"Benim bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. insanlar hiçbir şeyimi almazlarsa, bana çok şey vermiş olurlar, hiçbir kötülük etmezlerse, yeterince iyilik etmiş olurlar."
Aslında benim çocukluğuma dair yüzümü güldürecek pek bir anım yoktu. Ortada bir çocukluk var mı diye sorarsanız ondan da pek emin değilim... Çünkü çocuk olmama bile izin verilmeyen bir ailede büyüdüm.
Huzursuz ve gergin bir ortamda yetişen çocuk hep tetiktedir. Bu da kaygılı kişiliğin temelini oluşturur. Obsesyon da zaten kaygıya dayalı bir semptomdur. Kişi kaygısını yönetemediğinde bunu obsesyona dönüştürür. Sürekli bir şeyleri kontrol ederek, kendi baskın alanını oluşturarak aslında çocukken ona verilmemiş olan güven duygusunu yaratmaya çalışır çünkü kontrol edemediği bir şey onda kaygı yaratır Bu da çoğu zaman hayatlarındaki kişinin bireyselliğini yok saymak anlamına gelir.
Hayatınıza alacağınız kişinin duygusal zekasına ve derinliğine önem göstermelisiniz. Suni bir çiçeği ne kadar sularsanız sulayın, çiçek açmaz değil mi? karşınızdaki kişi o kapasiteye sahip olmadığını çabanızın anlamlı bir sonucu olmayacaktır.