip bırakmıştım şimdi ise aslında bir ülkenin veyahut bir yerel otonominin aslında insanlar üzerinde bıraktığı etkinin ne kadar büyük olduğunu görmeme olanak sağladı bu kitap. Özellikle İngiliz kolonilerinin bu kadar gelişmesindeki politika ile İspanyolların kendi kolonilerini kullanma şekilleri arasındaki farkın yansımalarına bu zamana kadar nasıl bu perspektiften bakmamışım dedirtti. Kuzey Amerika'daki aslında toprakların (verimsizliği) parantez içinde yazdım çünkü Meksika ve Güney Amerikada bulunan altın zenginliği özellikle bu bölgeleri verimli sömürülebilir yapıyor aksine Kuzey Amerikada yani İngiliz kolonilerinde olay tam tersi bu sebepten dolayı İngilizler kolonilerinde büyümeyi sağlamak için bir takım teşvikler sunmak zorunda kalmış. Bu teşvikler de Amerikanın bugün hala zenginliğinin en büyük altyapısını oluşturuyor. Baktığımda Osmanlı'da ise benim bildiğim kadarıyla aksine tımar sisteminde ve birçok sistemde dahi kişinin özel mülkiyet sahibi olamaması aslında bir bakıma kişinin daha zenginleşmesinin önünü kesiyor halk zenginleşemezse halktan daha az vergi almak zorunda kalırsın doğru orantılı olarak.
Ulusların Düşüşü
OKUYACAKLARIMA EKLE
4