·
Okunma
·
Beğeni
·
21,2bin
Gösterim
Adı:
Beyin
Alt başlık:
Senin Hikayen
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054729692
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınevi
Baskılar:
Beyin
Beyin: Sənin Hekayən
Büyük ilgi gören kitabı Incognito ile nörobilimi geniş kitlelerle buluşturan David Eagleman, bizi içimizdeki kozmosa doğru hızlı ve nefes kesici bir yolculuğa çıkarıyor: Gerçek nedir? "Sen" kimsin? Nasıl karar veriyorsun? Beynin neden başkalarına ihtiyaç duyuyor? Teknoloji "insan olmak"ın anlamını değiştirebilir mi?

Durak durak ilerleyen bu büyüleyici yolculuk ekstrem sporlar dünyasından ceza hukukuna, yüz ifademizden beyin ameliyatlarına, içgüdülerden ölümsüzlük arayışına kadar uzanıyor. Yol üstünde, muazzam karmaşıklık barındıran beyin hücreleri ve onları birbirine bağlayan trilyonlarca sinirin arasında görmeyi pek de beklemediğiniz bir şey beliriyor: kendiniz.

"Nörobilimin dahice yazılmış hali. Soluksuz okunuyor."
-Guardian-
(Tanıtım Bülteninden)
272 syf.
·9/10 puan
Yazarının David Eagleman olduğu bu kitabı nöroloji bilimine ilgisi olanlara şiddetle tavsiye ederim. Ben kimim, bilinç nedir, gerçeklik nedir, toplumun önemi nedir, nasıl karar veririm ve beni ben yapan şey nedir sorularına cevap veriyor. Kısacası beynin işleyişi hakkında açıkça bilgiler veriyor ve metinler de oldukça akıcı.
272 syf.
·20 günde·7/10 puan
Kitabı okumadan önce internetten araştırma yapıyordum. Yorumlarda yazarın Incognıto kitabını okuduktan sonra bu kitabın okunmasının daha anlamlı olduğunu söylüyorlardı. Dedikleri de birçok açıdan doğru çıktı.
Yazın Incognıto kitabının özet hali gibi düşünülebilir. Beyin, bilinç, ilerde neye dönüşeceğimiz gibi konulara değiniyor. Önceki kitaptaki birçok örneği yeniden okuyor oluyoruz.
- Geçmiş zamanın şimdiki zaman tarafından şekillendirilmesi, hatırladığımız her anının aslında her hatırlayışımızda bozulması, gerçekliğinden uzaklaşması
- şu anda deneyimlediğiniz bilinçsel farkındalık sadece size özgüdür
- amigdala devreye girdiğinde, beynin geri kalanının kaynaklarını idare etmeye başlar, bütün dikkatleri içinde bulunan duruma yöneltir. Devrede amigdala varsa anılar normal koşullarda olduğundan çok daha zengin ve ayrıntılı biçimde saklanır.
272 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Həqiqətən də möhtəşəm məlumatlarla zəngin kitabdır.Oxuduqca heyrətlənir insan.Bu kitabı oxuduqca onu bir daha anladım ki beynimiz o qədər möhtəşəm yaradılıb ki heç öz zəkamız belə tam anlamıyla onu dərk edə biləcək durumda deyil.
Bizi Yaradanın sonsuz elminə Şükürlər olsun.
272 syf.
Bilim ve onu temsil eden bilim adamlarının amacı, ulaşmak istediği nihai sonuç objektif gerçekliktir. Eskiden bilim nesnel varlığın (3 boyutlu varlık alemi) objektif gerçekliğini izah etme üzerine yoğunlaşmıştı. Öznel varlığın (subje ve onunla ilgili olgular) yorumlanması daha çok felsefecilerin üstlendiği konuydu. Artık şimdi bilim adamları din(!)den sonra felsefeyi de yetersiz bularak, var olan, olup biten her şeyin bilimsel açıklanabileceği inancindadırlar. Son zamanlarda çıkan eserler ve hatta elimde okuyup incelemesini yapmakta olduğum bu eser de bende böyle bir izlenim bırakmıştır.

İsminden belli olduğu gibi kitap beyin'imizi konu edinmiştir. Bu kitabın farkı, beynin anatomi veya fizyoloji kitaplarında bahsedilen yapısı ve fonksiyonlarından bahsetmiyor olmasıdır. İnsanın subjektif gerçekliginin en çok tezahür ettiği yer beyindir. Düşünüyoruz beyinde, acı çekiyoruz beyinde, görüyoruz beyinde, duyuyoruz beyinde, karar veriyoruz beyinde...vb. İşte bu kitapta, bu ve bu türden beyinde gerçekleşen, nesnel diyemediğimiz, boyut biçemediğimiz gerçekliğin altında yatan, olup biten objektif gerçekliği sorgulamak ve açıklığa kavuşturmak amaçlanıyor. Yazarın kendi ifadesiyle; "derin bir sorgulama düzeyi yakalamak." Okurken elinizde olmadan böyle bir sorgulama düzeyi yakalayacaksınız.

Kitabın bazı yerlerinde "yok artık" demiştim. Yazar, dilimizle hatta kol ve bacaklarımızla da görebilecegimizin nörolojik olanağından bahsediyor. Bunun gibi nice şey. Kafatasımızın içinde bu ķüçücük fiziksel malzemenin inanılmaz "işler çevirmesine" çok farklı bakış açısı ortaya koymakla D.Eagleamen beni büyülemiş durumdadır.

Sorguladım ve bir anlamda da ürktüm kendimden. I am a the brain man!
272 syf.
·18 günde·9/10 puan
Ben kimim,biz kimiz? Gerçeklik nedir? Nasıl karar veririz? Yaşamımızı nasıl yönlendiririz?Neden başka insanlara ihtiyaç duyarız?Nereye yol alıyoruz?

Dünyayı nasıl algıladığımız çoğunlukla hikayenin yarısıdır,diğer yarısı ise onunla nasıl etkileşim kurduğumuzdur.

Algıladıklarımız,bizim için önemli olan her şey,inançlarımız ve düşüncelerimiz..Bizi biz yapan her şey burada olmakta.
Peki burası bütün zengin renkleriyle,dokusuyla,sesleriyle ve kokularıyla yalnızca bir yanılsama mı?Beynimizin bizim için tasarladığı bir gösteriden mi ibaret?

Nöroloji ve psikoloji ile cevaplandırılmaya çalışılan muazzam sorgulama..

Kendimizi tanımak,duygu ve davranışlarımızı anlamlandırabilmek için vücudumuza hükmeden organı tanımalıyız..Kontrolün ne kadarının bizde olduğunu,beynimizin ne kadar kolay manipüle olabileceğini öğrenmeliyiz,ne kadar bilinçli olursak yaşam kalitemiz de o derecede artar,empati kurabilme yetimiz ve insanlarla olan ilişkilerimiz de gelişir dolayısıyla.

Bu alanda uzman olmayan kişilerin de severek ve anlayarak okuyabileceği,konuyla ilişkin örnek verilen ilgi çekici deney ve araştırmalarla dolu ufuk açıcı bir kitap.
272 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap okuduğum en akıcı bilimsel ve akademik kitaplardan biri. Dili sade ve anlaşılır. 6 farklı bölümden oluşuyor. Her bölümün içinde yapılan birçok deney ve araştırmadan bahsediliyor. Okurken insanı hayrete düşüren çok fazla olay var. Kitabı okurken basit gördüğümüz eylemlerin arkasındaki bilişsel süreçleri fark etmek, insanı nasıl bir mucize olduğuna dair düşünmeye sevk ediyor. Beynin yapısından ziyade, içinde olanlar, nöronların etkinlikleri, akılda kalıcı ve heyecanlandıran deneylerle anlatımı canlı tutuyor. Beynimizin içinde neler olup bitiyor, bizim için çok basit gelen yürüme eylemi için bile beynin aslında ne kadar çok iş yaptığını daha iyi anlayabiliyorsunuz. Kendisinin de dediği gibi beyinde olup bitenleri ne kadar iyi anlarsak onu o kadar iyi kontrol edebiliriz. Ayrıca beyindeki en ufak bir değişikliğin karakteriniz de dahil hayatınızı nasıl kökten değiştirebildiğini anlıyorsunuz. Gelecekte bizi neler bekliyor, yapay zeka ile farkımız neler bu konulara da değiniyor. Beyinle ilgili ele aldığı konuları deneylerle ispat ederek okuyucusunu tatmin edecek bir kitap yazmış diyebilirim. Nörolojik başarı aynı zamanda teknolojik başarı demektir yazara göre. Beynin potansiyelinin, beyinde gerçekleşen fiillerin teknolojik simülasyonunun gerçekleştirilmesi, ki bu eğer başarılabilinirse ilerleyen yıllarda akıl almaz teknolojik icatlarla karşılaşabiliriz. Üstelik yazar bunları ağır ve bilimsel bir dille değil sohbet havasında anlatmış ve kitap akıp gidiyor. Çok ilginç ve farklı bir kitap olduğunu ifade etmek isterim. Başlarken bu kadar seveceğimi düşünmemiştim. Aynı isimli belgeseli de var, onu da tavsiye ederim.
272 syf.
·10/10 puan
Okuduğum en harika kitaplardan birisi. Hislerimi kelimelere dökemiyorum. Kitabı okuduktan sonra kafatasınızın içindeki bir buçuk kiloluk organa hayranlık duymaya başlıyorsunuz. Lafı uzatmayayım. Mutlaka okuyun.
272 syf.
Ben beyinin gizemini merak eden biri olarak bu kitabı okumaya başladım.cok akıcı,bilgilendirici,bilimsel merakınızı giderecek bir kitap.Sosyoloji okusam da psikoloji ve nöroloji hatta felsefe olarak zihin nasıl oluşur?kararlarımız nasıl meydana gelir?beyinin evrimleşmesi,...gibi meraklar nedeniyle bilimsel kitap okumayı seven bir insanım.
Beyinin kendini tanımaya çalışması da çok ilginç değil mi? ;)
272 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Kendi vücudumu tanımak her zaman ilgimi çeken bir konu, anatomi dersini de bu yüzden çok severdim. Bir sürü Latince kelimeye karşılık, bilmek, yeni şeyler keşfetmek hoşuma giderdi. Ama bu kitapta teknik terimler çok yer almıyor, altı bölümde beyinle ilgili genel hatları akıcı bir dille bize aktarıyor.

Beyin belgeselini, ara ara da içindeki deneylerin videolarını izlemiş olsam da öğrendiğim birçok şey oldu. Sıkça videolara konu olan vagon açmazı, baktığımızda sadece birini görebildiğimiz genç/yaşlı kadın, ördek/tavşan resimleri gibi aşina olunan pek çok algılama biçiminden bahsediyor. Bu yüzden kitaba sıfır bilgiyle başlamadım ama tıp ile ilgili bir mesleğiniz yoksa katabileceği çok fazla bilgi var.

Beyindeki en ufak bir noktanın bile bütünlüğü korumadaki payı büyük. Bağlantılarda, geçişler arası sorunlarda hastalıklar ve farklı davranış bozuklukları görülüyor. Kararsız yapıya sahip bir insan olarak, dondurma seçimi örneğini okurken, ağlar arasındaki mücadeleyi o anda olan elektriksel titreşimleri, yine onun içinde canlandırabildim. Gördüğümüz, dokunduğumuz, tattığımız, işittiğimiz deneyimlerin yanı sıra denge, titreşim, sıcaklık gibi etmenlerin daha da fazlasını anlamlandırmak, her şey onun sayesinde... Beyin olmasa düz, renksiz algıladığımız bir dünyamızın olacağını söylüyor yazar.

Size ihtiyacım var mı bölümünde, insanların zengin bir etkileşim ağına sahip toplumsal bir varlık olduğundan bahsediyor. En yakınımızdan uzağımıza toplumsal etkileşim katmanları üzerine kurulu bir dünyamız olduğunu ve birbirimizin mimiklerini taklit ederek anlamaya, iletişim kurmaya çalıştığımızı açıklıyor. Uzun süre evli kalan çiftlerin zamanla birbirine benzemesi de bu sebepten. Evli çiftler, uzun yıllar boyunca birbirlerinin yüz ifadelerini o kadar uzun süre boyunca taklit ettiklerinden yüzlerindeki kırışıklıklar aynı biçimi almaya ve yüz ifadeleri birbirine benzemeye başlıyor.

İlgi çeken konulardan biri beynin yeni girdilerle uyum sağlama yeteneği, yani plastisite. Beyin, eldeki girdiler, çıktılar ve yapılacak işlere uyum sağlamak üzere, devrelerini yeni düzenlemelere tabi tutabiliyor. Yazar, beynin bilgiyi hangi yoldan alırsa alsın nasıl ve nereden aldığını bilmediğini ve bunu da umursamadığını söylüyor. Beynin bu özelliğini kullanarak işitme engellilere, VEST adı verilen, onlara farklı yönden işitme duyusu sağlayabilecek bir düzenekle çalışmalar yürütülüyor. Titreşimli motorlarla kaplı yelek vasıtasıyla sesler hissediliyor. Bu titreşimli sinyaller başta anlamsız gelse de beyin zamanla nasıl işlemesi gerektiğini öğreniyor ve örüntülerdeki şifreyi bilinçdışı mekanizmalarla çözümlüyor. Bunu Braille alfabesini okuyabilen görme engellilerin öğrenmesine benzetmiş. Görme engelliler için yapılan çalışmada ise alın veya dil yüzeyinde posta pulu büyüklüğündeki BrainPort adı verilen cihazla birlikte takılan gözlükteki kameradan karşılaşılan nesnelere göre küçük elektrik şokları veriliyor. Zaman içinde bu cihazı kullanan görme engelliler, engelli parkurlarda dolaşabilir ve basket atabilir hale gelmiş. Beyin her türlü veriyi alıp onunla ne yapabileceğini hesaplıyor, bu yüzden bir yerde olan bir eksikliğin başka şekillerde telafi edilebilmesi ihtimali muhteşem bir olay.

İlgi çekici bir başka nokta ise ölümü resmen ilan edilen insanların ikinci bir yaşam için biyolojik çürümeyi önleyen derin dondurucularda saklanması oldu. Alcor Vakfı, ölümü gerçekleşen müşterilerini buz banyosuna yerleştirip sonrasında çeşitli kimyasallarla vücutlarının soğumasını sağlıyor. Bazı müşteriler de sadece başın korunmasını talep ediyormuş. Ameliyatla baş gövdeden ayrılıp dokuları yerinde sabitleyen sıvılar eklenerek yapılan bu işlem bana çok ilginç geldi. Alcor'un hedefi insanlara bin yıl veya daha fazla hayatta kalma potansiyeli sağlayarak ikinci bir yaşam şansı tanımak. Bu konuda sanki bilimkurgu kitabı okuyormuş hissine kapıldım.

Descartes, o zamanlardan günümüze farklı biçimlerde sorulan “Kavanoz içinde duran bir beyin olmadığım ne malum?” diye sorgulamış. Şüphesine kesin bir yanıt bulamamış fakat öyle olsam da olmasam da bunun hakkında düşünüyorum öyleyse varım sonucuna varmış.

Vücut, dünyayı tüm duyu organlarımız sayesinde tanıdığımız ve anlamlandırmasını beyinle yaptığımız, onunla taçlandıran bir sisteme sahip.
272 syf.
·56 günde
Beyin Beyin Beyin...
(Böyle yazınca zombi gibi oldum) =))

Yıllardır insanoğlunun araştırmaları, deneyleri sonucu şaşkınlık ve hayret içinde kaldığı organımızdır beyin. Neredeyse mükemmel bir işlev gerçekleştiren, vücudun olmazsa olmazıdır... Beyinsiz yaşayanları saymazsak gerçekten olmazsa olmayız =)

Japonya' ya atom bombası atan da bir beyin, kanser için ilaç bulmaya çalışan da. İnsanları diri diri yakan da beyin, Afrika'ya su taşıyan da. Hırsızlık yapan da bir beyin, elindeki son lokmayı bölüşen de. Susan da beyin, konuşan da. Yürüyen de beyin oturan da. Savaşan da beyin, barışan da.  Ağlayan da beyin, gülen de. Ölen de beyin, yaşayan da... Bu böyle uzar gider.

Biz kitaba dönelim o ne diyor bakalım.
Beyin biliminin çok çok daha hızlı ilerlediği bir dönemde olduğumuzdan geçmişten günümüze kadar olan bilimsel çalışmalar ve kendi yaptığı bazı çalışmalardan bahsediyor David Eagleman. Biyolojik bir canlı olarak tartışmasız en önemli organımızın beyin olduğunu ve en yüksek güvenlikle korunduğunu biliyoruz.
Vücudumuza baktığımızda, korunan organların önem sırasına göre olduğunu fark edersiniz. Örneğin beyinden sonra en önemli organlar kalp ve akciğerlerdir onlar da göğüs kafesiyle dışardan gelecek darbelere karşı korunmuşlardır...

Beynimizle hiç bilmediğimiz diyarlara gidebilir, kendimize yeni arkadaşlar bulabiliriz, tabi bu kısımda beyinde ufak bir yerin bozulması gerekiyor =)
Bir çoğumuz zamanda yolculuk etmek ister, bakın yazar kitapta bunun için ne diyor:
"Zamanda yolculuk, insan beyninin bıkıp usanmadan yaptığı bir şeydir. Bir kararla karşı karşıya olan beyin, farklı sonuçların simülasyonunu kurarak tahmini bir gelecek modeli oluşturur. Zihinsel olarak kendimizi şimdiki zamandan ayırabilir ve henüz var olmayan bir dünyaya yolculuk yapabiliriz." Ben buna "Hayal makinası" dedim gerçektende beyinle yapamayacağımız şey yok ( https://youtu.be/0LUkTDk6WiM =] )  her şey ilk olarak onda başlıyor... Biz henüz maddi anlamda boyutlu bir makina icad edememiş olsak da beyin bunu taa en ilkel zamanından beri yapıyor... O bizim, nereye gitmek istersek oraya götüren "uçan halı"mız.

Başta da dediğim gibi yıllardan beri merak edilen bir organdır beyin. Ama asıl merakımız 1955 yılında Einstein'nın ölümüyle başladı. Ölümünden sonra etik olmayan bir şekilde Einstein'nın beyni incelenmişti, diğer insanlardan farklı bir şey bulmayı uman doktorun, hayalleri suya düştü çünkü Einstein beyni yaşıtlarından daha farklı değildi... Sonrasında  beynin % 3-10 u arasında kullanıldığı hatta Einstein'nın %5 ini kullandığı safsatası çıktı. Doğru olan ise beynimizin %100 ünü kullanıyor olmamızdır... Sadece bazı işlemleri gerçekleştirken farklı bölgeler daha aktif oluyor...

Kitapta düşündüren sorgulatan olaylar ve deneyler de var.
David Eagleman mesleğinin hakkını vererek müthiş bir kitap hazırlamış, mutlaka okunması gerekli diye düşünüyorum.
Keyifli okumalar =]
272 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap'taki bölümler(sorular) ve anladığım cevaplar
Ben Kimim? Nöral Ağlarım
Gerçeklik Nedir? Gerçek sadece gördüklerin değildir.
Kontrol Kimde? Yürümeye karar verme aşamasında bilincimde, yürürken bilinç dışımda.
Nasıl karar veririm? Beyinsiz zor karar veririm.
Size ihtiyacım var mı? Valla, beynim sizden çok etkileniyor.
Kime Dönüşeceğiz? Vücuduma istedikleri kadar cihaz yerleştirsinler ben yine de insanım arkadaş. Yani hiç kimeseye hiç birşeye.
Bu cevaplarımı fazla ciddiye almayın. Kitap her bölüme sayfalarca açıklama yapıyor. Basit anlaşılır fazla terim kullanmadan seni sana anlatıyor. Çok muhteşemesin ama beğenir misin bilmem.
Bu arada beyin konusunda daha yolun başıdayız. Taş çatlasa 70 yıldır adam gibi inceleme yapıyoruz. Daha doğrusu nöroloji konusunda diyim. Kim bilir daha neler öğreneceğiz. Muhtemelen yine David eagleman'den öğrenebiliriz daha genç yazarımız.(46) Hadi bakalım.
Karmaşık canlılar olmamızın nedeni, hepsini denetim altında tutmak istediğimiz birçok farklı güdüden oluşmamızdır.
Kimliğiniz, yaşamınızın her anında kafatasınızın altında, beyninizin tümü içinde köpüren egemenlik savaşlarından doğar.
Kavanozun içindeki bir beyin olsam da olmasam da, bu problem üzerinde fikir yormaktayım. Bunun hakkında düşünüyorum; öyleyse varım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyin
Alt başlık:
Senin Hikayen
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054729692
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınevi
Baskılar:
Beyin
Beyin: Sənin Hekayən
Büyük ilgi gören kitabı Incognito ile nörobilimi geniş kitlelerle buluşturan David Eagleman, bizi içimizdeki kozmosa doğru hızlı ve nefes kesici bir yolculuğa çıkarıyor: Gerçek nedir? "Sen" kimsin? Nasıl karar veriyorsun? Beynin neden başkalarına ihtiyaç duyuyor? Teknoloji "insan olmak"ın anlamını değiştirebilir mi?

Durak durak ilerleyen bu büyüleyici yolculuk ekstrem sporlar dünyasından ceza hukukuna, yüz ifademizden beyin ameliyatlarına, içgüdülerden ölümsüzlük arayışına kadar uzanıyor. Yol üstünde, muazzam karmaşıklık barındıran beyin hücreleri ve onları birbirine bağlayan trilyonlarca sinirin arasında görmeyi pek de beklemediğiniz bir şey beliriyor: kendiniz.

"Nörobilimin dahice yazılmış hali. Soluksuz okunuyor."
-Guardian-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.936 okur

  • Ayşe Okşan Üçgöz
  • ARZU MERCAN
  • Armağan Kivanc
  • Onur Nafi
  • .Seyit
  • Esra Şahin
  • Eda
  • Fatih Yıldırım
  • selin çakır
  • rana

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%10.2
13-17 Yaş
%10.2
18-24 Yaş
%21.6
25-34 Yaş
%23.9
35-44 Yaş
%18.2
45-54 Yaş
%12.5
55-64 Yaş
%2.3
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.9
Erkek
%56.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.4 (346)
9
%26.4 (273)
8
%24.2 (251)
7
%9.9 (103)
6
%2.7 (28)
5
%1.8 (19)
4
%0.2 (2)
3
%0.3 (3)
2
%0.1 (1)
1
%0.5 (5)

Kitabın sıralamaları