Ruhi Mücerret

·
Okunma
·
Beğeni
·
16.932
Gösterim
Adı:
Ruhi Mücerret
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055162054
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varımın yazarı Murat Menteşten doludizgin bir roman daha!

Sıkı tutunun!

İstiklal Harbinin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET; bir dünya starına nasıl dönüşüyor?

Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİyi haklayabilecek mi?

Mabet filozofu AVNİ VAVdan daha neler öğrenecek?

NAZLI HİLALe, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak?

Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?

Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare CİVAN KAZANOVA; elden düşme ruhunu, şeytana neden satıyor?

Depremde yitirdiği SERPİL SİLAHLIPERİyi unutmayıp da ne yapacak?

Marifetli afet FUJER FUJİden kaçarken neye yakalanacak?

Kan kanseri yeğeni OZANı hangi parayla tedavi ettirecek?

Alınyazısındaki boşlukları neyle dolduracak?

İntiharın eşiğinde tetikte beklerken, kimvurduya mı gidecek?

Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende

trenler gemilere çarpıyor.

İstiklal Savaşı, 85 yıl sonra devam ediyor.

Şakaklar matkapla deliniyor.

Uçaklar düşüyor.

Kaybedenler şampiyon oluyor.

Ölüler diriliyor.

Serseri kurşunlar uçuşuyor.

Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!

"100 yaşından küçükseniz, bu romanı mutlaka okuyun!"

Emrah Serbes
Beni en çok şaşırtan yazarlardan biridir Murat Menteş. Sadece iki kitabını okumakla yazar hakkında bir şeyler söylemek ne kadar kabul edilir bilmiyorum ama dün artık inceleme yazacağım dedim kendime.

Öncelikle kitabın kapak tasarımı fazlasıyla orijinal ve başarılı. Kapağında silahlar, uçaklar, televizyonun içinde kovboy şapkasıyla bir elinde tabanca Cüneyt Arkın… kırmızı, sarı, mavi…rengarenk! Küçücük kütüphanemde bile gören herkesin ilgisini çektiğine göre kitapevlerindeki durumu hayal etmekte zorlandım.

Dört yaşındaki oğlum her sabah benim kütüphanemden bu kitabı alıp boyama kitaplarının olduğu kendi kitap dolabına –ısrarla- koyarken, ‘’Anne sana kaç kere söyleyeceğim, bu kitap benim. Çocuk kitabı bu!‘’ diyor. Akşam da dolabından ısrarla bu kitabı alan kardeşiyle boğuşurken ‘’ bu abilerin kitabı, bırak onu’’ diyor. Geçen hafta eve yardıma gelen, ilkokul kitapları dışında kitap okumaya fırsatı olamamış Selma Teyzemizin de toz alırken bu kitap nasılsa ilgisini çekmiş . Her yerini inceledikten sonra merakla kitabın nasıl olduğunu sordu bana :)

En son dün, tıp kitapları dışında kitap okumanın vakit öldürmek, asıl okumanın hayatı okumak olduğunu ısrarla söyleyen babalarının elinde incelerken görünce bu kitabı -yok artık- dedim kendime. Uzun zamandır ilk defa bir kitap hakkında nasıl olduğunu sorunca ‘’ Türkiye’yi ancak roman okuyan kadınların kurtaracağını söyleyen yazar, hem de karısı da doktor ‘’dedim kocaman sırıtarak:)

1000kitapla tanıdım yazarı aylar önce. O kadar çok alıntı vardı ki, merakla aldım hemen. Kitabı okurken çoğunlukla patlak kahkahalarla çılgınlar gibi güldüm, sonra birden derin cümlelerin altını defalarca çizip birkaç dakika düşünme molası verdim. Mizahi cümlelerin arasında derin sorgulamalar, yoğun duygular. Eleştirdikleri de başkaları değil, biz, hepimiz… kısacası insan??

Hani polisiye komedi filmleri vardır ya, işte kitap hali. Kesinlikle kafa dağıtmak ve dinlenmek için ya da monoton hayatın kopma noktasında terapi misal. Farklı dünyalara alıp götürdü beni. Hızlı, uçuk, kopuk ama heyecanlı. Sevgili Kübra Sultan’ın tabiriyle yazarın beyni sanki lunapark. Rengarenk. Acaba kafa yapan bir şey alıyor mudur diye düşünürken nette bakayım dedim ve gene şaşırdım.

Kendi tabiriyle yandaş değil de taraflı olduğunu söylediği bir gazetede yazıyor Murat Menteş (hala yazıyor mu bilmiyorum). Tarafgirlik hastalığı illa ki bulaşmıştır diye önyargımı büyütürken, yazarın Gezi olaylarındaki birkaç yorumunu görünce şaşırdım elbet. Eleştirmeyi ayrışmak değil de dayanışmak olarak değerlendirdiğini söyleyen yazarın öyle büyük cümleleri var ki.
Mesela ;
‘’Nefret dolu insanları dindar saymıyorum. Onlar başka bir tür. Hayat yolunda seyran etmeyi bilmiyorlar. Halbuki nefret çok benzin yakar..’’
‘’Türkiye’deki tüm kavgalar kardeş kavgasıdır…’’ vs

İsmet Özel'i ve Dücane Cündioğlu’nu da seviyor ya:)

Sadece gündemin köşe yazıları da değil, şiirleri de var. Hem de öylesine derin. Sanki farklı Murat Menteşler var bir sürü de. Bu kadar farklı tarz, farklı okurlar.. Şaşırdım yine...

Cengiz Aytmatov mesela; benim gönlümdeki rengi toprak misal kahvedir. Cemil Meriç samimi asaletin morudur. Yeşil deyince Mustafa Ulusoy gelir sükûnetiyle. Murat menteş deyince??? Pasparlak turuncu üstüne cascanlı renkler..arada siyah noktalar… rengarenk :)

Tabii bazılarına hitap etmeyebilir. Kitabın birkaç sayfasını okuduktan sonra bırakan ve ‘’ Dostoyevski’den sonra olmadı be kardeş, biraz ciddi şeyler mi okusan?? ’’ diyen abim gibi.
Ama yine de hayattan mola isteyeceğiniz zamanlar için dursun bir köşede derim. Ben çok sevdim:)
Canınız mı sıkkın? Sıcaklar sizi de benim gibi bunalttı mı? Kitap okuma hevesiniz mi kaçtı?
Ee başka bir tarz deneme konusunda da katı kurallarınız yoksa, bu kitabı size rahatlıkla önerebilirim...:)

Gelelim kitabın konusuna; aşk, savaş,aksiyon, dövüş, polisiye, din, felsefe ve tabiki güzel kadınlar. Yani yok yok!

Tabii yazarımız bunların hepsini öyle
güzel bir kara mizahla bize sunuyor ki okuyucuyu yanlız güldürmüyor, düşündürüyor da...

Okurken 100 yaşındaki İstiklal Savaşı gazisi Ruhi Mücerret'in arkadaşı Avni Vav'la dini ve felsefi sohbetlerini acayip eğlenceli ve bilgilendirici buldum. Kim 100 yaşına kadar yaşamak ister ki? Dedemiz de artık öbür dünyaya gitmeyi canı gönülden istese de bir türlü ölemediğinden dertli...Düşünsenize eşinizi, sevdiklerinizi hatta çocuklarınızı bile toprağa verdiniz ama siz hâlâ hayattasınız. Bkz.

"Artık kimseleri gömmek istemiyorum. Mezarlıklara dolu gidip boş dönmekten yıldım. Benden sonra doğmuş insanların benden önce ölmelerine alışamıyorum."

Hikayemiz Ruhi Mücerret'in en sevdiği arkadaşının ona ölmeden önce birini öldürmesini vasiyet etmesiyle start alıyor. O andan itibaren de tek hedefi Masum Cici'yi öldürmeden tahtalı köyü boylamamak oluyor...Sonrasında da daha neler var neler?

Özellikle de dedemizin kendinden 70 yaş küçük bir kadına aşık olmasından sonraki bölümler deyim yerindeyse "yok ya artık bu da olur mu" dedirtecek tarzdaydı...

Lütfen Ruhi Mücerret'i evlenme programlarında kendilerine eş arayan kart horozlara benzetmeyin. Zira o haddini ve bulunduğu konumu bilerek hareket eden zararsız platonik bir aşık..:)

Bütün karakterleri birbirinden değerli bu kitabı keyifle okudum. Murat Menteş'in diğer eserlerini de okuyacak kadar da tarzını sevdim...

Keyifli okumalar herkese..:)
Öncelikle herkese merhabalar değerli 1000Kitap Ailesinin üyeleri…
Bu kitabı sitedeki arkadaşlarla birlikte kura yöntemiyle seçtim. Onların fikirlerine ve tercihlerine güvenerek başladım. Emeği geçen arkadaşlara teşekkürler.
Yazarı bu kitabıyla tanıdım; ilk Murat Menteş romanım. Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra’sından sonra alıntı sayısı yine çok fazla olan bir kitap. Yine sitede en fazla alıntı yapılan 6. Kitap olarak yer alıyor. Düşünün kitap 320 sayfa; alıntı 220. Yani her sayfaya güzel sözler ekmiş yazar.
Kitapla ilgili konulara gelecek olursak. Kitabın kapağından başlayayım. Kitabın kapağı zaten başlı başına gel bir bak bana diyor. Çok çekici bir kapak yapmış April Yayınları.
İçeriğe gelirsek; üslubu alışılmışın çok çok dışında bir kitap. Ama zamanla alışıp seveceğinizden eminim. Çünkü yazar çok akıcı ve mizahi bir dile sahip. Yazar okuru eğlendiriyor. Eğlendirirken de edebi cümleler ve aforizmalarla düşündürüyor. Şahsen bazı yerlerde sesli güldüğümü itiraf edebilirim. Mizaha vurarak toplumsal yozlaşmayı çok iyi anlatmış yazar.
Kitaptaki karakter isimleri çok farklı. İsimler bile ilgi çekiyor ve sosyal mesaj veriyor okura. İsimlere, konuya ve kurguya bakarsak zaten yazarın muhteşem bir hayal dünyası var. Gözlem ve betimleme gücü çok yüksek. Karakterler göz önünde canlanıyor.
Polisiye, sanat, şiddet, absürdlük, sosyal medya, tasavvuf, çarpık kentleşme, popüler kültür, aşk, erotizm vs. çok fazla şeyden bahsedilmiş romanda. Anlayacağınız yok yok.
Farklı konuların, farklı bakış açılarının, farklı şekillerde diyaloglarla oluştuğu; alışılmışın dışında bir kitap. Hayal dünyası geniş olan okurlar bu kitabı mutlaka okumalı. İnsanları farklı duygulara, farklı dünyalara götürüyor.
Her bölümün başındaki ve sonundaki alıntılar harikaydı. Mezar taşına bir şeyler yazdıracaklar ve bir şey icat etmek isteyenler okuyunca anlayacaklar.
Ana konuyu söylemek gerekirse reklamlar üzerinden çıkarak, reklamların insanların zihinlerini etkisine alıp; insanları tüketim çılgınlığına yönelttiğini anlatıyor. Reklamların hayatımıza verdiği tüketim çılgınlığı ve kültürel yozlaşmayı böylesine güzel yaratıcı bir kitapla anlatmış yazar ve bunu da başardığına inanıyorum. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.
Elbette ki tavsiye ediyorum. Sadece alıntılardan bir şeyler kapsa her okur; inanın bilinçlendirici bir kitap. Yine bir alıntıyla bitiriyorum.
“Gerzekler, öğütleri özümseyemez. İzahın izahına ihtiyaç duyarlar.”
İyi okumalar ve mutlu haftalar 1000Kitap Ailesi…
Murat Menteş'i yeni keşfettim. Romanla ilgili söyleyeceğim ilk şey zengin bir dili var. Bu okuyucu için önemli tabi. Beğenmediğim nokta şu oldu : 100 yaşında bir dedemiz var. Roman onun anlatımıyla yazılıyor. Güzel, ilginç , komik anlar yaşadım okurken fakat her sayfada okuyucunun gözüne sokulan şey " 100 yaşında ölmeyi hak eden kahramanin bir an önce ölmesi gerektiği "oluyor.Her sayfada tekrarlanması sıkıcı olmuş. Bu nokta dışında eğlenceli bir roman. Keyifli okumalar.
Geriye dönüp geçmiş bir vakitte okuduğum bu kitabın incelemesini yazmakta ilk başta tereddüt yaşamadım da değil. Bilhassa bu tarz içerikli kitaplara olan ilgimin iyiden iyiye azalıp araştırma-inceleme kitaplarına kaydığı gerçeğini aynı şekilde hissediyor olduğum aşikâr iken. Ne var ki bu kitap türedilerinden bir kulaç önde duruyor.

İncelemeyi hakkıyla yapmak için birkaç dakikadır kitabı elimde evirip çeviriyorum. Kapağının ilgi çekiciliğine, içerikle ilgili nispeten bilgi verecek tasarımına, yıpranmış kenarlarının vaktiyle ilgiyi nasıl da almış olduğu delili oluşuna... Derken, iç kapakta Menteş'in imzası ve iyi dileklerini nakşettiği "3.V.14" tarihine... Tarihi bile mizahla atan adamın kitabı bu. Okunur.

Kelimelerle dilediği gibi oynayan, onları dizginleyen fakat olabildiğine özgür bırakan adamın kitabı bu. Bir köşeye çekilip cümlelere katıla katıla gülmek, bazen aynı parafı birkaç kere daha okumak, karakterlerin de kurgunun da aynı şekilde zekâ-mizah odaklı oluşuna dikkat kesilmek isteyenler için idealdir. Esasen bu üslup Afilifilintalar çetesinin kronik alışkanlığı. Onur Ünlü -veya Ah Muhsin Ünlü- de böyledir, Bahadır Cüneyt Yalçın da, ötekiler de. Dileyen şuradan devam edip çeteyi daha iyi tanımak şerefine erer: http://afilifilintalar.com

Kitap içeriğine girip keyfinizi kaçırmaktansa pek de önemsiz düşüncelerimi yazıp kaçırmayı tercih ettim. Dileyen olursa bir şekilde kitaptan can alıcı paraflar paylaşabilirim, ancak mesele kitabı edinip tez elden bitirmek. Çünkü geçiş sürecinin son gayri ciddi kitabı olmaya adaydır: Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım'la birlikte.

Alın, sıcak sıcak tüketin. Ciddi kaynak kitaplar okumaya başladığınızda dönüp sadece hoş bir dost hissi alacağınız, döneminin baba kitabıdır.

Ha bu arada eklemeden geçmeyeyim: kitap yalnızca basit bir mizahi kurgudan ibaret değil. Onu değerli kılan tarafı da bu. Kitap bittiği zaman ironi yoluyla verilen güncel bir yığın eleştiri, sorunsal, aksaklık ve kabahatlerin her türlüsünü de kendinizden habersiz içselleştirmiş oluyorsunuz. Moderitenin acımasızlığı, menfi markalaşma ve toplumsal ziyan, bireysel aklın devredilmesiyle oluşabilecek çatlakların gelecek tasavvuru gibi meseleler siz gülerken bilinçaltınıza yerleşmiş olacak. Demedi demeyin. Bir de kitaptan sonra uzunca bir süre mesajlaşırken Menteşvari cümleler kırabilirsiniz, geçer o.
Yeni bir kitaba başladıysanız ve yazarını daha ilk defa okuyorsanız kitabı bitirmeden yazarın notunu vermek zordur. Ancak daha birkaç sayfa okuduktan sonra Menteş'in kalemini ve tarzını o kadar çok beğendim ki benden tam puan almayı başardı hemen.

Kurduğu cümleler ve gerçeküstü üslubuyla beni büyülemeyi başardı. Her bir bölümünü zevkle okudum.Yazarın ne kadar bilgili olduğunu bölüm başlarında yaptığı alıntılardan bile anlayabilirsiniz.

Biz okurlara kitap boyunca hoşça vakit geçirttiğin için teşekkürler sayın Menteş... Tarzını hiç bozmaman dileğiyle...
Ruhi Mücerredin 100 yıllık serüveni bu. Defalarca azraili alt eden Ruhi mucerredin doyumsuz hikayesi. Kimi zaman fantastik, kimi zaman düşündürücü olaylar ile karşımıza eğlenceli bir eser ve doyumsuz bir karakter çıkartmış Murat Menteş.
Kitabı okurken kendini "leyla ile mecnun" izler gibi hissettim. İzleyenler bilir, Leyla ile Mecnun" icerisinde trajedi besleyen bazen aglatan cogu zaman gulduren absürt bir komedi idi. Murat Menteş de bu tarzı romanda kullanmaya çalışmış. Son zamanlarda okuduğum en "degisik" roman diyebilirim.
Her satır hatta her kelimesi için uzunca düşünülmüş bir roman bu sebeple "Eh be Menteş bu kadar kasmanın ne alemi vardı!" demeden gecemedim. Hani bir kız güzelleşmek için makyaj yapar ama makyajı ne kadar abartırsa o kadar çirkinleşir ya çoğu yerde bu hisse kapıldım. Söz oyunları canımı sıktı... absurt komedi bir diziye hayran olmama ragmen bu Bu tarzda yazilmis bir romanin tarzım olmadığını anladım. Üzgünüm Menteş. Ayşe Arman'in pazarlığı kimseyi sevemedim. Sen de buna dahilsin.
Son yıllarda ünlenen bir yazar olan Murat Menteş, son üç dört ay içerisinde sitede de hızla ününü arttırınca bu yazar kimmiş diyerekten gittim kütüphaneden aldım kitabını. Daha kitabı alır almaz kapağındaki ve arka yazıdaki farklılıklar dikkatimi çekti. Hele ki kitabı açar açmaz ilk cümleyi okuduktan sonra sitede alıntı yapasım geldi. İlk bölüm bittiğinde de tam bana göre bir kitap deyip yazarı kafamda üst mertebelere çıkardım. Yazar yıllar önce benim de yazmaya çalıştığım ama bir süre sonra bu tarz da yazı mı yazılır dediğim absürt komedi türünü kitabına şahane işlemiş. Okurken eğlenerek bazen de gülerek okuyacağınız bir kitap olacak bu. Bir tarafta bir asrı devirmiş istiklal gazisi Ruhi Mücerret'in hayatını keyifle, bir yandan da Cihan'ın ağzından anlattığı sayfaları şaşırarak okuyacaksınız. Aynı sahneleri farklı iki insanın gözünden okumak da ayrı bir tat vermiş kitaba. Bence yazara bu kitabıyla başlayabilirsiniz. Zaten kitabı bitirdikten sonra benim gibi yazarın diğer kitaplarını da okumak isteyeceksiniz. Umarım 100 yaşıma gel(irsem)ince bu kitap aklıma gelir de kırışık yüzümde bir tebessüm oluşur.
Yazarın üslubu gerçekten çok etkileyici ilk başta neler oluyor diye konuya odaklanmaya çalışırken, karakterlerin kusursuz yapısını farkediyorsunuz ve gerçekten içine çekiyor üstadın diğer kitaplarını da sabırsızlıkla okumak için listeme koydum bile mutlaka okuyun..
'Kaderini çizerken cetvel kullanamazsın.. Fakat BMW kullanabilirsin.' Eğlendirir, güldürür, meraklandırır, düşündürür. Murat Menteşin kalemini dilini mizahını sevenlerdeniz.
İlk aşk unutulmazmış. Peki ya son aşk? Ölürken ruhunuzun bedeninizden sökülen o son parçası? Camilerde omuz omuza duran kambur ihtiyarların kalbi büsbütün boş mu sanıyorsunuz? Peh.
Aklımı kaçırdığımı düşünebilirsiniz. Bir insan acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ruhi Mücerret
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055162054
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varımın yazarı Murat Menteşten doludizgin bir roman daha!

Sıkı tutunun!

İstiklal Harbinin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET; bir dünya starına nasıl dönüşüyor?

Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİyi haklayabilecek mi?

Mabet filozofu AVNİ VAVdan daha neler öğrenecek?

NAZLI HİLALe, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak?

Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?

Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare CİVAN KAZANOVA; elden düşme ruhunu, şeytana neden satıyor?

Depremde yitirdiği SERPİL SİLAHLIPERİyi unutmayıp da ne yapacak?

Marifetli afet FUJER FUJİden kaçarken neye yakalanacak?

Kan kanseri yeğeni OZANı hangi parayla tedavi ettirecek?

Alınyazısındaki boşlukları neyle dolduracak?

İntiharın eşiğinde tetikte beklerken, kimvurduya mı gidecek?

Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende

trenler gemilere çarpıyor.

İstiklal Savaşı, 85 yıl sonra devam ediyor.

Şakaklar matkapla deliniyor.

Uçaklar düşüyor.

Kaybedenler şampiyon oluyor.

Ölüler diriliyor.

Serseri kurşunlar uçuşuyor.

Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!

"100 yaşından küçükseniz, bu romanı mutlaka okuyun!"

Emrah Serbes

Kitabı okuyanlar 3.237 okur

  • Fatma Sarıcı
  • Sahil Abbasbeyli
  • Lokman Erkan
  • İBRAHİM AVCI
  • Halenur Huyuk
  • senem bulut
  • Mehmet Öztürk
  • Tuğçe Biroğlu
  • sude nur köse
  • Sontac

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8
14-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%26.2
25-34 Yaş
%38.4
35-44 Yaş
%18.3
45-54 Yaş
%4
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67
Erkek
%33

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.2 (303)
9
%23.9 (257)
8
%23.6 (254)
7
%13 (140)
6
%5.6 (60)
5
%2.1 (23)
4
%1.5 (16)
3
%1.4 (15)
2
%0.4 (4)
1
%0.2 (2)

Kitabın sıralamaları