Dublörün Dilemması

·
Okunma
·
Beğeni
·
46,6bin
Gösterim
Adı:
Dublörün Dilemması
Baskı tarihi:
Nisan 2005
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750503221
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Murat Menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. Onunla çekişirken çiçek açarsınız. Yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. Peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat Murat Menteş'in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. Ben, Murat'ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; Murat aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. Bu yüzden Dublörün Dilemması çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor... Böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı Murat için olsun!..
-Nihat Genç-

Çok acayip. Çok tuhaf. Müthiş!.. Böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. Okuyun, siz de inanamayacaksınız!
-Hakan Albayrak-

Dublörün Dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli...
bir roman. Ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. Hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! Ben sevdim eller alsın.
-Alper Canıgüz-
267 syf.
BİZ BU ÇAĞIN FİYAKALI KAYBEDENLERİYİZ.

Bir okurun kütüphanesinde yıllar yılı bulundurupta okumadığı olağanüstü kitaplar vardır. Her seferinde başına gidip onları okşar ve yerine bırakır. Sonra o yıllara ihanet edip gidip başka kitaplara sarılır. Bu durumun yaşanma ihtimali 1 de 1.

Sevdiğiniz biriyle yanlış mezarlara gömülüp birbirinizi kaybetme ihtimaliniz 3 milyonda 1

İnsanın aptal durumuna düşmektense susmayı tercih etme ihtimali 4454'te 1

Dostoyevski'nin bir sabah işe giderken karanlıkta yola çıkmamıza istinaden 'aşağılık insaoğlu her şeye alışır' deme ihtimali 100 milyonda 1

Ülkemizdeki ayrılıkların, çekişmelerin, savaşların, didişmenin, olumsuzlukların bitme ihtimali 'imkansıııız'

Merhabalar, uzun zamandır inceleme yazmıyormuşum, bunu fark ediyorum. Bu sekmenin bana soğuk, yabancı olduğu nadir zamanlardır. Okuduğum bir kitabı başkalarının da okuması %98 oranında insanları mutlu etmektedir. En azından beni %98 oranında mutlu ediyor. O sebeple oransal açıdan bakmam gereken yerin ta kendim olması gerektiğini düşünüyorum. Her neyse beni de mutlu eder birinin okuduğum kitabı okuması ancak incelemelerde üstüne basa basa ''bu kitabııı okumazsanız, gözünüz açık gider. Hataların dik alasını yaparsınız, Okuyuuuun'' gibi cümlelere sığınmadım hiç. (bunları yapanları eleştirmiyor hatta destekliyorum) İlk kez okuduğum bir kitabı, yazarı elimden geldiğince size sevdirmeye çalışacağım. Bunda başarılı olur muyum bilmiyorum ancak iddiam yok. Sadece deneyeceğim.

Murat Menteş kimdir ağalar, hanımlar bu siteden önce bilmez idim. Muhtemelen bu site olmasa bilemeyecektim de. Varlığım yaklaşık 1 senedir bu siteyi işgal ediyor. Bu işgalimi gerçekleştirirken tanıdığım birçok yazar / kitap oldu. Ve eveeeet! Ben Murat Menteş gibisine rastlamadım! Hangi kitabı okursak okuyalım bir noktadan sonra bir sıkılma hali ya da dikkat dağınıklı yaşadığımız oluyor. 276 sayfa boyunca bir an olsun sıkılmadım, bir an olsun dikkat dağınıklığı yaşamadım. Eğlenceli bir dili var Menteş'in. Onca şamatanın, gırgırın arasında hayat dersi vermeyi de ihmal etmiyor. Ayrıca derin bir araştırmacı olduğu kanaatine de hemen sahip olabilirsiniz. Kolombiya kravatı mesela! Bir çok latin dizisi izlememe rağmen hiç karşıma çıkmamıştı. Senin aklına nereden esti be adam...

Hayatı fazlasıyla ciddiye alıyoruz. Çevremizdeki insanları da. Komiktir ki nesneler de bizim ciddiye aldığımız temel taşlardan. (kimseyi tanımadım ben senden daha özel: PARA) Evet neleri saydık, eğlenceli bir dili var, didaktik bir yapısı var. Bunlar tamam. Demeden edemeyeceğim başka bir özelliği de hayal gücünün sınırsızlığı. Kitabın içinde sallamasyonel bir çok öykü mevcut. (çoğu kitap zaten kurgu değil mi??) Evet kurgu içinde kurgu var. Hayal gücünün sınırsızlığı normalde beni rahatsız eder. Yok artık Lebron James! dediğim bir çok nokta bile oldu. Ancaaaak bunlar beni hiiiç rahatsız etmedi. Çünkü dil ya bu yılanı da bile yola getiriyorsa beni de tavlaması uzun sürmeyecektir. Ben de tavlandım sevgili arkadaşlar.

Yeraltı edebiyatını seven çok sever, sevmeyen de hiç sevmez. Jojo Moyes, Sarah Jio, Kahraman Tazebittiyarıngel vs gibi tatlı dilli adamları okumayı sevenler var. Yeraltı edebiyatı onlara hiç gelmez. Yeraltı edebiyatının zirvesi benim için Yeraltından Notların ''Yeraltı'' kısmıdır. Döner döner okurum, okur okur sorgularım. Ne de güzel iç hesaplaşmadır, iç organlarını ne güzel döke döke kusmadır o öyle. Leonardo Da Vinci'nin hayatının anlatıldığı Da Vinci Demon's dizisini izleyeniniz oldu mu hiç? Murat Menteş'in burada anlattığı karakteri ona çok benzettim. Belki buluşların derecesi aynılık taşımıyor olabilir ancak sürekli arayış içinde olan kıpır kıpır zıpır karakteriyle olmazları oldurur edası gözlerimde o karakteri canlandırdı. (Çok film izlemiş olmalı Murat Menteş)

Evet çok film izlediğine öylesine eminim ki! Her karşına çıkan karakteri ayrı bir dizi / film karakterine benzetiyor Menteş. Bir yere kadar açıp baktım ancak baktım olacak gibi değil ben de bakmadım. Bu kitabın ana karakterlerinden biri olan D.D. (ismi lazım değil, okuyun bilin) bir arkadaşımın tabiriyle ''voddiri vot vot, zoddiri zot zot'' bir karakterimiz. Karakter derken bildiğin Eyşan'ın elinde fırçası olan hali. Bu kitapta aşk var mı derseniz bir miktar var. Var ama öyle yüreğinizi burkmaya izin vermiyor. Ama bir yandan da olgu olarak orada ve gözünüzü kanatmayı ihmal etmiyor.

Yine Adalet Ağaoğlu'nun 'Üç Beş Kişi' adlı romanında yaşanmış bir olayı 5 farklı ağızdan dinlemiştim. Burada da aynısı gerçekleşiyor. Yaşanan olayı farklı ağızlardan dinliyoruz. Taşlar önceleri hayli ağır geliyor ancak farklı ağızlardan dinlenince birer birer yerine oturuyor. Bilim kurgu romanlarında olay örgüsünü yazarlar istediği gibi yönlendirir. Ne de olsa kurgunun sınırsız halidir. Murat Menteş ise ne kadar da dalgacı bir anlatıma yönelmiş olsa da bir ciddiyeti benimsiyor. Olayların olurluğuna, karakterlerin var olmuş olabileceğine, yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bir kimlik kazandırıyor anlatımına.

Cephanelikleri tastamam, sınıra sevkiyatı sağlanmış, tehditlerin boyunduruğunda, konusuz bir savaşa soyunulmuş. Hikayeyi büsbütün ele alındığında karmakarışık bir labirentte gibi hissedebilirsiniz kendinizi, yılmayın. Gerçi buna izin vermeyecektir yazar. Hep bir eli yakanızda ancak gitmekte de özgürsünüz. Gi-de-me-ye-cek-si-niz!

Üzüldüm be bitmesine. Yazılacak tonlarca şey var ancak bu kadarı kafi diye düşünüyorum. Yerinizde olsam bir saniye durmam. Hemen alır, okurum. Bu keyifli anlatıda bir sürü de gerekli / gereksiz şey öğrendim. (Neyin gerekli neyin gereksiz olduğuna siz karar verin) Öyle işte keyifli okumalarınız olsuuun.

Son olarak kitaptan: ''Birini takip etmenin en iyi yolu, onun önünde yürümektir. Kimse önündeki kişi tarafından takip edildiğini aklına getirmez.''
296 syf.
·Beğendi·9/10 puan
⋆⋆
⋆ Kısa bir inceleme yapacak olursam:

Kitap, yetimhanede büyümüş hayata bakış açısıyla dikkat çeken Nuh Tufan ile başlamaktadır.

Kendisi Albino olan zeki ve ağzı iyi laf yapan bir karakterdir. Lise döneminden yakın arkadaşı İbrahim Kurban, zengin bir aile çocuğu ama biraz içe kapanık takılan farklı ilgi alanları olan zeki bir adamdır.

Nuh Tufan bize biraz ilginç gelebilecek birkaç işler yaptıktan sonra İbrahim Kurban ile beraber büyük bir serüvene başlıyorlar. Bu serüvene daha sonra Nuh Tufanın aşkı, Ferruh Ferman (Arkeoloji okumuş, farklı bir işle zengin olmuş iş insanı.) gizli servis elemanları Umur Samaz ve Habip Hobo ve yerli bir mafya ile İtalyan mafyası(konuya çok dahil edilmemiş) dahil oluyor. Kitap sırasıyla Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Habip Hobo, Ferruh Ferman ve tekrar Nuh Tufan’ın ağzından anlatıyor. Gerek bu gençlerin hayatları, hayata bakışları, düşünceleri bizi hikayeye çekiyor.

Murat Menteş’in aforizmaları, saptamaları, benzetmeleri gayet güzel ve dikkat çekici bence. Yerinde yapılan açıklamar insanı olaya daha çok bağlıyor. Romanın dili gayet akıcı bazen güldüren bazen ise düşüren sürükleyici okuması zevkli bir kitap.

Bazı okurlara absürt gelebilir.Ben yazarı ve kafasını sevdiğim için severek okudum ve beğendim. Sizlerde farklı izler bırakabilir. Keyifli okumalar şimdiden.
  • Ruhi Mücerret
    8.3/10 (3.003 Oy)2.825 beğeni10,5bin okunma31,7bin alıntı51bin gösterim
  • Erken Kaybedenler
    7.7/10 (1.858 Oy)1.530 beğeni7,2bin okunma4.762 alıntı24,6bin gösterim
  • Korkma Ben Varım
    8.5/10 (1.570 Oy)1.575 beğeni5,4bin okunma14,2bin alıntı40bin gösterim
  • Oğullar ve Rencide Ruhlar
    8.3/10 (2.089 Oy)1.743 beğeni6,4bin okunma7,2bin alıntı28,6bin gösterim
  • Az
    8.6/10 (3.663 Oy)3.392 beğeni12,2bin okunma15,1bin alıntı57,9bin gösterim
  • Kinyas ve Kayra
    8.7/10 (4.896 Oy)5,4bin beğeni14,9bin okunma59,5bin alıntı196,7bin gösterim
  • Daha
    8.8/10 (2.490 Oy)2.509 beğeni8,2bin okunma14,7bin alıntı35,3bin gösterim
  • Anayurt Oteli
    7.3/10 (4.433 Oy)3.192 beğeni17,3bin okunma9,1bin alıntı72bin gösterim
  • Puslu Kıtalar Atlası
    8.7/10 (9,7bin Oy)8,9bin beğeni28,9bin okunma20,5bin alıntı158,2bin gösterim
  • Kör Baykuş
    8.0/10 (4.406 Oy)3.822 beğeni14,7bin okunma30,6bin alıntı92,8bin gösterim
267 syf.
·12 günde·9/10 puan
Tabi ki de Murat Menteş gerek yaratıcı karakter isimleriyle, gerek olay örgüsü bombardımanıyla döktürmüş yine. Roman aynı olayın farklı karakterler açısında farklı açılarla anlatılmasını işlemektedir. Tabi işlerlen tekdüzelik ve tekrara kesinlikle yer vermemektedir. Her karakter aklımızdaki soruyu cevaplar. Murat Menteş’ in kalemini bilenler bilir. Bilmeyen için eğer güleyim, durup düşüneyim, aksiyon macera olsun diyorsanız alın okuyun. Su gibi akıyor.
263 syf.
·3 günde
Adını şuan hatırlamadığım bir Türk yazar ''bu topraklarda yazıldığı için mutlu olduğum bir kitap'' diye bahsetmişti Dublörün Dilemması kitabından. (Dilemma=İkilem. TDK) Muradımın okuduğum 2.kitabıdır.Ruhi Mücerret'i okuduktan sonra kitabı nerde görsem öper,severdim.Bu kitabı da nerde görsem öper hatta makas bile alırım.

Murat Menteş farklı bir beyin,çok farklı bir yazar.3 kelime verin ve sadece 1 cümle kurmasını isteyin,size onlarca cümle kursun.Ben kendisine 'Cümle Mühendisi' diyorum kısaca.Gün yüzüne çıkmamış matrak ve matrak felsefik sözler duymak,okumak istiyorsanız bence Murat Menteş en iyisi.

Dublörün Dilemması,okuduğunuz zaman fark edeceksiniz,çok emek verilmiş,çok araştırma yapılmış ince elenip gerçekten sık dokunmuş ve üstüne üstük harika bir kurguyla soslanmış,içinde çok ince ve çok lezzetli felsefeler barındıran bir romandır.Dili yeraltı edebiyatı gelebilir hatta zaman zaman kurgusuna absürt diyebilirsiniz fakat okuyucuya kattığı değerler muazzam.Kahkaha patlatırken yamulan suratınız size kahkahayı attıran mesajı düşününce düzeliyor.Dağ gibi adamı şekilden şekile soktun Muradım.

İki,üç kez yaptığım kötü kitap seçimlerimden sonra değerli bir arkadaşımdan bana adam akıllı bir okuma listesi hazırlamasını rica etmiştim.Aslında kendi okuma listem var ama ben sadık kalamıyorum :) listeme.Merak ettiğim bir kitabı araya sokma huyumdan dolayı arada kalan her zaman kötü oluyor.Kendisinin hazırladığı listeye sadık kalacağımı umuyorum.Arkadaşımın hazırladığı listede kendisi vasıtasıyla tanıştığım ancak daha hiçbir kitabını okumadığım Murat Menteş kalibresinde bir yazar olduğunu hissettiğim Alper Canıgüz'ün,Dublörün Dilemması için kullandığı bir söz ile incelememi bitirmek istiyorum;

Ben sevdim,eller alsın.

OKUYUN LÜTFEN.
263 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Baştan aşağı kelime oyunlarıyla bezenmiş, kimin kim olduğunu çözemediğiniz, başından itibaren öykünün kopukluğu ile savaştığınız bir kitap hoşunuza gider mi? Kitabın yazarı Murat Menteş'se evet. Başlarda anlamaya çalıştığınız Murat Menteş aforizmalarıyla dolu bu kitap; olaylar ilerledikçe, saçma da olsa, oldukça güzel bir kurguya kavuşuyor. Yazarın söylediği her cümleyi anlayabildiğimiz için kendimizle gurur duyuyoruz. Bu da dolayısıyla yazarın zekası karşısında duyduğumuz hayranlığı arttırıyor. Kitap bitince, her bağımlının yapacağı gibi, diğer kitapların üstüne atlıyoruz. Bu arada günümüz okuyucusunun, bizim "bug"ımızı bulan Murat Menteş de köşesinde kıs kıs gülüyor. Neyse ki ben bilinçli bir okuyucu olarak sadece üç kitabını okudum yazarın. Hepsi de benzer ve eşit derecede etkileyici. Değişik bir deneyim yaşamak isteyen herkese tavsiye ederim.
263 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Deklanşöre bastım ve çekiyorum çekkkk-timmmm!
Aaaa pardon hatlar karıştı şöyle olacaktı: ÜÇ, İKİ, BİR Kayıt..
Ya da durun kahramanlarımızı tanıyalım önce (Not isimlere DİKKAT EDİN lütfen ;)
Talihsiz Taliha
Nuh Tufan
Umur Samaz
İbrahim Kurban
Baretta
Ferruh Ferman
Dilara Dilemma
Rıza Silahlıpoda
Habib Hobo (Robbit) - Hacer Ceren (Geronimo)
Haydar Baydar
... diye devam ediyor. Bu kadarı kâfi sanırım :) Bu arada bundan sonrasında
bahsettiklerim birazcık spoiler içerebilir. Ama emin olun ki söylediklerim kitabı ilk kez okuyanlar için sorun olmayacaktır. Zira kitapta o kadar farklı olaylar iç içe verilmiş ki zaten yeterince şaşıracaksınız, hiç endişelenmeyin lütfen :)
Gelgelelim hikâyemize ana karakterimiz Nuh Tufan, ALBİNO ve aynı zamanda ara sıra halüsinasyonlar gören birisi. Bazen çerçevedeki resimler, yüzükteki suretler veya televizyondaki görüntüler birden canlanabiliyor onun gözünde anlayacağınız. İbrahim Kurban ise zengin ama mutsuz insanlardan "kendisine zenginlikten dolayı tanınan bu ayrıcalıktan iğrendiğini belirtip aşağılık bir dokunulmazlığı olduğunu" düşünüyor.
Nuh karakterine bir geri dönüş yapıp tam bu noktada size kitapta anlatılan ve yüreğimi sızlatan, canımı acıtan beni insanlığımdan bir kez daha utandıran bir konudan söz etmek istiyorum, izninizle.
Daha iyi anlaşılması açısından Nuh'un sözlerinden birkaçını buraya bırakmak istiyorum:
"Albino olduğum için bana kansermişim gibi davrandı." :/
"- Albinoların hayalgücünün bu kadar geniş olabileceğine ihtimal vermezdim.
- Albino olduğumun hatırlatılması canımı sıkmıştı."
Ayrıca bir bölümde bundan dolayı sınıfta öğretmen ve arkadaşlarının ilk gittiğinde Nuh'la alay etmesine de değiniliyor.

Şimdi bkz. ---> Nedir Albino? Araştırdığınızda şu bilgi karşınıza çıkacaktır: "Vücutta var olması gereken melanin maddesinin eksikliğinden veya vücutta bu maddenin hiç olmayışından dolayı ortaya çıkmaktadır. Melanin maddesi, vücuttaki deriye, kirpiklere, saçlara ve gözlere renk veren pigmentlerdir." Bu yüzden albino olan kişilerin saç, kaş, göz renkleri beyazdır. Bu insanların peki böyle olmayan insanlardan ne farkı vardır, soruyorum size? Koca bir HİÇ, hiçbir farkları yoktur onların bizlerden çünkü. Kimin farkı olduğunu söyleyeyim ben. Bu kişiler ne ten rengi siyah olan, ne kaş rengi beyaz olan, ne dini benimkinden farklı olan, ne ırkı bu ne şu olan, ne görme engelli olan, ne yaşlı ne çocuk olan hiçbiri değil. Bahsettiğim kişinin gözü görebilir, kaşı gözü siyah, teni ise beyaz olabilir. Dinimiz, ırkımız ve yaşımız dahi aynı olabilir. Ama bu kişinin o beyni yukarıda saydığım özellikteki kişilerle aramızda bir fark olmadığı gerçeğini kavrayamayacak kadar küçük, aklı kıt olabilir. İşte böyle insanlardan bahsediyorum. Sırf bu insanlarla alay edebilecek kadar aşağılık, kendini kusursuz görecek kadar dokunulmaz bulanları diyorum, bunlardan farklıyız biz!

Dikkatimi çeken bir şey daha oldu ve söylemeden geçmek istemiyorum. Kitapta huzurevine annesini ziyarete gelen "sözde" bir oğul ona sarılır ve içinden geçen cümleler şudur: "İhtiyarların çoğu sanki onlara evlatlarının hayırsızlığını hatırlatmak için gelmişim gibi surat asıyorlar." (Yazar burada bu hassas konuya okurun dikkatini çekmek istemiş zannımca)
İşte bunu okuduğum an bir kez daha canım acıdı. O kadar çok üzüldüm ki o an bu hayal ürünü hikâyenin içine girip her birinin evladı olarak huzurevini ziyarete bile gidebilirdim. Zira yüzlerindeki bir tebessümü veya bir damla mutluluk gözyaşını görüp onlara sarılmak benim içimdeki hüznü atmama ancak yeterdi.
Sevgili Menteş, üzücü şeyleri bile okurunu güldürerek anlatmaya çalışsa da buruk bir tebessüm kaldı benden geriye her satırdan sonra..

Bazen öyle anlamsız gelen yerler oldu ki kitap bitti ve ben oraları hâlâ anlamadım. Bazen o anlamsızlıkların birleşimi bir anlam arz etse de kendi içinde anlamsız olduğu gerçeğini değiştiremedi bence. Nöronlarımın yandığını hissetmedim değil, ara ara okurken. Ama yazarın hakkını vermek lazım bu kitap aynı zamanda içinde farklı düşünürlere ait sözler bulunduran, bazı filmler, kitaplar, çizgi romanlar ve hatta resim konusunda bilgiler serpiştirilmiş, genel kültür deposu gibi geldi bana. Hatta o kadar çok kelime arattım ki google'da okurken ne çok şey bilmediğimi fark ettim bir kez daha, cahilliğim ile göz göze geldim kimi satırda. Bazen bilgilerden şüphe ettim doğruluğunu araştırdım. Öyle çok bilgi yazmış ki acaba uydurma mı yoksa bunların hepsi gerçek mi diye sorma gereksinimi hissettim nedense, hâlâ bazı noktalarda şüpheliyim ama neyse :D Yavaş yavaş okumaya devam ederken hikâye toparlandı sanki hüzünlü şarkılar dinlerken okuduklarımın da etkisiyle sanırım hüzün sardı beni de. Ama hayal ürünü bile olsa bu kadar farklı ve ilginç konulara değinen, birbiriyle bağlantısız ve saçma gibi duran olayları, mantıklı bir şekilde birleştiriyormuş hissi verdiren çok zekice yazılmış aynı zamanda sonuna kadar bitmeyen sürprizleriyle sizi şaşırtma niteliğine sahip bu kitap okunmak için sizi bekliyor tam şu anda belki de.
Kitaba bilhassa bu adın verilmesi boşuna değil zaten. Bu kitapta "Dublörün Daniskası"nı bile göreceksiniz.
Son olarak kitapta aynı olaylar farklı karakterlerin farklı bakış açılarından anlatılınca tekrar etmiş hissi vermiyor, okurken gözünüzde canlanan bu sahneleri diğerinin ağzından dinlediğinizde aslında onun sandığınız gibi olmadığını öğrenip bu yeni haliyle geriye dönüp o kısmı tekrar okuma isteği belirirse içinizde hiç şaşırmayın zira aynısı bende de oldu.
Kitapta ara ara argo kelimeler de kullanılmış, rahatsız olacaklar için bunu da belirtmek isterim şimdiden.
Kısacası bu kitapta aşk, aksiyon, hüzün, ironi ne ararsanız var yani. Ne anlatsam ne yazsam sanki hep yarım hep eksik kalacak, kitabı okuyup gerisini tamamlamak size kaldı değerli dostlarım. Bu arada yazarın en son sayfada kurduğu üç kelimeden oluşan son cümlesi benim aklımda kocaman bir soru işareti bıraktı. Hâlâ cevap arıyorum. Şayet okuduysanız veya okuyacaksınız o son cümleden sonra yazarın orada vermek istediği mesajı anladıysanız sorularımı giderebilmem için bana dönüş yaparsanız çok mutlu olurum.
Çok uzattım okuyacaklara şimdiden iyi okumalar, sevgiyle ve tebessümle. En güzeli kitap kokusuyla kalın :)
263 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitap Türk edebiyatına olan önyargımı yıkan bir kitap oldu. Tam manasıyla özgün bir tarz. Leyla ile Mecnun hayranı olarak kitabı Leyla ile Mecnun'dan daha eğlenceli buldum. Leyla ile Mecnun'dan daha once yazılmasına da ayrıca şaşırdım. Nuh Tufan karakteri son zamanlarda okuduğum, yazılmış en başarılı karakter. Diğer karakterler de oldukça başarılı. Umur Samaz, Su Samaz, İbrahim Kurban, Habib Hobo hatta adaşım olan Hacer Ceren bile oldukça özgün ve derinliği olan karakterler. Ferruh Ferman başlarda sevmesem de, okudukça ve üstüne düştükçe cok derin bulduğum bir karakter. Karakterler dışında hikaye de cok akıcı. Kitap okumasını istediğiniz arkadaşlarınıza önerilebilecek bir efsane. Yazarın ilk romanı olması ise ayri bir hayranlık uyandıracak bilgi.
263 syf.
Okurken, konuşma tarzıma dahi etki eden lanetli yazarın okuduğum dördüncü kitabı. Nispeten daha eski olan bu kitabıyla, yazarın yazınsal gelişimine de şahit olacağım beklentisi vardı ama öyle ahım şahım bir dönüşüme rastlamadım. Menteş yine aynı Menteş. Absürtlükler, akla zarar benzetmeler, aşka inandıran aşıklar, aşık olmasak aşka ihanet sayılacak güzellikte kadınlar, karmaşa... Bunların yanı sıra kimi üfürükten, kimiyse tarihten anekdotlar süslüyor kurguyu. Genel olarak söyleyeceklerim bunlar. Detaylı bir incelemedense, gözüme çarpan birkaç detaya değinip yorumumu bitireceğim.

"Fotoğraf makinesinin fişini bilgisayarın klavyesine takıyor ve fotoğraflarımı monitöre aktarıyor."

Arkadaş, bu nasıl teknoloji? Makinenin fişi olduğuna mı yanalım, bilgisayarın klavyesine fiş takılmasına mı yanalım, klavyeden monitöre aktarım yapılmasına mı yanalım... Absürt edebiyata eyvallah ama uçarı teknolojik teçhizata hayır :)

Dudak harflerini söylemekte zorlananlara pepe, damak harflerini söylemekte zorlananlara ise kekeme dendiğini de öğrenmiş olduk, güzel bir bilgiydi bence.

Deja vu'yu bilirdik, bir de Jamais vu öğrendik. Jamais vu: Sık sık yaşadığı bir şeyi ilk defa yaşıyormuş duygusuna kapılmak.

İmlaya dair bir de falso var kitapta: Hakketmek. "Hak etmek" kalıbı ısrarla bu şekilde yazılmış. Türkçede böyle bir kelime varmış, ben de bu sayede öğrendim ama manası itibarıyla kullanıldığı yerlere uygun değildi. Hakketmek, maden, ağaç ya da taş üzerine elle yazı ya da şekil kazımak, oymak anlamına geliyormuş.

Son olarak, kitabın finalinde yazar bizi "devamı 121. sayfada" şeklinde bir yönlendirmeye sevk etti ama kitabın sonundan dönüp de oraya tekrar bağlamaya kalktığımda kendimi, Münih'e gitmek hayalindeyken İstanbul'a bırakılan Bilo gibi hissettim. Sağlık olsun üstat, canın sağolsun. Vardır bir bildiğin ama ben anlamadım diyelim.
263 syf.
çok geç keşfettiğimi düşündüğüm kitap. ama üzülmüyorum. zira geç keşfettiğimi her düşünüşümde tekrar tekrar açıp okuyacağımı ya da en azından bir göz atacağımı biliyorum. çok sevdiğim kitapları bitirdikten sonra ağzımda genellikle bir fincan sütlü kahve tadı kalır. dublörün dilemmasının tadı da bir fincan sütlü kahveye eşit benim için. bir kitabı okurken gülmek ve hatta kahkaha atmak çok ender gerçekleşen bir durumdur; bu yüzden okunması gereken eğlenceli bir kitap.
296 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Sevgili okur dostlar! Murat Menteş’in yeri bende çok başkadır. Kıvrak zekası, yaratıcılığı ve absürt mizahı ile sizi okuyacağınız en renkli yeraltı edebiyatı okumasına davet ediyorum. Lütfen bir Menteş eseri alın ve okuyun :) Bu eserin ismi zaten bir ikilemi taşıyor: Dilara Dilemma mı kast edilen yoksa dublörün ikilemi mi? Ona okuyup siz karar vereceksiniz :) Yine mermilerin havada uçuştuğu ve o havanın aşk koktuğu okumaya doyamayacağınız bir eser. Ben çook sevdim. Daha çok yaz Murat Menteş :))
263 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Murat Menteş ile tanışmam Mehmet sayesinde oldu hatta daha sonra birlikte Murat Menteş etkinliği düzenleyelim dedik ama sonra bir şeyler oldu ve yapamadık.

Okurken bir o kadar gülüp bir o kadar düşünmek. Murat Menteş cidden sen ne mükemmel bir yazarsın. Mizah seviyesi bazen yüksek bazen de düşük ama bu gayet normal, bir insandan sürekli aynı seviye şeyleri bekleyemezsin.

Ve yazarı anlamayanlar daha çok, mesela sabah bu alıntıda #61523216 aptallık abidesi bir insanla tartıştım.

Neymiş ata eziyetmiş, sorsak kendisi iddiaa oynuyordur. Sanki adam kitabı yazarken at koşturdu.

Daha sonra yorumda tartıştığım bu saçma insan saçma yorumlarına devam ediyordu.
Mesela #61527081 bu alıntıda da yazara cinayete özendirmekten dava açılmalı dedi.
Bugün o kişi sayesinde çok eğlendim.

Yazar ne güzel mizah yapıyor, mizahın amacı ise güldürürken düşündürmektir. Kurmaca da aşırı iyi.

Okumak isteyenler hiç düşünmeden okusunlar ve herkese keyifli okumalar dilerim.
263 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Evet ikinci incelememi bu kitap için yapmak istedim. Çünkü bu kitaba nedenini tam olarak bilmediğim önyargıyla yaklaştım. Arkadaşımın yoğun isteği üzerine okudum yoksa okuyacağımı pek sanmıyorum. Bu yüzden de belki benim gibi önyargısı olanların fikri değişir diye bir şeyler karalamak istedim. Neyse kitaba geçelim;
Dediğim gibi başta bir önyargım olduğu için kitaptaki benzetmeler çok uçuk kaçık gelerek okumaya başladım. Ama okudukça gördüm ki bu benzetmeler çok başarıyla düşünülmüş ve kelimelerin gücünden güzel şekilde yararlanılmış. Aslında yeni şeyler isteyip ne kadar da eskiye bağlı olduğumuzu anladım ama bunun yanlışlığını çabuk anladım.
Kitapta beğendiğim bir diğer nokta okurken yer yer güldüm. Kitabın okurken eğlendirmesi güzel bir durum.
Kitapta sanata, tarihi olaylara, filmlere, müziklere, başka yazarlara, hayvanlara, bitkilere kısaca her şeye dair ilginç ufuk açıcı bilgiler var ve olayların arasına güzelce serpilmişler.
Olaya bakacak olursak olay örgüsünün güzel kurgusu dışında olaylara başka başka karakterlerin gözüyle bakıyor olmanız da güzel bir detay olmuş. Farklı karakterler aynı olaya nasıl bakmış görüyorsunuz ve hepsi sonda başarıyla birleştirilmiş.
Neyse çok övdüm sanırım, ama okuduktan sonra bana hak vereceğinizi düşünüyorum. Umarım benim gibi önyargısı olanların fikirleri değişir ve okurlar. Unutmadan da arkadaşıma burdan yoğun ısrarı için teşekkür ederim.
İyi okumalar herkese :)

Not: Aslında çok daha güzel şekilde incelemiştim kitabı ama nasıl olduysa silindi o yüzden aklıma geldiği kadarıyla biraz da ilki silindiği için sinirli bir şekilde tekrar yazdım karışık olmuş olabilir söylediklerim idare edin :)
“Düşmanla Aramızda Sır Olarak Kalan Savaş

Filozofun mesuliyetten kaçma yeteneği, onu barbardan ayıran en kalın çizgidir.”
hedefe ulaşan, her şeyi ıskalamıştır! çok paraya sahip olanların o acayip huzursuzlukları bundan. ve tabii mangır tomarları, insanı yoksulluğun belalarından korumaz: nefret emer, suçluluk duygusu salgılarsınız.
“Bir erkeğin hayatında, beyninin ve kalbinin çevresine ördüğü uygarlık duvarının tuğlalarını patlatan bir şok yaşadığı belli bir an vardır. İşte o an gelmişti.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dublörün Dilemması
Baskı tarihi:
Nisan 2005
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750503221
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Dublörün Dilemması
Murat Menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. Onunla çekişirken çiçek açarsınız. Yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. Peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat Murat Menteş'in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. Ben, Murat'ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; Murat aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. Bu yüzden Dublörün Dilemması çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor... Böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı Murat için olsun!..
-Nihat Genç-

Çok acayip. Çok tuhaf. Müthiş!.. Böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. Okuyun, siz de inanamayacaksınız!
-Hakan Albayrak-

Dublörün Dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli...
bir roman. Ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. Hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! Ben sevdim eller alsın.
-Alper Canıgüz-

Kitabı okuyanlar 10bin okur

  • aslı gülenç
  • Ayfer Mizgin Engin
  • Kübra A.
  • Uğur Oruç
  • Fatma kamış
  • Reelebi
  • Sinan Ataer
  • mimi
  • Nilüfer Açu
  • EBRU DİNÇER

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%8.3
13-17 Yaş
%3.5
18-24 Yaş
%25.6
25-34 Yaş
%40.1
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.4
Erkek
%35.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.1 (561)
9
%17.9 (526)
8
%17.9 (526)
7
%8.2 (239)
6
%2.9 (84)
5
%1.6 (46)
4
%0.7 (20)
3
%0.3 (8)
2
%0.1 (3)
1
%0.3 (9)

Kitabın sıralamaları