Dublörün Dilemması

·
Okunma
·
Beğeni
·
31806
Gösterim
Adı:
Dublörün Dilemması
Baskı tarihi:
Nisan 2005
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750503221
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Murat Menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. Onunla çekişirken çiçek açarsınız. Yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. Peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat Murat Menteş'in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. Ben, Murat'ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; Murat aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. Bu yüzden Dublörün Dilemması çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor... Böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı Murat için olsun!..
-Nihat Genç-

Çok acayip. Çok tuhaf. Müthiş!.. Böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. Okuyun, siz de inanamayacaksınız!
-Hakan Albayrak-

Dublörün Dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli...
bir roman. Ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. Hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! Ben sevdim eller alsın.
-Alper Canıgüz-
267 syf.
BİZ BU ÇAĞIN FİYAKALI KAYBEDENLERİYİZ.

Bir okurun kütüphanesinde yıllar yılı bulundurupta okumadığı olağanüstü kitaplar vardır. Her seferinde başına gidip onları okşar ve yerine bırakır. Sonra o yıllara ihanet edip gidip başka kitaplara sarılır. Bu durumun yaşanma ihtimali 1 de 1.

Sevdiğiniz biriyle yanlış mezarlara gömülüp birbirinizi kaybetme ihtimaliniz 3 milyonda 1

İnsanın aptal durumuna düşmektense susmayı tercih etme ihtimali 4454'te 1

Dostoyevski'nin bir sabah işe giderken karanlıkta yola çıkmamıza istinaden 'aşağılık insaoğlu her şeye alışır' deme ihtimali 100 milyonda 1

Ülkemizdeki ayrılıkların, çekişmelerin, savaşların, didişmenin, olumsuzlukların bitme ihtimali 'imkansıııız'

Merhabalar, uzun zamandır inceleme yazmıyormuşum, bunu fark ediyorum. Bu sekmenin bana soğuk, yabancı olduğu nadir zamanlardır. Okuduğum bir kitabı başkalarının da okuması %98 oranında insanları mutlu etmektedir. En azından beni %98 oranında mutlu ediyor. O sebeple oransal açıdan bakmam gereken yerin ta kendim olması gerektiğini düşünüyorum. Her neyse beni de mutlu eder birinin okuduğum kitabı okuması ancak incelemelerde üstüne basa basa ''bu kitabııı okumazsanız, gözünüz açık gider. Hataların dik alasını yaparsınız, Okuyuuuun'' gibi cümlelere sığınmadım hiç. (bunları yapanları eleştirmiyor hatta destekliyorum) İlk kez okuduğum bir kitabı, yazarı elimden geldiğince size sevdirmeye çalışacağım. Bunda başarılı olur muyum bilmiyorum ancak iddiam yok. Sadece deneyeceğim.

Murat Menteş kimdir ağalar, hanımlar bu siteden önce bilmez idim. Muhtemelen bu site olmasa bilemeyecektim de. Varlığım yaklaşık 1 senedir bu siteyi işgal ediyor. Bu işgalimi gerçekleştirirken tanıdığım birçok yazar / kitap oldu. Ve eveeeet! Ben Murat Menteş gibisine rastlamadım! Hangi kitabı okursak okuyalım bir noktadan sonra bir sıkılma hali ya da dikkat dağınıklı yaşadığımız oluyor. 276 sayfa boyunca bir an olsun sıkılmadım, bir an olsun dikkat dağınıklığı yaşamadım. Eğlenceli bir dili var Menteş'in. Onca şamatanın, gırgırın arasında hayat dersi vermeyi de ihmal etmiyor. Ayrıca derin bir araştırmacı olduğu kanaatine de hemen sahip olabilirsiniz. Kolombiya kravatı mesela! Bir çok latin dizisi izlememe rağmen hiç karşıma çıkmamıştı. Senin aklına nereden esti be adam...

Hayatı fazlasıyla ciddiye alıyoruz. Çevremizdeki insanları da. Komiktir ki nesneler de bizim ciddiye aldığımız temel taşlardan. (kimseyi tanımadım ben senden daha özel: PARA) Evet neleri saydık, eğlenceli bir dili var, didaktik bir yapısı var. Bunlar tamam. Demeden edemeyeceğim başka bir özelliği de hayal gücünün sınırsızlığı. Kitabın içinde sallamasyonel bir çok öykü mevcut. (çoğu kitap zaten kurgu değil mi??) Evet kurgu içinde kurgu var. Hayal gücünün sınırsızlığı normalde beni rahatsız eder. Yok artık Lebron James! dediğim bir çok nokta bile oldu. Ancaaaak bunlar beni hiiiç rahatsız etmedi. Çünkü dil ya bu yılanı da bile yola getiriyorsa beni de tavlaması uzun sürmeyecektir. Ben de tavlandım sevgili arkadaşlar.

Yeraltı edebiyatını seven çok sever, sevmeyen de hiç sevmez. Jojo Moyes, Sarah Jio, Kahraman Tazebittiyarıngel vs gibi tatlı dilli adamları okumayı sevenler var. Yeraltı edebiyatı onlara hiç gelmez. Yeraltı edebiyatının zirvesi benim için Yeraltından Notların ''Yeraltı'' kısmıdır. Döner döner okurum, okur okur sorgularım. Ne de güzel iç hesaplaşmadır, iç organlarını ne güzel döke döke kusmadır o öyle. Leonardo Da Vinci'nin hayatının anlatıldığı Da Vinci Demon's dizisini izleyeniniz oldu mu hiç? Murat Menteş'in burada anlattığı karakteri ona çok benzettim. Belki buluşların derecesi aynılık taşımıyor olabilir ancak sürekli arayış içinde olan kıpır kıpır zıpır karakteriyle olmazları oldurur edası gözlerimde o karakteri canlandırdı. (Çok film izlemiş olmalı Murat Menteş)

Evet çok film izlediğine öylesine eminim ki! Her karşına çıkan karakteri ayrı bir dizi / film karakterine benzetiyor Menteş. Bir yere kadar açıp baktım ancak baktım olacak gibi değil ben de bakmadım. Bu kitabın ana karakterlerinden biri olan D.D. (ismi lazım değil, okuyun bilin) bir arkadaşımın tabiriyle ''voddiri vot vot, zoddiri zot zot'' bir karakterimiz. Karakter derken bildiğin Eyşan'ın elinde fırçası olan hali. Bu kitapta aşk var mı derseniz bir miktar var. Var ama öyle yüreğinizi burkmaya izin vermiyor. Ama bir yandan da olgu olarak orada ve gözünüzü kanatmayı ihmal etmiyor.

Yine Adalet Ağaoğlu'nun 'Üç Beş Kişi' adlı romanında yaşanmış bir olayı 5 farklı ağızdan dinlemiştim. Burada da aynısı gerçekleşiyor. Yaşanan olayı farklı ağızlardan dinliyoruz. Taşlar önceleri hayli ağır geliyor ancak farklı ağızlardan dinlenince birer birer yerine oturuyor. Bilim kurgu romanlarında olay örgüsünü yazarlar istediği gibi yönlendirir. Ne de olsa kurgunun sınırsız halidir. Murat Menteş ise ne kadar da dalgacı bir anlatıma yönelmiş olsa da bir ciddiyeti benimsiyor. Olayların olurluğuna, karakterlerin var olmuş olabileceğine, yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bir kimlik kazandırıyor anlatımına.

Cephanelikleri tastamam, sınıra sevkiyatı sağlanmış, tehditlerin boyunduruğunda, konusuz bir savaşa soyunulmuş. Hikayeyi büsbütün ele alındığında karmakarışık bir labirentte gibi hissedebilirsiniz kendinizi, yılmayın. Gerçi buna izin vermeyecektir yazar. Hep bir eli yakanızda ancak gitmekte de özgürsünüz. Gi-de-me-ye-cek-si-niz!

Üzüldüm be bitmesine. Yazılacak tonlarca şey var ancak bu kadarı kafi diye düşünüyorum. Yerinizde olsam bir saniye durmam. Hemen alır, okurum. Bu keyifli anlatıda bir sürü de gerekli / gereksiz şey öğrendim. (Neyin gerekli neyin gereksiz olduğuna siz karar verin) Öyle işte keyifli okumalarınız olsuuun.

Son olarak kitaptan: ''Birini takip etmenin en iyi yolu, onun önünde yürümektir. Kimse önündeki kişi tarafından takip edildiğini aklına getirmez.''
263 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Adını şuan hatırlamadığım bir Türk yazar ''bu topraklarda yazıldığı için mutlu olduğum bir kitap'' diye bahsetmişti Dublörün Dilemması kitabından. (Dilemma=İkilem. TDK) Muradımın okuduğum 2.kitabıdır.Ruhi Mücerret'i okuduktan sonra kitabı nerde görsem öper,severdim.Bu kitabı da nerde görsem öper hatta makas bile alırım.

Murat Menteş farklı bir beyin,çok farklı bir yazar.3 kelime verin ve sadece 1 cümle kurmasını isteyin,size onlarca cümle kursun.Ben kendisine 'Cümle Mühendisi' diyorum kısaca.Gün yüzüne çıkmamış matrak ve matrak felsefik sözler duymak,okumak istiyorsanız bence Murat Menteş en iyisi.

Dublörün Dilemması,okuduğunuz zaman fark edeceksiniz,çok emek verilmiş,çok araştırma yapılmış ince elenip gerçekten sık dokunmuş ve üstüne üstük harika bir kurguyla soslanmış,içinde çok ince ve çok lezzetli felsefeler barındıran bir romandır.Dili yeraltı edebiyatı gelebilir hatta zaman zaman kurgusuna absürt diyebilirsiniz fakat okuyucuya kattığı değerler muazzam.Kahkaha patlatırken yamulan suratınız size kahkahayı attıran mesajı düşününce düzeliyor.Dağ gibi adamı şekilden şekile soktun Muradım.

İki,üç kez yaptığım kötü kitap seçimlerimden sonra değerli bir arkadaşımdan bana adam akıllı bir okuma listesi hazırlamasını rica etmiştim.Aslında kendi okuma listem var ama ben sadık kalamıyorum :) listeme.Merak ettiğim bir kitabı araya sokma huyumdan dolayı arada kalan her zaman kötü oluyor.Kendisinin hazırladığı listeye sadık kalacağımı umuyorum.Arkadaşımın hazırladığı listede kendisi vasıtasıyla tanıştığım ancak daha hiçbir kitabını okumadığım Murat Menteş kalibresinde bir yazar olduğunu hissettiğim Alper Canıgüz'ün,Dublörün Dilemması için kullandığı bir söz ile incelememi bitirmek istiyorum;

Ben sevdim,eller alsın.

OKUYUN LÜTFEN.
  • Ruhi Mücerret
    8.3/10 (2.215 Oy)2.102 beğeni7.555 okunma4.485 alıntı36.243 gösterim
  • Erken Kaybedenler
    7.8/10 (1.433 Oy)1.220 beğeni5.514 okunma995 alıntı20.314 gösterim
  • Korkma Ben Varım
    8.6/10 (1.155 Oy)1.168 beğeni3.954 okunma2.599 alıntı28.212 gösterim
  • Oğullar ve Rencide Ruhlar
    8.4/10 (1.459 Oy)1.230 beğeni4.349 okunma1.034 alıntı18.165 gösterim
  • Az
    8.6/10 (2.585 Oy)2.406 beğeni8.461 okunma2.528 alıntı44.696 gösterim
  • Kinyas ve Kayra
    8.7/10 (3.255 Oy)3.665 beğeni9.688 okunma10.990 alıntı130.393 gösterim
  • Daha
    8.8/10 (1.740 Oy)1.756 beğeni5.587 okunma3.258 alıntı26.195 gösterim
  • Anayurt Oteli
    7.3/10 (2.783 Oy)2.056 beğeni10.744 okunma839 alıntı45.741 gösterim
  • Puslu Kıtalar Atlası
    8.8/10 (5.813 Oy)5.433 beğeni17.227 okunma2.517 alıntı93.908 gösterim
  • Kör Baykuş
    8.2/10 (2.919 Oy)2.617 beğeni9.413 okunma6.020 alıntı62.134 gösterim
263 syf.
·Beğendi·9/10
Baştan aşağı kelime oyunlarıyla bezenmiş, kimin kim olduğunu çözemediğiniz, başından itibaren öykünün kopukluğu ile savaştığınız bir kitap hoşunuza gider mi? Kitabın yazarı Murat Menteş'se evet. Başlarda anlamaya çalıştığınız Murat Menteş aforizmalarıyla dolu bu kitap; olaylar ilerledikçe, saçma da olsa, oldukça güzel bir kurguya kavuşuyor. Yazarın söylediği her cümleyi anlayabildiğimiz için kendimizle gurur duyuyoruz. Bu da dolayısıyla yazarın zekası karşısında duyduğumuz hayranlığı arttırıyor. Kitap bitince, her bağımlının yapacağı gibi, diğer kitapların üstüne atlıyoruz. Bu arada günümüz okuyucusunun, bizim "bug"ımızı bulan Murat Menteş de köşesinde kıs kıs gülüyor. Neyse ki ben bilinçli bir okuyucu olarak sadece üç kitabını okudum yazarın. Hepsi de benzer ve eşit derecede etkileyici. Değişik bir deneyim yaşamak isteyen herkese tavsiye ederim.
263 syf.
·Beğendi·8/10
Deklanşöre bastım ve çekiyorum çekkkk-timmmm!
Aaaa pardon hatlar karıştı şöyle olacaktı: ÜÇ, İKİ, BİR Kayıt..
Ya da durun kahramanlarımızı tanıyalım önce (Not isimlere DİKKAT EDİN lütfen ;)
Talihsiz Taliha
Nuh Tufan
Umur Samaz
İbrahim Kurban
Baretta
Ferruh Ferman
Dilara Dilemma
Rıza Silahlıpoda
Habib Hobo (Robbit) - Hacer Ceren (Geronimo)
Haydar Baydar
... diye devam ediyor. Bu kadarı kâfi sanırım :) Bu arada bundan sonrasında
bahsettiklerim birazcık spoiler içerebilir. Ama emin olun ki söylediklerim kitabı ilk kez okuyanlar için sorun olmayacaktır. Zira kitapta o kadar farklı olaylar iç içe verilmiş ki zaten yeterince şaşıracaksınız, hiç endişelenmeyin lütfen :)
Gelgelelim hikâyemize ana karakterimiz Nuh Tufan, ALBİNO ve aynı zamanda ara sıra halüsinasyonlar gören birisi. Bazen çerçevedeki resimler, yüzükteki suretler veya televizyondaki görüntüler birden canlanabiliyor onun gözünde anlayacağınız. İbrahim Kurban ise zengin ama mutsuz insanlardan "kendisine zenginlikten dolayı tanınan bu ayrıcalıktan iğrendiğini belirtip aşağılık bir dokunulmazlığı olduğunu" düşünüyor.
Nuh karakterine bir geri dönüş yapıp tam bu noktada size kitapta anlatılan ve yüreğimi sızlatan, canımı acıtan beni insanlığımdan bir kez daha utandıran bir konudan söz etmek istiyorum, izninizle.
Daha iyi anlaşılması açısından Nuh'un sözlerinden birkaçını buraya bırakmak istiyorum:
"Albino olduğum için bana kansermişim gibi davrandı." :/
"- Albinoların hayalgücünün bu kadar geniş olabileceğine ihtimal vermezdim.
- Albino olduğumun hatırlatılması canımı sıkmıştı."
Ayrıca bir bölümde bundan dolayı sınıfta öğretmen ve arkadaşlarının ilk gittiğinde Nuh'la alay etmesine de değiniliyor.

Şimdi bkz. ---> Nedir Albino? Araştırdığınızda şu bilgi karşınıza çıkacaktır: "Vücutta var olması gereken melanin maddesinin eksikliğinden veya vücutta bu maddenin hiç olmayışından dolayı ortaya çıkmaktadır. Melanin maddesi, vücuttaki deriye, kirpiklere, saçlara ve gözlere renk veren pigmentlerdir." Bu yüzden albino olan kişilerin saç, kaş, göz renkleri beyazdır. Bu insanların peki böyle olmayan insanlardan ne farkı vardır, soruyorum size? Koca bir HİÇ, hiçbir farkları yoktur onların bizlerden çünkü. Kimin farkı olduğunu söyleyeyim ben. Bu kişiler ne ten rengi siyah olan, ne kaş rengi beyaz olan, ne dini benimkinden farklı olan, ne ırkı bu ne şu olan, ne görme engelli olan, ne yaşlı ne çocuk olan hiçbiri değil. Bahsettiğim kişinin gözü görebilir, kaşı gözü siyah, teni ise beyaz olabilir. Dinimiz, ırkımız ve yaşımız dahi aynı olabilir. Ama bu kişinin o beyni yukarıda saydığım özellikteki kişilerle aramızda bir fark olmadığı gerçeğini kavrayamayacak kadar küçük, aklı kıt olabilir. İşte böyle insanlardan bahsediyorum. Sırf bu insanlarla alay edebilecek kadar aşağılık, kendini kusursuz görecek kadar dokunulmaz bulanları diyorum, bunlardan farklıyız biz!

Dikkatimi çeken bir şey daha oldu ve söylemeden geçmek istemiyorum. Kitapta huzurevine annesini ziyarete gelen "sözde" bir oğul ona sarılır ve içinden geçen cümleler şudur: "İhtiyarların çoğu sanki onlara evlatlarının hayırsızlığını hatırlatmak için gelmişim gibi surat asıyorlar." (Yazar burada bu hassas konuya okurun dikkatini çekmek istemiş zannımca)
İşte bunu okuduğum an bir kez daha canım acıdı. O kadar çok üzüldüm ki o an bu hayal ürünü hikâyenin içine girip her birinin evladı olarak huzurevini ziyarete bile gidebilirdim. Zira yüzlerindeki bir tebessümü veya bir damla mutluluk gözyaşını görüp onlara sarılmak benim içimdeki hüznü atmama ancak yeterdi.
Sevgili Menteş, üzücü şeyleri bile okurunu güldürerek anlatmaya çalışsa da buruk bir tebessüm kaldı benden geriye her satırdan sonra..

Bazen öyle anlamsız gelen yerler oldu ki kitap bitti ve ben oraları hâlâ anlamadım. Bazen o anlamsızlıkların birleşimi bir anlam arz etse de kendi içinde anlamsız olduğu gerçeğini değiştiremedi bence. Nöronlarımın yandığını hissetmedim değil, ara ara okurken. Ama yazarın hakkını vermek lazım bu kitap aynı zamanda içinde farklı düşünürlere ait sözler bulunduran, bazı filmler, kitaplar, çizgi romanlar ve hatta resim konusunda bilgiler serpiştirilmiş, genel kültür deposu gibi geldi bana. Hatta o kadar çok kelime arattım ki google'da okurken ne çok şey bilmediğimi fark ettim bir kez daha, cahilliğim ile göz göze geldim kimi satırda. Bazen bilgilerden şüphe ettim doğruluğunu araştırdım. Öyle çok bilgi yazmış ki acaba uydurma mı yoksa bunların hepsi gerçek mi diye sorma gereksinimi hissettim nedense, hâlâ bazı noktalarda şüpheliyim ama neyse :D Yavaş yavaş okumaya devam ederken hikâye toparlandı sanki hüzünlü şarkılar dinlerken okuduklarımın da etkisiyle sanırım hüzün sardı beni de. Ama hayal ürünü bile olsa bu kadar farklı ve ilginç konulara değinen, birbiriyle bağlantısız ve saçma gibi duran olayları, mantıklı bir şekilde birleştiriyormuş hissi verdiren çok zekice yazılmış aynı zamanda sonuna kadar bitmeyen sürprizleriyle sizi şaşırtma niteliğine sahip bu kitap okunmak için sizi bekliyor tam şu anda belki de.
Kitaba bilhassa bu adın verilmesi boşuna değil zaten. Bu kitapta "Dublörün Daniskası"nı bile göreceksiniz.
Son olarak kitapta aynı olaylar farklı karakterlerin farklı bakış açılarından anlatılınca tekrar etmiş hissi vermiyor, okurken gözünüzde canlanan bu sahneleri diğerinin ağzından dinlediğinizde aslında onun sandığınız gibi olmadığını öğrenip bu yeni haliyle geriye dönüp o kısmı tekrar okuma isteği belirirse içinizde hiç şaşırmayın zira aynısı bende de oldu.
Kitapta ara ara argo kelimeler de kullanılmış, rahatsız olacaklar için bunu da belirtmek isterim şimdiden.
Kısacası bu kitapta aşk, aksiyon, hüzün, ironi ne ararsanız var yani. Ne anlatsam ne yazsam sanki hep yarım hep eksik kalacak, kitabı okuyup gerisini tamamlamak size kaldı değerli dostlarım. Bu arada yazarın en son sayfada kurduğu üç kelimeden oluşan son cümlesi benim aklımda kocaman bir soru işareti bıraktı. Hâlâ cevap arıyorum. Şayet okuduysanız veya okuyacaksınız o son cümleden sonra yazarın orada vermek istediği mesajı anladıysanız sorularımı giderebilmem için bana dönüş yaparsanız çok mutlu olurum.
Çok uzattım okuyacaklara şimdiden iyi okumalar, sevgiyle ve tebessümle. En güzeli kitap kokusuyla kalın :)
263 syf.
·Beğendi
Yazar muhteşem bir karakter ve olay örgüsü canlandırmış resmen. Karakterimiz konuşmalarından ve hayal gücündende anlaşıldığı üzere sanata ve edebiyata ilgisi olan bir albino üzerinden kurgulanmış. Olay örgüsü muhteşem komedi tarzı diye bileceğim bir eser. Keyifle okuyacağınız muhteşem bir kitap. Mutlaka okumalısınız
263 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Evet ikinci incelememi bu kitap için yapmak istedim. Çünkü bu kitaba nedenini tam olarak bilmediğim önyargıyla yaklaştım. Arkadaşımın yoğun isteği üzerine okudum yoksa okuyacağımı pek sanmıyorum. Bu yüzden de belki benim gibi önyargısı olanların fikri değişir diye bir şeyler karalamak istedim. Neyse kitaba geçelim;
Dediğim gibi başta bir önyargım olduğu için kitaptaki benzetmeler çok uçuk kaçık gelerek okumaya başladım. Ama okudukça gördüm ki bu benzetmeler çok başarıyla düşünülmüş ve kelimelerin gücünden güzel şekilde yararlanılmış. Aslında yeni şeyler isteyip ne kadar da eskiye bağlı olduğumuzu anladım ama bunun yanlışlığını çabuk anladım.
Kitapta beğendiğim bir diğer nokta okurken yer yer güldüm. Kitabın okurken eğlendirmesi güzel bir durum.
Kitapta sanata, tarihi olaylara, filmlere, müziklere, başka yazarlara, hayvanlara, bitkilere kısaca her şeye dair ilginç ufuk açıcı bilgiler var ve olayların arasına güzelce serpilmişler.
Olaya bakacak olursak olay örgüsünün güzel kurgusu dışında olaylara başka başka karakterlerin gözüyle bakıyor olmanız da güzel bir detay olmuş. Farklı karakterler aynı olaya nasıl bakmış görüyorsunuz ve hepsi sonda başarıyla birleştirilmiş.
Neyse çok övdüm sanırım, ama okuduktan sonra bana hak vereceğinizi düşünüyorum. Umarım benim gibi önyargısı olanların fikirleri değişir ve okurlar. Unutmadan da arkadaşıma burdan yoğun ısrarı için teşekkür ederim.
İyi okumalar herkese :)

Not: Aslında çok daha güzel şekilde incelemiştim kitabı ama nasıl olduysa silindi o yüzden aklıma geldiği kadarıyla biraz da ilki silindiği için sinirli bir şekilde tekrar yazdım karışık olmuş olabilir söylediklerim idare edin :)
263 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Murat Menteş ile tanışmam Mehmet sayesinde oldu hatta daha sonra birlikte Murat Menteş etkinliği düzenleyelim dedik ama sonra bir şeyler oldu ve o bana küstü. :D
Ve şimdi de tek başına yapmaya karar vermiş, çok doğru bir karar.

Okurken bir o kadar gülüp bir o kadar düşünmek. Murat Menteş cidden sen ne mükemmel bir yazarsın. Mizah seviyesi bazen yüksek bazen de düşük ama bu gayet normal bir insandan sürekli aynı seviye şeyleri bekleyemezsin.

Ve yazarı anlamayanlar daha çok mesela sabah bu alıntıda #61523216 aptallık abidesi bir insanla tartıştım.

Neymiş ata eziyetmiş, sorsak kendisi iddiaa oynuyordur. Sanki adam kitabı yazarken at koşturdu.

Daha sonra yorumda tartıştığım bu saçma insan saçma yorumlarına devam ediyordu.
Mesela #61527081 bu alıntıda da yazara cinayete özendirmekten dava açılmalı dedi.
Bugün o kişi sayesinde baya eğlendim. :D

Yazar ne güzel mizah yapıyor, mizahın amacı ne güldürürken düşündürmek. Ve kurmaca aşırı iyi.

Daha çok Murat Menteş incelemesi oldu bu.
263 syf.
·8 günde·8/10
Bazı aksiyon filmlerinde daha selamun aleyküm demeden, seyirciyi hipnotize etmek için, arabalar havada uçuşur, bombalar patlar vs. Murat Menteş de aynı “taktiği” kitaplarında uyguluyor.

( Taktik kelimesine takıldıysanız, bakmayın siz bu faninin kusuruna hasedimden “yöntem” demedim. Amma yöntem deyüp de geçme tanı….Bu yöntem Michael Bay’ınki gibi içi boş görsel efektler dolu saçmalıklar değil, Guy Ritchie’nin filmlerindeki yöntem gibi, içi anlam dolu bir kurmaca cümbüşü….)

Bu Kitapta da ilk sayfasından itibaren çok keyifli bir curcunanın içine itiliyorsunuz ve benim kadar kaba biriyseniz ilk tepkiniz “ ne oluyoğ laaa bebeğ” şeklinde dudaklarınızın kenarından aşağıya doğru süzülüyor.

Bazı bazı, amma katiyen çok fazla değil, bir cambazın burnu ile piyano çalıp aynı anda ayak ve elleri ile top çevirmesi gibi, zorlama; bakın ne kadar farklı cümleler kurabiliyorum tarzında, cümlelere de rastlıyoruz.

“Bu adam arkadaşım olsun 10 Milyon borcum olsun” dedirtecek kadar samimi bir dili var. Sanki bir şey okumuyorsunuz da, Mahallenin en zıpçıktı çocuğu karşınıza geçmiş olayı ballandıra ballandıra size anlatıyor.

Aynı olayı farklı karakterlerin anlatımıyla okudukça yazarın oluşturduğu kurguya hayran kalıyorsunuz.

Son sayfadaki süprizi ise takdire şayan afilli bir fırlamalık örneği.
Cebren okutunuz efenim…
263 syf.
"maskemin ardındaki uçsuz bucaksız boşlukta tek başımdaydım. aşıktım ve aşkımın her kelimesi yalandı. çünkü dilimi rehin bırakmıştım. yaptığım her şey sahteydi. ruhumu da bedenimi de kiraya vermiştim. kendime borçlanmıştım. ve galiba ölünceye kadar bu borcun faizini ödeyecektim. her gülücük bir fiyasko, her iltifat bir asparagas, her hediye bir skandaldı... yine de idare ediyordum. yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir, iftiralar senin için terapidir. dilara dilemma ile aramızdaki aşk karşılıklı bir iftiradan ibaretti" beni bitiren cümlelerin olduğu kitap.
263 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Düş gücüne hayran olduğum Murat Menteş'in okuduğum ikinci kitabı. Yazarın kurguladığı her şeyi okuyabilirim. İsimleriyle müsemma karakterlerin başına gelenler ne kadar sıradışı olursa olsun, yazarın samimi üslubu olayları inanılır kılıyor.
Ruhi Mücerret kadar şaşırtıcı olmakla beraber, Dublörün Dilemması gülümseten bir kitap değil. Aksine melankolik bile diyebilirim.
263 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın ismi yanılmıyorsam iki farklı anlam taşıyor.

Dilemma kelime anlamı bakımından ”ikilem” anlamına gelmekte.

Buradan yola çıkarak kitapta bahsi geçen dublörümüzün iki kadın arasında yaşadığı ikileme mi atıf yapılmış? Yoksa Mecnun’un Leyla’sı gibi Dublörün Dilemması mı denilmek istenmiş.

Bilmiyoruz.

Taktir sizin


Tam metni için: http://tektirnak.com/muntekim-inceliyor-3/
263 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Yine harika bir Murat Menteş romanı...
Bu yazarı gerçekten çok sevdim. Okuduğum ikinci romanı ve devamı da gelecek.

Yazarımız Murat Menteş'in harika hayal gücü ve çok iyi bir kurgusu var. Kitap dört kahramanın dilinden anlatılıyor ve bu dört kahramanın çevresinde olaylar çok iyi bir şekilde birleşiyor. Okurken aynı zamanda puzzle oynuyor gibiydim. Puzzle oynamayı seviyorsanız bu romanı da kesinlikle seversiniz.

Okurken yine çok fazla şaşırdım. Çoğu yerinde hadi be dedim ve bir romanı okurken bunları söylemek benim çok hoşuma gidiyor. Eğer sizde aksiyonu ve okurken şaşırmayı seviyorsanız bu romanı da seversiniz.

Romanın akışı, benzetmeleri, heyacanı olsun çok güzeldi ve okurla sıkı bir ilişki kuruyordu. Sizlere tavsiyem arkadaşlar okumak istiyorsanız hemen okuyuun.
-Kaç yaşındasınız?
-On sekiz.
-Hımm... On sekiz... Dilimizdeki en güzel kelime.

-İnsanlarla hep böyle mi konuşursunuz?
-Evet. Biri Shakespeare ile aynı gezegende yaşadığımızı hatırlamalı...
"Biliyor musun Hobbit?"
"Neyi?"
"Yanılgılarımızın çoğu, düşüneceğimiz yerde duygulanmak ve duygulanacağımız yerde düşünmekten doğar." Ve yanağımı öpüyor.
"Bir gözlük almalısın Geronimo."
"Neden?"
"Her defasında dudaklarımı ıskalıyorsun."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dublörün Dilemması
Baskı tarihi:
Nisan 2005
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750503221
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Murat Menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. Onunla çekişirken çiçek açarsınız. Yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. Peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat Murat Menteş'in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. Ben, Murat'ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; Murat aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. Bu yüzden Dublörün Dilemması çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor... Böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı Murat için olsun!..
-Nihat Genç-

Çok acayip. Çok tuhaf. Müthiş!.. Böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. Okuyun, siz de inanamayacaksınız!
-Hakan Albayrak-

Dublörün Dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli...
bir roman. Ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. Hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! Ben sevdim eller alsın.
-Alper Canıgüz-

Kitabı okuyanlar 7.092 okur

  • Mehmet Toyran
  • Güven Diri
  • Dilara
  • Şule Yıldız
  • Elif sonsuz
  • İsmail ışık
  • Şeref ışık
  • Sührab
  • Göktürk
  • Eren Kütük

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.3
14-17 Yaş
%3.5
18-24 Yaş
%25.6
25-34 Yaş
%40.1
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.4
Erkek
%35.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21 (436)
9
%20.5 (426)
8
%19.4 (402)
7
%9.2 (190)
6
%3.2 (66)
5
%1.6 (33)
4
%0.7 (15)
3
%0.2 (5)
2
%0.1 (3)
1
%0.3 (7)

Kitabın sıralamaları