Dublörün Dilemması

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.103
Gösterim
Adı:
Dublörün Dilemması
Baskı tarihi:
Nisan 2005
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750503221
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dublörün Dilemması
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Murat Menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. Onunla çekişirken çiçek açarsınız. Yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. Peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat Murat Menteş'in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. Ben, Murat'ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; Murat aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. Bu yüzden Dublörün Dilemması çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor... Böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı Murat için olsun!..
-Nihat Genç-

Çok acayip. Çok tuhaf. Müthiş!.. Böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. Okuyun, siz de inanamayacaksınız!
-Hakan Albayrak-

Dublörün Dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli...
bir roman. Ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. Hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! Ben sevdim eller alsın.
-Alper Canıgüz-
Baştan aşağı kelime oyunlarıyla bezenmiş, kimin kim olduğunu çözemediğiniz, başından itibaren öykünün kopukluğu ile savaştığınız bir kitap hoşunuza gider mi? Kitabın yazarı Murat Menteş'se evet. Başlarda anlamaya çalıştığınız Murat Menteş aforizmalarıyla dolu bu kitap; olaylar ilerledikçe, saçma da olsa, oldukça güzel bir kurguya kavuşuyor. Yazarın söylediği her cümleyi anlayabildiğimiz için kendimizle gurur duyuyoruz. Bu da dolayısıyla yazarın zekası karşısında duyduğumuz hayranlığı arttırıyor. Kitap bitince, her bağımlının yapacağı gibi, diğer kitapların üstüne atlıyoruz. Bu arada günümüz okuyucusunun, bizim "bug"ımızı bulan Murat Menteş de köşesinde kıs kıs gülüyor. Neyse ki ben bilinçli bir okuyucu olarak sadece üç kitabını okudum yazarın. Hepsi de benzer ve eşit derecede etkileyici. Değişik bir deneyim yaşamak isteyen herkese tavsiye ederim.
Deklanşöre bastım ve çekiyorum çekkkk-timmmm!
Aaaa pardon hatlar karıştı şöyle olacaktı: ÜÇ, İKİ, BİR Kayıt..
Ya da durun kahramanlarımızı tanıyalım önce (Not isimlere DİKKAT EDİN lütfen ;)
Talihsiz Taliha
Nuh Tufan
Umur Samaz
İbrahim Kurban
Baretta
Ferruh Ferman
Dilara Dilemma
Rıza Silahlıpoda
Habib Hobo (Robbit) - Hacer Ceren (Geronimo)
Haydar Baydar
... diye devam ediyor. Bu kadarı kâfi sanırım :) Bu arada bundan sonrasında
bahsettiklerim birazcık spoiler içerebilir. Ama emin olun ki söylediklerim kitabı ilk kez okuyanlar için sorun olmayacaktır. Zira kitapta o kadar farklı olaylar iç içe verilmiş ki zaten yeterince şaşıracaksınız, hiç endişelenmeyin lütfen :)
Gelgelelim hikâyemize ana karakterimiz Nuh Tufan, ALBİNO ve aynı zamanda ara sıra halüsinasyonlar gören birisi. Bazen çerçevedeki resimler, yüzükteki suretler veya televizyondaki görüntüler birden canlanabiliyor onun gözünde anlayacağınız. İbrahim Kurban ise zengin ama mutsuz insanlardan "kendisine zenginlikten dolayı tanınan bu ayrıcalıktan iğrendiğini belirtip aşağılık bir dokunulmazlığı olduğunu" düşünüyor.
Nuh karakterine bir geri dönüş yapıp tam bu noktada size kitapta anlatılan ve yüreğimi sızlatan, canımı acıtan beni insanlığımdan bir kez daha utandıran bir konudan söz etmek istiyorum, izninizle.
Daha iyi anlaşılması açısından Nuh'un sözlerinden birkaçını buraya bırakmak istiyorum:
"Albino olduğum için bana kansermişim gibi davrandı." :/
"- Albinoların hayalgücünün bu kadar geniş olabileceğine ihtimal vermezdim.
- Albino olduğumun hatırlatılması canımı sıkmıştı."
Ayrıca bir bölümde bundan dolayı sınıfta öğretmen ve arkadaşlarının ilk gittiğinde Nuh'la alay etmesine de değiniliyor.

Şimdi bkz. ---> Nedir Albino? Araştırdığınızda şu bilgi karşınıza çıkacaktır: "Vücutta var olması gereken melanin maddesinin eksikliğinden veya vücutta bu maddenin hiç olmayışından dolayı ortaya çıkmaktadır. Melanin maddesi, vücuttaki deriye, kirpiklere, saçlara ve gözlere renk veren pigmentlerdir." Bu yüzden albino olan kişilerin saç, kaş, göz renkleri beyazdır. Bu insanların peki böyle olmayan insanlardan ne farkı vardır, soruyorum size? Koca bir HİÇ, hiçbir farkları yoktur onların bizlerden çünkü. Kimin farkı olduğunu söyleyeyim ben. Bu kişiler ne ten rengi siyah olan, ne kaş rengi beyaz olan, ne dini benimkinden farklı olan, ne ırkı bu ne şu olan, ne görme engelli olan, ne yaşlı ne çocuk olan hiçbiri değil. Bahsettiğim kişinin gözü görebilir, kaşı gözü siyah, teni ise beyaz olabilir. Dinimiz, ırkımız ve yaşımız dahi aynı olabilir. Ama bu kişinin o beyni yukarıda saydığım özellikteki kişilerle aramızda bir fark olmadığı gerçeğini kavrayamayacak kadar küçük, aklı kıt olabilir. İşte böyle insanlardan bahsediyorum. Sırf bu insanlarla alay edebilecek kadar aşağılık, kendini kusursuz görecek kadar dokunulmaz bulanları diyorum, bunlardan farklıyız biz!

Dikkatimi çeken bir şey daha oldu ve söylemeden geçmek istemiyorum. Kitapta huzurevine annesini ziyarete gelen "sözde" bir oğul ona sarılır ve içinden geçen cümleler şudur: "İhtiyarların çoğu sanki onlara evlatlarının hayırsızlığını hatırlatmak için gelmişim gibi surat asıyorlar." (Yazar burada bu hassas konuya okurun dikkatini çekmek istemiş zannımca)
İşte bunu okuduğum an bir kez daha canım acıdı. O kadar çok üzüldüm ki o an bu hayal ürünü hikâyenin içine girip her birinin evladı olarak huzurevini ziyarete bile gidebilirdim. Zira yüzlerindeki bir tebessümü veya bir damla mutluluk gözyaşını görüp onlara sarılmak benim içimdeki hüznü atmama ancak yeterdi.
Sevgili Menteş, üzücü şeyleri bile okurunu güldürerek anlatmaya çalışsa da buruk bir tebessüm kaldı benden geriye her satırdan sonra..

Bazen öyle anlamsız gelen yerler oldu ki kitap bitti ve ben oraları hâlâ anlamadım. Bazen o anlamsızlıkların birleşimi bir anlam arz etse de kendi içinde anlamsız olduğu gerçeğini değiştiremedi bence. Nöronlarımın yandığını hissetmedim değil, ara ara okurken. Ama yazarın hakkını vermek lazım bu kitap aynı zamanda içinde farklı düşünürlere ait sözler bulunduran, bazı filmler, kitaplar, çizgi romanlar ve hatta resim konusunda bilgiler serpiştirilmiş, genel kültür deposu gibi geldi bana. Hatta o kadar çok kelime arattım ki google'da okurken ne çok şey bilmediğimi fark ettim bir kez daha, cahilliğim ile göz göze geldim kimi satırda. Bazen bilgilerden şüphe ettim doğruluğunu araştırdım. Öyle çok bilgi yazmış ki acaba uydurma mı yoksa bunların hepsi gerçek mi diye sorma gereksinimi hissettim nedense, hâlâ bazı noktalarda şüpheliyim ama neyse :D Yavaş yavaş okumaya devam ederken hikâye toparlandı sanki hüzünlü şarkılar dinlerken okuduklarımın da etkisiyle sanırım hüzün sardı beni de. Ama hayal ürünü bile olsa bu kadar farklı ve ilginç konulara değinen, birbiriyle bağlantısız ve saçma gibi duran olayları, mantıklı bir şekilde birleştiriyormuş hissi verdiren çok zekice yazılmış aynı zamanda sonuna kadar bitmeyen sürprizleriyle sizi şaşırtma niteliğine sahip bu kitap okunmak için sizi bekliyor tam şu anda belki de.
Kitaba bilhassa bu adın verilmesi boşuna değil zaten. Bu kitapta "Dublörün Daniskası"nı bile göreceksiniz.
Son olarak kitapta aynı olaylar farklı karakterlerin farklı bakış açılarından anlatılınca tekrar etmiş hissi vermiyor, okurken gözünüzde canlanan bu sahneleri diğerinin ağzından dinlediğinizde aslında onun sandığınız gibi olmadığını öğrenip bu yeni haliyle geriye dönüp o kısmı tekrar okuma isteği belirirse içinizde hiç şaşırmayın zira aynısı bende de oldu.
Kitapta ara ara argo kelimeler de kullanılmış, rahatsız olacaklar için bunu da belirtmek isterim şimdiden.
Kısacası bu kitapta aşk, aksiyon, hüzün, ironi ne ararsanız var yani. Ne anlatsam ne yazsam sanki hep yarım hep eksik kalacak, kitabı okuyup gerisini tamamlamak size kaldı değerli dostlarım. Bu arada yazarın en son sayfada kurduğu üç kelimeden oluşan son cümlesi benim aklımda kocaman bir soru işareti bıraktı. Hâlâ cevap arıyorum. Şayet okuduysanız veya okuyacaksınız o son cümleden sonra yazarın orada vermek istediği mesajı anladıysanız sorularımı giderebilmem için bana dönüş yaparsanız çok mutlu olurum.
Çok uzattım okuyacaklara şimdiden iyi okumalar, sevgiyle ve tebessümle. En güzeli kitap kokusuyla kalın :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.626 Oy)18.166 beğeni41.182 okunma2.642 alıntı173.216 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.320 Oy)12.880 beğeni32.955 okunma3.104 alıntı138.468 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.185 Oy)8.490 beğeni27.218 okunma762 alıntı132.728 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.842 Oy)8.785 beğeni24.067 okunma1.612 alıntı111.683 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.525 Oy)8.474 beğeni25.010 okunma2.263 alıntı107.924 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.405 Oy)11.074 beğeni27.406 okunma1.485 alıntı144.153 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.228 Oy)8.657 beğeni24.109 okunma1.272 alıntı118.542 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.096 Oy)7.665 beğeni21.538 okunma760 alıntı84.108 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.745 Oy)6.058 beğeni15.935 okunma2.630 alıntı82.263 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.021 Oy)6.715 beğeni19.459 okunma624 alıntı109.891 gösterim
Yazar muhteşem bir karakter ve olay örgüsü canlandırmış resmen. Karakterimiz konuşmalarından ve hayal gücündende anlaşıldığı üzere sanata ve edebiyata ilgisi olan bir albino üzerinden kurgulanmış. Olay örgüsü muhteşem komedi tarzı diye bileceğim bir eser. Keyifle okuyacağınız muhteşem bir kitap. Mutlaka okumalısınız
Bazı aksiyon filmlerinde daha selamun aleyküm demeden, seyirciyi hipnotize etmek için, arabalar havada uçuşur, bombalar patlar vs. Murat Menteş de aynı “taktiği” kitaplarında uyguluyor.

( Taktik kelimesine takıldıysanız, bakmayın siz bu faninin kusuruna hasedimden “yöntem” demedim. Amma yöntem deyüp de geçme tanı….Bu yöntem Michael Bay’ınki gibi içi boş görsel efektler dolu saçmalıklar değil, Guy Ritchie’nin filmlerindeki yöntem gibi, içi anlam dolu bir kurmaca cümbüşü….)

Bu Kitapta da ilk sayfasından itibaren çok keyifli bir curcunanın içine itiliyorsunuz ve benim kadar kaba biriyseniz ilk tepkiniz “ ne oluyoğ laaa bebeğ” şeklinde dudaklarınızın kenarından aşağıya doğru süzülüyor.

Bazı bazı, amma katiyen çok fazla değil, bir cambazın burnu ile piyano çalıp aynı anda ayak ve elleri ile top çevirmesi gibi, zorlama; bakın ne kadar farklı cümleler kurabiliyorum tarzında, cümlelere de rastlıyoruz.

“Bu adam arkadaşım olsun 10 Milyon borcum olsun” dedirtecek kadar samimi bir dili var. Sanki bir şey okumuyorsunuz da, Mahallenin en zıpçıktı çocuğu karşınıza geçmiş olayı ballandıra ballandıra size anlatıyor.

Aynı olayı farklı karakterlerin anlatımıyla okudukça yazarın oluşturduğu kurguya hayran kalıyorsunuz.

Son sayfadaki süprizi ise takdire şayan afilli bir fırlamalık örneği.
Cebren okutunuz efenim…
Düş gücüne hayran olduğum Murat Menteş'in okuduğum ikinci kitabı. Yazarın kurguladığı her şeyi okuyabilirim. İsimleriyle müsemma karakterlerin başına gelenler ne kadar sıradışı olursa olsun, yazarın samimi üslubu olayları inanılır kılıyor.
Ruhi Mücerret kadar şaşırtıcı olmakla beraber, Dublörün Dilemması gülümseten bir kitap değil. Aksine melankolik bile diyebilirim.
Bu kitabi okuduğumda Murat Menteş'in ne kadar zeki olduğunu anladım. Aynı olayı farklı karakterlerin anlatımıyla kitaba ayrı bi hava katmış. Karakterlere taktığı farklı isimlerde şaşırtıcı ve hoş olmuş. Yazarın samimi bir üslup kullanması, olayları inanılır kılıyor. Çok akıcı bir kitap nasıl bittiğini anlamadım .
"Biz bu çağın fiyakalı kaybedenleriyiz diyor" yazar. Başarılı bir şekilde cümle kuruyor ve mükemmel hayal gücüne sahip bence. Gerçekten zevk alarak okudum, okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın , sevgili okur...
Afili filintalar grubundan Murat Menteş'in kelime oyunlarıyla, zekanızı zorlayacak tesadüflerle, karakterlerin şahsına münhasır şapşallıklarıyla alışılmışın dışında, bir o kadar da sakin ilerleyen Nuh Tufan'ın hayatından bir kesit...
Murat Menteş'in kıvrak zekasına hayran kalmamak elde değil. Bilgi ve kültür birikimini de yansımış. Hiç beklemediğiniz bir şekilde ilerletip bitiriyor. Hem güldüm hem eğlendim hem de şaşırdım okurken. Alkışı hak ediyor.
Tek kelimeyle muhteşem! Onu okurken çiçek açtım diyebilirim. Betimleme kabiliyeti yadsınamaz derecede güçlü noktası olmayan ve asla seni sıkmayan cümleler... Afilli Filintalar'a saygı ve sevgiyle !
"maskemin ardındaki uçsuz bucaksız boşlukta tek başımdaydım. aşıktım ve aşkımın her kelimesi yalandı. çünkü dilimi rehin bırakmıştım. yaptığım her şey sahteydi. ruhumu da bedenimi de kiraya vermiştim. kendime borçlanmıştım. ve galiba ölünceye kadar bu borcun faizini ödeyecektim. her gülücük bir fiyasko, her iltifat bir asparagas, her hediye bir skandaldı... yine de idare ediyordum. yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir, iftiralar senin için terapidir. dilara dilemma ile aramızdaki aşk karşılıklı bir iftiradan ibaretti" beni bitiren cümlelerin olduğu kitap.
Kitabın özeti 7.sayfadaki cümlede saklı :
" Canımın içi, böyle şeyler yalnızca romanlarda olur. "
Eğlenmek, vakit geçirmek amaçlı okunabilir. Absürt komedi tadında...
Sınavlarımın başlangıcından bir önceki akşam "Dublörün Dilemması" için ne kadar sağlıklı bir inceleme yazabilirim bilmiyorum. Gerçi elinizde tuttuğunuz kitap "sağlıklı" olmaya ya da "sağlıklı kafaya hizmet etmeye" gerek duymayan bir kitap. Doğasına ters çünkü.

Adam döver gibi kitap yazıyor Murat Menteş diye bir benzetme görmüştüm. Suratınıza tokat gibi inen kitaplara denk gelmişsinizdir. Çok etkilenen bir kitabın bu şekilde değerlendirilmesi normal geldi bana. Sonradan anladım ki asıl dayağı atan Menteş'in ritmi ve üslubu. Ne demek istediğim hakkında somut bir örnek isterseniz en yakın kitapçılardan birinde raftan "Dublörün Dilemması"nı çekin o kısa giriş bölümünü bi' okuyun. Neden ilk sayfalardan okkalı tokadı yediğinizi anlayacaksınız.

Dayağı yiyen mantığını nasıl bir kenara bırakıp hareket ediyorsa, dayağı atanın da durumu farklı olmaz. Matematiksel dayak atabilmek için bu işi profesyonel derecede bilmek lazım. O zaman da o dayak ne kadar dürüst olur bilemem. Murat Menteş, kurgusunu detaylıca çizilmiş farklı karakterlerinin ağzından yapboz parçalarını birleştirirmiş gibi oluşturup, takdire şayan bir olay örgüsü oluşturmuş evet, bu dediklerim de takdir edersiniz ki üzerinde mantıklıca düşünmeyi gerektiriyor. Ama dediğim gibi, o zaman dayağın dürüst olmasını bekleyemeyiz. Murat Menteş kısa ve öz bölümlere böldüğü kitabında alt metinleriyle parmak basmak istediği noktalara çok güzel değinirken bir yandan da absürt ilerleyişi ile bizlere bol baharatlı bir dayak atıyor. Dikkatli seçtiği kelimeleri ile kurduğu cümlelerin kazandığı ritmik ilerleyiş bazen işleri birbirine soksa da gayet çarpıcı ve etkileyici bir anlatım tercihi.

Yer yer karakter komedisi, yer yer dram; absürt olayların yanında zaman zaman ultra-mantık; farklı bir çeşit bilim kurgu iken klasik bir aşk romanı... Bu böyle uzar gider. İşin özü; "Dublörün Dilemması" etkileyici bir roman. Felaket karmaşık olduğunu düşündürüp sonra aslında farklı bir basitlikte olduğunu gözler önüne seren, sağ gösterip sol vurmayı asla ihmal etmeyen garip bir roman.
Birini takip etmenin en iyi yolu, onun önünde yürümektir. Kimse önündeki kişi tarafından takip edildiğini aklına getirmez.
"Biliyor musun Hobbit?"
"Neyi?"
"Yanılgılarımızın çoğu, düşüneceğimiz yerde duygulanmak ve duygulanacağımız yerde düşünmekten doğar." Ve yanağımı öpüyor.
"Bir gözlük almalısın Geronimo."
"Neden?"
"Her defasında dudaklarımı ıskalıyorsun."
Mark Twain der ki: "Cennet ve cehennem hakkında ileri geri konuşmam, çünkü her ikisinde de dostlarım var."
Falcı, müşterisinin göremediği bir şeyi görebilen kişidir: Onun bir budala olduğunu.
Murat Menteş
Sayfa 202 - Ambrose Gwinnett Bierce

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dublörün Dilemması
Baskı tarihi:
Nisan 2005
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750503221
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dublörün Dilemması
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Murat Menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. Onunla çekişirken çiçek açarsınız. Yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. Peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat Murat Menteş'in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. Ben, Murat'ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; Murat aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. Bu yüzden Dublörün Dilemması çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor... Böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı Murat için olsun!..
-Nihat Genç-

Çok acayip. Çok tuhaf. Müthiş!.. Böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. Okuyun, siz de inanamayacaksınız!
-Hakan Albayrak-

Dublörün Dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli...
bir roman. Ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. Hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! Ben sevdim eller alsın.
-Alper Canıgüz-

Kitabı okuyanlar 2.568 okur

  • şebnem ayata
  • Esra SEZGİN
  • Ayşe Köker
  • Ben Skoer
  • Ayşe
  • selim can ermiş
  • Kemal kuşçu
  • Şevket Tekin
  • Ahmet Furkan Topaloğlu
  • Tuna Yüksel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.3
14-17 Yaş
%3.5
18-24 Yaş
%25.6
25-34 Yaş
%40.1
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.4
Erkek
%35.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.5 (230)
9
%24 (194)
8
%24.6 (199)
7
%11.6 (94)
6
%4.7 (38)
5
%2.6 (21)
4
%0.9 (7)
3
%0.2 (2)
2
%0.1 (1)
1
%0.2 (2)

Kitabın sıralamaları